Ahir zamana yönelik teknolojik işaretler

Ekranı büyüt
 

Peygamberimiz (sav), gerek kendi yaşadığı dönemle gerekse İslam aleminin geleceğiyle ilgili birçok haber vermiş ve Rabbimiz'in bir mucizesi olarak bu haberlerin hepsi doğru çıkmıştır. Hz. Muhammed (sav)'in İslam aleminin geleceğiyle ilgili verdiği haberlerin büyük bir kısmı, ahir zamanla ilgili olayları kapsar. Ahir zamanda depremlerin artacağı, kuraklık yaşanacağı, gökyüzünde olağanüstü olayların görüleceği, büyük savaşlar olacağı, kargaşa ve anarşinin artacağı, güvenliğin azalacağı, ihtilaller olacağı Peygamberimiz (sav)'in verdiği ve içinde yaşadığımız dönemde gerçekleştiğine şahit olduğumuz haberlerdir. Peygamberimiz (sav), ahir zamanda Müslümanların ve iman edenlerin çeşitli sıkıntılar yaşayacağını, bu sıkıntılı dönemin ardından Hz. İsa'nın yeniden yeryüzüne dönüşü ve Hz. Mehdi'nin zuhur edişiyle birlikte tüm müminleri aydınlık bir dönemin beklediğini de müjdelemiştir. Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin gelişi öncesindeki alametleri çok detaylı açıklayan Peygamberimiz (sav), bu mübarek zatların zuhuruyla birlikte yaşanacak güzellikleri de kapsamlı olarak tarif etmiştir.

Hadislerde Deccal'in çıkış alametleri ve bu dönemde meydana gelecek gelişmeler hakkında da çeşitli bilgiler verilmiştir. Bu hadislerden günümüze işaret etmesi muhtemel olalardan bazıları şöyledir:

YAĞMUR BOMBASI

Müslim’in Nüvvas b. Sem’an’dan nakl ettiği bir hadisde şöyle varit olmuştur:

"Göğe emredip yağmur yağdıracak...” (Kıyamet alametleri  baskı 10 sf. 219)

Hadiste ahir zamanda istenildiği zaman yağmur yağdırılabilecek yöntemler geliştirileceği bildirilmiştir. Nitekim günümüzde bu yöntemler kullanılmaktadır. Yağmur bombası veya bulut tohumlama olarak bilinen bu yöntem şöyle uygulanmaktadır:

"Yağmur bombası, çok soğuk bulutlara, buz kristalleri saçarak yağmur ve kar şeklinde yağışın sağlanmasıdır. Çok soğuk bulutlar sıkça görülür. Bunlar 0°C'nin altında veya hatta -40°C'nin altında bulunan çok küçük su damlacıklarından ibarettir. Böyle bir buluta buz kristallerinin atılması şartları değiştirir. Kristaller suya göre daha düşük buhar basıncına sahip olduğu için, su damlacıklarının buharlaşmasına sebep olurlar. Daha sonra bu nem, buz kristallerinin üzerinde yoğunlaşır. Böylece, buz kristallerinin büyüklüğü aşağı düşerken sürekli artar. Bu şekildeki bulut tohumlaması, yüksek seviyelerde buz kristallerinin oluşması ile tabii olarak meydana gelir. Buz kristallerinin buluta düşmesi veya atmosferdeki buzlaşmış tozların bulunması olayı tamamlar. Sun'i bulut tohumlaması havadan veya yerden yapılabilir. Bir uçak kullanılarak, bulutların içine katı karbondioksit (kuru buz) tanecikleri saçılır. Sıcaklıkları çok düşük olduğu için bu taneciklerde çok miktarda buz kristalleri vardır.

(http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Yağmur_Bombasım)

Bu yöntemin günümüzde sık kullanıldığı yerlerden biri Kanada’dır. Konuyla ilgili National Geographic dergisinin internet sitesinde şu bilgiler verilmiştir:

"Kansas'ta (ABD) kimi zaman toplanan bulutlar yağmur beklentisi yaratır, ama bir türlü boşalmaz; bunun yerine hasada zarar veren doluya çevirdiği zamanlar da olur. Batı Kansas Hava Durumu Modifikasyon Programı bulutları yola getirmek için uçaklar gönderir. Kanatlara takılı brülörlerin saldığı gümüş iyodür dumanı, yükselen havayı, belirli fırtına bulutlarını sıfır derece altındaki iç bölüme doğru yöneltir. O yükseklikte gümüş iyodür parçacıkları, bulut suyunun etrafında donabileceği birer çekirdek işlevini görür. Yeterli ağırlığa ulaşan buz taneleri düşmeye başlar ve iniş sırasında eriyerek yağmura dönüşür. Kuramsal olarak bakıldığında, bu strateji sadece yağış miktarını artırmakla kalmaz, nemin bulutlar içinde yukarıya sürüklenerek dolu haline gelmesini de önler…

(http://www.nationalgeographic.com.tr/ngm/mercek.asp?Konu=2&Mercek=5&Yil=05&Ay=06)

Resimde Kansas’ta uçaktan gümüş iyodür dumanı püskürterek gerçekleştirilen bir bulut tohumlama işlemi görülmektedir.
(Kaynak: National Geographic sitesi)

Yağmur bombası son 60 yıl içinde geliştirilmiş bir teknolojidir. Günümüzde içlerinde ABD, İsrail, Kanada, Rusya, Tayland, Fas, Avustralya’nın da olduğu yaklaşık 24 ülke bu yöntemi daha fazla yağış sağlamak için kullanmaktadır. (http://www.aksam.com.tr/haber.asp?a=77081,10) Aşağıdaki resimlerde günümüzde kullanılan gümüş iyodür ve bulut tohumlama cihazlarından bazıları görülmektedir:

