Ramazan 2010 - 1. Gün

 

“Ey İman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi oruç, size de yazıldı. Umulur ki sakınırsınız...” (Bakara Suresi, 183) ve “... Oruç tutmanız, eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır” (Bakara Suresi, 184) ayetleriyle Allah’ın farz kıldığı oruç ibadeti Müslümanlar için sayısız faydası ve hikmeti olan bir ibadettir. Tüm Müslümanların birarada gerçekleştirdiği bu ibadet dünyanın dört bir yanına yayılmış olan Müslümanların tesanüt ve şevkini daha da artırır. Toplu olarak yapılması maneviyatın daha da artmasına vesile olur.

Oruç Allah’tan samimi olarak korkan, Allah’a yakınlaşmak için vesile arayan müminler için büyük bir imkandır. Allah’ın emrini yerine getirmek, Allah’ın rızası için gün boyu güzel bir sabırla sabretmek, iftar yapmak, sahura kalkmak hepsi ayrı birer ecir vesilesidir. Bundan dolayı sürekli bir ecir arayışı içinde olan Müslümanlar, Ramazan ayını büyük bir sevinç ile karşılarlar. Her attığı adımda Allah’ı razı etmeye, Allah’ın bildirdiği şekilde yaşamaya çalışan Müslümanlar, Ramazan ayı boyunca bir yandan her zaman yaptıkları ibadetlerin ecrini kazanırken, bir yandan da oruç tutarak ecir kazanırlar.

Mübarak Ramazan boyunca sizlere ulaşacak olan bu sayfalarımızda Türk-İslam birliği, yoksulların korunması gibi konulardaki birbirinden önemli makalelere ve Rabbimiz'in sonsuz gücünü ortaya koyan mükemmellikteki iman hakikati bilgilerine, gündemdeki olaylara Sayın Adnan Oktar'ın yorumlarına dair birçok örnek bulacaksınız.

Yüce Rabbimiz'den Ramazan Ayının tüm insanlığa barış, esenlik, huzur, güven, kardeşlik, adalet ve sevgi dolu günler getirmesini gönülden niyaz ediyoruz.

 

 

Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar. (Al-i İmran Suresi, 103)

 

 

Muaz! Sana her taşın ağacın ve duvarın yanında nerede olursan ol Allah'tan korkmanı, işlediğin her günahın ardından gizlisine gizli, aleni olanına da aleni tevbe etmeni tavsiye ederim." (Ebu Nuyam el-Ilye, Beyhaki, ez-Zühd'de açıklamışlardır; Huccetü'l İslam İmam Gazali, İhya'u Ulum'id-din, 2. cilt, Çeviri: Dr. Sıtkı Gülle, Huzur Yayınevi, İstanbul 1998, s.793)

 

 


 

Müslümanlara Düşen Önemli Sorumluluk İslam Ahlakının Anlatılması
 

İçinde bulunduğumuz dönem, hem din ahlakının yaygınlaşmasının önemini açıkça göstermekte, hem de Müslümanlara gerçek din ahlakını insanlara anlatmak için çok fazla imkan sağlamaktadır. 19. yüzyıl toplumların hızla din ahlakından uzaklaştıkları, din dışı ideolojilerin güç kazandığı bir dönem olmuştu. Bu durum 20. yüzyılın ilk yarısında insanlara çok büyük felaketler getirdi. Halen de çeşitli ülkelerde yaşanan gerilim ve çatışmalar, pek çok insana büyük acılar getiren açlık, fakirlik, ahlaki çöküntü, toplumsal dejenarasyon gibi temel sorunlar köklü çözümler beklemektedir. Ayrıca İslam dünyasının içinde bulunduğu mevcut durum da, gerçek din ahlakının mümkün olduğunca çok insana, mümkün olduğunca kısa süre içerisinde en ilgi çekici, en etkileyici ve -Allah'ın izni ile- en hikmetli şekilde ulaştırılması gerektiğini göstermektedir.

Bu büyük sorumluluk, tüm Müslümanlar tarafından paylaşılmalı, her birey kendi imkanları ölçüsünde Kuran ahlakını yaymak için çaba göstermelidir. Bu çabanın, Rabbimiz'in dilemesiyle, neticeye ulaşabilmesi ise, Allah'ın Kuran'da bize gösterdiği, Peygamber Efendimiz'in hayatı boyunca uyguladığı tebliğ yöntemlerinin uygulanması ile mümkündür.


