Bölücü örgütün gizlemeye çalıştığı komünist kimlik

Dergimizin geçtiğimiz ayki kapak yazısında, Türkiye’nin bugünkü en aciliyetli konularından birinin, “komünist bölücü hareketin kökünün kurutulması” olduğuna dikkat çekmiştik. Terörü sona erdirmek için terörün kökeni konusunda doğru bir saptama yapmak gerektiğini vurgulamış ve sorunun çözümü için fikri mücadelenin gerekliliğinden bahsetmiştik.

Fikri mücadeleyi doğru yapabilmek için öncelikle terörü uygulayan, destekleyen ve planlayanların bağlı oldukları ideolojiyi çok iyi tanımak gerekmektedir. Bu ideoloji, hiç şüphe yok ki "komünizm"dir.

Bu ayki kapak yazımızda terörü besleyen komünist ideolojiyi önemli yönleriyle sizlere tanıtacak ve sinsi taktiklerini deşifre edeceğiz. Ayrıca kendisini etnik bir hareket olarak lanse etmeye çalışan bölücü örgütün gerçek kimliğini ve asıl hedefini ortaya koyacağız. Yazı boyunca delillerine de şahit olacağınız üzere, günümüzde komünizm tehlikesi halen varlığını sürdürmekte ancak kendisini çok iyi gizlemektedir. Bu durum, hem ülkemiz hem de tüm dünya için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. 

Bu tehdidi bertaraf edebilmenin tek yolu, yoğun biçimde anti-komünist bir fikri mücadele sürdürmektir. Yapılacak olan fikri mücadele vesilesiyle komünizm ve tüm diğer yıkıcı ideolojiler,  -Allah'ın izniyle- yeryüzünden silinecektir. Bu mücadele kapsamında gereksinim duyulacak önemli bilgileri, akla gelebilecek bazı soruları ve yanıtlarını aşağıda bulacaksınız.

Darwinist görüşleri benimseyen komünist liderler, insanı bir çeşit hayvan olarak görmüşler, terörü, katliamı, kan dökmeyi vazgeçilmez bir yöntem olarak kullanmışlardır. Darwinizm’den kaynaklanan komünist terör sadece Güneydoğu bölgemiz ile sınırlı değildir. Tüm Türkiye ve tüm Ortadoğu komünist istila tehlikesi altındadır ve hedeflenen de budur. Unutulmamalıdır ki “KOMÜNİZMİN VATANI OLMAZ. KOMÜNİSTİN VATANI BÜTÜN DÜNYADIR.”

Komünizm hakkındaki tarihi gerçekler nelerdir?

*Komünizm, geçtiğimiz 20. yüzyıla damgasını vurmuş bir ideolojidir. Ama bu damga, sadece baskı, zulüm, kan ve gözyaşı doludur. Tarihçilerin hesaplamalarına göre, sadece bu ideoloji nedeniyle 20. yüzyıl boyunca 120 milyon insan öldürülmüştür. Bunlar, bir savaş sırasında cephede ölen askerler değil, komünist devletlerin kendi halklarının içinden öldürdükleri sivillerdir.

Komünistler kendilerini gizlemek için tarih boyunca çeşitli taktikler kullanmışlardır. Milyonlarca çocuk komünist gerilla gruplarının kurşunlarına hedef   olmuş veya hedef olma korkusu içinde yaşamak zorunda bırakılmıştır. Buna rağmen Stalin döneminde, resimdekine benzer propaganda posterleri   ile halk yanıltılmaktadır. Aşağıdaki resimde ise    Stalin dönemindeki çocukların gerçek durumu görülmektedir.

* 100 milyon erkek, kadın, yaşlı, küçük çocuk, bebek, sadece "komünizm" denen bu soğuk, katı, sert ve vahşi ideoloji nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Dahası, komünist rejimler tarafından temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan, göçe zorlanan, sistemli olarak kıtlıkla yüz yüze getirilen, hapsedilen, çalışma kamplarında köle olarak kullanılan on milyonlarca insan vardır. Milyonlarca insan da komünist gerilla gruplarının, terör örgütlerinin kurşunlarına hedef olmuş veya hedef olma korkusu altında yaşamıştır.

*Komünist ideoloji geçtiğimiz yüzyılda acılara, felaketlere sebep olmuş, tüm dünya, komünist liderlerin katliamlarına, acımasızlıklarına şahit olmuştur. Peki şu an bu tehlike yeryüzünden silinmiş midir? Ne yazık ki, silinmemiştir. 120 milyon insanın canına mal olan bu "kan dökme kuyusu" halen varlığını sürdürmektedir. Kuyunun üstü kapatılmış, etrafı örtülerek kamufle edilmiştir. Ama kuyu, “kapatılmamış bir tuzak” olarak tehlike saçmaya devam etmektedir.