Uçak kanadına takılmış bulut tohumlama fişekleri

50 gr gümüş iyodür içeren bulut tohumlama fişekleri

Bir bulut tohumlama cihazının deneme atışı


SÜT ÜRETİMİNDE ARTIŞ

Peygamber Efendimiz (sav)'in ahir zamana yönelik hadislerinde Deccal'in çıkış alametlerinden biri olduğu belirtilen olaylardan biri de süt üretimindeki artıştır. Yaşadığımız bu dönemde hayvancılık alanındaki kaydedilen gelişmeler, hadislerde işaret edilen bu verim artışına sebep olmuştur. (En doğrusunu Allah bilir)

Bu hadis İbnil-Münadi Ali (K.V.) den rivayet etmiştir.
Müslim’in Nüvvas b. Sem’an’dan nakl ettiği bir hadiste şöyle varit olmuştur:

’Bir kısım insanlara gelip davet edecek, onlar ona inanacaklar... Göğe emredip yağmur yağdıracak... Yere emredip ekin bitirecek... Hayvanlarını  da bollatacak... Memelerini de sütle dolduracak.  (Kıyamet Alametleri  10. baskı, s. 219)

Günümüzde, kısa bir süre önce kullanılmaya başlanan hayvan popülasyonuna suni tohumlama uygulanması, embrio transferi ve yüksek verimli hayvanlar ile hayvan kalitesinin artırılması, Hollanda ve Belçika başta olmak üzere tüm ülkelerde süt üretiminde büyük bir artışa sebep olmuştur. Örneğin Hollanda da bir inekten alınan günlük süt miktarı ortalama 35 lt'ye çıkmıştır. Hatta günlük 53 lt süt veren ineklerin de olduğu bilinmektedir.


DEFİNE DEDEKTÖRÜ

Ahir zamanı anlatan Deccal'in çıkışını ve özelliklerini anlatan bir hadis-i şerifte de, Deccal'in bir binanın yanından geçerken bu binanın altında saklı olan defineyi haber verdiği anlatılmaktadır:

(Deccal) Yıkılmaya yüz tutmuş bir harabenin yanından geçerken "Haydi altında saklı olan defineni çıkar!" diye emir verecek, anında define meydana çıkacak..." (Müslim, Nuvvas'dan nakl edilmiştir) (Kıyamet alametleri, sf 219)

Bilindiği gibi, günümüzde yer altındaki metalleri tespit eden, değerli ve değerli olmayan metalleri ve metal alaşımlarını birbirinden ayıran dedektörler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bu dedektörler sayesinde, bir binanın, göçüğün ya da toprağın altında gömülü metal olup olmadığı hemen anlaşılmaktadır. Gömülü olan altın, gümüş, bakır, bronz gibi metallerin yerlerinin kolaylıkla tespit edilmesini sağlayan bu dedektörler mühendislikte, inşaatta, askeriyede sıkça kullanıldığı gibi, bazı kimseler tarafından da define dedektörü olarak kullanılmaktadır.

Yukarıdaki hadiste de, define dedektörü gibi bir aletin kullanılmasına işaret ediliyor olabilir. Bu yolla, yıkılmak üzere olan binanın altında hazine olduğu tespit edilmiş ve bu hazine yeryüzüne çıkarılmış olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

TROL AVCILIĞI

Onun (Deccal’in) akıllara hayret veren işlerinden biri de şudur: Günde üç defa denize dalacak; ellerinin biri uzundur. Uzun olan eliyle denizin dibine dayanacak, diğer eliyle denizin dibine dayanacak diğer elleriyle derinliklerdeki balıklardan istediğini tutup çıkaracak... (Ebu Nuaym Hüzeyfe (r.a)’dan nakil edilmiştir). (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 216)

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zamanda Deccal’in "denizin dibine uzanarak, derinlerdeki balıkların tutup çıkaracağı”na işaret edilmiştir. Günümüzde su ürünleri avcılığında kullanılan "trol ağları”, hadisin işaretiyle tam olarak mutabık görünmektedir (en doğrusunu Allah bilir).

Trol ağları ile avcılık, pek çok türün aynı anda avlanıldığı bir avcılık dalı olduğundan "multi avcılık” da denilmektedir. Bir sürütme ağı olan trol, dip ve orta su balıkçılığında kullanılmaktadır. Çelik halatlarla denizin dibini tarayan bu ağlar, önüne çıkan tüm balıkları içine almaktadır.
 


Trol ağı, külah biçiminde büyük bir torbaya benzer ve ağzı yaklaşık 30 metre genişliğindedir. Ağ atılırken ağzı açık tutmak için her iki yanına tahta levhalar yerleştirilir. "Kapı" denen bu tahta levhalar da çelik kablolarla trol teknesine bağlanır. Deniz dibinin engebeli olmadığı yerlerde dip balıklarını avlamak için genellikle dip trolü kullanılır. Trol teknesinden denize bırakılan trol ağı, tekneyle sürüklenir ve ağ deniz dibini tarayarak yolunun üzerindeki balıkları toplar. Ağı sürükleme işi 1,5-3 saat kadar sürer. Sonra ağ bir vinç yardımıyla çekilir ve içindeki balıklar tekneye boşaltılır. Balıklar temizlenip yıkandıktan sonra, teknenin ambarında buzların arasına gömülerek saklanır. Bazı büyük ve gelişmiş trol teknelerinde balıklar temizlendikten sonra soğutma aygıtlarında dondurulur. Bu tür tekneler denizde daha uzun süre kalıp avlanmaya devam edebilir.


