RAMAZAN 2006 - 18. Gün

Mübarek Ramazan'ın 18. günü...  

 

 

 

 

Bir Ayet

O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir.

(Bakara Suresi, 117)


 

 

 

 

 

 

Bir Hadis

“Kim bir işe girişmek ister de o hususta Müslüman biri ile müşavere ederse Allah onu işlerin en doğrusunda muvaffak kılar.”

(Hz. Muhammed (sav))


 

 

İslam Ahlakı :

 

 


TAMAHKARLIK ALLAH'IN HOŞNUT OLMADIĞI BİR AHLAKTIR

Basit karaktere sahip olan insanlar dünyevi değerleri hırs edindikleri için din ahlakından uzaklaşırlar. Çünkü kişiyi basitlik yapmaya sevk eden kibir, kıskançlık, hırs, acelecilik, tahammülsüzlük, öfke gibi birçok nedenin temelinde nefsin istek ve tutkularına uyma vardır. Tıpkı bunlar gibi tamahkarlığın da temelinde nefsin istek ve tutkularına uyma vardır.

Tamahkarlık insanı zayıflatan, alçaltan bir düşüncedir ve büyük zarara yol açar. Bu ahlaktaki kişi, hırsı yüzünden elindeki değerli imkanları bırakarak değersiz şeylerin peşine düşer. Allah'ın rızasını, rahmetini ve sonsuz nimetlerle donatılmış cennetini istemek ve bunun için çaba göstermek varken, dünyanın çürük ve geçici yararını ister. Nefsi hırslarla dolu olduğundan ilerisini görmeyip sadece içinde bulunduğu anı gözetir. "Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar." (İnsan Suresi, 27) ayetinde buyurulduğu gibi ahireti göz ardı eder. Mal, mülk, mevki hırsı ve ihtiras gösterip menfaat peşinden koşmak, bu kişiyi basitliğe iter ve onu hep küçük düşürür. Oysaki dünya malına hırs göstererek sarılmak ve ona tamah etmek insan için bir aldanıştır. Bu duruma düşmemek için ise nefsin istek ve tutkularına uymamak gerekir.

Allah Kuran'da "... Siz dünyanın geçici yararını istiyorsunuz. Oysa Allah (size) ahireti istemektedir..." (Enfal Suresi, 67) buyurmaktadır. Bir başka ayetinde ise Allah mala mülke duyulan hayranlığa karşılık "... Allah'ın sevabı, iman eden ve salih amellerde bulunan kimse için daha hayırlıdır; buna da sabredenlerden başkası kavuşturulmaz..." (Kasas Suresi, 80) şeklinde buyurur. Çünkü kişi hırslanınca hatalara ve kötülüklere iyice açık demektir; artık birçok gerçekler ve güzellikler ondan uzakta kalır. Kimi biraz daha fazla yiyecek, giyecek için, kimi daha fazla eğlenebilmek, daha yüksek bir hayat standardı elde edebilmek için, kimi ise daha yüksek bir mevkiye gelebilmek için inandığı değerlerden tavizler verir. Oysa bunların tamamı geçici ve önemsizdir. İnsan bir tabak yemekle doymakta, tek bir gömleği yıllarca giyebilmektedir. Evi ne kadar büyük olursa olsun içinde bulunduğu an tek bir odasında oturmakta diğer yerleri görmemektedir. İçinde bulunduğu şartlar ne olursa olsun insan böyle bir basitliğe asla yanaşmamalı, haysiyetli davranmalıdır. Şayet zor şartlar söz konusu ise çalışmalı, çabalamalı ve Allah'a tevekkül etmeli ama asla büyük ya da küçük hiçbir şeye tamah etmemelidir. İstediği herşeyi yalnızca Allah'tan istemeli, yalnız O'na rağbet etmelidir. Allah bir ayetinde "Rabbiniz'den bir fazl istemenizde sizce sakınca yoktur..." (Bakara Suresi, 198) buyurmaktadır.


 

 

Darwinizm'in Sahtekarlıkları:

 

 


ARDIPITHECUS RAMIDUS KADDABA

2001 yılında, California Üniversitesi antropologlarından Haile Selaisse'nin Etiyopya'da bulduğu ve Ardipithecus ramidus kaddaba ismi verilen fosilin insanın ilk atası olduğu iddia edildi. Ancak söz konusu fosille ilgili haberlerde birçok çelişki yer almaktaydı ve evrimciler dahi bu canlı fosilini insanın sözde evriminde bir ara fosil olarak kabul etmenin tartışmalı olacağını kabul etmekteydiler. Örneğin araştırmanın sonuçlarının yayınlandığı Nature dergisinin kıdemli editörü Henry Gee tarafından derginin 12 Temmuz 2001 tarihli sayısında kaleme alınan "Return to the Planet of Apes" (Maymunların Gezegenine Dönüş) başlıklı makalede, bu kalıntılardan yola çıkılarak böyle bir tanımlamanın tartışmalı olacağı belirtilmiştir.

