Başkanlık Sistemi İle İlgili Doğru Bilinen Yanlışlar

1.  Başkanlık sistemi gelişmiş bir yönetim şekli midir?

Başkanlık sisteminin diğer hiçbir yönetim sistemine karşı gözle görülür bir üstünlüğü yoktur. Aksine, geniş yetkilerin tek elde toplanması nedeniyle birçok uygulaması da sadece diktatörlükleri çağrıştırır.

Başkanlık sistemi, Afrika ülkelerinde diktatörlüğün yumuşatılmış ismidir. Latin Amerika’da askeri, bürokratik ve siyasi elitin yönetim şeklidir. Orta Doğu’da belirli bir mezhep ya da aşiretin antidemokratik bir şekilde tek başına yönetiminin diğer adıdır. SSCB’nin dağılmasıyla oluşan cumhuriyetlerde ise, modern bir komünist parti ve politbüro yönetimi şeklindedir.  Kontrol mafya ve birkaç ailenin elindedir.

2.  Ekonomik gelişme için başkanlık sistemi gerekli midir?

Kişi başına düşen gelir bakımından en zengin 20 ülkenin sadece 3’ü başkanlıkla yönetilmektedir. Buna karşın en fakir 50 ülkenin 36’sı başkanlıkla yönetilmektedir. 2. Dünya Savaşı’ndan yıkılarak çıkan Almanya, İtalya ve Japonya savaşın yerle bir ettiği İngiltere bugün parlamenter rejimle tekrar dünyanın ilk 10 ekonomisi içine girmiştir. Türkiye AK parti yönetiminde 2003 yılından beri yaşadığı ekonomik büyümeyi parlamenter rejim altında yaşamıştır.

Ekonomik gelişme yönetim sisteminin bir sonucu değildir. Kalbi Allah aşkıyla, vatan ve millet sevgisi dolu yönetici kadrolar, maneviyatı yüksek bir toplumla bu başarıyı yakalayacaktır Allah’ın izniyle.

3.  Eyalet sistemi ya da federasyon olmadan da başkanlık sistemi olabilir mi?

Günümüzde bazı ülkeler, farklı federatif devletlerin birleşmesiyle bir araya gelmiştir. Bu federatif devletlerin ortak bir gönül birliği, ortak ülkü idealleri olmasa da dışarıya karşı güçlü olabilmek ve sağlam güvenlik politikaları oluşturabilmek için bir araya gelmeleri zaruri olmuştur. Başkanlık işte bu tip durumlarda uygulamaya konulmaktadır. Askeri diktatörlükler hariç başkanlık sisteminin mantığı, federatif yapıları bir arada tutabilmek için farklı etnik yapıları kendi haline bırakmaktır. Bu sistemin uygulanmasının sonucunda, zamanla merkezle ayrışmaya başlayan ve eşitsizlikleri ortaya çıkaran güçlü yerel yönetimler oluşmaktadır. Başkan yerel politikalardan bağımsızdır. Bu da zamanla ayrılıkçı söylemleri güçlendirmekte ve büyütmektedir. Bu bilindiği halde, birliği oluşturmak için başka seçenek de olmadığından federasyonlar için başkanlık sistemi kullanılmaktadır.

4.  Türkiye’nin daha iyi yönetilebilmesi için başkanlık sistemi gerçekten lazım mıdır?

82 Anayasası ile askerler cumhurbaşkanlığına yürütmeyi engelleyici yetkiler verdi. Özellikle üçlü kararname ile stratejik birçok önemli atama cumhurbaşkanlığı onayına bağlandı. Benzer bir yetki anayasa mahkemesine de verildi. AYM de bir nevi üst senato yetkisi ile yasama ve yürütmenin önünü kapatır hale geldi.

Ancak, 2010 referandumuyla Cumhurbaşkanı’nı artık halkın seçmesiyle derin devletin siyasi oyunları da tarihe karışmış oldu. AİHS kriterlerine dayanarak yapılacak kapsamlı bir yargı reformu ile HSYK ve AYM kanunundaki değişiklikler de hukuk devletini daha da güçlendirecektir. Gerekirse bu değişiklikler ve daha fazlası yeni anayasaya konulabilir. Ama başkanlık sistemine geçiş gibi geniş çaplı bir değişikliğe ihtiyaç yoktur. Sorunun kaynağı hukuk sistemiyse, sorunun çözümü de yargı reformundadır, rejim değişikliğinde değil. 

