HARUNYAHYA.ORGhttp://harunyahya.orgharunyahya.org - Adnan Oktar'ın Sohbetlerinden Başlıklar - Son EklenenlertrCopyright (C) 1994 harunyahya.org 1HARUNYAHYA.ORGhttp://harunyahya.orghttp://harunyahya.com/assets/images/hy_muhur.png11666Sayın Adnan Oktar'ın 7 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 7 Mart 2017

 

Darbenin İlacı Modernliktir, Kadınlara Hürriyettir, Sanattır, Estetiktir.

İzmir’de Başbakan’ın Ali Hocamız’ın güzel bir toplantısı vardı hanımlarla. Hanımlarda dekolte çok, başı da açık ve makyajlı helal olsun. Kardeşim, darbenin ilacı modernliktir, kadınlara hürriyettir, sanattır, estetiktir. Dekolte hanımların, modern gençlerin, modern hanımların olduğu bir toplumda darbe marbe olmaz söyleyeyim. Kadınlar rahatsa bitti, kadınlar rahat değilse mahvolur toplum. Yani hiç kurtarırı yok. Darbe, savaş da çıkar her şey olur Allah esirgesin her türlü felaket gelebilir.

 

(Başbakanımız bugün kadınları öven şöyle bir konuşma yaptı: “Kadın-erkek hepimiz insanız, Allah’ın kuluyuz. Kadının erkeğe, erkeğin kadına ihtiyacı var. Eşitlik yönünde kadınların yükünün daha fazla olduğunu düşünüyorum.”)

Güzel demiş. Ama işte fiili durum çok önemli. Bak İzmir’de ilk defa ben bunu gördüm. Çok modern dekolte hanımlar var. Ki ağırlıklı benim gördüğüm kadar başı açık hanımlar. Böyle olsun kardeşim böyle olsun. Modern bir parti olduğu iyi vurgulansın AK Parti’nin. Yani gelenekçi, Ortodoks, yani klasik içine kapalı bir parti görünümü olmaz. Mursi’nin daha moderni gibi alırlar bu sefer öyle algılarlar. Böyle olmaz. Klasik Avrupai bir parti olsun AK Parti. Çünkü bu çok uç bir şey. Yani artık orduda kadınlar başörtüsü takıyor, bitti. Her türlü kolaylık sağlanmış. Yani ezim ezim ezilen kimse kalmamış, bitti. Artık herkese özgür ve sevecen bir ruh verilmesi gerekiyor. AK Parti dekolte karşıtı bir görünüm vermiyor ama zeminde böyle bir şey var görünüyor. Bunu iyice kaldıralım. AK Parti toplantıları tamamen başı kapalı kadınlardan oluşmasın. En az yarı yarıya dekolte ve başı açık kadınlar olsun. Avrupa’ya, Amerika’ya, Rusya’ya, Çin’e her yere mesajımız çok olumlu olur. Dekolte, medeniyetin bir yansımasıdır. Modernlik vurgulamasında en önemli husustur dekolte. Kadının özgür olması ve dekoltenin, bakımın, güzelliğin aşikar olması. Mesela Avrupa’yı Avrupa yapan dekoltedir. Dekoltenin olmadığı hiçbir ülkede insanlar yaşamak istemiyor. Dekoltenin olduğu her ülkede modernlik, kalite ve sanat var. Çünkü kadın özgürlüğünü ifade eder bu. Bak aksi olduğunda mahvoluyoruz çok korkunç bir görüntü oluyor. Özgürlük yok, kadınlara muazzam bir baskı, sıkıntı, böyle sanattan uzak, estetikten uzak, güzellikten uzak iç karartıcı abus bir dünya üzerimize üzerimize geliyor o zaman. Çok ürkütücü bir dünya oluyor. O zaman işte darbeler kaçınılmaz olarak geliyor insanların üzerine dünyanın her tarafında. İslam ülkelerinde darbeler hep bu tarzda oldu.

 

(Öcalan’ı sorgulayan komutan olarak tanınan Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı Hasan Atilla Uğur, “Darbe gecesi ordudan arkadaşlarım beni aradı. O gün İngiliz ve Amerikan askerlerinin Kıbrıs’ta işgal için hazırda beklediğini öğrendim” dedi. Açıklamaları şöyle: “15 Temmuz’dan bir gün önce Gaziantep, Kilis üzerinden sınırları aşarak ABD, IŞİD ve PYD güçlerinin olduğu yere geçen askerler oldu. Kıbrıs’a 10 bin İngiliz askeri geldi. Amaç, darbe girişiminde Türkiye’yi işgal etmek. İşgal ederken de ‘kan gövdeyi götürüyor yardıma geldik’ diyeceklerdi” dedi.)

10 binini de katlar geri göndeririz. Akıllarını başlarına alsınlar. Onlar nereye geldiğinin farkında değiller. Geldiklerine geleceklerine pişman ederiz. Sakın öyle bir akılsızlık yapmasınlar yani neye uğradıklarını şaşırırlar. Burası Irak, Suriye’ye falan benzemez. Dangalaklık istemiyoruz. İlimle irfanla, kanunla hukukla ne gerekiyorsa yaparız.

 

Kıbrıs'taki İngiliz Üslerinin Kapatılması Ortadoğu İçin Ferahlık Olur

Bir kere o üslerin kapatılması lazım. Felaket yağdıran, dehşet, acı yağdıran, ölüm makinesi olan yerler. İnsanlara acı, ölüm, yaralanma, dehşet, felaket getiren bela merkezleri. Kapatılmaları elzem. İbadet olur. Bir felaketten insanları kurtarmak olur. İnsanları öldüren insanlar yetiştiren bir sistemde olduğu için o insanları da katil olmaktan kurtarmak da sevap. Çünkü çok korkunç bir şey katil olmak Allah vermesin. Hz. Musa (as) kazayla bir adam öldürdü ömrü boyunca onun acısını çekti, ömrü boyunca. Çok rahatsız oldu ondan.

 

Darwin De Kadınları Aşağı Gören Bir Düşünceye Sahipti. Haşa Kadınların Köpekler Gibi Olduğunu Söylüyordu

Darwin diyor ki kadınlar için: “Kadınlar her şeye rağmen -haşa- köpekten daha iyi bir şey. Ev ve evle ilgilenecek bir kişi.” Kendi karısı için diyor ki: “Belki karım Londra’yı sevmeyecek. O zaman bana ceza; uyuşuk ve tembel bir aptalla sürgün hayatım olacak” diyor. Bak “uyuşuk ve tembel bir aptalla sürgün hayatım olacak” diyor. Karısına bu şekilde hakaret ediyor. Kadınlara bakış açısı da bu. Darwinist ahlakın verdiği bir çirkin bakış açısı.

Darwin, “Genellikle kadınlarda sezgi, hızlı kavrama ve belki taklit gücü gibi özelliklerin erkekler oranında daha çok belirgin olduğu itiraf edilir. Ancak bu yeteneklerden en azından bazıları aşağı ırklara ve bu nedenle de eski ve aşağı medeniyet düzeyine ait özelliklerdir” diyor. Yani “bu onların ilkelliğini gösterir” diyor. Halbuki bu bir üstünlüktür. Hızlı kavrama, sezgi yani bu üstünlük alenen, taklit gücü bu da bir üstünlük.

 

(Arap Baharı başladıktan sonra 2011 Şubat, 2011 Haziran döneminde yani beş ayda İngiltere’nin Ortadoğu ülkelerine silah ihracatı 22,2 milyon sterlinden 30,5 milyon sterline fırladı. Silahların içinde çok sayıda keskin nişancı tüfeği var.)

İşte bak bu kepazeliği çıkarınca o direkt silah fabrikalarına para olarak dönüyor. Yani adamlar yolunu bulmuş. Ortadoğu halklarını bunlar -haşa- ilkel görüyorlar. Rahatça kargaşa savaş çıkartıp oluk oluk petrol karşılığında silah satıyorlar, Dolar karşılığında silah satıyorlar. Silah satışı biraz düştüğünde hemen savaş çıkarıyorlar. Ama Ortadoğu halklarının da bir kısmının bu oyuna gelmesi çok çirkin. Bak Türkiye’yle baş edemiyorlar. Ne kargaşa çıkarabiliyorlar, ne iç savaş çıkarabiliyorlar hiçbir şey yapamıyorlar. Çünkü Mehdiyet var. 

 

Sevgiyi Devlet Politikası Haline Getirmek Gerekir. Kavga Ve Gerilim Kültürü Değil Sevgi Ve Merhamet Hakim Olmalı

Hükümet, hükümet üyeleri sevgiyi devlet politikası haline getirsinler, sevgiyi. Kavga ve gerilim kültürü çok yaygın Türkiye’de. Yani nereye gitsen kavga ve idişme didişme kültürü birçok yerde hakim. Yoğun olarak sevgi politikasını devlet resmi olarak gündeme getirsin. Her yerde sevgiden bahsedilsin. Bakanlar sevgiden bahsetsin, Başbakan sevgiden bahsetsin, Cumhurbaşkanı sevgiden bahsetsin ve ısrarlı bahsetsinler. Fitneyi yatıştıran, kargaşayı bitiren mühim bir ibadettir sevgi. Yaratılışın ana gayesidir, bak yaratılışın ana gayesidir. Allah’ın bizden istediği tek şey sevgidir. Kendisi’ne sevgi, yarattıklarına sevgi.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244627/sayin-adnan-oktarin-7-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244627/sayin-adnan-oktarin-7-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170307t_04.jpgWed, 15 Mar 2017 23:36:22 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 6 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 6 Mart 2017

 

(Vatandaşlar 15 Temmuz gecesi Genelkurmay Silahlı Kuvvetler Komuta Harekat Merkezi’ni darbecilerden geri almaya çalışmıştı. Yeni ortaya çıkan bilgilere göre, vatandaşlar karargaha giremeyince başka çareler aramışlar ve tank tarafından ezilen bir polis aracının plastik aksamlarını ateşe verip, emici fanların olduğu havalandırmaya atmışlar. Havalandırmaya atılan parçalar, binanın dumanla dolmasını sağlayınca darbeciler burayı terk etmek zorunda kalmış.) 

Türk aklına bak, maşaAllah çok akıllılar. Ne kadar pratik çözümler buluyorlar, mucize bu maşaAllah. Ama işte eğitim verilmesi lazım. İşgale karşı, darbeye karşı, halk bilinçlendirilip eğitim verilmesi lazım. Ne olur darbeye karşı eğitim verilse? Asker de eğitilmesi lazım, polis de, halk da eğitilmesi lazım.

 

İslam Öncesi Kayıtlarda Mehdiyetin Anlatılması, Mehdiyetin Hak Olduğunun Önemli Delillerinden Biridir

Zerdüşt, Mehdi (as)’yi uzun uzun anlatıyor. Aynısı. Hazreti İbrahim (as) sayfalarında aynısı anlatılıyor. Budha aynısını anlatıyor. Mehdi’yi aynısıyla anlatıyor, sakalını, saçından, boyu posunu aynısıyla anlatıyor. Aztek yazıtlarına bakıyoruz, orada da Mehdi (as) anlatılıyor. Ölü Deniz yazıtlarına bakıyoruz orada da Mehdi (as) anlatılıyor. Yani hepsi ittifak halinde. Bu ne biliyor musun? Hepsi hak dinlerin bozulmuş hali. Zerdüştlük de hak bir dinin bozulmuş halidir. Mehdi (as)’yi çok kapsamlı anlatıyor. Ahir zamanda geleceğini, bütün dünyanın tek din olacağını, kardeşlik barış olacağını, silahların kalkacağını, savaşın kalkacağını Zerdüşt söylüyor. Budha da söylüyor. İnka yazıtlarında, Aztek yazıtlarında ne işi var? Orada da yazıyor. En eski yazıtlarda da var.

