Fatır Suresi, 42. Ayetinin Tefsiri (1 Ocak 2010 tarihli sohbetten)

Sayın Adnan Oktar'ın 1 Ocak 2010 tarihli röportajından Fatır Suresi ile ilgili açıklamalar.

ADNAN OKTAR: Şeytandan Allah’a sığınırım, “yeminlerinin olanca güçleriyle, kendilerine bir uyarıcı-korkutucu gelecek olsa, ümmetlerinin herhangi birinden mutlaka daha doğru olacaklarına dair, Allah'a and içtiler. Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde (bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı”. İşte, uyarıcı, korkutucular geliyor, yani tebliğciler, Mehdiler gelmiştir, peygamberler gelmiştir, mürşitler gelmiştir. Fakat bu insanlardaki azgınlığı ve tersliği bazı insanlarda daha da artırmıştır. Mesela Mehdi (a.s.) gelince de yine aynı şey olacaktır. “Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde (bu,) nefretlerinden başkasını artırmadı”. Mehdi (a.s.)’ye ve talebelerine karşı müthiş bir nefret ve öfke oluşacaktır insanların büyük bir bölümünde, ki o yüzden sayıları 313’tür. “Evleri sırtlarındadır” diyor. “Onlarla hiç kimse evlenmez. Ondan sonra, malları, mülkleri yoktur” diyor hadiste değil mi? Allah yolunda çok çile çekecekleri belirtiliyor. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında da Peygamberimiz (s.a.v.)’e karşı müthiş bir öfke vardı ilk geldiğinde, Mekke müşriklerinde. Gideceği yollara dikenli çalı atıyorlardı, o giderken üzerine bassın diye. Böyle kirli deve işkembesi atıyorlardı üzerine, yani kendilerince akılsız kafalarıyla bir zarar vermek istiyorlar. Fakat Allah Peygamberimiz (s.a.v.)’i korudu. Hatta hicret etmek mecburiyetinde kaldı, değil mi, Müslümanlarla birlikte, binlerce kilometre uzakta Habeşistan’a göç etmek durumunda kaldı. Ama sonra anlı-şanlı şekilde döndü Mekke’ye değil mi? Bütün putları kırdı, ondan sonra Kabe’de putları temizledi. Aynı şekilde diğer peygamberlerde de bunları görüyoruz. Hepsinde aynı olaylar olmuştur. Hz. Musa (a.s.)’ya da ters tavır koymuştur insanlar. Hatta, o zamanın devleti diyor ayette, o devletten insanlar çekindiği için, devletin ve toplumun baskısından çekindikleri için, Hz. Musa (a.s.)’ya diyor, kavminin zürriyetinden az bir kısım gençlerden başka tabi olan olmadı diyor, çekindikleri için. Yani milletin bir kısım insanları çok aşağılık, böyle şerefsizdir. Yani ne demiş, ne dedilere çok önem veriyor. Yani birisine laf söylemesi, etrafındaki insanların laf söylemesine göre kendini yönlendirir. Mesela, inanıyorsa, inanmıyorum der. İnanmıyorsa, inanıyorum der. Topluma göre şekil alır. Halbuki bu çok büyük bir karaktersizliktir. İnsan, müstakil karar vermesi lazım, topluma göre karar vermez. Ben mesela, Ankara’da normal, klasik lisede yetiştim. Yani bana kimse din eğitimi vermedi. Benim ailem de dindar değildi. Ama baktım, din bir gerçek. Allah’ın varlığı apaçık. Darwinizmin, materyalizmin bir yalan, oyun olduğunu anladım. Masonluğun bir oyun olduğunu anladım. Savaşların arkasında masonluğun olduğunu anladım. Ve kendi imkanlarım ile vargücümle mücadele ettim. Mesela Akademi’ye geldiğimde ben tek başınaydım. Kimse yoktu etrafımda. Ben Akademi’ye uyum göstermedim, oradaki kimseye uyum göstermedim. Yani beni anlamasınlar da demedim. Bilakis, alenen dindar olduğumu gösterdim, değil mi? Hatta dediler komünistler, “seni burada öldürürler” dediler. “Ben açıkça söyleyeyim” dediler, “gelme okula” dediler. Ben göğsümü gere gere gittim. Tabii, felsefede de öyle aynı şekilde. Aynı tehditler orada da oldu, İstanbul Üniversitesi felsefede de. Burada da seni öldürürler dediler, yine gittim. Ama bir süre sonra artık fiili bir durum olduğu için gidemedik yani. Artık fiili saldırılar oluduğu için, inşaAllah. Dolayısıyla insan inandığını göğsünü gere gere yapacak. Mesela ben Darwinizmin sahte olduğunu anladım, okulumdaki arkadaşlarımın çoğu Darwinistti, üniversitede Hocalarım Darwinisttiler, hep Darwinist eğitimi alıyorduk. Ama ben var gücümle Allah rızası için ortaya çıkıp Darwinizme karşı tam tavır koydum. Bunun sonucunda masonik basın benim tam karşıma dikildi. Baronun takımı karşıma dikildi, iddia edilen Ergenekon Örgütü karşıma dikildi, PKK karşıma dikildi, komünistler, masonlar hepsi karşıma dikildiler. Komplo üzerine komplo, oyun üzerine oyun, tuzak üzerine tuzak. Ben asla yılmadım ve halen de devam ediyor komplolar. Mesela bak 3-5 kişi bulmuşlar yine değil mi, her birine ayrı bir iftira hazırlatmışlar, ondan sonra, ki böyle kriminal tipleri buluyorlar bu tip şeylerde, iftira atacağı vakit. Yani toplumdan, yani cemiyetin böyle ittiği, toplumun mesela anormal gördüğü insanlar, böyle tehlikeden ve psikopatlıktan kaçınmayan bir kısım insanları. Bir kısım da zavallı, gariban, onları da para ile kandırmışlar değil mi? 200’er milyar o zaman vermişlerdi bunlara, para dağıtmışlardı. Adamın arabası yokken araba sahibi olmuş. Tabii yurt dışına çıktılar adamlar mesela. Yurt dışında geziyor adam, fakir yani yiyecek bulamayan adam, bir anda zengin oldu. Karşımızdakilerin bunlara para dağıtması sonucunda adamlar gizli şahitlik de yapar, her şeyi yapar o zaman, yapıyorlar yani kendi kafasına, inancına göre. Ama tabii sonunda adalet yerini bulur. Aklı başında olan insanlar böyle oyunlara gelmezler, inşaAllah.

2012-02-25 19:31:56

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top