ÖMÜRLERİN UZAMASI

Hadislerde de haber verildiği gibi, ahir zamanın ve Hz. Mehdi'nin zuhurunun alametlerinden biri de bu kutlu dönemde "ömürlerin uzayacak olması"dır. Konuyla ilgili hadis ve rivayetlerden bazıları şöyledir:

Onun (Hz. Mehdi'nin) zamanında ömürler uzayacak. Ömürlerin uzaması onun (Hz. Mehdi'nin) da uzun ömürlü olmasını gerektirir. ( Kıyamet Alametleri, s. 184)

Onun (Hz. Mehdi'nin) zamanında... ömürler uzayacak ve emanet zayi olmayacaktır...
(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 43)

Ömürler uzayacak, emanetler yerine teslim edilecek.
(İmam Suyuti, Kıyamet Alametleri, Ölüm ve Diriliş, sf. 1699, Sf. 179)

Geçtiğimiz dönemlerde de insan ömründe nisbi olarak bir artış yaşanmış, ancak hiçbir dönemde 21. yüzyılda olduğu gibi gözle görülür bir artış olmamıştır. Yapılan araştırmalar insan ömrünün bu yüzyılda %50 oranında arttığını, 100 yaşını geçen insanların sayısının önümüzdeki yıllarda çok daha fazla olacağını ortaya koymuştur.

Yüzyıllara göre insan ömründe artış

1800'lerde ortalama yaşam süresi 24 yıl
1900'lerde ortalama yaşam süresi 48 yıl
2000'lerde ortalama yaşam süresi 63 yıl

20. yüzyılın sonu ve 21. yüzyılın başında gen teknolojisinde yaşanan gelişme ve genetikte yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar, "ömürlerin daha da uzayacağını" göstermektedir. Örneğin, National Geographic dergisinde yer alan bir haberde, "Daha uzun ve sağlıklı bir ömür sunmak için gerekli olan formülün çok yakında eczanalerde bulunabileceği" yazmaktadır. İnsanın uzun ömürlü olmasını sağlayan geni tespit ettiklerini söyleyen bilim adamları, yakın bir gelecekte insan ömrünün 100 yılı aşkın olabileceğini ifade etmektedirler. Yapılan bir başka araştırma ise bu yıllarda doğan çocukların, 125-150 yaşına kadar yaşayacağını söylemektedir. Pek çok araştırmacı da, 21. yüzyılın ikinci yarısında "150 yaşındaki insanların garip karşılanmayacağını" dile getirmekte ve insan ömrünün 21. yüzyılda, geçmişle kıyaslanamayacak ölçüde uzayacağına dikkat çekmektedirler.

Peygamberimiz (sav)'in bundan 1400 yılı aşkın bir süre önce haber vermiş olduğu bir bilginin, böylesine açık ve net olarak gerçekleşmesi, şüphesiz müminler için çok kıymetli bir müjdedir. Tıpkı bu haber gibi, Peygamber Efendimiz (sav)'in diğer haberler de birbir gerçekleşek, 21. Yüzyılda insanlık çok kutlu olaylara şahit olacaktır. Allah'ın izniyle Hz. İsa yeniden dünyaya gelecek, Hz. Mehdi zuhur edecek, bu mübarek zatların vesilesiyle İslam ahlakı tüm dünyaya hakim olacaktır. İslam ahlakının yeryüzüne hakim olması, Kuran'da da vaad edilmiş olan bir müjdedir. Nur Suresi'nin 55. ayetinde, Rabbimiz şu şekilde buyurmuştur:

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara vaad etmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir... (Nur Suresi, 55)

DAHA UZUN YAŞAMAK MÜMKÜN

 
Radikal Gazetesi, 21 Nisan 2002

… 19. yüzyılın sonlarında 'Sanayi Devrimi' ve bilimdeki ilerlemeler, geçen yüzyılda tıpta olağanüstü gelişmelere yol açtı. Bu durum, insan ömrünü %50 oranında uzattı... Orta yaş sınırı 40-50'lerden 60-70'lere geldi. Yeni binyıla girerken de insan yaşamının sırrı olan genlerdeki bozuklukların bazı hastalıklara neden olduğu ortaya çıktı. Biyoteknolojik gelişmeler artık genlerdeki bozuklukların giderilmesi noktasına geldi.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=35461
İNSAN ÖMRÜNÜN ÜST SINIRI VAR MI?

Hürriyet Gazetesi, 18 Mart 2004

Bazı bilim adamlarına göre bugün doğan çocuklar 150 yaşına kadar yaşayabilir, bazıları ise uzun yaşamın üst sınırının olmadığı kanısında. Yaşam süresi, her 10 yılda çok düzenli olarak 2 yıl uzuyor. Buna göre 2150 yılında ortalama yaşam süresi 122.5 olacak ve 150 yaşına ulaşmış insanlar normal karşılanacak. ABD'de bugün 100 yaşının üzerinde 40.000 insan var. Oysa bu sayı 1950'lerde 2.300 civarındaydı. Almanya, Rostock'taki Max Planck Demografik Araştırma Enstitüsü'nden James Vaupel, yüz yaşındaki insan sayısının sanayileşmiş ülkelerde her 10 yılda bir ikiye katlanacağını ileri sürüyor.

http://webarsiv.hurriyet.com.tr/2004
03/18/429832.asp

Tempo Dergisi, 25 Haziran 2004


9. yüzyılın sonundan bu yana insan ömrü neredeyse iki katı uzadı. Genetik tıptaki gelişmeler sayesinde, insan ömrünün daha da uzayacağı tahmin ediliyor. Anti-Aging tıp dergisinin yaptığı araştırmada, 60 yaşlılık uzmanından, 2100 yılında dünyaya gelecek bir bebeğin ne kadar yaşacağını tahmin etmeleri istendi. Uzmanların çoğu, soruya "en az 100 yıl" diye cevap verirken, bazıları yaşam süresinin 150, hatta 200 yıl olabileceğini söylediler.