Müslümanların birlik ve beraberlik ruhu içinde hareket etmeleri, Kuran ahlakını yaymak için yapılacak bütün çalışmalara hız kazandıracaktır. Yapılan işleri bereketlendirecektir. Doğru bilgi en hızlı ve en güzel şekilde tüm insanlara ulaşacaktır. Şu anda da bireysel ve toplu olarak dünyanın farklı bölgelerinde, Müslümanlar tarafından İslam'ı yaymak ve tanıtmak için çeşitli faaliyetler yapılmaktadır. Ancak İslam Birliği'nin kurulması, bu faaliyetleri daha programlı bir hale getirecek, Kuran ahlakını yaymak için sistemli bir çalışma yürütülmesi sağlanacaktır. Ayrıca sözde İslam adına ortaya çıkan, ama gerçekte İslam dışı bir saldırganlık ve kabalık sergileyen birtakım kimselerin de önüne geçilecek, gerçek İslam ahlakının ne olduğu tanımlanarak çizilen yanlış imajlar ortadan kaldırılacaktır.

Her Müslüman ahlakını güzelleştirerek, İslam'ın ve Müslümanların yararına yaptığı hayır işlerinin sayısını olabildiğince artırarak en güzel şekilde bu kutlu dönem için hazırlanmalıdır. Müslümanların, insanların dalga dalga Allah'ın dinine girdiklerini görecekleri zamanın bir an once gelmesi için, yapmaları gereken en önemli hazırlıklardan biri ise, tebliğ çalışmalarında bulunmak ve bu çalışmaların etkisinin artması için gayret etmektir.

www.islamadavet.org

 


 

Değerli İslam alimlerimiz tarafından da ortak kanaatle kabul edildiği üzere içinde bulunduğumuz dönem, Peygamber Efendimiz (sav)'in ahir zamana dair hadislerinde bildirdiği önemli olaylara sahne olmaktadır. Bunlar ahir zaman alametleridir. Son 30 yıl içinde söz konusu alametler birbiri ardınca ve tam tasvir edildiği şekilde ortaya çıkmaya başlamıştır. Hz. İsa (as)'ın nuzülü ve Hz. Mehdi (as)'ın zuhuru tüm Müslümanlar için bir müjdedir.

Ramazan ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümümüzde içinde yaşadığımız bu kutlu dönem
hakkında bazı hadislere ve bu hadislerin açıklamalarına yer verilecektir.


İman edenler Hz. Mehdi (a.s.)'ın zuhurunu özlemle bekleyeceklerdir

“...Göklerin ve yerin sakinleri onun eksikliği yüzünden dert içinde olacaktır, iman eden  erkekler ve iman eden kadınlar onun yokluğunda özlem içinde bekleyecekler ve karışıklık içinde olacaklardır!

(El-Sahife El-Mehdiye’den Seçme Dualar, Seyyid Murtaza Müçtehidi Sistani, sf. 65 Kifayetul Athar: 158; El-Bihar 36: 337 ve 51: 109)


Peygamberimiz (s.a.v.) hadisinde, Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurundan önceki dönemde hem iman edenlerin, hem de yerdeki ve gökteki canlıların Hz. Mehdi (a.s.)’ın özlemle zuhurunu bekleyeceklerini bildirmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncesinde iman edenlerin zulüm ve baskı altında sıkıntılı bir hayatlarının olacağına dikkat çekmiştir. Ayrıca Darwinist ve materyalist sistemin hakim olduğu dünya düzeni içinde yaşamaları nedeniyle insanların zorluk çekeceklerini ancak bir yandan da derin bir özlem içinde Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhuruyla oluşacak olan huzur ve güven ortamının ümidini taşıyacaklarını haber vermiştir.

Gerçekten de Hz. Mehdi (a.s.)’ın zuhurundan önceki dönemde dünyaya hakim olacak sevgisizlik, hırs ve düşmanlık ruhu ve bu ruh halinin meydana getirdiği huzursuzluk, kargaşa, ve anarşi ortamları müminlerin Hz. Mehdi (a.s.)’a olan bu özlemlerini daha da pekiştirecektir.

www.beklenenmehdiveisa.com

 

 

Sayın Adnan Oktar'ın Fikirleri Tüm Dünyaya Yön Veriyor

63 ayrı dile çevrilen 300'ü aşkın kitabı, 500’e yakın resmi internet sitesi bulunan Sayın Adnan Oktar son 3 yıldır El Cezire TV, Alman ART Televizyonu, Bağdat TV, Vatan TV, Denmark TV, The Wall Street Journal gazetesi, Azerbaycan devlet radyosu, Kral Karadeniz, Tempo TV gibi çeşitli yerel ve yabancı medya kuruluşlarına röportajlar vermektedir.

