|
Enzimler Birer Yaratılış Mucizesidir
oğal seleksiyonun işlemesi için,
yeni yapılar oluşturmak amacıyla mutasyonların gerçekleştiğini
hiç gördük mü? (...) Yeni gelişmeye başlayan bir organın
varlığı hiçbir zaman görülmemiştir. Bazılarının şu
anda görülebilir olması gerekir, bir organizmada fonksiyonel
yeni bir sistem meydana getirecek çeşitli aşamaların
oluşmasının izlenmesi gerekmektedir. Ama şu anda onları
görmüyoruz: Böylesine radikal bir masal için hiçbir
delil yoktur. Ne gözlemler, ne de kontrollü deneyler
doğal seleksiyonun mutasyonları kullanarak yeni bir
gen, hormon, enzim sistemi veya organ ortaya çıkardığını
gözlemlememiştir.92
Evrimci Michael Pitman'ın bu sözleri, diğer evrimcilerin
de açıkça gördüğü ancak itiraf etmekten kaçındıkları
gerçeklerin bir özetidir. Evrim teorisinin dayandırıldığı
iki temel mekanizma vardır: Mutasyonlar ve doğal seleksiyon.
Pitman'ın da itiraf ettiği gibi, bu mekanizmaların
hiçbiri, bir canlıya faydalı, işlerliği olan bir organı
veya bir yapıyı kazandırmamış, onu hiçbir zaman yoktan
var etmemiştir.
İnsana ait organ veya yapıları bir kenara bırakalım,
Darwinistlerin bir bütün olarak insanın oluşumuna bir
açıklama getirebilmeleri gerekmektedir. İnsan bedeni
öylesine bir bütündür ki, tek bir molekülün işlevini
yerine getirebilmesi için bu bütünün bir arada olması
şarttır. Örneğin enzimler; gerçekleştirecekleri reaksiyonlar,
onları kodlayan genler, bu kodları oluşturan DNA, çalışma
alanları olan hücreler, gelen besinler, birleşecekleri
substratlar, içinde hareket ettikleri kan, onu hareket
ettiren kalp, onu koordine eden beyin, özel bir vücut
ısısı, özel bir vücut pH'ı ve bunları da birbirine
bağlayan sayısız faktörle birlikte çalışırlar. Bunlardan
hiçbirini devreden çıkaramaz, sistemi basitleştiremez,
hiçbirinin sırasını değiştiremezsiniz. Böylesine bütünlük
içindeki bir yapının sahip olduğu her parça olağanüstü
derecede komplekstir. Bu ise, evrimciler için açıklanamazdır.
O halde insana ait tek bir moleküle geri dönelim.
Evrimcilerin enzimler için bir açıklamaları var mıdır?
Bir enzim, sahip olduğu özel amino asitler, bunların
özel dizilimleri, sahip olduğu özel üç boyutlu yapı,
birleşeceği substrata uygun üç boyutlu bir bölmesi,
bütün bunların ötesinde kataliz gibi mucize bir işi
gerçekleştirebilmesi, zaman ayarı yapabilmesi, eskimemesi,
yanılmaması, ara vermemesi ile evrimcilerin açıklayabileceği
bir yapı mıdır? Farklı canlılarda aynı enzimlerin benzer
görevleri yapmaları hangi Darwinist mekanizma ile açıklanabilir?
Kuşkusuz bunların tümü evrimciler için açıklanamazdır.