 

Tayyip Hocam Allah Rızası İçin Tüm Gücüyle Hizmet Ediyor. Böyle Şevkli Bir İnsana Engel Olmaya Yeltenmek Vicdanlı Bir Tavır Değil

Mehdi gibi bir nevi tabii, çok çile çekti, çok acı çekti. Aslan gibi delikanlıydı, baksana acayip yaşlandı, ızdırap sıkıntı. Son zamanlarda da acayip bunaltıyorlar, çok sıkıyorlar. Milletçe destek olalım da ferahça bu yollardan geçebilsin. Bunca sıkıntıya bir de tabandan da sıkıntı olursa, bu günah, ayıp, çirkin artık, hiçbir vicdan kabul etmez. Şevki güzel çünkü gayretli, bayağı aşkla gayret ediyor. Böyle bir insanın ayağına çelme takarak hızını kesmeye kalkmak vicdanlı bir davranış olmaz. Ahlaki bir tavır da olmaz. Ya sen kendin git yap, ya yapana destek ol, değil mi? Hayır, sen daha iyi biliyorsan gel tamam kabul. Bu şevk, bu heyecan, bu gayret varsa tamam. Tayyip Hoca da bir şey demez, gel. Kimse sana bir şey demez, seni seçelim. “Hayır, ben yapamam”, o zaman konuşma. Yapamıyorsan konuşma. O zaman yapana, başarılı olana destek ol, ayağına çelme takma. Bir de Tayyip Hocam biraz daha sakin olsun. Sıkılmasın, kendini boş yere sıkmasın. Millet seviyor onu, öyle bir şey yok. Yanındayız da ayrıca. Bunalacağı bir şey yok, stresli olmasın. Tevekküllü olsun. Son derece rahat olsun. İşler tıkır tıkır gider, hiçbir şey olmaz. Bir de etrafındaki insanların bazıları daha usta olsun. Beceriksizlik günah, bu insanı çok sıkar yani, çok ızdırap verir. Bir lider için, etrafında beceriksiz insanlar olması çok bunaltıcıdır, çok zordur. Ne desin şimdi Cumhurbaşkanı adam, farz edelim mikrofonu açıyor çalışmıyor, araba bilmem ne, bu çok sıkıcı ne desin yani? Yahut bir görev veriyor, adam yapmamış. Yani herkes elinden geldiği kadar destekçi olsun, yardımcı olsun. Ama Tayyip Hoca da kendini sıkmasın, o onun sağlığına da zarar verir. “Almanya izin vermedi”, vermesin Allah Allah gitmezsin. Almanya’yla bizim ne işimiz var? Telekonferans yaparız, değil mi? Olay biter yani. Televizyondan zaten bütün Türkler izliyorlar onu. Herkes de izliyor yani. Bir salon toplantısına gerek yok. Herkes evinde izliyor. “Almanya’daki vatandaşlarıma açıklama yapacağım” dersin, biter.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’ya yönelik sözlerine destek veren bir açıklama yaptı. “Sayın Cumhurbaşkanı dört milyon Türk’ün yaşadığı Avrupa’yla ilgili olarak; “Ben istersem gelirim. Kapıdan sokmadığınız zaman da, dünyayı ayağa kaldırırım” demiştir. Sayın Cumhurbaşkanı eğer Avrupa’ya gitme kararındaysa yalnız değildir. MHP Genel Başkanı olarak ben de kendisiyle birlikte Avrupa’ya gelirim. Türk dünyasının önemli bir parçasını oluşturan Avrupa’da, yeni bir Türk ruhunu ortaya koymak üzere Sayın Cumhurbaşkanı’yla birlikteyim” dedi.)

Allah razı olsun. O zamanlar istirham etmiştim, dedim “Tayyip Hoca’yı yalnız bırakma.” Vicdanlı bir insan, ehli vicdan tabii. Olay parti meselesi değil. Hakikaten çok güçlü şekilde sahip çıkıyor. Sevabı çok, sevabı çok. Yalnız bırakmaması… Çünkü devletin sırlarını bildiği için olayın fevkaladeliğini anladı Sayın Bahçeli. Şimdi halkın bilmediği birçok şey var. Yani kepazeliğin boyutu anlatılır gibi değil. Bu NATO’da işin içinde, İngiliz derin devleti de işin içinde. Yani olay büyük. Tek başına bir insanı onlarla baş başa bırakırsan artık insaf yani. Bunu hangi vicdan kabul eder? Olay siyaset meselesi falan değil. AK Partili olmasın bir şey olmaz. Hangi partiden olursa olsun ama bu Türkiye’nin bir tane Cumhurbaşkanı var, Türkiye’yi temsil ediyor. Sahip çıkmak lazım.

 

Cehennem Ehli, Cehenneme Layık Bir Ahlaksızlıkla Yaratılmıştır. Bizim Bildiğimizin Ötesinde Garip Birer Mahlukturlar

Normalde cehennemden çıkış yok. Ama Cenab-ı Allah diyor ki yani çok açık diyor “deve” diyor “iğne deliğinden geçerse cehennemden çıkarsınız” diyor yani çıkamazsınız anlamında diyor. Ama “Ben dilersem” diyor. Fakat cehennemdekiler için niye kafa takıyorsunuz? Onlar zaten oraya uygun tipler başka yerde rahat edemez onlar gerçekten. Onlara en uygun yer orası. Bunalır onlar başka yerde, adamı cennete koysan yaşayamaz onlar. O ahlaksızlık yapacak biriyle uğraşacak, pislik yapacak, laf sokacak. Zaten Allah’ı inkar ediyor, orada da inkar ediyor.

Şimdi hayrettir, zannettiğimiz gibi değil onlar, etkilenmiyorlar yani mahluk. İnkar ediyor Allah’ı daha hala. Bir garipler yani.

Yani kaşarın kaşarı yani, azılı kaşar etkilenmiyor yani. Bir de cehennem ateşi diyoruz ama tabii bir azap var da cehennem ateşinde adam konuşuyor. Yani züppelik yapmaya yine devam ediyor, eli yüzü yanıyor, derileri dökülüyor yine konuşuyor. Yani bir kabus gibi bir yer öyle düşünün. Bizim tam anlayabileceğimiz gibi bir yer değil.

 

BOP, İngiliz Derin Devletinin İslam Alemini Kolay Yönlendirebilmek İçin Küçük Parçalara Ayırmak Projesiydi. Geçersiz Oldu

(BOP) İşte İslam alemini küçük küçük parçalara ayırmak ve İngiliz derin devleti tarafından yönetilmesi. Kolayca yönetmek, başka bir şey değil.

 

(Necati Özfatura, Türkiye Gazetesi’ndeki yazısında Osmanlı’ya karşı ayaklanan halkların İngilizlerin oyunları sonucu isyan ettiklerini ve bu oyunların hala devam ettiğini anlattı.)

Necati Hoca açtığımız yoldan kır atıyla büyük bir süratle yalın kılıç geçmiş, ilim kılıcıyla. Çok güzel. Çok hayırlı bir çığır açtık.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244626/sayin-adnan-oktarin-6-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244626/sayin-adnan-oktarin-6-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170306t_05.jpgWed, 15 Mar 2017 23:30:38 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 5 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 5 Mart 2017

 

Kadınlar Çok Nazikler Diyor Ki İlla Güzel Olsun. Kardeşim Bakmazsan Çiçek Gibi Solar Gider

Her şeyine dikkat edeceksin, vitaminine dikkat edeceksin, mineraline dikkat edeceksin, proteinine dikkat, uykusuna dikkat edeceksin, üzülmemesine dikkat edeceksin. Allak bullak olur. ‘Ne kadar gözelmiş ya’ diyor sanki dağda yetişiyor gibi, öyle bir şey yok, emekle güzel olur o. Eğitirsin değil mi? İmanıyla sevgisiyle, kalitesiyle, durduk yere olmaz.

 

(Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı FETÖ çatı iddianamesinde Van polisine bombalı saldırı düzenleyen ve yaralı olarak yakalanan PKK’lı terörist, FETÖ’nün darbeyi öncelikle Kandil’e haber verdiğini söyledi. “15 Temmuz günü darbe olacağı telsizle bize bildirildi. Bu bilgi en üst karargahtan Murat Karayılan’dan geldi. Bildiride askerlere yönelik saldırıların, eylemlerin durdurulması bunun yerine polise ve özel harekata yönelik saldırılar düzenlenmesi emredildi. 16 Temmuz sabahı ise darbenin işlevsiz olduğu püskürtüldüğü ortaya çıktı. Karayılan’dan askere yönelik eylemlere geri dönülmesi emri verildi” dedi.)

PKK’ya yardım etmesi desteklemesi, bu çok korkunç bir şey. Bunu bir devlet açığa çıkarsa, bu neyin nesidir? Böyle bir manyaklık, manyaklıkla da açıklanacak gibi değil bu. Sapıklıkla da açıklanacak gibi değil. Bu çok korkunç bir şey, bu neyin nesidir? Böyle bir delilik nerden icabet etti ben bunu devletin öğrenmesini istiyorum. Halka açıklasınlar bu nedir bu? Adam MİT elemanlarını haber veriyor, Allah belasını versin kimse o haber veren. Allah bin türlü belanı versin, nasıl adamsın sen? MİT elemanı olmak o kadar zor ki. Bir de PKK’nın içinde. Akıl almaz zor bir şey. Lan kahpe deli misin sen? Elli ikisini birden haber veriyorsun, bir gecede hepsini infaz ettiler hepsi şehit oldu. Manyaklığa bak, bu köpeği niye bize tanıtmıyorlar kimse bu alçak? Bu nasıl bir adam? Bu manyaklığı nasıl ikna ediyor bu adamlar nasıl oluyor bu iş? Böyle bir kahpeliğe bir insan nasıl ikna edilir? Devletin elinde imkan var ben bu manyakları öğrenmek istiyorum ben bu adamları. Bu nedir bu? Tankla halk nasıl ezilir? Bu kafamızda bizim çok müphem kaldı.

 

(FETÖ ve PKK arasında pek çok bağlantı tespit edildi. Bunlardan bazıları şöyle: Tunceli’de geçen yıl tespit edilen 19 PKK hedefinin imha edilmesi için düzenlenen hava harekatı sırasında bu hedeflerin tamamını es geçen jetlerin pilotları FETÖ’den tutuklandı. PKK’nın hendek kazıp bomba döşediği bütün illerin Emniyet Müdürleri FETÖ üyesi çıktı. Hepsi de bunları bilerek göz yummuş. Silopi’de yakalanan bir PKK’lı, “FETÖ’cü bir polis ertesi gün operasyon yapılacak mahallelere haber verirdi. Biz de o yollara bomba koyardık” şeklinde itiraflarda bulundu. FETÖ’cüler PKK’nın içindeki MİT listesini PKK’ya verdiler ve Hakan Fidan’ı ifadeye çağırdıkları gün, PKK da 52 MİT’çiyi şehit etti.)

Kardeşim peki ama bu kahpelikle falan da açıklanacak gibi değil. Bu şeytanlıkla da açıklanacak gibi değil. Böyle azılı manyak nasıl oluyor bir insan? Bunu devlet bize bir açıklasın bu adamlar neyin nesidir? Ve buna rağmen daha hala bunların peşinden giden var mı? Buna rağmen bunları takip eden varsa ben bu adamlarla bir görüşmek istiyorum neyin nesidir bunlar? Bu nasıl açıklanabilir? Hiçbir mantık, akıl, kafa yani hiçbir şeyle açıklanacak gibi değil. Şeytan bunlar, başka açıklaması yok.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, Barzani’nin Türkiye ziyaretiyle ilgili şöyle bir açıklama yapmıştı: “Ne oldu da Barzani Türkiye’de? Hem de şu nazik ve hassas dönemde ağırlandı. Barzani bize tercih ediliyorsa -ki bu da bir tercihtir- asıl bunu iyi niyetle yorumlayamam. Sayın Başbakan’a millilik övgüleri yaparken mahcup olacağımız, yüzümüzü kara çıkaracak misal ve eylemlerle karşılaşmaktan üzülüyoruz” demişti. Başbakan Binali Yıldırım bu açıklamayı şöyle yorumladı: “Sayın Bahçeli’nin hassasiyetini anlayışla karşılıyoruz. Teröre bakış ve Kürt vatandaşlarımız noktasında kendisiyle zerre görüş ayrılığımız yok. Kuzey Irak Kürt bölgesi yönetimiyle görüşmemiz yeni değil. Görüşmemizin odağında güvenlik ve istikrar var” dedi.)

Türkiye’de hiçbir şey başıbozuk olmaz. Bir şey yapılıyorsa devlet bütünlük içinde yapar. Her zaman devletle hükümet, hükümetle devlet iç içedir hiç birbirinden kopuk bir yapı olmamıştır. Barzani, Türkiye’ye gelişinden sonra peşmergenin Sincar’da PKK’ya karşı mücadelesi başladı. Peşmerge bugün Sincar’da atağa geçti, bayağı güçlü bir atak. PKK’lılar sürekli ağlayıp, zırlayıp duruyorlar. Barzani aklı başında bir delikanlıdır.

 

Samimi İmana Vesile Olan Kitaplar Çok Güzel Bir Nimettir

Bu kitap işi o kadar güzel bir nimet ki, mesela düşünün bir insan Kastamonu veya Tekirdağ’da fakir bir insan, genellikle evlerinde kitap olmuyor. Dini kitaplar da çok nadir oluyor. Hurafeleri de okurken adamın olan imanı akıl almaz sarsılıyor. O kadar mantıksız, o kadar garip şeyler anlatıyor ki, gökyüzünde uçan üç yüz metre boyunda eşek, deccalın başı bulutlara değiyor, adada oturuyor, eliyle balık yiyor yani akıl almaz laflar ve mevcut imanını kaybediyorlar. Ama bu tarz kitaplarda şahıs ilk defa gerçek anlamda iman ettiğini hissediyor birçok insan. Gerçek imana vesile olmak çok hayati, o çünkü zincirleme gelişme meydana getiriyor.

 

Mehdi Deccali Tanıyıp İnsanlara Anlatacak

“Mehdi (as) deccalı görünce Allah Resulü’nün tarif ettiği şekilde bulduğu için deccalı tanıyacak ve şöyle haykıracak: “Ey insanlar işte Resulullah’ın anlattığı deccal.”” Yani İngiliz derin devletinin başını ve İngiliz derin devletini, deccaliyeti insanlara tarif edip anlatacak diyor Mehdi (as) ahir zamanda geldiği vakit anlaşılan bu.

