HARUNYAHYA.ORGhttp://harunyahya.orgharunyahya.org - Ramazan Makaleleri - Son EklenenlertrCopyright (C) 1994 harunyahya.org 1HARUNYAHYA.ORGhttp://harunyahya.orghttp://harunyahya.com/assets/images/hy_muhur.png11666Ramazan 2016, 29. Gün

İman Hakikati

Harlequin yengeçleri yumurtalarını karın bölgelerinin alt kısmında yer alan bir bölümde taşır. Yengeçler bu dönemde kıskaçlarını açarak düşmanlarına karşı saldırgan bir hava vermeye çalışır. Alt soldaki resimde yengeç tarafından çok dikkatli bir şekilde karın bölgesinde korunan sarı yumurtalar görülmektedir. Aynı şekilde Trapez yengeçlerinin dişileri de yumurtalarını karınlarında bulunan koruyucu bir kapağın altında taşır. Sert mercanlarda yaşayan bu canlılara yavrularını koruyabilecekleri vücut yapısını ve yavrularını koruma içgüdüsünü veren Allah'tır.

Roger Steene, Coral Seas, s.19-21

Bir Ayet Bir Açıklama

"...Belki, bir şey hoşunuza gitmez, ama Allah onda çok hayır kılar." (Nisa Suresi, 19)

Allah bu ayette, ilk anda olumsuz gibi görünen olaylarda dahi bir hayır olduğunu haber vermektedir. Güçlü bir imana sahip, Allah'ın gücünü gereği gibi takdir edebilen ve O'na yakın olan müminler, Allah’ın kendileri için yarattığı her olayda tevekküllü davranır ve her şeyde mutlaka hayır olduğuna inanırlar. Allah’a tam teslim olan ve Allah’ın kendileri için yarattığı kadere razı olan müminler bu önemli sırrı bildikleri için, karşılaştıkları olaylarda hayır ve güzellik ararlar. Zorluk veya aksilik gibi görünen hiçbir olaya üzülmezler.

Allah, herkes için ayrı ayrı yarattığı kaderde insanlara çok önemli hatırlatmalar yapar. Bunları akıl ve hikmet gözüyle değerlendiren insanlar için ortada eksiklikler, unutkanlıklar, terslikler değil; Allah Katından bir ders, uyarı vardır. Bu uyarıları fark etmek ve hata yapmaktan sakınmak Allah’ın izniyle insanı sonsuz kurtuluşa eriştirebilir.

Ayrıca yaşanan bu olumsuz olaylar, insana aczini ve muhtaçlığını hatırlatan, Allah'a olan yakınlığını artıran sebeplerdir. Bu yüzden bu olumsuzluklara, insana Allah’ı hatırlatan hayırlar olarak bakmak gerekir. Bu aslında insan için çok büyük bir nimet ve şükür vesilesi; ahireti için de çok önemli bir hayır ve güzellik demektir.

İnsanın günlük hayatının her anında gerçekleşen olaylarda hayır ve güzellik araması gerekir. İnsan her zaman her olayın ardındaki hayır ve hikmeti göremeyebilir. Ancak, kişi böyle bir durumda göremese bile mutlaka bir hayır olduğunu bilmeli ve Allah'ın kendisine olayların ardında gizlenen hayır ve hikmetleri göstermesi için dua etmelidir.

Her olayda Allah'ın yarattığı hayır ve hikmetleri görmeye çalışmak ve ona göre bir tavır içinde olmak, müminlere dünyada ve ahirette büyük bir kazanç sağlar. Bu sırrı bilen müminler için Allah’ın izniyle dünyada ve ahirette korku ve hüzün olmaz.

Fosiller

çakal kafatası ve fosili

Çakal Kafatası 

Dönem: Senozoik zaman, Paleosen dönemi
Yaş: 51 milyon yıl
Bölge: Gao Xiong, Tayvan

Bugüne kadar canlı türlerinin sözde ortak atalarını gösteren bir fosil bulunamamıştır. Canlıların sürekli değiştiklerine dair de fosil kayıtlarında hiçbir iz yoktur. Peki neden Darwinistler teorilerinde bu kadar ısrarcıdırlar? Acaba neden canlıları Allah'ın yarattığına dair bu kadar delil varken, onlar canlıların evrimleştikleri iddiasını savunmaya devam ederler? Bunun nedeni ideolojiktir. Evrim teorisini savunmak, materyalist ve ateist ideolojiler için hayati bir önem taşır.

Darwinistler evrim teorisinde ısrarcı davranadursunlar, fosil kayıtları sürekli yeni delillerle evrimi yıkmaya devam etmektedir. Resimde görülen 51 milyon yıllık çakal kafatası bu durumun örneklerindendir. Resimdeki fosil, tıpkı kaplanların, kaplumbağaların, tilkilerin, vaşakların, aslanların, gergedanların ve diğer tüm canlıların olduğu gibi, çakalların da hiçbir değişim geçirmediğini ortaya koymaktadır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 8 Haziran 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Bu Hazreti Yusuf (a.s)’un kardeşlerinde de münafıklık alameti var. “Yusuf onların ürünlerinin içine kabı koyduğunda hemen en küçük kardeşlerine iftira atıyorlar. Bu zaten hırsızlık yapardı abisi de böyleydi” diyorlar. Bak Hazreti Yusuf (a.s)’u da hırsızlıkla suçluyorlar. Münafığın hırsızlık ruhunda iftiracılık, alçaklık ve entrika çok şiddetlidir. Mesela burada da bir münafık üslubunu görmüş oluyoruz. Çok adi olur münafıklar. Yani piyasa kaşarıdır son derece arsız, haysiyetsiz, pişkin, ruhsuz, küt ruhlu nefsani çıkarlar için yapmayacağı olmayan hayvani bir mahlûktur, ruhları domuz gibidir münafıkların.

GÖKALP BARLAN: En başta Hocam kıskançtırlar demiştiniz. Kardeşini kıskanıyorlar Yusuf (a.s)’u.

ADNAN OKTAR: Çok hasuttur, çok hasuttur. Başkasının sevilmesi münafığın çok ağrına gider. Bütün dikkatin üstüne gelmesini ister. Mesela bak o yüzden sevgi iddiasıyla ki o sevgi değil gurur ve kibir. Daha büyüklük orada ki amaç. Hazreti Yusuf (a.s)’a olan sevgiyi kıskanıyor ve onu öldürmeye kalkıyor bak münafık ahlakının azgınlığına bak. Münafık başkasının sevilmesine tahammül edemez. Bütün dikkatin kendisinde olmasını ister. Sadece kendisinin sevilmesini ister. O sevilmede de kastı büyüklüktür. Yani gerçek anlamda sevilmeyi kastetmez o. Yani itibar ve büyüklüğünü esas alır. Ve her türlü entrikayı ve oyunu yapabilir. Mesela bak Hazreti Yusuf (a.s)’u şehit etmek için ne oyunların içine ne ahlaksızlıkların içine giriyorlar. Mesela bak kuyunun içine bırakalım diyor, bilmem başka türlü düşünüyor. Mesela o kadın da öyle, münafık ruhlu olduğu için, güya seviyor. Hâlbuki orada inatlaşıyor, enaniyeti tutuyor. Ve azgınlığından, enaniyet ve azgınlığından, “sen benim nasıl emrime karşı gelirsin?” azgınlığı bu. Yoksa Hz. Yusuf (a.s)’u sevdiğinden değil, zaten hapse attırmaya kalkıyor. Seven insan hapse attırır mı? Yedi yıl hapiste yatıyor, haberi bile yok, muhatap dahi olmuyor, yedi yıl. Bu sevenin yapacağı bir şey mi? Münafıkta müthiş bir kin ve müthiş bir nefret vardır. Sevgiyi gurur, azamet ve büyüklük için kullanır. Onun için Allah diyor “siz onları seversiniz” diyor “oysa onlar sizi sevmez” diyor. Mümin boş bulunuyor, iyi niyetli olduğu için sevgi, şefkat gösteriyor. Ama o alçağın sevgisinin olmadığını söylüyor Allah, “sevgiyi bilmez” diyor. Onun için eğer onu elde edemezse, sevgiyi ve ilgiyi elde edemezse hemen azgınlaşır münafık. Hani bir hayvana nasıl yiyeceğini kestiğinde azgınlaşır, saldırganlaşır, vahşileşir münafığa da ilgiyi ve sevgiyi kesersen yani onu göremezse bir şekilde vahşi hayvan gibi azgınlaşır. Yüzünde, üslubunda, küstahlığında ve saldırganlığında akıl almaz bir artış olur. Çünkü onun kibir ve enaniyetini, azametini çiğneyen bir şeydir bu. İnsanlara gösteriş yapmak için buna ihtiyacı vardır. Yusuf Suresi’nde de bu konu çok kapsamlı anlatılmıştır.

CAN DAĞTEKİN: Münafıklar “gözlerini çok iyi kullanıyor” demiştiniz Hocam. “İstedikleri zaman hemen ağlıyorlar” demiştiniz. Hz. Yusuf (a.s.)’ın kardeşleri de aynı şekilde.

ADNAN OKTAR: Evet onlarda da tam tipik münafık ahlakı görülüyor. Mesela istediği an ağlayabiliyor. İstediği an böyle çok ciddi inanç içerisinde, samimiymiş gibi, tutarlıymış gibi bir yalana aktarabiliyor. Münafığın yalancılığını da Kuran Yusuf Suresi’nde çok kapsamlı anlatıyor. Akıl almaz yalancıdır münafık. Sıkıştığında çok seri yalan söyler, daldan dala geçer. Anında o yalanın içerisine dalar. Ve çok şeytanidir. Ancak peygamber ferasetiyle veyahut velayet dürbünüyle görülebilir. Velayet derinliğiyle görülebilir. Onun için insanlar anlayamadığı için Cenab-ı Allah diyor “siz onları bilmeden seviyorsunuz” diyor “halbuki onlar sizi sevmez” diyor. Çünkü münafığın bütün düşüncesi gösteriş, azamet ve büyüklüktür. Bütün hedefi odur.

GÖKALP BARLAN: “Sahte delil oluşturuyorlar” demiştiniz Hocam Kuran’daki ayeti söyleyip, kanlı gömleğini hazırlayıp.

ADNAN OKTAR: Tabii mesela kanlı gömlek hazırlıyor. Hayvan tarafından parçalandığını söylüyor. Böyle korkunç ve münafığın boyutunun ne kadar azgın olduğunu da gösteriyor. Cinayete de yatkın olduklarını, her türlü ahlaksızlığı yapabileceğini, her türlü alçaklığın içine girebileceklerini Kuran bize gösteriyor. Ama bak, Hz. Yusuf (a.s)’ın peygamber olmasına vesile oluyorlar. Ve Mısır’a sultan olmasına vesile oluyorlar. Bak, münafık görüyor musun? O münafıklar olmasa Mısır’a sultan olmayacak. Kaderinde Allah onu vesile ediyor işte. Hem müthiş bir zenginlik, hem müthiş bir güzellik, hem müthiş bir gençlik, hem saltanat, hem iktidar, hem başarı, hem akıl, hem hidayet her türlü güzellik ve cennet. En sonunda da cennet. Bak, münafığın normalde zararı olması gerekir diye düşünür insanlar. Müthiş faydası olur müminlere. Müminlerin içerisinde imana vesile olan müthiş bir kuvvettir münafık. Ama kendini mahveder, kendini batırır, tabii o yönü ayrıdır. Şeytan gibi. Şeytan kendini helak eder ama müminlerin cennetine vesile olur.  Cennet makamlarına vesile oluyor biliyorsunuz şeytan. İmtihanın mühim bir vesilesidir şeytan. Şeytan ve nefis. Mesela nefis Allah’a düşman yaratılmıştır bir varlık. Şeytan da öyle. Ama her ikisi de müminin cennetine vesile oluyorlar. Münafık da öyledir. Müminin cennetine vesile olur. Bu hakikati bilerek münafığa bakmak lazım. Tabii münafığa bakarken de karşıdaki bir güç değil de kendimizin de münafık olabileceğini düşünerek, ayetleri kendi üstümüze alarak, Allah’tan korkarak kendimizi terbiye edeceğiz. Münafık zaten o ayetlerle hiç ilgilenmez, münafık yeni yeni oyunlar peşinde olur. Münafığın hırsızlık yönü Kuran’da çok açıkça anlatılıyor, hırsızlığa eğilimli yönleri. Ama entrikacılık yönleri mesela hırsızlık için entrikacılık yönleri de yine Tevrat’ta da çok kapsamlı anlatılıyor. Ve aynı şekilde hadislerde. Bir alt yapı hazırladıkları anlaşılıyor hırsızlıktan önce. Her yerde bir beladır. Mesela sırf Müslümanlar değil, küfrün içine giriyor orada da hırsızlık yapar. Mesela mağazaya girer orada da hırsızlık yapar. Bir iş yerine girer orada da hırsızlık yapar münafığın özelliğidir. O hazırcıdır çünkü münafık. El emeğiyle kazanmak istemez, hırsızlıkla geçinmek ister, dolandırıcılıkla geçinmek ister, oyunla. Mesela Müslümanların malını hırsızlama yiyen bir mahluktur. Hırsız olmasının nedeni hak etmediği halde onu almış olması. Çünkü normalde müminin malı müminedir. Ama o küfür içinde bir mahluk olduğu için, şeytan olduğu için mümin zaten şeytanı beslemek istemez. Onun için onun bütün yediği içtiği hırsızlık malı olmuş oluyor. Ahirette de ondan o hırsızlık malı olarak burnundan getirilerek soruluyor. Çünkü Müslüman olmadığı halde Müslümanların yanına giriyor ya, Müslümanlara da oyun oynamış oluyor. Ve hırsızlık olarak almış oluyor onu. Onun da hesabı soruluyor ahirette hırsız olarak.

Mesela bak, o Yusuf kıssasında kadın enaniyetine çok düşkün. Diyor ki; “Beni kendisiyle kınadığınız işte budur.” Şeytandan Allah’a sığınırım. Bak, kınanmak çok ağırına gidiyor. “Andolsun onun nefsinden ben murat almak istedim, o ise (kendini) korudu. Ve andolsun, eğer o kendisine emrettiğimi yapmayacak olursa,” bak enaniyeti tutmuş, azgınlığı tutmuş “mutlaka zindana atılacak ve elbette küçük düşürülenlerden olacak.” (Yusuf Suresi, 32) Bak, küçük düşürmek görüyor musun? Enaniyetli olduğu için onu küçük düşürüp kendini büyüteceğini zannediyor. Halbuki o küçük düşmez, o büyür, sen küçük düşmüş oluyorsun. Hz. Yusuf (a.s)hapishaneye gelmekle büyüdü. Büyüdü Hz. Yusuf (a.s), alabildiğine büyüdü. Allah katında yüce idi. Ama o kadın aşağılanmış oldu, küçük düşmüş oldu. Güya kadın sevdiğini iddia ediyor. Sevgi değil büyüklük hırsı yani diğer kadınlara göre. Çünkü bak, diğer kadınları da çağırıyor, onlara da enaniyet yapıyor, kadınların yaptığı dedikodular ağırına gidiyor. Bu sefer onları da küçük düşürerek, kadınları da küçük düşürerek kendini büyütmek istiyor. Onların eline bıçak veriyor biliyorsunuz. Kadınlar ellerini kestiklerinde, tabii Hz. Yusuf (a.s)’dan çok etkileniyorlar. Tahrik oldukları için o, çok etkilendikleri için. Erkek güzeli. Kadın olarak etkileniyorlar. Eli ayağı boşalıyor. Tahrikle olan bir şeydir bu. Aşırı tahrikle eli ayağı boşalıyor ve elini kesiyor. Ve “bak” diyor “gördünüz” diyor “onlar da çok etkilendiler” diyor, “beni niye kınıyorsunuz siz?” diyor. “Şimdi ben büyüdüm” diyor “siz küçüldünüz” diyor. Aklı fikri büyüklükte. Sevgi değil onun derdi. Hz. Yusuf (a.s)’ın hapse gitmesini istemesinin sebebi de yine büyüklük hırsı. Hz. Yusuf (a.s)’ın kardeşlerinin derdi de sevgi değil, büyüklük, rekabet. “O nasıl daha çok sevilir, nasıl biz az seviliriz?” İtibar olmadığını düşündükleri için onu öldürmeye dahi kastediyorlar. Onun için münafığın sevgi için gösterdiği ahlaksızlıklar, adilikler, küstahlıklar, çirkeflikler, ağlamalar işte fitne çıkartmalar, pislik yapmalar bunların hepsi bir oyundur, sadece büyüklük hissi için yapılmış bir oyundur, sevgiden kaynaklanmaz. Çünkü “çıkarlarıyla çatıştığında” diyor ayette, “size ölüm baygınlığıyla bakarlar.” Sanki ölüme gidiyormuş gibi yahut ölüm anına girmiş gibi. Yani “gözü akar” diyor “donuklaşır, anlamsız ve korkunç bir suratla size baktıklarını görürsünüz” diyor Allah. Demek ki göreceğiz biz bu yüzleri. Kuran işaret ettiğine göre göreceğiz. Mesela Allah nardan bahsediyor, narı görüyoruz. Muzdan bahsediyor, muzu görüyoruz. Güneş diyor, güneşi görüyoruz. Münafık diyor, münafığı da göreceğiz. Onun için benim niye münafığım var, niye kafirim var demez mümin. Onu nimet bilir kendisine. Çünkü imanının artmasına vesile oluyor, gücünün artmasına vesile oluyor, makamının yükselmesine vesile olur.

OKTAR BABUNA: Peygamberimiz (s.a.v.) bir hadiste, şeytandan Allah’a sığınırım. “Suçluları çehresinden tanırsın” ayetinin Hz. Mehdi (a.s) için indiğini bildiriyor, inşaAllah.

ADNAN OKTAR: Tabii. Peygamberimiz (s.a.v.)’in öyle bir hadisi var, inşaAllah.

Teknolojinin Yapıtaşları

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224539/ramazan-2016-29-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224539/ramazan-2016-29-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan29.jpgFri, 01 Jul 2016 17:00:11 +0300
Ramazan 2016, 28. Gün

İman Hakikati

Bazı hayvanların başlarının üzerinde koyu renk çizgiler bulunur. Bu, gözlerinin onları ele vermemesi için onlara verilmiş bir özelliktir. Özellikle ışık vurduğunda gözler parlar ve düşmanların dikkatini çeker. Bu kamuflaj yöntemi bir çok balık tarafından da kullanılır. Balıkların göz kapakları yoktur, gözlerini gizleyebilmelerinin tek yolu budur. Bazı kuşlarda ve balıklarda ise başlarının üzerinde çok fazla renkte benek vardır, böylece hangisinin göz olduğunu seçmek güçleşir. Memeliler, kuşlar ve kurbağalarsa, gözlerinin üzerinde kapayacakları göz kapaklarına sahip olmanın avantajını yaşarlar. Bukalemunların gözleriyse, kafalarına uyum sağlayacak şekilde neredeyse tamamen pullarla örtülüdür.

Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.25

Bir Ayet Bir Açıklama

“İman edenler ve salih amellerde bulunanlar ise, Rahman (olan Allah), onlar için bir sevgi kılacaktır.” (Meryem Suresi, 96)

Ayette sonsuz şefkat ve merhamet sahibi olan Allah’ın, Allah rızası için yaşayan ve çaba gösteren müminler arasında bir sevgi ve dostluk bağı oluşturacağı haber verilmektedir.

Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Allah, insan fıtratını sevmekten ve sevilmekten zevk alacak, dostluktan ve yakınlıktan hoşlanacak şekilde yaratmıştır. Kuran ahlakını yaşayan insanlarla bir arada olmak, onlarla dostluğu ve sevgiyi yaşamak ise, iman eden bir insana birçok nimetten çok daha fazla zevk verir. Kuran'ın birçok ayetinde müminlerin birbirlerine olan sevgilerinden, bağlılıklarından, merhametlerinden ve düşkünlüklerinden bahsedilmektedir.

İman edenlerin birbirlerine olan sevgilerinin kaynağı Allah'a olan derin sevgileridir. İman edenler, Allah'a olan güçlü sevgileri ve samimi bağlılıkları nedeniyle, Allah'ın yarattığı varlıkları da çok sever, bunların her birinde Allah'ın sıfatlarının tecellilerini görürler. İman edenler Allah'ın rızasını kazanmak için çaba gösteren tüm salih müminlere yakınlık duyar, onları kendilerine yakın birer dost ve veli edinirler. Her koşulda onlarla birlikte olmaktan büyük zevk alırlar. Bütün Müslümanlara büyük bir vefa ve sadakat ile bağlıdırlar. Allah'ın razı olduğunu umdukları kişiden müminler de razıdır; Allah yolunda olan salih müminler, Allah'ın en sevdiği kullarındandırlar. Bu nedenle müminler de birbirlerini çok severler ve birbirlerine çok düşkündürler. Müminlerin kalplerine bu sevgiyi yerleştiren Allah’tır. Müminlerin bu sevgi anlayışı ise ancak imanın ve Kuran ahlakının yaşanması ile kazanılabilmektedir.