Günümüzde komünizm "bir ileri iki geri taktiği"ni uygulamaya sokmuş ve geri adım atmıştır. Bu nedenle çeşitli ülkelerde farklı isimler altında faaliyetlerini sürdürmekte, daha sonra atacağı ileri adımlar için komünist tehlikenin dünyada bulunmadığı imajını vermeye çalışmaktadır.

Günümüzde komünist ideloji varlığını ne şekilde devam ettirmektedir?

Sovyetler Birliği'nin ve Doğu Bloku'nun çöküşü üzerine, komünizmin bir tarih olduğunu ve artık dünya için bir tehlike olmadığını düşünmek son derece yanlıştır. Komünizm, diyalektik materyalizmin siyaset teorisidir. Diyalektik materyalizm yaşadıkça komünizm de yaşayacaktır. Eğer bir felsefe toplumda güçlü olarak yaşarsa, onun siyasi yönden etkili olması sadece "uygun bir zemin bulma meselesi" olur. Eğer diyaletik materyalizm güçlü ve yaygın bir felsefe olarak yaşarsa, onun siyasi boyutu olan komünizm de uygun ortam bulduğunda etkili bir güç haline gelebilir. Dolayısıyla materyalist propagandanın çok güçlü bir biçimde yapıldığı günümüzde komünizm tehlikesinin ortadan kalktığını söylemek mümkün değildir. Komünizm yıkılmamış ama diyalektik materyalizmin en önemli ilkesine uygun olarak iki adım geri atmıştır. Komünizm sinsice gizlenerek faaliyetlerine devam etmektedir. Farklı görünümlerde, farklı isimler altında varlığını sürdürmekte ve insanlığa yine geçmiştekilere benzer acıları yaşatmak için fırsat bulacağı günü beklemektedir.

Doğu Türkistan'a yapılan zulümlerin temel nedeni, Çin Devletine hakim olan materyalist felsefe ve komünist ideolojidir. Doğu Türkistan halkı inancı gereği komünizme şiddetle karşı çıkıyordu. Ancak bu haklı tepkilerinin karşılığını son derece acımasız bir şekilde aldılar.

Komünizmin kendini gizlemekte kullandığı sinsi taktikler nelerdir?

* “Bir Adım İleri İki Adım Geri” Taktiği: Komünistler hedeflerine ulaşmak için gerektiğinde birkaç adım geri atarak sanki hedeflerinden uzaklaşmış gibi görünürler. Bu durumu, Lenin'in 1904 yılında yazdığı "Bir Adım İleri, İki Adım Geri" adlı kitabında belirttiği gibi, nihai hedefe giden yol üzerinde geçici bir geri çekilme olarak görmektedirler. Lenin, söz konusu kitabında şöyle yazmıştır:

“Bir adım ileri, iki adım geri... Bireylerin yaşamında, ulusların tarihinde ve partilerin gelişmesinde böyle şeyler olur. Ama devrimci sosyal-demokrasi ilkelerinin, proleterya örgütünün ve parti disiplininin eninde-sonunda tam zafer kazanacağından kuşku duymak, alçaklığın en canicesi olur. “ 1

“Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü   yerde ezilmelidir.” (M. Kemal Atatürk)

Bu taktikten yola çıkarak k;omünist Çin'de okul çocuklarına, üç adım ileri, iki adım geri esasına dayanan "diyalektik yürüme yolu" öğretilmektedir.

* “Aile Kurumunu Ortadan Kaldırma” Taktiği: Bir başka somut örnek de komünistlerin aile kurumu hakkındaki düşünceleridir. Diyalektik materyalizmin kurucusu Karl Marx'a göre komünizme varmak için öncelikle evlilik kurumu kaldırılacaktır. Komünist Manifesto'da Marx, "proleterler arasında aile kurumunun hemen hiç görülmediğini ve fuhuşun çok yaygın olduğunu" söyler ve bundan şu sonuca varır: "... Burjuva ailesinin ortadan kalkması gerekmektedir."

Komünistler bu sapkın hedeflerine ulaşmak için, diyalektik materyalizmin ilkelerine uyarlar. Aile kurumunu kaldırmak için güçlü bir devlete ihtiyaçları vardır. Ancak güçlü bir devlet için önce aile kurumunun güçlü olması gerekir. Bu nedenle önce geri adım atarak, aileyi güçlendirirler. Bu sayede komünist devlet güçlenir ve bir aşama sonra aile kurumunu tamamen ortadan kaldırır. 2

Bu örnekten anlaşıldığı gibi, komünistlerin "komünizm yıkıldı" gibi sloganları insanları aldatmamalıdır. Bu, diyalektik materyalizmin çok bilinen bir taktiğidir. Komünizm, bir bukalemun gibi renk değiştirmiş, uygun zeminin hazırlanmasını beklemektedir. Bu nedenle komünizmin ana felsefesi olan diyalektik materyalizm ve onun sözde bilimsel dayanağı olan Darwinizm ile fikri alanda ciddi bir mücadele şarttır. Aksi takdirde, komünistler ileride atacakları kanlı ve zalim adımlar için pusuda beklemektedirler.

