Ramazan 2010 - 6. Gün

 

 

Yurtlarında gezip dolaştıkları nice nesilleri kendilerinden evvel yıkıma uğratmış olmamız, hala onları doğru yola iletip yöneltmedi mi? Elbette, bunda ayetler vardır; yine de işitmiyorlar mı? (Secde Suresi, 26)

 

 

"Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah'a itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse muhakkak ki Allah'a isyan etmiştir." (Kütüb-i Sitte, Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 16. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 482)

 

 


 

Tevekkül bir bütündür, küçük konular büyük konular diye ayrılmaz


Bazı insanlar bazı konuları kendilerince kişisel olarak değerlendirip küçük görerek farklı ayrımlar yapabilir. Oysa kişisel olduğu düşünülerek yapılan pek çok tavır Kuran’a uygun olmayabilir. Bazı insanların ufacık konulardan dengelerinin sarsılarak tevekkülsüzlüğe sürüklenebildikleri, bazı insanların da hastalık, ölüm, mal kaybı gibi durumlarda tevekkülsüzlüğe düştükleri görülür. Halbuki şeytanın kurmaya çalıştığı tuzaklara karşı dikkatli olunduğu müddetçe, tevekkülün rahatlığı içerisinde Allah’ı dost ve vekil edinerek yaşayan bir insan tüm bunlara karşı Kuran’a uygun bir tavır gösterir.

Bazı insanlar günlük olaylardaki küçük şeylerden umulmadık derecede etkilenebilirler. Büyük ve önemli gibi görünen bir olayın, kişinin nefsini zorlayacağı beklenirken kimi zaman bazı insanları bu tarz konular hiç etkilemez. Hiç beklenmedik son derece küçük bir mesele ise nefis için çok daha zorlayıcı bir konu haline gelir.

Örneğin bir kişinin çok değerli bir eşyasına zarar gelmesi, malının zarara uğraması o insan üzerinde olumsuz bir etki meydana getirmez. Böyle bir durumu çok metanetle karşılar, bir hayır olduğunu düşünür, Allah’tan hayırla böyle bir durumun meydana gelmiş olabileceğini ifade eder. Bunun telafi edilemeyecek bir şey olmadığını, kaybının da o kadar önemli olmayacağını söyler.

Ancak aynı insan hiç beklenmedik bir biçimde bir arkadaşının davranışlarından, kimi mimiklerinden veya sözlerinden rahatsız olarak, rahatsızlık duyduğu özelliklerine kendince bir anlam verebilir. Karşısındakinin bunları kendisini gizli gizli kızdırmak için yaptığına inanabilir. Belki başka hiçbir şeyin meşgul etmediği kadar kişinin aklını meşgul edebilir, kendini olmadık sıkıntılara sokabilir.

Bu kişi karşısındakinin Allah’ın kontrolünde olan aciz bir varlık olduğunu, her olayı, her mimiği, her karakteri Allah’ın kaderde meydana getirdiğini unutmuştur. Allah’ın karşısındaki insanı onun ahlakını sınamak için bir deneme konusu olarak yaratmış olabileceğini, olgun tavır gösteren tarafın kendisi olması gerektiğini göz ardı etmektedir. Oysa Allah, insanların kimini kimisi için bir deneme konusu kıldığını bildirmiştir:


... Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir. (Furkan Suresi, 20)


Karşılaşılan olaylar küçük, büyük diye ayrılmadan tevekkülle, hayır ve hikmet gözüyle, Müslümanca değerlendirilmelidir. Allah Katında neyin küçük neyin büyük olduğunu insan bilemez. “Bu büyük, şu küçük” diye konuları kendi aklına göre sınıflandıramaz. Müslümanın üzerine düşen sürekli Allah’a yönelen, Allah’tan korkup sakınan, tevekküllü, dengeli bir yapıda istikrar göstermesidir.

