Deccal nasıl tanınır? -3-

1- Deccal dininin mezhepleri nelerdir?
 
İlk bölümde, Deccaliyetin kendi içinde mezhepleri bulunan bir fikir sistemi olduğundan bahsetmiştik. Nitekim geride bıraktığımız yüzyılı incelediğimizde, Darwinizm'den hayat bulan iki önemli ideolojinin insanlık üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu görürüz: Komünizm ve faşizm.

Bu iki ideoloji, Deccal dininin iki ana mezhebi olarak kabul edilebilir. Her iki ideolojinin de kurucuları ve liderleri, günümüzde Deccal'in fikri sisteminin temeli olan Darwinizm'in bağlılarıdır ve iki akım da Darwinizm'in derin etkisi altındadır. İnsanlığın başına sayısız felaketler getiren, dünyayı adeta bir savaş arenasına çeviren bu mezhepler yakından incelendiğinde, ortaya ilginç bir tablo çıkmaktadır: Her ne kadar birbirlerine zıt görüşlere sahiplermiş gibi görünseler de, her iki mezhebin pek çok ortak noktası bulunmakta, ikisinin de aynı kaynaktan, yani Darwinizm'den beslendikleri açıkça anlaşılmaktadır. (Detaylı bilgi için bakınız, Darwinizm'in Dünyaya Getirdiği Belalar, Harun Yahya, Vural Yayıncılık, 2000)

Deccal dininin iki ana mezhebi olarak kabul edilen komünizmin ve faşizmin kurucuları ve liderleri, günümüzde Deccal'in fikri sisteminin temeli olan Darwinizm'in bağlılarıdır ve iki akım da Darwinizm'in derin etkisi altındadır.



2- Deccal kendi savaşında Darwinizm’I nasıl kullanacak?

Darwinizm, tüm canlılığın kör tesadüflerin eseri olduğunu, yaratılmadığını iddia eden, insanları Allah'a imandan uzaklaştırmaya çalışan bir öğretidir. Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinin biraraya getirildiği ve hadislerin açıklamalarının yer aldığı Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi isimli kitapta, Deccal ile Darwinizm'in ittifakına şöyle dikkat çekilmiştir:
Deccal'in yol açtığı Ahir zaman fitnesinin en bariz ve en mühim vasfı, dine karşı olmasıdır. Ahir zamanda ortaya çıkacak bir kısım hümanist görüşler ve değerler, dinin yerini almaya çalışacaktır. Bu yeni din, insan üstünde mevcut her çeşit İlahi hakimiyeti kaldırmak için inkarı kendisine temel alır... Temel ilahı madde ve insan olan din dışı bir dindir.1
Alıntıda sözü edilen "hümanist görüşler", bugün gerçekten de bir din kimliğine bürünmüş durumdadır. Çağımızda hümanizm, Allah'ın inkar edildiği ve insanın sözde tapılacak kutsal bir varlık olarak gösterildiği ateist bir din durumundadır. Hümanist kurum ve derneklerin yayınlarına bakıldığında ise, tüm dünya görüşlerini evrim teorisine dayandırdıkları görülür. (Ayrıntılı bilgi için bkz. Harun Yahya, Global Masonluk, İstanbul, 2002)

Deccal'in fitnesinden korunmak isteyen müminlerin, birlik ve beraberlik içinde olmaları, tüm Müslümanların kardeş olduğu bilinciyle hareket etmeleri gerekmektedir.