ATATÜRK’ÜN  KOMÜNİZM TEHLİKESİNE KARŞI UYARISI:

"Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizm (komünizm)dir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler (komünistler), yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 94-95)

Komünizm, din ahlakını yok etmek için hangi yöntemlere başvurur?

Komünizmin din ahlakına düşman olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Marx, Engels, Lenin, Stalin, Trotsky, Mao veya bir başka komünistin yazılarına bakıldığında, bunun açıkça ifade edildiği görülebilir. Marx, din ahlakını kendince "halkın afyonu" olarak tanımlamış ve sözde "fakir halk kesimlerini uyutmak için yönetici sınıf tarafından oluşturulan bir kültür" diye tarif etmiştir. Dahası, komünizme ulaşmak için de dini inançların yok edilmesi gerektiğini öne sürmüştür. Engels, kitaplarında "insanın maymundan geldiğini" ileri sürerken, din ahlakının da sözde bu evrim sürecinin bir aşamasında ortaya çıktığını iddia etmiştir.

Peki komünistler din ahlakını yok etmek amacıyla nasıl bir politika izlerler?

Bu soruya ilk kapsamlı cevabı Lenin vermiştir. Lenin'in 1909 yılında Rus Sosyal Demokrat Partisi'nin (sonraki Komünist Parti) lideri olarak yazdığı ve Proleterya dergisinde yayınlanan "Proleterya Partisinin Din Konusundaki Tutumu" başlıklı makalede şunlar yazılıdır:

"Sosyal Demokrasi, dünya görüşünü bilimsel sosyalizm, yani Marksizm temeline dayar. Marx ve Engels'in çeşitli kereler tekrarladıkları gibi Marksizm'in felsefi temeli, Fransa'daki 18. yüzyıl maddeciliğinin ve Almanya'daki Feuerbach (19. yüzyılın ilk yarısı) maddeciliğinin tarihsel geleneklerini benimsemiş olan, tamamen ateist ve din ahlakına karşı tavırdaki diyalektik maddeciliktir. Unutmayalım ki, Marx'ın taslak halindeyken okuduğu Engels'in Anti-Dühring'inin tamamı, maddeci ve ateist olan Dühring'i tutarlı bir maddeci olmamak ve din ile din felsefesine açık kapı bırakmakla suçlar. Yine unutmayalım ki, Engels, Ludwig Feuerbach ile ilgili yapıtında, din ahlakını ortadan kaldırmak için değil de, yeniden canlandırmak, yeni, "yüceltilmiş" bir din kurmak için savaş açtı diye Feuerbach'a çatar. "Din ahlakı halkı uyutmak için kullanılan afyondur." Marx'ın bu sözü din ahlakı konusundaki Marksist görüşün temel taşıdır." (Viladimir Iliç Lenin, Proleterya Partisinin Din Konusundaki Tutumu, Proleterya, Sayı: 45, 13 (28) Mayıs 1909)

Dikkat edilirse, Lenin, Marksistlerin din ahlakına karşı vermeleri gereken savaşın, "bilimsel yayınlar" ve "Onsekizinci yüzyıl Fransız Aydınlanma dönemi düşünür ve ateistlerinin yazıları" gibi kaynaklarla yürütülmesi gerektiğini söylemektedir. Bura daki "bilimsel yayın"dan kasıt, materyalizmi bilim kisvesi altında toplumlara empoze eden teorilerdir. Bunların başında da kuşkusuz Darwinizm gelir. Bahsettiği Aydınlanma düşünürleri ise Diderot, D'Holbach gibi Marx öncesi materyalistlerin din aleyhindeki propaganda yazılarıdır.

Lenin'in gösterdiği bu yöntem, komünistler tarafından halen kullanılmaktadır. Dünyadaki bazı yayınevleri, bazı sözde bilimsel dergiler veya medya kuruluşları incelendiğinde de, Darwinist ve Aydınlanma felsefesine bağlı yayınların kaynağının Marksistler olduğu açıkça görülecektir.

Komünizm, din ahlakına olan düşmanlığını nasıl gizler?

