Başkanlık sistemi Türkiye’yi bölünmeye götürür

Avrupa ve Asya kıtaları arasında çok önemli bir köprü vazifesi gören Türkiye bu hafta sonunda genel seçimler için sandığa gidiyor. Aslında bu seçimler sadece Türkiye’yi değil, bir yangın yerine dönmüş Ortadoğu’yu ve batılı ülkeleri de çok yakından ilgilendiriyor.

Türkiye’nin güney sınırındaki komşuları Irak ve Suriye’de uluslararası güçlerin de dahil olduğu çok yoğun bir savaş yaşanıyor. Ülkemiz, savaştan kaçan yaklaşık 2,5 milyon mülteciyi kendi toprakları içerisinde ağırlıyor. Sınır bölgelerinde sürekli çatışmalar yaşanıyor. Bölgesel enerji nakil hatları ve ticaret yolları neredeyse kullanılamaz halde. Irak ve Suriye’nin parçalanarak birçok yeni devletin kurulması gündeme getirilirken, bu yeni çizilen sınırların Türkiye’yi de kapsayacağı yönünde çok karanlık senaryolar ortaya atılıyor. Türkiye’de yaklaşık 40 yıldır faaliyet gösteren komünist ayrılıkçı terör örgütü PKK, aynı zamanda İran, Irak ve Suriye’de de yapılanmış bir vaziyette. PKK’nın, Türkiye’den de toprak alarak bağımsız Stalinist Kürdistan kurma hayalleri, karışan Ortadoğu coğrafyasında tekrar tekrar gündeme getiriliyor ve birçok derin devlet tarafından da destek görüyor. Dolayısıyla bu seçimlerde ortaya çıkacak tablo, sadece Türkiye siyasetini etkilemekle kalmayacak, Ortadoğu politikalarına da yansımış olacak.

Bu seçimleri Türkiye açısından önemli kılan bir başka unsur da, seçimlerden sonra yapılması düşünülen yönetim sistemi değişikliğinin gündeme getiriliyor olması. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan itibaren uygulanmakta olan parlamenter model yerine başkanlık sistemine geçilmesi talebi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından sıkça vurgulanırken, kurucusu olduğu ve iktidardaki Ak Parti’nin söylemlerinde tam anlamıyla yer bulmuş değil. Bu yeni model Ak Parti’nin seçim beyannamesinde zayıf bir şekilde yer alsa da özellikle iktidar partisinin mitinglerde başkanlık sistemine geçişe hemen hemen hiç değinilmiyor. Bunun ana nedeni, başkanlık sistemine geçişin halkta yarattığı endişe ve bu endişenin sandığa olumsuz yansıyacağı düşüncesi. Yapılan anketlerde halkın %70’inin başkanlık sistemine karşı olduğunun ortaya çıkması, hükümet partisini ister istemez bu yeni modeli savunma konusunda tereddüte düşürmüş  durumda. Halkın karşı olmasının ise elbette çok güçlü sebepleri var.

Başkanlık Sistemi Neden Kabul Görmüyor

1. Başkanlık sisteminin federatif bir sistem getirecek olması. Özellikle bu madde, Türkiye’de başkanlık sisteminin kabul görmemesinin ana nedenini oluşturuyor.

Başkanlık sisteminin doğasında olan federasyon ve eyalet sistemlerinin Türkiye’yi böleceği yönündeki haklı düşünce, halkın bu sisteme karşı çıkmasında en büyük etken. Zaten, sistem anlatılırken sık sık gündeme getirilen “Amerika Birleşik Devletleri ve Meksika Birleşik Devletleri” örneklerinin federatif sistemler üzerine kurulu olması model hakkında net ipuçları veriyor.

Federasyon Türkiye’yi Kesin Olarak Bölecektir

Federasyon, pek çok ülkede geçerli bir yönetim biçimidir, fakat Türkiye için çok büyük bir risktir. Çünkü Türkiye, Güneydoğu bölgesini ayırarak ayrı bir devlet kurmak isteyen komünist terör örgütü PKK ile yıllardır mücadele etmektedir. Bu mücadelede, bölücülere federasyon/özerklik vermemek için çaba gösteren güvenlik güçlerimizin de içinde bulunduğu 40 binin üzerinde insanımız şehit olmuştur. Örgütün ise en büyük amacı, daima, Türkiye’nin Güneydoğu bölgesini ele geçirerek, bölgede komünist bir devlet kurmak ve bu komünist devleti Ortadoğu ve Balkanlara doğru genişletmek olmuştur.