Daha önce de belirttiğimiz üzere Deccaliyet, din ahlakına karşı olarak ortaya çıkmış tüm ideolojileri, batıl felsefeleri ve fikir akımlarını kapsayan bir ideolojik sistemdir. Hümanizm bu batıl felsefelerden yalnızca bir tanesidir. Komünizm ve faşizm gibi kanlı ideolojiler, ırkçılık ve sömürgecilik gibi vahşet dolu uygulamalar, materyalizm, ateizm, postmodernizm, pozitivizm, realizm gibi birçok batıl felsefe de aynen hümanizm gibi, öğretilerini Darwin'in evrim teorisine ve bu teorinin toplumlara uyarlanmış hali olan Sosyal Darwinizm'e dayandırmaktadır. Bununla birlikte günümüzde bu batıl felsefelerin propagandası dünyanın dört bir tarafında yapılmakta ve bu akımlar topluma verdiği zararlara rağmen geniş kitleler tarafından benimsenebilmektedir. Darwinizm'in toplumlara bu denli geniş çapta ve farklı araçlarla tesir edebilme yönü ise Deccal'in kendi savaşı için son derece büyük bir önem taşımaktadır. Din ahlakına uygun olmayan sistemlerin ve ideolojilerin ana savunucusu ve destekleyicisi konumundaki Deccal, söz konusu sapkın fikir akımlarını destekleyecek ve yaygınlaşması için çaba gösterecektir. Deccal bu ortamdan kuvvet bulacak ve insanların büyük çoğunluğunu kendi telkinleri doğrultusunda hareket etmeye yöneltecektir.

Deccal, Darwinizm, hümanizm gibi sapkın fikir akımlarını destekleyecek ve yaygınlaş-ması için çaba gösterecektir.

Darwinist telkinlerin etkisine kapılan bir insanın ise hayata ve insanlığa bakış açısı tamamen materyalist-Darwinist düşünce doğrultusunda şekillenir. Artık o da sadece kendisini ve çıkarlarını korumak için mücadele edecek, çoğu zaman şiddet, zulüm ve hileyi etkili bir yol olarak görecek, dinsizliğin getirdiği kabus içinde bir suçtan bir başka suça koşacaktır. Üstelik bu durumda onu durduracak veya engelleyecek bir sebep kalmayacaktır.

Sürekli sorun çıkarmaya çalışan, savunmasız insanlara saldıran, mazlumları ezen ve haklarını yiyen, şiddetten zevk alan, kanı ve gözyaşını eğlence konusu edinen, kısacası tüm insani özelliklerden uzaklaşan insanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

Sürekli sorun çıkaran, savunmasız insanlara saldıran, mazlumları ezen ve haklarını yiyen, şiddetten zevk alan, kanı ve gözyaşını eğlence konusu edinen, kısacası tüm insani özelliklerden uzaklaşan insanların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. İşte bunun en önemli nedeni, Deccal dininin bu ürkütücü telkinlerinin, insanlara hayatın vazgeçilmez bir gerçeğiymiş gibi öğretiliyor olmasıdır.
Ancak unutmamak gerekir ki, Darwinizm, günümüzde yalnızca   ideolojik bir görüş olarak  savunulmaktadır. Gerçekte ise   bilimsel delillerin yanı sıra, insanın vicdanına başvurarak da yanlışlığını kolayca fark edebileceği anlamsız bir teoriden ibarettir.
Bazı insanlar Deccal'in geçici gücünün etkisi altına girseler de hak muhakkak ortaya çıkacak ve Deccal'in tüm düzenleri -Allah'ın izniyle- yerle bir olacaktır.



3- Deccal’in göstereceği yalancı mucizeler nelerdir?

Hadislerde Deccal'in sözde ilahlığını iddia ederken şeytanın da yardımıyla bazı aldatıcı yöntemler kullanarak, birtakım olağanüstü güçlere sahip olacağı haber verilmiştir. Bu hadislere göre Deccal, kendisinin ilah olduğunu öne sürerken (Allah’ı tenzih ederiz), kendince bunu delillendirmek için insanlara, kendisini ölüleri diriltme gücüne sahip gibi gösterecektir.

Hadislerde, Deccal'in hileleri arasında "ölü develeri diriltmiş gibi göstererek bir topluluğu kendisine inandırdığı", bir başka kişiyi "anne babasını diriltmiş gibi göstererek kandırdığı” ve “testereyle parçalara ayırdığı bir kişiyi yeniden dirilteceği”ni söylediği gibi bilgiler sayılmaktadır.

Karşısına çıkan her olayı Kuran ahlakı ile değerlendiren kişi Allah'ın bir nimeti olarak iyiyi kötüden ayırt edecek güçlü bir vicdana ve akla sahip olur.