GÜNEŞ OCAKLARININ KEŞFİ

Havada uçan kuşu tutacak anında Güneş'in altında kızartabilecektir. (1)

Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen yukarıdaki hadislerde, Deccal’in dönemi ile ilgili "avlanan canlının bulunduğu yerde hemen pişirilip yenebilmesi"ne dikkat çekilmektedir. Tariflerdeki bir diğer yön de; bu eylemin "Güneşli bir ortam"da gerçekleşmesidir. Hadislerdeki bu açıklamalar, günümüz teknolojisi ile kullanılan "güneş ocakları"na  dikkat çekiyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)

Günümüzde LPG, doğalgaz, elektrik, odun ve kömürün yerine alternatif olarak üretilen "güneş ocakları" sayesinde, Güneş'in altında et gibi yiyeceklerin dahi hemen pişirilip yenmesi mümkün olmaktadır.

Güneşten gelen ısı, resimde görüldüğü gibi iç yüzeyi parlak plakalar sayesinde ocağa odaklanmaktadır. Ocağın ortasına yerleştirilen yiyecek, yansıtılan Güneş ışınlarından gelen yüksek ısı sayesinde pişmektedir. (2)

Ahir zamanla ilgili bu tarifler, içinde bulunduğumuz döneme bakan yönleri itibariyle son derece manidardır.

(1) Kıyamet Alametleri,  8. baskı,  mütercim: Naim Erdoğan, Pamuk Yayıncılık, s. 216.
(2) Emily Krone, "Elburn-made solar ovens give hope to many Third World", Daily Herald, 26 Eylül 2004, ss. 1, 3.

DUMAN BULUTLARI

Deccal, "Ben Alemlerin Rabbi'yim... İşte bu güneş benim iznimle seyr eder, isterseniz onu haps edeyim! diyecek. Pekala haps et bakalım diye mükabele edecekler. Bunun üzerine güneşi haps edecek, bir günü bir ay gibi, bir haftayı da bir sene gibi yapacak." (Nuaym b. Hammad ve Hakim İbni Mes'uttan (R.A.) rivayet edilmiştir) (Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 219, 220)

Peygamberimiz (sav)'ın hadislerinden birinde, Deccal'in güneşi hapsedeceğine işaret edilmiştir. Günümüzde çeşitli teknik yöntemlerle duman bulutları oluşturulabilmekte ve bu bulutlar vesilesiyle güneş ışığı engellenebilmektedir. Duman bulutlarının oluşmasını sağlayan sis bombaları, 1. ve 2. Dünya savaşlarında kullanılmış, tüm gökyüzünü kaplamış, görüşü tamamen kapatmış ve gökyüzündeki uçakların ve paraşütlü askerlerin tespit edilmesini engellemiştir. Bu suni oluşum, hadiste işaret edilen güneşin hapsedilmesi, yani güneşin ışığının engellenmesi için kullanılacak bir yöntemdir ve hadisle mutabık görülmektedir. (En doğrusunu Allah bilir).

DECCAL, EĞİTİMSİZ CAHİL KİŞİLERİ ETKİSİ ALTINA ALACAKTIR

Hadislerde işaret edildiğine ve İslam alimlerinin açıklamalarına göre ahir zamanda Deccal'in en önemli fitnesi, dinsizliği yaygınlaştırması, bu yolla insanlar arasında anarşi ve kargaşa çıkarması olacaktır. İnsanları inkara, dinsizliğe, ahlaksızlığa sürükleyen Deccaliyet bunu yaparken materyalizmi ve Darwinizm'i kullanacaktır. Ancak hadislerde dikkat çekildiği üzere, Deccaliyetin materyalist propagandası özellikle eğitimsiz, cahil insanlar üzerinde olacaktır.

Deccal'in bu yönü şu şekilde açıklanmaktadır:

(Deccal) Bilhassa kadın ve köylü cahilleri daha kolayca kandırabilecek... (Kıyamet Alametleri, sf. 216)

Yakın geçmişte Çin, Sovyetler Birliği, Kuzey Kore, bazı Güney Amerika ülkeleri gibi komünist ayaklanmanın yaşandığı yerlere bakıldığında bu hadisin işaret ettiği bilginin gerçekleştiği görülecektir. Komünist liderler, genellikle kırsal kesimde ya da dağlık bölgelerde yaşayan, eğitim seviyesi yüksek olmayan veya hiç olmayan kişileri materyalist telkinlerle aldatmış, büyük fitnelere sebep olmuşlardır. Lenin Rus köylülerini, Mao Çinli köylüleri ayaklandırmış, Castro ihtilali Küba'nın kırsal ve ormanlık alanları içinde, o bölgede yaşayan halkı etkisi altına alarak yürütmüştür. Kuzey Kore'de ve bazı Güney Amerika ülkelerinde, halen, kırsal kesimlerde komünist gerilla hareketleri varlığını devam ettirmektedir. Ülkemizde de komünist bölücü terör örgütünün, faaliyet alanı olarak dağlık bölgeleri seçmesi, o bölgede yaşayan ve eğitim olanaklarından yoksun insanları aldatmaya çalışması çok dikkat çekicidir. Elbette bölgede yaşayan feraset ve basiret sahibi halkımız bölücü terör örgütünün dinsiz bir yapılanma içinde olduğunu her geçen gün daha iyi anlamaktadır ve teröristlerin bu oyununa gelmeyecektir.