Günümüzün en katı evrimcilerinden Richard Dawkins'in
bu konuyla ilgili itirafını Yaratılış Araştırma Kurulu'ndan
(Creation Research Society) Jon Covey şu şekilde aktarmaktadır:
Bir otomobil tasarımcısı için, karbüratör mutlaka
gereklidir. Tıpkı burada beliren ihtiyaç gibi, Allah
da glikoliz için heksokinaz enzimini yaratmıştır. Birbirine
benzer şekilde şekillendirilmiş çakıl taşlarının arasında
bir ok görsek akıllı bir yaratıcının veya yetenekli
bir işçinin burada olduğunu anlarız. Ama bazıları,
kompleks bir canlı gördüğünde, usta bir mimarın varlığını
imkansız bulur. Bu nasıl olabilir? Evrimcilerin tasarlanmış
bir makine ile makine gibi çalışan biyolojik yapılar
arasındaki benzerlikleri inkar ettikleri bir zaman
vardı. Ancak bu durum değişti. Blind Watchmaker'da
(Kör Saatçi), Richard Dawkins, böyle biyolojik yapıların
açıkça birer dizayn olduğunu itiraf etmiştir. Bunların
tasarlanmış olduklarını inatçı bir şekilde inkar etmekte,
ama en azından bunların birer tasarıma benzediklerini
itiraf etmektedir:
Düzgün bir şekilde kullanıldıklarında,
şekerin enerji kaynağı olabileceğinin kör bir tesadüf
sonucu bilinmesi imkansızdır. Ayrıca bu enerjiden
avantaj elde etmek için ne yapılması gerektiğinin
bilinmesi de imkansızdır. Evrim nasıl kimyasal reaksiyon
serisini geri çevirir? Ve evrimsel işlemlerin çoğu
için hiçbir avantaj vermeyen, karmaşık bir seri enzimi
nasıl evrimleştirmiştir? Dahası, glikolitik enzimlerin
tümü gelişene kadar enzim sistemini evrimleştiren
organizma, enerji ve besin kaynaklarını tüketen gereksiz
enzimler üretecektir. Her biri tam olarak çalışmadan,
hiçbiri çalışmaz. Sadece glikolitik reaksiyonlar
değil, canlı hücresinde bulunan diğer tüm enzim sistemleri
de.93
Bir enzimin, tek başına varlığı hiçbir şey ifade
etmemesine karşın sözde tesadüfler sonucu ortaya çıkması,
evrimin kendi iddiaları ile çelişmektedir. Hayali evrimsel
sürece göre bir enzimin hiç yoktan var olabilmesi için,
içinde hareket edip işlev gösterebileceği bir canlı
bedeninin varlığı şarttır. Ancak canlı organizmanın,
enzimlerin olmaması durumunda hayatta kalabilmesi mümkün
değildir. Bu durumda, enzimlerin, onun içinde yaşayacağı
ve yaşatacağı canlı bedeninin, onun kontrolünü sağlayan
enzim inhibitörlerinin, substratların ve tüm diğer
moleküllerin sözde bir arada evrimleşmiş olması gerekir
ki, tek bir molekülün milyonlarca yıl içinde evrimleştiği
hikayesini ortaya atan evrimciler için bu imkansızdır.
İlk olarak enzimler oluşsa, -ki bir enzimin tesadüfen
oluşması imkansızdır-, fonksiyon göstereceği bir organizma
olmadan yok olup gidecektir. İlk olarak canlı organizma
oluşsa -ki bu organizmanın da bütün sistem ve moleküllerinin
ayrı ayrı evrimleşmesi gerekir ve bu da tümüyle imkansızdır-,
bu durumda canlı organizmanın enzimler olmadan varlığına
devam etmesi mümkün değildir. İlk olarak oluşan enzim
inhibitörleri ise, -ki bu kompleks moleküllerin de
tesadüfen oluşmaları mümkün değildir-, oluştuğunu varsaydığımız
tüm enzimleri fonksiyonsuz bırakacaklardır. Bunlar
sadece sistemin indirgenemez bir komplekslikte olduğunu
gösterebilmek için yaptığımız özet açıklamalardır.
Evrim teorisinin, bu kompleks moleküllerden sadece
bir tanesinin nasıl meydana geldiği sorusuna verebildiği
bir yanıt, ya da getirebildiği herhangi bir delil yoktur.