Komünizmin din düşmanlığını değerlendirirken, bazı komünistlerin bu konuda kimi zaman sergiledikleri "ılımlı" politikanın gerçek amacını da anlamak gerekir. Gerçekten de dünyada Marksist akımlar, (iktidarda olmadıkları süre boyunca) çoğunlukla keskin ve saldırgan bir din ahlakı aleyhtarı politika izlemezler. Hatta bazen komünistlerin ağzından din ahlakına ve dindarlara karşı saygılı gibi gözüken sözler duymak mümkündür. Peki acaba bu "ılımlı" üslubun amacı nedir?

Lenin'in yazıları arasında bu sorunun cevabını da bulmak mümkündür. "Proleterya Partisinin Din Konusundaki Tutumu" başlıklı makalesinde Lenin; Marx ve Engels gibi yol göstericilerinin yorum ve uygulamalarından yola çıkarak, din ahlakıyla açık bir savaşa girilmemesi gerektiğini, bunun gereksiz bir "siyasi kumar" olduğunu yazmıştır.3 Lenin, din ahlakına olan düşmanlıklarını açıkça ilan eden, din ahlakına karşı hakaret dolu kampanyalar yürüten diğer bazı materyalistleri ise (örneğin anarşistleri veya "burjuva ateistlerini") acemi ve saf bulmuştur. Bu kişiler tarafından Marksistlere yöneltilen "ılımlılık ve "bocalama" suçlamalarını reddetmiş ve "Marksizm'in görünüşteki ılımlılığının" özenle düşünülmüş bir taktik olduğunu açıklamıştır. Lenin, söz konusu "ılımlı" taktiği 1917'ye kadar, yani komünistler iktidara gelinceye kadar devam ettirmiştir. Ancak bundan sonra söz konusu ılımlılık ortadan kalkmış, aksine tüm Sovyet topraklarında din ahlakına ve dindarlara karşı büyük bir baskı başlamıştır. Daha öncesine kadar "ateist olduğumuzu açıkça belirtmemeli ve dine inananları bile saflarımıza almalıyız" diyen Lenin, iktidara geldikten sonra çok daha farklı bir yol izlemiştir.
Bölücü örgütün gizlediği gerçek  kimliği nedir?

SİNSİ TAKTİKLERE DİKKAT!

Bölücü örgüt yöneticileri, komünist kimliklerini gizlemek amacıyla zaman zaman devrimci komünist çizgiden vazgeçtikleri yönünde demeçler de vermektedirler. Oysa örgüt komünist ideolojiden asla vazgeçmiş değildir. Örgüt yöneticileri sadece klasik bir taktik uygulamakta ve aleni bir yalan söylemektedirler. Yakın zamanda basında da yer bulan bu demeçlere kesinlikle itibar edilmemelidir. Basınımız, bölücü örgüt ile ilgili yapılan ve “bölücü örgütün komünist kimliği konusunda şüphe meydana getirebilecek” haberlerde daha dikkatli olmalı, bölücü örgütün oyunlarına gelmemelidir.

Terör, Komünist Örgütlerin Kullandığı En Bilindik ve Etkin Yöntemdir

Komünist liderler terörü vazgeçilmez bir silah olarak görmüş ve takipçilerine şiddetle tavsiye etmişlerdir. Bu liderlerden Lenin’in terör talimatları oldukça dikkat çekicidir:

- "Polisleri, askerleri, devlet memurlarını öldürmek, devlet kurumlarında yangınlar çıkartmak... Devletin hazinelerinden paraları almak... Devrimci komünist güçler yenilmez silahlı bir güç olarak ortaya çıkmalı, insanları öldürerek, bombalayarak, binaları havaya uçurarak korku yaymak ve bu şekilde toplumun üzerinde komünist diktatörlüğünü teşkil etmek iktidara ulaşmamızın önemli unsurlarındandır." 4

Bölücü terör örgütü, her eylemi, her sloganı ve her bildirisiyle komünisttir. Ancak ülkemizin güneydoğusundaki halkımız bu konuda son derece bilgisizdir ve eli kanlı örgüt militanlarını kimi zaman “Kürt halkı adına savaşan, Kürt milliyetçisi gerillalar” olarak algılamaktadır. Bu nedenle, bölücü örgütün, üzerine en çok gidilmesi ve halkın bilgilendirilmesi gereken yönü “ateist ve komünist olduğu” gerçeğidir. Örgüt elebaşının geçmişteki tüm ifadeleri azılı bir komünist üslubundadır.