KİŞİYE SESİNİN KONUŞMASI

Nefsim yed-i kudretinde olan (Allah)’a kasem ederim ki, yırtıcı hayvanlar insanlarla konuşmadıkça, kişiye sesi ve pabucu konuşmadıkça ve ehlinin ne yaptığını ona bildirmedikçe kıyamet kopmaz.” (İmam-ı Şa’rani, Ölüm, Kıyamet, Diriliş, sf.471 )


Günümüzde yaygın olarak kullanılan kaset ve CD çalarlarla kişinin sesi kaydedilip sonra dinlenebilmektedir. Rivayette geçen “kişiye sesi konuşması” ifadesiyle bu cihazlar kastediliyor olabilir. “Kişiye pabucu konuşmadıkça” ifadesiyle de istihbarat uzmanlarının ayakkabılarına yerleştirdikleri dinleme cihazları akla gelmektedir. Özellikle Soğuk Savaş döneminde Romanyalı istihbarat uzmanlarının geliştirdiği ayakkabı topuğuna yerleştirilen dinleme cihazları Batılı diplomatlar tarafından kullanılıyordu.

“Kişiye ehlinin ne yaptığını ona bildirmedikçe” ifadesi ise internet kameraları ve görüntülü telefonlarla uzak mesafelerde ailelerin, arkadaşların birbirleriyle iletişim kurup, birbirlerinin ne yaptığından haberdar olmalarına işaret etmektedir.

 
 


Hürriyet, 4 Mart 2009



“Kişiye kamçısının ucu, ayakkabısının bağı konuşmadıkça, kişi zekatını kabul edecek kimseyi bulamayacak derecede bollanmadıkça, Arap topraklarında nehirler ve dereler akmadıkça kıyamet kopmaz.”

  



Ayakkabı topuğuna yerleştirilen ses alıcısı

 
 
Yukarıdaki rivayette bildirilen “ayakkabısının bağı konuşmadıkça” ifadesi ile ayakkabılara yerleştirilen dinleme sisteminde “ayakkabı bağı”nın da anten görevi görmesine işaret etmektedir.
 

Kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça” ifadesi ise yine günümüz teknolojisine ait kamçı gibi çoğu zaman elde taşınan antenli telsiz ve cep telefonlarına işaret ediyor olabilir. Antenleri de kamçının ucu gibi olan antenli telsiz ve cep telefonlarıyla kişinin karşıdaki kişinin sesini duyması rivayette bildirilen “kişiye kamçısının ucu konuşmadıkça” ifadesine birebir benzemektedir.  

ARAP TOPRAKLARINDA NEHİRLERİN AKMASI

“Arap topraklarında nehirler ve dereler akmadıkça kıyamet kopmaz” ifadesi bugün Arabistan yarımadasında özellikle İsrail ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde suyun bolca kullanılarak çölde tarım yapılmasına işaret etmektedir.



İsrail’in Hayfa kentindeki su fıskiyeleri



İsrail’in Tel Aviv kentindeki süs havuzları



Mur Vadisi, Suudi Arabistan



Kral Fahd Fıskiyesi, Cidde, Suudi Arabistan

DİĞER İŞARETLER...

İbnil Münadi Ali (K.V.)den rivayet edilmiştir:
"Bulutları sağ eliyle tutacak, güneşi battığı yere kadar kavrayacak, denizde yürüyecek, fakat su topuğuna kadar gelecek... Önünde duman, arkasında yeşil dağ bulunacak... Öyle bir nara atacak ki yer ile gök arasındakilerin hepsi duyacak..."

(Kıyamet Alametleri, 10. baskı, s. 219)


Peygamberimiz (sav)'den rivayet edilen bu hadiste, “Deccal'in bulutları sağ eliyle tutmasına” işaret edilmiştir. Günümüzde gökyüzünün üst tabakalarına kadar yükselebilen uçaklar, bu hadise işaret ediyor olabilir. Uçaklar, bulutların seviyesine çıkmakta ve gökyüzündeki bulutlar insan için ulaşılabilir olmaktadır. Bu teknoloji, hadiste belirtilen “bulutları sağ eliyle tutacak” sözleri ile mutabık görünmektedir. En doğrusunu Allah bilir.

Aynı hadiste belirtilen "güneşi battığı yere kadar kavrayacak" izahı da, günümüz teknolojisi ile mutabık anlamlar taşımaktadır. Günümüzde teleskop ve uydu gibi teknolojik cihazlarla dünyanın her yanındaki günbatımı izlenebilmekte, tüm detayları ile incelenebilmektedir. Uydu sistemleri, tüm ülkeleri görüntüleyebilmekte ve bu görüntüler internet üzerinden yine tüm dünya tarafından izlenebilmektedir. Hadiste geçen “Deccal'in güneşi battığı yere kadar kavrayacağı” ifadesi, söz konusu uydu sistemin kullanımına işaret ediyor olabilir. (En doğrusunu Allah bilir.)


Denizde yürüyecek, fakat su topuğuna kadar gelecek...

Peygamberimiz (sav), “Deccal'in denizde yürüyeceği, fakat suyun topuğuna kadar geleceğini” de belirtmiştir. Bu tanım günümüzde yapılan sörf, su kayağı, uçurtma sörfü, çıplak ayakla su kayağı gibi çeşitli su spor dalları ile mutabık anlam taşımaktadır. Söz konusu sporları yapan kişi, denizin yüzeyinde hareket etmekte, su ile yalnızca ayakları muhatap olmaktadır. Suyun yalnızca ayakların topuğuna ulaşacağı şekilde deniz üzerinde yürünmesi tanımlaması, bahsi geçen su sporları ile mutabık görünmektedir. En doğrusunu Allah bilir.

Hadiste belirtilen, “önünde duman, arkasında yeşil dağ bulunacak” izahı da günümüzde havada uçakların oluşturduğu manzara ile uyum içindedir. Uçak gökyüzünde uçarken, resimde de görüldüğü gibi, önünde bulutlardan oluşan bir duman bulutu varken, ardında yeşilliklerle dolu bir dağ manzarası bırakır.




Öyle bir nara atacak ki yer ile gök arasındakilerin hepsi duyacak...