Harun Yahya müstear ismiyle eserlerini kaleme alan Sayın Adnan Oktar'ın gerek kitaplarında gerekse röportajlarında dile getirdiği fikirlerinin etkisi dalga dalga tüm dünyaya yayılmaktadır. Batı'nın en önemli bilimsel dergileri Sayın Adnan Oktar'ı Darwinizm konusundaki çalışmaları nedeniyle "uluslararası kahraman" olarak nitelendirmektedir.

Sayın Adnan Oktar’ın eserlerinde ve kendisinin eserlerinden faydalanılarak hazırlanan makalelerde, belgesellerde, gazete ilanlarında Türkiye’nin önderliğinde Türk-İslam Birliği’nin tesis edilmesi konusu üzerinde önemle durulmaktadır. Nitekim son dönemdeki gelişmelerin Sayın Adnan Oktar'ın yaptığı açıklamalarla büyük uyum içerisinde olması da çok dikkat çekicidir.

Bununla birlikte Sayın Adnan Oktar 1979 yılından bu yana yaklaşık 30 yıldır Darwinizm'e karşı büyük bir ilmi mücadele yürütmektedir. Ve bu mücadele Darwinizm'in ilmen yerle bir olmasının en önemli vesilelerinden biri olmuştur. 70'li yıllarda Türkiye'de Darwinizm'e inananların oranı %90'ları bulurken, bugün Türkiye dünyada Darwinizm'e en az inanılan ülke olmuştur. Elbette bunda Sayın Adnan Oktar'ın evrim teorisiyle ilgili hazırlamış olduğu 100'den fazla kitabın, Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinden faydalanılarak hazırlanan onlarca internet sitesinin ve belgeselin, yüzlerce makale ve gazete ilanının çok büyük etkisi vardır. Tüm bu çalışmalar, Darwinizm'in geçersizliği konusunda halkın tam anlamıyla bilinçlenmesini sağlamıştır.

Müslüman düşünürler, ilim adamları, fikir önderleri ve geniş kitleler, özellikle son dönemlerde Darwinizm'e yönelik ilmi faaliyetlere yönelmişlerdir. Bu tarz çalışmaların olması ve artması, Müslüman Türk dünyası için önemli bir gelişmedir ve Sayın Adnan Oktar'ın yaklaşık 30 yıldır devam eden ilmi mücadelesinin önemli neticelerinden biridir.

Mübarek Ramazan Ay’ı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümümüzde Sayın Adnan Oktar’ın açıklamalarına ve bunların etkisine dair gazete küpürlerine örnekler bulacaksınız.

 

(www.AdnanOktarroportajlari.com)


Hamiyet-i İslamiye feveran edecek, büyük olaylar olacak


Sayın Adnan Oktar'ın Harun Yahya TV röportajından, 11 Nisan 2010

Adnan Oktar
: O kadar çok alamet var ve o kadar fazlası çıktı ki geriye çok az kaldı. Ama Hamiyet-i İslamiye’nin feveran etmesi var. Yani onun için de büyük olaylar mevzu bahis. Yani büyük olaylar. Daha onları görmediler. Yani o anlamda büyük olaylar daha görülmedi. Yani zeminde çok görüldü de, fakat böyle sivri, keskin, daha da hareketlendirecek bazı olaylar olacak. Bunları görecekler. İnşaAllah. Yoksa zeminde kitlevi olarak görüldü yani bu yeterli zaten. Ana anlamda tamam. Ama bazen böyle tetikleyen olaylar olur, yani olayları. Bunları görecekler inşaAllah.