Fosiller

fundulus ve fosili, killfish

Fundulus (Killfish)

Dönem: Senozoik zaman, Pliosen dönemi
Yaş: 3 milyon yıl
Bölge: Lahontan Yatakları, Nevada, ABD

Evrimciler, Darwin'in ortaya attığı teoriyle yaşamın ve canlı türlerinin nasıl ortaya çıktığı sorusunu cevapladığını iddia ederler. Nitekim materyalistlerin ve ateislerin, evrim teorisini böyle körü körüne sahiplenmelerinin sebebi de budur. Evrim teorisiyle birlikte canlılığın oluşumuna Yaratılış dışında bir cevap bulunduğunu sanmaktadırlar. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Darwin'in iddiaları kendi yaşadığı dönemde de sonrasında da bilimsel hiçbir veriyle desteklenmemiştir. Tam tersine bilim, Darwin'in senaryosunun imkansız olduğunu ispatlamıştır. Kısaca, canlılığın oluşumunun Yaratılış dışında hiçbir bilimsel ve akılcı cevabı yoktur. Nitekim evrimci paleontolog George Simpson da Darwin'in teorisinin hiçbir soruyu cevaplayamadığını şu sözlerle itiraf etmektedir:

"Darwin, kitabının (Türlerinin Kökeni) adıyla ifade edilen soruyu cevaplamaktan aciz kalmıştır." (Gordon Rattray Taylor, The Great Evolution Mystrey, s. 140)

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 6 Haziran 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Münafığı iyice belirlemek işte İslam'ın Mehdiyet devrindeki hakimiyetinde bütün münafıkların kapılarını kapatacaktır. Biz şimdi onun hazırlığını yapıyoruz. Münafığın rezil kepaze edilmesi, iyice tanıtılması, dünyada adeta yaşayamayacak hale getirilmesi Hz. Mehdi (a.s) devrinde oluyor. O yüzden her münafık o münafık alametlerinden, nifaktan mecburen vazgeçmiş oluyor. O yüzden hiç nifak alameti görülmeyecek Mehdi (a.s) devrinde. Yoksa hiç münafık olmayacak diye bir şey yok Hz. Mehdi (a.s) devrinde  ama alametini göremeyeceğiz. Çünkü öyle gün gibi belirlenecek ki münafık baktı mı adam hemen anlayacak. Anlaşılma korkusundan dolayı da münafık felç olacak. Ama şu dönemde tabii kulağını tıkayabilir, gözünü kapayabilir şu olur, bu olabilir. Ama İslam bütün dünyaya hakim olduğunda gözünü kapayacak, kulağını kapayacak hali kalmayacak münafığın. O yüzden biz onun zeminini şimdiden hazırlıyoruz Hz. Mehdi (a.s)'a yardımcı olmak için. Hz. Mehdi (a.s)'ın karşısında münafık kalmasın diye hazırlık yapıyoruz. Bediüzzaman ne diyor? "Mehdi o cereyanı münafıkaneyi öldürüp dağıtacak" diyor. Asıl yapacağı budur cereyanı münafıkane. Bunun için de çok kapsamlı bir hazırlık gerekiyor. İşte kitaplar, CD'ler, yazılar ve bunu sürekli gündemde tutmak tekrarlamak. Çünkü münafık nereye giderse münafık alametleriyle karşılaşacaktır. Mesela interneti açtığında münafık alametleriyle karşılaşacak, radyoyu açtığında münafık alametlerini duyacak, televizyonu açtığında münafık alametlerini kaçıp göçecek hiçbir yeri kalmayacak. Bir sohbet alanına geldiğinde orada bunu duyacak ve böylece bu pislik mahlukatlar temizlenmiş olacak. Yani Müslümanlara hiç zarar veremeyecek hale gelecekler. Ahir zamandaki olay budur. Yoksa münafık olmayacak anlamında değil. Şu an münafık tam tarif edilmediği için, Kuran'da var ama hayata geçişini bilmiyor insanlar o yüzden de münafıklar İslam aleminde elini kolunu sallayarak iş yapıyorlar. Mesela büyük alim diyor halbuki adam münafık. Büyük müçtehit diyor halbuki münafık fark edemiyorlar. Etrafında halka oluyorlar, deli gibi savunuyorlar. Halbuki azılı münafık. Ama münafığı böyle gün gibi tarif edersen, herkes de su gibi ezberlerse münafığın bu dünyada yaşama alanı kalmamış olur. Yani köstebeğe iki taraftan suyu veriyorsun köstebek o suyun içinde boğulmuş oluyor. Değil mi? Köstebeklere onu yapıyorlar köylerde, tarlalarda su veriliyor köstebek deliğine hayvan orada boğuluyor. Tabii ben acırım hayvana köstebek çünkü sevimli bir hayvan münafık ondan çok çok kıyaslanmayacak şekilde aşağılık bir mahluktur.  Münafık o imanın nuru içinde boğulacaktır. Kaçıp göçecek hali kalmayacaktır, bilinecek hale gelecektir münafık. Onun için münafık alametlerini sürekli gece gündüz gündemde tutmak, ezberletmek, anlatmak dünyada münafığın hayat sahasını yok etmek anlamına geliyor. O zaman Müslümanlar münafık faaliyeti olmayan bir dünyada yaşamış olacaklar. Ve o da onlara müthiş bir lüks, rahatlık, bereket ve güç meydana getirecektir. Ama şu an tabii kör köstebekler gibi, yani manevi kör, kör olmak makbul bir şeydir Kuran'da da övülmüştür kör, âmâ övülmüştür. Değil mi? Bir üstünlüktür. Bak"Yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları kazançlı sayma" münafığın bir özelliği yapmadığı şeylerle ilgili övülmek ister. Ve hiçbir şey yapmak istemez münafık hep bahaneler bulur.

Topraktaki Hayat

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224538/ramazan-2016-28-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224538/ramazan-2016-28-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan28.jpgFri, 01 Jul 2016 16:53:48 +0300
Ramazan 2016, 27. Gün

İman Hakikati

Böceklerde bakıcılık yapanlar, genelde sadece yumurtaları korurlar; fakat bazı türlerde ebeveynlerden biri veya ikisi yavrular yumurtadan çıktıktan sonra da bakıcılık yapmaya devam ederler. Böyle bir durumda, ebeveyn ve yavruların birbirleriyle bağlantılı hareket etmeleri gerekmektedir. Gargaphia şeritli böcekleri, testere sinekleri, kaplumbağa böcekleri ve mantar böcekleri, larvalarını yiyecek temin etmek için uğraşırken de koruyabilirler. Bir anne yavrularını sadece tek grup halindeyken koruyabilir, bu yüzden anne, zaman zaman yanından ayrılan ve düzensiz duran yavrularının yollarını kapatarak onları bir sürü haline getirir.

Scientific American, January 1999, s.53

Bir Ayet Bir Açıklama

"Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size artırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, Benim azabım pek şiddetlidir." (İbrahim Suresi, 7)

Allah bu ayetinde şükretmenin önemine dikkat çekmektedir ve şükredenlere nimetini artıracağını haber vermektedir. Bu, Kuran'ın sırlarından biridir.

Yüce Allah lütfuna, merhametine ve nimetine karşı nankörlük eden insanları azabının şiddetli olduğunu bildirerek uyarmaktadır. Nankörlük dünyada ve ahirette karşılığından çok sakınılması gereken bir ahlak bozukluğudur. Allah insanın yegane dostu, yardımcısı ve koruyucusu, sığınıp yardım dileyebileceği tek Varlık’tır. Var olduğu andan itibaren insanı hayatta tutan, an an onu koruyup kollayan, sevgisinin merhametinin tecellilerini gösteren, nimetlendiren, rızıklandıran yalnızca Rahman ve Rahim olan Allah'tır. Bu nedenle bu apaçık gerçekleri görmezden gelmek, ayette bildirildiği gibi Allah'ın şiddetli azabıyla karşılık bulabilir.

Oysa her insan, hayatı boyunca her anı için Allah'a muhtaçtır. Soluduğu havadan yediği yemeğe, sahip olduğu mal ve mülkten konuşabilmesine, hareket edebilmesinden, gülüp neşelenmesine kadar Allah'ın yarattıklarına ve kendisine bağışladıklarına muhtaç olarak yaşar. Müminler, sahip oldukları her nimet için ne kadar aciz ve muhtaç olduklarını düşünerek Allah'a şükrederler.

Her şeyin sahibinin ve hakiminin Allah olduğunu bilen müminler sağlıkları, güzellikleri, ilimleri, akılları, imanı sevmeleri, küfrü çirkin görmeleri, hidayet ehli olmaları, tertemiz müminlerle birlikte olmaları, anlayış, basiret ve feraset sahibi olmaları, güçleri dolayısıyla şükrederler. Gördükleri güzel bir manzara için veya işleri kolay hallolduğunda, istedikleri bir şey gerçekleştiğinde, güzel bir söz işittiklerinde, sevgi ve saygı gördüklerinde ve daha saymakla bitiremeyeceğimiz kadar çok nimetle karşılaştıklarında hemen Allah'a şükreder, O'nun merhametini, şefkatini, Rahman ve Rahim olduğunu düşünürler. Allah, müminlerin bu güzel ahlakına karşılık ayette de bildirdiği gibi üzerlerindeki nimetini artırmaktadır. Mesela sağlığı ve gücü için şükredici olan bir Müslümanın Allah gücünü ve sağlığını daha da artırır. İlmi veya mülkü için şükredenlere Allah daha çok ilim ve mülk verir.

Fosiller

denizatı ve fosili

Denizatı  

Dönem: Senozoik zaman, Pliosen dönemi
Yaş: 4 milyon yıl
Bölge: İtalya

Denizatının başı, vücuduna dik açıyla yerleştirilmiştir. Başka hiçbir balıkta bu özellik yoktur. Bu nedenle denizatları vücutları dik olarak yüzer, başlarını yukarı ve aşağı hareket ettirebilirler. Ancak başlarını iki yanlarına doğru hareket ettiremezler. Bu özellik diğer canlılarda olsa, başlarını sağa-sola çeviremedikleri için problem yaşayabilir, her türlü tehlikeye karşı açık olabilirlerdi. Fakat denizatları sahip oldukları özel vücut yapısı sayesinde böyle bir problem yaşamazlar. Denizatlarının gözleri birbirinden bağımsız, her yöne serbestçe hareket edebilecek ve dönerek her tarafı rahatlıkla seyredebilecek şekilde yaratılmıştır. Bu yüzden kafalarını iki yana çeviremeseler de etraflarını rahatlıkla görebilirler.

Eğer Darwinistlerin iddiaları doğru olsaydı, denizatları yapılarına uygun olan göz yapısını geliştirene kadar çoktan elenip gidecek ve bugüne asla ulaşamayacaklardı. Başı dik olan ama arkasını göremeyen bir denizatının hayatta kalması mümkün olamayacak, dolayısıyla soyunu da devam ettiremeyecekti. Açıktır ki, denizatları ilk varoldukları andan itibaren, eksiksiz olarak, bugün sahip oldukları tüm özelliklere sahiptir. Başlarının vücutlarına dik açıyla yerleştirilmiş olması, gözlerinin her yöne bağımsız olarak hareket edebilmesi ve diğer tüm fonksiyonlarıyla beraber bir anda var olmuşlardır. Bunun da anlamı, diğer tüm canlılar gibi denizatlarının da evrim geçirmediği, yaratıldığıdır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 25 Haziran 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.) zamanında da şairler var. Peygamberimiz (s.a.v.) tebliğ yapıyor Kuran’dan bahsediyor, onlar da halkı başına topluyor demagoji yapıyorlar şairler. İpsiz sapsız boş konuşuyorlar böyle. İşte ya Roma imparatorluğu’ndan bahsediyor yahut onların işte takılarından, süs eşyalarından bahsediyor. Onu da şiirsel bir dille anlatıyor. Halktan da gaflet içinde olanlar, dalalet içinde olanlar ağzı açık onları dinliyor. Onun için Kuran’da boş konuşan şairlere, boş hedefi olan şairlere dikkat çekilmiştir. Şaire kulak veriyor Kuran’a değil. Ama bu şair dalalete götüren şair, her mısrasında dalalet var. Her mısrasında Allah’a isyan var. Şu anda da mesela Darwinist şairler var, materyalist şairler var onlar da insanları dinden, imandan, İslam’dan uzaklaştırmak için gece-gündüz uğraşıyorlar.

Mesela Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında çok panayır yeri vardı böyle. Onlardan birisi de Ukaz Panayırı büyük. Hem ticaret yapılıyor hem eğlence yeri, hem insanlar yiyip-içiyor dinleniyorlar falan. Resulullah (s.a.v.)’in en çok tebliğ yaptığı yerlerden birisi deUkaz Panayırı. Orada mesela çıplak kadınlar var, dekolte kadınlar var herkese gidip Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tebliğ yapıyor, yani çekinmiyor. Orada da şairler var boş konuşmalar yapıyor insanları topluyorlar. Büyük bir dikkatle o boş konuşmaları dinleyenler var. Ama Peygamberimiz (s.a.v.)’in konuşmaları hikmetli, faydalı, insanların hem dünyasını hem ahiretini aydınlatacak güzellikte. Oradaki şairlerin anlatımları insanların hem dünyasını hem ahiretini karartacak mahiyetteydi. Kuran’ın işaret ettiği şairler işte onlar.

O devrin şairleri putları, putperestliği savunuyorlar, insanların işte çamurlu sulardan tesadüfen olduğunu savunuyorlar, evrim geçirdiğini savunuyorlar. Yani Sümer ve Mısır dinlerindeki o sapkın evrim inancıyla şiirsel bir dille onu anlatıyorlar. Ayette onlara dikkat çekilmiş. Mesela diyor ki, şeytandan Allah’a sığınırım:“Şairler ise; gerçekten onlara azgın-sapıklar uyar.” (Şuara Suresi / 124)

“Görmedin mi; onlar, her bir vadide vehmedip duruyorlar,” (Şuara Suresi /125) yani abuk-sabuk konuşuyorlar vadilerde topluluklar oluşturmuşlar, çadırlar oluşturuyorlar orada zırvalıyorlar.

“Ve gerçekten onlar, yapmayacakları şeyleri söylüyorlar.” (Şuara Suresi / 126) işte şunu yapacağız sizlere bunları yapacağız. Halbuki böyle bir şey de yok. Ama onlar da inanıyorlar ona, onların peşinden gidiyorlar.

Mesela Ka’b bin Eşref adında bir şair var. Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’i ve Müslümanları hicveden şiirler yazıyor. Yani onların aleyhinde şiirsel dille konuşuyor, Allah’ı inkar ediyor, işte evrimi anlatıyor. Mekke’ye giderek müşrikleri Müslümanlara karşı tahrik ediyor. “Vadilerde vehmediyor” diyor ya Allah ayette, işte bu konu. Medine’deyse Müslümanların kızlarına ve hanımlarına dil uzatıyor, onlara hakaret ediyor Müslüman kadınlara. Yani onların güzelliğini kıskanıyor, efendiliğini, kibarlığını, temizliğini, iffetini, namusunu kıskandığı için çok çirkin sözlerle o hanımları kendince haşa küçük düşüreceklerini zannediyorlar.

O zaman işte bu şairleri gidip dinleyenler var. Zırvalıyor adamlar. Diyor ki: “Eski Mısır ilmin şehri, Sümerler, Akadlar hepsini anlatmış. Bizim neslimiz çamurlu sulardan tesadüfler sonucu oluşmuştur” diye. Onları da dinliyor adamlar bir şekilde şairlerin sözlerini.

Allah, Tevbe Suresi 65’te: “Onlara sorarsan, andolsun: 'Biz dalmış, oyalanıyorduk' derler.”Burada vadilerde bu adamları dinleyerek. “De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?'” Şairlerin yaptığı buydu o dönemde. 

Müslüman hanımlara çok çirkin laflar ediyorlardı o devirde haset ettikleri için. Kendileri fahişe, haysiyetsizlik yapıyorlar, namussuzluk yapıyorlar, kendilerini satıyorlar. Onların namusu ağırlarına gidiyordu. Çok güzellerdi Müslüman hanımlar, gösterişli temiz paklar, onlar leş gibi. Çok ağırlarına gidiyordu, akıl almaz laflar ediyorlardı. Bir de onu şiirsel bir dille anlatıyorlar.

Yürüme ve Hareket Sistemimiz

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224537/ramazan-2016-27-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224537/ramazan-2016-27-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan27.jpgFri, 01 Jul 2016 16:48:00 +0300
Ramazan 2016, 26. Gün

İman Hakikati

Çekirgelerin ağızlarında öğütücü özelliğe sahip güçlü çeneler vardır. Bu ağız yapısı hayvanın bitkisel dokuları kolay öğütmesini sağlar. Arıların alt dudak ve alt çeneleri çiçektozu toplayabilmek için dil şeklindeki alt dudağın çevresinde yer alır. Küçük yassı bir küreğe benzeyen çeneleri ise çiçektozu toplamada kullanılmaz. Lahana kelebekleri ise çiçeklerin balözünü emmek için, kaynaşmış art çenelerden oluşan ve çiçeğin içine erişebilen uzun hortumlarını kullanırlar.

Larousse, Tematik Ansiklopedi, 4. Cilt, s.163

Bir Ayet Bir Açıklama

"... öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 134)

Allah ayette müminlerin öfkelerini yendiklerini ve haklı oldukları durumlarda dahi affedici olduklarını haber vermektedir.

“Affedici ve bağışlayıcı olmak” Kuran'da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerindendir. Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son derece zordur. Çünkü bu gibi kişiler yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Öfke, insanın akli fonksiyonlarını perdeleyen, olayları sağlıklı değerlendirip doğru karar verebilmesini engelleyen bir etkendir. Belli durumlarda insanın öfkelenmesi yaratılışından kaynaklanan bir davranış olsa bile güzel olan, bu öfkeyi sürdürmeyip, yenmektir. Affedicilik, hoşgörü, sabır, sevgi gibi üstün ahlak özelliklerinden uzak yaşam süren kişiler birbirlerine karşı kolaylıkla kızgınlık duyabilmekte ve kin duyabilmektedirler. Oysa müminler, kendilerinin tamamen haklı oldukları ve karşı tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler. Çünkü iman edenler, yaşadıkları her olayın Allah'ın izniyle gerçekleştiğini ve her şeyin bir kader üzerine yaratıldığını bilirler ve davranışlarını bu bilinçle belirlerler.

Müminin öfkesini yenmesi, öfkenin sebep olabileceği çeşitli hatalardan ve zararlardan korunmasına da vesile olur. Öfkeyi yenmek ve bağışlamak, başta iç huzuruna vesile olmakla beraber sıkıntılı ve gergin ruh halinin huzura ve ferahlığa dönüşmesini de sağlar. Bu nedenle müminler öfkelenmekten büyük bir titizlikle sakınır ve her durumda üstün bir ahlak sergilerler. Kuran'da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43) ayetiyle affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu bildirilmiştir. Kuran’ı ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetini kendileri için rehber edinen müminler, Allah’ın sonsuz rahmetine ve cennetine kavuşabilmek için bağışlayıcı olmak da dahil Kuran'ın tüm hükümlerini titizlikle yerine getirmeye çabalarlar.

Fosiller

sürüngen ayağı ve fosili

Sürüngen Ayağı

Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 100 milyon yıl
Bölge: Myanmar

Amber içindeki fosiller, bundan on milyonlarca yıl önceki ormanlarda nasıl bir yaşam olduğunu ortaya koyan önemli delillerdir. Amberler üzerinde yapılan araştırmalar, sadece amberin içindeki canlı hakkında değil, bu canlının yaşamış olduğu ortam ve çevresindeki diğer canlılar hakkında da bilgi verir. Resimdeki 100 milyon yıllık sürüngen ayağı fosili ise, söz konusu canlıların aradan geçen bunca zamana rağmen hiçbir değişime uğramadığını, bugün sürüngenler hangi özelliklere sahipse ve nasıl yaşıyorsa 100 milyon yıl önce de aynı şeylerin geçerli olduğunu göstermektedir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 3 Mayıs 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: İmam Rıza, İmam Mehdi (a.s)’nin özelliklerini anlatıyor. "Aklımda kaldığı kadarını anlatayım" diyor sahabe. "Mehdi insanların en bilgini, en hikmetlisi, en takvası, en halimi, en cömerti, en çok kulluk yapanıdır. Her tarafı görür" diyor. Herhalde televizyon internet ona dikkat çekiyor olabilir. "Onun gölgesi yoktur" diyor herhalde televizyondaki görüntüsünü kastediyor. Çünkü televizyonda görüntü iki boyutlu olduğu için gölgesi olmaz. Televizyonu çok mükemmel açıklamış. Bak "her yeri görür" diyor. Sağı solu her yeri görür diyor. Gölgesi yoktur diyor televizyondaki görüntünün de gölgesi yok değil mi? "Gözü uyur fakat kalbi uyumaz." Yani kalbi sürekli Allah'la beraberdir diyor. "Ona ilham edilir" Allah tarafından kalbine Allah ilham eder. "Kokusu misk kokularının en güzelidir." Çok güzel bir kokusu vardır diyor. "Duası müstecap (kabuldür) hatta dua etse taş ortadan yarılır" diyor. Yevm'ul-Helas 84'te. Yani hiç ummadık şeyler bile olur diyor onun duasıyla. Taş ortadan yarılır onu mecaz anlamında söylüyor. Yani en olmayacak gibi olan şeyler olur anlamında diyor.

Belgesel: Kuran Bilime Yol Gösterir

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224512/ramazan-2016-26-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224512/ramazan-2016-26-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan26.jpgFri, 01 Jul 2016 03:28:36 +0300
Ramazan 2016, 25. Gün

İman Hakikati

Baklagil familyasındaki bitkiler azot yönünden fakir topraklarda da rahatlıkla yetişirler. Çünkü baklagillerin köklerindeki düğümlerde bulunan bakteriler atmosferdeki azotu doğrudan kullanabilirler. Böcekkapanlar gibi etçil bitkiler ise, yakalayıp sindirdikleri kurbanlarının proteinlerinde bulunan azotu kullanırlar. Baklagiller cinsinden bitkilerin (mesela bezelye, yonca veya üçgül gibi) köklerindeki "nodozite" denen yumrucuklarda "rhizobium" cinsi bakteriler bulunur. Bitki bakteriye karmaşık organik maddeleri (glüsitler gibi), bakteri ise bitkiye atmosferden aldığı azottan üretmekte olduğu azotlu maddeleri (aminoasitler ve mineral tuzlar biçiminde) sağlar.

Larousse, Tematik Ansiklopedi, 4. Cilt s.157

Bir Ayet Bir Açıklama

Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. ... (Al-i İmran Suresi, 159)

Rabbimiz bu ayette, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in güzel ahlakını övmektedir.

Peygamberler güzel ahlak konusunda bize yol gösteren en güzel örneklerdir. Kuran ayetleri incelendiğinde, ılımlı, yumuşak, hoşgörülü bir üslubun tüm peygamberlerin ortak özelliği olduğu görülmektedir. Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) de, Kuran ahlakına uygun yaşamı, Allah’a olan bağlılığı ve inancı, Kuran’ı tebliğ ederken gösterdiği üslupla Müslümanlara örnek olan kutlu bir insandır.

Peygamberimiz (s.a.v.) Mekke'nin önde gelen yöneticilerine de, kölelere de, Hristiyan ve Musevi din adamlarına da, kadınlara da, Allah inancına sahip olanlara da, ateistlere de tebliğ yapmıştır. Hiç kimseyi ayırt etmemiştir ve tebliğ yaparken de son derece nezaketli, sevgi dolu, anlayışlı ve sevecen bir üslup kullanmıştır. Onun ayette de haber verilen bu sevgi dolu, hoşgörülü, anlayışlı ve sabırlı tavrı, birçok insanın kalbinin din ahlakına ısınmasına ve Peygamberimiz (s.a.v.)'e büyük bir içtenlik ve sevgi ile bağlanmalarına vesile olmuştur. Ayetin devamında, Rabbimiz aksi bir tutum ve davranış olsaydı Peygamber (s.a.v.)’in çevresindekilerin dağılıp gideceklerini de haber vermiştir. Bu ayet, bazı cahil kimselerin Müslüman olmayanlara ve din ahlakında göre yaşamayanlara karşı öfke ve kin dolu üsluplarının ne kadar yanlış olduğunu da bizlere göstermektedir.

Müslümanlar, sadece din ahlakını yaşamak ve anlatmakla sorumlu olan, insanların üzerinde hiçbir şekilde zorba ve zorlayıcı olmayan, en zalim insanlara bile onları bu durumlarından vazgeçirip adaleti sağlamak için ayette de haber verildiği gibi "yumuşak söz" söylemekle sorumlu tutulan kimselerdir. Bu üstün ahlaka sahip olan müminlerin bunun tersi bir üslup göstermeleri kesinlikle mümkün değildir. Çünkü sert bir üslup, Allah'ın müminlere emrettiği üslupla hiçbir şekilde uyuşmaz. Rabbimiz, Kuran'da mümin ahlakını; yumuşak sözlü, kavga ve çatışmadan kaçınan, en aleyhte görünen insanlara karşı dahi ılımlı ve dostça yaklaşan, tevazulu, sabırlı, merhametli, sevecen bir karakter olarak bildirmektedir. 

