Moskova Zirvesi ve Büyük İttifak

Suriye iç savaşının ciddi boyutlara ulaşmaya başladığı dönemlerde, gerek uluslarası basında çıkan köşe yazılarım gerekse verdiğim ropörtajlar yoluyla, bölgede kesin çözümün Türkiye-İran-Rusya ittifakı ile mümkün olabileceğini çok defa dile getirmiştim. Söz konusu üçlü ittifakın, bölgede hem önemli bir güç sağlayacağını, Suriye için kesin, etkili ve mantıklı çözümü getirebileceğini ve Suriye’nin, dolayısıyla da Türkiye ve İran’ın toprak bütünlüğünü garantiye alacağını belirtmiştim.

20 Aralık tarihinde, üç ülkenin Dışişleri Bakanları tarafından gerçekleştirilen üçlü zirve, bu önemli dileğimizin bir tezahürü niteliğindedir. Gerçekleşen toplantı sonrası yayınlanan ortak deklarasyonda, Suriye’de tüm ülkeyi kapsayacak bir ateşkes ilan edilmesi, rejim ile muhalifler arasında barış görüşmelerinin başlaması ve Suriye toprak bütünlüğünün korunması gibi temel konularda kararlara varılmıştır. Deklarasyonun uygulanmasının garantörleri ise Rusya, İran ve Türkiye olacaktır.

Söz konusu deklarasyonda, "etnik köken, din ve mezhep gözetmeksizin Suriye'nin egemenliğine, bağımsızlığına, birliğine ve toprak bütünlüğüne duyulan saygı” dile getirilmiş ve “Halep’ten sivillerin ve silahlı muhaliflerin tahliyesinin kesintiye uğramadan, güvenli ve emin bir şekilde tamamlanacağı” taahhüt edilmiştir. Halep konusunda belirtilen bu karar, bazı kesimler tarafından İran’a yöneltilen haksız eleştirilere de önemli bir cevap niteliğindedir.

Toplantının hemen öncesinde, Rusya’nın Ankara büyükelçisinin Türkiye’de, kalleşçe bir suikast ile öldürülmesinin tarafları yıldırmaması tam aksine birbirlerine daha da kenetlenmeleri, teröre karşı kararlılığın en önemli göstergesidir kuşkusuz. Bu hain suikast, uzun zamandır bölgede Türk, Rus ve İran ittifakını istemeyen bir kısım derin güçlerin rahatsızlığını ortaya koyar niteliktedir.

Unutulmamalıdır ki, terörün amacı, yalnızca teröre maruz kalan ülkelerin hükümetlerini zayıflatmak, halk içinde korku yaymak ve ayrımcılığı teşvik etmekle sınırlı değildir. Terörün amacı, bir ülkeyi, diğer ülkeler ve başka toplumlar nezdinde de şüpheli ve güvensiz hale getirebilmektir. Bu metot, özellikle İran-Türkiye-Rusya üçlüsü söz konusu olduğunda defalarca denenmiştir. Özellikle böylesine kritik bir toplantı öncesinde, tanıdığımız ve sevdiğimiz bir insan olan Andrey Karlov’un kahpece, sinsice ve korkakça arkadan vurulması, yine aynı oyunların oynandığına açık işarettir. Rusya ve İran, bu kirli oyunu görmüş ve toplantıya planlandığı şekilde devam ederek, teröristlere istediğini vermemiştir.

Toplantıda Lavrov’un şu sözleri dikkat çekicidir: “İnanıyoruz ki, BMGK bile bu yönde bir karar alamazken, ülkelerimiz çözüm ve insani yardımları yeniden canlandırma çabalarında rol oynayabilir.” Bu tespit doğrudur. BMGK’nın uzun zamandır, özellikle Suriye konusunda herhangi bir karar alamadığı bilinen bir gerçektir. Zaten BMGK, yapısı itibariyle Suriye konusunda bir çözüm üretmekten çok uzaktır. Batı’nın Ortadoğu politikası, ABD ve Avrupa’ya cebren hakim edilmiş bir derin devlet politikası dahilinde işlemektedir. Bu derin yapılanmaların Suriye üzerindeki hedefleri ve amaçları ise farklıdır. Kapalı kapılar ardında çizilen, ülkelerin paramparça edildiği yeni Ortadoğu haritası bu kesimlerin elinden çıkmıştır. Bu kesimler, parçalanmış bir Ortadoğu projesine ilk olarak Suriye’den başlama planı içindedirler. Dolayısıyla, Suriye’deki sorunlara çözüm bulmaktan çok, Suriye’yi çeşitli bölümlere ayırma hedefi gütmektedirler.