(http://www.kurandasabir.com)

 


 

Hz. Mehdi (a.s.) geniş yapılı yani heybetli olacaktır


•    Abdulmelik İsami: Merkke'de ikamet eden tanınmış tarihçilerdendir. O, "Sımt-ul Nucum-il Avali" diye bilinen dört ciltlik tarih kitabında şöyle yazıyor:  "... O (HZ. MEHDİ (A.S.)) MU'TEDİL, güzel yüzlü, güzel saçlı, ince burunlu ve GENİŞ YÜZLÜ BİR GENÇTİR." (Sımt-ul Nucum-il Avali, c. 4, s. 138) (Hz. Mehdi Aleyhisselam, Abdullah Turan, Al-i Taha, s. 157)

•    “Mehdî bendendir. ALNI GENİŞ, ... (Ebû Dâvud. 4285)

•    Onun ALNI GENİŞ, burnu ise ince olacaktır.(Tırmizi, Büyük Hadis Külliyatı, Rudani 5.Cilt, sf. 365)

•    O, AÇIK ALINLI, küçük burunlu... (Muhammed B. Resul Al-Hüseyni El Berzenci, "Kıyamet Alametleri"

•    Mehdi bendendir... AÇIK ALINLIDIR.  (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 21)

•    O, AÇIK ALINLIDIR. (Mer'iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi'si "Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar")

•    ... Ebu'l Carud der ki: İmam Muhammed Bakır aleyhisselam'a: "... İMAM (HZ. MEHDİ (A.S.)) NE İLE TANINIR?" diye arzedince şöyle buyurdu:

"HİDAYET VE HEYBETİ İLE VE ALİ MUHAMMED'İN, ONUN (HZ. MEHDİ (A.S.)'NİN) FAZİLETLERİNİ İKRARI İLE." (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 284)

 


•    Haris bin Muğayre-i Nasrı der ki: İmam Caferi Sadık aleyhisselam'a, "İMAM (HZ. MEHDİ (A.S.)) NE İLE TANINIR?" diye arzedince şöyle buyurdu: HEYBET VE VAKAR İLE.... (Şeyh Muhammed b. İbrahim-i Numani, Gaybet-i Numani, s. 283)

Hz. Mehdi (as) sanki BEN-İ İSRAİL'DEN BİR ADAMDIR. (Tavrı onlara benzer yani HEYBETLİ ve acar.) (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 23-30)

•    O açık (geniş) alınlı... HEYBETLİ bir şahıstır. (İkdüd dürer)

•    HZ. MEHDİ’NİN BEDENİ İSRAİLİ’DİR. Hz. Mehdi, SANKİ BENİ İSRAİL RICALİNDENDİR. (Beni İsrail vücut yapısı geniş ve heybetlidir) (İbn Hacer El Mekki)

•    KARNI BÜYÜK... (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

•    İKİ UYLUK ARASI AÇIK... (Mer’iy b. Yusuf b. Ebi bekir b. Ahmet b. Yusuf el-Makdi’si “Feraidu Fevaidi’l Fikr Fi’l İmam El-Mehdi El-Muntazar”)

•    İRİ GÖVDELİ... (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

•    (DIŞ GÖRÜNÜŞÜ) SANKİ İSRAİLOĞULLARINDAN BİR ADAMA BENZEMEKTEDİR. (Ukayli “En-Necmu’s-sakıb fi Beyanı Enne’l Mehdi min Evladı Ali b. Ebi Talib Ale’t-Temam ve’l kamal”)

http://www.mehdininkaybolusu.com/

 


 

Türkler sevgiyi büyütmek için geliyor
 

Asia RFA Radyosu, 14 Haziran 2008

Adnan Oktar:
Bu birlik bir işgal birliği değil, bir egoist birlik değil. Bu bir sevgi birliği bir dostluk birliği ve yardımlaşma birliği ve anlayış hoşgörü, ılımlık birliği ve laik zeminde olacaktır.... Bir kere burada laiklik sigortası var. Sistem tam bir laik sitem üzerine oturacak bu çok önemli. Budist birinci sınıf insan olacak, ateist birinci sınıf insan olacak, birinci sınıf vatandaş olacak. Müslüman birinci sınıf vatandaş olacak. Hıristiyan birinci sınıf vatandaş olacak. Musevi birinci sınıf vatandaş olacak. Bu laiklikle sağlanacak. Ama bir coşkun sevgi ortamı ve güven ve tabi güçlü bir askeri birlik, askeri yapılanma. Nerede terör var. Kan akıtmaya da gerek yok. Arkadaş dersin terörü kes. Adam durdurur, yani caydırıcı güç karşısında bir insan uzatmaz. Dünyanın neresinde olursa olsun terör olduğunda ilgili şahsı çağırırsın arkadaşım ayıp yapıyorsunuz bunu yapmayın dediğinde konu biter. Amansız bir güç olacaktır çünkü Türk İslam Birliği'nin askeri gücü, akıl almaz bir güç olacaktır. Kime rica etse konu biter. Dolayısıyla kargaşa bitecektir. Adaletsizlik bitecektir. Onun için kimse buna itiraz etmez.

