Fransa Eski Sömürgelerine Muhtaç

Benin, Burkina Faso, Çad, Ekvator Ginesi, Gabon, Gine, Fildişi Sahili, Kamerun, Komoros, Kongo, Mali, Nijer, Orta Afrika Cumhuriyeti, Senegal, Togo ve Yukarı Volta...

İç savaşlar, açlıklar ve salgın haslıklar nedeniyle kırılan, ezilen ve zor durumda olan, ama yeraltı kaynakları açısından çok zengin olan bu Afrika ülkelerinin ortak noktası, eski Fransız sömürgesi olmaları.

Bu Sahraaltı Afrika ülkelerinde yeraltı kaynakları henüz keşfedilmemişken, Fransa 1960’lı yıllarda aldığı bir kararla bu ülkelerin bağımsızlığını tanıdı. Fransa’nın bu kararı almasındaki ana sebep bu ülkelerin insan kaynaklarına ihtiyacı kalmaması ve bu ülkelerin içişleri ile uğraşma maliyetinin yüksek oluşuydu.

Fransa bu ülkelere siyasi özgürlüklerini verirken, yeni bağımsızlıklarını kazanan bu ülkeleri olası karışıklık durumlarında zor durumda kalmamaları için ekonomik olarak kontrol altında tutmaya çalışmıştır.

Fransa halen Cibuti, Senegal, Gabon, Çad, Orta Afrika Cumhuriyeti ve Fildişi Sahili’nde 6 askeri üs bulundurarak Afrika’da nüfuz hâkimiyetini sürdürmektedir. Bu üslerin dışında Fransa, her türlü ekonomik sıkıntıya rağmen Mali’ye destek için 3000 Fransız askeri gönderdi fakat askerlerini öngördüğü tarihte geri çekemedi. Orta Afrika Cumhuriyeti’nde 400 olan asker sayısını 1400’e çıkarma kararı aldı. Kongo, Burundi, Ruanda ve Somali’de de Fransız askerleri bulunuyor.

Fransa ile eski sömürgeleri arasında ciddi bir ekonomik ve stratejik ilişki bulunuyor. Nükleer enerji konusu bunlardan biri. Fransa ülkedeki elektrik ihtiyacının yüzde yetmiş beşinden fazlasını nükleer enerjiden sağlıyor. Bu enerjiyi üretmek için gereken uranyumu Nijer’den alıyor. Bu yüzden Nijer ve komşusu Mali Fransa için hayati bir önem teşkil ediyor.

Fransız ekonomisi ile kuruluşu 1945’lere dayanan eski sömürgelerinden oluşan Frank Birliği (CFA: Communaute Financiere Africaine) ekonomileri iç içe yaşamaktadır. Bu ülkelerin Fransa’nın kontrolü dışında ekonomik veya siyasi hamle yapması çok zor. Yazımıza başlarken saydığımız ülkelerin hepsi CFA Frankı kullanır ve ekonomik olarak Fransa’yla uyumlu hareket ederler.

CFA üyeleri yapılan anlaşmalar nedeniyle döviz rezervlerini kendi ülkelerinin merkez bankalarında değil, Fransa Ulusal Bankası’nda tutmak zorundalar. 1945-1973 arasında döviz rezervlerinin %100’ünü Fransa’da bulundurmak zorundalarken bu oran 1973’te %65, 2005 tarihinde yapılan karşılıklı anlaşmalarla %55’e indirildi. Bu %55’lik rakamın üzerine %15’lik ek bir kısım döviz daha Garanti Fonu adı altında Fransa’da tutuluyor. Ayrıca bu birlik üyelerinin ülke toprakları dışında elde ettikleri tüm gelirleri de Fransız Ulusal Bankası’nda tutuluyor. Yani bu ülkelerin döviz gelirlerinin %90’lık kısmı Fransa’da tutuluyor. Ayrıca bu birliğe üye ülkelerin altın rezervleri de Fransa’da tutuluyor.

Eski sömürgelerin Fransa’daki parasının 300 milyar doların üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Frank bölgesi ülkeleri döviz harcamadan bütün paralarını Fransa’ya yöneltiyorlar. Paraya ihtiyaçları olunca buradaki paradan almaları gerekirse Garanti Fonu’ndaki parayı alıyorlar, ama bunun için de Garanti Fonu’nu kullandıkları için faiz ödüyorlar.

CFA olarak adlandırılan bu ekonomik birliğin kuruluş ve sözleşme maddelerine göre üye ülkeler bu birliği terk etmekte özgür.

1960 yılından günümüze Afrika’da 26 ülkede, 16’sı eski Fransız sömürgesi olmak üzere 67 askeri darbe gerçekleşti. Bu darbelerin başrolünde ise genelde Avrupalı lejyoner askerler vardı.

Bugün Fransa’da özellikle milliyetçi oylarla birlikte göçmenlere ve Müslüman nüfusa yönelik tepkiler yükselse de krizdeki Fransa’yı bu istenmeyen, hor görülen topluluklar ayakta tutuyor. Özellikle eski sömürgelerin Fransa Ulusal Bankası’nda bulunan paraları Fransa için hayati bir öneme sahip.

Fransa nüfusu yaşlı ve yüksek gelir sebebiyle rahat bir yaşama alışmış durumda. Ülke krizde olmasına rağmen haftalık çalışma saatleri en az olan ülkelerden biri. Oysa özellikle son dönemde ülkede istenmeyen Müslüman nüfus dinamik, genç ve çalışmaya ihtiyaçları var. Avrupa’nın en kalabalık 3. Müslüman topluluğu Fransa’da yaşıyor. Müslümanlar ülke nüfusunun %10’una denk gelen 6 milyon rakamıyla da kritik bir öneme sahip durumdalar.

Eğer Fransa geleceğini aydınlık kılmak, daha çok sorunlarla uğraşmak istemiyorsa, öncelikli olarak ülkesindeki göçmenleri ve Müslümanları memnun etmelidir. Radikal terör örgütleriyle mücadele kapsamında alacağı önlemlerle Müslümanların haklarını ihlal etmekten özenle kaçınmalı, onları çok iyi korumalı. Françafrique olarak tanımlanan politikalarını da revize ederek “kullanmak” değil, “ortak yaşamak” ilkesine göre daha insancıl bir hale getirmeli. Eğer Fransa politikasını bu yönde değiştirmezse Fransa’nın başı daha çok ağrıyacağa benziyor. 

Adnan Oktar'ın Urdu Times'da yayınlanan makalesi

2015-03-29 17:00:38

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top