Hadiste Deccal için, "öyle bir nara atacak ki yer ile gök arasındakilerin hepsi duyacak" ifadesi de kullanılmıştır. Günümüzde radyo, televizyon ve internet gibi teknolojik gelişmeler, çeşitli uydu sistemleri ve radyo dalgaları vesilesiyle dünyanın dört bir yanında yayın yapabilmekte, tek bir yayını dünyanın her ülkesinden herkes aynı anda duyabilmektedir. Bu teknolojik sistem, tek bir yayının veya tek bir sesin, hadiste belirtilen şekilde gökte ve yerde herkesin duyması konusu ile mutabık görünmektedir. En doğrusunu Allah bilir.


Hadiste ayrıca, “Deccal'in yere emredip ekin bitireceği” belirtilmektedir. Günümüzde birbirinden farklı tarım makineleri ve çeşitli boylarda traktörler vesilesiyle toprağa ekin kolaylıkla ekilebilmekte ve yine benzer makinelerin sulama ve gübreleme teknolojileri sayesinde kısa bir süre içinde hasat alınabilmektedir. Yerin söz konusu tarım makineleri ile kolaylıkla ekilebilir ve verim alınabilir konumda olması, hadisin işaretiyle uyum göstermektedir. Kuşkusuz en doğrusunu Allah bilir.




(Deccal) Bir nehre gelecek, akmasını emredecek, akacak, sonra yukarıya dönüp akmasını emredecek, akacak, kurumasını emredecek ; kuruyacak...”

(Hammadoğlu Nuaym) (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 213)




Rivayette Deccal zamanında barajların kurulmasına işaret edilmektedir. Zira kapakları kapatıldığında barajlar hemen kurumakta, açıldığında tekrar akması sağlanmaktadır (Doğrusunu Allah bilir).





(Deccal) Herkesi aldatmak için evvela iki dağı yanına alıp yürüyecek; dağların birinde bol ağaç ve meyve mevcuttur, diğerindeyse duman ve ateş vardır;“

(Hakim, ile İbni Asakir İbni Ömer) (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 213)



Bu rivayette de ahir zamanda trenlerin ve tren vagonlarının konumu anlatılmaktadır. Tren vagonları ağaçtan yapılmakta ve meyve taşımacılığında kullanılmaktadır. Rivayette belirtildiği gibi, şimendiferlerde de “duman ve ateş” vardır. Deccal'in “iki dağı yanına alıp yürümesi”, bir yandan şimendiferi bir yandan da bol meyve yüklü bu vagonları kumanda edip kullanmasına işaret etmektedir.

Mazotla veya kömürle çalışan trenlerin motor kısımlarında ateş, baca kısımlarında da  duman oluşmaktadır. Rivayetteki “iki dağ” ifadesi, şimendifer ve vagonlardan oluşan iki büyük kitleye işaret etmektedir. “Yanına alıp yürüme” ifadesi ise, treni yöneten kişinin de vagonlarla birlikte, aynı anda gitmesine işaret etmektedir (Doğrusunu Allah bilir).


(Deccal’in) yanında cennet ve cehennem bulunacak... Adamları da olacak bunların bir kısmını öldürüp sonra diriltecek...

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 213)




Ahir zamanda narkoz kullanılarak insanların kalpleri çıkarılıp tekrar takılmaktadır. İnsanlar bu şekilde, bir anlamda ölü hükmüne getirilip sonra da tekrar diriltilmektedirler. Aynı şekilde, kalbi duran kişiler de elektroşok ile tekrar canlandırılabilmektedir. Riyavette de bu duruma işaret edilmektedir (Doğrusunu Allah bilir).





(Deccal’in) Onun yanında ekmekten bir dağ vardır.

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 214)




Rivayette belirtilen, Deccal'in “ekmekten dağı” bulunması, ahir zamanda fabrikalara dağ gibi büyük miktarlarda ekmek, yiyecek ve içecek gelmesine işaret etmektedir (Doğrusunu Allah bilir).


(Deccal) İşte bu cennettir, bu da cehennemdir” deyip herkesi kandırmaya çalışacaktır.

(Hakim, ile İbni Asakir İbni Ömer) (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 213)




Yanında beraberinde iki nehir vardır; göze, bunların birisini bembeyaz su nehri olarak, diğerini de kaynayan bir ateş olarak gösterecektir... sizden biriniz buna yetişirse, ateş olarak gördüğü nehre gelsin ve gözlerini yumarak başını eğip ondan su içsin... çünkü o buz gibi bir sudur.

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 214)




Deccal ahir zamanda İslamiyet’i insanlara terör ve ateş dini gibi gösterecektir. Darwinizm’i yani Deccaliyet'i ise, insanlara iyi olarak tanıtacaktır. Ancak Deccal'in insanlara asıl ateş gibi gösterdiği şey iyi olacak, kötü dediği ise iyi olacaktır. Dolayısıyla bu rivayet ahir zamanda Deccaliyet’in gösterdiklerinin tam tersi ile hareket edilmesi gerektiğine işaret etmektedir.

İslamiyet, insanları rahatlatan, huzur veren, dünya ve ahiret saadetlerini sağlayan Allah'ın büyük bir nimetidir. Deccaliyet ise, tam tersine insanları komünizme, faşizme, anarşizme, satanizme teşvik eden; kan döktüren, şiddet ve terör meydana getiren bir sistemdir; dolayısıyla ateştir. Fakat kendi ateş olduğu halde Deccaliyet, insanlara hak dini ateş gibi göstermeye çalışacaktır.

Ancak Kuran’da ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde vadettiği gibi, Hz. Mehdi (a.s.) vesilesiyle bu oyun bozulacak, dünya çapında tüm insanlar akın akın Deccaliyet’in etkisinden çıkacak ve hak din olan İslam’a yöneleceklerdir.