 

Habertürk, 19 Mayıs 2010

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Batılı toplumlara biz bugün, 'Evet Türkler geliyor: Sevgiyi büyütmek için, dayanışmayı yüceltmek için, kardeşliği pekiştirmek için, işbirliğini geliştirmek için Türkler geliyor' diyoruz." şeklinde konuştu.

www.komunizm.com

 


 

Atina camisine kavuşuyor / Yeniasya Gazetesi / Milliyet / 30.04.2010


Yunanistan, Avrupa'da camii olmayan tek başkent konumundaki Atina'da cami inşaatı için düğmeye bastı. Yunan hükümet sözcüsü Atina'da cami inşasını öngören yasanın derhal uygulanacağını açıkladı.

Yunan başkentinde Votanikos semtinde Yunan deniz kuvvetlerine ait arazide inşa edilecek caminin 500 kişi kapasiteli olacağını söyleyen Petalotis, bu amaçla başbakan yardımcısı Teodoros Pangalos başkanlığında 7 kişilik bir heyet oluşturulduğunu belirtti.

Atina'da cami inşası için gerekli paranın Yunan devleti tarafından karşılanacağını, yabancı devlet ya da özel kuruluşlarının muhtemel yardımlarının ise kabul edilmeyeceğini ekledi. Avrupa'da camii olamayan tek başkent konumundaki Atina'da onbinlerce Müslüman ibadetlerini evlerde veya salonlarda yerine getirebiliyor.

 


(http://www.Allahayakinolmak.com)
 


 

Romantizm
 



http://romantizm.org/


Din ahlakından uzak toplumlarda çoğu zaman doğrular yanlış, yanlışlar ise doğru olarak tanıtılır. Allah'ın hoşnut olmayacağı, hatalı bir tavır takdir ve teşvik görürken, güzel bir tavır ise son derece sıradan karşılanabilir, hatta eleştiri konusu olabilir. Eğri ve doğruların birbiriyle karışması, dinden uzak yaşayan toplumlarda sıkça rastlanan hatta genel yapıyı oluşturan bir durumdur. Romantizm de "doğru" zannedilen yanlışlıklardan biridir. Romantizm cahiliye toplumları içinde şefkatli, iyi insanlara has, güzel bir özellik gibi gösterilir. Oysa bir insanın karşılaştığı olaylara duygusal bir yaklaşım göstermesi, tüm detayları ile inceleyeceğimiz gibi, her yönden son derece tehlikelidir. Çünkü romantizm, insanlar için en önemli ve hayati özelliklerden biri olan "aklı" tamamen devre dışı bırakır.

Sitemizde romantizm gibi bir konunun işlenmesindeki amaç, tehlikesiz gibi yansıtılan ama aslında insanlara umulmadık zararlar veren bir konuya dikkat çekmektir. Sıradan bir karakter özelliği zannedilen romantizmin, içten içe gerek toplumlar gerekse bireyler için ne kadar ciddi bir tehdit oluşturduğunu gözler önüne sermektir. Ve elbette bu tehlikeden kurtulmanın ne kadar kolay olduğunu, Allah'ın tüm insanlara gönderdiği bir rehber olan Kuran'a uyulduğu takdirde insanın duygularının aklının önüne geçemeyeceğini örneklerle göstermektir.

 


 

Türk-İslam Birliği Yolunda Ne Gelişmeler Ne Oldu?

Türkiye İslam dünyasına liderlik ediyor


Milliyet, 29 Ekim 2009

 



Kırım Galos Gazetesi, 2 Kasım 2008

Adnan Oktar:
Hepsi istiyor tabi. Ben birçoğu ile, üst düzeyin bir altı ile görüştüm, bir çoğu ile görüştüm. Yani bu belki 100 yıllık bir idealdir, çok eski bir idealdir bu, her Türkün kafasında bu vardır. Genlerinde vardır, yani kafasından atamaz bunu. İLLAKİ TÜRK BİRLİĞİ, TÜRK-İSLAM BİRLİĞİ, BÜTÜN MÜSLÜMAN ÜLKELERİN DERİN BİR İSTEĞİDİR BU. Bütün Türk devletlerinin derin bir isteğidir. Ama Türkiye’nin lider olması da hakikaten gerekiyor. Yani hakikaten hakkıdır Türkiye’nin. Çileyle, zorluklarla yetişmiş bir Anadolu halkı hakikaten bu liderliği çok güzel yerine getirir...


