Bilim insanları Allah'a ulaştırır -II-

Roger Bacon

 

1220 yılında Oxford'da doğan Roger Bacon, bilim alanında yaptığı araştırmalar, yazdığı kitaplar ve çalışmalarından dolayı "Muhteşem Doktor" olarak anılmış bir İngiliz din ve bilim adamıdır.


Roger Bacon

Bacon, gece gökyüzünde ışık olmamasının nedenini araştıran ve bu konu üzerinde incelemeler yapan ilk kişidir. Araştırmaları daha sonra Olber paradoksu olarak anılmıştır ve henüz 20. yüzyılda keşfedilen evrenin genişlemesi konusunun bir açıklamasıdır. Ayrıca Bacon, merceklerin büyütme özelliklerini ve kullanım yerlerini de açıklamış, yıldızlardan gelen ışığın Dünya'ya aynı anda ulaşmadığını ilk defa olarak fark etmiştir. Kristof Kolomb'un doğumundan 200 yıl önce Dünya'nın düz değil yuvarlak olduğunu keşfetmiştir. Matematiği; optik ve geometriyi de içine alan tüm bilimlerin temeli olarak görmüş ve bu bilim üzerine yoğunlaşmıştır.

Bacon, bilimi insanları inanca yaklaştıracak çok önemli bir araç olarak görmekte ve "gelecekte, şimdi ve geçmişte göreceğimiz bilim, inananlar için yararlıdır" demektedir. İnsanların, Allah'ın yarattığı varlıkları gördükçe evrendeki mükemmelliğin farkına varacaklarını düşünerek, bilimin insanların dini kabul etmelerini sağlamada büyük bir avantaja sahip olduğunu belirtmiştir.

 

 Johannes Kepler

Modern astronominin kurucusu olan Kepler 1571 yılında Almanya'da doğmuştur. Yaşamı boyunca çeşitli dallarda eğitim gördükten sonra astrolojinin, doğruluğu henüz kesinleşmemiş olan diğer bilimlerden çok daha önemli bir bilim olduğuna karar vermiştir. Daha sonraki tüm çabaları, astrolojinin değerini ve önemini yüceltmek amaçlı olmuştur.


Kepler

Astronomi biliminin gerçek anlamda kurucusu olan Kepler, gezegenlerin hareketlerini, güneş sisteminin uzaklığını hesaplamış ve yıldız hareketlerinin haritasını çıkarmıştır. Dolayısıyla ilk astronomik takvimi yayınlamıştır. Eseri Mysterium cosmographicum, Ptolema ve Kopernik'in iddialarının karşılaştırmasını yapan son derece önemli bir eserdir.

Kepler de, bilimin insanları Allah'a yaklaştıracak bir vesile olduğunu düşünmüştür. Astronomi ile ilgili araştırmaları sonucunda Allah'ın varlığının farkına varmış ve bu gerçeği şu şekilde dile getirmiştir: "Uzun zamandır rahatsızdım. Ama şimdi, astronomi konusundaki araştırmalarım yoluyla Allah'ın varlığının farkına vardım." (Dan Graves, Scientists of Faith, Kregel Publications, 1996, s.. 49)

Kepler, neden bilim ile uğraştığı kendisine sorulduğunda ise "Yaratıcının eserlerindeki lezzeti tatmak için" diyerek cevap vermiştir. İnsanları, "Yaratıcıyı anlamak için sahip oldukları bütün duyularını kullanmaya" çağırmış ve bilimsel eserlerinde bu önemli noktayı sürekli dile getirmiştir.

Robert Boyle

Robert Boyle, 1627 yılında İngiltere'de doğmuş modern bilimin kurucusu sayılan ünlü bir bilim adamıdır. Kimya alanında son derece büyük ve önemli keşifleri bulunmaktadır.

Boyle gazlarla 43 tane deney yapmış ve bunu yaparken günümüzdeki bilim adamlarının kullandıkları yöntemleri kullanmıştır. Boyle, gazların havadaki basıncı ile havanın hacmi arasında bir ilişki olduğunu ortaya çıkarmış ve böylece bugün Boyle kanunu olarak bilinen prensipler meydana gelmiştir. Boyle, bilimin insanlar arasında anlaşılır olabilmesi için de çalışmış ve bunun için 42 kitap ve pek çok makale yazmıştır.