“İman ve teklif, ihtiyar dairesinde bir imtihan, bir tecrübe, bir müsabaka olduğundan, perdeli ve derin ve tetkik ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî olmaz.” Bak ne gerekiyormuş? Hadislerin, ahir zaman hadislerin anlaşılmasında bir; perdenin kalkması gerekiyor bak perdeli. İki; derin yani sathi bir kafayla çıkarılamıyor, derin. Üç; tetkik edilmesi gerekiyor, araştırılması böyle müfettiş gibi araştıracaksın tetkik ve tecrübe. Bağlantı kurma tecrübesi olması gerekiyor, akıllı olması lazım çözenin. “ve tecrübeye muhtaç olan nazarî meseleleri elbette bedihî” çok açık sarih “olmaz. Ve herkes ister istemez tasdik edecek derecede zarurî olmaz.” Yani çok açık, bakar bakmaz anlaşılacak gibi olmaz diyor. Kapalı anlatılır diyor. “Tâ ki, Ebu Bekir'ler âlâ-yı illiyyîne” en yükseğe “çıksınlar ve Ebu Cehil'ler esfel-i sâfilîne” en alta “düşsünler.” En adi insan en aşağı düşsün, en yüksek insan da en yükseğe çıksın. “İhtiyar kalmazsa teklif olamaz. Ve bu sır ve hikmet içindir ki, mu'cizeler seyrek ve nâdir verilir. Hem dâr-ı teklifte” dünyada, imtihan ortamında “gözle görünecek olan alâmet-i kıyamet” kıyamet alametleri. “…ve eşrât-ı saat,” kıyamet saati “bir kısım müteşabihat-ı Kur'âniye gibi kapalı ve te'villi oluyor” diyor. Herkes anlamıyor yani. “Yalnız, güneşin mağripten çıkması bedahet derecesinde herkesi tasdike mecbur ettiğinden, tevbe kapısı kapanır, daha tevbe ve iman makbul olmaz. Çünkü, Ebu Bekir'ler Ebu Cehil'ler ile tasdikte beraber olurlar.” Zaten güneş batıdan çıktıktan sonra kıyamet süratle başlamış oluyor. Dehşete düşmüş oluyor insanlar. O kıyametin başlangıcı, dolayısıyla öyle saniyeler, dakikalar konuşuyor o ortamda, iman etmesi de geçerli olmuyor. “Hattâ Hazret-i İsâ aleyhisselâmın” gökten “nüzûlü dahi ve kendisi İsâ aleyhisselâm olduğu, nur-u imanın dikkatiyle bilinir; herkes” İsa (as) olduğunu “bilemez. Hattâ Deccal ve Süfyan gibi eşhâs-ı müthişe, kendileri dahi kendilerini bilmiyorlar.” diyor Bediüzzaman. Bidayeten bilmiyorlar.

 

Abdülhamit Döneminde Osmanlı Pek Çok Yönden Tahribata Uğradı

Sürgüne gönderilmişti Ahmet Mithat, Abdülaziz tarafından, (Abdulhamit) geri getirttirdi. Koyu Darwinist ve bütün devlet kadrolarına Darwinistleri yerleştirtti. Din, iman Osmanlı’da payimal oldu Allah esirgesin Darwinizm sebebiyle. Abdülhamit döneminde Bomonti Birahanesi’nde yılda yedi milyon litre bira üretiliyor, sonra on milyon litreye kadar çıkarılıyor. Her yerde meyhane var Abdülhamit döneminde, her yerde. Abdülhamit döneminde 1904’te imparatorluğun şarap üretimi üç yüz kırk milyon litre, üç yüz kırk milyon litre. Baraj olur ya bu şaraplardan, baraj olur, üç yüz kırk milyon litre şarap ne demek? Allah’tan korkun. Tek yaptığı iyi olay İsrail devletinin kurulmasını sağladı. Kendi topraklarından, kendine ait şahsi malı olan topraklardan satış yapamıyordu. Mecliste karar çıkarttı, satış kararı çıkarttı, İsraillilere sattı. Onlar da oraya yerleştiler. Seksen bin Musevi’yi oraya gönderdi. Allah rızası için bu güzel bir hizmet bunu takdir ediyoruz. Bunun dışında yaptığı ne varsa bana bir anlatın. Diyor ki; “Tren yolu yaptı.” Ya kardeşim tren yolu yaptırdı doğru, Hicaz’a kadar ama akşama kadar Darwinist kitap sevkiyatı yapıldı. Yüz binlerce, kasalarla şarap, kasalarla bira sevkiyatı yapıldı tren yoluyla. Sonra da o tren yoluna İngilizler el koydu en sonunda. Bütün bu çalışmalar yapıldıktan sonra. Donanmanın parasını ödedi Abdülhamit döneminde halk, yeni donanma yapılacak diye İngilizlere dünyanın parası ödendi. Donanmanın teslim gününde İngilizler “hayır” dediler, “vermiyoruz” dediler, “hadi geçmiş olsun” dediler. Paranın üstüne yattılar. Öyle bir dönem Abdülhamit dönemi. Niye anlamazdan geliyorsunuz?

Abdülhamit’in sadrazamlarının hemen hepsi İngiliz yanlısı, kendi de İngiliz yanlısı. Bütün hükümet üyeleri İngiliz yanlısı ve hepsi Darwinist. Darwinist olmayan bir kişi yok. 622 senelik Osmanlı İmparatorluğu tarihinde en çok toprak veren padişahtır Abdülhamit, savaşsız, bir tek ona mahsustur bu. En çok toprak veren, savaşsız veren tek padişahtır, Osmanlı padişahıdır. Osmanlı’nın son döneminde yani Abdülhamit döneminde Şeyhülislamlar, büyük alimlerin hemen hepsi Darwinizm’i savunuyorlar. Şeyhülislam adam, Darwinist, koyu Darwinist. O devrin yazarları mesela Abdülhak Hamit, Recaizade Mahmut Ekrem falan Abdülhamit devrinin ünlü yazarları, “İslam Medeniyeti Devrini tamamlanmış” diyorlardı yazılarında. “Batı’da düşüncesiyle, sosyolojisiyle ve tekniğiyle yeni bir medeniyet çıkmıştır. Osmanlı Devleti’ni, bu medeniyet er geç yıkacaktır” diyorlardı hepsi, bu yazarlar kitaplarında sürekli bunu işliyorlardı. Hayır, adama ben “küfredilsin” demiyorum Abdülhamit’e, “hakaret edilsin” demiyorum. Acıyorum ben ona. Mağdur padişahtır. İngiliz derin devleti tarafından perişan edilmiş.

 

(Siz, Obama’nın Trump’ı dinletmesinin dışında devletin imkanlarını kullanarak çok fazla suç işlemiş olma ihtimali olduğunu ve bunların araştırılması gerektiğini söylemiştiniz. Trump, Kongre İstihbarat Komitesi’nin 2016 yılında Başkan Barack Obama’nın soruşturma gücünü kötüye kullanıp kullanmadığının araştırılması için talimat verdi. Beyaz Saray, soruşturma gerçekleşene kadar bu konuya ilişkin yorum yapılmayacağını açıkladı.)

Doğru, iyi yapmış ama çok isabetli karar vermiş. Ben der demez de bunun uygulanmış olması, çünkü İngilizce olarak da biz bunu gönderdik haber olarak, yani Trump’ın ulaşacağı ve rahatça okuyacağı şekilde ona bu bilgiyi ulaştırdık. O da hemen gereğini yapmış, bu da güzel.

Bu Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş uçakları yirmi yedi kez alçaktan uçuş yapmış evinin üstünde Trump’ın. Bu da bir anormal eylem, bu 15 Temmuz’da yaptıkları gibi. Bu sonik patlamalar da gerçekleşmiş, ses hızını aşıyor ya bazen. Kendilerince öyle ayar vermeye çalışıyorlar. Bunu da soruşturmaya dahil etsinler. Bunu kim yaptırmış, neden yaptırmış…

 

Bediüzzaman Said Nursi Mehdi'nin Yerine Getireceği Görevleri Anlatıyor

 “Çok defa mektuplarımda işaret ettiğim gibi, Mehdi-i Âl-i Resulün” Al-i Resul ne demek? Resul’ün Al-inden, onun ailesinden. Yoksa halk arasında bazen Mehdi Resul diyorlar sanki peygambermiş gibi; değil. Mehdi Al-i Resul yani Peygamberimiz (sav)’in soyundan. Resul (sav)’in soyundan. “…temsil ettiği kudsî cemaatinin şahs-ı mânevîsinin üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati yapacağını rahmet-i İlâhiyeden bekliyoruz. Ve onun üç büyük vazifesi olacak:” Diyor Bediüzzaman.

Bak, “Birinci vazifesi: Fen ve felsefenin tasallutuyla ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu, beşer içine intişar etmesiyle” şimdi en büyük tehlike olarak Darwinizm ve materyalizmi görmüş Bediüzzaman. Abdülhamit de Darwinizm, materyalizmi her yere yaymış. İslam aleminin en büyük belası ve en büyük tehlike olarak Darwinizm, materyalizmi görüyor Bediüzzaman. Onun için “Mehdi’nin en büyük görevi Darwinizm ve materyalizmi yok etmektir” diyor. “Her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” Diyor Mehdi’nin birinci vazifesi. Bak, “her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini” yani Darwinizm, materyalizm fikrini “tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalâletten muhafaza etmek” müminleri Müslümanları Darwinizm’e kaymaktan, dalalete düşmekten muhafaza etmek. Bak, ehl-i imanı Darwinist, materyalist düşünceye düşmekten, oraya kaymaktan muhafaza etmek.

“ve bu vazife hem dünya, hem her şeyi bırakmakla, çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden,” çok araştırma gerektiğinden Mehdi (as)’nin de bak halini de açıklıyor. “Hem dünyayı bırakacak” diyor. “Hem her şeyi bırakacak.” Yani onu da belirtmiş. “Hayatın bütün yönlerinden çekilecek” diyor. “…çok zaman tedkikat ile meşguliyeti iktiza ettiğinden,” çok vaktini aldığından “Hazret-i Mehdînin, o vazifesini bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez.” Yani vakti olmaz bu kadar detaylı Darwinist, materyalist düşünceyi çürütmek için araştırma yapmaya vakti olmaz” diyor. “Çünkü hilâfet-i Muhammediye (asm) cihetindeki saltanatı, onunla iştigale vakit bırakmıyor.” Yani “o vazifeyi yapmaya vakti kalmıyor” diyor.

“Herhalde o vazifeyi ondan evvel bir taife bir cihette görecek.” Taife dediği yabancı bilim adamları,yani Darwinizm’in geçersizliğini tespit eden çalışmalar, araştırmalar yapacaklar. “O zât (Mehdi), o taifenin (bilim adamlarının) uzun tetkikatıyla yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak” onunla bir kitaplar serisi hazırlayacak. “onunla (bu kitaplar ile) o birinci vazifeyi” yani Darwinizm, materyalizmi çökertme görevini “tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği kuvvet ve mânevî ordusu” bu vazifeyi yapabilmek için dayandığı kuvvet ve manevi ordusu, manevi topluluğu “yalnız ihlâs” yani samimi, Allah için “ve sadakat” Allah’a, dine Mehdi’ye sadık “ve tesanüd” Kendi aralarında çok iyi dayanışan “sıfatlarına tam sahip” diyor, bak “biraz” demiyor. “Tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir.” “Talebelerinin bir kısmını bu konuda görevlendirecek” diyor. “Bu kitapların yapılmasında, hazırlanmasında görevlendirecek.” Bak, hem yabancı bilim adamlarından istifade edecek, hem de kendi talebelerini bu konuda görevlendirecek bu kitapların yapılmasında. “Ne kadar da az da olsalar” “çok sayıları az olacak bu ekibin” diyor. “mânen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar.” Diyor. Bak, en hayati konu olarak görüyor Bediüzzaman, maddiyun ve tabiiyyun tâunu, Darwinizm’i.

“İkinci vazifesi: Hilâfet-i Muhammediye (asm) unvanıyla şeâir-i İslâmiyeyi ihya etmektir.” Yani İslam’ı ihya etmek, Kuran’a çevirmek. “Âlem-i İslâm’ın vahdetini” yani İttihad-ı İslam’ı “nokta-i istinad edip beşeriyeti” bütün dünyayı “maddî ve mânevî tehlikelerden” yani terör, anarşi, her türlü yahut ruhi çöküntüler “ve gazab-ı İlâhiden” kıyametten, bak “gazab-ı İlâhiden kurtarmaktır.” Mehdi’nin görevi. “Bu vazifenin, nokta-i istinadı” dayandırdığı “ve hâdimleri” hademe, yani hizmetlileri “milyonlarla efradı bulunan” milyonlarca elemanı bulunan “ordular lâzımdır.” İlk defa oluştu o İslam orduları. Geçenlerde kurdular biliyorsunuz, İslam ordusu kuruldu ilk defa.

“O zât (Mehdi) bütün ehl-i imanın mânevî yardımlarıyla” bütün Müslümanların manevi yardımlarıyla “ve İttihad-ı İslâm’ın muavenetiyle” yardımlaşmasıyla, yani Müslüman birliğinin yardımlaşmasıyla “ve bütün ulema ve evliyanın ve bilhassa Al-i Beytin neslinden her asırda kuvvetli ve kesretli bulunan milyonlar fedakâr seyyidlerin” Peygamberimiz (sav)’in soyundan “milyonlar fedakâr seyyidlerin iltihaklarıyla” ona katılmalarıyla “o vazife-i uzmâyı yapmaya çalışır.” “O büyük vazifeyi yapmaya çalışır” diyor.