İşte bu nedenle, bölgede etkili üç dost ülkenin bir araya gelerek, derin planların ötesinde akılcı, dostane ve tümüyle barışa yönelik bir karar alması, Suriye için oldukça özel ve sevindirici bir gelişmedir. Zaten baştan beri söz konusu üç ülkeye dikkat çekmemizin ve çözümün, ancak bu ülkelerin uzlaşısı ile mümkün olabileceğini ısrarla belirtmemizin de sebebi budur.

Önemli olan bir başka nokta ise, bu üç ülkenin de, bölge üzerinde oynanan derin oyunların farkında oluşlarıdır. Bu nedenledir ki bu üç devlet, bölge üzerindeki hain planları da istikrarla bozmaktadır. Bu durum, bölgede nifak isteyen çeşitli kesimlerin önünü kesmekte, emellerine ulaşamayan söz konusu kesimler de çözümü Türkiye veya İran içinde karışıklık çıkarmada bulmaktadırlar. Fakat bu oyun, sonuç vermemektedir. Taraflar; teröre ve kirli oyunlara karşı etkili çözümün ittifak ve daha fazla dostluktan geçtiğini anlamış durumdadırlar. Unutulmamalıdır ki terör, zayıf insanları korkutabilir; ama terörün mahiyetini iyi tanımış akılcı milletleri daha fazla birbirine kenetler.

Moskova’da gerçekleşen uzlaşma, eminiz ki güzel gelişmelere yol verecektir. Ancak alınan kararlarla birlikte aşılması gereken bazı engeller vardır. Bu engellerin en önemlisi, ağır siyaset anlayışıdır. İran, Rusya ve Türkiye, bu aşamadan sonra artık ağır ve bürokratik siyaset anlayışıyla değil, oldukça seri bir ittifak anlayışıyla adım atmalıdır. Son zamanlarda da bu yönde istidatlı olduklarını göstermişlerdir.

Dostluk, siyasette çok da fazla tanınmayan bir terimdir. Medeniyetler Çatışması adı altında dünyaya servis edilen materyalist ve diyalektikçi anlayış, devletleri sadece çıkarları doğrultusunda hareket eden bencil yığınlar haline getirmiştir. Büyük bir çoğunluğun, dünyadaki felaketlere böylesine kayıtsız kalmasının da temel sebebi budur. İran, Rusya ve Türkiye, bu egoist siyaset anlayışını büyük ölçüde kırmış ve siyasete, diplomasinin en büyük ihtiyacı olan dostluğu getirmiştir. Lavrov’un son toplantıda Suriye’deki durum için üç ülkenin ortak kararının siyasi ve diplomatik çözümün dışında alternatif olmadığı ve soruna askeri bir çözümün olamayacağı konusuna vurgu yapması son derece önemlidir. İşte bu anlayış güçlendirilmeli ve bürokratik engeller ortadan kaldırılarak en etkili işbirliği ve dayanışma gerçekleşmelidir.

Kan ağlayan Suriye, bu üç ülkenin dostluğu ve ittifakı sonucunda yaralarını sarabilecektir. Bu konuda önümüzde hiçbir engel yoktur. Ne baskı, ne tehdit, ne de terör önümüze geçememekte, hiçbir derin güç, bu üç güçlü devlete boyun eğdirememektedir. Unutulmamalıdır ki, dostluk ve barış üzerine ittifak büyük bir güç demektir ve bu güç ile, Suriye’deki savaştan menfaat bulanların hevesleri kursaklarında kalacaktır.

Adnan Oktar'ın Tehran Times & News Rescue & Daily Mail'de yayınlanan makalesi:

http://www.tehrantimes.com/news/409439/The-Moscow-summit-and-the-great-alliance

http://newsrescue.com/moscow-summit-great-alliance/

http://dailymailnews.com/2017/01/14/the-moscow-summit-and-the-great-alliance/

2016-12-25 22:28:04

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top