Nahl Suresi, 68-69 Ayetlerinin Tefsiri (2 Ocak 2010 tarihli sohbetten)

Sayın Adnan Oktar'ın 2 Ocak 2010 tarihli röportajından Nahl Suresi ile ilgili açıklamalar.

 

OKTAR BABUNA: Kuran’da arının genetik koduna işaret var. Allah bir ayette şöyle buyuruyor. Şeytan’dan Allah’a sığınırım. “Rabbin bal arısına vahyetti: Dağlarda, ağaçlarda ve onların kurdukları çardaklarda kendine evler edin. Sonra meyvelerin tümünden ye, böylece Rabbinin sana kolaylaştırdığı yollarda yürü-uçuver. Onların karınlarından türlü renklerde şerbetler çıkar, onda insanlar için bir şifa vardır. Şüphesiz düşünen bir topluluk için gerçekten bunda bir ayet vardır.” Canlıların genetik şifresi olan DNA’lar kromozomların üzerinde yer almaktadır. Her canlıda biliyorsunuz ayrı sayıda biliyorsunuz kromozom var. Mesela insanda 46 tane var, arı da 16 tane var Hocam. Nahl Suresi arıya işaret eden Sure’nin de Sure numarası 16, maşaAllah.

ADNAN OKTAR: O acayip kromozom sayısı 16, hakikaten de sure numarası da 16 çok acayip. Evet.

OKTAR BABUNA: Kuran’da elementlere de işaretler var. Mesela Radon elementi ki bunun sol köşede atom numarasını da görüyoruz. 86 atom numarası. Kuran’ın indirilişinden tabii asırlar sonra bulunmuş. 1900 yılında atom numarası bulunuyor. Hadid Suresi’nin 22. ayetinde Radon elementinin sembolü olan Rn harfleri, aynı ayette bu elementin atom numarasına işaret edilmektedir. Ayetin başından Rn harflerine kadar geçen harf sayısı 86’dır. Rn elementinin atom numarası da 86’dır. Bakın Rn harfleri sadece burada geçiyor Kuran’da. Bu ayetin başından Rn harflerine kadar olan sayı da 86. Bu Radon elementinin atom numarasını veriyor.

ADNAN OKTAR: Kuran’da böyle binlerce şifre var. Bir tane, iki tane, on tane, yüz tane değil. Bu çok büyük bir mucizedir. Bilim ilerledikçe de bu mucizelerin sayısı gittikçe artıyor. Değil mi? MaşaAllah.

OKTAR BABUNA: Evet Hocam. Hatta bu arıyla ilgili ayette daha da mucizeler var. Sizin kitabınızdan söyleyeceğim şimdi İnşaAllah. Bu mesela balın şifa verdiği yeni bilimsel mucizelerle, gelişmelerle biliniyor. Hakikatten arının balının hastalıkları tedavi edici etkileri var. İçinde belirli proteinleri taşıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, vitaminler taşıyor ve bilinmedik etkileri de var. Ayrıca mikrop barındırmıyor. Mesela Çapa Tıp Fakültesi’nde, ben hatırlıyorum, çok eskiden, ben görmedim o dönemleri ama ameliyat yaralarına bal sürülürmüş mikroptan korunması için. Mikroptan korurmuş o şekilde, mikrop üreyemediği için balın içerisinde, ameliyat yarasında dururmuş ballar. Ayrıca burada “Rabbin balarısına vahyetti” ayetinde bu balarısı için geçen kelime sonradan bulunuyor ki, dişiler için Arapça’da kullanılan bir kelime. Hakikatten dişiler yapıyor bütün bal toplama işlemlerini. O da özel bir mucizesi Kuran’ın. 1400 sene önce bilinmediği dönemlerde…

ADNAN OKTAR: Erkek arılar yan gelip yatıyorlar. Öyle mi?

OKTAR BABUNA: Biraz öyle.

ADNAN OKTAR: O yaptıkları altıgen kutucuklar nedir?

OKTAR BABUNA: Hocam bu şimdi matematiksel olarak, bunlar arının petekleri içinde bal depoluyorlar, hakikatten araştırılmış matematiksel olarak, en etkili, yani en az balmumu kullanarak en fazla balın depolanabileceği tek şekil altıgen. Beşgen değil, kare değil, üçgen değil, yuvarlak değil. Hepsinde boşluklar kalıyor veya fazla balmumu kullanılıyor. En etkili şekli kullanıyorlar. Ayrıca çok özel bir açıyla açılandırıyor bu peteği ki bal dökülmesin diye. Balın biliyorsunuz bir akışkanlığı vardır. Su gibi değildir. Daha akışkandır. Tek dökülmediği açı arıların yaptığı yaklaşık 0,3 derecelik bir açıyla açılandırıyorlar. Onlar dökülmüyor. Ayrıca arılar petekleri yapmaya, her biri, yüzlerce, binlerce arı değişik noktalardan başlıyor. Yani şöyle bir alan düşünün her biri ayrı noktalardan başlıyor. Ortaya geldiklerinde bütün altıgenler eşit oluyor. Ve hiçbir yama olmuyor, boşluk kalmıyor. Mutlaka mükemmel olarak birleştiriyorlar.

ADNAN OKTAR: Tam ağız ağıza birleştiriyor. Değil mi?

OKTAR BABUNA: Yani hangi insana biz kalemleri verip altıgenler çizin ortada bir birleşin dediğimiz zaman her biri eciş bücüş olur, farklı olur, eğri büğrü olur, hiçbir zaman da ortada tamamlanmaz. Fakat bunu milyonlarca yıldır, dünyanın her tarafında, eşit büyüklükte, aynı büyüklükte, altıgen, aynı açılandırmayla yapıyorlar maşaAllah.

ADNAN OKTAR: Arının zeka ve yeteneği insandan kat kat kat kat fazla. Tabii, insana böyle bir imkan versen katiyen yapamaz böyle bir şeyi. Mesela bin tane insan düşünün arı boyutunda olsalar, hadi gidin bal toplayın, bir de buralara petek yapın desen, her türlü malzemeyi versen balın içine bulaşır kalırlar, hiçbir şey yapamazlar. Uçuşları ayrı bir kabiliyet gerektiriyor. İnsana mesela öyle kanat verilse gider betonlara bindirir, oraya buraya bir çarpar. Arabayı bile kullanamıyor insanlar o kadar alet edevat olduğu halde. Sırf kanatla müthiş eskivler yapıyor. Acayip uçuş tekniği var.

OKTAR BABUNA: Yüzlerce kere çırpabiliyor saniyede.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

2012-02-25 19:31:56

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top