“Gerçi her asırda hidayet edici, bir nevi Mehdî ve müceddid geliyor ve gelmiş.” Her zaman Mehdiler gelmiş diyor. “Fakat her biri, üç vazifelerden (sadece) birisini ve bir cihette yapması itibarıyla” Bak, mesela siyasette bir cihette yapmış, iman hakikatleri açısından bir cihette, saltanatta bir cihette. “…bir cihette yapması itibarıyla âhir zamanın Büyük Mehdî unvanını almamışlar.” Diyor. “Mehdi bu üç vazifeyi bi-hakkın tam anlamıyla yapacaktır” diyor, eksiksiz. “Bu zamanda İslam aleminin en mühim tehlikesi fen ve felsefeden gelen bir sapkınlıkla” yani Darwinizm ve materyalizmle “kalplerin bozulması ve imanın zedelenmesidir” diyor. Abdülhamit’in yaptığı da bu işte, bu tahribatı yaptı yani.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya’ya hitaben şunları söyledi: “Bu Almanya, Cumhurbaşkanı’nın telekonferansla katılmasını engellerken, Cemil Bayık’ın katılmasına müsaade etti. Ben istersem Almanya’ya gelirim, kapıdan sokmadığınız zaman veya konuşturmadığınız zaman dünyayı ayağa kaldırırım. Türkiye’de mahkum olmuş bir insana madalya takıyorsunuz. Suçlusunuz. Suçlulara yardım ve yataklık yapmaktan dolayı sizin yargılanmanız gerekiyor” dedi.)

İman hakikatleri, Kuran mucizeleri anlatılsın. Çok imanlı, güçlü bir gençlik yetiştirirsek bizim kimseye ihtiyacımız yok. Gerekirse Rusya’yla, İran’la da ittifak ederiz, Çin’le de ittifak ederiz. Bunlarla bizim bir alıp veremediğimiz yok. Avrupa’yla tartışmaya girmek bence yersiz. Hiç anlamazdan gelmek lazım, hiç muhatap olmamak lazım. Ciddiye almak, önem vermek, onların gücünü daha da artırır. Önemli bir şey yaptıklarını zannederler. Yani iyi etki yaptıklarını düşünürler.

 

En Mühim Konu Güçlü İmana Sahip Bir Gençlik Yetiştirmektir. İmanlı Bir Topluma Allah'ın Dilemesiyle Hiçbir Zarar Gelmez

“Bunun içindir ki” diyor Bediüzzaman, “şimdi şu hali hazırda en mühim mesele, en mühim iş taklidi imanı tahkiki imana çevirerek imanı kuvvetlendirmektir, imanı takviye etmektir, imanı kurtarmaktır.” Onun için Tayyip Hocam imanlı gençlik yetişmesi için ne gerekiyorsa yapsın. Devletin imkanlarını, hükümetin imkanlarını kullansın. En mühim mesele bu, başka bir konu yok. İmanlı olduktan sonra o memlekete, o topluma hiçbir zarar gelmez. Ama iman zafiyetinde güçlü ordu da olsa, güçlü bir topluluk da olsa Allah esirgesin yani çöküntü kaçınılmaz oluyor.

“Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidî olan itikadın istinad kaleleri sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan” yani Darwinist, materyalist düşünce imanı çok sarstığından “her mü'min, tek başıyla dalâletin cemaatle hücumuna mukavemet ettirecek (dayanacak) gayet kuvvetli bir iman-ı tahkiki lazımdır ki dayanabilsin.” Diyor Bediüzzaman.

 

Dinsiz Olanlar Rahmani Bir Ablukaya Alındığında Bir Bakarsın ki Dindar Olur

Sürekli telkin ve ısrarlı anlatım tabii önemli, dinsiz olanlar mesela Rahmani bir ablukaya alındığında bir bakarsın ki dindar olur. Yani ısrarlı telkin çok önemlidir. Deccaliyetin en azgın olduğu dönemdeyiz. On yıllık bu mücadele dönemi çünkü şu an en hayati dönem. Bak, hükümete en azgın saldırının olduğu dönem, çok dikkat etmek lazım.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244625/sayin-adnan-oktarin-5-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244625/sayin-adnan-oktarin-5-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/Adnan_Oktar_A9TV170305t_07.jpgWed, 15 Mar 2017 23:20:30 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 4 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarSohbetler; 4 Mart 2017

 

İnsan Güzelliği İman Hakikatidir Güzel İnsan Allah'a Hayranlık Uyandırır, Cennet Özlemini Arttırır. İnsanın Güzel Ve Bakımlı Olması Nimettir.

İnsan güzelliği iman hakikatidir. Allah “insanı en güzel surette yarattım” diyor. Güzel insan, insanda Allah’a karşı hayranlık uyandırır, Allah’a sevgisini artırır, Allah’a hayranlığını artırır, cennet özlemini artırır. Onun için insanlar güzel olacak, bakımlı olacak, temiz olacak. Bakımsız bir insan, çirkinleştiren insan cehennemi hatırlatır ve insanların içi kararır. İnsanlar mutlu olmaz o zaman.

Güzel çocuk mesela iman hakikatidir, güzel bir çocuk. Onu görenin imanı artar. Bakımlı, sağlıklı, güzel bir çocuk. Güzel bir kadın iman hakikatidir, insanların imanını artırır. Yakışıklı bir delikanlı iman hakikatidir, insanların imanını artırır. Ama bakımsız mahvolmuş bir delikanlı, bakımsız mahvolmuş bir kadın, bakımsız bir çocuk mahvolmuş, insanlığı mutlu etmez. Karamsarlık ve acı hissini kalpte doğurur. Onun için daima dünyayı güzelleştirmek lazım. Her yeri her şeyi güzelleştirmek gerekir.

 

(Yeni Şafak Yazarı Mehmet Şeker, Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın görevden alınmasını istedi. Hulusi Akar Paşamız’a yönelik de şu ifadeleri kullandı: “Hürriyet’teki ‘karargah rahatsız’ manşetinin tek suçlusu gazete mi? Darbe girişimi sırasında emrindeki askerler tarafından kaçırılabilen, saatler boyunca haber alınamayan bir komutan olmak rahatsız edici değil mi? Sokakta siviller silahsız şekilde kurşunlara göğüs gerip tankların üzerine yürürken belinde silah olan bir komutanın yanına gelenlere teslim olup nereye götürürlerse oraya gitmesi, belindeki kemeri çıkartıp boynuna takmalarına ses çıkarmaması ve sonra da görevine paşa paşa devam etmesi makul mü?” demiş.)

Paşamız’ı seviyoruz. Ne yapsın? Çünkü hayatta kalıp devlete yardımcı olması gerekiyor. Akılcı davranmış. Onlarla orada çatışmaya girse vursalar, Genelkurmay Başkanı vurulmuş yani bu darbeciler için bir koz, malzeme. Zaten Cumhurbaşkanı’nı da vurmak istiyorlar. Akılcı davranıp yatıştırıp sakin bir ortam meydana getirmiş. Sonra da inisiyatifi ele almış. Bıraksınlar bana bu aklı. Bunu konuşan arkadaşı asıl bir değerlendirmek gözden geçirmek gerekiyor. Tabii yani ilgili makamlar baksınlar.

 

(Sinan Oğan, Bahçeşehir Üniversitesi’nde bir konferansta MHP’yi AK Parti’ye destek verdiği için eleştirdi. Konuşmasında yeni gelen sistemde iki partinin meclisin dışına itileceğini belirterek bu sistemin önünü MHP’nin açtığını söyledi. Oğan, “MHP’li biri kendi partisinin kapatılmasına neden evet desin” diye sorduğu sırada “hareketin lideri Devlet Bahçeli” sloganıyla kürsüye atlayan bir kişi tarafından saldırıya uğradı. Ancak Sinan Oğan herhangi bir yara almadı. Saldırı sonrası yaptığı açıklamada referandumda “Evet diyenlere her şey mubah ancak hayır diyenlere saldırılıyor” açıklaması yaptı.)

O saldıran kim? O çok vahşiyane bir hareket, çok münasebetsizlik. O Sinan Oğan fikrini söyleyebilir, konuşabilir, her türlü fikri söyleyebilir, komünist de olabilir, başka türlü görüşte de olabilir anlatsın. Niye saldırıyorsun? Saldırmanın takdir edilecek hiçbir yönü yok. Cezası da ağır olması lazım. Böyle rezaletlere hiçbir şekilde göz yumulmasın. Türk Ceza Kanunu’nda ilgili maddenin daha güçlendirilmesi lazım. Konuşma hürriyeti olsun, adam istediğini konuşsun sana ne, ne saldırıyorsun? Hayır, ben Sinan Oğan’a karşıyım, eleştiriyorum ama saldırılmasını asla kabul etmem. Bu çok münasebetsiz ve çirkin bir hareket. Kardeşim ben gıcık oldum bu olaya, çok çok ayıp, çok büyük terbiyesizlik.

 

(Burhan Kuzu Hocamız pek çok liderin geçmişte başkanlık sistemini uygulamak istediğini ancak sistemi değiştirmeye güçlerinin yetmediğini söyledi. “Demirel, Özal, Tansu Çiller, Erbakan, Türkeş hepsi diyordu ki ‘bu modeli getirelim.’ Ben de bunların tamamına şahidim. Özellikle Özal’a danışmanlık yaptım. Demirel bizzat beni çağırdı. ‘Bu modeli getirelim, bu sistem yürümüyor’ dedi. Ama olmadı güçleri yetmedi” dedi.)

Bir şey dediğimiz yok da işte bu federasyon falan olayları bizi huylandırdı. Yoksa biz bana ne başkanlık sistemi olsun, isterse hanlar hanı sistem olsun hiç fark etmez. Model bizi ilgilendirmiyor. Türkiye’nin bölünmemesi bizi ilgilendiriyor. “Amerikan modeli” dediler o yüzden reddettik. Arkasından diğer modelleri saydılar şu model hepsini reddettim. Hangi model söyledilerse Güney Afrika’ya varıncaya kadar saydılar hepsini reddettim. “Hiçbirini kabul etmeyiz” dedim. “Peki” dediler “partili cumhurbaşkanı.” “Olur” dedik. Ama federasyona tamamen kapalıysa, eyalet sistemine tamamen kapalıysa şartımız bu.

 

Biz Ehl-i Tevekkül Olarak Allah'ın Yarattığı Kadere Teslim Olmuş Kullarız. Allah Ne İsterse O Olur Ve O Hayır Olur

Allah ne yaratırsa onda hayır vardır. Biz tabii ehli tevekkül olarak Allah’ın yarattığı kadere teslim olmuş kullarız. Allah ne derse o. Nihayetinde İmam Mehdi (as) çıkacak, nihayetinde İsa Mesih’i göreceğiz, nihayetinde İttihat-ı İslam olacak, kıyamet de yakın.

 

(Dünyanın ilk istihbarat teşkilatı olarak bilinen, İngiliz MI6 Rusya’yla İngiltere arasında gerçekleşen Reval Görüşmeleri’nden sonra Osmanlı Devleti’ndeki gelişmeleri yakından takip etmek için kurulmuş. İngiliz tarihçi Keith Jeffery, 800 sayfalık ‘İngiliz gizli servisinin tarihçesi’ adlı eserinde, İngiltere'nin Ortadoğu’daki gelişmeleri takip etmek için kurulduğunu ve Osmanlı'daki gelişmeleri, MI6 ajanlarının aktardığı bilgilerle izlediğini anlatmış.)

MI6, Abdülhamit döneminde devrede. Ama “Osmanlı siyasetçilerini izliyordu” diyor. Kardeşim gölge de insanı izler. İzleme ne için yapılır? O adamı yönlendirmek için yapılır. Kontrol etmek için yapılır ve dediğini yaptırmak için yapılır. Türkçe konuşsana. Abdülhamit döneminde, devlete hakim olan sistem, İngiliz derin devletiydi. Her yere hakimdi. Büyük bölümü açık açık zaten bunu ifade ediyor. Uygulanan siyasetten de bu açık açık görülüyor. Osmanlı paramparça yapıldı. Bunun bir kısmı farkındaydı, bir kısmı farkında değildi. Ama Osmanlı Devleti’ne hakimdi son dönemde, Abdülhamit döneminde, İngiliz derin devleti. İstediği gibi de yönlendiriyordu. Hatta İçişleri Bakanı bile İngiliz’di. Donanmanın başında İngiliz subay var, Osmanlı donanmasının başında. Her gün MI6’e bilgi veriyordu. Donanmanın başı Oramiral, Osmanlı generali İngiliz ve İngiltere’ye bağlı adam. Felaketin boyutunu buradan anlayın. Osmanlı paramparça oldu o dönemde. Her yere kerhaneler, meyhaneler, her yerde Darwinizm propagandası. İngiliz gemileri, Tayyip Hocam da dün söyledi, koca koca kasalarla yüzlerce binlerce kasa viski getirip bedava dağıttılar. Bütün Osmanlı gençleri alkolik olmuştu, büyük bölümü. Cayır cayır içip uyuşuyorlardı. Ondan sonra Osmanlı’yı yıkmak çok kolay oldu onlar için. Her yerde şarap fabrikaları, bira fabrikaları, tütün fabrikaları. Sonra da “veli padişah” diyorlar, “hanlar hanı.” Kardeşim “mağdur padişah” de bari “ezilmiş” de, “İngiliz derin devleti tarafından ezilen insandı” de.