PKK, 40 yıldır çaba gösterdiği Türkiye topraklarını bölme girişimini doğrudan yapamamaktadır fakat başkanlık modeli, sistemi gereği komünist terör örgüte bu imkanı sağlayabilecektir. Başkanlık modellerinde uygulanan, ‘valilerin bölgelerce seçilmesi, eyaletlerde farklı meclislerin ve farklı anayasaların oluşturulması’ da ülkemiz için büyük tehlike arz etmektedir. Bu imkanları kullanacak olan PKK, uzun zamandır uyguladığı halka baskı politikasıyla PKK’lı valilerin seçilmesini sağlayacak ve Güneydoğu’da PKK anayasasının hakimiyeti söz konusu olacaktır. Bu durumun, ayrılıkçı terör örgütünün hakimiyetine sebebiyet vereceği ortadadır.

İçinde bulunduğumuz coğrafya olan Ortadoğu’da, Balkanlarda, Kafkasya’da sürekli olarak özerk/federatif bölgelerin bağlı oldukları devletlerden ayrıldıklarına şahit olunmaktadır. Başkanlık sisteminin getireceği federatif sistem, Türkiye’de de üniter yapının bozulmasına, federatif bölgelerin bağımsızlık taleplerinin gündeme gelmesine sebep olacaktır. Federasyonlar uluslararası hukuktan alacakları yeni haklarla ayrılık referandumlarına kolaylıkla gidecektir. Bu durum, diğer federal devletler için sorun teşkil etmeyebilir, fakat Türkiye’deki sorun komünist terör sorunudur. Ayrılık, komünist bir devletin oluşmasına olanak verecektir. PKK yaklaşık 40 yıldır bu fırsatı kollamaktadır.

Dolayısıyla bunca yıllık “Tek vatan” mücadelesinden vaz geçmeye ve şehit kanlarıyla sulanmış Türk topraklarının bir bölümünü ayrılıkçı terör örgütüne adeta hediye etmeye kimse razı olmamıştır ve olmayacaktır. İşte bu nedenle, federatif bir yönetim modelinin Türkiye’de kabul görmesi mümkün değildir.

2. PKK lideri Öcalan’ın da ABD modelli federatif başkanlık sistemini istiyor olması.

2013 yılında Öcalan’ın, “Başkanlık sistemi düşünülebilir... Yalnız Başkanlık ABD’deki gibi olmalı, devlet meclisi gibi bir senato. İkincisi, bir de halklar meclisi.” sözleri basına yansımıştır. Abdullah Öcalan burada açıkça federatif sistemli bir başkanlığı destekleyeceğini belirtmiştir. Bu, Türkiye için büyük bir risktir. Sırf bu talep bile, Türk milletinin federasyon içeren bir başkanlık sistemine karşı olması için yeterlidir.

Sonuç

Türk milletinin, komşuları başta olmak üzere dünya üzerindeki tüm mazlumlara sahip çıkma gibi çok önemli bir ülküsü vardır. Türkiye’nin bir başka ideali de, İslam ülkelerini AB modelli bir birliktelik içinde bir araya getirerek demokrasiyi, huzuru ve barışı tesis etmektir. Tüm bu ülkü ve idealler için güçlü bir Türkiye’ye ihtiyaç vardır. Bunun için de her şeyden önce Türkiye’nin üniter parlamenter yapısını koruması, kendi içinde kardeşlik bağlarını, birliğini pekiştirip güçlendirmesi ve ayrılıp dağılmaması gerekmektedir. Asıl tehlike ise komünizm sorunudur. Ortadoğu’nun kilit coğrafyasında kurulmak istenen komünist bir devlet, sadece Türkiye’ye değil, tüm coğrafyaya, ardından da bütün dünyaya dehşet saçacak, bugün PKK’ya bilgisizce destek veren emperyalist güçler, bu büyük felaket karşısında çaresiz kalacaklardır. Bu kabusun yaşanmaması için tehlikenin büyüklüğü görülmeli, Türkiye’nin bölünmesinin neye mal olacağı öngörülmeli ve buna yol açacak hiçbir yola tevessül edilmemelidir.

Adnan Oktar'ın The Jakarta Post'da yayınlanan makalesi:

http://www.thejakartapost.com/news/2015/06/06/presidential-system-a-threat-turkey.html

2015-06-12 00:52:16

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top