Evet yani o tip olaylar Müslümanların hamiyet hislerini çok arttırıyor. Yani koruma hissini. Mesela farzedelim Filistin’de bir olay olduğunda heyecanlanıyor Müslümanlar. Ama bir türlü bunun çözümü Türk-İslam Birliği’dir diyemiyor birçok insan. Böyle bir sorun var. Kardeşim bak yani, ilginç orada da bitmiyor. Hadi Mehdi (as)’ı ağzına almak istemiyor diyelim, Hz. İsa (as)’dan bahsetmek istemiyorlar diyelim. Peki İslam ahlakının dünyaya hakimiyetini bir Müslüman nasıl istemez? Yani haftada bir kere söylese bir insan ne kaybeder? İslam ahlakı dünyaya hakim olmalı, diyecek bu kadar yani başka bir şey demeyecek. Bunu da demiyorlar. Ama mesela akşama kadar Risale-i Nur Külliyatı okuyor hakikaten, başka kitapları okuyor anlatıyorlar. Her konuyu anlatıyorlar, ama Kuran dünyaya hakim olması için gelmiş bir kitap. Yani Kuran’ın dünyaya hakimiyetini istememek, mucize. Açıklanacak gibi değil. Mesela yanıp yakılıyorlar, Müslümanların çektikleri acılardan, ızdıraplardan yakınıyorlar. Diyoruz, Türk-İslam Birliği çözüm mü diyoruz? Tabii ki çözümdür diyor. Niye istemiyorsun diyorum? Cevap yok. Kardeşim yani dilini mi kesecekler? Yani dövecekler mi seni, öldürürler mi? Hakaret mi işiteceksin? Hapsetmezler yani, Türk-İslam Birliği’ni istiyorum demek suç unsuru olsaydı benim çoktan içeride hapiste olmam gerekiyordu şu ana kadar. Bir şey olmaz. Böyle bir konu yok. Şereftir Türk-İslam Birliği’ni istemek, gayet güzel bir şey.


Sayın Adnan Oktar'ın Ekin TV röportajından, 19 Ocak 2009

Sunucu:
Peki ahirzamanın son alameti mi?

Adnan Oktar: Değil. Daha Müslümanlara bayağı bir zulüm de yapılacak. Daha çok acı çekecekler. Yani kan dökülecek, müslümanların daha kanı dökülecek. Filistin’de, başka yerlerde de Müslümanlara müthiş zulümler yapılacak daha. Allah vermesin biz bunları istemeyiz ama artık Müslümanların canı ağzına gelecek o derece. Said Nursi Hazretleri diyor ki, ‘işte böyle bir ortamda diyor hamiyet-i islamiye feveran edecek’ diyor, yani artık yeter diyecekler. Hamiyet-i islamiye patlayacak. Feveran edecek. Mehdi’yi başlarına geçirecekler, tarik-i hak ve hakikata sevk edecek diyor. Yani Türk milleti inşaAllah bu olaya el koyacak.

Milliyet, 1 Haziran 2010

Zaman, 1 Haziran 2010

Sabah, 1 Haziran 2010

Radikal, 1 Haziran 2010

Hürriyet, 1 Haziran 2010


 

Mübarek Ramazan Ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümde İslam dininin tüm dünyada nasıl büyük bir etkisinin olduğunu gösterecek bazı haberlere yer vereceğiz.


Latin Amerika İslam'la şerefleniyor / Vakit / 04.04.2010
 

Bütün baskı ve zulümlere rağmen İslam, bütün dünyada yeşeriyor. Özellikle son yıllarda Latin Amerika'da İslam'la şereflenenlerin sayısı artarken, sokaklarda namaz kılan ve cemaat oluşturan Müslümanlara rastlamak artık normal görülüyor.
 


www.harunyahya.net

 

 

İman Edenler Sadece Allah Rızası İçin Çalışmalıdırlar


Peygamberimiz (sav) büyük bir kararlılıkla Allah'ın dinini tebliğ etmiş ve insanları Kuran ahlakını anlatarak eğitmiştir. Onun bu azminin, başarısının ve cesaretinin temelinde Allah'a olan güçlü imanı, tevekkülü ve teslimiyeti yatmaktadır. Vicdana uyularak yalnızca Rabbimizin rızası için yapılan hizmet en zor ortamda bile mümine neşe ve sevinç verir. Her samimi çabanın sonucunda bir güzellik ve huzur, dünyada şerefli bir hayat vardır. Ahirette ise sonsuz sevinç ve neşeyi yalnızca müminler yaşayacaktır.