Deccal'in bu eylemleri, taraftar toplamak ve insanları Kuran ahlakından uzaklaştırmak için yaptığı aldatmaca ve fitnelerdendir. Deccal'in bu hileleri, İslam alimleri tarafından "istidrac" yani “Allah'ın insanları denemek için yarattığı ve kafirlerde görülen yalancı mucizeler” olarak nitelendirilmiştir. Ancak bunları Kuran ayetleri ve Peygamberimiz (sav)'in hadisleri doğrultusunda değerlendirmeyen insanlar, bunları sözde birer "mucize" zannedebilirler. Oysa mucize, Allah'ın veli kullarına lütfettiği bir nimettir. Deccal'in yaptığı hilelerin tamamı insanların denenmesi için Allah'ın Deccal'e verdiği özelliklerden kaynaklanmaktadır. Dünya hayatı insanların denenmesi için yaratılmış bir mekandır. Ahir zamanda da Deccal'in fitneleri ve hileleri pek çok insan için imtihan konusu olacaktır. Salih müminler, bu hileleri gördüklerinde Deccal'i tanıyıp, onun hadislerde haber verilen Deccal olduğuna kanaat getirirlerken, insanların önemli bir kısmı da bu aldatmacalara kapılacaklardır.

İslam alimleri ayrıca, Deccal'in bu ve bunun gibi hileleri hipnotizma ve benzeri yöntemler kullanarak gerçekleştiriyor olabileceğine dikkat çekmişlerdir (En doğrusunu Allah bilir). Bediüzzaman Said Nursi, Deccal'in bu özelliğini şöyle dile getirmiştir:
Büyük Deccal'in ispirtizma nevinden teshir edici (hipnotize edici) özellikleri bulunur... Sadece dünyayı maksad edinen bu münkir (inkarcı), mutlak inançsızlıktan çıkan bir cüret ve cesaretle mukaddesata (kutsal değerlere) hücum eder. İşin hakikatini bilmeyen halk, bunu harikulade bir iktidar ve cesaret olarak görür. 2
Bediüzzaman, Deccal'in bu yönünü bir başka sözünde de şöyle açıklamıştır:
Ve onların başına geçen en büyükleri, İSPİRTİZMA VE MANYETİZMANIN HADİSATI NEV'İNDEN (hipnotizma ve cinlerle bağlantı şeklinde olaylarla) MÜTHİŞ HARİKALARA MAZHAR (sahip) OLAN DECCAL ise, daha ileri gidip, cebbarane (zorla) suri (hakiki, ciddi ve samimi olmayan) hükumetini bir nevi rububiyet (Rablik, sahiplik) tasavvur edip Uluhiyetini (ilahlığını -Allah'ı tenzih ederiz-) ilan eder... 3
Üstad'ın da sözünde belirttiği gibi, Deccal hipnotizma ve büyü gösterileri gibi aldatmacalarla yeterince bilgi sahibi olmayan veya imanen zayıf olan pek çok kişiyi kandırabilir. Ancak hiç unutmamak gerekir ki, her ne kadar bazı insanlar bu hilelere aldanıp Deccal'in geçici gücünün etkisi altına girseler de hak muhakkak ortaya çıkacak ve Deccal'in tüm düzenleri -Allah'ın izniyle- yerle bir olacaktır.



4- Deccal’den korunmak için ne yapmak gerekir?

Deccal'in fitnesinden korunmak için öncelikle Deccal sisteminin toplumu nasıl etki altına aldığı konusu üzerinde önemle durulması gerekir. Bu tespitin yapılması, söz konusu sisteme karşı yürütülecek olan fikri mücadelenin de ilk adımı olacaktır. Çünkü insanlar bir anda bencil, saldırgan, acımasız, nefret dolu ve intikam peşinde koşan bireyler haline gelmezler. Bu, ancak insanların aşamalı olarak Deccal sistemine alıştırılmaları ile gerçekleşir. Bu süreç insanların çevrelerini algılayıp bir şeyler öğrenmeye başlamaları ile birlikte devreye girer ve ömür boyu aldıkları telkinlerle devam eder. Bu telkinlerin hareket noktası ise insanların Allah'a imandan uzaklaştırılmasıdır. Bu yoğun telkinden korunabilmenin en önemli yolu ise kişinin sadece vicdanının sesini dinlemesidir. Çünkü vicdan, insanı, Allah'ın izni ile, her zaman en doğru yola ileten bir rehberdir.