Abdülhamid Döneminde Devletin Hemen Her Noktasına Hakim Olan Yapı İngiliz Derin Devletiydi. Bunun Ardından Parçalanma Geldi

Abdülhamit, İsrail devletini kurması yönüyle çok muteberdir itibar görendir benim için. İsrail devletinin kuruluşunu, o sağlamıştır. Allah razı olsun. Seksen bin Musevi’yi İsrail’e göndermiştir ve kendi topraklarını, kendine ait toprakları kanun çıkartıp, satışa hazır hale getirip Musevilere satmıştır. Ve o topraklar üzerinde İsrail devleti kurulmuştur. Allah razı olsun. Gariban insanların ezilmesini engellemiştir. Bu yönüyle çok değerli ama diğer yönleriyle felaket bir durum var. Düyun-u Umumiye Abdülhamit döneminde kuruldu. Düyun-u Umumiye ne demek? Tüm gelirlerini Avrupa bankerlerinin kontrolüne girmesi demek. Osmanlı’nın tüm gelirlerini, Osmanlı Devleti’ne ait tüm gelirlerin yabancı devletlerin, yani İngilizlerin kontrolüne girmesi. Düyun-u Umumiye’nin adı bu. Abdülhamit döneminde bu oluşturuldu. Yani İngiliz bankerlerin kontrolüne girdi ve Osmanlı mahvoldu.

Sadrazam Mithat Paşa, Sultan Abdülaziz’in devrildiği ve şehit edildiği darbenin, üç planlayıcısından biri. Darbeyi İngiliz Elçisi Elliot ile birlikte planladılar. O koskoca aslanı, her yerini doğrayarak şehit ettiler. İki bileğinden birden doğradılar. Boynunu da kestiler. Can çekişiyor rahmetli, annesi geliyor “aman aman sen içeri girme, sen dışarıya çık” diyorlar. Hemen annesini dışarıya çıkarıyorlar. Sürükleyerek o rahmetliyi, çekerek çay ocağına soktular. Canını teslim edinceye kadar başında beklediler. Doktor gelmesini de engellediler. Doktor müdahalesini de engellediler. Annesine müsaade etmediler. Ve orada şehit ettiler. Soruluyor “bu nedir?” deniliyor. “Kendisini doğradı” diyor. İki bileğini birden doğramış. Bilek doğrandığında, bilek tutmaz zaten. Ta kemiğe kadar doğramışlar, iki elini birden. Bütün tendonlar falan tamamı kopmuş. Kopmuş tendonla, bir insan nasıl tutar da bileğini keser? Ondan sonra da boynunu da kesti diyor. “Adli tıpa gönderelim?” diyorlar, “gerek yok, adli tıpa da gerek yok” diyorlar. “İşte belli intihar” diye iddia ediyorlar. Hadi peki diyorlar, o zaman getirelim bir doktor. Doktor diyor ki, “pek aklım yatmadı ama benim” diyor, “yatmıştır, yatmıştır” diyorlar. Silahı dayıyorlar adama, o da diyor “intihar etti” diyor, bu sefer doktor da. Şimdiki dalavereler var ya oyunlar, onun bir başka çeşidi.

 Ta o devirde İzmir’in falan özerk olması planlanıyordu. Güneydoğu’nun özerk olması, Karadeniz’in özerk olması, Antalya’nın özerk olması hep o devirden kalma.

Mesela, Müslüman ayaklanması gibi gösterdiler, 31 Mart ayaklanması tamamen İngiliz derin devletinin organize ettiği bir ayaklanmaydı. O zamanın IŞİD’i, Derviş Vahdeti, aynı IŞİD gibi bir örgüt kurdu İngilizler, silahlı, bağnazlardan oluşan bir örgüt. Onunla ayaklanma çıkarttılar. Aynı IŞİD gibi. Kıbrıs’ta yetiştirildi. İngilizler yetiştirdi Derviş Vahdeti’yi ve olayın içine soktular. Gayet kolay oluyor onlar için, böyle işler.

 

(İngiltere’nin en çok izlenen kanallarından biri olan Kanal 4’te, ‘İslam’ın anlatılmamış hikayesi’ adlı bir program başladı. Programda İslamiyet’in kökenleri ve doğuşuna ait bilinenin aksine çok az kaynak ve bilgi olduğu, Peygamber Efendimiz (sav)’in söylenenler gibi Mekke’de doğmamış olabileceği, İslam’ın ilk kurulduğu yıllara ait dönemin büyük bir kara delik olduğu savunuluyor. Dinimiz ve Peygamberimiz (sav) hakkındaki bilgilerin şüpheli olduğu algısı yaratılmaya çalışılıyor. Programa Müslümanlardan yüzlerce şikayet yağıyormuş.)

Desin adam ne önemi var? Tarihi en keskin bilinen din İslam dinidir. Şahitleriyle, ispatlarıyla İslam tarihi ünlüdür, hepsi ittifak halindedir. Hristiyan İslam tarihi de aynıdır, Musevi İslam tarihi de aynıdır, Müslüman İslam tarihi de aynıdır. O devrin binlerce şahidi vardır, o devirde yazılmış yüzlerce, binlerce kitap vardır hepsi ittifakla aynı şeyi anlatıyor. Bu arkadaşlara göre o zaman tarih diye bir şey yok, tarih bilgisi yok. Sezar’a da inanmaz bunlar, Napolyon’a da inanmaz kimseye inanmaz öyle olmaz. Bunlar silsile yoluyla ezber olarak şu ana kadar gelmiştir dolayısıyla Kuran ortada zaten mühim olan Kuran’dır, onların tedirgin olmasına gerek yok.

 

Mehdi (as) İle İlgili Hadisler

İmamı Sadık, “İlim yirmi yedi parçadan oluşur. Bütün peygamberler ve imamlar ilmin iki parçasını getirmişlerdir. Mehdi geldiğinde diğer yirmi beş ilmi daha getirecektir” diyor. Bak “Yirmi yedi ilimden şu ana kadar dünyada” diyor “sadece iki ilim peygamberlerle beraber gelmiştir” diyor “peygamberler dahil iki ilim gelmiştir. Mehdi geldiğinde yirmi beş ilim daha gelecek” diyor “ve yirmi yediye tamamlanacak böylece” diyor.

Peygamber (sav) diyor ki: “Biliniz ki Mehdi bütün ilimlerin varisidir. Bütün ilimleri bilmektedir.” (Necmu’s-Sagib, s.193) Tabii bu ilim derken ezber ilmi, nakil ilmi değil bu. İlim apayrı bir şeydir. Allah’ın kalbe ilham ettiği özel bilgiye ilim denir. Ledün ilmi de fevkaladeliklere karşı müminleri korumada meydana gelen stratejidir. Zaten Kehf Suresi’nde ledün ilmiyle anlatılmasının nedeni Mehdi (as)’nin de ledün ilminin sultanı olmasıdır. Çünkü Mehdi (as) başka türlü hareket edemez. Ledün ilmi olmadan Mehdilik yapamaz. Onun için Mehdi (as)’nin zahirine bakan Mehdi (as)’yi anlaması mümkün değil. Onun yetmiş perdesinin nedenlerinden ana neden ledün ilmidir. O perdeler o ledün ilmiyle oluşur. Mesela Peygamberimiz (sav) diyor ki: “İmam Mehdi en yüksek ilme sahip olandır” diyor. “İmam Mehdi ilim sandığının koruyucusudur. Tüm peygamberlerin ilimlerinin varisidir. Her şeyden haberdardır” diyor. “İmam Mehdi ilahi bilgiye uygun olarak hükmedecektir. İnsanları kendi gerçekleri ve kendi iç halleriyle tanıyacaktır. Davud Peygamber (as) Süleyman Peygamber (as)’ın kararları gibi onun hükümlerine de şahit gerekmeyecektir” bak “onun hükümlerine şahit gerekmeyecek.” Mesela adam geliyor, ifadesini alıyor, suçlu olduğuna kanaat getiriyor, gönderiyor. Şahit aramıyor. Bakışından, konuşmasından, ses tonundan anlıyor Allah’ın dilemesiyle.

 

Kehf Suresi Baştan Sona Mehdiyeti Anlatır. Küçük Bir Genç Topluluğu, Mağaraya Sığınmaları Hep Mehdiyetin Anlatımıdır

Kehf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Sırf Mehdiyet’i anlatmak içindir Kehf Suresi. Küçük bir talebe topluluğu, mağara bunlar hep sembollerle anlatımdır Mehdi (as)’yi. Mehdi (as)’nin evini, barkını, çalışmasını, faaliyetlerini hepsini anlatır. Kuran’a dikkatlice bakıldığında Mehdi (as)’nin bütün hayatı çıkar Kuran’da. Her şeyi böyle ince ince detaylarla, vurgularla çıkar. Akılcı bakıldığında bütün hayatına ait bilgiyi görmek mümkün oluyor.

Mesela Kehf Ehli gençlerden oluşuyor Kuran’da geçiş şekli. Mehdi (as)’de de gençlerden oluşuyor. Mesela Kefh Ehli’nin sayısı az, Mehdi (as) cemaatinin sayısı da az yahut topluluğun. Mesela onlar çok güçlü kişiler Kehf Ehli, Mehdi (as)’nin talebeleri de çok güçlü. Mesela Kehf Ehli çok uzun süre mağarada kalıyor, Mehdi (as) cemaati de topluluğu da çok uzun yıllar mücadele veriyor. Kısa bir mücadele değil. 40 yıl falan sürüyor, 40 yılın da üstünde hatta. Mesela Mehdi (as) cemaatine de Kehf Ehli’ne de Allah özel hidayet ettiğini söylüyor. Kehf Ehli mesela deccaliyetle karşılaştıklarında ilk yaratılışı anlatıyorlar. Hz. Musa (as) da ilk yaratılışı anlatıyor. Mesela biz de ilk karşılaştığımızda yaratılışı anlatıyoruz. Mehdi (as) de ilk karşılaştığında yaratılışı anlatacaktır. Darwinizm’in geçersizliğini ve yaratılışı anlatıyor. Mesela Kehf Ehli şirke şiddetle karşı, Mehdi (as) cemaati de şirke çok şiddetle karşı.

 

Münafık İslam'a, Kuran'a Uygun Olmayan İşler Yapar Ama Sözleriyle İnsanları Aldatmaya Çalışır. Derin Düşünmeyenler de Buna Aldanır

Münafikun Suresi 4, bak Allah akılsızlar için, aklı zayıf olanlar için konuyu açıklıyor. Münafikun Suresi 4 “Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.” “Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır” yani baktığında herkes görünüşünü beğenebilir. Peygamber de dahil beğenebilir ama Peygamber onun iç yüzünü bilir. “Konuştukları zaman da onları dinlersin” dilbaz oluyor ya. “Ya” diyor “adamda tip tamam, konuşma da mükemmel, övgü de alıyor” diyor “e bitti” diyor o zaman “mükemmel adam” diyor “daha geriye bir şey kalmadı ki” diyor. Akıl edemiyor Peygamber (sav)’in ne demek istediğini. Mesela vahiy katibi bayağı düzgündü o Peygamberimiz (sav)’in vahiy katibi. Dizi dizine değiyor o kadar yakın, gayet güzel konuşan birisi, çok zeki. Ama Peygamberimiz (sav) onun alçağın teki olduğunu biliyordu, ahlaksız olduğunu biliyordu. Vahiy katipliği yaptı ama kontrol altında tuttu onu hep. Ayrılınca birçok kişi şok oldu, aklı gitti adamların. “Ya nasıl olur” falan diyor, kafa çalışmıyor adamın. “Şu halde” diyor Cenab-ı Allah Nisa Suresi 88, “Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye?” bir kısmı kafası daha az olayları değerlendiren. O münafıklardan yana tavır koyuyor. “Adam mükemmel adamdı inanılır gibi değil” diyor “Peygamber nasıl göremedi onu ya” falan diyor. Veyahut “Yanlış teşhis etti” diyor “adam niye gitti ki?” falan diyor. “Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.” Allah belasını verdiğini söylüyor. Adam da onu bambaşka bir kafada değerlendiriyor. Bak Resulullah (sav) diyor ki: “Ben ümmetim hakkında bir mümin ya da müşrikten korkmuyorum. Çünkü mümini kötülükten imanı engeller. Müşriki de küfrü def eder” diyor. Zaten küfür içinde olduğu için bilinir engel olursun. “Fakat asıl dilbaz münafıktan endişe etmek gerekir” çok dilbaz olur münafıklar. Ağzı acayip laf yapar. Çok ukala, züppe ve bilmiş olur. Bazı avanaklar da onu yer. Onun üstün ve akıllı olduğunu zanneder, züppeliğini falan anlamaz onun. Muazzam bir akla sahip olduğunu zanneder. “Çünkü o sizin hoşunuza gidecek şeyleri söyler. Çünkü o senin zaaf yönünü, noktalarını bilir. O züppelikle onu etkileyemeye çalışır. “Ama hoşunuza gitmeyecek işleri yapar” İslam’a, Kuran’a zıt işleri yapar. Adam da onu bilmeyince, görmeyince hayran oluyor. Allah diyor ya “Onlar dayandırılmış kof kütük gibidir.” Ama adam bakmıyor, kof kütüğe baktı mı hayran oluyor. Neredeyse kütüğün içine o da kafasını sokacak yani anlamıyor.

Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında mücadele eden münafıklar hepsi züppeydi. Bilmiş, züppe böyle Bizans kültürüne yatkındılar, Sasani kültürüne yatkındılar, ultra modern takılıyorlardı. Yani öyle müşrik deyince, hani münafık deyince insan yanlış düşünüyor olabilir. Öyle adamlar bayağı süslü püslü tipler ve aralarında homoseksüellik çok yaygındı münafıkların o devirde. Mesela Lut (as) kavmiyle ilgili o ayetler indi daha sonra. O homoseksüellerin konumunu anlatan. Kum gibi homoseksüel kaynıyordu münafıkların içinde. Onlar da şiddetle dekolteye karşıydılar. Dırar mescidine hiç kadın sokmuyorlardı ve kendi kadınlarının da çok şiddetli şekilde titiz kapalı olmasına özen gösteriyorlardı ve mescide sokmuyorlardı kadınları. Peygamberimiz (sav) hac yapılacağı vakit kadınları da çağırıyordu onların bütün oyunlarını bozuyordu. Mescide de kadınlar geliyordu.

İmam Caferi Sadık (as) “Suçlular çehrelerinden tanınacak.”(Muhammed Suresi, 30) ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Allah onları tanır” Ayetin anlamı zahirde budur diyor. “Ama işari anlamı” diyor “Mehdi hakkında nazil olmuştur. Mehdi kafirleri, münafıkları çehrelerinden tanıyacak ve ashabıyla birlikte onları manen etkisiz hale getirecek” diyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244624/sayin-adnan-oktarin-4-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244624/sayin-adnan-oktarin-4-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170304t_08.jpgWed, 15 Mar 2017 23:05:02 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 3 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 3 Mart 2017

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan Milli Kültür Şurası’nda, “Çağımızın en büyük sorunlarından biri kültürel sığlaşmadır.” dedi. Şöyle devam etti, “Televizyonların, internetin özellikle sosyal medyanın kültürümüzü adeta yiyip bitirmesine izin veremeyiz. Medeniyetimizden koparsak her şeyimizi kaybederiz. Kimliğimizi, kişiliğimizi, özgürlüğümüzü terk edersek yılların içinde kaybolup gideriz. Benim sizden ricam, bize kültürel eğitim için 2023 vizyonumuza uygun, derinliği, gelecek vizyonu uygulanabilir bir yol haritası hazırlayın. Bunu çok iyi çalışın. Biz de bunu çok çalışalım ve uygulama alanına koyalım.” dedi.)

Tabii bunu sadece resmi görevlilerden beklemek olmaz. Bunu Tayyip Hocam’a bir rapor olarak hazırlayalım. Kitap olarak hazırlayabiliriz. Nedenleriyle, niçinleriyle, gerekçeleriyle anlatalım. Bir kere Darwinizm’in ortadan kaldırılması lazım. Çünkü putperest bir din. Bilimle dalga geçmenin adıdır Darwinizm. Her şeyi tesadüflerle açıklayan bilimle dalga geçme felsefesine Darwinizm denir. Gerçek bilimin ortaya çıkması, sanat ve kalitenin ortaya çıkması olur. Sanat ve kalite olduktan sonra kültür çökmez. Darwinizm’in olmadığı yerde de zaten Allah inancının dışında bir inanç gelişmez. İnancın olduğu yerde de sefalet, perişanlık, terör, anarşi, komünizm olmaz. Yani şu anki başımıza gelen bütün belaların nedeni Darwinizm’dir, başka bir şey değil. Abdülhamit devrinde devreye kondu, Osmanlı mahvedildi. Yüzbinlerce, milyonlarca kitap dağıtıldı Osmanlı’ya ateist ve Darwinist. Abdülhamit devrinde devlet eliyle. Felaketin kaynağının tek sebebi budur, başka bir şey yok.

 

(Sayın Erdoğan, “Bir toplumu asıl çökerten savaşlar değil, maneviyatını kaybetmesidir” dedi ve işgal güçleri zamanında gençlere bedava içki dağıtıldığını hatırlatan şöyle bir konuşma yaptı. “Savaşlar sadece cephede olmaz. Asıl savaş manevi ve toplumsal alanda verilendir. Zira milleti çözen, devleti çökerten asıl saha burasıdır. Maneviyat kültür alanıdır. Bu değerleri kaybederseniz çökersiniz. Uğruna mücadele edecek kutsalı kalmayan bir milleti bir kez değil her zaman mağlup edersiniz. Bunun için işgal güçleri 1920 yılında İstanbul limanına demirledikleri gemilerden, gençlerimize bedava alkollü içki dağıtıyorlardı.”)

Kabadayıya bak. İngiliz derin devletine nasıl tokadı vurmuş Tayyip Hocam, helal olsun. Günlerden beri anlatıyoruz biz bu konuyu. Bak hiçbir siyasi bu konuda konuşmadı. Gençleri, Osmanlı’yı alkolle çökerttiler dedik Abdülhamit döneminde. Ve İngiliz derin devleti kasalarla ama yüzlerce binlerce kasa viski getirttirdi. Halka bedava dağıtıldı bu viski. Onu anlatıyor Tayyip Hocam.

 

(“...Kendileri bir gün çekilip gitse de en kalıcı zararın manevi tahribat olduğunu biliyorlardı. O gün bedava içki üzerinden kimliksiz hale getirilen gençlik şimdi ideolojiler üzerinden kişiliksiz hale getiriliyor.”)

Tayyip Hocam konuyu demek ki tam kökünden biliyor ve çok da güzel anlatmış. Ağzına diline sağlık. Biz de senin kılına zarar getirtirsek namerdiz. Kendi gücümüz, imkanımız dahilinde senin kılına zarar getirttirmeyeceğiz Tayyip Hocam. Bastır devam et. Allah senin yanında, Mehdi (as) senin yanında, İsa Mesih senin yanında, Hızır (as) senin yanında. Yara yara git Osmanlı donanması gibi, devam et evvelAllah. Kılına tüyüne zarar getirecek adamı Allah’ın izniyle mıh gibi çakarız kanunla hukukla, ilimle irfanla. Bütün memleket senin, istediğin gibi hareket et, ne yapıyorsan yap. Biz sana güveniyoruz. Gayet güzel konuşmuşsun. Yedi ceddine rahmet. İngiliz derin devletine böyle meydan okuyan bir delikanlı olduğuna göre sana artık kimse laf edemez. Çünkü bunu İngilizler yaptı, İngiliz derin devleti yaptı. Tayyip Hocam helal olsun. Daha dur, Tayyip Hocam daha çok konuşacak. Bu ilk başlangıcı. Sayın Bahçeli de desteklediği için tekrar tekrar teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Tayyip Hoca’ya desteğe devam, sonuna kadar. Öyle evden almaya gelmek bilmem ne falan bundan sonra kolunu, bacağını kıracağız kanunla hukukla, densizlik, münasebetsizlik yapanların. Millet de bayağı iyi sahip çıkıyor, daha da sahip çıkacağız. Gençler de çok titiz olsunlar. Aslında gereksiz çekiniyorlar. Ufak da olsa milis gücü olsa çok iyi olur.

 

(Türkiye, İran ve Pakistan’ın kurucularından olduğu Ekonomik İşbirliği Teşkilatı Pakistan’da toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptığı konuşmada bölge ülkelerin arasındaki mezhep çatışmaları ve rekabetin yarattığı fitnenin söndürülmesi gerektiğini söyledi. “Bölgeye yabancı unsurların çıkarları için istikbalimizi tehlikeye atamayız. Öncelikli vazifemiz Suriye, Irak, Yemen, Libya gibi kardeş coğrafyalarda akan kanı durdurmak, fitne ateşini söndürmektir” dedi. Sayın Erdoğan toplantıda son zamanlarda bazı sorunlar yaşadığımız İran Cumhurbaşkanı ile de bir araya geldi. Hatta Sayın Erdoğan sağında İran Cumhurbaşkanı Ruhani solunda ise Kırgızistan Başbakanı ile bir aile fotoğrafı çektirdi.)

İşte bu kadar. İngiliz derin devletine okkalı bir tokat. Çok iyi olmuş. Tayyip Hocam’dan bak rica ettik, dedik ki “İran’la arayı düzelt. İran bizim sevdiğimiz bir ülke. Onları bağrına bas” dedik. “Aleyhte propagandalara hiç aldırış etme o Pers milliyetçiği falan böyle bir olay yok” dedim. Bak Allah razı olsun gitti, düzeltti, konuyu yatıştırdı, fitne de böylece ortadan kalkmış oldu. İran’da Pers milliyetçiliği diye bir olay olmaz. Irkçılığa şiddetle karşıdır İran rejimi. İslam’da ırkçılık yok, böyle bir şey mümkün değil. Dolayısıyla hepsi bizim kardeşimiz çok iyi yapmış Tayyip Hocam.

 

Müslüm Gürses'i Rahmet Ve Sevgiyle Anıyoruz. Allah Kendisine Gani Gani Rahmet Etsin, Muhterem Nur Hanıma Allah Hayırlı Ömür Nasip Etsin

Müslüm Gürses’in bugün vefatının ölüm yıl dönümüymüş. Allah gani gani rahmet etsin. Nur annemize de Allah sağlık, sıhhat, afiyet versin, ömrünü uzun etsin, sabr-ı cemil nasip etsin, hidayet nasip etsin. Müslüm Baba veli tiynetliydi, o dünya tatlısıydı maşaAllah. Ben Müslüm Baba’ya film hazırlatmıştım onu anlatan canım benim gözleri dolmuştu. Onu hiç öyle öven pek olmuyordu, sahip çıkan. Sırf şarkısını dinliyorlar. Var da azdı. Ama seven tabii delikanlılardan falan, böyle kabadayılardan onu çok sevenleri de vardı cenazesinde de çok muhabbet göstermişlerdi.

 

Türkiye Barzani'yi Sürekli Desteklemeli. Barzani Dindar Efendi Bir İnsandır. Uluslararası Kanunlara Uygunsa Devlet Kurmasından Mutlu Oluruz

Bugün Kuzey Irak’ta, Barzani’nin peşmergesiyle PKK arasında çatışma çıkmış. “Peşmerge, PKK‘yı Sincar’dan çıkarmak istiyor.” Yakışır. Yalnız tabii Barzani’ye hem maddi yönden çok iyi desteklemek lazım çünkü onların bir gelirleri yok. Fakir bir ülke, yiyecek içecek şu bu falan. Bir de kabadayılara hukuk çerçevesinde silah sevkiyatı önemli. Biz Barzani’ye bir şey diyor muyuz? Demiyoruz. Orada dese ki Suriye ‘sen kardeşim bir devlet kur’ Rusya, Türkiye hepsi kabul etse Birleşik Milletler, iftihar ederiz. Koskoca bir devlet kursun. Başına geçsin. Dindar, efendi bir insan, Nakşibendi’dir muhterem, ayrıca Peygamberimiz (sav)’in soyundandır, seyittir. Kökeninde Musevilik de var. “Hocam bana Musevi dedi” diyor. Kardeşim iftihar et, benim de kökenimde Musevilik var, ne çekiniyorsun? “Hocam bana niye öyle dedi ki?” diyor. Aleyhine demiyorum ben senin, lehine diyorum. Seyitse zaten mecburen peygamberlere gidiyor soyun. Hazreti İbrahim (as)’e gidiyor soyun yani seyitsen mecburen peygamber soyusun.

 

(Trump’ın büyük kızı Ivanka Trump, Amerikan Kongresi’ne giderken çok şık kırmızı bir kıyafet giydi ancak bu kıyafet nedeniyle büyük bir eleştiriye maruz kaldı. Özellikle moda eleştirmenleri, Ivanka’nın giydiği yaklaşık üç bin dolar değerindeki bu elbisenin, böylesine ciddi bir toplantı için hiçte uygun olmadığını ve çok açık olduğunu söylediler.)

Hadi oradan, hadi oradan, hadi oradan. Ivanka’ya çok yakışmış. O benim aslanım. Boyunu boşunu seveyim onun ben. Çok güzel yapmış. Nur gibi de kız, gayet güzel. Son derece makul, açık da değil. Süper yakışmış. Bak oradaki hanımınki de dekolte, gayet normal. Diğer hanım da dekolte, hepsi öyle. Amerikan kültürünün bir güzelliğidir bu. Ivanka’yı kıskanıyorlar, haset ediyorlar. Hiç muhatap olmasın. Bayağı güzel yapmış, eline sağlık yakıştırmış nur gibi de olmuş. Ailece kıskanıyorlar hepsini. Kıskananlara Allah hidayet versin. Nur gibi bir aile, daha ne istiyorsun? Gayet efendiler, çok terbiyeli, güzel, nezih insanlar. Hiç kaale almasınlar, çok güzel olmuş.