Ramazan Ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümde Allah'ın dinini anlatırken kullanılabilecek ve Sayın Adnan Oktar (Harun Yahya)'nın eserlerine ve bu eserlerden faydalanılarak hazırlanan bazı sitelere yer verilecektir.




http://yaratilisvebilimsiteleri.com/


Harun Yahya müstear ismiyle eserler veren Sayın Adnan Oktar’ın eserlerinden yararlanarak hazırlanmış olan pek çok site bu sitede toplu olarak tanıtılmaktadır. Allah’ın varlığının delillerini, Allah’ın Kuran’da dikkat çektiği konuları, imana yönelten yaratılış delillerini bulacağınız bu sitelerin amaçlarından biri insanları iman etmeye davet etmektir. Allah’ın varlığının delilleri üzerinde derin tefekkür eden her vicdanlı insan O’nun varlığını ve büyüklüğünü açıkça görerek iman edecek, O’nu daha yakından tanıyacak, O'na duydukları iman, sevgi ve korku daha da artacaktır.

 


 

Sayın Adnan Oktar'ın açıklamalarında önemle üzerinde durduğu, kardeşlik, birlik, ittifak çağrıları tüm Müslüman dünyasında büyük etki meydana getirmektedir. İslam dünyasının önde gelenleri, son dönemlerde, sık sık bir araya gelmekte ve bu toplantılarda İslam aleminin birlik olması gerektiğini söylemektedirler. Bu liderlerin birlik çağrılarında dikkat çeken bir diğer husus ise, tıpkı Sayın Adnan Oktar'ın vurguladığı gibi, itidalin, sevginin, hoşgörünün ön plana çıkmasıdır.

Son dönemde yaşananlar Türkiye'nin dış politikada her geçen gün etkinliğinin arttığını, doğal olarak liderlik görevi üstlenmeye başladığını göstermektedir. Ve tüm bu gelişmelerle Sayın Adnan Oktar'ın söyledikleri arasında büyük paralellik bulunmaktadır. Türk Milleti'nin umutvar olması gerektiğini; gelecekte Türkiye'nin çok önemli bir rol üstleneceğini ve bu rolü layıkıyla yerine getirerek takdir toplayacağını sık sık müjdeleyen Sayın Adnan Oktar'ın söyledikleri bir bir çıkmaktadır.

Bu bölümümüzde Sayın Adnan Oktar'ın Türk-İslam Birliğinin önemi hakkındaki sözlerinin etkisiyle oluşan gelişmeleri birebir görme imkanı bulacaksınız.


www.harunyahya.org

 

 

Türk-İslam Birliği Yolunda Ne Gelişmeler Ne Oldu?
 

Vize anlaşması hayatı kolaylaştıracak

Yeni Asya Gazetesi, 13 Mayıs  2010


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile birlikte Ankara'da düzenlenen basın toplantısında konuşan Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Türkiye ile Rusya arasında turistik vizenin kaldırılmasına ilişkin anlaşmanın “tarihî bir anlaşma” olduğunu ve “herşeyden önce milyonlarca insanın hayatını kolaylaştıracağını” söyledi.
 



Sayın Adnan Oktar ne demişti?

Dubai Diyanet, 30 Temmuz 2008



Adnan Oktar:
Tabi Türkiye Türk İslam aleminin lideri olacak yakın bir gelecekte, büyük bir Türk İslam Birliği oluşacak, bu birlikten Amerika da, Rusya da, Çin de, İsrail de, Ermenistan da ve diğer bütün ülkelerde hem zenginliğe kavuşacaklar, hem huzura kavuşacaklar. Hem büyük bir barış ve adalet çıkışı olacak. Ve büyük bir güzellik olacak, bu insanlara çok büyük bir mutluluk verecek. Buna biz altınçağ diyoruz ahir zamanda. Böyle bir güzel devre doğru gidiyoruz, bu da çok yakın bir zamanda oluşacak. 10-15 yıl içerisinde olacağını umuyorum inşaAllah.

 