Fosiller

bivalve ve fosili

Bivalve

Dönem: Mezozoik zaman, Jura dönemi
Yaş: 208 - 146 milyon yıl
Bölge: Cajamarca Oluşumu, Peru

Resimde görülen Bivalve 208 - 146 milyon yaşındadır. On milyonlarca yıl önce yaşamış olan Bivalvelerin günümüzde yaşayanlarla aynı olduğunu gösteren bu fosil, evrimi yalanlanmaktadır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 26 Mart 2016 tarihli A9 TV röportajından

BÜLENT SEZGİN: Zohar’da geçen Hz. Mehdi (a.s)’ın Allah’a verdiği söz, okuyorum. “Allah dünyayı yarattığında yüce arşından Mesih’i bir varlık olarak var etti” Hz. Mehdi (a.s)’ı. “Ona şöyle söyledi: ‘Benim kullarımı 6000 yıl sonra iyileştirip kurtaracak mısın?’ “O da” yani Hz. Mehdi (a.s) da “cevap verdi ‘Evet yapacağım.’ Daha sonra Allah ona dedi ki: ‘Sonra eziyetlere sabredecek misin?’ Çünkü şöyle yazılmıştır; acılarımızı o yüklendi.” Mesih Hz. Mehdi (a.s) yani. “O’na Allah’a cevap verdi; ‘onlara sevinçle sabredeceğim.’”

ADNAN OKTAR: O da Hz. Mehdi (a.s) da cevap verdi “evet yapacağım Rabbi” diyor Ya Rabbi. Yine “onlara sevinçle sabredeceğim Ya Rabbi” diyor. Tekrar oku.

BÜLENT SEZGİN: Zohar’da geçen Hz. Mehdi (a.s)’ın Allah’a verdiği söz, okuyorum. “Allah dünyayı yarattığında yüce arşından Mesih’i” Mehdi (a.s)’ı “bir varlık olarak var etti” Hz. Mehdi (a.s)’ı. “Ona şöyle söyledi: ‘Benim kullarımı 6000 yıl sonra iyileştirip kurtaracak mısın?’”

ADNAN OKTAR: İşte 6000 yıl doldu, şu an onun içindeyiz. 6000 yılı geçtik şu an. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Hz. Mehdi (a.s) da “cevap verdi ‘Evet yapacağım Ya Rab.’ Daha sonra Allah ona dedi ki: ‘Sonra eziyetlere sabredecek misin?’”

ADNAN OKTAR: “Ya Rabbi” diyor Ya Rabbi.

BÜLENT SEZGİN: “Çünkü şöyle yazılmıştır; acılarımızı o yüklendi.” Hz. Mehdi (a.s), “Allah’a cevap verdi; ‘onlara sevinçle sabredeceğim ya Rabbi.’” MaşaAllah.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. “Eziyetlere sabredecek misin?” diyor. “Çünkü şöyle yazılmıştır; acılarımızı o yüklenir.” “Çok acı çekeceksin, sabredecek misin buna?” diyor, 6000 yıl önce. “Sabredeceğim Ya Rabbi, sevinçle sabredeceğim” diyor. Zohar 2 / 212 A’da. 3500 yıllık kitapta geçiyor

Belgesel: Federasyon ve Başkanlık Sistemi

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224416/ramazan-2016-25-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224416/ramazan-2016-25-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan25.jpgWed, 29 Jun 2016 19:07:59 +0300
Ramazan 2016, 24. Gün

İman Hakikati

Karıncaların ve bazı böceklerin antibiyotik bir madde salgılayan bezleri vardır. Böcekler düzenli olarak vücutları üzerine bu maddeleri sürerek yuvalarında bakteri ve mantar oluşumunu engellerler. Kuşlar ise karıncalar gibi kimyasal maddeler salgılayamazlar; bu nedenle karıncaları birer temizlik malzemesi olarak kullanırlar. Karıncaların formik asitleri parazitlere karşı oldukça etkilidir. Bu nedenle kuşlar, sıklıkla karınca tepelerinin üzerine uzanır ve karıncaların tüylerine gelmesini beklerler. 

International Wild Life, March-April 1998, s.14

Bir Ayet Bir Açıklama

"Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, ‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur…" (Fetih Suresi, 4)"… Ahde vefa gösterin. Çünkü ahid bir sorumluluktur." (İsra Suresi, 34)

Ayette ahde vefa göstermenin önemine dikkat çekilerek, ahdin bir sorumluluk olduğu haber verilmektedir. Allah müminleri verdikleri sözleri tutmakla yükümlü kılmıştır. Güvenilir olmak, müminin önde gelen vasıflarından biridir. Tüm Resuller kavimlerine kendi güvenilirliklerini göstermişler, dürüst ve ahlaklı kişiler olarak tanınmışlardır. Bu durumda, güvenilirliğin önemli bir parçası olan ahde vefa büyük önem taşır.

Vefa, bir mümin özelliği, vefasızlık ise münafık özelliğidir. Peygamberimiz (s.a.v), münafıkların özelliklerinden söz ederken onların üç özelliğini şöyle sıralar:

“Konuştuğu zaman yalan söyler. Söz verdiği zaman sözünü tutmaz. Emanete ihanet eder.”

Allah'ın tarif ettiği müminler ise doğru sözlü, dürüst, güvenilir, sadık, vefalı ve sorumluluk sahibidirler. Küçük hesaplar, küçük çıkarlar peşinde koşmazlar. Müminler, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde riayet edenlerdir. (Mearic Suresi, 32) Bu yüzden, bir ahdi yerine getirme ya da bir emanete en güzel şekilde uyma konusunda güven duyulan insanlardır.

Ahitleşme ve emanet konusu çok önemlidir. Mümin verdiği sözleri tutmalı, gerçekleştiremeyeceğini düşündüğü sözler vermemelidir. İnsanların yapmayacakları şeyleri söylemeleri, Kuran ahlakına uygun olmayan, Rabbimiz tarafından yapılmaması bildirilen bir davranıştır.

Verilen ahdi tutmamak, emanete ihanet etmek, Allah Katında hesabı sorulacak olan sorumluluklardır. Kuran'da bildirilen güzel ahlakı en mükemmel şekilde yaşamaya niyet eden müminler, Allah Katında beğenilmeyen bu tavırdan titizlikle kaçınırlar. Başka ayetlerde bu konu çok açık bir biçimde şöyle bildirilmiştir:

“Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah Katında bir gazab (konusu olması) bakımından büyüdü (büyük bir suç teşkil etti).” (Saff Suresi, 2-3)

Fosiller

Monacanthus ve fosili

Monacanthus 

Dönem: Senozoik zaman, Pliosen dönemi
Yaş: 4 milyon yıl
Bölge: İtalya

Monacanthus balıkları, tropikte veya subtropikte yaşayan Monacanthidae familyasına dahildirler. Bu familyaya dahil olan bilinen 107 tür vardır. Türlerin pek çoğunun ana özelliklerinden biri, iyi birer kamuflaj ustası olmalarıdır. Saklanmak için kolaylıkla renklerini değiştirip bulundukları ortamda tamamen gizlenebilir ve bu yolla kendilerini düşmanlarından korurlar.

Resimdeki Monacanthus fosili 4 milyon yıllıktır ve söz konusu canlıların evrim geçirmediğinin açık bir ispatıdır. Canlılar, Darwinistlerin iddia ettiği gibi sürekli değişim geçirerek birbirlerinden türememişlerdir. Evreni ve tüm canlıları Yüce Allah yaratmıştır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 6 Mart 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Ama tabii biz sadece nakil yapıyoruz. Görenlerde çok berrak oluyor yani şey olmuyor böyle rüya alemi gibi. Çok makul geliyor yani, çok çok makul geliyor. Mesela ahiret de öyle, adam ölüyor, kalkıyor, normalde çok şiddetli sarsılması lazım insanın değil mi? Bizi diyor bu yattığımız yerden kim kaldırdı diyor. Yani biz burada niye yattık diyor. Haberi bile yok. Safhalardan bir tanesi. Mesela bir çağrıcı var uzaktan böyle dikilitaş gibi bir şey var yüksekçe, oradan bağırıyor herkes o tarafa doğru koşmaya başlıyorlar. Vardır ya cahiliyede öyle meraklılık, oraya koşuyorlar, o zaman orada anlıyorlar öldüklerini. Ama müminler için öyle bir şey yok, müminleri Allah bir vasıtayla götürüyor. Önlerinde bir ışık, sağlarında bir ışık diyor. Benim bildiğim araba gibi bir şey. Yanlarında da mihmandarları sürücüleri vardır diyor. Onlarla gidiyorlar o araziye. Yani bizim çok makul karşılayacağımız bir sistemle karşılaşacağız. Yani öyle şaşıracağımız gibi bir şey değil. Sanki bu hayat devam ediyormuş gibi ama daha net, daha keskin.

Bir de bazı yaşlı amcaları veyahut anneleri Cenab-ı Allah yaşarken öldürüyor. Yaşarken ölürler mesela onlar tatlı tatlı konuşur, mesela der ki ben biraz sonra Balkanlar'a gideceğim der, beni çağırıyor der kumandanı, ölmüş, belli yani o, artık şuuru kapanmış, ölmüş ama mesela rahat yaşıyor. Mesela şaka yapıyorsun neşeli konuşuyor cevap veriyor. Ama o üslubundan öldüğü anlaşılıyor. Yani öyle konuşan insanlarda ruhun alınmış olduğu anlaşılıyor. O da Cenab-ı Allah'ın onlara bir kolaylığı, güzelliği, daha yaşarken Allah ruhunu alıyor. Bir de akrabaları da bilmiyorlar öldüğünü, gerçekten ölünce üzülüyorlar. Halbuki o safhada ölmüş oluyor zaten o. Yani ölü olarak yaşıyor fakat rahatsız olmasınlar diye Allah bir süre onu öyle aralarında ölü olarak yaşatıyor. Birçok yaşlı ölüdür aslında fakat insanlar bilmezler. Mesela oğlu geliyor, başbakan gelmiş diyor oğluna. Ölmüş, belli yani. Mesela başbakanım, şunu şöyle yapalım, bunu böyle yapalım diyor, yani şuur tamamen kapanmış, ölüm olayı gerçekleşmiş. Ama zahiren yaşıyor gibi görünüyor mesela bak gayet de rahat canı alınmış, hiçbir rahatsızlık da duymamış. Ama sonra mesela vefat ederken hakikaten onlar çırpınır, bazen bağırır çağırır. Halbuki şuuru kapalı, o almaz onu. Ölen de, o tip çırpınsa dahi bağırsa dahi o algı alınmıştır öyle bir şey olmaz. Yani ölen insanda o tip bir şeyin olması onun onu hissettiğini göstermez, onu hissetmez. Ayette diyor Allah, yumuşacıkça canlarını alır diyor, alırız diyor Cenab-ı Allah. İşte Azrail (a.s) yakışıklı bir genç olarak geliyor, selam veriyor, müminler de hep selamını alırlar, “Aleyküm selam” diyor. Mesela Atatürk'e de Azrail (a.s) bak “Selamun Aleyküm” demiş, o da son sözü “Aleyküm Selam”. “Aleyküm Selam” diyor, o da onun makbuliyetine işaret eder. “Aleyküm Selam” ondan sonra başı düşmüş Atatürk'ün Aleyküm Selam dedikten sonra.

Yaşamın İtici Gücü Kalbimiz

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224103/ramazan-2016-24-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224103/ramazan-2016-24-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan24.jpgSun, 26 Jun 2016 18:34:07 +0300
Ramazan 2016, 23. Gün

İman Hakikati

Yerin altında, hiçbir şey yıldız burunlu köstebek gibi hızlı hareket edemez. Yumuşak toprakta, bu tüylü küçük hayvan yaklaşık 45 metre uzunlukta bir tüneli bir saat içinde kazar. Burnunun üzerindeki yıldız şeklindeki duyargalarıyla yeri kontrol eder ve böylece toprağın en kolay nereden kazılacağını bulur. Keskin pençeleri, 10 küçük kürek gibi müthiş bir hızla ilerler. Köstebeğin kullandığı enerji çok fazladır. Bu şekilde devam edebilmek için her 24 saat içinde kendi bedeninin ağırlığı kadar yiyecek yemesi gerekmektedir.

ZooBooks, January 1998, Vol.15, N.4, s.3

Bir Ayet Bir Açıklama

"Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim." (Hicr Suresi, 49)

İnsan gaflete düşebilen, unutan, yanılabilen, hata yapabilen bir varlıktır. Her an, pek çok konuda eksik düşünebilir, yanlış bir karar verebilir, hatalı bir tavır sergileyebilir. Ayrıca kendisini sürekli olarak Allah'a isyana sürüklemeye, vesvese vermeye çalışan şeytan gibi bir de düşmanı vardır. Ancak insana hatalarını telafi etmek için bir yol gösterilmiştir. O da tevbe etmektir.

Allah’ın sonsuz şefkati ve merhameti insanlar için çok büyük bir lütuf, çok büyük bir nimettir. Yüce Allah, sonsuz rahmeti ile insanlara, her zaman hatalarından dolayı bağışlanma dileme ve tevbe etme imkanı tanımıştır. Samimi olarak günahlarının affedilmesini isteyen her insan Allah’ın kendisini bağışlamasını umabilir.

Müminin bilerek veya bilmeyerek, gaflete kapılarak ya da nefsine uyarak işlediği hataları konusunda yapması gereken, bunlardan ibret almaktır. Pişman olup doğruya yönelmek, vakit geçirmeden Rabbimiz’e sığınmak ve bir daha o hatayı tekrarlamamak için gayret göstermektir. Elbette ki hata yapmamaya ve günah işlememeye, Rabbimiz’in sınırlarını korumaya çok özen göstermelidir. Fakat buna rağmen hata yaptığında da, Allah’tan bağışlanma dilemesi çok güzel bir mümin özelliğidir.

Yüce Allah Kuran’da, ‘Affeden’, ‘Bağışlayan’ ve ‘Koruyan’ olduğunu haber vermektedir. Bu müminler için bir rahmettir. Rabbimiz’in ‘Tevbeleri kabul eden’ (Tevvab), ‘Bağışlayan’ (Gafur), ‘Merhamet eden’ (Rahman) isimleri de hatalarından pişman olan ve tevbe edip Allah’a yönelen müminler üzerinde tecelli eder.

İnsan yaşamı boyunca ne kadar hata yapmış olursa olsun, din ahlakından ne kadar uzak yaşamış olursa olsun, samimi olarak tevbe ettiği ve samimi bir kalple, bağışlayan ve esirgeyen, tevbeleri kabul edip günahları iyiliklere çeviren Rabbimiz’e yöneldiği takdirde geçmişte yaptığı hatalarının bağışlanmasını umabilecektir. Allah, sabredenlerin ve Kendisi’ne yönelip dönenlerin karşılığını mutlaka verecektir. İman eden kullarının günahlarını bağışlayarak iyiliğe çevirecek ve yaptıkları hayırlı işleri en güzeliyle mükafatlandıracaktır. 

Fosiller

saçlı meşe yaprağı ve fosili

Saçlı Meşe Yaprağı

Dönem: Senozoik zaman, Pliosen dönemi
Yaş: 5.3-1.8 milyon yıl
Bölge: Bulgaristan

Evrimci bir kitabı ya da yazıyı okuduğunuzda bir çok hikayeyle karşılaşırsınız. Bu hikayelerde gerçekleşmesi asla mümkün olmayan, bilimsel olarak da gerçekleşmemiş olduğu ispatlanmış süreçler uzun uzun anlatılır. Bir çamur yığınının içinde ilk canlı hücrenin nasıl ortaya çıktığı, balıkların bir gün nasıl karaya çıkmaya karar verip yüzlerce farklı türe dönüştüğü, sürüngenlerin günün birinde nasıl uçmaya karar verdiği gibi bilimsellikten uzak, bilim kurgu hikayeleri okursunuz. Bu hikayelerin baş kahramanı ise kör tesadüflerdir. Gordon Taylor, The Great Evolution Mystrey kitabında konuyla ilgili şunları söyler:

"Evrim tarihi bu tür (hayali) değişikliklerle doludur, hatta yalnız bunlardan ibaret olduğu bile söylenebilir. Pullar tüylere dönüşür. Bacaklar kanat olur. Mideler hava keselerine değişir. Hatta biyokimya süreçleri seviyesinde değişmeler ve düzenlemeler de meydana gelir. Darwinizmin bu mucizeler hakkında söyleyebileceği tek şey tesadüf eseri olduklarıdır."

Oysa tesadüfün, akıl ve bilinç gerektiren hiçbir düzenleme yapamayacağı açıktır. Mantıklı düşünen bir insan, canlılardaki çeşitliliğin ve kompleksliğin kör tesadüflerin eseri olduğunu kabul edemez. Tesadüfler, rengarenk çiçekleri, birbirinden lezzetli sebzeleri ve meyveleri, ceylanları, tavşanları, kaplanları, kuşları, karıncaları, medeniyet inşa eden insanları meydana getiremez. Canlılık ve etrafımızda gördüğümüz herşey üstün akıl ve eşsiz sanat sahibi, güçlü ve kudretli olan Yüce Allah'ın eseridir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 24 Şubat 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: “Araft’akiler hakkında tespitlerde bulundunuz. Sonuçta onları cennete girmekten alıkoyan bir durum var.” Yok, Araf geçici olarak Müslümanların durumlarının değerlendirildiği yer. Ne kadar kafayı takıyorlar? Belki birkaç saniye bir şey. Orada melekler var, insanları alnından tanıyor, yüzünden tanıyorlar. Bir süs bir güzellik. Araf deyince kulelerde adamlar falan zannediyorlar. Öyle bir şey değil. Arada adam olmaz. Cennette öyle bir sistem yok ahirette. Ya cennete ya cehenneme giderler. Allah’a güvensin birde insanlar. Çok kötü bir bakış açıları var bir kısmının. Allah’ın zulmedeceği falan anormal şeyler. Olur mu? Sonsuz akıldır Allah. Onun verdiği merhametle Allah hakkında adam ahkam kesiyor.

Hikmet Gözüyle Bakmak

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224102/ramazan-2016-23-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224102/ramazan-2016-23-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan23.jpgSun, 26 Jun 2016 18:28:30 +0300
Ramazan 2016, 22. Gün

İman Hakikati

Gouldian ispinozları renklere karşı hassastırlar. Yavruların ağızlarının her iki köşesinde de büyük yumrular vardır. Bu yumrular yanardöner yeşil ve mavi renklerdedir. Bu renkler yuvadaki yavrulardan hangisinin besine ihtiyacı olduğunu gösterir. İspinozlardan başka genç Linnetler'in de (güzel öten ve ketenkuşuna benzeyen küçük bir kuş) ağızları, boğazlarının hemen yanından geçen kan damarları nedeniyle kırmızıdır. Fakat yavrulara besin verildiği zaman bu kanın büyük kısmı, sindirilen besinleri toplamak için midelerine gider. Hala aç olan yavruların ağızları en fazla kırmızı olanlardır ve deneysel olarak annelerin hangi yavruya besin vermeleri gerektiğini bu renklerin farklılığından ayırt ettikleri bulunmuştur.

David Attenborough, The Life of Birds, s.263

Bir Ayet Bir Açıklama

"... O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim'in dini(nde olduğu gibi)..." (Hac Suresi, 78)

Allah bir ayetinde, seçtiği ve kalplerine iman verdiği kullarına hiçbir güçlük yüklemediğini ve İslam'ın, Hz. İbrahim (a.s.)'ın dini gibi kolay olduğunu bildirmektedir.

Allah, ‘Hadi’dir, yani hidayet verendir. Rabbimiz dilediği kulunu seçer ve onu doğruya yöneltir.

Allah'ın insanlar için, yaratılışlarına en uygun olarak seçtiği din İslam dinidir ve Kuran’da tarif edilen ahlak da insan fıtratına en uygun yaşam şeklidir. Allah kullarının nefsini, ruhunu, yaşadıklarının ne kadarına güç yetirebileceğini en iyi bilendir ve insanlar için en kolay olanı indirmiştir.

Din ahlakı, insanların üzerindeki tüm külfeti, kısıtlayıcı ve sınırlayıcı, insanlara zorluk getiren ağırlıkları kaldırır. İnsanın sadece sonsuz merhametli, şefkatli, bağışlayıcı, salih kulları için her şeyi hayırla yaratan, tüm gücün sahibi olan Allah'ın kendisi için belirlediği kadere teslim olmasını, her şeyde sadece O'nun rızasını arayarak O'na yönelmesini bildirir.

Evrendeki her varlığın ve gerçekleşen her olayın sahibi olan Allah'a güvenip dayanmak ve O'nu dost edinmek, bir insanın hayatındaki tüm korkuların, endişelerin, sıkıntıların ve zorlukların da sonu demektir. Kuran ahlakını yaşayan bir insan için dinin getirdiği en önemli kolaylık ve güzelliklerden biri budur. Bunun dışında Allah, tüm emir ve hükümlerini insanların fıtratlarına en uygun şekilde bildirmiştir ve hiçbirinde bir zorluk bulunmamaktadır.

Din kolaydır, çünkü dinin özü güzel ahlaklı olmaktır. İnsan ruhu güzel ahlaktan zevk alır. Bütün insanlar dürüstlükten, samimiyetten, şefkatten, merhametten, güzel sözden ve alçakgönüllülükten hoşlanır.

Din ahlakından uzak bir yaşam, insanları büyük sıkıntılarla, zorluk ve kısıtlamalarla karşı karşıya getirir. Kuran ahlakının insanlara sunduğu yaşam ise rahat, huzurlu ve güven doludur. Kuran, toplumun ve insanların kişi üzerinde kurduğu ağır baskıları, katı kuralları ve anlamsız prensipleri ortadan kaldırır ve insanların huzur içinde yaşamalarını sağlar.

Yüce Allah, iman eden kullarının işlerini kolaylaştıracağını, “Ve seni kolay olan için başarılı kılacağız.” (A’la Suresi, 8) ayetiyle haber vermektedir.