 

Bediüzzaman'ın Kitaplarını Gençlerin Mutlaka Okuması Lazım. O Kitaplardaki Ruh Ve Samimiyet Nefistir, O Coşkunun Ruha Etkisi Muazzamdır

Said Nursi çok tatlı insandır. Bütün gençliğin, herkesin onu çok sevmesi lazım. Kitaplarını mutlaka okusunlar. Sıkılsalar da birkaç sayfa okusunlar, çok çok güzel. Oradaki ruh ve samimiyet çok güzeldir. “Türkçeye tercüme edemiyorum.” Kardeşim orada bir ruh ve felsefe var. Bir anlatım, bir mana var. O insanın ruh hali var. Sen onu anlayacaksın. Anlattıkları şeyler zaten birçoğu bilinen şeyler ama o kendi içindeki coşkuyu aşkı anlatıyor. Sen onu hissetmeye çalışacaksın, konu bu.

 

“Hocam, mahşer yeriyle zer alemi aynı yer midir?”

Hayır zer alemi şu an duruyor zaten var, Kuran’da da ikinci bir paralel evrenden bahsediyor. “Benzerini de yarattım” diyor bak “dünya ve benzerini yarattım” diyor. Benzeri, benzeri nedir? “Aynısını yarattım” diyor. Oradaki insanlar buraya gönderiliyor ve arada bak “her gün sevkiyat vardır” diyor Allah. “Her gün bir hareketlilik vardır” diyor. “Sürekli devam eder” diyor. “İki evren arasında hareketlilik devam eder” diyor. İşte doğum görünümü altında sürekli buraya Allah insan gönderiyor. Buradan da ölümle ahirete sürekli insan gönderiyor, zincirleme ama öyle evrim yok yani zer aleminde zaten mükemmel yaratılmış insan. En başta blok olarak yaratılmış tamamı, hiç lafı evirip çevirmelerine gerek yok. Bak dikkat ederseniz hiç bu konuya girmiyorlar. Halbuki ayet var zer alemiyle ilgili anlatmıyorlar. Niye daraldınız anlatın işte? Paralel evrenden bahsediyor Allah. Orada her şey pozitif oluyor, hadislerde de anlatılmış. Bak “bir Nuh (as) da orada vardır” diyor Allah. “Hz. Musa (as) vardır, İbrahim (as) vardır” diyor “aynısı bir kopya aynısı vardır” diyor. Var olan oradan buraya gönderiliyor o kadar. Ama zaman olmadığı için şu an hepsi ordalar aynı zamanda Peygamberimiz (sav)’in dediği o. Hz. İbrahim (as) orda şu an. Nuh (as), Resulullah (sav) hepsi. Bizler de oradayız paralel evrendeyiz şu an aynı zamanda ama zaman mekan oynaması olduğu için biz kendimizi şimdi burada görüyoruz ama aynı zamanda ordayız, hem aynı zamanda da ahiretteyiz inşaAllah cennetteyizdir. Bizim anlayacağımız gibi bir şey değil bu.

 

Emniyet Terörle Mücadele Daire Başkanı Turgut Aslan Çok Yiğit Bir Kardeşimiz. Sağlığı İçin Tüm Kardeşlerimiz Dua Etmeye Devam Etsinler

Bugün 15 Temmuz’da başından vurulan Emniyet Genel Müdürlüğü Terör Daire Başkanı Turgut Aslan’ı arkadaşlarımız ziyarete gitti. Doktorlar da yanındaymış, ailesi ve çocuklarıyla sohbet etti arkadaşlarımız. MaşaAllah Turgut Hocam gittikçe iyi oluyor. Fizik tedavisi devam ediyor, aslan gibi imanlı ve milliyetçi. Çocukları da hiç başından ayrılmıyorlar Allah şifa versin. Dua etsin kardeşlerimiz. Ama bu alçakların kahpeliği tarif edilecek gibi değil. Bak kaç kişiyi başından vurmuş bu alçaklar. İngiliz derin devletinin uşakları tam manyaklar, tam klasik manyaklar.

 

Normal Bir Akılda İnsan Allah'ı Bir An Bir Saniye Dahi Unutmaz

Ülfet gelişecek gibi mi Allah’a iman, Allah’ın varlığı? Gökyüzünde bir taş parçasının üstünde baş döndürücü bir hızla gidiyoruz her yer taş dolu. Yanan sönen binbir türlü kitlenin arasından geçiyoruz üstelik onun görüntüsüyüz. Sen de ferah ferah Allah’ı unutacaksın? Olacak iş değil. Hiç düşünmüyor olman lazım. Allah bir saniye bile unutulacak gibi değildir. Normal bir akılda mümkün değil. Sürekli Allah korkusu mecburen oluşur insanda. Azmederek değil mecburen oluşur. İman mecburen oluşur ikinci ihtimal olmadığı için oluşur. Seçenek de değildir Müslüman için.

 

Trump Ve Ailesi Amerikan Halkı İçin Kalite Nezaket Klaslık Konusunda Güzel Bir Model. Bazı Ezik Homoseksüel Destekçileri Onlara Haset Ediyor

Trump’ın ailesi Amerika’ya güzel bir insan modeli, kaliteli kıyafet, kaliteli konuşma, yeme, içme, güzel ev, temizlik, bakım, klaslık, efendilik, nezaket konusunda mükemmel örnek olup Amerikan halkını eski Amerika’nın o zenginliğine, güzelliğine, dindarlığına çevirmeye gayret ediyorlar. Bir kısım homoseksüeli, iti kopuğu, komünisti, efendim kıskancı, hasedi ortaya çıkmış bu aileye veryansın ediyor, kendi kafalarına çevirmek istiyorlar. Onlar gibi berbat giyinecekler, bakımsız olacaklar, sevgisiz olacak, komünist olacak, homoseksüel destekçisi olacak; yok öyle şey. Bundan sonra Amerika eski güzel Amerika olacak. Amerikan rüyası yeniden oluşacak. Tamam kısa bir dönem de olsa bu olacak.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244330/sayin-adnan-oktarin-3-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244330/sayin-adnan-oktarin-3-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170303t_12.jpgMon, 13 Mar 2017 16:35:24 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 2 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 2 Mart 2017

 

(Adıyaman’da 5.5 büyüklüğünde ve Urfa’da 4.6 büyüklüğünde 15 dakika arayla art arda depremler meydana geldi. Adıyaman Samsat Belediye Başkanı Yusuf Fırat yaptığı açıklamada: “Kaymakamın evi, belediye binası, hükümet konağı, köyümüzün yarısı yıkıldı. Ölen yok, artçı depremler şu anda da devam ediyor. Yıkılmayan ev yok” dedi. Adıyaman’daki depremde ilk verilere göre 22 kişi yaralandı. Diyarbakır Afat’tan 35 kişilik ekip 4 kurtarma aracıyla bölgeye sevk edildi.)

Bayağı ciddi deprem olmuş. Çünkü evler öyle uydurma ev değil, bayağı sallanmış. Efendim kardeşlerimiz hiç telaş etmesinler Cenab-ı Allah Kendisi’ni hatırlatıyor. Amacı Allah’ın Kendini sevdirmektir, dünyadan insanları uzaklaştırmaktır. Evleri yıkılanlar sadaka hükmünde sevap kazandılar, yaralananlar da gazi hükmündedir. Hepsine Allah uzun ömür, sağlık, sıhhat versin, afiyet versin. Mehdiyet devrinde bu var. Mehdiyet devrinde depremler kesintisiz devam edecek. 1980’den itibaren başlıyor 1990’larda, 1996’larda akıl almaz tırmanmaya başlıyor gördünüz çizelge olarak da gösterdik. Dünyanın 100 bin yıllık, 200 bin yıllık tarihinde olmamış bir şey, ilk defa oluyor. 300 bin, 500 bin yıl geriye gittiğimizde bile böyle depremler yok. İlk defa oluyor bu bir mucize.

 

(Depremlerle ilgili bir grafiğimiz vardı Adnan Bey, onu gösterebiliriz. Bu grafikte 1900 ile 2008 yılları arasında yeryüzündeki 6-8 arası şiddette depremlerde izlenen artış görülüyor. 1980 yılından sonra depremlerde ani bir artış yaşandığı çok açık görülüyor grafikte. Sadece 1999 yılında yeryüzünde küçük veya büyük şiddette 20 bin 832 deprem meydana gelmiş.)

Bakın bu eğer düşünen bir insan varsa, düşünen insanlar varsa ki var çok büyük ibret bu bak. Dünyanın 100 bin yıllık, 200 bin yıllık tarihinde olmayan bir şey Mehdi (as) devrinde ilk defa oluyor. Ve depremlerde akıl almaz bir artış başladı. Ve bak gittikçe de tırmanıyor yalnız çok manidar olan bu, dikkat çeken bu. Dünya kıyamete doğru gidiyor, kıyamete doğru kendini hazırlıyor.

 

Mezhep Alimlerini Taklit Edenlerin Büyük Bölümü Hz. Mehdi (as)'a Karşı Olacaktır

Bir hadis var daha önce de okumuştum, çoğu sonradan İslam’ı öğrenen insanlar olacağı ifade ediliyor Mehdi (as) talebelerinde. Muttaki işte gelenekçi Ortodoks Müslümanken Mehdi (as)’ye tabi olmuyor, zaten gelenekçi Ortodoks sistem içerisinde Sünni inançta Mehdi (as)’ye tabi olmak çok güçtür. Çünkü o zaten mezhebe tabi, koyu mezhep yanlısı o görüş içerisinde zaten Mehdi (as)’yle çatışır görüşleri, kabul etmezler yani öyle bir topluluk içerisinde Mehdi talebesi çıkması çok zor adeta imkansız gibi. Bunu fıkıh alimleri, geçmiş büyük alimler Mehdi (as)’den hadis anlatırken uzun uzun anlatıyorlar. En büyük düşmanı Mehdi (as)’nin diyor fukahanın büyük bir bölümü olacaktır fukaha. Yani içtihat alimlerinin mukallitleri olacak diyor. Halk ehlisünnet nasıl oluyor? İçtihat aliminin mukalliti oluyor. Mesela İmam Ebu Hanife nedir? İçtihat alimi. Mukallit nedir? Sünni vatandaşlar, Sünni insanlar. Bunların büyük bölümü Mehdi (as)’ye karşı olacaklar diyor hadiste. Bak içtihat alimlerinin mukallitleri Mehdi (as)’ye düşman olacak, karşıt olacaktır diyor. Büyük bir kitle olarak söylüyor bunu. Hatta “yetmiş bin sarıklı” diyor “başı tıraşlı, sakallı ve başı taylasanlı” çok detay veriyor bak “başı sarıklı, başı tıraş edilmiş, sakallı yetmiş bin kişi Mehdi (as)’ye karşı mücadele verecek” diyor. Çok büyük bir sayı demektir bu. Ve Mehdi (as)’yi zındıklıkla, kafirlikle ve dinden çıkmakla suçlayacaklar diyor hadislerde. Mehdi (as) talebelerinin zaten ilk başta diyor cenazesine bile gelmezler diyor, evlenmek istese evlenmezler, iş yapmak istese iş yapmazlar onlarla diyor. Mehdi (as) talebelerine muazzam bir baskı var ilk başta. Bunu çok uzun fukahadan büyüklerden anlatanlar var ayrıca tarikat ehlinden de bunu anlatanlar var. Mesela İmamı Rabbani Hazretleri Mektubat’ında bunu uzun uzun anlatıyor.

Fütuhat-ı Mekkiyye isimli eserinde Muhyiddin Arabi el-Endülüsî şöyle bildiriyor, “Mehdi (as)’nin açık düşmanları fakih alimler olacak çünkü halk arasında imtiyazlar kalmayacak.” Yine Muhyiddin Arabi Hazretleri Fütuhat-ı Mekkiyye’sinde 66. Bab cilt 3, sayfa 327’de “Mehdi (as)’nin döneminde din tamamen reyden arınmış olacak. Eski hüviyetini kazanacaktır.” Resulullah (sav) zamanı gibi olacak diyor. “Mehdi (as) vereceği birçok hükümlerde ulemanın mezheplerine muhalefet edecektir.” Yani her konuda onlarla fikren çatışacak. “Bundan dolayı Mehdi (as)’den uzak duracaklardır.” Ulema, fıkıh alimleri. Adam nasıl ona tabi olsun o zaman? “Zira zanlarına göre gerçekten Allah imamlarından sonra bir müçtehit bırakmadığını kabulleneceklerdir.” Yani Mehdi (as)’nin gelmeyeceğine inanacaklardır diyor. Bak görüyor musun? 1300 yıl önce Peygamber (sav) bildiriyor aynısını görüyoruz şu an. Ne diyor bir kısım fukaha adamlar açıklıyorlar. “Mehdi diye birisi yok öyle biri gelmeyecek diyecekler.” Ne diyor? “Allah imamlarından sonra bir müçtehit bırakmadığını kabulleneceklerdir.” Diyor. Yani bunun üstüne Ebu Hanife’den sonra İmam Malik’ten sonra bir müçtehit gelmeyecek diyecekler. “Halbuki en büyük müceddit, en büyük müçtehit hem hakim hem Mehdi hem mürşit hem kutbu azam olarak bir zat-ı nuraniyi gönderecek” diyor Bediüzzaman. “O zat da ehli beyti Nebevi’den olacaktır” diyor. “Kıştan sonra baharın gelmesi gibi Mehdi (as)’yi bekliyoruz” diyor. “Mehdi (as) geldiği vakit kendisi dahi kendisini bilmez” diyor. “Ve yakınları (havas) ve seçkinler onu imanın nuruyla tanıyabilirler” diyor. “Fakat ilk çıktığında bedahet derecesinde onu tanıyamayacaklar” diyor. “Hatta deccal dahi kendisinin deccal olduğunu bilmez” diyor başlangıçta.