Keşifleri turnusol kağıdını ve basit yapıda bir buzdolabını içermektedir. Suyun donunca genleştiğini göstermiş, elementin ilk modern tanımını yapmış, "hava, basınçlı olduğuna göre atomun parçaları arasında boşluk olmalıdır" diyerek atom teorisine büyük bir katkıda bulunmuştur.

Boyle'a göre bilim, Allah'ın aklını göstererek Allah'ı övmenin yoludur. Eğer keşfedilen şeyler bu gerçeği gösteriyorsa, yeryüzünü büyük bir cesaret ve sabırla incelemek ve böylece Allah'ın varlığına ulaşmak gereklidir. Boyle, bilimin akıl olmadan ilerleme kaydedemeyeceğini ve Allah'ın aklının bilim yoluyla sürekli olarak gösterilmekte olduğunu belirtmiş inançlı bir bilim adamıdır.

Blaise Pascal

Pascal

1623 yılında doğmuş olan Pascal, dünyaca ünlü felsefeci ve matematikçilerdendir. Hidrostatik biliminin öncüsü ve hidrodinamiğin de kurucusu olarak kabul edilir. Matematik alanında, farklı hesaplamalar yapmış, olasılık hesapları konusuna modern bir anlayış getirmiştir.

Pascal, 1646 ve 1647 yılları arasında atmosferik ve sıvı mekanikleri ile ilgili pek çok çalışma yapmıştır. Atmosferin bir ağırlığı olduğuna göre, yükseliğe göre bir basınç uygulamasının da olması gerektiği sonucunu çıkarmış, hidrostatik üzerine yaptığı çalışmalarda sıvı ve gazların basınç prensiplerini belirlemiştir. Son olarak da şırıngayı ve hidrolik kaldıracı icad etmiş, barometrenin gelişmesini sağlamıştır.

Pascal, tüm çalışmalarında dine yönelmiş ve dinin güzelliklerini insanlara hatırlatımıştır. Ona göre, bir insan eğer Allah'ın varlığına ve dine inanırsa erdem, üstünlük ve mutluluk onun olacaktır. Eğer insan O'ndan uzaklaşırsa, ahlaksızlık, sefalet, mutsuzluk, karanlık ve umutsuzluk onunla birlikte olacaktır. Pascal, insanların inançlı oldukları sürece dünyada mutluluk elde edeceklerini ve ahirette de cenneti kazancaklarını, çevresindeki inançsız insanların ise, ellerindeki her şeylerini kaybetmiş olarak cehennemle karşılaşacaklarını belirtmiştir.

Antonie von Leeuwenhoek

Leeuwenhoek, bakteriyi ilk keşfeden ve kendi oluşturduğu mikroskobu ile mikroskobik canlıları ilk olarak inceleyen bilim adamıdır. Gözlükleri büyüteç gibi kullanarak kumaşları incelemeye başlamış, bu mikro canlıların varlıklarının farkına varınca da başka büyüteçler üretmiş ve nihayet bir mikroskop icat edip canlıları yakından görebilme imkanına sahip olmuştur. Yaşamı boyunca ürettiği mikroskop merceklerinin sayısı 550'dir. Her biri ile yeni bir inceleme yapmıştır.

Leeuwenhoek aynı zamanda kan hücreleri üzerinde de araştırmalar yapmıştır. Kılcal damarları inceleyerek kan hücrelerinin geçişini gözlemlemiştir. Leeuwenhoek'den önce hiç kimse kasların liflerden oluştuğunun farkında değildir. Mikroskobunun altında liflerin her birini gözlemlemiş ve incelemelerde bulunmuştur.

Hayvanlar ve bitkilerde beslenme sistemi, üreme ve bitkilerde besin transferi gibi konularda da pek çok çalışması olmuştur. Bitkilerin birbirinden farklı bölümleri araştırmasının en önemli parçalarındandır. Bitkinin kökü, gövdesi ve yapraklarının üç boyutlu çizimlerini yapmış ve yapılarının detaylarını ilk ortaya çıkaran kişi olmuştur.

Leeuwenhoek'in yaşamı boyunca amacı, bir Yaratıcı olmaksızın, kendi kendine varoluş fikrini bilimsel yollarla çürütebilmek olmuştur. Küçük büyük varlıkların tümünün Allah tarafından yaratıldığına iman etmiş ve tüm çalışmalarında bu önemli gerçeği göstermeye çalışmıştır.