Karşısına çıkan her olayı Kuran ahlakı ile değerlendiren, Peygamberimiz (sav)'in sünnetini kendisine rehber edinmiş bir Müslüman, Allah'ın bir nimeti olarak iyiyi kötüden ayırt edecek güçlü bir vicdana ve akla sahip olur. Kuran ayetleri doğrultusunda düşüneceği için, bir olayın neden olabileceği yarar veya zararları zamanında fark edip gereken tedbirleri en güzel şekilde alabilir.
Sevgili Peygamberimiz (sav), müminlere Deccal'in fitnelerinden ve oyunlarından nasıl korunmaları gerektiğini şöyle haber vermiştir:
Hz. Peygamber (sav), Deccal'in çıkışından önceki kıtlıktan ve zorluklardan bahsediyordu. Bu arada ashab:

"Ya Resulullah! O gün hangi şey daha hayırlıdır?" diye sordular.

"Ehlini sulayan güçlü bir genç. O gün yiyecek bir şey yoktur," buyurdular. Ashab-ı Kiram:

"O halde o gün müminlerin yiyeceği nedir?" diye sordular. Cevaben Hz. Peygamber (sav):

"Tesbih, tekbir, tehlil (Allah’ı birlemek)dir." buyurdular. 4
Peygamberimiz (sav)'in bu hatırlatması müminler için çok önemli bir rehberdir. Nitekim, Kuran'da da Peygamberimiz (sav) döneminde müşrikler ve inkarcılarla mücadele ettikleri bir sırada- iman edenlere kurtuluş bulmaları için "Allah'ı çokça zikretmeleri" bildirilmiştir:
Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız. (Enfal Suresi, 45)


5- Deccal’in fitnesine karşı iman edenlerin mücadelesi nasıl olmalıdır?


Öncelikle şunu belirtmek gerekir ki, deccaliyete karşı sürdürülecek olan mücadele ilmi ve fikri bir mücadele olmalıdır. Çünkü yazının başında da vurguladığımız gibi, Deccal, toplumları din ahlakından uzaklaştırmak için sürdürdüğü savaşında fikri sistemleri kullanmaktadır ve bu yolla büyük kitleleri aldatmaktadır. Deccal'in yalanlarına aldanan insanlar, din ahlakından uzaklaşacak ve toplumlarda büyük çaplı bir ahlaki çöküntü ve dejenerasyon başgösterecektir. Bu nedenle Deccal'in kullandığı fikri sistemlerin çarpık ve çürük temellerinin yıkılması, geçersizliklerinin delilleriyle ortaya konması çok büyük önem taşımaktadır. İnsanlara Allah'ın varlığının apaçık delillerinin gösterilmesi, yaptıklarından sorumlu tutulacaklarının hatırlatılması gerekmektedir.

Unutulmamalıdır ki Deccaliyet, mutlaka mağlup olacak şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla Deccal’in tuzakları, Allah'ın izni ile, hiçbir zaman başarıya ulaşamayacak tuzaklardır. Deccal’in bu mutlak mağlubiyetinin Kuran ayetlerinde ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde haber verilmesi ise tüm inananlar için önemli birer müjdedir.

Bu görevi üstlenecek olan iman sahipleri ise tarih boyunca olduğu gibi yine az sayıda olacaktır. Ahir zamanda Deccal'in fitnesine karşı yürütülecek mücadele Hz. Mehdi ve beraberindeki müminler tarafından başlatılacak ve Allah'ın izniyle ikinci kez yeryüzüne gelecek olan Hz. İsa'nın zuhuru ile Deccal'in fitnesi tamamen ortadan kalkacaktır. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde bu konuya dikkat çekmiş ve bir sözünde bu mücadeleyi yapacak olanların Deccal'in destekçilerine oranla sayıca çok daha az olacağını şöyle ifade etmiştir:
Gaybı ancak Allah bilir... İsa Aleyhisselam'ı nur-u iman (imanın ışığı) ile tanıyan ve tabi olan cemaat-i ruhaniye-i mücahidinin kemiyeti (cehd eden ruhani cemaatinin sayısı), Deccal'in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına nisbeten çok az ve küçük olmasına işaret ve kinayedir. 5
"...Deccal'in mektepçe ve askerce ilmi ve maddi ordularına...": Bediüzzaman bu sözüyle Deccal'in destekçisi olan dinsiz güçlerin hem eğitim kadroları hem askeri güç hem de maddi açıdan çok güçlü olacaklarını belirtmektedir.