 



Mavi Karadeniz TV, 31 Aralık 2008

Adnan Oktar:
Evet, evet, lider mutlaka Türkiye olması gerekiyor. Çünkü hem tecrübesi hem yapısı açısından, hem ahlaki yapısı açısından çok çok mükemmel bir ülkedir, Türkler ve Türkiye. İdeal lider vasıfları taşıdığı için mutlaka Türkiye’nin lider olması gerekiyor. Çünkü konuştuğumuz Türk Devletleri de aynı kanaatteler. Bütün İslam ülkeleri ile de bağlantı halindeyiz. Onlar da bu kanaatteler, buna kimse hayır demiyor zaten. Sadece bunun bir an önce hayata geçirilmesi gerekiyor.

 



Vatan TV, 20 Aralık 2007

Adnan Oktar:
Genel olarak dünyanın gidişatı iyiye gidecek, benim kanaatim o. Özellikle Türk-İslam dünyasında bir birleşme, bütünleşme meydana gelecek. Türkiye hem İslam aleminin hem Türklük aleminin lideri olacak. Bunun da 10-20 yıl içerisinde gerçekleşeceğini umuyorum.

(http://www.turkislambirliginecagri.com)

 


 

Yarasa Sonarından Görme Engellilere Çözüm

Yarasaların sonarından etkilenen mühendisler, mini bir sonar ünitesini bir gözlüğe monte ederek biyomimetri alanında farklı bir proje gerçekleştirmişlerdir. Ancak bu projede istenilen sonuca henüz ulaşılmış değildir.

Tasarlanan Gözlük Neden İnsan Gözünün Yerini Tutamıyor?

Gözlüğü kullanan görme özürlüler belli bir alışma süresinden sonra engellere çarpmadan yürüyebilmekte hatta bisiklete bile binebilmekteler. Ancak gözlüğün tasarımcıları bunun hiçbir zaman insan gözünün yerini tutamayacağının ya da yarasadaki kadar kullanışlı olmayacağını ifade etmektedirler.

Konusunda uzman insanların kopyasını bile yapmakta zorlandıkları bu kusursuz özelliklerin yarasada tesadüfen oluşmuş olması elbette ki imkansızdır. Burada unutulmaması gereken bir konu da özellik olarak adlandırdığımız tüm detayların aslında iç içe geçmiş birbiriyle bağlantılı kompleks sistemler olduklarıdır. Bu sistemlerin tek bir parçasının dahi eksik olması tüm sistemin işe yaramaz hale gelmesi demektir. Örneğin, yarasalar ses dalgalarını yaysalar ama yaydıkları dalgaları geri algılayıp değerlendiremeseler sonar sistemi diye bir sistem olmayacaktır.


(http://www.biyomimetik.net)

Canlılardaki bu eksiksiz ve kusursuz yaratılışa bilim literatüründe "indirgenemez komplekslik" adı verilir. Yani daha basite indirgendiğinde anlamsız ve işlevsiz hale gelecek bir sistem... Canlı organizmaların tümünde ve tüm sistemlerinde var olan bu "indirgenemez komplekslik" özelliği evrim teorisinin 'basitten gelişmişe kademeli evrim' şeklindeki temel mantığını tamamen çürütmektedir. Çünkü, son haline gelmeden hiçbir işe yaramayacak bir sistemin milyonlarca yıl varlığını koruyup tamamlanmayı beklemesinin hiçbir mantığı yoktur. Bir canlı ancak bütün sistemleri eksiksiz olduğunda yaşamını ve neslini sürdürebilir. Sistemdeki parçaların zamanla sözde bir evrimle tamamlanmasını beklemek gibi bir lüks de yoktur. Bu da tüm canlıların yeryüzünde ilk olarak ortaya çıktıklarında şimdiki gelişmiş ve eksiksiz yapılarıyla yaratılmış olduklarının açık bir delilidir. “Ve hayvanları da yarattı…” (Nahl Suresi, 5) ayetiyle bildirildiği üzere hayvanları da diğer tüm canlılar gibi üstün bir yaratılışla Yüce Allah var etmiştir.

 

 

Darwinizm'e delil gösterilmeye çalışılan tüm insan kafatası fosilleri sahtedir

 


150 yıldır dünyanın dört bir yanında yapılan kazı çalışmaları ortaya, evrimi destekleyen bir tek fosil dahi koyamamıştır. Elde edilen tüm fosiller Yaratılış gerçeğini teyit etmektedir.