Kıbrıs Postası, 23 Eylül 2008



Adnan Oktar: Rusya’yı Türk İslam Birliği düşüncesi içerisinde böyle dışarıda tutmak, yani herhangi bir ülkeyi adam yerine koymamak, onları dışlamak çok vicdansızlık olur. Ruslar tarih boyunca Türklerle hep dost olmaya gayret etmiş, sevecen davranmış asil bir millettir ve asil bir devlettir. Millet olarak devlet olarak asildirler. Ve güzel insanlar. Tabiki Türk İslam Birliğinde Rusya’nın çok büyük yeri vardır. Ve bütün Türk devletleri şu an Rusya ile birlik halindedir. Yani, Rusya bir Türk devletidir aslında ve İslam Birliğini muhafaza eden bir devlettir. Hatta, İslam Birliğine katılmak istedi Rusya. Böyle bir devleti dışlamaya kalkmak, yani hiç yerine koymak olacak iş değildir. Yani mutlaka gereken ilgiyi, alakayı, sevgiyi ve saygıyı göstertmek lazımdır. Rusya’nın ekonomik yönden güçlenmesi, müreffeh olması, halkının zengin olması bize sevinç verir. Türk İslam Birliğinin hedeflerinden biri de bu olması gerekir. Yani Rusya’nın ekonomik yönden, sosyal yönden, refah yönünden son derece rahatlamasını hedeflemek.

(http://www.turkislambirligiyolunda.com/)  

 

 

Teknolojiyi ve Doğayı Yaratan Yüce Allah'tır


"(Bunlar) 'içten Allah'a yönelen' her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir zikirdir." (Kaf Suresi, 8)


Sözlük anlamı, "bilginin, sanayideki işlemlerde sistematik olarak uygulamaya alınması" olan teknoloji, günümüz toplumlarında köklü değişikliklere yol açan en önemli etkenlerden biridir.

Mal üretiminden hizmet üretimine, iletişimden savunmaya, eğitimden sağlığa kadar yaşamımızın her noktasına teknoloji etki etmektedir. Bu değişimin lokomotifi olan mikroelektronik, iletişim, bilgi teknolojileri, yeni malzemeler ve biyoteknoloji gibi yüksek teknoloji alanlarında, ülkeler arasında amansız bir yarış hüküm sürmektedir. Bu yarışmada, teknolojiyi iyi yöneten ve bilgi teknolojilerini en etkin kullanan ülkeler ve firmalar ön plana çıkacaktır.

Bu nedenle, konu ile ilgilenen uzmanlar teknolojinin, gerek ulusal düzeyde, gerekse firmalar düzeyinde iyi yönetilmesi gerektiğini düşünmüş ve "Teknoloji Yönetimi" adında özel bir ihtisas alanı oluşturmuşlardır.

 


Teknoloji yönetiminde, araştırma-geliştirme çalışmaları önemli bir yer tutar. Endüstriyel bir sektörün gelişebilmesi için, faaliyet alanında ya teknoloji transfer edilmeli ya da teknoloji üretilmelidir. Teknoloji üretiminde kullanılan en önemli kaynaklardan biri de doğadır.

Tüm teknolojik ürünlerde doğal malzemelerin kullanılması, teknolojiyi doğaya bağımlı kılar. Bunun yanında doğa bazen teknolojiyi doğrudan belirler.

Doğa ve teknoloji arasında başka bir ilişki daha vardır: Doğayı dikkatle inceleyen bilim adamları ve mühendisler, Allah'ın doğayı sayısız harikalıklarla donattığını fark etmişlerdir. Gerçekten de bitkilerden hayvanlara, karalardan denizlere kadar her yer ve her canlı mucizevi özelliklerle donatılmıştır.

(www.dogadakiayetler.com)

Canlıların bu özellikleri, insanlar için öğretici ve birçok teknolojik ürün için de ilham kaynağı olmuştur. Bugün insanlar, doğayı taklit ederek yeni ürünler tasarlayabilmekte ve üretebilmektedir. G. Hamel ve C.K. Prahald, "Geleceğe Yarış" (Competing for the Future) adlı kitaplarında, gelecekteki araştırma geliştirme çalışmalarında doğayı taklit ederek yapılacak malzemelerin özel bir yeri olacağını söyler.

Burada bir nokta çok önemlidir; bir şey düşünerek tasarlama yeteneğini insana Allah vermiştir. Bu nedenle kişinin gururlanması ya da büyüklenmesi, büyük bir yanılgı olacaktır. Bunun delili de doğanın kendisidir. Çevresine dikkatli bir gözle bakan her insan, kendi becerisiyle ulaştığını sandığı birçok şeyi, Allah'ın doğada en mükemmel şekliyle zaten yarattığını görecek ve kendisiyle övünmesinin ne denli büyük bir hata olacağını anlayacaktır.

(www.Darwinistyalanlar.com)
 



 

Bilim Tarihinin En Büyük Aldatmacası: Evrim Teorisi

Evrim Teorisi, Darwinizm, Charles Darwin, uçan dinozorlar, karaya çıkan ve sürüngene dönüşen balıklar, fosiller...