(Deccal’in) Etten dağı, sudan nehri bulunacak... (Nuaym Huzeyfe’den)

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 213)




“Beraberinde ekmek ve et dağları, su nehirleri olacak”

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 214)



“Beraberinde çorbadan bir dağ, soğumayan sıcak et, akan bir nehir... işte yemek işte içecekleri diyecek...”

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 215)



Rivayette 20. yy’da insanları zulüm altında yaşatan komünist rejimlerde halka yiyeceklerin kitlevi olarak sunulmasına dikkat çekilmiştir. Bilindiği gibi bu sistemlerde 10 – 20 bin kişilik fabrikalarda kitleler halinde çalıştırılan insanların bulunduğu yerlere rivayette benzetildiği gibi nehir gibi yüklü miktarlarda içecekler ve dağ gibi yiyecekler getiriliyordu.


“(Deccal) Bütün yeryüzünü 40 günde dolaşacaktır.”

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 216)



Rivayette ahir zamanda bir yerden bir yere ulaşmada elde edilecek olan sürate işaret edilmektedir.





“(Deccal) her tarafı bu kadar kısa bir müdet zarfında dolaşmaya muktedir olduğu halde Mekke ile Medine’ye giremeyecektir” 

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 216)



Ahir zamanda Deccal'in fikir sistemi her yere etki edebilecek ancak Mekke ve Medine’ye materyalist, Darwinist düşünce hakim olamamıştır.


“(Deccal’in)  Şark ve garp ehlinin rahatlıkla duyabileceği tizde üç sayhası (narası) vardır.

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 216)



Rivayette ahir zamanda doğuda ve batıda tüm insanların rahatlıkla duyabilecekleri şekilde radyo ve televizyon yayınları yapılacağına işaret edilmiştir (Doğrusunu Allah bilir).





“(Deccal) ... anında güneşin altında kızartabilecektir." 

(Hakim, ile İbni Asakir İbni Ömer) (Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 216)



Ahir zamanda güneş enerjisinden yararlanılacağına işaret etmektedir (Doğrusunu Allah bilir).


“(Deccal) pek bilgin olmayacak fakat herkesi kandırmayı becerecek... Bilhassa kadın ve köylü cahilleri daha kolayca kandırabilecek...

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 216)



Yaşadıkları dönemde Deccaliyet'in temsilcileri olan Lenin ve Darwin son derece cahillerdi, fakat halkın neredeyse % 99’una varan büyük bir çoğunluğunu kandırdılar. Özellikle de kadın ve cahil köylü halkı kandırabildiler. Günümüzde ülkemizin Güneydoğu bölgesinde de bu durum sürmekte, özellikle kadınlar ve cahil olan köylü halk Deccaliyet'in telkinleri doğrultusunda çok daha kolay kandırılabilmektedir.





“(Deccal) cahillere gelip istersen ölü babanı, anneni dirilteyim diyecek, o da evet göster, deyince yanındaki şeytan, babasının şekline girecek ve “Oğlum ben senin babanım! Bu adama uy!” diyecek...

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 217)



Deccal, insanlara “ölü babanı dirilteyim” diyecek, onlar “evet göster” dediklerinde de, maymun istkeletleri, rekonstrüksiyon ile yapılmış sahte maymunsu insan resimleri ve sahte ara fosiller göstererek onlara “ben senin babanım” diyecektir. Onlar da bu şeytani kandırmacaya uyacaklardır. Deccali düşünce, insanlara babalarını maymun gibi gösterecek, onlar da Deccal'in bu oyununa aldanacaklardır.


“(Deccal)  O, “Ben alamlerin Rabbiyim” dediği zaman (Allah'ı tenzih ederiz)...

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 218)



Deccal, “Ben Alemlerin Rabbiyim” (Allah'ı tenzih ederiz) diyerek insanları aldatmış; maddeyi, dolayısıyla bütün atomları insanlara sözde ilah olarak göstermiştir (Allah'ı tenzih ederiz). Ancak Deccal'in bu oyunu, Hz. Mehdi (a.s.)'nin insanlara gerçeği getirmesi; Darwinizm'in sahteliğini ve herşeyi Allah'ın yarattığını tüm dünyaya göstermesiyle bozulacak şekilde yaratılmıştır.





“(Deccal)  O da “Haydi dağılın insanlara  onların Rabbi olduğumu söyleyin; işte cennet ve cehennemin bulunduğunu anlatın” diyecek...
O sizin Rabbinizdir, aranızda hüküm vermek için gelmiş, cenneti ve cehennemi de vardır... (Allah'ı tenzih ederiz)

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 218)



Deccal, cennet ve cehennemin bu dünyada olduğunu iddia ederek Allah’ı inkar edecek ve insanları da inkara çağıracaktır. Rivayet, Deccaliyet'in etkisi altındaki materyalist bilim adamlarının bütün dünyaya yayılıp dinsizliğin, dolayısıyla Deccaliyet ve Darwinizm’in propagandasını yapmalarına ve insanları inkara çağırmalarına işaret etmektedir.


“(Deccal)  O da “Haydi dağılın insanlara  onların Rabbi olduğumu söyleyin; işte cennet ve cehennemin bulunduğunu anlatın” diyecek. (Allah'ı tenzih ederiz)
Bunun üzerine onlar kişinin babası, annesi ve kardeşi kılığına girip dağılacaklar, bir adamın evine gelip “sen bizi tanıyabildin mi” diyecekler. “Evet şu babam, şu da annem, bu da kardeşim” diye cevap verecek...
... “Yalan söylüyorsunuz! Siz şeytanlarsınız, O da yalancının tekidir! Bize Resulullah (sav) sizden bahsettiği haberi varit olmuştur. Onun yalancı olduğunu, yanındaki yardımcılarının da şeytanlar olduğunu İsa (as) gelip onu tepeleyeceğini Allah Resulü (sav) bize haber vermiştir...” bunun üzerine elleri boş dönecekler Deccal'in  yanına...