Darwinizm, gerçek bilimsel temellere ve gerçek bilimsel delillere dayanmadığı için, uydurma kanıtlar sunarak taraftar toplamaya çalışır. Bunun için ise Darwinistlerin elinde spekülasyon yapacakları malzemelerin olması yeterlidir. Darwinistler, üzerinde spekülasyon yapabilecekleri soyu tükenmiş canlı fosillerini alır, şekilden şekile sokar ve bunları ideolojilerine bir malzeme olarak kullanırlar.

Nitekim, ara geçiş formu olarak lanse edilmeye çalışılan tüm fosillerin geçersizliği ispat edilmiş, bunların soyu tükenmiş kompleks canlılara ait olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Konu insanın hayali evrimi konusuna geldiğinde ise, spekülasyon malzemeleri genellikle soyu tükenmiş maymunlar veya geçmişte yaşamış bazı insan kavimleridir. Şimdiye kadar öne sürülmüş tüm ara form iddiaları, bu spekülasyon yöntemine dayanmaktadır. Örneğin Darwinistlerin insanın hayali evrimine örnek olarak sunmaya çalıştıkları sayısız kafatasının, soyu tükenmiş maymun veya insan ırklarına ait olduğu kesin ve bilimsel olarak ispatlanmış ve söz konusu kafatasları bilimsel literatürden çıkarılmıştır:

    - 1891 yılında bulunan ve Java Adamı olarak isimlendirilen fosil ile 1923 yılında bulunan ve Pekin Adamı olarak isimlendirilen fosilin 1939 yılında sahte birer ara geçiş formu olduğu anlaşılmıştır.

    - 1922 yılında bir ara form olduğu iddiasıyla en büyük delil olarak sunulan ve Nebraska adamı olarak isimlendirilen tek bir diş fosilinin 1927 yılında bir yaban domuzuna ait olduğu anlaşılmıştır.

    - 1959 yılında bulunan ve Zinjanthropus olarak isimlendirilen fosilin sıradan bir maymun olduğu anlaşılmış ve fosil 1970 yılında literatürden çıkarılmıştır.

    - 1930'lu yıllarda bulunan ve 50 yıl boyunca ara form olarak sergilenen Ramapithecus, 1981 yılında sıradan bir babun cinsi olduğunun anlaşılmasıyla iptal edilmiştir.

    - 1974 yılında Afrika'da bulunan Lucy'nin 1999-2000 yıllarındaki çalışmalar sonucunda geçersizliği anlaşılmış ve bu fosil bilimsel literatürden çıkarılmıştır.

    - 1924 yılında bulunan ve Taung çocuğu olarak isimlendirilen kafatası fosilinin genç bir gorile ait olduğunun anlaşılmasıyla, bu fosil de 1954 yılında iptal edilmiştir.

    - 1984 yılında bulunan ve Homo Erectus türüne ait olarak gösterilmeye çalışılan Turkana Çocuğu fosilinin, aslında 12 yaşında bir çocuğa ait olduğu ve büyüdüğü zaman yaklaşık 1.83 m boyunda olacağı saptanmıştır. Fosilin dik iskelet yapısı günümüz insanından farksızdır. Fosil hakkındaki tüm spekülasyonların sahte olduğu anlaşılmıştır.

Darwinistlerin sözde insanın evrimine delil olarak gösterebilecekleri tek bir kafatası, tek bir kemik parçası bile bulunmamaktadır. Bu gerçeği ikrar edemeyen Darwinistlerin çürük yöntemi ise, sahte ara form fosilleri sunarak aldatmacaya devam etmektir.

(http://www.genclerdarwinistleresorun.com)     

 


 

Karabatak Kafatası

Fosil Bilgisi

Yaş:
18 milyon yıllık

Dönem: Miosen

Bulunduğu yer: Şili


 


 

Karabatak, Phalacrocoracidae familyasına dahil olan bir tür deniz kuşudur. 38 farklı türü olduğu bilinmektedir. Fosil bulguları, bugün yaşayan karabatakların sahip olduğu tüm özelliklere, milyonlarca yıl önce yaşamış olanların da sahip olduklarını göstermektedir. Diğer tüm canlılar gibi karabatakların da evrim geçirmediğini ispatlayan bu durum, Darwinistleri bir kez daha yenilgiye mahkum etmektedir.

www.denizlerdekimucize.com



 


 


2010-06-12 18:29:18

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top