Fosiller

taş böceği, scydmaenidae, fosil

Taş Böceği (Scydmaenidae)

Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 100 milyon yıl
Bölge: Myanmar

Bir canlının sözde evrimsel gelişmesini tamamlaması için 100 milyon yıl oldukça uzun bir süredir. Eğer evrimciler doğru söylüyor olsaydı, aradan geçen 100 milyon yıl içinde taş böcekleri değişe değişe çok farklı bir canlıya dönüşmeli, bugünkü taş böcekleriyle aralarında neredeyse hiçbir benzerlik olmamalıydı. Ancak 100 milyon yıl geçmesine rağmen, diğer tüm canlılar gibi, taş böcekleri en küçük bir değişiklik dahi geçirmemişlerdir. 100 milyon yıl önceki taş böcekleri neyse, günümüzde yaşamakta olanlar da odur. Bu durumda evrimden söz etmek mümkün değildir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 8 Mayıs 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: “Dizilerde yansıtılan fırtınalı, tutkulu aşk aslında dışarıda kimsede olmayan ama istedikleri bir aşk. İsteyip de yaşayamamalarının sebebi nedir?” Demir. Kardeşim, şimdi kıza âşık oluyor ama kızın arabası var, evi var. Babası zengin. Yabancı dil biliyor, üniversite mezunu olmuş. Yani ona gelir getirecek birisi. Mesela kız da âşık oluyor ama adamlar hep köşkte oturuyor dikkat ederseniz filmlerde. Yani araba kapıda oluyor yazlıklar, kışlıklar, bilmem ne. Evde hizmetçiler. Adam öyle gidip gariban mazlum birisine, Müslüman, dindar birisine “ben âşık oldum” demiyor. Demek ki olayın çapı bambaşka. Allah rızası için sevme öğretilmesi lazım. Allah rızası için sevme öğretilmezse zaten adam alsa bile “ben hata yaptım” diyor. “Zengin adamım, imkânım var. Ben bu kızı aldım ama ben bundan daha güzellerini gördüm” diyor. “Ben ömür boyu niye bununla durayım ki? Daha güzeli var. Onunla olurum.” Diyor. Daha güzele gidiyor. Diyor ki; “Bunun daha da zengini vardır. Daha imkânı olanı vardır. Ben ona gideyim” diyor. Bir türlü yerleşik bir sevgi oluşmuyor. Allah rızasını hedeflemezsen o ölçüler sürekli seni boğacaktır. Çünkü sürekli tereddüt edeceksin. Karar veremeyeceksin. Sürekli pişman olacaksın. Evleniyor pişman oluyor. Evleniyor, pişman oluyor. Daha evlenir evlenmez pişman oluyorlar. Eve geldiğinde pişman oluyor. Daha iyi imkân bulabiliyor. Ama İslam’da pişmanlık yok. Sen Allah rızası için seviyorsun. Adam daha iyi oluyor. Sürekli Kuran ahlakıyla onu geliştirmen mümin oluyor. Mesela en ufak bir hastalığa yakalanıyor kadın. Mesela göğüs kanseri oluyor. Bitti. Ne aşkı kalıyor, ne sevgisi kalıyor. “Yol yakınken dönelim” diyor. İflas ediyor adam. Demedik laf bırakmıyor. Yani bir erkeğin parasız hale gelmesi kadını çok saldırganlaştırıyor. Bu mebzul miktarda bir sayı. Küçük bir sayı değil. Yani hiç küfretmeyen kadın küfretmeye başlıyor. Saldırganlaşmaya başlıyor. Saygısız oluyor. İtidalini kaybediyor. Ama zengin olduğundaki saygı tarif edilir gibi değil. Yani zenginliğiyle orantılı olarak müthiş bir saygı oluşuyor. Para gittikçe de saygı kayboluyor. Bu çok korkunç bir şey. Ama imanda böyle bir şey yok. İmanı için seviyor. Allah rızası için seviyor. Allah’ın tecellisi olarak seviyor. Allah’ın tecellisi olarak sevdiğinde iman gittikçe artar. Sevgi de gittikçe artıyor ona bağlantılı olarak.

İslam'da Kadının Değeri

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224101/ramazan-2016-22-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224101/ramazan-2016-22-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan22.jpgSun, 26 Jun 2016 18:22:46 +0300
Ramazan 2016, 21. Gün

İman Hakikati

Bazı kurbağalar sudan fırlayarak uçan kuşları bile yakalayabilirler. Büyük boğa kurbağasının boyu 20 cm. uzunluğa erişebilir ve çok hızlı atlayabilir. Kurbağa suyun içinde sadece gözleri dışarıda kalacak şekilde oturur. Suyun üzerinden küçük bir kuş geçtiğinde büyük bir atlayış yaparak onu yakalar.

ZooBooks, Animal Wonders, Ocak 1998, Vol.15, N.4

Bir Ayet Bir Açıklama

"Ve onlar Rablerinin yüzünü (hoşnutluğunu) isteyerek sabrederler...” (Rad Suresi, 22)

Kendilerine Kuran'ı ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sünnetini rehber edinen müminler, hiçbir çıkar beklentisi içerisine girmeden sadece  Allah'ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak amacıyla sabır gösterirler. Rad Suresindeki ayette işte bu gerçek haber verilmektedir. 

Müminlerin amacı, tüm hayatlarını Allah'ın hoşnut olacağı umulan şekilde geçirebilmek ve gösterdikleri güzel ahlak ile Allah'ın rızasını kazanabilmektir. Sabır, müminin Allah'a karşı olan samimiyetinin ve O'na yakınlaşmak için gösterdiği çabanın en önemli göstergelerinden biridir.  Çünkü insan ancak Allah'a olan imanı ve yakınlığı oranında sabır gösterebilir. Bir fedakarlıkta bulunması gerekiyorsa bunu en güzel şekilde, elindeki imkanı en yüksek derecede kullanarak yapar. Bir zorlukla karşılaştığında da, içinde sıkıntı ve tevekkülsüzlük yaşamadan Allah'tan yardım diler. Mümin, coşkulu bir aşkla sevdiği Yüce Allah'ın rızasını kazanmak için sabreder, dolayısıyla sabrından dolayı bir sıkıntıya kapılmaz, aksine manevi bir haz duyar. Allah'ın bu sabrın karşılığında vadettiği nimet ve güzellikleri ümit ederek büyük bir sevinç duyar. Karşısına çıkan her olayda Allah'tan hep razıdır, O'nun sonsuz şefkatine ve merhametine iman eder, O'na dayanıp güvenir.

Müminler dünyada sahip oldukları tüm imkanları Allah'a yakınlaşabilmek ve O'nun rızasını kazanabilmek için ortaya koymuş, tüm hayatlarını Rabbimiz'in yakınlığını ve dostluğunu kazanmaya adamış insanlardır. Kuran'ın "Rabbin için sabret" (Müddessir Suresi, 7) hükmüne yaşamlarının her anında itaat ederler. Rabbimiz, bu ahlaklarına karşılık müminleri rızası ve cennetiyle ödüllendireceğini vadetmiştir. Yüce Allah, razı olduğu kulları için sonsuz cennetinde sınırsız nimetler sunmaktadır. İman eden müminler için her şeyin üzerinde olan, ayette de bildirildiği gibi, Yüce Rabbimiz Allah'ın sevgisini, rızasını ve hoşnutluğunu kazanabilmiş olmalarıdır. Cennette ise hayatlarının bu amacına ulaşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşarlar. Kuran’da, “Allah, mü'min erkeklere ve mü'min kadınlara içinde ebedi kalmak üzere, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn Cennetlerinde güzel meskenler vaadetmiştir. Allah'tan olan hoşnutluk ise en büyüktür. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur” (Tevbe Suresi, 72) ayetiyle Allah’ın hoşnutluğunu kazanmanın ne kadar büyük bir nimet olduğu bildirilmektedir.

Fosiller

cüce altı gözlü örümcek ve fosili, Onopidae

Cüce Altı Gözlü Örümcek (Onopidae)

Dönem: Senozoik zaman, Eosen dönemi
Yaş: 50 milyon yıl
Bölge: Polonya

Derek Ager, The Nature of The Fossil Record adlı kitabında önemli bir itirafta bulunur ve şöyle der:

"Öğrenci olarak öğrendiğim bütün evrim hikayelerinin hemen hemen tamamının şu anda çürütülmüş olması önemli olmalı." (Ager, D., V., “The Nature of The Fossil Record”, Proceedings of the Geological Association, vol. 87, no. 2 (1976), s. 131-159)

Derek Ager bu satırları 1976'da yazmıştır. Bugün bilim ve teknolojinin geldiği seviyede ise, evrimin tüm hikayelerinin yalan olduğu ispatlanmıştır. Bu gerçeği ifşa eden en önemli bulgulardan biri fosil kayıtlarıdır. Resimdeki 50 milyon yıllık örümcek gibi sayısız örnek, evrimi yerle bir etmiştir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 31 Mayıs 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Iraklı Şii askerler Sünni sivil Müslümanları çocuk kadın demeden sokaklarda kurşuna dizerek şehit etmiş. Halbuki hepsi kardeş Müslüman. Gereksiz bir İngiliz oyununun, adice bir İngiliz derin devletinin oyununun onlardaki etkisi. İnsan böyle bir oyuna gelir mi kardeşim? La ilahe illaAllah Muhammeden Resulullah diyorsunuz. İki taraf da namaz kılıyor, iki taraf da Kabe’ye dönüyor. Zorunuza ne oldu? Ne fakınız var? Nur gibi Müslümansınız. Hepiniz Kuran'a inanıyorsunuz. Her şeyiniz bir. Ama İngiliz derin devleti bak nasıl şeytani bir provokasyon yapıyor. Onu ona kırdırıyor, onu ona kırdırıyor. Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhurunun ne kadar zaruri, ne kadar acil olduğunu Allah bize gösteriyor. Hz. Mehdi (a.s) zuhur etse iki tarafa da der "siz kardeşsiniz ne yapıyorsunuz? Her şeyiniz bir."

Sünni Müslümanlarda çok katı bir şekilde Şii karşıtlığı geliştiriyorlar. Halbuki hepsi nur gibi tertemiz insanlar. Şiiler bayağı yiğittirler. Sünniler tertemiz insanlar. Hiçbir neden yok birbirleriyle savaşmaları için, sıfır. Direkt şeytanın oyununa geliyorlar. Hz. Mehdi (a.s)'ın zuhuruyla bir kaç kelime konuşmasıyla mesela hallolacak. On dakikasını almaz Hz. Mehdi (a.s)'ın. Kendileri de şaşıracaklar bu oyuna nasıl geldiler. 

Şu şeytanın oyununa bak insanların bunu fark edememesine bak. On binlerce Müslüman birbirini kırıp geçiriyor en feci şekilde. Amerika silah veriyor, İngiltere silah veriyor kırıp geçiriyorlar. Ne diyor? O Şii diyor. Şii’yse daha iyi işte daha ne istiyorsun? Hz. Ali (r.a)'ye aşık, on iki imama aşık, beş vakit namazında, mümin muttaki tertemiz insanlar ne zorun? Ne istiyorsun? Sünni tertemiz insan. İslam'ın bütün kurallarını yapan insan. Şii, bütün İslam'ın kurallarını yapan insan. Sarıl birbirine kardeş ol, dost ol. Niye öldürüp asıp kesiyorsun? Bir birleşse bütün dünyaya adaleti yayacaksın. Bütün dünyadaki felaketi kaldıracaksın. Dost ol, sevgiyle yaklaş. Şimdi geçenlerde bir Şii’yi çıkarttılar televizyona, Şii kardeşimizi dört tane de bizim gelenekçi Sünnilerden yani böyle mahalle bayanları gibi adamlar. Laf sokmalar, öfke ağızlarından taşıyor böyle. Adamcağız da yatıştırmaya çalışıyor onları. Ne var kardeşsiniz? Git adama sarıl, bağrına bas,"Kardeşim bunlar biz Sünni Şii kardeşiz" de. Böyle hani kaşar kadınlar olur ya mahalle aralarında bazı kaşar kadınlar gibi. Habire laf sokuyor adama. Sevgiyle yaklaşsana, şefkatle yaklaşsana. Böyle nasırlaşmış, kaşarlaşmış ruhları var bir kısmının.

Şiiler, Irak Felluce'de bir tane Sünni cami bırakmamış hepsini bombalıyorlar. Resmi var mı görebiliyor muyuz? Misal ne kadar gereksiz kendi camisini bombalıyor. Sünni-Şii cami diye cami olur mu? Hepsi Allah'ın evi.

Belgesel: Mucize Gezegen -2

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224100/ramazan-2016-21-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224100/ramazan-2016-21-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan21.jpgSun, 26 Jun 2016 18:16:27 +0300
Ramazan 2016, 20. Gün

İman Hakikati

Hayvanların çok değişik savunma yöntemleri vardır. Örneğin, Benekli kokarca davetsiz misafirlerine gözdağı vermek için pek alışık olunmayan bir yöntem kullanır. Bir tehlike sezdiği anda kokarca bir elinin üzerinde ayağa kalkar ve arkasındaki bir bezden kötü kokan bir sıvı püskürtürek düşmanını kaçırır. (Tonny Seddon, Animal Movement,s.39)

Bir Ayet Bir Açıklama

"Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, ‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur…" (Fetih Suresi, 4)

Allah, bu ayetinde müminler üzerinde oluşturduğu manevi desteği haber vermektedir. Rabbimiz, zorluk anında, samimi olanların kalplerine güven ve huzur duygusu vermiş ve bu manevi desteğin sonucunda müminler huzur, güven ve kararlılık duygusunu yaşamışlardır.

Aslında bu huzur ve güven duygusu müminlerin tüm yaşamlarına hakimdir. Allah'a ve ahirete iman eden insanlar, Allah'ın her şeyin tek hakimi olduğunu bildikleri için zaten hiçbir olay karşısında paniğe kapılmaz, hüzne ve sıkıntıya düşmezler. Sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz'in, herşeyi kendileri için en hayırlı ve ahiretlerine en faydalı olacak şekilde yarattığını bilirler ve tevekkülün manevi konforu içinde yaşamlarını sürdürürler. Karşılaştıkları zorluk ne kadar büyük gözükse de sonuçta geçici olduğunun bilincindedirler. Çünkü dünyadaki yaşamın sonsuz ahiret yaşamı yanında çok kısa bir zaman dilimi olduğunu unutmazlar. Dünyada karşılaşılabilecek bir zorluk insanın tüm yaşamını kapsasa bile en fazla 50-60 yıl sürecektir. 50-60 yıl tevekkül ve güzel ahlakla geçirilen bir ömrün sonunda kişinin sonsuz cennet hayatında alacağı karşılık ise kuşkusuz benzersiz olacaktır. Cennette müminler, hiçbir sıkıntı, hüzün, yokluk, bıkkınlık, zorluk yaşamayacak aksine sonsuz güzellikler içinde nefislerinin arzu ettiklerinin tümüne kavuşacaklardır.

İşte bu gerçeğin bilincinde olmak, iman eden bir insanın her olaya sarsılmaz bir tevekkülle yaklaşmasını sağlar. Bunun    manevi huzur ve neşe duygusu da dünyadaki en büyük nimetlerden biridir. Unutulmamalıdır ki, tüm kalpler ve tüm güç Allah'ın elindedir. Allah dilediği an dilediği olayı, dilediği şekilde yaratır. Huzur ve güven arayan insan, Allah vermedikçe, hiçbir yolla buna ulaşamaz. Din ahlakını yaşamanın insanlara getirdiği kolaylık, insanın her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmesidir. Her işinde Allah'a yönelen, her işinin karşılığını sadece Allah'tan bekleyen insan, daima Allah'ın yardımını ve desteğini çeşitli vesilelerle yanında bulacaktır.

Fosiller

katsura ağacı yaprağı ve fosili

Katsura Ağacı Yaprağı

Dönem: Senozoik zaman, Paleosen dönemi
Yaş: 65-54 milyon yıl
Bölge: İspanya

Fosil kayıtlarının ortaya koyduğu en önemli bilgilerden biri, türlerin sahip oldukları tüm özelliklerle eksiksiz olarak bir anda ortaya çıkmalarıdır. Yani, fosil bulgularında herhangi bir ilkel varlıktan gelişmiş ve tüm uzuvlarını yavaş yavaş kazanmış bir türün izine rastlanmaz. Her bir tür, ilk ortaya çıktığı andan itibaren eksiksizdir ve eğer soyunu devam ettirmişse, bugünkü haliyle tıpatıp aynıdır. The Origin of Species Revisited adlı kitapta bu gerçeğin, Darwinizm için ne kadar ciddi bir çıkmaz olduğu şöyle anlatılır:

"Türlerin bütün gruplarının, belirli formlarda aniden belirmesi bazı paleontologlar tarafından tartışılmıştır. Örneğin, Agassiz, Pictet ve türlerin gen transferine kesinlikle karşı olan Prof. Sedgwick bu paleontologlardan birkaçıdır. Aynı soya veya familyaya ait olan sayısız tür eğer hayata bir kerede başlamışlarsa, doğal seleksiyonla yavaş yavaş değişiklikler sonucunda nesil oluştuğuna dair olan teoriye (evrime) öldürücü bir darbe vurulmuş oluyor." (The Origins of Species Revisited, s. 46)

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 21 Mayıs 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: “Resulullah (s.a.v.)’in yüzü, mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Burnu gayet güzel idi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı. Boynu sanki bir gümüş gibi parlak ve bembeyaz güzel görünüyordu” diyor. İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalındı” Resulullah (s.a.v.)’in. Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in boyu orta boydan biraz daha yüksek, orta boydan biraz daha uzun. Teni de pembemsi beyaz. Saçları dalgalı ama kıvırcık değil fakat dalgalı. Beyaz yüzlü, güzel, mutedil, her konuyu halimliklehalleden nezih bir insan.

“Mehdi bana fizik olarak benzemez” diyor, Resulullah (s.a.v.). “Ama huyu benzer” diyor, “kişiliği benzer” diyor Resulullah (s.a.v.). Hz. Mehdi (a.s) da orta boyludur, orta boylu bir insan. Kaşları kavisli, siyah saçı sakalı. Omuzunda yani sırtında Resulullah (s.a.v.)’in mührü gibi bir ben var. Bak, silsile Abdulkadir Geylani’de de var. Silsile olarak devam ediyor bu, hayret edilecek bir şey. Hz. İbrahim (a.s)’da da var, silsile olarak devam etmiş. Ondan ona, ondan ona, ondan ona Allah’ın hikmeti bak. İştehateme veli, son onda bitiyor, Hz. Mehdi (a.s)’da.  Hz. Mehdi (a.s)’ın çocuğu olmayacak. O nübüvvet mührü de onunla bitiyor. Peygamber (s.a.v.)’den gelen o nübüvvet mührüne benzeyen o ben onunla bitiyor. Hz. Mehdi (a.s) boydan boya geniş, her yeri geniş yani. Uylukları da geniş, karnı da geniş, sırtı da geniş, omuzu da geniş boydan boya, alnı da geniş. Büyük kafalı Hz. Mehdi (a.s), hadislerde belirtilmiş, geniş alınlı. Resulullah (s.a.v.)’in de başı büyük, büyükçeydi başı. Peygamberlerde öyle oluyor genellikle.

OKTAR BABUNA:“Beni İsrail görünümündedir” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet. “Heybetli, Ben-i İsrail görünümündedir” diyor.

Abdulkadir Geylani’nin de başı büyüktür, velilerde de olur o. Mesela Hz. Mehdi (a.s) da velidir, onun da başı büyüktür.

Belgesel: Görünmeyen Dünya -2

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224028/ramazan-2016-20-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224028/ramazan-2016-20-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan20.jpgSat, 25 Jun 2016 00:35:19 +0300
Ramazan 2016, 19. Gün

İman Hakikati

Hayvanların çok değişik savunma yöntemleri vardır. Örneğin, Benekli kokarca davetsiz misafirlerine gözdağı vermek için pek alışık olunmayan bir yöntem kullanır. Bir tehlike sezdiği anda kokarca bir elinin üzerinde ayağa kalkar ve arkasındaki bir bezden kötü kokan bir sıvı püskürtürek düşmanını kaçırır. (Tonny Seddon, Animal Movement,s.39)

Bir Ayet Bir Açıklama

"Mü’minlerin kalplerine, imanlarına iman katıp-arttırsınlar diye, ‘güven duygusu ve huzur’ indiren O’dur…" (Fetih Suresi, 4)

Allah, bu ayetinde müminler üzerinde oluşturduğu manevi desteği haber vermektedir. Rabbimiz, zorluk anında, samimi olanların kalplerine güven ve huzur duygusu vermiş ve bu manevi desteğin sonucunda müminler huzur, güven ve kararlılık duygusunu yaşamışlardır.

Aslında bu huzur ve güven duygusu müminlerin tüm yaşamlarına hakimdir. Allah'a ve ahirete iman eden insanlar, Allah'ın her şeyin tek hakimi olduğunu bildikleri için zaten hiçbir olay karşısında paniğe kapılmaz, hüzne ve sıkıntıya düşmezler. Sonsuz rahmet sahibi olan Rabbimiz'in, herşeyi kendileri için en hayırlı ve ahiretlerine en faydalı olacak şekilde yarattığını bilirler ve tevekkülün manevi konforu içinde yaşamlarını sürdürürler. Karşılaştıkları zorluk ne kadar büyük gözükse de sonuçta geçici olduğunun bilincindedirler. Çünkü dünyadaki yaşamın sonsuz ahiret yaşamı yanında çok kısa bir zaman dilimi olduğunu unutmazlar. Dünyada karşılaşılabilecek bir zorluk insanın tüm yaşamını kapsasa bile en fazla 50-60 yıl sürecektir. 50-60 yıl tevekkül ve güzel ahlakla geçirilen bir ömrün sonunda kişinin sonsuz cennet hayatında alacağı karşılık ise kuşkusuz benzersiz olacaktır. Cennette müminler, hiçbir sıkıntı, hüzün, yokluk, bıkkınlık, zorluk yaşamayacak aksine sonsuz güzellikler içinde nefislerinin arzu ettiklerinin tümüne kavuşacaklardır.

İşte bu gerçeğin bilincinde olmak, iman eden bir insanın her olaya sarsılmaz bir tevekkülle yaklaşmasını sağlar. Bunun    manevi huzur ve neşe duygusu da dünyadaki en büyük nimetlerden biridir. Unutulmamalıdır ki, tüm kalpler ve tüm güç Allah'ın elindedir. Allah dilediği an dilediği olayı, dilediği şekilde yaratır. Huzur ve güven arayan insan, Allah vermedikçe, hiçbir yolla buna ulaşamaz. Din ahlakını yaşamanın insanlara getirdiği kolaylık, insanın her şeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu bilmesidir. Her işinde Allah'a yönelen, her işinin karşılığını sadece Allah'tan bekleyen insan, daima Allah'ın yardımını ve desteğini çeşitli vesilelerle yanında bulacaktır.

Fosiller

katsura ağacı yaprağı ve fosili

Katsura Ağacı Yaprağı

Dönem: Senozoik zaman, Paleosen dönemi
Yaş: 65-54 milyon yıl
Bölge: İspanya

Fosil kayıtlarının ortaya koyduğu en önemli bilgilerden biri, türlerin sahip oldukları tüm özelliklerle eksiksiz olarak bir anda ortaya çıkmalarıdır. Yani, fosil bulgularında herhangi bir ilkel varlıktan gelişmiş ve tüm uzuvlarını yavaş yavaş kazanmış bir türün izine rastlanmaz. Her bir tür, ilk ortaya çıktığı andan itibaren eksiksizdir ve eğer soyunu devam ettirmişse, bugünkü haliyle tıpatıp aynıdır. The Origin of Species Revisited adlı kitapta bu gerçeğin, Darwinizm için ne kadar ciddi bir çıkmaz olduğu şöyle anlatılır:

"Türlerin bütün gruplarının, belirli formlarda aniden belirmesi bazı paleontologlar tarafından tartışılmıştır. Örneğin, Agassiz, Pictet ve türlerin gen transferine kesinlikle karşı olan Prof. Sedgwick bu paleontologlardan birkaçıdır. Aynı soya veya familyaya ait olan sayısız tür eğer hayata bir kerede başlamışlarsa, doğal seleksiyonla yavaş yavaş değişiklikler sonucunda nesil oluştuğuna dair olan teoriye (evrime) öldürücü bir darbe vurulmuş oluyor." (The Origins of Species Revisited, s. 46)

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 21 Mayıs 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: “Resulullah (s.a.v.)’in yüzü, mübarek yüzü ayın on dördündeki dolunay gibi parlardı. Burnu gayet güzel idi. Gür sakallı, iri gözlü, düz yanaklı idi. Ağzı geniş, dişleri inci gibi parlaktı. Boynu sanki bir gümüş gibi parlak ve bembeyaz güzel görünüyordu” diyor. İki omuzu arası geniş, omuz kemik başları kalındı” Resulullah (s.a.v.)’in. Resulullah Efendimiz (s.a.v.)’in boyu orta boydan biraz daha yüksek, orta boydan biraz daha uzun. Teni de pembemsi beyaz. Saçları dalgalı ama kıvırcık değil fakat dalgalı. Beyaz yüzlü, güzel, mutedil, her konuyu halimliklehalleden nezih bir insan.