Bölücü terör örgütünün ideolojisi tamamen komünizm ve sosyalizm üzerine kurulmuştur. Bölücü örgütün ayrı bir toprak parçası talep edip bu yönde faaliyetlerde bulunmasının da temelinde komünizmi yaşatma isteği bulunmaktadır. Çünkü bu ideoloji demokrasinin yaşandığı bir ülkede hayata geçirilemez. Komünizm, zor ve baskıya dayalı rejimini uygulamak için bağımsız ve izole bir toprak parçası üzerinde, tamamen kendi hâkimiyetini kurmaya ihtiyaç duyar. İşte bu gerçek bölücü terör örgütünün yıllar boyunca Güneydoğu bölgesini Türkiye’den ayırarak kendine bağlı özerk bir bölge haline getirmeye çalışmasının temel nedenidir.

Güneydoğu'da senelerdir devam eden bölücü faaliyetlerin arkasında Marksist-Leninist-Komünist ideoloji bulunmaktadır. Bu ideolojinin temeli ise Darwinizm’e dayalıdır ve bu teori olmadan hayat sahası        bulması olanaksızdır. Komünizmin önderleri, toplumlara Darwinizm'i benimsetmeden komünizmin  hedeflerine ulaşmasının mümkün   olmadığını özellikle vurgulamışlardır.

- “Propagandacılar her grubu basit bomba formülleriyle donatmalılar… Gruplar derhal askeri eğitimlerine, operasyonlara katılarak başlamalılar. Bazıları bir casusun öldürülme işini veya BİR POLİS KARAKOLUNU BASMA GÖREVİNİ ÜSTLENMELİ. Bir kısmı ise banka soymalı.” 5

- “Sadece geniş halk kitleleriyle doğrudan bağlantılı olan bireysel terörist hareketler değer taşırlar.” 6

- “Eğer kitleler kendiliğinden ayağa kalkmazsa, hiçbir şey başaramayız. Spekülatörlere karşı terör uygulamadığımız -hemen oracıkta kafalarına bir kurşun sıkmadığımız- sürece hiçbir yere varamayız.” 7

- “Trotsky: “Fakat ihtilal, ihtilalci sınıftan emrindeki bütün yöntemlerle gayesine varmasını talep eder; eğer gerekirse silahlı bir ayaklanma ile, eğer mecbur olursa terörizmle.”” 8

Bölücü örgütün etnik bir hareket olarak ortaya çıktığı  iddiası doğru mudur?

Terör örgütünün bazı Kürt kökenli vatandaşlarımızı da aldatıp arkasına alarak Güneydoğu’da çeşitli habis faaliyetlerde bulunmasının sebebi gerçekte etnik temele dayanmamaktadır. Sorun etnik değil, ideolojiktir. Güneydoğu’da yaşanan bölünmenin tek bir nedeni vardır, o da komünizmdir. Burada bir etnik hareket değil, komünist ve dinsiz bir hareket söz konusudur. Kürt milliyetçiliği görüntüsü tamamen bölge halkının gözünü boyamaya yöneliktir.

Komünist hareketin önünün alınamadığı tüm ülkelerde ise bugüne kadar bölünme kaçınılmaz olmuştur. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Bu bölünmede hiçbir zaman etnik unsurlar rol oynamamış, sadece komünist ideoloji ön plana çıkmıştır. Bilindiği gibi Kore, Almanya ve Çin de komünist ideolojinin bir sonucu olarak bölünmüşlerdir. Bu ülkelerde farklı etnik kökenlerin varlığı gibi bir durum söz konusu değildir. Ancak Kore, Güney ve Kuzey Kore, Almanya, Doğu ve Batı Almanya ve Çin de Milliyetçi ve Komünist Çin olarak gerek toplumsal anlamda gerekse de toprak olarak bölünmüşlerdir. Komünistler her devirde kendi ideolojilerini yaşatabilmek için bölücülük yaparak karışıklık çıkarmaktan geri kalmamış, ayrı bir toprak, ayrı bir ülke elde etmek amacıyla silahlı mücadeleye girmişlerdir.

Bölücü terör hareketinin komünist olduğunun delilleri nelerdir?

Örgütün Marksist-Leninist bir yapıda olduğu, gerek savcılık iddianameleriyle, gerek MİT raporlarıyla gerekse mahkeme kararlarıyla sabittir. Kaldı ki örgütün komünist olduğunu anlamak için çok ayrıntılı bir araştırmaya bile gerek yoktur. Çünkü örgütün uzun yıllar kullandığı bayrağında komünizmin en bilinen simgesi olan orak-çekiç motifinin yer alması bile konunun ispatı için yeterlidir. (Bu amblem daha sonra strateji ve taktik değişikliğine giden örgüt tarafından değiştirilmiştir.) Örgütün kuruluş kongresinde yer alan ve örgütün internet sitesinde göze çarpan ifadeler de, Marksizm'e olan sadakati net olarak ortaya koymaktadır:

*“MARKSİST-LENİNİST TEORİ ÇOK İYİ ÖZÜMSENMELİDİR. Önder kadrolar sık sık Marksizm’e müracaat etmeli, Marksizm’in uygulanmasını başlangıç şekli yapmak için bu öğretiyi gerçekten özümsemeliler. ...Biz SOSYALİZMİ SİYASAL SORUNUN ÇÖZÜMLENMESİNDE DAHA ÇOK BİR EYLEM KILAVUZU OLARAK ELE ALACAĞIZ. Mutlaka böyle bir öğretinin temsilcisi olarak, böyle bir öğretinin savunucusu olarak, bunun en önemli koşulu olarak bulunulan ülkenin siyasal iktidar meselesine uygulayarak, mevcut iktidarı parçalamada bir araç olarak, bir eylem kılavuzu olarak kullanarak üzerimize düşeni yapacağız.”

* Örgüt lideri, 13. kuruluş yıldönümü mesajında şu ifadeleri kullanmıştır:

"Sosyalizm yıkıldı, komünizm yıkıldı" diyenlere en iyi cevap olarak, ‘tam tersine, SOSYALİZMİN EN GÜÇLÜSÜ, EN DOĞRUSU, EN YÜCESİ BİZDE GERÇEKLEŞMİŞTİR’ diyoruz."

*  Örgüt liderinin 1 Mayıs 1982 tarihli konuşmasında ise şu ifadeler bulunmaktadır:

“Ama şunu iyi bilmeliyiz ki, Kürdistan tarihi bugün çağa ulaşmak istiyorsa, tamamıyla işçi sınıfı gerçeğine dayanmak zorundadır. Ne kadar elverişsiz koşulları yaşarsa yaşasın, işçi sınıfının objektif gücüne ve onun eylem kılavuzu olan bilimine, MARKSİZM-LENINİZM’E DAYANMAK ZORUNDADIR VE DİKKAT EDİLİRSE BİZİM VARLIK NEDENİMİZ TÜMÜYLE BU GERÇEK ETRAFINDA OLUŞMUŞTUR. ...Eğer o aşiret duvarları, o feodal çitler aşılmasaydı, MODERN DÜŞÜNCE, EN DEVRİMCİ DÜŞÜNCE OLAN MARKSİZM-LENINİZM kafalarımıza sıçramayacaktı, onun için zemin bulamayacaktı.”

Bu ifadelerin yanı sıra, bölücü örgütün bölge halkını sindirmek, yıldırmak ve kendisine itaate mecbur bırakmak için giriştiği eylemlerin tamamı komünist ideologların kitaplarında tarif edilen yöntemlerdir. Örgüt, her türlü propaganda tekniğinde olduğu gibi katliamlarda ve terör eylemlerinde de Marks, Engels, Stalin, Mao gibi komünist önderlerin kitap ve uygulamalarını kendine rehber edinmiştir.

Bölücü örgüt neden komünist olduğunu gizleme çabasındadır?

* Son zamanlarda bölücü örgütün dikkatle gizlemek istediği asıl konu komünist kimliğidir. Örgüt, bu kimliğin, dindar Doğu insanı tarafından dışlanacağını iyice fark etmiş ve kendini Kürt milliyetçisi bir oluşum gibi gösterme çabasına girişmiştir.

*Örgütün geçmişte kıyasıya savunduğu ateizm ve komünizm bugün başına bela olmuş durumdadır. Çoğunluğunu samimi dindar insanların oluşturduğu Doğu bölgelerimizdeki vatandaşlarımız, bölücü örgütün gerçek yüzünü son aylarda gazetelere yansıyan haber ve duyurularla net biçimde fark etmiş, akabinde bölgede bölücü örgüt aleyhine bir dönüş başlamıştır.

*Ayrıca bölücü örgüt, “anti-komünist, anti-Darwinist, anti-materyalist karşı propaganda” ile yenileceğini anlamış ve taktik değiştirerek artık komünist olmadığı yönünde beyanlar vermeye başlamıştır. Gayesi zaman ve mevzi kazanmak olan bu oyuna kimse gelmemelidir. Bölücü örgüt komünisttir ve onu çökertecek asıl yöntem olan karşı propaganda, kararlılıkla ve kesintisiz olarak devam ettirilmelidir.

Bölücü örgüt, komünist kimliğini gizlemede hangi yollara başvurmaktadır?

Bölücü örgüt, komünist kimliğini gizleyebilmek için kendine yeni ve sahte bir kimlik oluşturmuştur. Örgüt elebaşı, SSCB’nin yıkılmasının ardından ağız değiştirmeye başlamış özellikle yakalandıktan sonra “taktik gereği” yeni sahte söylemlerde bulunmuştur. Lenin’in “Bir Adım İleri İki Adım Geri” kitabında verdiği taktikler doğrultusunda açıklamalar yapılmıştır. Lenin, bir komünistin kendisini gizlemek için dindar gözükebileceği, Marksist olmadığını söyleyebileceği, geri adım atabileceği gibi takiye yöntemlerini tavsiye etmiştir.