Isaac Newton

Tüm zamanların en büyük bilim adamı olarak kabul edilen Isaac Newton hem matematikçi hem de büyük bir fizikçi olarak bilim tarihine geçmiştir. Kuşkusuz en büyük keşfi yerçekimi kanunudur. Bunun dışında fizikte hareketin üç kanunu ve matematik alanında gelişmiş hesaplama yöntemleri ile birçok bilim dalında öncü kabul edilmektedir.


Newton

Newton, kuvvet ve ivme arasındaki mükemmel ilişkiyi kütle kavramı ile bağdaştırmış, etki ve tepki prensibini bulmuş, bileşke kuvvetlerinin sıfır olması durumunda hareketli cisimlerin hızının hiç değişmeyeceği tezini ortaya atmıştır. Bu hesaplamalar yüzyılımızda da kullanılmaktadır. Newton ayrıca parçacık teorisini geliştirmiş ve bir astronom olarak ilk yansıtıcı teleskobu yapmıştır.

Newton, bilimi araştırdıkça Allah'ın mutlak varlığının farkına varan inançlı bilim adamlarından biridir. Ateizme karşı çıkmış, bunun için pek çok makalesinde yazılar yayınlamış ve eserlerinde Yaratılış gerçeğini savunmuştur. Newton'un, dünyanın seyrini değiştiren buluşlarının temelinde Allah'a yakınlaşma isteği vardır. Principia Mathematica adlı eserinde bu gerçeği şu sözlerle dile getirmiştir. "Bizler Allah'a muhtaç kullar aciz olarak, kendi aklımıza göre Allah'ın aklını büyüklüğünü ve yüceliğini görmeli ve O'na teslim olmalıyız."

Adam Sedgwick

Adam Sedgwick, 1785 yılında Yorkshire, İngiltere'de doğmuştur. Küçük yaşlardan itibaren fosillerle ilgilenmiş ve kireçtaşı yataklarından bulduğu fosilleri saklamaya başlamıştır. Cambridge Üniversitesi'nde aldığı eğitim ise, küçük yaşlarda jeolojiye olan ilgisini pekiştirmiş, bu konuda uzmanlaşmasını sağlamıştır.

Sedgwick, çeşitli fosil yataklarında araştırmalar yapmış ve topladığı örnekler üzerinde çalışmıştır. Zamanla volkanik bölgelerde eski lav yatakların altında kalmış kalıntıları incelemiş ve çıkan fosiller üzerinde bir sınıflandırma yaparak eski jeolojik dönemleri Kambriyen ve Devonyan olarak isimlendirmiştir. Çalışmalarını yazıya çevirme konusuna az önem vermiş, üzerinde yoğunlaştığı konular hakkında tam bir kitap çıkarmamıştır. Ancak çalışma alanı ile ilgili olarak pek çok makalesi vardır.

Sedgwick, Charles Darwin'in yakın bir arkadaşı olmasına rağmen onun fikirlerine karşı çıkmıştır. Hatta Darwin'i, materyalist görüşü savunan evrim teorisini ortaya atarak insan ırkını alt bir seviyeye getirmekle suçlamıştır.

Adam Sedgwick, aynı zamanda bir rahiptir. Doğada varolan her şeyin insan zihnini, Kutsal kitaptaki gerçeklere hazırlamakta olduğunu savunmuştur. Bu konuda Newton'la aynı fikri paylaşmakta ve şunları söylemektedir: "Doğa, her şeyde Allah'ın varolduğunu bizlere öğretmektedir."

Michael Faraday

1791 yılında doğan Michael Faraday, özellikle elektrik ve manyetizmanın gelişmesinde rol almış dünyaca ünlü bir fizikçidir. Ünlü bilim adamı Humpry Davy'den çok etkilenmiş, onun laboratuvarında çalışmaya başlamış, ilk önemli başarılarını burada elde etmiştir.