“Mehdi bana fizik olarak benzemez” diyor, Resulullah (s.a.v.). “Ama huyu benzer” diyor, “kişiliği benzer” diyor Resulullah (s.a.v.). Hz. Mehdi (a.s) da orta boyludur, orta boylu bir insan. Kaşları kavisli, siyah saçı sakalı. Omuzunda yani sırtında Resulullah (s.a.v.)’in mührü gibi bir ben var. Bak, silsile Abdulkadir Geylani’de de var. Silsile olarak devam ediyor bu, hayret edilecek bir şey. Hz. İbrahim (a.s)’da da var, silsile olarak devam etmiş. Ondan ona, ondan ona, ondan ona Allah’ın hikmeti bak. İştehateme veli, son onda bitiyor, Hz. Mehdi (a.s)’da.  Hz. Mehdi (a.s)’ın çocuğu olmayacak. O nübüvvet mührü de onunla bitiyor. Peygamber (s.a.v.)’den gelen o nübüvvet mührüne benzeyen o ben onunla bitiyor. Hz. Mehdi (a.s) boydan boya geniş, her yeri geniş yani. Uylukları da geniş, karnı da geniş, sırtı da geniş, omuzu da geniş boydan boya, alnı da geniş. Büyük kafalı Hz. Mehdi (a.s), hadislerde belirtilmiş, geniş alınlı. Resulullah (s.a.v.)’in de başı büyük, büyükçeydi başı. Peygamberlerde öyle oluyor genellikle.

OKTAR BABUNA:“Beni İsrail görünümündedir” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet. “Heybetli, Ben-i İsrail görünümündedir” diyor.

Abdulkadir Geylani’nin de başı büyüktür, velilerde de olur o. Mesela Hz. Mehdi (a.s) da velidir, onun da başı büyüktür.

Belgesel: Görünmeyen Dünya -2

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224014/ramazan-2016-19-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/224014/ramazan-2016-19-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan19.jpgFri, 24 Jun 2016 00:54:33 +0300
Ramazan 2016, 18. Gün

İman Hakikati

Dişleri olmayan denizyıldızı yiyeceklerini sindirmek için kendine özgü bir metod kullanır. Avının yerini bulmasında koku ve dokunmaya bağlı olarak, avın kapladığı alanın büyüklüğü de etkilidir. Kollarının altında yüzlerce ince, her zaman hareket eden, emici diskler bulunmaktadır. Deniz yıldızlarında hareket, bir kayaya veya başka bir cisme ayakları ile yapışması ve sonra geri çekmesi ile sağlanır ve denizyıldızı bu biçimde yavaşça sürünür. Günlük yiyecekleri kabuklu deniz hayvanları, karides, kum ve taş gibi birikintilerdir. İstiridyeyi bulduğunda denizyıldızı onu içine çeker ve bir çok emici ayağını istiridyenin kabuğuna yapıştırır. İstiridye aşırı güçlü supaplara sahip olmasına rağmen denizyıldızı sonunda istiridyenin kabuğunun yavaş yavaş açılmasını sağlar. (The Ocean World of Jacques Cousteau, Quest for Food, s.47)

Bir Ayet Bir Açıklama

"...Allah, hiçbir nefse ona verdiğinden başkasıyla yükümlülük koymaz. Allah, bir güçlüğün ardından bir kolaylığı kılıp-verecektir." (Talak Suresi, 7)

Kuran’da birçok ayette insanların nimetlerle olduğu kadar, sıkıntı ve zorluk ortamlarıyla da karşılaşabilecekleri haber verilmektedir. Allah'a samimi olarak iman eden bir insan, tüm olayların Allah'ın kontrolünde ve belirlediği kader doğrultusunda işlediğine kesin olarak iman eder, Yüce Allah'ın her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylık yaratacağına inanır. Allah ayetinde bu gerçeği müjdelemektedir.

Allah sonsuz merhameti, şefkati ve adaletiyle, yarattığı her olayda hem bir kolaylık kılar hem de her insanı gücüne göre denemelerden geçirir. Allah'ın insanlara emrettiği ibadetler, onları denemek için yarattığı zorluklar, insanlara yüklediği sorumlukların hepsi insanların gücü oranındadır. Çünkü tüm insanları yoktan var eden Rabbimiz her insanın neye ne kadar güç yetirebileceğini en iyi bilendir. Sonsuz adalet sahibi olan Allah insana gücünü aşan bir sorumluluk vermez. Bu, Allah'ın bir vaadidir, Rahman ve Rahim sıfatının bir tecellisidir.

Allah’ın inananlara bir deneme olarak verdiği çeşitli sıkıntı ve zorluklar karşısında müminler hep üstün ahlak gösterirler ve başlarına gelen her şeyin bir kader üzere gerçekleştiğini bilmenin rahatlığını yaşarlar. Hayatlarının her anının sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz'in dilediği şekilde gerçekleştiğini, her şeyin büyük hayır ve güzelliklerle yaratıldığını bilmenin güveni içindedirler.

Allah'ın, yarattığı ve şer olarak görünen tüm olayları da Müslümanların hayrına çevireceğini de bilirler ve Allah'ın sözünün mutlaka gerçekleşecek bir vaat olduğuna kesin olarak inanırlar. Bu, Allah'a kesin bir bilgiyle inanan ve Kuran'ın hak kitap olduğunu bilen insanların iman şeklidir. İmanlarındaki bu kesin kararlılık sayesinde Müslümanlar, dünya hayatında her an canlı, şevkli, imanın getirdiği güzel bir coşku içinde yaşarlar. 

Fosiller

balıkçı sansar kafatası ve fosili

Balıkçı Sansar Kafatası

Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 78 milyon yıl
Bölge: He Zheng, Gan Su, Çin

Allah yoktan var etmeye kadir olandır. Bu gerçeği düşünmekten uzak olan Darwinistler, Allah'ın dilediği zamanda bir canlıyı dilediği şekilde, yalnızca "Ol" emriyle yarattığını anlayamaz veya kendilerince kabul etmek istemezler. Darwinistlerin ortaya sundukları mantıksız senaryoların, sahte delillerin kökeninde bu inançsızlıkları, gerçeklerden habersiz olmaları yatar. Fakat bilimsel delillere Darwinist büyünün etkisiyle bakmayan kişiler, yeryüzünde muhteşem bir yaratılışın hakim olduğunu anlamakta zorlanmazlar. Gerçekler çok açıktır. Canlılar mükemmel şekilde yaratılmış, kusursuz bir sistemle donatılmışlardır. Yaratıldıkları andan itibaren, nesiller boyunca aynıdırlar.

Resimde görülen 78 milyon yıllık balıkçı sansar kafatası da bu gerçeğin temsilcilerindendir.

Sayın Adnan Oktar Anlatıyor: Homoseksüelliğe Neden Karşıyız?

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 21 Mayıs 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: "Allahperestlik” Allah sevme yani Allah'ı sevme.“Nefisperestliğe çevrildikten sonra” Şuan şöyle oldu. Allah'ı seveceğine nefsini sever hale geldiler. “İmam Mehdi (a.s) gelecek ve nefisperestliği Allahperestliğe çevirecek” Allah sevgisine çevirecek.“Kuran, görüş ve düşüncelere uydurulduktan sonra Hazreti Mehdi (a.s) gelip görüş ve düşünceleri Kuran'a uyduracak." Bak, önce nasıl olacak diyor? "Kuran, görüş ve düşüncelere uydurulacak. Önce adamın Kuran'dan önce görüş ve düşüncesi oluyor. Onu Kuran'a uydurmaya çalışıyor. Ama sonra Hazreti Mehdi (a.s) gelip görüş ve düşünceleri Kuran'a uyduracak. Asıl olan Kuran'dır. Kuran'da ne diyorsa o olacak. (Nehcül Belağa, Feyz'ul İslam Baskısı, Sayfa 424-425)

Bütün dünyada dinsizlik çığ gibi yayılıyor deccaliyetin etkisiyle. Ama Türkiye imanın kalesi oldu elhamdulillah. Yoğun çalışmalarımızla şuan Darwinizm'e inananların sayısı, eskiye oranla baktığımızda mesela 1970'lerde yüzde 80 Darwinizm'e inanıyordu şuan yüzde 80 Darwinizm'e inanmıyor. Yabancılar geliyor, profesörler geliyor falan anlatıyorlar. Istırabın kökeninde biz çıkıyoruz. "Adnan Oktar isminde biri çıktı 1986'da, konuyu bitirdi." diyor. Onun bir filmi vardı, var mı bizde? Anlatıyor nasıl ıstırap çektiklerini, neler olduğunu. Yayınlasana.

VTR: Boğaziçi Üniversitesi, III. Evrim, Bilim ve Eğitim Sempozyumunda Darwinistler İdeolojilerine Karşı Tek Etkili Çalışmanın Adnan Oktar'ın Kültürel Faaliyetleri Olduğunu İfade Ettiler. 

ADNAN OKTAR: Önü sonu yok, önü sonu yok. 

HÜSNA HANIM: İnternette evrimle ilgili bir şey arattığımızda ilk sizin isminiz çıkıyor. İlk sayfada, tamamında sizin siteleriniz çıkıyor. 

ADNAN OKTAR: Evet, maşaAllah.

OKTAR BABUNA: Ali Demirsoy, "Motive edecek kimseyi bulamıyorum." diyor. 

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle. 

OKTAR BABUNA: Ali Demirsoy, Türkiye'nin en ünlü evrimcisi; "Artık motive edecek kimseyi bulamıyorum." diyor, evrim konusunda. 

ADNAN OKTAR: Bazıları diyor ki, "Kandıracak adam bulamıyorum." Bazıları da işte, "Aldatacak adam bulamıyorum." diyor. Hoca da, "Motive edecek adam bulamıyorum." demiş.

Belgesel: Denizlerdeki İhtişam

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223951/ramazan-2016-18-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223951/ramazan-2016-18-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan18.jpgThu, 23 Jun 2016 01:52:29 +0300
Ramazan 2016, 17. Gün

İman Hakikati

Kışın bitimiyle birlikte hayat ilkbaharda yeniden canlanır. Aslında bunun hazırlıkları çok daha önceden başlamaktadır. Kış boyunca bakteriler, suyun dibine çöken organik atıkları (hayvan ölüleri ve bitki artıkları) ayrıştırarak minerallere çevirirler. Bu olay gölün temiz kalmasını sağlar. Aynı zamanda dipte çeşitli mineraller ve özellikle fosfor, azot ve silisyum gibi iyonlar birikir. Soğuyan yüzey sularının derinlere inmesiyle oluşan akıntılar minerallerin suya dağılmasını sağlar. Böylece baharda canlılar uyanınca, gölde beslenecekleri mineralleri hazır bulmuş olurlar.

Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs 1987, Sayı:234, s.17

Bir Ayet Bir Açıklama

"Şüphesiz Biz, yeryüzü üzerindeki şeyleri ona bir süs kıldık; onların hangisinin daha güzel davranışta bulunduğunu deneyelim diye." (Kehf Suresi, 7)

Yüce Allah ayetinde kullarını dünya hayatında imtihan edeceğini bildirmektedir ve bu nedenle dünya hayatını özel olarak insanların hoşuna gidecek süslerle birlikte yaratmıştır. Bu süsler, Allah'ın bir denemesidir ve insanı yanıltmamalıdır. Hepsi geçici ve aldatıcıdır.  İnsanın dünyadaki vazifesi, Yüce Allah'a ve ahirete iman etmek, Kuran'da bildirildiği şekilde güzel ahlak sahibi bir insan olmak, Allah'ın sınırlarını korumak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır.

Yüce Allah ayetinde kullarını dünya hayatında imtihan edeceğini bildirmektedir ve bu nedenle dünya hayatını özel olarak insanların hoşuna gidecek süslerle birlikte yaratmıştır. Bu süsler, Allah'ın bir denemesidir ve insanı yanıltmamalıdır. Hepsi geçici ve aldatıcıdır.  İnsanın dünyadaki vazifesi, Yüce Allah'a ve ahirete iman etmek, Kuran'da bildirildiği şekilde güzel ahlak sahibi bir insan olmak, Allah'ın sınırlarını korumak ve O'nun hoşnutluğunu kazanmaya çalışmaktır.

İnsanların hayatları boyunca sahip olmak istedikleri ve bu amaçla büyük bir gayret ve azimle çalıştıkları herşey aslında yaşadıkları bu hayatın süsleridir. Dünya üzerindeki her şey, insana ilk bakışta çok çekici ve güzel görünebilir. Dünya üzerindeki güzellikler insanlar için birer nimettir. Her insan çevresinde gördüğü veya sahip olduğu tüm bu nimetlerin kendisine veriliş sebebinin, yalnızca Yüce Rabbimiz Allah'ın bir denemesi olduğunu unutmamalıdır. Sahip olduğu veya olacağı herşeyle Allah'ın rızasını kazanacak güzel davranışlarda bulunması gerekir. Allah verdiği her nimetle beraber; insanın Kendisi'ne şükredici olup olmadığını, güzel ahlak gösterip göstermeyeceğini de dener. İnsanın asıl amacı, tüm bu güzellikleri bize veren Rabbimiz'e kulluk etmek, O'na en güzel şekilde şükretmek ve Kuran'da bildirdiği güzel ahlakı göstermektir. Elbette yaşadıklarının bir imtihan olduğunun farkında olan ve Allah'ın rızasına uygun olduğunu düşündüğü şekilde karar veren ve Kuran ahlakına uygun güzel davranışlarda bulunan müminler, bu imtihanı kazanmayı ve Allah'ın Kuran'da bildirdiği gibi cennet hayatı ile mükafatlandırılmayı umabilirler. Bu imtihan dünyasının en büyük sırlarından biri, iman edenler için mutlaka hayırla noktalanmasıdır. En büyük kazançlardan biri ise, iman edenlerin bu denemeler karşısında gösterdikleri güzel ahlak, cesaret ve metanetin, onların ahiretteki karşılıklarını ve derecelerini artıracak olmasıdır. www.Kuranbilgisi.com

Fosiller

kaplumbağa ve fosili

Kaplumbağa

Dönem:Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 98 milyon yıl
Bölge: Shan Li Dağı, Çin

Canlı türlerinin sürekli değişerek birbirlerinden türediklerini ve ilerleme kaydettiklerini iddia eden Darwinistlerin, tüm canlı türlerinde görülen değişmezliği nasıl açıkladıkları bir muammadır. İnsanın sözde maymundan türediğini öne süren evrim teorisinin, maymunların yaşadığı hayali insana dönüşüm sürecinin bir benzerini, neden diğer canlıların da yaşamadığını açıklaması gerekir. Fakat evrimciler tarafından bu soruya verilecek akılcı ve mantıklı bir cevap yoktur. Kuşlar değişmemiştir; gergedanlar, tilkiler, sırtlanlar değişmemiştir; resimdeki bu kaplumbağa 98 milyon yıldır değişmemiştir. İnsan da değişmemiştir. Darwinistlerin sürekli telkin ettikleri, "Canlılar değişerek gelişirler ve başka canlılara dönüşürler" iddiası büyük bir yalandır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 22 Şubat 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Hızır (a.s), Mehdiyet’e karşı olan, İsa Mesih’e karşı olan, ona karşı işte büyük eylemler içine giren kişileri genellikle faili meçhulle öldürür. Hızır (a.s)’ın öldürdüklerini hiçbir şekilde polis, adliye yakalayamaz. Hep meçhul kalır. Hiçbir delil bırakmaz Hızır (a.s) öldürdüğünde. Özellikle Mehdi (a.s) zıttı hareketlerde teker teker, İsa Mesih’e zıt hareketlerde teker teker katleder. Kuran’ın işaret ettiği de odur.

Belgesel: Sakın Unutmayın

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223671/ramazan-2016-17-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223671/ramazan-2016-17-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan17.jpgSun, 19 Jun 2016 18:40:26 +0300
Ramazan 2016, 16. Gün

İman Hakikati

İri köpekbalıkları da denizlerdeki pekçok canlı gibi planktonlarla beslenirler. Köpek balıkları, yüzgeçlerini bir filtre gibi kullanırlar ve deniz suyunu buradan geçirerek planktonları toplarlar. Kuzey Denizi'nde her Kasım ayında plankton yoğunluğu azaldığı için köpekbalıkları besin ararken her zaman harcadıklarından çok daha fazla enerji harcamak zorunda kalırlar. Bu nedenle bir süre sonra güçsüz kaldıkları için yemek aramayı bırakıp, dibe çökerler ve kış uykusuna yatarlar. Okyanusun derinliklerinde aylarca hareket etmeden ve hiç beslenmeden yaşayabilirler. Bu sırada kalpleri sanki çalışmıyormuş gibi çok yavaş atar.  

The Ocean World of J. Cousteau, Quest for Food, s.16

Bir Ayet Bir Açıklama

"Evlerinizde okunmakta olan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırlayın." (Ahzab Suresi, 34)

Tüm kainatı yoktan var eden, her şeyin en doğrusunu bilen Allah bize Kuran ile dünyayı tanıtır. Kesin doğruları içeren Kuran, bir müminin ömrü boyunca başvuracağı hidayet rehberidir. Kuran her konu hakkında Allah'ın Hz. Muhammed (s.a.v.)'e vahyettiği en doğru bilgileri içerir. Allah Ahzab Suresindeki bu ayetinde tüm müminleri Kuran'ı okuma konusunda teşvik etmektedir. Müminler evlerinde Kuran okumakta ve ayetleri de hatırlarında tutmaktadırlar.

Kuran'ın en önemli özelliklerinden biri, günümüze kadar hiçbir değişikliğe uğramadan, Peygamberimiz (s.a.v.)'e vahyedildiği hali ile bizlere ulaşmış olmasıdır. Ayrıca Kuran, her insanın anlayabileceği, sade ve anlaşılır bir üsluba ve eşsiz bir hikmete sahiptir. Kuran'ın içerdiği hükümler ve ayetlerde tavsiye edilen güzel ahlak son derece açık, anlaşılır ve kolaydır. Allah'ın hidayet verdiği, samimi niyetli her insan Kuran'da ne anlatıldığını rahatlıkla anlayabilir ve anladıklarını Allah’ın izniyle tüm tavırlarında ve düşüncelerinde en güzel şekilde uygulayabilir.

Allah Kuran'ı, insanların okuyup anlamaları, içinde yazılanları öğrenmeleri, tüm kainatı yoktan var eden Rabbimiz'i tanımaları, O'na nasıl kulluk edeceklerini bilip, sakınmaları için göndermiştir. Türlü örnek ve kıssalarla ayetlerini birer birer ve çeşitli biçimlerde açıklamıştır. Allah'ın “Biz Kitap'ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık...” (Enam Suresi, 38) ayetiyle de bildirdiği gibi Kuran eksiksizdir. Gerek dünya hayatı, gerekse ölümden sonraki hayat ile ilgili pek çok detay, Kuran'da en hikmetli şekilde açıklanmıştır.

Kuran’ı okuyan, ayetleri bilen müminler, her zaman ve her yerde Allah'ın emirlerine göre hareket eder, Kuran'da yasaklanmış her türlü düşünce ve tavırdan titizlikle uzak dururlar. Herhangi bir iş yaparken ya da bir karar alırken o konu hakkında Allah'ın ne emrettiğini düşünür, hemen Kuran ayetlerine ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'in sünnetine başvururlar. Kendi tutku ve isteklerine, içinde yaşadıkları toplumun batıl geleneklerine ya da atalarının hakka dayanmayan adetlerine göre değil, yalnızca Allah'ın buyruklarına göre hareket ederler.

Fosiller

tazmanya canavarı kafatası ve fosili

Tazmanya Canavarı Kafatası

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 32 milyon yıl
Bölge: An Hui, Çin

İngiliz paleontolog Derek W. Ager, fosil kayıtlarının evrim teorisi açısından ne kadar ciddi bir sorun olduğunu şöyle anlatır:

"Sorunumuz şudur: Fosil kayıtlarını detaylı olarak incelediğimizde, türler ya da sınıflar seviyesinde olsun, sürekli olarak aynı gerçekle karşılaşırız; kademeli evrimle gelişen değil, aniden yeryüzünde oluşan gruplar görürüz." (Derek A. Ager, "The Nature of the Fossil Record", Proceedings of the British Geological Association, cilt 87, 1976, s. 133)

Canlıların herhangi bir kademeden yani ara aşamadan geçmediğini belgeleyen fosillerden biri de, resimdeki 32 milyon yıllık Tazmanya canavarı kafatasıdır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 4 Mart 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: “Hocam mezhepler nasıl oluşmuş, niye yaygın?” Erika. Şimdi çok fazla uydurma hadis olunca mecburen mezhepler oluyor. Mesela birinde diyor ki, namazda tekbir farzdır. Öbürü, değildir diyor. Biri diyor ki, şunun eti helaldir. Öbürü, yok haramdır diyor. Her biri o zaman ayrı bir din gibi mezhep oluyor.

BÜLENT SEZGİN: Siz anlatmıştınız, ‘bağnazlar; biz bu hadislere uymazsak o zaman her şey helal olur’ diyorlar demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Bak mesela bu çok şaşırtıcı. “Meydana gelen dinde eğer Kuran’a göre hareket ettiğimizde her şey helal oluyor. Böyle din mi olur?” diyor. Haramlarla boğulmak istiyor adam. Yani Irak’taki, Suriye’deki gibi Bangladeş’teki, Pakistan’daki gibi bir sürünen hayat istiyor. “O zaman müzik de helal oluyor, resim de helal oluyor, heykel, her şey helal oluyor” diyor. “Namaz çok kolay oluyor” diyor. “Olur mu öyle şey? Acı çekeceğiz, sürüneceğiz. O zaman güzel olur” diyor.

BÜLENT SEZGİN: Allah Kuran’da; “Biz sizi kolay olanda başarılı kılacağız” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Belgesel: Solunum Sistemi

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223669/ramazan-2016-16-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223669/ramazan-2016-16-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan16.jpgSun, 19 Jun 2016 18:34:47 +0300
Ramazan 2016, 15. Gün

İman Hakikati

Pullarının arasında bulunan parazitler balıkları çok rahatsız eder. Çöpçü balığı denen küçük balıklar da, dişleriyle balıkların üzerindeki parazitleri toplayarak beslenirler. Parlak siyah-mavi çizgili vücutları ve özel zigzag dansları çöpçü balıklarını tanıtan özellikleridir. Çöpçü balıkları büyük balıkların ağzının içine girerek dişlerini de temizlerler. Kılıç-dişli balık da çöpçü balığını taklit eder. O da siyah-mavi çizgilidir. Çöpçü balığı gibi büyük balığın önüne gelerek zigzag dansı yapar. Amacı çok farklıdır, büyük balık temizlenmek için ona doğru geldiğinde ileri fırlar ve balıktan büyük bir parça et kopararak uzaklaşır.

