Biyoyakıtlar: İyi mi Kötü mü?

Gezegenimizde temel enerji kaynaklarımız olan petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıtlar oldukça kısıtlı miktarda mevcut. Savaşlar ya da ülkeler arası krizler de bu yakıtların kullanımında sorunlar yaşanmasına neden oluyor. Bu durum, pek çok ülkeyi farklı çözüm arayışlarına sevk ediyor ki bunlardan birisi de biyoyakıtlar.

Bu konuda çok farklı fikirler var, kimileri biyoyakıt kullanımına tamamen karşı, kimileri ise biyoyakıtları gezegenimizin “KURTARICISI” gibi lanse ediyorlar. Peki bunlardan hangisi doğru?

Biyoyakıtlar bazı tarımsal ürünlerin çeşitli kimyasal işlemlerden geçirilerek alkol, benzin ya da mazot ile birleştirilmeleriyle elde edilir. ABD biyoyakıt elde etmek için mısır ve soya fasulyesini, Brezilya şeker kamışını, Avrupa ise keten tohumu ve kolza bitkisini kullanmayı tercih etmektedir. Biyoyakıtlar, “temiz yakıtlar” olarak lanse edilmekte ve atmosfere salınan karbondioksit miktarını azalttıkları öne sürülmektedir. Ne var ki bazı araştırmalar bu iddianın tersini ortaya koymaktadır. Buna göre, biyoyakıtların karbon ayak izi fosil yakıtlara göre daha yüksektir, örneğin geleneksel dizel ve benzinde karbon ayak izi gigajul başına 85 kg iken; Amerika’da yetiştirilen soya fasulyelerinde bu, 340 kg’dır.

Dünya Dostları örgütünden Kenneth Richter, Brüksel raporu tarafından ortaya konulan bu verileri şöyle yorumlamıştır:

“Şu anda biyoyakıtlar için kullanılan ekinlerin çoğu fosil yakıtlarından daha fazla salınım yapıyor; bu nedenle, Avrupa’daki biyoyakıt hedefleri tamamen anlamsız ve olması gereken şeyin tam tersini yapıyor.”[1]

Biyoyakıtlarla ilgili en çok eleştiri getirilen konulardan biri de tarım alanlarının biyoyakıt için kullanılan bitkilerin ekimine ayrılması. Örneğin Brezilya’da hayvan yemi yapmak için soya fasulyesi yetiştirmekte kullanılan araziler şu anda biyoyakıtlara ayrılmış durumda. Bu ise yerel piyasadaki kaybı telafi etmek amacıyla yağmur ormanlarının soya fasulyesi yetiştirme alanlarına dönüştürülmesi demek. Bilindiği gibi yağmur ormanları ekolojik dengenin can damarı. Benzer şekilde Endonezya da biyoyakıt üretiminde kullanmak üzere tercih ettiği kanola bitkisini yetiştirecek arazi elde etmek için sadece 2012’de 8400 kilometrekare ormanını feda etmiştir.[2] Ormansızlaşma kuraklığa, kuraklık da bitki ve hayvan türlerinin azalmasına, bu da uzun vadede gıda sorununa yol açabilir.

En popüler biyoyakıtlardan birisi olan biyoetanol genellikle şeker pancarı, şeker kamışı, mısır, buğday, pirinç ve patates gibi bitkilerden elde edilmektedir ki bunlar insanların gıda olarak kullandığı ürünlerdir. Biyoyakıtla çalışan bir arabanız varsa, 50 litrelik bir depoyu doldurmak için 352 kilogram mısır kullanmak zorunda kalırsınız.[3] 2004 verilerine göre dünya hububat üretiminin %6,5'undan fazlası ve dünya bitkisel yağ üretiminin %8’i biyoyakıt elde etmek için kullanılmaktadır.[4] Elbette ki bugün bu rakam çok daha yüksektir. Bu durum, çiftçilerin ellerindeki ekinleri biyoyakıt şirketlerine satarak gıda mamullerinin fiyatlarının pahalılaşmasına neden olmakta ve gıdaya ulaşımı güçleştirmektedir. İngiliz Daily Telegraph’da yayınlanan bir makalede şu şekilde belirtiliyor:

“Biyoyakıtlar, son yıllardaki gıda fiyatlarındaki artışın tek sebebi olmasa da, şüphesiz bunda büyük rol oynuyorlar. İyi niyetli Batılılar, bol iştirakli biyoyakıtlarla fiyatları artırırken fakir insanların gıdaya ulaşması güçleşiyor. Biyoyakıtların direk sonucu olarak, 30 milyon insanın açlık çektiği tahmin ediliyor. Ve eğer biyoyakıtın ezici gücünü kontrol edemezsek, 2020 yılına kadar 40 ila 153 milyon insanın daha açlık çekebileceği düşünülüyor.[5]

Nitekim, her 8 dönüm tarım arazisinden 1 dönümünün biyoyakıt için kullanıldığı Almanya’da 2012 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre buğday fiyatı son 25 yılın en yüksek seviyesine çıkmıştır.[6] Bu oran günümüzde çok daha artmış durumdadır.