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 218)



Rivayete göre şeytanın emrinde olan kişiler, kişinin kendisinin de, atalarının da, “sözde maymun olduğu” yalanını söyleyerek insanları aldatacaklardır. “Ben de maymunum, sen de maymunsun, ablan da maymun” diyeceklerdir. Ancak Hz. Mehdi (a.s.)'nin öncüsü olan iman edenler, Deccal'in bu oyununu bozacak ve herşeyi Allah'ın yoktan varettiğini tüm insanlara anlatacaklardır. Rivayetteki, “yalan söylüyorsunuz, siz şeytanlarsınız, o da yalancının tekidir” ifadesiyle Hz. Mehdi (a.s.)'nin Deccal'in bu tuzağını kesin bir şekilde bozacağı haber verilmiştir.





“(Deccal)  Denizde yürüyecek, fakat su topuğuna kadar gelecek...

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 219)



Rivayette, günümüzde insanların sörf tahtaları üzerinde denizde dolaşabilmelerine, dolayısıyla topuklarıyla suyun üzerinde durmalarına işaret etmektedir (Doğrusunu Allah bilir).


“(Deccal’in) Önünde duman, arkasında yeşil dağ bulunacak...  

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 219)



Rivayette uçaklar gökyüzünde yol alırken, uçağın önünde duman, arkasında yeşil dağların görünmesine işaret edilmektedir (Doğrusunu Allah bilir).





“(Deccal) Öyle bir nara atacak ki, yer ile gök arasındakilerin hepsi duyacak... " 

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 219)



“Deccal'in nara atması”, jet uçaklarının yeri göğü inletecek şekilde büyük bir gürültü çıkarmalarına işaret etmektedir (Doğrusunu Allah bilir).


“(Deccal) Bulutları sağ eliyle tutacak, güneşi battığı yere kadar kavrayacak..."  

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 219)



Rivayette uçakların yol alıp uzaklaştıkça, güneşin batışından uzaklaşmalarına, dolayısıyla uçağın görüş açısından, “güneşin batmamasına ve hatta uçak ilerledikce güneşin yeniden doğmasına” işaret etmektedir (En doğrusunu Allah bilir).





“(Deccal) “İşte bu güneş benim iznimle seyr eder, isterseniz onu haps edeyim” diyecek... bunun üzerine güneşi haps edecek...  

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 219-220)



Ahir zamanda bulutla güneşin kapatılabileceği haber verilmiştir. Nitekim 2. Dünya Savaşı’nda da bu teknoloji kullanılmıştır.


Deccal'in zuhurundan üç yıl önce, son derece buhranlı günler olacak, açlık hüküm sürecektir. Birinci yılda Allah göğe yağmuru hapsetmesini emredecek...  

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 220)



Rivayette haber verilen, ahir zamanda yaşanacak olan bu durum gerçekleşmiştir. Dünya çapında insanlar ekonomik açıdan büyük sıkıntılar yaşamaktadır. Dünyanın pek çok yerinde savaşlar, çatışmalar, terör ve şiddet eylemleri sürmekte; pek çok insan zorluk, sıkıntı ve açlık gibi zor şartlar içerisinde yaşamaktadır.

Yine rivayette belirtilen kuraklık da dünya çapında etkisini göstermiştir.





“(Deccal) Bir adama musallat olup öldürecek onu ikiye ayıracak... Sonra aralarından geçip “İşte gördünüz, şimdi ben onu dirilteceğim...” diyecek.

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 220)



Rivayette ahir zamanda teknolojinin ve tıbbın gelişimine işaret edilmektedir. Deccal devrinde insan vücudunun iki parçaya ayrılıp, daha sonra bu parçaların tekrar biraraya getirilmesinin mümkün olacağı anlatılmaktadır. Nitekim günümüzde insanların kalp, karaciğer gibi iç organları vücutlarından çıkarılmakta, daha sonra tekrar yerleştirilerek insanlar yeniden canlandırılabilmektedirler.


“(Deccal’in) O’nun iki gözü arasında (kafir) yazılıdır. Okumak bilen de bilmeyen de rahatlıkla bunu okuyacak...” Nitekim diğer rivayetlerde de bu kelime hece harfleriyle (K.A.F.R.) şeklinde varit olmuştur...  

(Kıyamet Alametleri, Medineli Allame Muhammed B. Resul El-Hüseyin El Berzenci, Pamuk Yayıncılık, s. 226)



Deccal'in yüzündeki nursuzluktan, uğursuz, itici, kirli, kriminal bir görünüme sahip olmasından yüzüne bakılır bakılmaz şiddetli kafir olduğu anlaşılacaktır. Aynı şekilde üslubu, kişiliği ve ahlakı da Deccal'in kafir olduğunun alameti olacaktır. Hadiste geçen, "... Okuma yazmayı bilen veya bilmeyen her mümin o yazıyı okuyacaktır" sözleri, halk arasında “yüzüne bakar bakmaz anlaşılıyor” deyimiyle ifade edildiği gibi, okuma bilen bilmeyen tüm insanların, yüzüne bakar bakmaz Deccal'in nursuzluğunu ve şiddetli kafir alametleri taşıdığını anlayacaklarına işaret etmektedir.

Bunun yanında hadiste, Deccal'in alnında “K.A.F.R.” yazacağı haber verilmiştir. Hadisin ikinci bir anlamı olarak, bu da Deccal'in, insanları teşvik ettiği Komünizm, Anarşizm, Faşizm ve Radikalizm gibi sapkın ideolojilere işaret etmektedir (Doğrusunu Allah bilir).


2007-12-01 21:51:06

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top