Jill Bailey, Mimicry and Camouflage, s.32

Bir Ayet Bir Açıklama

"Andolsun, Biz onlara bir Kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık." (Araf Suresi, 52)

Allah, tarih boyunca tüm insanlara doğruyu bulmaları, kesin olan bilgiye ulaşabilmeleri ve güzel ahlakı tanıyabilmeleri için kutsal kitaplar ile bu kitapları onlara ileten ve açıklayan peygamberler göndermiştir. Allah'ın insanlara yol gösterici olarak indirdiği son kitap ise Kuran'dır. Ayette bildirildiği gibi Kuran, Allah'a iman eden salih kullar için büyük bir rahmet, bir hidayet rehberi ve her konuda yol göstericidir. Allah, Kuran yoluyla bize bilemeyeceğimiz, yaratışının sırrı olan konuları bildirir ve tüm insanları bu bilgilerle uyarır. Kuran, insanın her hükmünden, her emrinden kesin olarak emin olduğu, vicdanı hür ve rahat bir şekilde, tabi olacağı bir kitaptır. İnsanların böylesine "emin" bir yol göstericisinin olması Allah Katından verilmiş çok büyük bir nimet ve rahmettir.

Ayetin devamında; Allah’ın, insanların daha kolay kavrayıp anlayabilmeleri için ayetleri çeşitli şekillerde açıkladığı müjdelenmiştir. Allah'ın bu hükümlerine rağmen, bazı insanların genel olarak düştükleri önemli hatalardan biri, Kuran'ın her insan tarafından anlaşılır olmadığını düşünmeleridir. (Kuran’ı tenzih ederiz) Çoğu insan Kuran'ın okunması, anlaşılması ve yaşanabilmesi için uzun yıllar süren bir eğitime ihtiyaç olduğunu zanneder. Halbuki Kuran, Allah'ın ayetlerinde bildirdiği gibi apaçıktır. Bu yüzden de samimi olarak Kuran'ı okuyan her insan onu kolaylıkla anlayabilir. Kuran'ın dilinin son derece anlaşılır olması insanlar için çok büyük bir nimettir.

Allah, rahmetinin ve merhametinin bir sonucu olarak, insanların anlayışı için dinini bu kadar kolaylaştırmışken, insana düşen sadece Allah'ın bildirdikleri üzerinde düşünmek ve onları uygulamaktır. Allah'ın Kitabının nuruna uyanlar, yol göstericiliğine tabi olanlar, -Allah'ın dilemesi ile- dünyada ve ahirette daima kolaylıklarla karşılaşacak ve güzel bir hayat yaşayacaklardır.

Fosiller

mavi mezgit ve fosili

Mavi Mezgit

Dönem: Senozoik zaman, Miosen dönemi
Yaş: 5 milyon yıl
Bölge: Marecchia Nehri Oluşumu, İtalya

San Francisco Üniversitesi'nden biyolog Dean Kenyon, evrim teorisinin iddialarının bilimsel olarak asla desteklenmediğini şöyle ifade etmektedir:

"Gelin çok yaygın bir yanlış anlaşılmayı günyüzüne kavuşturalım. Tek bir hayvan türünün bile bir başka hayvan türüne tam olarak dönüştüğü, laboratuvar ortamında da sahada da gözlenmemiştir." (Dean H. Kenyon, Brief of Appelants, Ekim 1985, s. A-16)

Kenyon'un da ifade ettiği gibi evrim senaryolarının gerçekleştiğini gösteren hiçbir somut bulgu yoktur. Resimdeki mavi mezgit fosili örneğinde olduğu gibi sayısız bilimsel bulgu, evrimin hiçbir zaman yaşanmadığını göstermektedir. Evrimcilerin bu bulguları görmezlikten gelmeye çalışmalarının bir manası yoktur. Gerçeklerden kaçmak, gerçekleri değiştirmeyecektir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 8 Mart 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Bediüzzaman Hz. Hızır (a.s)‘la ilgili 29. mektupta şöyle bir açıklama yapıyor. “Makamatı evliyadan bazı makamlarda Mehdi vazifesinin hususiyeti bulunduğu ve kutbu azama has bir nispeti görüldüğü ve Hz. Hızır’ın bir münasebeti hassası olduğu gibi” diyor bazı meşahirle münasebetler bazı makamat var.” Bazı ünlü zatlarla alakalı ilişkili makamlar var. “Makamatı evliyadan bazı makamlarda” Mehdi makamı oluyor, o makama gelen bu tarikat ehli, manevi makamlarda yükselirken Mehdi makamına geliyorlar. Orada kendilerini Mehdi zannediyorlar, hepsinde oluyor. Şuana kadar hemen hemen hepsinde olmuş. O Mehdilik halleri üstlerinde gelişmeye başlıyor. Mesela makamı üveysilik vardır,  makamı Hızır vardır. Mesela Hızır makamında kendini Hz. Hızır (a.s) zannediyor, o makamlardan geçerken. Hızır makamında da Hz. Hızır (a.s)’ın halleri görülüyor üstünde. Bunu İmamı Rabbani daha geniş anlatıyor. İmamı Rabbani’nin Mektubat’ında “Hz. Mehdi (a.s) ve Hz. Hızır (a.s) ile ilgili bölümler var.

Belgesel: İmtihanın Sırrı

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223668/ramazan-2016-15-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223668/ramazan-2016-15-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan15.jpgSun, 19 Jun 2016 18:28:12 +0300
Ramazan 2016, 14. Gün

İman Hakikati

Yağmur ormanlarında yaşayan her hayvanın kendine özgü bir hareket yöntemi vardır. Bunlardan bir tanesi ayaklarının arasında ağaçlardan aşağıya süzülmesini sağlayacak bir deriye sahip olan uçan kertenkeledir. Bu deri sayesinde uçan kertenkeleler iki ağaç arasında 60 m. kadar süzülerek uçabilirler.

Michael Scott, The Young Oxford Book of Ecology, s.104

Bir Ayet Bir Açıklama

Müminler gerçekten felah bulmuştur. Onlar namazlarında huşu içinde olanlardır. (Müminun Suresi, 1-2)

Ayette, müminlerin namazlarında huşu içinde oldukları bildirilmiştir. Huşu, Allah'a karşı duyulan "saygı dolu bir korku" anlamına gelir. İnsanın namazda içerisinde bulunması gereken ruh hali de budur.

Kuran’da Müslümanlara emredilen beş vakit namaz, müminlerin hayatları boyunca sürdürmeleri gereken, vakitleri belirlenmiş bir ibadettir.  Ancak namaz ibadetini sürekli olarak yerine getiriyor olmak müminlerde hiçbir zaman için düşünülmeden sadece alışkanlıkla yerine getirilen uygulamalara dönüşmez. Tam tersine bu ibadeti Allah için yaptığını bilmek mümine her seferinde yeni bir heyecan ve yeni bir şevk verir. İnsanın yaptığı ibadet onun Allah'a olan yakınlığını, takvasını artırıyor, tefekkür ve maneviyatını geliştiriyor, ahlakını güzelleştiriyor ve bu kişiyi kötülüklerden alıkoyuyorsa o zaman bu ibadetten Allah'ın hoşnut olması umulabilir.

Namaz, gafleti yok eder, müminin bilincini ve iradesini canlı tutar. Müminin sürekli olarak Allah'a yönelip dönmesini sağlar ve Yaratıcımız olan Allah'ın emirleri doğrultusunda bir yaşam sürdürmesine yardımcı olur. Namaz kılmak için Allah'ın huzurunda duran mümin, Rabbimiz ile güçlü bir  manevi bağlantı kurar. Namazda insan     Allah'ı en güzel isimleriyle anar ve bu ibadet insanı her türlü kötülükten alıkoyar.

Yalnızca ahiret yurdunu arayan, dünyanın gerçek mahiyetini kavramış akıllı bir mümin, sonsuz azaptan kurtulmak ve cennette daha üstün derecelere ulaşabilmek için yaptığı her işi sonsuz hayatına etki edecek birer vesile olarak görür. Eline geçen, karşısına çıkan fırsatları çok değerli bilir ve bu fırsatları Allah'a yakınlaşmaya vesile olarak görüp, en bilinçli şekilde değerlendirmeye çalışır. Bunun sonucu olarak da Allah’ın izniyle  ayette müjdelenen felaha kavuşur.

Fosiller

tarpun ve fosili

Tarpun 

Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 110 milyon yıl
Bölge: Brezilya

Missing Links (Kayıp Halkalar) isimli kitabında Robert A. Martin şöyle demektedir:

"Eğer Yaratılışçılık doğru ise, bir ata-torun ilişkisinden veya herhangi bir evrimsel gelişmeden söz edilemez. Evrim modeli doğru ise, oldukça yüklü sayılabilecek fosil kayıtlarıyla birlikte, tüm seviyelerde ve kronolojik sıralamada ara geçiş formlarının bulunması gerekir." (Robert A. Martin, Missing Links: Evolutionary Concepts and Transitions Through Time, Jonesa and Barlett Publishers, UK, 2004, s. 8)

Bu kitapta sadece birkaçına yer verdiğimiz fosil örneklerinin hepsi, istisnasız olarak canlılar arasında herhangi bir ata-torun ilişkisi olmadığını, her bir türün kendine has özelliklerle bir anda ortaya çıktığını göstermektedir. Öte yandan 150 yıldır yapılan kazı çalışmaları ortaya bir tane bile yarım canlı örneği, yani ara geçiş fosili koyamamıştır. Bu durumda, evrimin geçersiz, Yaratılış'ın ise reddedilmesi mümkün olmayan bir gerçek olduğu açıktır.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 26 Mart 2016 tarihli A9 TV röportajından

KARTAL GÖKTAN: Musevilerin sözlü geleneğinde verilen bilgiye göre Hz. Musa (a.s)’ın “Rabbim, kardeşimden başkasına malik olamıyorum” dediği zaman Allah’a olan duası “Rabbim, Moşiyah’ı şimdi gönder, çünkü bu halk beni dinlemiyor. Kardeşimden başkasına malik olamıyorum” şeklinde.

ADNAN OKTAR: Evet. Bir daha oku.

KARTAL GÖKTAN: Musevilerin sözlü geleneğinde verilen bilgiye göre Hz. Musa (a.s)’ın “Rabbim, kardeşimden başkasına malik olamıyorum” dediği zaman Allah’a olan duası “Rabbim, Moşiyah’ı şimdi gönder, çünkü bu halk beni dinlemiyor. Kardeşimden başkasına malik olamıyorum” şeklinde.

ADNAN OKTAR: “Mehdi’yi şimdi gönder” diyor Hz. Musa (a.s). “Kardeşimden başkasına malik olamıyorum.” 3500 yıl önce Hz. Mehdi (a.s) bekleniyor.

Evet, başka bir tane daha var.

BÜLENT SEZGİN: “Musa dedi ki: Rabbim, ben kulun ne geçmişte ne de benimle konuşmaya başladığından bu yana iyi bir konuşmacı oldum. Çünkü dili ağır ve göğsü sıkışan biriyim. Rab: ‘Kim ağız verdi insana?’ dedi. ‘İnsanı sağır, dilsiz, görür ya da görmez yapan kim? Şimdi git, Ben konuşmana yardımcı olacağım, ne söylemen gerektiğini sana öğreteceğim.’ Musa dedi ki: Rabbim beni gönderme, ne olur benim yerime başkasını gönder. O zaten göndereceğin kişiyi” diye söylüyor.

ADNAN OKTAR: Bir daha söyle.

BÜLENT SEZGİN: “Musa dedi ki: Rabbim, ben kulun ne geçmişte ne de benimle konuşmaya başladığından bu yana iyi bir konuşmacı oldum. Çünkü dili ağır ve göğsü sıkışan biriyim. Rab: ‘Kim ağız verdi insana?’ dedi. ‘İnsanı sağır, dilsiz, görür ya da görmez yapan kim? Şimdi git, bu konuşmana yardımcı olacağım, ne söylemen gerektiğini sana öğreteceğim.’ Musa dedi ki: Rabbim beni gönderme, ne olur benim yerime başkasını gönder. O zaten göndereceğin kişiyi.”

ADNAN OKTAR: Yani Hz. Mehdi (a.s)’ı.

BÜLENT SEZGİN: Sözlü Musevi kaynaklara göre burada Hz. Musa (a.s) tam sözü şu şekilde: “Ne olur benim yerime başkasını gönder, o zaten göndereceğin Moşiyah’ı.”

ADNAN OKTAR: MaşaAllah.

Hz. Süleyman (a.s)’a sorulan konuyu yine okuyun.

KARTAL GÖKTAN: Hz. Süleyman (a.s)’a soruldu: “Moşiyah mizaç olarak sana benzer mi?” Hz. Süleyman (a.s) dedi ki: “Moşiyah da benim gibi muzip olacak.”

ADNAN OKTAR: Şakacı, esprili. Zaten o yaptırdığı saraydaki o havuz mesela sırf şaka için. Evet.

KARTAL GÖKTAN: “Ama o mizaç olarak en çok Musa’ya benzer.”

ADNAN OKTAR: Çünkü sürekli takip edilecek, sürekli izlenecek. O da heyecanlı olacak. O dil tutulması var ya Hz. Mehdi (a.s)’ın konuşamaması o ondan. O da aynı Hz. Musa (a.s) gibi çok benziyor. Yanağındaki ben de benziyor. Zaten hadiste var Hz. Musa (a.s)’a benzemesi yönü.

BÜLENT SEZGİN: Birkaç madde vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet, oku onları, bir, iki, üç.

BÜLENT SEZGİN: “Museviler için Moşiyah Hz. Musa (a.s)’dan büyüktür. Çünkü Hz. Musa (a.s) sayısı on bini geçen Beni İsrail’e gönderildi. Moşiyah ise tüm halklara gönderiliyor.”

İkinci madde: “Hz Davut (a.s)’ın soyundan gelip mabedi yeniden yapmayı başaracak olan kimse kesinlikle Moşiyah olacaktır.”

“Moşiyah’ın harikalar ve alışılmışın dışında durumlar meydana getirmesini veya ölüleri diriltmesini beklemeyin, böyle olmayacak.”

ADNAN OKTAR: Sevgiyle kalpleri diriltecek Moşiyah. Bu üç maddeyi bir daha oku.

BÜLENT SEZGİN: Okuyorum. “Museviler için Moşiyah Hz. Musa (a.s)’dan büyüktür. Çünkü Hz. Musa (a.s) sayısı on bini geçen Beni İsrail’e gönderildi. Moşiyah ise tüm halklara gönderiliyor.”

ADNAN OKTAR: Tabii. Dünya kaç milyar? Sekiz milyar insana gönderiliyor.

BÜLENT SEZGİN: “Hz Davut (a.s)’ın soyundan gelip mabedi yeniden yapmayı başaracak olan kimse kesinlikle Moşiyah olacaktır.”

ADNAN OKTAR: Moşiyah-Mehdi ama ikisini aynı anda konuşun, söyleyin yani. Moşiyah- Mehdi. Anlamaz ilk duyan, “Moşiyah kim?” der. Bir daha oku bunu.

BÜLENT SEZGİN: “Hz Davut (a.s)’ın soyundan gelip mabedi yeniden yapmayı başaracak olan kimse kesinlikle Moşiyah-Mehdi olacaktır.”

ADNAN OKTAR: “Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Moşiyah-Mehdi’nin harikalar ve alışılmışın dışında durumlar meydana getirmesini veya ölüleri diriltmesini beklemeyin, böyle olmayacak.”

ADNAN OKTAR: Evet. Yine Moşiyah’ın tutukluları serbest bırakmasıyla ilgili var.

KARTAL GÖKTAN: “Efendimiz Moşiyah-Mehdi tüm tutukluları serbest bırakacaktır.”

ADNAN OKTAR: Evet, o hadiste de var. Ama tabii katilleri şunu bunu değil. Hakikaten mazlum yere hapse girenleri kurtaracak.

BÜLENT SEZGİN: Yine Adnan Bey, “Moşiyah-Mehdi bugüne kadar yemediğiniz hayvanları size helal kılacaktır.” 

ADNAN OKTAR: Museviler için söylüyor bunları, evet. “Moşiyah halka sürekli şunu diyecek” diyor, o kısmı oku.

KARTAL GÖKTAN: “Moşiyah halka sürekli şunu diyecek: ‘Allah sizinle yaptığı hangi anlaşmada bu dünyada rahat edeceğinizi söyledi ki? Şu anda başınıza gelen tüm belalar dünyada rahatlık peşinde olmanızdan kaynaklanıyor.’”

ADNAN OKTAR: Dünyaya bağlandıkları için, Allah’ı anmadıkları için. Bak, başı belaya girenlere dikkat edin hiç Allah’tan bahsetmiyorlar. Oradan da anlarsınız. Konuşuyorlar, hep rahatlık, kurtuluş, evlenmek, hayatını kurtarmak, güzel yaşamak, Allah’tan bahsetmiyorlar.

BÜLENT SEZGİN: Bir kaç madde daha vardı Adnan Bey.

ADNAN OKTAR: Evet.

BÜLENT SEZGİN: “Her kim tüm halkları bir olan Allah’a birlik içinde hizmet etmeye ikna ederse o kesinlikle Moşiyah-Mehdi’dir.”

ADNAN OKTAR: Yani “bütün dünya Müslüman olacak” diyor Moşiyah-Mehdi’nin devrinde. Evet.

BÜLENT SEZGİN: Diğer madde: “Musa’nın ardından dini zorlaştırıp, Davut’un dini kolaylaştırması gibi Moşiyah-Mehdi de dini kolaylaştıracaktır.”

ADNAN OKTAR: Evet, Hz. Davut (a.s) gibi.

Belgesel: Kuran Darwinizmi Yalanlıyor

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223553/ramazan-2016-14-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223553/ramazan-2016-14-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan14.jpgFri, 17 Jun 2016 19:17:25 +0300
Ramazan 2016, 13. Gün

İman Hakikati

Rüzgar yolu ile döllenen bitkilerde döllenmenin güvence altına alınabilmesi için polen üretimi çok fazladır. Örneğin, çam ağaçlarında her bir erkek kozalak yılda 5 milyondan fazla, tek bir ağaç ise 12.5 milyar civarında polen üretmektedir. Kayın ağacında bu rakam 2 milyar civarında, cevizde 2 milyon, fındıkta ise 5 milyon civarındadır.

Bilim ve Teknik Dergisi, Mayıs 1995, Sayı. 330, s.76

Bir Ayet Bir Açıklama

"Getirdikleriyle sevinen ve yapmadıkları şeyler nedeniyle övülmekten hoşlananları (kazançlı) sayma; onları azaptan kurtulmuş olarak sayma. Onlar için acı bir azap vardır." (Al-i İmran Suresi, 188)

Yaptığı işlerle böbürlenmek ya da gerçekte kendi yapmadığı şeylerle övünmek toplumdaki bazı insanlar için son derece olağan bir davranış olabilir ancak Allah Al-i İmran Suresindeki bu ayetinde, bu davranışın Kendi Katında beğenilmeyen bir ahlak olduğunu bildirmektedir.

Nefsin en önemli beslenme kaynaklarından biri övünmedir. Her insanın kendini diğer insanlardan üstün gördüğü bir övünme sebebi vardır ve nefis övülmekten büyük bir zevk alır. Bu tür davranışların altında, insanın kendisinin yaptığını sandığı, gerçekte ise yalnızca Allah'ın dilemesi ve yaratmasıyla gerçekleşen işlerden kendi nefsine pay çıkarmak ve bunlarla nefsini yüceltmek gibi sapkın arayışlar yatar. Oysaki insan bir işi kendisi yapsın ya da yapmasın, övgü duyulan şeylerin gerçek sahibi; o işi yaratan, sonsuz güç ve ilim sahibi olan Allah'tır. Bu nedenle övgüye layık olan da yalnızca Yüce Allah’tır.

Hiçbir insanın kendisine ait müstakil bir gücü yoktur. Her şey ve her olay Allah'ın izni ve dilemesi ile gerçekleşir. Rabbimiz kullarına bahşettiği farklı üstün özelliklerle sadece onları denemektedir. Nefsin isteği doğrultusunda hareket ederek böbürlenmesi ve övülmekten hoşlanması insanı kayba sürükleyecek davranışlardır. Kişinin müstakil olarak yapmaya güç yetiremeyeceği bir şeyden dolayı böbürlenmesi ve övünmesi, gerçekte tüm özellikleri yaratan Allah'ı gereği gibi takdir edemediğini gösterir. Bu da insanın nefsine ilahlık vermesi (Allah'ı tenzih ederiz) ve nefsini Allah'a ortak koşması anlamlarına gelir. Allah Kuran’da Kendisi'ne şirk koşulmasının en büyük günah olduğunu ve vazgeçilmediği takdirde bu çirkin tavrı gösteren kimseleri bağışlamayacağını bildirmektedir. Rabbimiz'in sınırsız gücünü takdir etmek yerine kendisini övüp yüceltmeye kalkışan kimseler ise ayetlerde acı bir azap ile müjdelenmişlerdir.

Fosiller

arakorya kozalağı ve fosili

Arokarya Kozalağı

Dönem: Mezozoik zaman, Jura dönemi
Yaş: 170 milyon yıl
Bölge: Arjantin

Arokaryaların 170 milyon yıldır en küçük bir değişikliğe dahi uğramadığının ispatı olan resimdeki fosil karşısında Darwinistler sessiz kalmaya mahkumdur. Darwinistlerin fosil kayıtları karşısındaki sessizliğini ve "utancını" ünlü evrimci Stephen Gould şöyle dile getirmektedir:

"Durağanlığın karşıkonulamaz varlığı, fosil kayıtlarının utanç verici yönlerinden biri haline gelmiştir." (S. J. Gould, ‘Cordelia's Dilemma', Natural History, Şubat 1993, s.15)

Darwinistlerin fosil kayıtları karşısında utanç duymalarının sebebi, yaklaşık 150 yıldır sürdüregeldikleri yalanın deşifre olmasıdır. On yıllardır canlıların sözde aşama aşama değişerek bugünkü hallerine kavuştukları masalını anlatan ve kitleleri bilim tarihinin belki de en büyük sahtekarlıklarından birine inandıran Darwinistler, fosil kayıtlarının ortaya koyduğu gerçek karşısında mahçup olmakta haklıdırlar. Bundan sonra olması gereken, bu mahcubiyetin onları doğruya yönlendirmesi ve bile bile bir yalanın peşinden gitmekten vazgeçmeleridir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 26 Nisan 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki; “Ümmetim için en korktuğum şey, Lut toplumunun yaptığıdır” diyor. Yani “Ümmetim için en korktuğum şey homoseksüellik.” İslam alemini bununla batırmak istiyorlar.