Görüldüğü gibi mevcut biyoyakıt üretim sistemi, “doğa dostu” olma beklentisini karşılayamadığı gibi, ekolojik ve sosyal hayata da zarar vermektedir.

Biyoyakıt kullanımının en önemli nedeni petrol için yapılan harcamaları azaltacağı beklentisidir. Ancak, biyoyakıtlar, benzinin tamamen yerini tutamaz, ancak harmanlanarak kullanılabilirler.

Biyoyakıtların petrole göre daha ucuz olduğu düşünülmektedir. Oysa biyoyakıtların galon başı fiyatı, fosil yakıtlara göre düşük olmasına karşın; uzun vadede fosil yakıtlardan daha pahalıdırlar. Örneğin bir galon E85 ethanolde 80,000 BTU enerji bulunur. Aynı miktardaki benzinde ise, bu rakam 124,800 BTU’dur. Bu da, biyoyakıtları enerji verimliliği bakımından verimsiz kılar. Bu nedenle de, her galon benzin için 1.56 galon E85 almak gerekir. Her ne kadar bu kulağa çok pahalı gelmese de, işin teknik kısmı incelendiğinde maliyetler artar. Bir galon E85, benzinden yüzde 19.9 oranında ucuzdur ancak daha sık depo doldurmanız gerekir ve bu şekilde daha fazla maliyet ortaya çıkar.[7]

Biyoyakıt üretiminin yol açtığı olumsuzluklardan birisi de hayvan besiciliği için kullanılan otlakların azalmasıdır. Almanya’da hayvancılık yapanlar biyoyakıt üretimi için yaygın şekilde ekim yapılması sonucunda artık otlak bulmakta zorlandıklarını dile getirmektedirler.[8]

Biyoyakıtlar zararlı olabilecek yönlerinden arındırılarak daha faydalı hale getirilebilir ancak bunun için bütün ülkeler bir araya gelip ortak bir politika geliştirmelidirler. Üretilen mahsulün biyoyakıtlarda kullanımına getirilecek kısıtlamalar, kontrollü satış, güneş ve rüzgârdan elektrik üretiminin teşviki, yosun gibi gıda dışı bitkilerden biyoyakıt elde edilmesi yoluna gidilmesi bu konudaki çözümlerden bazıları. Ancak asıl olarak toplumun bilinçlendirilmesi gerekiyor.

Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için kaynakların adaletli dağılımı, yiyecek israfının global anlamda önlenmesi, insan odaklı çözümlere yönelmek bir gerekliliktir. Önümüzdeki günler bu gereklilik sürecinin nasıl yönetildiğine göre şekillenecektir.

 

[1] http://www.telegraph.co.uk/news/earth/environment/climatechange/7614934/Biofuels-cause-four-times-more-carbon-emissions.html

[2] BBC, “Endonezya orman açmada Brezilya'yı geçt”i, 30 Haziran 2014, http://www.bbc.com/turkce/haberler/2014/06/140630_endonezya_brezilya_ormanlari Son erişim tarihi: 18 Kasım 2017)

[3] Janine Albrecht (Söyleşi), Jean Ziegler: 'Biofuels a big cause of famine', DW 1 Mayıs 2013, http://www.dw.com/en/jean-ziegler-biofuels-a-big-cause-of-famine/a-16775009

[4] Bjørn Lomborg, The Ethanol Catastrophe, Slate, http://www.slate.com/articles/business/project_syndicate/2011/03/the_ethanol_catastrophe.html

[5] http://www.telegraph.co.uk/news/earth/energy/biofuels/10520736/The-great-biofuels-scandal.html

[6] Stephen Evans, Biofuel crops transform German farming”, BBC News 31 Ağustos 2012, http://www.bbc.com/news/world-europe-19413408

[7] https://auto.howstuffworks.com/fuel-efficiency/biofuels/biofuel-fossil-fuel1.htm

[8] Stephen Evans, Biofuel crops transform German farming”, BBC News 31 Ağustos 2012, http://www.bbc.com/news/world-europe-19413408

Adnan Oktar'ın Kashmir Reader'da (Hindistan) yayınlanan makalesi:

https://kashmirreader.com/2017/12/24/biofuels-seeing-both-sides/

2017-12-27 05:02:52

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top