Şimdi bu fosille ilgili evrimci bilim adamlarının sergiledikleri çelişkileri sırasıyla inceleyelim.

1. Kemikler birbirinden kilometrelerce uzakta ve farklı tarihlerde bulunmuştur:
Nature'daki orijinal raporda Ardipithecus'un kemiklerinin aslı "1997 yılından itibaren 5 farklı bölgeden 11 farklı insanımsı örneğinden" toplandığı açıklanmaktadır. Ayak parmağı kemiği ise 1999 yılında bulunmuştur ve diğer bulunan kemiklerden de 0.6 milyon yıl daha gençtir. Yani tüm bulunan kemikler aynı canlıya ait değildir ve hatta aynı dönemde yaşayan canlılara da ait değildir.

2. Fosilin diş yapısı hayali insanın evrimi ağacı açısından çelişkiler içermektedir:
A. r. kaddaba, morfolojik açıdan Tim White'ın 1992 yılında bulduğu Ardipithecus ramidus isimli fosil ile benzerlikler taşıdığı için Ardipithecus grubundan sayılmıştır. Ancak, fosilin diş yapısı bu gruplandırma için önemli bir çelişki oluşturmaktadır. Çünkü bulunan fosil, 1992 yılında bulunan fosilden 1.5 milyon yıl daha yaşlıdır. Ancak Time dergisinde de belirtildiğine göre, 4.4 milyon yıllık Ramidus'un dişleri 5,8 milyon yıllık kadabba'nın dişlerinden daha fazla maymunsu özellikler göstermektedir. Yani genç olan fosilin dişleri yaşlı olana göre daha çok maymunsu özelliğe sahiptir. Oysa evrim teorisine göre, zaman ilerledikçe maymunsu özellikler giderek kaybolmalıdır. Evrimciler tarafından önemsiz bir bilgi gibi aktarılan bu gerçek, söz konusu maymun-insan hayali sıralamasının tutarsızlıklarla dolu olduğunu göstermesi açısından önemlidir.

3. Bu canlı soyu tükenmiş bir şempanze türüdür:
Bazı evrimciler Ardipithecus'un insanlar ve şempanzeler arasındaki zincirin bir halkası olduğunu kabul etmektedirler. Ancak Henry Gee bu fosilin insandan çok şempanzeye benzediğini belirtmektedir.

Fosil biliminde dünyanın en saygın otoritelerinden biri olarak gösterilen John Mastropaolo ise ayak parmağını kendisi inceleyip durumdan emin olmak istedi. Mastropaolo'nun bulguları Amerikan Fizyoloji Derneği'nin düzenlediği San Diego konferansında 27 Ağustos 2002'de açıklandı. Yazının sonuç bölümünde iki ayak üzerinde yürüyen evrimsel ata saptamasının hayalgücüne dayandığı şöyle belirtiliyordu:

Fosil kemikleri üzerinde yapılan objektif soy analizleri, Haile-Selassie'nin çıkarımlarının zoraki spekülasyonlar olduğunu ispatlamaktadır.

Sonuç olarak, söz konusu Ardipithecus ramidus kadabba fosili de Nature dergisinde de belirtildiği gibi şempanzeye benzemektedir ve insanın kökeni ile hiçbir ilgisi yoktur.


 

 

Ahir Zamandan İşaretler :

 

 


HAK DİNİN VE KURAN'IN TERK EDİLMESİ

İnsanlara bir zaman gelecektir ki Kuran-ı Kerim'in yalnız resmi, İslam'ın yalnız ismi kalacaktır. Onlar İslam'dan en uzak insanlar oldukları halde İslami isimlerle isimlenecekler, mescitleri görünüşte mamur olduğu halde hidayet yönünden harap olacaktır. (Hakim, Deylemi; Son Zamanlarla İlgili Hadisler, s.27)

Kıyamet alametleri ile ilgili hadisler bizlere söz konusu işaretlerin baş göstereceği dönemin ayrıntılı bir tasvirini sunmaktadır. Peygamberimiz (sav)'in yukarıdaki sözlerinden anlaşılmaktadır ki, ahir zamanın birinci safhası din ahlakının görünüşte uygulandığı, fakat gerçekte Allah'ın emrettiği Kuran ahlakının neredeyse tamamen terk edildiği bir dönemdir. Apaçık olan Kuran ayetlerinin görmezlikten gelindiği, Allah adına hükümler öne sürüldüğü, dinde ayrılığa düşüldüğü, ibadetlerin gösteriş amaçlı yapıldığı, dinin çıkar ve menfaat sağlamak için araç olarak kullanıldığı bir zamandır. İmanın taklitçiliğe dayalı olması da bu dönemin bir özelliğidir. Bu devirde sözde Müslümanlar çoğunlukta, hakiki alimler ve samimi Müslümanlar ise azınlıktadır. Allah Kuran'da, Peygamberimiz (sav)'in ahiret günü kendi kavminin "Kuran'ı terk edilmiş (bir kitap) olarak bıraktığını" (Furkan Suresi, 30) söyleyeceğini bildirmektedir. Hz. Muhammed (sav), yukarıdaki hadislerinde de ahir zamanda insanların, Kuran ahlakından uzaklaşacaklarını, kendilerine Kuran'ın dışında başka rehberler edineceklerini bildirmiştir.