Michael Faraday, gerek Davy gerekse daha sonraki müstakil çalışmalarında elektrik alanında daha önce benzeri olmayan ilklere imza atmıştır. Transformatörü icad etmiş ve dünyanın ilk basit dinamosunu yapmıştır. Diğer çalışmalarında ise sıvı bir solüsyon ile elektrik akımı vererek molekülleri elementlerine ayırmayı başarmış ve benzeni keşfetmiştir. Bu çalışma daha sonra James Joule ve James Clerke Maxwell tarafından keşfedilecek olan termodinamik ve elektromanyetizm konularına da öncülük etmiştir.

Faraday'ın bilimsel alandaki başarıları temelinde Allah'a olan inancından kaynaklanmaktadır. Faraday, doğadaki her şeyin bir Yaratıcının varlığını kanıtladığına inanmaktadır. Ona göre, "Dünyayı tek bir Yaratıcı yarattığına göre, bütün tabiat bir bütünün parçaları olmalıdır". Bu büyük Yaratıcı evrendeki her noktada Kendisini göstermektedir ve bilim bu gerçeği ortaya çıkarmakla görevlidir.

James Prescott Joule

James Prescott Joule, ısı ve enerjinin tek ve aynı şey olduğunu ve her ikisinin de birbirine dönüşebileceğini gösteren Termodinamik Kanunu'nu bulmuştur.

1818 yılında doğan Joule'un küçük yaşlardaki eğitmeni, modern atom teorisinin kurucusu olan John Dalton'dur. Henüz genç yaşlarında Joule kendi elektromanyetik motorunu icad etmiş ve 19 yaşında ısı ile deneyler yapmaya ve keşiflerini kayda geçmeye başlamıştır. İlerleyen yıllarda bu yöndeki keşiflerini artıran Joule, bir telde ilerleyen elektrik akımının ürettiği ısıyı hesaplamış ve ilk kez gaz molekülünün hızını bulmuştur. Joule'un en büyük keşfi mekanik ısı denklemidir. Bu önemli keşif en temel evrensel bilim kanunu olan "enerjinin korunumu" kanununu da rehberlik etmiştir. James Prescott Joule, bu keşifleri ile, kendi adıyla anılan Joule kanununun mimarıdır.

1864 yılında Darwin'e karşı bir manifesto imzalayan 717 bilim adamının en önemlilerinden biri olan Joule, evrende insanın karşısına çıkan keşiflerin kendisine Allah'ı tanıttığına inanan bilim adamlarından biridir. Joule bu konu ile ilgili olarak şunları söylemiştir: "Allah'ın isteklerini öğrendikten ve itaat ettikten sonra yapacağımız diğer şey, yaptığı işlerin kanıtından yola çıkarak O'nun aklı, gücü ve iyiliği hakkında birşeyler bilmektir. Tabiat kanunlarını bilmek, Allah'ı bilmektir."

Gregor Mendel

Asıl adı Johann olan Gregor Mendel, 1822 yılında doğdu. İlk olarak kendisine bitki aşılama ve çiftçilik gibi konuları öğreten usta bir bahçıvan olan babasından etkilenen Mendel, daha sonra bu konuda bilgilerini genişletmiş ve bu alanda çeşitli çalışmalar yapmıştır.

Çeşitli yerlerde öğrentmenlik yaptıktan sonra Mendel ünlü deneylerini gerçekleştirmiştir. Mendel, iki yıl boyunca bezelye çeşitleri yetiştirmiş, sekiz yıl boyunca bu bezelye çeşitlerini birbirleriyle ve kendi türleriyle döllemiştir. Ortaya çıkan sonuçlara göre Mendel, sonraki nesillerde bezelyelerde beliren özelliklerin her birinin hem yumurtadan hem de gametten geldiğini keşfetmiştir. Bezelyeler üzerine yaptığı bu ünlü deneyi sonucunda kalıtım kanunlarını ortaya koyan Mendel, yaşadığı dönemde ortaya çıkmış olan Darwin'in evrim teorisine de büyük bir darbe vurmuştur. Mendel'in genetik prensiplerine göre bir canlıda sadece anne ve babadan gelen genlerin özellikleri bulunabilir. Bu genlerin tamamen farklı özellikler edinip o canlıyı tamamen başka bir türe dönüştürmesi ise imkansızdır.

Gregory Mendel bezelyeler üzerinde yaptığı çalışmalar sonucunda kalıtım kanunlarını keşfetti. Aynı zamanda bir din adamı olan Mendel'in bu keşfi Darwin'in evrim teorisinin önemli bir çıkmaza girmesine neden oldu.