Ve Peygamberimiz (s.a.v.) diyor ki Hakim ve Beyhaki’de; “Erkek erkekle yetinirse ümmetim helak olur” diyor. Erkek erkekle. Bir kadın zıtlığını görüyorsunuz değil mi? Kadın karşılığını, yok dekolte giyindi, yok saçını açtı, yok işte gözünü boyadı. Bütün gücü ile ama homoseksüeli gördü müydü alkışlıyor. Ama Allah tertemiz hanımlar yaratmış onlara bütün gücü ile karşı koyuyor. Trafikte bile karşı adam her yerde karşı. Bir kısmı da araba sürmelerine bile karşı araba kullanmalarına. Allah’ın Resulü (s.a.v.) diyor ki, “Homoseksüellik yani Lutilik çoğaldığı zaman Allah homoseksüellerden ve onların işini tabi gören toplumlardan” bak dikkat edin. Onu normal gören, doğal gören, gerekli gören, makul gören toplumlardan “korumasını kaldırır. Hangi yaşayız üzerine yıkıma uğrayacaklarını önemsemez. Ve Allah onları helak eder” diyor. Et Tergib ve't Terhib 4. cilt 65. sayfada yazıyor. Bak hem Kuran ayetleriyle sabit hem hadislerde. Onları bak normal görenleri de helak eder diyor Allah. Kendi yapmasa dahi, zaten normal gördü mü aynı konuma gelmiş olur. Makul gerekli faydalı görüyorsa aynı kafada demektir. Ahir zaman alameti diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “Erkekler erkeklerle yetindiğinde kıyamet yaklaşmış demektir” diyor.( Ramuz El-Ehadis 448/8) “Kadınlara benzemeye çalışan erkeklere Allah lanet etsin” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). (Ebu Davut Libas Bölümü bölüm 30, Camiu's-Sağir 2/124) Bu kadar açık hüküm, Kuran ayetleri varken bu kadar açık hadisler varken, fıtrata da karşı iğrenç bir eylem olduğunu gördükleri halde şak şak alkışlıyorlar. Utanç duy utanç, haya et. Çok açık hüküm. Destekliyorsan o kafadasın demektir. O mantığı savunuyorsun demektir.

CAN DAĞTEKİN: “Kendilerinin güzel bir iş yaptıklarını zannediyorlar” diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Desteklemek ne demek? Doğru fiil diyorsun yani. Yapılan doğru diyorsun. Pislik olduğu ortada. İslam’a göre Kuran’a göre benim inancıma göre. Adam dinsiz imansızsa beni ilgilendirmez o adam. Ben Müslüman olarak söylüyorum. Ben Müslümanlara hitap ediyorum. İman ehline ve Hristiyanlara hitap ediyorum ve Musevilere hitap ediyorum. Dindar Musevi, dindar Hristiyan, dindar Müslümanlara hitap ediyorum. İslam’a önem verenlere söylüyorum. Dinimize göre böyle, Museviliğe göre böyle Hristiyanlığa göre de bu böyle, bu şekildedir. Müslüman tabi, bunları döverek söverek ezerek küfrederek değil. İlimle irfanla, akılla bu fitneye karşı mücadele verecek. Demokratik yöntemlerle, kanunla hukukla mücadele verecek. Yoksa adamları işte binanın üstüne çıkarıp atmak, yakmak, kesmek, dövmek, öldürmek falan değil. Ama iğrenç bir fiil olduğu açık. Hz. Lut (a.s) devrinde Hz. Lut (a.s)’ın kapısına dayanmıştı adamlar. Şimdi de evimize dayandılar televizyonlarla, radyolarla, gazetelerle evimize dayandılar. Evin kapısına dayandılar yani. Aynısı, çünkü o devirde adımla dayanıyorlardı şimdi de televizyonlarla, radyolarla evlerimize dayanmaya çalışıyorlar. Büyük bir kitle de homoseksüel olmuş durumda, Darwinist olmuş durumda. Buna karşı işte Cenab-ı Allah Hz. Mehdi (a.s)’ı ve Hz. İsa Mesih (a.s)’ı gönderiyor. O bütün peygamberler devrinde yapılan rezilliklerin, o devirde peygamberlerin mücadele ettiği rezilliklerin bin katı şuan var ve buna karşı Cenab-ı Allah hateme veli olan İmamı Mehdi (a.s)’yi  ve bütün Hristiyan aleminin ve Müslüman aleminin sevgilisi olan Hazreti İsa Mesih’i gönderiyor. Bu belayı kaldırmak için. Mesela bak Tevrat’ta “Kadınla yatar gibi erkekle yatma bu iğrençtir” diyor. Leviller Tevrat’ta 18/22. “Bir erkek başka bir erkekle cinsel ilişki kurarsa ikisi de iğrençlik etmiş olur.” (Leviller 20/13 Tevrat) İncil’de de haramdır yasaktır. Hristiyanlıkta, Musevilikte de haram ve yasaktır. Ve sonsuza kadar haram olan bir fiildir. Cennette de haram olan bir fiildir. Sonsuza kadar. Allah iğrençlik olarak iğrenç bir pislik olarak belirtiyor. Allah diyor ki örf ile emret. Örf ile anlat. Ben örfe göre söylüyorum anlayacağı dilden anlatıyorum. Örf ile söyle diyor Allah.

ERDEM ERTÜZÜN:  Başka bir ayette “Nefislerini etkileyecek söz söyle” diyor Allah.

ADNAN OKTAR: Evet. Nefislerine yönelik etkileyici üslup. Evet, etkileyici anlamaları için uygun bir üslupla konuşuyorum. Ama hepsinin kurtulmasını isteriz tabii. Bu beladan pislikten. Kimse cehenneme gitsin istemeyiz. Helak olsun istemeyiz. Herkes kurtulsun, kurtulsunlar diye söylüyorum bu  sözleri.

KARTAL GÖKTAN: Allah, “Sizden iyiliği emreden kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun” diyor.

ADNAN OKTAR: Evet. Burada asıl hedef kurtuluşlarıdır. Bu pisliğin içine hiçbir Müslüman’ın düşmesini istemiyorum. Hiç kimsenin düşmesini istemem. Hepsi kurtulsunlar.

CAN DAĞTEKİN: Allah başka bir ayette “Müslüman olaraktan başka bir tutum üzerinde ölmeyin” diyor.

ADNAN OKTAR: Tabii.

Kuran’da mesela nikah geçer. Nikah kelimesi, tezviç. İzdivaç yani zevç , eş. Zevce eş. Bunların tamamı kadın sığası ile kadın olarak geçer. Hiç birinde erkek hükmü geçmez. Kuran’da hiçbir evlilik hükmünde erkek erkeğe diye bir ifade olacak gibi ima dahi olacak gibi hüküm yok. Hepsi kadın erkeğe göre. Bütün fiil çekimleri kadın erkeğe göre tamamı, ahirette de öyle dünyada da öyledir.

ERDEM ERTÜZÜN:  Hz. Lut da (a.s) “Ben bu yaptığınıza öfkeyle karşı olanlardanım” diyor ayette.

ADNAN OKTAR: Tabii. Nikahlı eşler dışında helali olan kadınlar dışında ilişkinin haram olduğunu Cenab-ı Allah açık açık söylüyor. Mesela Müminun Suresi 6 ve 7 ayetlerde, Mearic Suresi’nin 29-30 ve 31. ayetlerinde kesin hüküm olarak bak nikahlısı helalı olan kadınların dışında her türlü ilişkinin haram olduğu geçiyor. Erkek hiçbir şekilde ilişkiye giremez onun dışında. Onun dışında sabretsinler diyor Cenab-ı Allah. Onun dışında sabretsinler yani nikahlanıncaya kadar nikah imkanı oluncaya kadar sabretsinler. Kadın da öyledir erkek de öyledir.

Kadın karşıtlığı yok dekolte giyinmesin, yok saçını boyamasın kadınları erkek gibi yaptılar. Kadınlardan soğudular bu sefer erkeklere yöneldiler. Yani kendilerini kadınlardan soğuttular. Çünkü kadın güzelliğini kaldırdılar. Kadınları erkek gibi yaptılar. Kadınları soğuk hale getirdiler. Mesela bir kısmını sevgisiz gaddar hale getirdiler. Ters böyle aksilik yapan, hayasızlık yapan işte erkek gibi küfreden ondan sonra nezaketsiz, bakımsız, itici kadınlar meydana getirdiler. Büyük bir kitle olarak. Sonra da erkek çocuklarına yöneldiler. Ve homoseksüelliğe çevirdiler olayı bu sefer. Halbuki kadınlar bakımlı güzel olsalar, dekolte de giyinseler çekici hoş olsalar kadın sevgisi yüreklerine işleyecek ve böyle bir sapıklığa da gitmeyeceklerdi. Allah bela olarak üstlerine bunu getiriyor.

CAN DAĞTEKİN: Siz söylemiştiniz Hocam, makyaj bile yaptırmıyorlar, erkek gibi giyindiriyorlar.

ADNAN OKTAR: Hiçbir şekilde, vücudunu da erkeğe benzetmeye çalışıyor. Mesela diyor kalçan dar olsun geniş omuzlu ol bu ne ki böyle diyor. Erkeği de kadın gibi yapıyorlar. Çocuklar bakıyorum model çocuklar yurt dışında yanı kadın kıyafetleri. Acayip ezmişler çocukları aynı kadın.

KARTAL GÖKTAN: Hocam Allah bir ayetinde “İçinizden iyiliği emreden kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun” diyor. Bu konuları hiçbir kimse sizin gibi anlatıp tepkisini ortaya koymuyor.

ADNAN OKTAR: Ödleri kopuyor. Ne korkuyorsun? Allah’tan kork.

“Zinaya yaklaşmayın derken Allah tam olarak ne demek istiyor sizce” Talat Akçam. Bazı bilgisi eksik olanlar “zinaya yaklaşmayın” onu genişletiyor. Allah adına yeni bir hüküm çıkarıyor. Diyor ki “Allah demek ki böyle demek istedi.” Kardeşim Allah muhkem açıklar. İma ile konuşmaz. Kuran’da ima ile Allah hükmü hiç yoktur. İma ile İslam olmaz. İma ediyor diyor. Zinaya yaklaşmayın ne demek? Mesela kadın varsa evine onun evine iki yüz metre uzakta durman gerekiyor diyor. Çünkü yakınlaşırsan zina tehlikesi var. Bunu anlatmak istiyor Kuran diyor. Zinaya yaklaşmayın demek fiili olarak zina fiilini yerine getirmeyin demektir. Yani cinsel ilişkiye girmeyin. Helal olmadan cinsel ilişkiye girmeyin demek. Yaklaşmayın deyince filmlerden oradan buradan alarak kendilerince hüküm çıkarmaya çalışıyorlar. İma ile hüküm olmaz. Hükmü eğer ima yapmaya çalışırsan İslam’ı mahvedersiniz. Ki ettiniz zaten şimdi onu düzeltemeye çalışıyoruz. İslam’ı yeryüzünden silecektiniz Allah kurtarıyor şuan. İma ile Müslümanlık olmaz. Mesela Allah namazı ima etmiyor. Namaz kılın diyor. Oruç tutun diyor. İma ile hiçbir hüküm yoktur. Helal ile haramlar ima ile olmaz. Şarap, haram diyor Allah açık söylüyor. Kumar yasak diyor açık söylüyor. Böyle kapalı bir hüküm yoktur. İma ile hüküm çıkarıyor adamlar. Mesela diyor ki kadınlara dokunduğunuz zaman efendim abdest alın. Dokunmak cinsel ilişki açıkça çünkü Hazreti Meryem diyor “Bana hiçbir erkek dokunmamış iken nasıl çocuğum olur?” Burada kastedilen cinsel ilişki açık. Çocuk olsa bilir bunu. Yok ya diyor öyle demek istemedi. Parmağını dokunmak yeterlidir diyor. Adam yolda giderken kadının eli bir değiyor şöyle, abdest gitti. Kardeşim ima ile hüküm olur mu? Nereden çıkarıyorsun sen bunu? Hep ima ile mahvetmişler İslamiyet’i. Mezhepler de ima ile ortaya getirmişler. Mezheplerin çıkış amacı, yolu, sebebi imadır. Açık muhkem hüküm ile İslam’a bakmamışlar. Onun için kadınları da bu kadar köşeye sıkıştırıyorlar. Ve bu kadar eziyorlar hep ima ile. “İma ediyor” ima da öyle bir şey yok. Sen kendi aleyhine niye imaya bakmıyorsun? Kendi aleyhine ima ile bakmış olsalar sokağa bile çıkamazlar. Hep hükümleri kadınların aleyhine çıkartmışlar. Hep uydurma hükümler. Kuran’da kadınların hürriyeti alabildiğine açık. Son derece özgür kadınlar. Nur Suresi’nin 31. ayeti de kadın özgürlüğü ile ilgilidir. Onu tam tersine çevirmeye çalışıyorlar.

Belgesel: Kuran Mucizeleri -4

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223552/ramazan-2016-13-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223552/ramazan-2016-13-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan13.jpgFri, 17 Jun 2016 19:09:51 +0300
Ramazan 2016, 12. Gün

İman Hakikati

Avrupa'da yaşayan ebe kara kurbağası, yaşamının büyük bir bölümünü karada, sudan uzakta olmayan toprak oyuklarda geçirir. Karada çiftleşir. Dişi yumurtalarını yere bırakınca, erkek onları spermasıyla döller. Yarım saat sonra, erkek kurbağa yumurtalarını ipe dizer gibi birbirine yapıştırır ve sonra da bunları arka ayaklarının üzerine yapıştırarak yerleştirir. Daha sonraki birkaç hafta nereye gitse, seke seke yumurtalarını da yanında taşır. Sonunda yavrular yumurtadan çıkacağında suya atlar. Yumurtaların yapışık olduğu arka ayaklarını tüm yavrular çıkana kadar suda tutar. Daha sonra tekrar karadaki oyuğuna geri döner. (David Attenborough, Yaşadığımız Dünya, s.105)

Bir Ayet Bir Açıklama

"...Şüphesiz benim Rabbim, yapmakta olduklarınızı sarıp-kuşatandır." (Hud Suresi, 92)

Ayette, Allah'ın insanları da yaptıklarını da kuşattığı bildirilmektedir. Allah'ın her yeri sarıp kuşattığı, bize şah damarımızdan yakın olduğu, her nereye dönersek Allah'ın yüzünü göreceğimiz birçok Kuran ayeti ile bildirilmiştir. Allah her yerdedir. Allah, tek mutlak varlık olarak, tüm kainatı, tüm insanları, yerleri, gökleri, her yeri sarıp kuşatmıştır ve Allah tüm evrende tecelli etmektedir.

Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Allah'ın Zatı başkadır. Allah'ın tecellileri ise her yerdedir. Gökleri, yeri, bu ikisi arasında olan her şeyi, kainatta işleyen tüm kanunları, her an meydana gelen tüm olayları yaratan Rabbimiz, 'Habir' sıfatıyla her şeyin iç yüzünden ve gizli taraflarından da haberdardır. Üstelik Allah'ın 'bilmesi' sınırsızdır.

Kainatın her noktasına tam olarak hakim olan Allah, insanın içine de, dışına da hakimdir. Allah insanların içlerinden geçirdikleri, niyet edip uyguladıkları veya uygulamadıkları ya da gizlice tasarladıkları her şeyden haberdardır. Yeryüzünde Allah'tan habersiz hiçbir şey olamayacağı gibi hiç kimse de, Allah'ın bilgisi dışında içinden bir şey geçiremez. Allah herkesin içinden geçeni mutlaka bilir. Bu durumda insan Allah'a karşı son derece samimi ve boyun eğici olmalı, zaaflarını, eksiklerini, kusurlarını, imani zayıflıklarını Allah'a samimi bir biçimde açmalı, kendisini imani olarak güçlendirmesi için dua etmeli ve O'ndan yardım istemelidir.

İçinden geçirdiği her düşünceyi Allah'ın bildiğinden haberdar olan müminler, kalabalıkta oldukları zaman da, kimsenin görmediği ortamlarda da Kuran ahlakına uymayan herhangi bir davranış göstermekten aynı titizlikle sakınırlar. Çünkü Kuran ahlakına uygun olmayan bir davranışı, ister herkesin içinde isterse yalnız başına yapsın, ister açığa vursun isterse saklasın, Allah'ın bunu bileceğini ve kendisini her davranışından sorguya çekeceğini bilir. Allah'ın onun bu konudaki samimiyetini deneyeceğini ve imtihan kastıyla kendisine çeşitli uygun ortamlar yaratacağını da bilir. Bu nedenle müminler, Allah'ın sınırlarını korumada son derece titiz davranırlar.

Fosiller

karınca aslanı ve fosili

Karınca Aslanı

Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 100 milyon yıl
Bölge: Myanmar

Evrimcilerin bilim dışı iddialarına göre kelebekle fil, balinayla karınca, orkidelerle ısırgan otları, insanlarla balıklar sözde aynı ortak ataya sahiptirler. Böyle bir iddianın doğru olup olmadığını gösterebilecek en önemli delil fosil kayıtlarıdır. Fosil kayıtlarında bir canlının bundan on binlerce, on milyonlarca hatta yüz milyonlarca yıl önceki hali tam olarak muhafaza edilmiştir. Böylece, canlının geçmişte yaşamış örneklerine bakılarak, sözde bugünkü halini alana kadar hangi hayali ara aşamalardan geçtiği görülebilir, hatta sözde ortak ataların izlerine rastlanabilir. Ne var ki fosil kayıtlarına bakıldığında evrimcilerin iddia ettiği gibi herhangi bir ara aşama görülmez, herhangi bir ortak ataya da rastlanmaz. Milyonlarca fosil örneği, canlıların hep aynı kaldıklarını hiç değişmediklerini, yani evrimin büyük bir yalandan ibaret olduğunu göstermiştir. Bu fosillerden biri de resimdeki 100 milyon yıllık karınca aslanıdır.

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 18 Nisan 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: “Mehdi’nin sevgisi” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) “dünyadaki en keskin kılıç olacak” yani dünyayı düzeltmede, ıslah etmede, irşad etmede en keskin kılıç olacak Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgisi. “Nasıl karanlıklar, korku, baskı, hüzün ve iyi, acı iyilerin kalbini karartabilirse onun sevgisi ve şefkatiyle en karanlık ruhlarda bile nurani bir ışık yanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.) Hz. Mehdi (a.s.)’ın sevgisiyle. Ne kadar mübarek, muhterem bir insan ki, Allah ona talebe etsin beni, sizleri de inşaAllah. Hizmetçisi etsin. “Bu ışıkla bütün dünya aydınlanacak” diyor Peygamberimiz (s.a.v.). (Seyyid Sadreddin Sadr El Mehdi kitabı 419. Sayfa.) Allah razı olsun onlar da muhafaza etmiş, saklamışlar hadisleri. Şia’nın güzelliği işte bu da.

GÜLEN BATURALP: Başka bir hadiste de Mehdi (a.s) için Peygamber Eendimiz (s.a.v.) “Kömür gibi kalpleri elmaslaştıracak” diye bildiriyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Bak “Mehdi’nin sevgisi dünyadaki en keskin kılıç olacak” çok manidar bir ifade Resulullah (s.a.v.)’ın ifadesi. Bak “Nasıl karanlıklar, korku, baskı, hüzün ve iyi, acı iyilerin kalbini karartabilirse” onların kalbine rahatsızlık verirse “Mehdi’nin sevgisi ve şefkatiyle en karanlık ruhlarda bile” en azgın ruhlarda bile  “nurani bir ışık yanacak” diyor Resulullah (s.a.v.). Bu ışıkla dünya aydınlanacak, bütün dünya.

Belgesel: Kuran Yeterlidir

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223521/ramazan-2016-12-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223521/ramazan-2016-12-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan12.jpgFri, 17 Jun 2016 01:22:56 +0300
Ramazan 2016, 11. Gün

İman Hakikati

Filler çok iri bir cüsseye sahip oldukları için vücutlarını serin tutma konusunda bazı problemler yaşarlar. Bu yüzden çok büyük olan kulaklarını fan olarak kullanırlar ve serinlemeye çalışırlar. Ayrıca kulakları vücutlarında büyük bir yer kapladığı için buradan ısının vücut dışına çıkması da kolay olur.

John Stidworthy, The Large Plant Eaters, s. 7

Bir Ayet Bir Açıklama

"... öfkelerini yenenler ve insanlar(daki hakların)dan bağışlama ile (vaz)geçenlerdir." (Al-i İmran Suresi, 134)

Allah ayette müminlerin öfkelerini yendiklerini ve haklı oldukları durumlarda dahi affedici olduklarını haber vermektedir.

“Affedici ve bağışlayıcı olmak” Kuran'da tavsiye edilen güzel ahlak özelliklerindendir. Kuran ahlakından uzak yaşayan kimseler için affetmek son derece zordur. Çünkü bu gibi kişiler yapılan bir hata karşısında hemen öfkeye kapılırlar. Öfke, insanın akli fonksiyonlarını perdeleyen, olayları sağlıklı değerlendirip doğru karar verebilmesini engelleyen bir etkendir. Belli durumlarda insanın öfkelenmesi yaratılışından kaynaklanan bir davranış olsa bile güzel olan, bu öfkeyi sürdürmeyip, yenmektir. Affedicilik, hoşgörü, sabır, sevgi gibi üstün ahlak özelliklerinden uzak yaşam süren kişiler birbirlerine karşı kolaylıkla kızgınlık duyabilmekte ve kin duyabilmektedirler. Oysa müminler, kendilerinin tamamen haklı oldukları ve karşı tarafın tümüyle haksız olduğu bir durumda bile hiç tereddütsüz affedebilirler. Çünkü iman edenler, yaşadıkları her olayın Allah'ın izniyle gerçekleştiğini ve her şeyin bir kader üzerine yaratıldığını bilirler ve davranışlarını bu bilinçle belirlerler.

Müminin öfkesini yenmesi, öfkenin sebep olabileceği çeşitli hatalardan ve zararlardan korunmasına da vesile olur. Öfkeyi yenmek ve bağışlamak, başta iç huzuruna vesile olmakla beraber sıkıntılı ve gergin ruh halinin huzura ve ferahlığa dönüşmesini de sağlar. Bu nedenle müminler öfkelenmekten büyük bir titizlikle sakınır ve her durumda üstün bir ahlak sergilerler. Kuran'da "Kim sabreder ve bağışlarsa, şüphesiz bu, azme değer işlerdendir." (Şura Suresi, 43) ayetiyle affetmenin üstün bir ahlak özelliği olduğu bildirilmiştir. Kuran’ı ve Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in sünnetini kendileri için rehber edinen müminler, Allah’ın sonsuz rahmetine ve cennetine kavuşabilmek için bağışlayıcı olmak da dahil Kuran'ın tüm hükümlerini titizlikle yerine getirmeye çabalarlar.

Fosiller

bataklık mersini ve fosili

Bataklık Mersini

Dönem: Senozoik zaman, Oligosen dönemi
Yaş: 30 milyon yıl
Bölge: Fransa

Darwinistler bilimsel bulgularla tartışmak yerine propaganda yöntemlerine başvurmayı, düşünce özgürlüğünü sınırlayarak evrimi yıkan eserleri yasaklatmayı, çoğu zaman kendilerince alaycı üsluplar kullanarak kamuoyunu etki altına almayı tercih ederler. Bunun için çoğu zaman psikolojik harp teknikleri kullanırlar.