"...cemaat-ı ruhaniye-i mücahidinin...": Bediüzzaman bu ifadeyle Hz. İsa ve ona tabi olan topluluğun Deccal'e karşı fikri bir mücadele içinde olacağını belirtmektedir. Bu topluluk güzel ahlakı yaymak için büyük bir çaba sarf edecek, ihlasla Allah yolunda çalışacaktır. Bediüzzaman'ın burada kullandığı "ruhani" ifadesi ise bu topluluğun samimi iman etmiş, olayların görünen yönlerinin yanı sıra batıni yönlerini de yaşayan bir topluluk olduğunu ifade etmektedir.
Sonuç:

Müslümanlar arasındaki birlik, Deccaliyete en büyük darbe olacaktır

Bu büyük fikri mücadele içinde Müslümanların birlik ruhu içinde olmaları son derece önemlidir. Peygamberimiz (sav) bir hadisinde, "... Fitnenin girmediği hiçbir ev ve dokunmadığı hiçbir Müslüman kalmaz. Bu durum soyumdan bir adam (Hz. Mehdi) çıkıncaya kadar devam eder...” 6 sözleriyle Ahir zamanın müminler için zorlu günler olduğuna dikkat çekmiştir. Bir başka hadiste ise bu çetin koşullardan müminlerin ne şekilde sakınabileceği şöyle haber verilmiştir:
 O günlerde araları bozuk olan müminler Deccal'in hedefi olmaktan kurtulamazlar. 7
Deccal'in fitnesinden korunmak isteyen müminlerin, birlik ve beraberlik içinde olmaları, tüm Müslümanların kardeş olduğu bilinciyle hareket etmeleri gerektiği Peygamber Efendimiz (sav)'in sözünden de açıkça anlaşılmaktadır. Rabbimiz, Kuran'da, iman edenlerin birbirlerine destek olup dayanışma içinde olmalarını, aksi takdirde yeryüzünde bozulma ve kargaşa olacağını bildirmiştir:
İnkar edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)
Bu ahlak gösterildiğinde, Deccal'in karşısında sayıca az olsalar dahi ihlasla gönülden çaba gösteren salih müminler Rabbimiz'den Kuran ahlakını tüm dünyaya hakim kılmasını umut edebilirler. Allah, Kuran'da "nice az topluluğun, sayıca daha fazla ve daha çok imkana sahip topluluklara karşı üstün geldiklerini" haber vermiştir. Hiç şüphesiz bu, samimi olarak iman edenler için hem çok büyük bir müjde hem de çok önemli bir şevk ve heyecan kaynağıdır. Rabbimiz şöyle buyurmuştur:
... Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249)


KAYNAKLAR:


1. Kütüb-i Sitte Muhtasarı, Tercüme ve Şerhi, Prof. Dr. İbrahim Canan, 13. Cilt, Ankara, 1992, ss.457-458
2Hz. Mehdi ve Deccal, Şaban Döğen, s. 74-75
3. Mektubat, s. 55
4. Büyük Fitne Mesih-i Deccal, Saim Güngör, s. 56-57
5. Şualar, s. 588-589
6. Nuaym b. Hammad, vr, 75b; Şaban Döğen, Hz. Mehdi ve Deccal, Gençlik Yayınları, 2. Baskı
7. Hakim, Müstedrek, 4:529-530; Şaban Döğen, Hz. Mehdi ve Deccal, Gençlik Yayınları, 2. Baskı
2007-04-16 20:43:17

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top