5.  PKK ve Öcalan başkanlık sistemine karşı mı?

PKK bölünme stratejisi ve hedeflerini yeni anayasada yapılacak değişikliklere bağlamıştır. Yeni yapılacak anayasada, başkanlık sistemi ile birlikte yerinden yönetim, güçlü yerel yönetimler, özerklik, federasyon sistemi gibi isimlerle bölünmenin ilk aşamalarını elde etmeye çalışmaktadırlar. Hatta bu nedenle kaybedeceklerini, parti olarak katıldıklarında barajı geçemeyeceklerini bile bile seçime direk katılmayı planlamaktadırlar. Baraj altında kalmaları ile birlikte Güneydoğu illerinin milletvekillerinin tümünü Ak Parti alacaktır. Bazı HDPli yetkililer de bölge insanını mecliste temsil edemeyince kendilerinin alternatif meclislerini kuracağını şimdiden açıklamaktadır. Böylece uluslararası kamuoyunu da rahatlıkla etkileyip özerklik ilan edebileceklerini düşünmektedirler. Abdullah Öcalan diğer taraftan, Ak Parti’nin de gündemde tuttuğu başkanlık sisteminin federasyonları da beraberinde getireceğini bilmekte, yıllardır bu yüzden bu sistemi özellikle savunmaktadır.

6.  Başkanlık sistemi darbeleri engeller mi?

Gerçekte Başkanlık sistemi darbelere zemin hazırlayan bir sistemdir. Başkanlara verilen güç sonrasında bu gücün kötüye kullanımı durumu oluşunca toplumsal muhalefeti ayağa kaldırır. Süresi dolmadan değiştirilemeyen her başkan da bu şekilde kendine güçlü düşmanlar edinir.

Diğer taraftan, parti desteğinden mahrum başkanlar da makamlarında yalnızlaşırlar. Başkanlığın elde edilmesiyle büyük bir gücün de sahibi olunacaktır. Başkanın ortadan kalkmasıyla tüm güç el değiştirecektir. Bu da birçok karanlık yapıyı illegal organizasyonlara yönlendirir. Bunun illa ki silahlı güç olması gerekmez. Yüzyılımız artık birçok postmodern darbeye de şahit olunduğu bir çağdır.

Bugün başkanlık sistemi ile yönetilen ülkelerde 20. yüzyılda yüzlerce askeri darbe olmuştur. Sabah erken kalkanın darbe yaptığı Afrika ülkeleri, aşiret savaşları ile başkan değiştiren Ortadoğu ülkeleri, generallerin generalleri devirdiği Latin Amerika ülkeleri, mafya kontrolünde darbeler olan eski Sovyet Cumhuriyetleri hep başkanlık sistemi ile yönetilmektedir.

7.  “Başkanlık sistemi diktatörlüğe yol açmaz” sözü doğru mu?

Başkanlık sisteminin en önemli riski gücü eline alan kimi egoist, makam sevdalısı ve art niyetli kişilerin/grupların başkanlığı bırakmak istememesidir. Ehli iman, kalbinde Allah korkusu, vatan, millet sevgisi olan birisinin başkanlık yetkisine sahip olmasında elbette bir sakınca yoktur. Tam aksine, deccali bir karaktere sahip bir kişi şartlar gereği başkan olursa millet üzerinde totaliter bir güç haline gelecektir. Dünya tarihi böyle yüzlerce örnekle doludur. Bugün, 15 yıldır milletimize ve mazlumlara hami olan Sn Erdoğan’ı düşünerek başkanlık sistemini destekleyenler, yarın öbür gün onun yokluğunda olağanüstü şartlarda gelişebilecek riskleri gözardı etmemelidirler.

Başkanlık sisteminden diktatörlüğe geçiş güllük gülistanlık zamanlarda olmaz. İç karışıklıklar, ekonomik krizler, savaş tehlikeleri gibi olağanüstü şartlar gözlenir. Hatta kimi zaman bu şartlar suni olarak oluşturulur. Savaşlar iç karışıklıklar tetiklenir. Ekonomik krizler yaratılır. Suikastlar faili meçhuller birbirini izler. Yakın tarihimiz böyle onlarca komünist derin devlet çetelerinin icraatları ile doludur.