Görüldüğü gibi evrimcilerin enzimlerin kökeni konusunda
da bir açıklamaları yoktur. Dahası, evrimciler henüz
enzimi oluşturan amino asitlerin birbirine uygun dizilimlerinin
sözde rastgele nasıl meydana gelebileceğini açıklamaktan
uzaktırlar. Bununla ilgili yapılan olasılık hesapları,
söz konusu sistemde, istenen şartlar sağlansa bile,
tesadüfen doğru bir dizilimin oluşmasının imkansızlığını
göstermektedir. Jon Covey bunu şu şekilde açıklamaktadır:
Sadece 100 amino asit uzunluğundaki basit bir enzimi
elde etme ihtimali nedir? Çeşitli şekillerde dizilebilecek
olan 20 farklı amino asit vardır. Basit bir enzimin
içindeki 20 farklı amino asit 10130 farklı
şekilde sıralanabilir, bunun anlamı 1'in yanında
130 sıfırdır. Bu düzenlemelerin pek çoğu iyi bir
enzim meydana getirmez. Pek çoğu çok zayıf işlev
gösterir veya hiç göstermez. İngiliz astronom Sir
Arthur Eddington evrende 1080 parçacık olduğunu hesapladı.
Astronomlar evrenin %90-99'unun kara delik olduğuna
inanıyorlar. Bu, toplam sayıyı 1082'ye çıkarmaktadır.
Bu sayı, tüm elektronları, protonları ve nötronları
ve bunun gibi pek çok atomaltı parçacıkları kapsamaktadır.
Bu durum, 10130'un ne kadar büyük bir
sayı olduğu hakkında size bir fikir verir.
Bedenimizde enzimler gibi etkili
bir şey oluşturmak için amino asitlerin doğru kombinasyonlarla
bir araya gelme ihtimalini bulmak uzun bir zaman alacaktır.
Eğer saniyede bir trilyon kerelik işlem hızıyla 100
amino asitlik protein zincirlerini meydana getirmek
için evrendeki her şey birleşse ve tekrar birleşse,
tüm kombinasyonların denenmesi 30 trilyon yıldan fazla
zaman alırdı. Bu denemelerden sonra, fonksiyonları
sınırlı olan ve çoğalma yeteneği olmayan yüz amino
asit uzunluğunda sadece tek bir protein elde edecektik.
Bu protein ne kendi kendini kopyalayabilecek, ne de
kendi kopyalanmasına etkide bulunacaktı.94
Göklerde ve yerde her ne varsa O'nundur. Şüphesiz Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan (Gani)dır, övülmeye layık olandır.
(Hac Suresi, 64)
|
 |
Sadece 100 amino asit uzunluğundaki basit bir enzimi
rastgele elde etme ihtimali 10130'da birdir. Ancak
bu noktada elde edilmesi gereken bu proteinin, sadece
sol-elli amino asitlerden oluşması gerektiğini de hatırlatmak
gerekmektedir. (Çünkü doğada sağ-elli ve sol-elli olmak
üzere 2 çeşit amino asit vardır ve canlı hücrelerinde
işlev gören amino asitler yalnızca sol-elli olanlardır.)
Bu durumda ihtimaller daha da azalır:
Milyonlarca dolarlık laboratuvarların
tek bir küçük protein molekülünü oluşturmak için
gereken sol-elli amino asitleri sentezleme ihtimalleri
nedir? Bu ihtimal 10210'da birdir. Yani 1'in yanına
210 sıfır gelmesiyle oluşan sayıdır. Bu imkansız
ihtimalin büyüklüğünü anlayabilmek için şunlarla
karşılaştıralım:
On milyar yıl 1018 saniyedir. Yeryüzü 1026 ons'dur
(1 ons=3 gram). Tüm evrenin çapı sadece 1028 inç'tir
(1 inç=2.54 cm). Evrende 1080 atomaltı parçacık vardır.95
Evrendeki en büyük sayılarla kıyaslandığında böyle
bir enzimin tesadüfen ortaya çıkamayacağı açıktır.
Ancak her ne kadar imkansız olsa da, amino asitlerin
doğru sıralama ile doğru yapıyı oluşturduklarını ve
bir enzim meydana getirebildiklerini varsayalım. Bu
enzimin bir reaksiyona dahil olarak onu hızlandırabilme
olasılığı, yani enzimin işlevsel olma olasılığı evrimciler
için çok daha büyük bir sorun teşkil etmektedir. Yaratılış
Araştırma Kurulu'ndan (Creation Research Society) Dr.