www.kiyametalametleri.com


 

 

Yaratılış Delilleri:

 

 


DÖKÜLEN YAPRAKLARIN SIRRINI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Sonbaharın gelmesiyle birlikte yeşil renk kaybolmaya ve yapraklar dökülmeye başlar. Bu dönemde, yaprağın bağı genişler ve şişe mantarına benzer bir şekil alır. Bu nedenle ağaçta bulunan su ve besleyici maddeler yaprağa kadar ulaşamaz hale gelir. Yaprakta bulunan klorofil ışık yüzünden çürür. Katkı olmadan yaprak kendisini yenileyemediği için de yeşil pigmentler yok olur. Sonbaharda yapraklarda görülen diğer pigmentler (kırmızı, kahverengi ve sarı) yaprak yeşilken de yaprakta bulunmaktadır. Fakat o zamana kadar yeşil pigmentler tarafından gizlenmişlerdir. Yeşil pigmentlerin yok olmasıyla ortaya çıkarlar ve böylelikle yaprak sonbahar rengini almış olur.

Yeşil rengini kaybeden yapraklar susuz kaldıkları için zamanla sertleşirler. Bu değişiklik yaprağın bağını, kırılmaya hazır hale getirir. İlk rüzgarda ise kuruyan yapraklar, ağaç dalında bir yara izi bırakarak düşerler. İlkbaharda tekrar çıkacak olan yaprakların bu izlerinin üzeri ince bir mantar tabakasıyla kaplanır. Bu, herşeyi kusursuzca yaratan Yüce Allah'ın varlığının sonsuz delillerinden sadece bir tanesidir. Bir ayette şöyle buyrulur: "Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca "OL" der, o da hemen oluverir." (Bakara Suresi, 117)


 

 

Peygamberimiz(sav)'in Mucizeleri:

 

 


MISIR'IN FETHİ

Sizler Mısır'ı fethedeceksiniz. Orası (paraya) "kirat" denilen yerdir. Oranın halkına hayır tavsiye edin. Onların bir zimmet, bir de rahim (hakkı) vardır. (Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı Tercüme ve Şerhi, 15. cilt, Akçağ Yayınları, Ankara, s. 420)

Peygamber Efendimiz (sav) bu hadis-i şeriflerinde Mısır'ın fethedileceğini müjdelemektedir. Peygamberimiz (sav) bu müjdeyi verdiği sırada Mısır, Romalıların hakimiyeti altındaydı. Ayrıca, Müslümanların henüz çok büyük bir gücü bulunmamaktaydı. Ancak, Peygamber Efendimiz (sav)'in, bu sözleri gerçek olmuş, kendisinin vefatından çok zaman geçmeden, Hz. Ömer (ra)'in halifeliği sırasında, M.S. 641 yılında, Amr bin As komutasındaki Müslümanlar tarafından Mısır fethedilmiştir. Bu olay, Peygamber Efendimiz (sav)'in gerçekleşen gayb haberlerinden biridir.


 

  Yaşayan Fosiller Evrimi Yalanlıyor:  
 

50 MİLYON YIL ÖNCE DE KAVAKLAR AYNI ÖZELLİKLERE SAHİPTİ

Yaklaşık 50 milyon yıl önceki bu kavak fosili Darwinizm'e büyük bir meydan okumadır. Evrim teorisine göre, hayali bir evrim sürecinden geçmesi ve ara form niteliğinde olması gereken bu canlılar, günümüzdeki türdeşleriyle tam olarak aynıdır. Bu gerçek, canlıların, tarihin hiçbir döneminde evrim geçirmediklerinin kesin delilidir.

 

 

 

Eosen devrinden, yani 50 milyon yıl öncesinden kalan bu kavak yaprağı fosili, Utah'taki Green River'da bulunmuştur. Hemen yanında günümüzdeki kavak yaprağı görülmektedir.

Evrim, yaşayan fosiller karşısında yenilgiye uğramıştır.

 

www.yasayanfosiller.com


  Günün İnternet Sitesi  
 

HAYVANLAR ALEMİ. NET
www.hayvanlaralemi.net

HAYVANLARALEMI.NET sitesinde, dünya üzerindeki birçok canlının, her biri birer yaratılış delili olan özelliklerini bulabilirsiniz. Harun Yahya'nın eserlerinden yararlanılarak hazırlanan bu sitede Kuran'da dikkat çekilen canlıların yanı sıra, daha pek çok canlıdaki kusursuz vücut tasarımlarını, Darwinizm'i yalanlayan fedakarlık örneklerini, son derece akılcı taktik ve davranışları okuyabilir ve izleyebilirsiniz.


2007-12-20 01:46:23
Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top