8.  “Gelişmiş bir devlet olan Amerika’da başkanlık sistemi başarıyla uygulanmaktadır. Güç, başkanlardadır.” çıkarımı ne derece doğrudur?

Başkanlık sistemi Amerika’da yıkılmanın eşiğindedir. Başkan Obama tabiri caizse bir “Meclis darbesi” yaşamaktadır. Hiçbir kanunu çıkartamamaktadır. Cumhuriyetçilerin kontrolündeki meclis Obama’yı iki defa maaş ödeyemeyecek hale getirmiştir. Hükümet 2013’te kepenk kapatmıştır. Kongre’nin iki kanadına da hakim olan Cumhuriyetçi grup, İsrail başbakanını Demokrat başkan Obama’ya haber vermeden davet etmekte, mecliste konuşturmaktadır. Adeta ‘güç bizde’ gösterisindedirler. Obama Oval Ofis’te yalnız bir şekilde süresini doldurmaktadır.

Bu sadece Obama’ya özgü bir durum değildir. Amerikan başkanları her zaman sadece derin devletin politikalarını uygulayan kişi konumundadırlar. İnisiyatifleri yoktur. Etrafları yılların derin bürokratları FBI CIA başkanları ile çevrilidir. Başkanlık sarayının kapısının önü silah lobicileri, derin devlet ajanları kaynamaktadır.

Başkanların kendi kararlarını almaları, canlarına kastetmeleridir. Son 150 yılda 4 Amerikan Başkanı suikasta kurban gitmiştir. 1 tanesi şaibeli bir zehirlenme sonucunda ölmüştür. 15 başkana suikast girişimi olmuştur. Başarısız suikast girişimine uğrayanların arasında baba ve oğul Bush, Clinton, Obama, Reagan da vardır. Suikastçıların hiçbiri yabancı devlet ajanı değildir. Tamamı Amerikan menşeili girişimlerdir.

Bunlara ek olarak Watergate skandalı ile devrilen Nixon’ı, başkan yardımcısı darbesiyle aday yapılmayan Johnson’u, Lewinski skandalı ile işlevsiz bırakılan Clinton’ı da eklersek Amerikan başkanlık sistemi sadece piyon olacak başkanlar istediği açıkça görülecektir.

9.  “Fransa demokrasinin beşiğidir ve başkanlık sistemi vardır” mantığı doğru mudur?

Fransa bugün 5. Cumhuriyetini yaşamaktadır. İlk iki cumhuriyet amca-yeğen Napolyon’ların başkanlık yetkilerini imparator haline getirmelerinden dolayı yıkılmıştır. 3. Cumhuriyet ise Nazi işgali ile sona ererken 4. Cumhuriyet’te meclis ve ordu destekli General De Gaulle’ün tatlı sert darbesi ile yıkılmıştır. Bugünkü anayasa De Gaulle’ün darbe anayasasıdır.

Yani yarı başkanlık sistemi Fransa’da demokrasinin gelişip ilerlemesiyle halk tarafından seçilerek oluşmadı. Gücü elinde toplamak isteyen askerlerin dayatması ile tepeden getirildi.

Benzer durumlar bugün başkanlık sistemi ile yönetilen Güney Kore, Brezilya, Arjantin, Şili ve diğer tüm ülkelerde yaşandı.  Başkanlık sisteminin en yaygın unsurları darbeler, askeri yönetimler, suikastlar ve totaliter rejimler oldu. 

10.  Başkanlık sistemi bölünmeye neden olmaz mı?

Türkiye’yi bölmeyi on yıllardır kafasına koymuş Amerikan ve Avrupa derin devletleri başkanlık sistemine geçişi bu hedeflerindeki ilk basamak olarak görmektedirler. Seçilen başkanın muhtemelen yoğun baskılar altında ülkeyi özerk eyalet veya federatif yapılara böleceğini hesaplamaktadırlar. Ellerinde 35 yıldır her türlü kanlı katliamda kullandıkları PKK gibi dünyanın en büyük kiralık katil ve mafya organizasyonu kozu bulunmaktadır. İşte bu sebeple, PKK ve dolayısıyla bölünme tehlikesi bir daha geri gelmemek üzere ortadan kalktığında başkanlık sistemini tartışmak en doğru seçenek olacaktır.

Adnan Oktar'ın Arabian Gazette'de yayınlanan makalesi:

http://www.arabiangazette.com/everything-wrong-with-the-presidential-system/

2015-02-05 02:43:17

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top