Jonathan D. Sarfati bu olasılığı şu şekilde hesaplamıştır:
Kendi kendine üreyebilen en basit
organizma bile yaklaşık olarak 400 amino asitten
oluşan enzimleri kodlayan 482 gene sahiptir. Her
enzimin, düzgün bir şekilde işleyebilmesi için düzgün
bir sıralamasının olması gerekmektedir. Enzimlerde
20 farklı amino asit kullanılmaktadır. Her enzimde
sadece 10 tanesinin bile tam olarak doğru sıralamaya
sahip olduğunu varsaysak bile, sıradan bir reaksiyonun
rastgele meydana gelme ihtimali 106271'de birdir
(ardından 6271 tane sıfır gelen bir sayısı). Evrendeki
atomların sayısının yaklaşık 1080 olduğu düşünülürse,
bu ihtimalin sıfır olduğu açıktır.96
Tek bir reaksiyonun tesadüfen meydana gelme olasılığı "sıfırdır".
Ancak tüm imkansızlıklarına karşın tek bir enzimin
tesadüfen meydana gelebildiğini, yine imkansız olmasına
rağmen bir reaksiyonun tesadüfen gerçekleştiğini varsaysak
bile, bu enzime ait bilgilerin genlere aktarılarak
sonraki nesillere taşınması için de aynı imkansızlık
geçerlidir. Bunun rastgele meydana gelebilme imkansızlığı
şu şekilde hesaplanmıştır.
Evrimciler, insanın tek hücreli
organizmalardan tamamen rastlantılar sonucunda evrimleştiğini
iddia ederler. Tek bir protein molekülünün tesadüf
eseri değişmesi ihtimali 10243 (1'in yanında 243 sıfır
gelmesiyle oluşan sayı)'te bir olarak hesaplanmıştır.
Dahası, eğer dünya, bir mil derinliğinde, içinde 1033
adet bakteri yaşayan bir okyanus ile sarılmış olsaydı
bile, bilim adamlarına göre tek bir enzimin oluşabilmesi
için 100 milyar yıl geçmesi gerekirdi. Bu yeni enzimi
üretebilecek bir gen oluşturmuş olsalar bile, en uygun
olanın hayatta kalma mekanizmasına bağlı olarak genin
türlere yayılması için altı milyon jenerasyonun geçmesi
gerekmektedir. Bu anlattığımız, kullanılamayan tipik
bir enzim için gereken zamandır. (Enzimlerin kendi
kendilerine oluştuklarını varsaydığımızda bu süreden
sonra) Tek bir kullanılabilir enzimin ortaya çıkması
için, 300 milyon yıl geçmesi gerekmektedir! Bu durum,
tek hücreli, tam olarak işlerliği olan bir organizmanın
tesadüf eseri meydana gelmesinin imkansız olduğunu
göstermektedir. Eğer kullanılabilir tek bir enzimin
ortaya çıkması için pek çok tesadüf ve çok fazla zaman
gerekiyorsa, milyarlarca hücresi olan insanın evrimleşebilmesi
için kaç tesadüfün ve kaç asrın geçmesi gerektiğini
bir hayal edin! Bunun tesadüfen gerçekleşmesi ile ilgili
ihtimalleri muhtemelen kimse getiremeyecektir. Ama
evrimciler hala bizim bunu hazmetmemizi istiyorlar.97
İhtimaller, rastgele oluşum iddiaları için bu imkansızlıkları
gösterir. Üstelik bu sırada söz konusu araştırmaları
yapan, bunları inceleyen ve tüm bunların tesadüfen
meydana geldiğini iddia eden insanların da bedenlerinde,
saliseler içinde sayısız reaksiyon gerçekleşmektedir.