 

Kendisi bir rahip olan Mendel, hiçbir şeyin tesadüfen varolamayacağını savunan ve bilinçli yaratılış gerçeğini insanlara göstermeye çalışan 19. yüzyıl bilim adamlarındandır.

Louis Pasteur

1822 yılında doğan Pasteur, tıp tarihinde büyük önemi olan bir bilim adamıdır. Pasteur ayrıca fizik ve kimya alanlarında da gerek çalışmaları gerekse deneyleri ile önemli bir isimdir. Fermentasyonun organik temeli ve kontrolü ile ilgili ilk açıklamalar Pasteur'dan gelmiştir. Araştırmaları kendisini bakteriyoloji konusunun içine daha fazla dahil etmiş ve bu mikroskobik dünya hakkında yüzyılımıza kadar gelen bilgilerin temelini atmıştır.

Hastalıkların ortaya çıkışı ile ilgili buluşları, bakterileri detaylı incelemesi ile mümkün olmuştur. Hastalık yapan pek çok organizmayı ayırmış ve onlarla savaşmak için aşılar üretmiştir. Pastörize etme ve sterilize etme işlemlerinin yöntemlerini ortaya koymuştur.

Hayatın cansız maddelerden gelemeyeceğini, ancak hayattan gelebilleceğini ispatlayan Pasteur, yaşadığı dönemde özellikle Darwin'in teorisine karşı çıkması ile tanınmış ve bundan dolayı tepki alarak pek çok sözlü saldırının hedefi olmuştur. Evrenin ancak Allah tarafından yaratılmış olabileceğini hararetle savunmuş, bilim ve din arasında büyük bir uyum olduğunu açıklamış ve göstermiştir. "Doğayı ne kadar çok incelersem, Yaratıcı'nın eserleri karşısında inancım o kadar çok artıyor" diye belirten Pasteur, "Bilim insanı Allah'a götürür" inancı ile hareket etmiştir.

James Clerk Maxwell


Maxwell

Modern fiziğin öncülerinden kabul edilen James Clerk Maxwell, 1831 yılında İskoçya'da doğmuştur. Henüz küçük yaşlarda ışık ve elektrik alanına ilgi duymuş ve yetişkinliğe eriştiğinde de bunların bir bütünlük içinde olduklarını iddia etmiş, ışık, elektrik ve manyetizmayı tek bir denklem içinde göstermeyi başarmıştır.

King's College'de okurken, elektrik jenaratörü ve transformatörü prensiplerinin kaşifi olan Michael Faraday ile tanışmış ve onunla yakın arkadaş olmuştur. Bundan sonra yaptığı çalışmalarda Faraday'ın araştırmalarını matematik temellerine göre belirlemiştir. Işık üzerine deneyler yapabilmek için prizmalardan ve reflektörlerden oluşan uzun bir kutu inşa etmiştir.

Maxwell, bilim tarihinde rahatlıkla Newton veya Einstein ile aynı düzeyde düşünülebilir. Einstein, rölativite teorisini formüle ederken Maxwell'in eşitlikleri ve hesaplamalarından yararlanacaktır. Aynı zamanda Maxwell'in gazlar üzerine yaptığı çalışmaları da kuantum teorisi için bir yol açacaktır.

Tıpkı Newton ve Einstein gibi inançlı bir insan olan Maxwell, eşine yazdığı bir mektupta şu şekilde Allah'a dua etmiştir: "Yeryüzündeki herşeyi kullanımımız altına alabilmek için bizlere Senin eserlerinin üzerinde çalışmayı öğret ve Sana hizmet etmek için aklımızı güçlendir."

Albert Einstein


Albert Einstein

 

Geçtiğimiz yüzyılın ve aynı zamanda bilim tarihinin en önemli bilim adamı olarak kabul edilen Albert Einstein evrenin tesadüflerle oluşamayacak kadar harika bir düzeninin olduğu ve bu mükemmelliğin ancak bir Yaratıcı tarafından yaratılmış olabileceği sonucuna varmış büyük bir fizikçidir.