Bunlar hemen hemen her insanın aşina oldukları kavramlar ve isimlerdir. Pek çok insan, evrim teorisinin Charles Darwin tarafından ortaya atılan bir teori olduğunu bilir ve bunun "bilimsel" ve kendisinin anlayamayacağı bir konu olduğunu düşünürek pek ilgilenmez. En fazla ortaokul veya lise biyoloji kitaplarından öğrendikleri ile yetinir.
Oysa evrim teorisinin insanlık için çok önemli bir yönü vardır; evrim teorisi, bilim tarihinin en büyük ve en uzun zaman sürdürülen bilim sahtekarlığıdır. Tüm dünya tarihini inceleseniz bile, belki de daha büyük ve kapsamlı bir sahtekarlıkla karşılaşamazsınız.

 

(http://www.evrimaldatmacasi.com)


Pek çok insan da Charles Darwin'in evrim teorisini ispatlanmış bir gerçek sanır. Oysa her geçen gün gelişen bilim dalları, yaygın inanışın aksine, evrim teorisini sürekli yalanlamaktadırlar. Evrim teorisinin dünya çapında bir propaganda ile kitlelere empoze edilmesinin tek nedeni ise, teorinin ideolojik yönüdür. Çünkü farklı ideolojik kuramlar ya da sistemler, evrim teorisine dayanarak kendilerine meşruiyet sağlamaya çalışırlar.

Mübarek Ramazan Ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümde, evrim teorisini  savunan "bilim adamları"nın hiç çekinmeden başvurdukları sahtekarlıklar ve çarpıtmalar gözler önüne serilecektir. Bu dünya üzerindeki canlılık ve insan Allah'ın mükemmel yaratmasıyla var olmuştur. Allah üstün güç sahibi Rabbimiz'dir.

 

(http://www.darwinistaldatmacaninincelikleri.com)


Evrimi desteklemek için atılan bu manşetlerin bilimsel hiçbir değeri yoktur. Evrim, başta paleontoloji olmak üzere bütün bilim dalları karşısında yenilmiştir.



 

Bir canlının milyonlarca yıl önceki halinin, günümüzde bilim adamlarının karşısına canlı olarak çıkması, evrimcilerin ürettiği tüm masalları altüst eder. Fosiller, evrimcilerin iddialarına göre milyonlarca yıl boyunca evrim geçirmiş olması gereken canlının böyle bir sürece hiç maruz kalmadığını gösterir. Dahası, evrime göre, tamamen ilkel canlıların yaşamış olması gereken bir dönemde, son derece kompleks özellikleriyle, tam olarak gelişmiş ve tümüyle o canlıya has yapılara sahip varlıkların bulunduğunu kanıtlar. Özetle, "aşamalı evrim süreci"nin bir hikayeden ibaret olduğu bulunan milyon yıllık fosillerle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bilimsel bulguların ortaya koyduğu gerçek, canlıların evrim geçirmediğidir. Bunun anlamı ise açıktır: Canlılar evrimleşmemiştir, tümünü üstün güç sahibi Allah yaratmıştır.


Ramazan Ayı boyunca sizlere ulaşacak olan bu bölümümüzde tüm canlıları Yüce Rabbimiz Allah'ın yarattığını gösteren fosil kayıtlarından örnekleri okuyacaksınız. (www.Allahvar.com)


Kayaarmudu Yaprağı

Fosil Bilgisi

Yaş: 50 milyon yıllık

Dönem: Eosen

Bulunduğu yer: Cache Creek Oluşumu, British Columbia, Kanada



 


 

Amelanchier cinsi olan bu bitki, yaprak döken ağaç ve çalılar şeklinde görülür. Kuzey yarıkürede sıkça rastlanan bitki asıl olarak Kuzey Amerika'da yetişir. Avrupa ve Asya'da da bu kıtalara özel türlerine rastlanır. Resimde görülen kayaarmudu yaprağı fosili ise evrimin hayal ürünü bir hikaye olduğunu bir kez daha göstermektedir. Kayaarmudu ağaçları başka bir bitkiden evrimleşerek gelişmemiş, küçük değişiklikler sonucu oluşmamış hep kayaarmudu ağacı olarak var olmuşlardır. Bu gerçek, Darwinistleri sessizliğe mahkum etmektedir.


www.inkaredenevrimciler.com

 


2010-06-12 18:19:02

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top