Örgüt, eli kanlı liderinin, “Din Sorununa Devrimci Yaklaşım” isimli kitabının 55. sayfasında yer alan, “Dinin devrime karşı tehlikeli bir biçimde kullanılmasını engellemek ve İslamiyet’i devrim hizmetinde iyi bir işleve kavuşturmak gerekir.” direktifi doğrultusunda dindar Doğu insanına din ahlakına saygılıymış gibi yaklaşmakta, bir yandan da komünist propagandaya devam etmektedir.

Dikkat edilecek olursa örgüt son zamanlarda daha ziyade askerlerimizi hedef almakta, bölge halkına karşı eylemlerden kaçınmaktadır. Hiç şüphesiz amaç, örgütü “Kürt kökenli vatandaşlarımızın menfaatleri için devletle savaşan bir gerilla grubu” görünümüne büründürmek ve bölge halkında sempati oluşturmaktır. Oysa örgütün 80’li yıllarda kundaktaki bebeklerden yaşlı insanlara kadar hiçbir ayırım gözetmeden masum bölge halkına karşı giriştiği toplu katliamlar hafızalardan silinmemiştir. Bölücü örgüt, komünist ideallere ulaşmak için geçmişte her türlü vahşete tereddüt dahi etmeden yönelmiştir. Bundan sonra da gerektiği anda silahlarını masum sivil halka doğrultacağına hiç kuşku yoktur.

Bölücü örgütün ve destekleyicilerinin asıl hedefi nedir?

Terör örgütünün ve onu organize edip destekleyen güçlerin asıl hedefi, bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarımızı etnik kökeni bahane ederek kışkırtmak ve Doğu bölgelerimizden başlayıp tüm Türkiye’yi içine alacak büyük bir ayaklanmayı başlatmaktır.

Bölücü örgüt liderinin 1975 yılında kaleme aldığı ve örgütün manifestosu niteliğindeki 68 sayfalık “Kürdistan Devriminin Yolu” isimli broşürdeki görüşler esas alınarak hazırlanan parti programında “Halk Savaşı” (ayaklanma) hakkındaki ifadeler şu şekildedir:

“Devrimimizin 3. özelliği, halkın geniş güçlerinin seferber edildiği uzun vadeli bir mücadele çizgisine sahip olmasıdır. Bu çizgi pratikte kendisini UZUN VADELİ HALK SAVAŞI biçiminde şekillendirir. Uzun süreli halk savaşı temelinde, bütün mücadele biçimlerinin kullanılmasını içerir. Devrimimizin 4. temel özelliği, sadece Kürdistan’la sınırlı olmayıp çevresini de derin etkisi altına alması ve bölgesel çapta gelişmesidir.”

Lübnan’da 1981 yılında ilki gerçekleştirilen ve bölücü örgütün adıyla anılan konferanstaki ifadeler de oldukça önemlidir:

“Özenle hazırlanmış bir gerilla mücadelesinin gelişimi içinde ve onunla birlikte GENİŞ KİTLELERİN AYAKLANMASI beklenmektedir... Bu durum şimdiden akılda tutulmalı, halk ayaklanmasının hazırlıkları ve sorunları daha şimdiden partinin gündemine getirilmelidir.”

Bölücü örgüt liderinin hazırladığı “Ayaklanma Taktiği Üzerine Tezler ve Görevlerimiz” isimli 1992 tarihli broşürde ise şu ifadeler yer almaktadır:

‘Halkımız gerçekten ayaklanmak istiyor. Planlı ve örgütlü bir biçimde, başına büyük badireler getirmeyecek bir önderlikle ayaklanmak istiyor. Son iki yıllık deneyimler ve özellikle de son bir yıllık çarpıcı deneyimler tartışma götürmez bir gerçeklikle halkımızın büyük çoğunluğunun ayaklanmaya evet dediğini, onay verdiğini gösteriyor.’

Sonuç olarak, Güneydoğu'daki olayları etnik açıdan değerlendirmek doğru değildir. Ortada bir sorun vardır; bu, komünist ideolojiye dayalı bir sistem kurmak için Türkiye’den, gerek silahlı mücadele ile gerekse de politik yollar aracılığıyla toprak kazanabilme sorunudur. Bu ise hiçbir zaman gerçekleşmeyecek bir ütopyadır. Doğu'da yaşayan ve samimi birer dindar olan Kürt kökenli vatandaşlarımız Allah’ı, peygamberleri, kitapları, ahireti inkar eden komünist örgütü  -Allah’ın izniyle- çok yakında bölgeden söküp atacaktır.