Einstein, rölativite teorisi ile ışık hızının, kütlesi olan her maddede sınırlayıcı bir hızının olduğunu ve kütle ve enerjinin eşit olduğunu ortaya atmıştır. 1916 yılında, yerçekiminin, zaman-mekan eğrisinin belirleyicisi olduğu yönündeki rölativite teorisinin matematik formülünü tamamlamıştır. Daha sonra da yerçekimi, elektromanyetizm ve atomaltı parçacıkları ile ilgili çeşitli kanunlar belirlemiştir. Rölativite teorisinin yanı sıra Einstein'in kuantum teorisine de büyük katkıları bulunmaktadır.

Yazılarında Allah'a olan inancından sıkça söz eden Einstein, "Dinsiz bir toplum topaldır" sözleriyle dinle bilimin ayrılmaz bir bütün olduklarını göstermektedir. Einstein, "tabiatı araştıran herkesin içinde bir çeşit dini saygı" olduğunu belirtmiş ve şunları söylemiştir: "Bilimle ciddi şekilde uğraşan herkes tabiat kanunlarında bir ruhun, insanlardan daha üstün bir ruhun olduğuna ikna olur. Bu yüzden bilimle uğraşmak, insanı dine götürür."

 

Georges Lamaitre

Lamaitre, adını ilk olarak ortaya attığı Yaratılış teorisi ile duyurmuştur. Aynı zamanda Big Bang teorisinin kurucularındandır. Lamaitre evrenin, materyalizmin öne sürdüğü gibi sonsuz olmadığını, bir başlangıcı ve sonu olduğunu, bunun da pek çok insanın iman etmesi için önemli bir faktör olacağını düşünmüştür.

Termodinamik ve Einstein'in statik evren problemleri onu kendi teorisini üretmeye iten faktörlerdendir. Ona göre, eğer evren entropi içinde gelişiyorsa, termodinamiğin ikinci kanununa göre, sonlu olmalıdır. Tüm bunlardan yola çıkarak evrenin statik bir durumdan başlayarak gitgide gelişmekte olduğu sonucuna varmıştır. Teorisinin test edilebilir olduğunu, bunun için kozmik ışınların incelenmesi gerektiğini iddia etmiştir. Nitekim geçtiğimiz yüzyılda Big Bang'in varlığını kanıtlayan kozmik ışınların varlığına rastlanmıştır.

Kendisi her konuda çok iyi eğitim almış bir din adamı olan Lamaitre, dinin ve bilimin insanları aynı gerçeklere ulaştıracağına inanmıştır. Yaptığı çalışmalar ve bu önemli buluşu, evrenin bir Yaratıcı tarafından yaratıldığı gerçeğini açıkça ortaya koyarken, Lamaitre'nin beklediği gibi pek çok astronom ve bilim adamının da Allah'a iman etmelerini sağlamıştır.

Max Planck


Max Planck

1858 yılında doğmuş olan Alman fizikçi Max Planck, kendi ismi ile bilinen fiziksel sabitin kaşifidir. Planck, fizik alanında yaptığı keşiflerle yeni bir döneme damgasını vurmuş 20. yüzyılın önemli isimlerindendir.

Planck, ışığın bir akarsudaki suyun sürekli akışı gibi değil, bir yağmur damlasının pencerenin camında oluşturduğu görüntü gibi bir yapıya sahip olduğunu savunmuştur. O döneme kadar bilim adamları ışığın sadece bir dalga hareketinin olduğunu düşünüyorlar ve deneylerini bu kabul üzerine yapıyorlardı. Her bir ışık parçacığının bir enerji paketi olduğunu ortaya çıkaran Planck, her bir pakete foton adını vermiştir. Foton kavramı o dönemden itibaren fizikte sürekli kullanılan bir terim olmuş ve modern fiziğe büyük bir yenilik getirmiştir. Planck'a göre ışık, ses gibi havada dalgalar halinde yayılmakla kalmamakta, aynı zamanda parçacıklar halinde de hareket edebilmektedir.

Bu büyük buluşun mimarı olan Planck, evrenin büyük ve kutsal bir güç tarafından idare edildiğine inanmıştır. Bu büyük gücün Allah olduğunu belirten Planck, bilimle uğraşan insanların Allah'ın varlığını görmeleri gerektiğini şu sözlerle dile getirmiştir: "Hangi sahada olursa olsun, bilimle ciddi şekilde ilgilenen herkes, bilim mabedinin kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: İman et. İman, bilim adamlarının vazgeçemeyeceği bir vasıftır."
2005-06-19 13:38:29

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top