Her saniye binlerce reaksiyon, bir sonraki saniye yine
binlercesi... Bu, her canlı bedeninde, her an, kesintisiz
ve hatasız olarak süregelmektedir. Her canlı bedeninde,
her saniye, her reaksiyon belirli bir hız ve sıra ile
tamamlanmaktadır. Bir canlı bedeninde, hiçbir zaman,
bir enzim diğeri ile karıştırılmaz, bir başka yapıya
etki etmez, bir reaksiyon diğerinin hızına yetişmeye
çalışmaz. Bir canlı bedenindeki enzimler hiçbir zaman
yönlerini şaşırmaz, hareket etmeleri gereken zamanda
hareket eder, durmaları gereken zamanda dururlar. Öte
yandan bir canlı bedenindeki enzimlerin her birinin
sahip oldukları amino asitler belirlidir, doğru sıralamada
ve doğru yerdedirler. Bir canlı bedenindeki enzimlerin
tümü doğru üç boyutlu şekle sahiptir, hiçbir zaman
başka bir substrata bağlanmaz, hiçbir zaman yanlış
bir reaksiyona dahil olmazlar. Bir canlı bedenindeki
enzimler akıllı ve şuurludurlar, adeta tedbirli bir
insan gibi hareket ederler. Bir canlıyı yaşatabilmek
için ellerinden geleni yaparlar.
İşte bu ve bunun gibi pek çok nedenden dolayı enzimlerin
tesadüfen meydana gelmeleri imkansızdır. Amino asitler
tesadüfen bir araya gelip doğru sıralamayı oluşturamaz,
tesadüfen enzim üzerinde özel üç boyutlu yapıya sahip
aktif bölge meydana getiremezler. Tesadüfler aktif
bölgelere uygun substratları oluşturamaz, bunları belirli
reaksiyonlara yönlendiremezler. Tesadüfler bir enzime
yetenek veremez, ona milyonlarca yıllık bir reaksiyonu,
saniyenin onda birinde gerçekleştirecek bir özellik
kazandıramazlar. Tesadüfler bir enzimi canlı bedenine
uygun hale getiremez, ona sürekli canlı kalma özelliği
veremezler. Tesadüfler, bir enzimin canlı bedeninde
adeta şuurlu hareket ediyor oluşunun açıklaması değildirler.
Bir molekülün canlı bedeninde şuurlu gibi hareket
ediyor oluşu, onun üstün bir Yaratıcı'nın eseri olduğunu
gösterir. Canlı vücudundaki her yapı, her molekül,
her şeyin Yaratıcısı olan Allah'ın eseridir. İşte bu
nedenle tüm yapılar uyum içindedir, birbirine bağımlıdır.
Bir organizmayı en güzel şekli ile yaratan, ona özellikler
veren, bu özellikler içindeki en küçük parçalara bile
hayranlık uyandıran komplekslik veren ve onları büyük
bir çeşitlilik içinde yaratan, tüm alemlerin Yaratıcısı
olan Allah'tır. Yaratılmış hiçbir varlık, O'nun yarattığı
mucizelere eş değerde bir güzellik ortaya çıkaramaz,
O'nun meydana getirdiği kusursuz düzen ve uyumu meydana
getiremez. Yeryüzündeki hiçbir akıl, hiçbir teknoloji,
hiçbir güç, mükemmel mekanizması ile Allah'ın yarattığı
bir canlı sistemini oluşturamaz. Canlılarda gördüğümüz
bu mükemmellik Allah'ın sanatıdır, Allah'ın yaratmasıdır
ve Allah'ın muhteşem kudretidir.
Göklerde ve yerde her ne varsa
-isteyerek de olsa, istemeyerek de olsa- Allah'a
secde eder. Sabah akşam gölgeleri de (O'na secde
eder). De ki: "Göklerin ve yerin Rabbi kimdir?" De
ki: "Allah'tır." De ki: "Öyleyse,
O'nu bırakıp kendilerine bile yarar da, zarar da
sağlamaya güç yetiremeyen birtakım veliler mi (tanrılar)
edindiniz?" De ki: "Hiç görmeyen (a'ma)
ile gören (basiret sahibi) eşit olabilir mi? Veya
karanlıklarla nur eşit olabilir mi?" Yoksa Allah'a,
O'nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da,
bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De
ki: "Allah, her şeyin Yaratıcısı'dır ve O, tektir,
kahredici olandır." (Rad Suresi, 15-16)
|