FİKRİ MÜCADELE, TERÖRÜN KÖKÜNÜ KURUTACAK TEK YÖNTEMDİR

* Bölücü Örgüt Ancak Fikren Bozguna Uğrarsa Yok Olur… Bölücü terör, fikri yönden yenilgiye uğratılmadıkça sonuca ulaşmak imkansızdır. Gerçekten de konunun yıllardır yapılmaya çalışıldığı gibi askeri ve polisiye tedbirlerle çözümlenmesine imkan olmadığı ortadadır.

Fikren ezilen, ideolojisi çökertilen örgüt militanlarının hızla iradi gücü yok olacak, moral çöküntüsü meydana gelecek ve örgüt böylelikle imha edilecektir. Örgüte dış güçlerce sağlanan destek muazzamdır. Ne kadar operasyon yapılırsa yapılsın örgütün silahla, topla, tüfekle çökertilmesi imkansızdır. Ancak fikren bozguna uğrarsa yok olur.

* Materyalist Eğitimin Acilen Önü Alınmalıdır… Komünizmi besleyen ve taze kan sağlayan materyalist eğitimdir. Materyalizmi hayat felsefesi olarak benimseyen fertleri komünist ideallere ikna etmek oldukça kolay olmaktadır. Bu nedenle materyalist eğitimin durdurulması öncelikli konulardan biridir.

* Darwinizm Cehaleti Sona Erdirilmelidir… Terör örgütünü durdurmak ve ülke genelinde toplumsal birlik ve beraberliği sağlamak için öncelikli olarak terörü besleyen komünizmin temeli olan Darwinizm’in yerle bir edilmesi gereklidir. Çünkü Güneydoğu’da bölücü örgüt tarafından sürdürülen Darwinist propaganda örgüte yeni militanlar ve destekçiler kazandırmaktadır. Bölücü örgütün fikri alt yapısı ayakta durdukça terörün ardı arkası kesilmeyecektir. Bu fikirler sadece Kuzey Irak’ta değil, artık bölge halkının arasında da varlığını hissettirmektedir. Askeri önlemler önemli olmakla birlikte asıl acil ve gerekli olan, fikrin yok edilmesidir.

* Terörün Beyninin Hedef Alınması Gerekir… Terörün beyni Darwinizm, materyalizm ve ateizm üçlüsüdür. Bunlar yıkıldığında, terörün psikolojik gücü yerle bir olacaktır. Bataklık kurutulmadan teröre karşı mücadelenin başarıya ulaşması mümkün değildir. Bataklık var oldukça sorun bitmeyecek, terör üretimi devam edecektir. Bataklık kurutulduğunda yani Darwinizm’in etkisi yok edildiğinde fikri gücü elinden alınan bölücü örgüt tam manasıyla bozguna uğrayacak ve dağılıp gidecektir. Çünkü bir komünist, fikri gücünü kaybederse bütün gücünü kaybeder ve eyleme kalkışacak gücü kendinde bulamaz hale gelir. Vücut beynin emrini dinlemez, fikri yıkılan terörist olduğu yere yığılır kalır, kıpırdayamaz olur. Komünizm batıl bir düşüncedir. Düşünce düşünceyle yıkılır. Bu nedenle Allah’ın izniyle Darwinizm ancak anti-Darwinizm ile, materyalizm de ancak anti-materyalizm ile yıkılacaktır. Alemlerin Rabbi, üstün kudret sahibi olan Yüce Allah’ın bir ayette bildirdiği gibi “hak gelecek" ve "batıl yok olacak"tır:

“De ki: "Hak geldi, batıl yok oldu. Hiç şüphesiz batıl yok olucudur."” (İsra Suresi, 81)

KAYNAKLAR:
1 Lenin, Bir Adım İleri, İki Adım Geri, s.267
2 Komünistler Nasıl Yalan Söyler, Dr. Fred C. Schwarz, s. 215-216
3 Viladimir Iliç Lenin, Proleterya Partisinin Din Konusundaki Tutumu, Proleterya, Sayı: 45, 13 (28) Mayıs 1909
4 Vladimir Lenin, Teorik ve Pratik Terör Hakkında", Homizuri G.P., Moskova 2005
5 V. İ. Lenin, Collected Works, Moscow, Cilt 9 s. 346
6 V. İ. Lenin, Collected Works, Moskova, cilt 35, s. 238
7 V.I. Lenin, Polnoye Sobraniye Soçineniy, Moskova, 1958-1966, cilt XXXV, s.311
8 Ann Arbor, Leon Troçki, Terörizm ve Komünizm, University of Michigan, 1963, s. 58


2007-11-29 20:39:04

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, siteyi referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top