Oysa evrimcilerin yapması gereken, karşılarındaki kişiyi hiç dinlemeden, ortaya konulan belgeleri ve delilleri incelemeye bile gerek duymadan iftiralara, hakaretlere ve suçlamalara başvurmak değildir. Eğer teorilerine güveniyorlarsa, ellerinde bilimsel bulgular varsa bu bulguları ortaya koymaları ve karşı tarafı fikren etkisiz hale getirmelidirler. Ancak bugüne kadar bunu yapamamışlardır ve bundan sonra da yapmaları mümkün değildir: çünkü Darwinistlerin ellerinde teorilerine destek olabilecek bir tane bile delil yoktur.

 

Sayın Adnan Oktar Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 6 Mart 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Bak diyorlar ki: Ayette diyor ki Kehf Suresi 10, şeytandan Allaha sığınırım; “O gençler mağaraya sığındıkları zaman” Hızır (a.s)’ın talebeleri gençlerden oluştuğu anlaşılıyor. “Rabbimiz” şeytandan Allah’a sığınırım; “Katından bize bir rahmet ver. İşimizden bize doğruyu kolaylaştır. Bizi başarılı kıl.” (Kehf Suresi 10) Ne işi olur mağaranın içinde? Mağara merkez olmak üzere eğer mekânın dışına çıkıyorsa tamamdır o zaman. Her yerde olursun. O zaman olur. “Böylelikle mağarada yıllar yılı kulaklarına vurduk. Derin bir uyku verdik.” (Kehf Suresi 11) Yani yüzlerce yıl. Nasıl olur bu? Beden olarak olmaz. Ruh olmaları gerekiyor. Yani istediklerinde demek ki beden olmaktan çıkıp ruh olabiliyorlar.  Bu Hızır (a.s)’a ait klasik özellik. “Sonra iki gruptan hangisinin kaldıkları sureyi daha iyi hesap ettiğini belirtmek için onları uyandırdık.”(Kehf Suresi 12) Demek ki bedenlenme de ruh haline gelme de Cenab-ı Allah’ın elinde. Zamanı gelince bedenleniyorlar. Uyandırma öyle olur. “Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.” Hadi ismi Cenab-ı Allah’ın Mehdi ismi 1996 yılını veriyor Ebcedi. “Onların kalpleri üzerine sabrı ve kararlılığı rabdetmiştik.” (Kehf Suresi 13) “Kıyam ettiklerinde demişlerdi ki bizim Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir İlah olarak biz O’ndan başkasına kesinlikle tapmayız. Eğer tersini söyleyecek olursak andolsun gerçeğin dışına çıkarız.” (Kehf Suresi 14) Aynı Hz. Musa (a.s)’nın saraydaki gizli arkadaşının üslubu gibi. Değil mi? Hz. Musa (a.s)’nın sarayda gizli arkadaşı var ama devletin ödü kopuyor ondan. Ama Musa (a.s)’ya demediklerini bırakamıyorlar. Ama ona bir şey diyemiyorlar. Diyememelerinin de bir nedeni var. “Bunlar bizim kavmimiz. Ondan başkasını ilahlar edindiler onlara apaçık bir delil getirmeleri gerekmez miydi?  Öyleyse Allah’a karşı yalan uydurup iftira edenden daha zalim kimdir?” (Kehf Suresi 15) “Madem” diyor bak içlerinden biri diyor ki “Mademki siz onlardan ve Allah’tan başka taptıklarından kopup ayrıldınız.” Nasıl olur? Boyut ayrılması var. “O halde mağaraya sığının da Rabbiniz size rahmetinle bolca miktar yaysın ve işinizden size bir yarar kolaylaştırsın.” (Kehf Suresi 16)Mağaranın içinde ne işi olur insanın? Nasıl yarar kolaylaştırılır? Mağarada hizmet ediyor. Hizmet etmesi için mekânın ve zamanın dışına çıkması lazım. Burada her ikisi de var. Görülüyor açıkça. “Görürsün ki güneş çıktığında mağaralarına sağ yandan yönelir. Battığında onları sol yönden keser, geçerdi.”Masonlukta aynısı var. Güneş sağdan geliyor soldan gidiyor. Aynısı vardır masonlukta. Mason töreninde de var bu. “Onlar onun mağaranın geniş boşluğun dalardı.” Yani ana orta kısım. “Bu Allah’ın ayetlerindendir.” Ayet ne demek? Allah’ın mucizesi delilleri ayet. “Allah kime hidayet verirse işte hidayet bulan odur.”  Yani Hz. Mehdi(a.s) hidayet bulan. Hidayete ermiş Hz. Mehdi (a.s) “kimi saptırırsa delalete düşürürse onun için asla doğru yolu gösterici bir veli bulamazsın.” (Kehf Suresi 17) Yani Deccalın velisi olmaz. “Sen onları uyanık sanırsın oysa onlar” ne haldeler? Yekaze halindeler. Yani madde olmaktan çıkmışlar. Maddeyle ruh arasındalar. Bak “sen onları uyanık sanırsın oysa onlar derin bir uykuda uyuşmuşlardır.” Uyuşmuşlardır değil de yani hareketsiz evet ruh halini almışlar. “Biz onları sağ yöne ve sol yöne çeviriyorduk.” Mason töreninde var bu. Sağ yana ve sol yana dönme var. “Köpekleri de iki kolunu uzatmış yatıyordu. Onları görmüş olsaydın geri dönüp onlardan kaçardın. Onlardan içini korku kaplardı.” (Kehf Suresi 18)  Mağaradaki görüntü korku verici tabii gören için. O normal zahir hükmü bunun. Görüntülerinde normal bir bayılma görüntüsü yok. Korku verecek bir görüntüleri var.  Ve tahsebu hum: ve onları sanırsın. Eykâzan:  uyanık. ve hum rukûdun: onlar uykudadır. ve nukallibu-hum: ve onları çeviririz, döndürürüz.  zâte el yemîni: sağ taraf. ve zâte eş şimâli. Tam yani masonlukta aynısı var. Ve sol taraf.  ve kelbu-hum: onların köpeğiBâsitun: uzatmıştır, uzatmış vaziyettedir. Zirâayhi: iki kol, ön ayakları hayvanlar için. Bu köpek bizim bildiğimiz bir köpek değil yalnız onu söyleyeyim. Yani bildiğimiz klasik hayvan köpek değil. Anlatımdan anlaşılıyor. Kuran’ın anlatımından anlaşılıyor. Bu kadar detay vermez Allah.

EBRU ALTAN: Canlı bir varlık mıdır?

ADNAN OKTAR: Şimdi biraz sonra anlatınca tam anlamış olacaksınız. Zirâayhi: iki kol, ön ayakları Bi: ile.el vesaîdi: mağaranın dış kısmı, giriş, avlu. levittala'te (lev ittala'te): muttali olsaydın, yakından görseydin. Aleyhim: onlara, onları. le velleyte: mutlaka geri dönerdin, sırtını dönerdin. Min hum: onlardan. Firâren: kaçarak. Hz. Musa (a.s) nasıl kaçtı? Sırtını dönüp kaçtı değil mi? Bak, aynısı olurdu diyor. Sırtınızı döner kaçardınız diyor. Aynı mantık. Firâren, firar kelimesinden geliyor. ve le muli'te: ve sen mutlaka dolardın. min-hum: onlardan. Ru'ben.  Ru'ben de Tevrat’ta geçen bir isimdir aynı zamanda. Korku ile korkarak. Balık, köpek aynı varlıklar yani inşaAllah. Bir öyle olur bir öyle olur inşaAllah. Burada Hz. Hızır (a.s)’ın bir toplantı yaptığını anlıyoruz. Biliyorsunuz Hızır (a.s) gerçi daha önce de söylemiştik kelpun. Kelp köpek şeklini alabiliyor. Detay onun için veriliyor. Balık şeklini alabiliyor. Kuş şeklini alır. Yani Kuran’da bir çok yerde o şekilde geçiyor. Çeşitli şekillerde geçer. Mesela koşarak gelen adam. Peygamberimiz (s.a.v.)’in mağarada saklandığında yanında olan kişi.

EBRU ALTAN: Firavun’un sarayındaki kişi demiştiniz.

ADNAN OKTAR: Evet o işte. Koşarak gelen demin anlattığım o.

EBRU ALTAN: Hz. Yusuf (a.s)’ın yanında gömleğin yırtılmasıyla ilgili şahitlik yapan kişiyi de söylemiştiniz.

ADNAN OKTAR: Her yerde karşımıza çıkıyor, sık sık, işte Hızır (a.s)’ı merak edenler bu tarzdadır. İki tane bina yapımı var, biri bir bina, biri de mescit. İkisi de duvarcı ustalarının yapabileceği güzellikler. Şimdi ben bunlara durduk yere Masonları anlatınca onlar da, buna onu kim anlattı mantığında oluyorlar. Bu sefer “otuz üç derecenin üstü varsa onu da sana verelim” diyorlar.

GÖKALP BARLAN: Adnan Bey İsrail’deki toplantı mağarada olan toplantı işari anlamda mı yapıyorlar?

ADNAN OKTAR: Yoo yapıyorlar ama o asıl toplantı o değil. Asıl mağarada yapılan toplantı o değil. O sembolik olanlardan, orada mağara çok, onların girdiği mağara çok, o onlardan bir tanesi sadece.

“Böylece, aralarında bir sorgulama yapsınlar diye onları dirilttik (uyandırdık).” yani madde haline getirdik. “İçlerinden bir sözcü dedi ki: "Ne kadar kaldınız?" Dediler ki: "Bir gün veya günün bir (kaç saatlik) kısmı kadar kaldık."” İşte Hızır (a.s)’a da sorsan, ne kadar kaldın desen, “çok az kaldım” diyecek. Halbuki binlerce sene kalıyor ama zaman algısı böyle, beynindeki algı şekli o. “Dediler ki: "Ne kadar kaldığınızı Rabbiniz daha iyi bilir; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin;” yani koşer bir yiyecek olması gerekiyor, temiz.“Ancak oldukça nazik davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin." [Kehf Suresi, 19] Gizli ketumiyet ve gizlilik yani oradaki toplantı gizli olduğu için kimse bilmesin diyor. Son derece nezaketli ve nazik davransın, sakın sizi kimseye sezdirmesin, gizlilik esas. "Çünkü onlar üzerinize çıkıp gelirlerse, sizi taşa tutarlar veya dinlerine geri çevirirler; bu durumda ebedi olarak kurtuluş bulamazsınız." [Kehf Suresi, 20] Mesela Hızır (a.s)’ı yakalıyor, deccal aslında normal biri değil, ben onu pek detay olarak girmiyorum da, Bediüzzaman da onu demek istiyor, adamları titreten bir tip, metafizik özellikleri var, garip bir adam böyle hakim, etrafındakilere de hakim. Benim anladığım daha çok sihir manyetizma tarzında, istidraci harikalar gösteriyor yani halüsinasyon görüyor şahıslar. Onun için Hızır (a.s)’la karşılaşmasındaki olaylar onun bir gövde gösterisi şeklinde oluyor deccalın. Ama nasıl Firavun’un adamları Hz. Musa (a.s) karşılaştığında gerçek olduğunu anladığında adamlar düzeliyor ya, işte deccalın adamları da Hızır (a.s)’la karşılaştığında, Hızır (a.s)’ın gerçek olduğunu anlıyorlar. Yoksa deccalında öyle özellikleri var. Mesela o da ikiye bölünebilir deccal, yani öyle harika meydana gelebilir. Mesela üç, beş kişi olarak da görünebilir salonun içinde, doldurmuş olarak da görülebilir. Adam bakarsın otuz, kırk kişidir, gözüne öyle görünür halüsinasyon olarak öyle bir tip.

BEYZA BAYRAKTAR: Aklın ihtiyarını alır mı?

ADNAN OKTAR: Yok hipnozla bu çok rahat olur. Derin hipnoza girerse şahıs, kitle hipnozu oluyor. Mesela kalabalık geliyor, ben daha önce anlatmıştım size, rahmetli Zati Sungur vardı, Türkiye’de o gösteri yapardı, sinema salonu ağzına kadar dolu böyle, beyler, bayanlar diyor nasılsınız, iyiyiz falan diyorlar, bana bakıyorsunuz diyor, herkes beni görüyor diyor konuşuyor biraz o arada hepsi hipnoz oluyor haberleri yok. Konuşma yaptığı dönem içinde hipnoz oluyorlar, derin hipnoza giriyorlar, saatiniz kaç diyor hepsi bakıyor on iki diyorlar, emin misiniz diyor yanlış bakmış olabilirsiniz, bence saat üç bakın diyor, bakıyorlar hepsi üç, üç olarak gösteriyor hipnozun etkisiyle yani telkine açık oluyor, herhangi birine yapılsa hipnoz aynısı olur. Adama desen ki saatin kaç mesela saat on iki desen yok sen saat altı bak altı göreceksin desen altı görür o şekilde görür, derin hipnozla oluyor. Ama onlar sonra mesela farkına varmadan onları bir el hareketiyle falan açıyor bir anda, uyanıyorlar onu da fark edemiyorlar, biraz hani şey olmuş gibi, biraz içi geçmiş gibi falan hissediyorlar. “Böylece, Allah'ın va'dinin hak olduğunu” İslam’ın, Mehdiyet’in, kıyametin, “ve gerçekten kıyametin, kendisinde şüphe bulunmadığını bilmeleri için (şehir halkına ve sonraki insan kuşaklarına) onları buldurmuş olduk. (Onları görenler) Kendi aralarında durumlarını tartışıyorlardı, (bir kısmı) dedi ki: "Onların üstüne bir bina inşa edin,” İşte bu olayın açıklaması, hiçbir mantığı yok, burada ikinci bir açıklaması yok yani Masonik’tir buradaki izah. Masonlar Kuran’dan almışlar öyle düşünün. “Rableri onları daha iyi bilir." Onların işine galip gelen (sözleri geçen)ler ise:” bak onların işlerine garip gelen yani bu özel bir ekip bu. Bak “"Üstlerine mutlaka bir mescid yapmalıyız" dediler.” [Kehf Suresi, 21] Bu da yine Masonik bir işarettir, biri tapınak, biri bina ikisi de mimarlıkla ilgili. Bunu yapacak olanlar mimarlardır, her ikisini de. Mimar İngilizce’de işte Mason free Mason. “(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler, onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır. "Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler.” Bak köpeğe ne kadar çok dikkat çektiriyor görüyor musunuz? Yoksa alelade bir şey, köpek orada durabilir, köpek kale alınacak bir şey değildir normalde. Allah bir fevkaladelik olduğu için köpeğe dikkat çekiyor. “De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az (insan) dışında kimse bilemez."” Ancak Hızır (a.s)’la bağlantısı olanlar bilebiliyorlar. “Öyleyse onlar konusunda açıkta olan bir tartışmadan başka tartışma ve onlar hakkında bunlardan hiç kimseye bir şey sorma.” [Kehf Suresi, 22] diyor, gizli olsun. Bu zaten Hızır (a.s)’ın talebelerinin ana özelliğidir bu gizlilik. “Hiç bir şey hakkında: "Ben bunu yarın mutlaka yapacağım" deme. [Kehf Suresi, 23] Ancak: "Allah dilerse" ( inşaAllah yapacağım de ).” [Kehf Suresi, 24] Bu da bir sırdır inşaAllah. İnşaAllah ve maşaAllah ahir zamana ait sırdır. Bir şifre kelimedir, bir parola gibidir, dünya hakimiyetinin işaretleri. “Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar ve dokuz (yıl) daha kattılar.” [Kehf Suresi, 25] bu üç yüz dokuz özellikle verilen bir sayı. Ama her şeyi biliyorsunuz hep zamanı gelince anlatıyorum değil mi? Daha önce hiç anlatmadım bunu.  “O, ne güzel görmekte ve ne güzel işitmektedir.” Rabb’in gözü yani Allah her şeyi görmekte bunu biliyorsunuz onlar üçgen içinde gözle ifade ediyor. “Ne güzel işitmektedir” [Kehf Suresi, 26] yine işitme kulakta Masonik bir semboldür işitmeyi anlatmak için kullanıyorlar Masonlar. Anlıyoruz ki çok etkilenmişler Masonlar Kuran’dan. “Kuran’ın dışında bir şey okuma” diyor Cenab-ı Allah.

Belgesel: Savaşların Perde Arkası

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223247/ramazan-2016-11-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223247/ramazan-2016-11-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan11.jpgMon, 13 Jun 2016 20:26:41 +0300
Ramazan 2016, 10. Gün

İman Hakikati

Yunuslar, bilim adamlarını uzun süre şaşkınlığa düşürmüş olan çok büyük hızlarla yol alırlar. Yunus balıklarının bedenlerinin çevresinde kusursuz bir su akışı vardır. Bu akışın nedeni yunus balığının derisi üzerinde yapılan araştırmalar sonucunda bulunmuştur. Yunus balığının derisi üç katmandan oluşur. Dıştaki katman incedir ve çok esnektir; içteki katman kalındır, katmana plastik kıllı bir fırça görünümü veren ve yine esnek olan çubuklardan oluşur. Katmanların üçüncüsü olan ortadaki katman ise, süngerimsi bir maddeden yapılmıştır. Böylece, son hızla yüzen yunus balığına değen sudan bir girdap oluşmaya başladığı zaman, dış deri, bu girdabın neden olduğu aşırı basıncı iç katmanlara iletir ve iç katmanlar bu aşırı basıncı söndürürler. Oluşan girdap, böylece büyümeye zaman bulamadan kaybolmuş olur.

Bilim ve Teknik Dergisi, Sayı:212, Temmuz 1985, s.20

Bir Ayet Bir Açıklama

"Kim Rabbinin Makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular)dan sakındırırsa, artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir." (Naziat Suresi, 40-41)

Ayette, Allah'ın bizzat Kendisi'nden, üstün ve şerefli Makamından korkan ve nefsinin istek ve tutkularından sakınan kimseler cennet ile müjdelenmektedirler.

Allah sonsuz güç sahibidir, sonsuz bir ilme ve sonsuz bir akla sahiptir. Allah alemlerden müstağnidir, hiç kimseye ihtiyacı yoktur, fakat tüm varlıklar O'na muhtaçtır. Herkesi ve her şeyi yoktan var eden ve her an varlıkta tutan Allah'tır; her şeyin ve herkesin sahibi O'dur. Tüm bu sonsuz üstünlüklerin sahibi olan Allah'a karşı değil isyankar bir tavır almak, O'nu unutarak bir an geçirmek bile şuurlu bir insanın cesaret edebileceği bir şey değildir.

Allah'ı Kuran'da tanıtıldığı gibi tanıyan ve O'nun kudretini gereği gibi takdir eden bir insan Allah'tan ve Allah'ın rızasına ters düşen bir tavırdan sakınır ve O'nun azametinden haşyetle; saygı dolu bir korkuya kapılır.

Ayette haber verilen ‘nefsi hevadan’, yani nefsin istek ve tutkularından sakınmak ise insanın kendi içinde vereceği bir mücadeledir. Nefis tamamen dünyaya yönelik bir hayat tarzını amaçladığı için para, mal, çocuklar, kariyer gibi kendini hoş tutacak, rahat yaşatacak, insanlardan daha üstün olduğunu hissettirecek hırs ve arzularla beslenir. Bu anlamda nefsi insanın içinde bulunan, her an galip gelebilmek için fırsat kollayan ve sürekli olarak mücadele edilmesi gereken bir düşman olarak görebiliriz. Nefis, Yüce Allah’ın dilemesi dışında, kişinin ihlasını kırmak, samimiyetini zedelemek için benliğinde var olan her türlü kötü fikir ve düşünceyi destekleyecek şekilde hareket eder. Nefis insan benliğinde ‘sınır tanımaz günah ve kötülüğü’ barındıran bir varlıktır. Bu nedenle bir insanın samimi olarak iman edebilmesi için nefsini arındırıp temizlemesi, nefsin istek ve tutkularından sakınması ve Allah’ın emrettiği Kuran hükümlerini eksiksiz olarak uygulaması gerekir.

Yüce Allah Kuran’da, insana bir yarar sağlamayacak olan nefsin bu fısıltıları yerine vicdanının sesini dinleyen kişileri kurtuluşa ulaştıracağını müjdelemektedir.

Fosiller

sırtlan kafatası ve fosili

Sırtlan Kafatası

Dönem: Mezozoik zaman, Kretase dönemi
Yaş: 73 milyon yıl
Bölge: Da Li, Yun Nan, Çin

Evrim tarihi sayısız sahtekarlığa sahne olmuştur. Çeşitli soyu tükenmiş fosiller veya birkaç kemik parçası hayali ara geçişe delil gibi gösterilmeye çalışılmış, günümüzde yaşayan canlıların fosilleri yıllarca evrimleşmekte olan canlılar olarak kamuoyuna sunulmuştur. Fakat fosiller üzerindeki bu aldatıcı spekülasyonların yerini uzun bir zamandır bir sessizlik kaplamıştır. Çünkü resimde görülen 73 milyon yıllık sırtlan kafatasında görüldüğü gibi, günümüz canlılarının büyük bir bölümünün milyonlarca yıl önce bugünkü halleriyle yaşamış olduğu ve dolayısıyla evrim geçirmedikleri anlaşılmıştır. Şimdi artık, evrimcilerin insanın evrimi hikayesi üzerinde yapmakta oldukları sahtekarlıkların ve spekülasyonların da son bulma vakti gelmiştir.

 

Sayın Adnan Oktar Münafıkları Anlatıyor

Ahir Zaman

Adnan Oktar’ın 16 Nisan 2016 tarihli A9 TV röportajından

ADNAN OKTAR: Maya takvimini biliyorsunuz 2012’de bitiyor. Bunun nedeni, maya kabartmalarında “2012 yılında” diyorlar -ama şimdi bu biraz acayip olacak tabii- “beyaz kıyafetli birisi gelecek” diyorlar -ama oraya gelecek diyorlar- “bir kral gelecek” diyor, “ondan sonra yeni bir çağ başlayacak, yeni bir devre girilecek” diyor 2012’de. Musevi hahamlar da bunun Moşiyah olduğunu söylüyorlar. Bu Maya takvimindeki beyaz kıyafetli hatta “sakallı” diyorlar “dalgalı saçlı” diyorlar. Çok detaylı bilgi var Maya yazıtlarında. Bak, “sakallı, beyaz kıyafetli ve dalgalı saçlı” diyor “birisi gelecek ve bütün hayat değişecek” diyorlar. 2012’den itibaren yeni bir çağa girilecek. Yani bir çağ bitecek yeni bir çağ başlayacak. Maya takvimi biliyorsunuz 2012’de bitiyor. Ondan sonra yeni bir devre girildiği için takvim orada duruyor. Maya kültürü Yukatan Yarımadası’nda yaşamış bir kültür. Yukatan, Hz. Nuh (a.s)’ın oğlu Şem’in soyundan olan Yuktan’dan geliyor. Oradaki soy işte Yuktan’dan üremiş bir soy. Semitik bir ırk yani. Semitik Maya kültüründe bu soydan kabul ediliyor. Milattan Önce 600, Milattan Sonra 900 yıllar arasında en bilinen dönemlerini yaşıyorlar.

Belgesel: Resulullah'a (sav) Uymak

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223246/ramazan-2016-10-gunhttp://www.harunyahya.org/tr/Ramazan-Makaleleri/223246/ramazan-2016-10-gunhttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/6-makaleler/ramadan10.jpgMon, 13 Jun 2016 20:19:04 +0300