“Kaim Mehdi zuhur ettiğinde kendilerini onun takipçileri sananlar” Mehdi (as)’yi savunanlar “bundan dönecekler.” Yani Sünni ya da başka kafada olacaklar ama bakacak ki Mehdi (as) kendi inancına uygun değil, kendi çıkarlarına uygun değil, Mehdi (as)’yi bırakıp ayrılacaklar ondan diyor. Bu çok manidar. Büyük gruplar halinde hatta Peygamberimiz (sav) hadiste üç kere diyor, büyük gruplar halinde ayrılırlar diyor münafıklar Mehdi (as)’den ayrılırlar diyor. Bak Peygamberimiz (sav) devam ediyor “Dinin dışında olanlar ise” işte Darwinistler, materyalistler, ateistler ise “Mehdi’ye inanacaklar.” Deminki arkadaşın sorusu. Bak 1400 yıl önce Peygamber (sav) bildiriyor bunu. (Beklenen Mehdi, Allame Muhammed Bakır el-Meclisi, Bihar-ül Envar İngilizce tercümesi cilt 13, eski baskı cilt 51 -52- 53) Yeni baskı Gaybet kitabı İmam Mehdi On İkinci İmam bölüm 2 orada da var aynı hadis.

İmamı Rabbani Mektubat’ında diyor ki “Geleceği vaat edilen Mehdi dinin tervicini (değerini artırmayı) sünnetin ihyasını” yani Allah’ın sünneti nedir? Kuran. “…ihyasını (yeniden canlandırmasını) murat ettiği (istediği) zaman bidat ehli ile ameli adet edinen” dinde olmayan şeyleri ortaya çıkaranlar “hasene zannı ile dini karıştıran” yani güzel bir şey yaptığını zannederek dini karıştıran dine ilaveler yapan, dinin aslında özünde olmayan şeyleri dinin emri olduğunu zanneden “bazı insanlar hayretle şöyle diyeceklerdir: “Bu kimse (Mehdi) dinimizi kaldırmak ve şeriatımızı izale etmek mahvetmek istiyor” derler” diyor. Mektubatı Rabbani 1. Cilt sayfa 535’te.

 

Hadis: “Hz. Mehdi Taş Gibi Kalpleri Yumuşatacak, Ölü Ruhları İmanın Nuruyla Diriltebilecektir”

El Kavlul Muhtasar fi Alametil Mehdiyyil Muntazar’da yine bu da çok eski bir eser “İmam Mehdi Allah’ın izniyle taş gibi kalpleri yumuşatabilecek, kömür gibi ruhları elmaslaştırabilecek, ölü ruhları imanın nuruyla diriltebilecek.” İsa Mesih gibi o da mesela adam ölü ona ruh gelmesini sağlıyor vesile oluyor.

 

Mehdi (as)’ye Karşı Şeytan Ve Şeytanın Bütün Avaneleri Karşı Olacaktır

Cin şeytanlar da musallat olacaktır Mehdi (as)’ye ins şeytanlar da musallat olacaktır. Münafıklar işte fıkıh alimleri, fıkıh alimlerinin mukallitleri yani ordu gibi yetmiş bin diyor yetmiş bin alim Mehdi (as)’ye musallat oluyor düşünün. Ve hepsini yeniyor Mehdi (as), Allah’ın hikmeti büyük bir mucize bu.

 

Darbe Tehlikesine Karşı Hükümetin Her An Tetikte Olduğunun Vurgulanmasında Fayda Var

Bazen söylüyorlar işte ‘darbe tehlikesi var’ diye, tamam da koskoca devlet var. Hayret, 60 darbesinde de hükümet nasıl müsaade etti? Ben anlamadım. Yığ sokağa polisi kardeşim. Polisle rahatça halledersin. Allah Allah, adam uçak kaldırmaya kalkarsa basarsın polisle indirirsin aşağı. Şu anda da öyle bir risk eğer oluşuyorsa Özel Harekat var, polis çeşit çeşit hizmete hazır. Halk da emredin hemen gereğini yapsın. İllaki vardır demiyorum ama gereken dikkatin de oluştuğuna inanıyorum. Milletin gönlü rahat olması lazım ama ara ara da tetikte olunduğu yani uyanık olunduğunun vurgulanmasında fayda var, çünkü bazı insanlar bazen tedirgin olabiliyorlar, bilgilendirmekte fayda var. Hükümet ara ara kararlılığını, devletin gücünü vurgulasa iyi olur. Gerçi askerin hiç niyeti yok bizim gördüğümüz kadarıyla ama Cem Küçük diyor ‘Anadolu’da hareketlenme var’. Kardeşim hareketlenme olan yeri söylesene mübarek, adı yok mu? Mesela ‘şu ilin şu ilçesi’ de. Polisle basarlar, gereği yapılır. Varsa paralelci, dikeyci, devlete isyan eden adam, ağır suçtur bu, gereği yapılır. Bunlar lafta bırakılmasın.

 

(Şehit Aileleri Derneği yayınladıkları videoyla ‘Referandumda Hayır’ denmesi gerektiği çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada; “Biz bu ülke bölünmesin, üniter yapısını kaybetmesin diye elli bin şehit verdik. Başkanlıkla beraber tartışılan eyalet ya da federasyon, özerkliğin bir diğer adıdır. PKK’ya bu yolla özerklik verilecektiyse biz bu kadar şehidi neden verdik?” sözleri yer aldı.)

İşte hükümet o konuda böyle gönüllerini rahatlatacak konuşma yaparsa… Bu hakikaten büyük bir dert. Anayasaya koydukları maddeyi çıkarttırdık biz yani o federasyona sonuna kadar açık bir maddeydi, onu kim koydu? Onu da anlayamadık. Bayağı uğraştık ve onu çıkarttırdık. Demek ki bak daha hala içleri rahat etmemiş o yüzden bu konuda daha çok güvence veren, daha kalpleri rahatlatan, anayasanın içindeki maddelerin konumuyla da bu konuları açıklayan bir üslup, bu kardeşlerimizin içlerinin mutmain olmasına sebep olur, önemli.

 

Kadın Güzelliğinin Saygı ve Hayranlıkla Takdir Edilmesi Gerekir

Kadına bir çiçeğe bakar gibi, Allah’ın tecellisine bakar gibi, onu bir ibadet gibi bakacaksın. Yani ama bazı ahlaksızlar “Nasıl ırzına geçse? Nasıl tuzağa düşürse? Nasıl canını yaksa? Nasıl onu kızdırsa? Nasıl üzse?” Ahlaksızlık alçaklık yapıyor. Laf atıyor mesela, onu üzmeye çalışıyor yahut vücudunda bir şekilde canını yakacak küçük de olsa bir teması önemli görüyor. Onun canı yandığında da heyecanlanıyor, seviniyor. Mesela hakaret edince hoşuna gidiyor. Pis laflar ediyor yani bu sevgiyle bunun alakası yok, bu kıskançlıktır. O güzelliğe ulaşamamanın verdiği kinden kaynaklanan nefret dolu sözler. Ama hürmet ediyorsa, saygı duyuyorsa, hayranlık duyuyorsa mesela Avrupa’da öyledir. Hanımlar daha önce de söylemiştim mesela arabadan iniyor, sırt dekoltesi ta neredeyse kalçasına kadar, derin göğüs dekoltesi var, mini etek de giyinmiş. Mesela uzun kıyafet de giyiyor bazen ama yırtmaçlı, elinden tutup çok nezaketli arabadan indiriyorlar. Bir kraliçe götürür gibi götürüyorlar. Herkes hayranlıkla bakıyor, herkes hürmet ediyor. Oturtuyorlar en güzel yiyecekler geliyor, en güzel içecekler geliyor. Programın sonuna kadar saygı hürmet görüyor, her yerde hürmet görüyor. Böyle vahşileşmiyorlar. Ama burada bazı yerlerde adam sarı dişleriyle, iğrenç gülüşleriyle böyle bıyık burarak ki çoğu da bunların homoseksüel ve ahlaksız tipler. Sırf ahlaksızlık olsun diye yapıyor, kadını rahatsız etmek için yapıyor. Üzmek ve onu moral olarak çökertmek için kendince yapıyor. Onun için böyle ahlaksızlara genç kızlar hiç önem vermesin, adam yerine koymasınlar ‘it ürür kervan yürür’ demiş, yani hiç kaale almasınlar.

 

Taş Devri Hiçbir Zaman Yaşanmamıştır. Öyle Vahşi Bir Ortamda İnsanın Neslini Devam Ettirmesi İmkansızdır

İşte bağırarak adamlar saldırıyor vahşi falan, zaten bir kere insan öyle vahşi yaşayamaz. İnsan çocuğu; çok nezaketli, ilmi ve akılcı şekilde bakılmadıktan sonra, şefkatle bakılmadıktan sonra ölür o çocuk. Hayvanların yavruları hepsi yaşayacak gibidir, Allah onları içgüdüyle öyle yaratmış ama insan çocuğu çok kolay ölecek gibidir yani medeniyet olmadan hiçbir insan çocuğu yaşamaz. Onun için her dönemde müthiş bir medeniyet vardı. Anneler mesela, çocuklarına çok güzel baktılar. Mutlaka kundak, altının temizlenmesi, yıkanması, beslenmesi, saçının taranması hepsi çok özenlidir. Ta Hazreti Adem (as) devrinden beri bu intizamlı devam etmiştir ama Afrika’da şurada burada yine öyle vakalar var. Her halükarda annenin bakımı, özeni ve aklı son derece önemli bir ihtiyaçtır. Yani Kabataş Devri gibi, dedikleri gibi öyle vahşi bir ortam olsa nesil devam etmez, bütün çocuklar ölürdü. Çocuk kendi tükürüğünde bile boğulabilir, müthiş bir özen gerekiyor, müthiş bir akılcılık gerekiyor yani tam dikkatli keskin bir anne aklı ve özeni gerekiyor. Öyle vahşi bir toplumda, öyle bir çocuğun yetişmesi mümkün değil. Allah ona göre yaratmıştır.

 

Allah Her Güzellik Gibi Kadın Güzelliğini de Takdir Edilsin Diye Yaratır. Allah’ın Güzelliğine Kimse Kötülük Yapamaz

Kadının güzelliği onun süksesidir. Kadının güzelliğini kapattığında onu öldürmüş olursun yani yok olan bir güzellik, ölü olan güzelliktir. Bir çiçeğin üzerini kapattığında, o çiçek yoktur yani ‘ne kadar güzel çiçek var’ diyemezsin. O çiçek bütün ihtişamıyla, bütün güzelliğiyle takdir edilmek ister. Allah çiçeği takdir edilsin diye yaratır. Kadını da takdir edilsin diye yaratır ama haysiyetine, şerefine, namusuna, iffetine, gururuna özen göstereceksin. Asaletine yakışır şekilde, ona yerlere kadar eğilerek saygı göstereceksin. Köpek gibi saldırırsan, domuz gibi pisliğini üstüne dökmeye kalkarsan Allah o zaman belanı verir. Onu korur, senin de Allah belanı verir. Aklını başına alacaksın. Allah’ın güzelliğine kimse kötülük yapamaz. Nur Suresi’nde Allah onu açıklıyor. Kadınları koruyan hükümlerle doludur Nur Suresi. Onlar hakkında, aleyhte tek bir kelime bile kullanılmasını istemiyor Allah.

Delikanlılar ne yapıyorlar body salonlarında falan? Göbek yapıyorlar ‘baklava göbek olduk’ diye resimlerini çektiriyorlar. Niye? Takdir edilmek için. Kimi de sırtını dönüp arkadan resmini çekiyor, yatağa uzanıp resmini çekiyor, kendince takdir edilmek istiyor, acayip şeyler yapıyorlar. Size oluyor da kadınlara niye olmuyor? Saçını limonla arkaya tarıyorsun yahut öne perçem bırakıp, ortasını da bombelendiriyorlar tarağın arkasıyla, doyamıyor kendine bakmaya. Yolunda yürüyemiyor yani. Ayakkabıyı da boyuyor, yere ayakları takılıyor artık yürüyemiyor. Felaket yakışıklı olduğu kanaatinde. Madem sen öyle kendini süslüyorsun, bırak kadınlar da süslesin.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244329/sayin-adnan-oktarin-2-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244329/sayin-adnan-oktarin-2-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170302t_08.jpgMon, 13 Mar 2017 16:15:56 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 1 Mart 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 1 Mart 2017

 

Vesveseyle Hiç Muhatap Olmamak Şeytana Uymamaktır, Muhatap Olmayınca İbadet Sevabı Almış Olursunuz

Vesveseye en güzel cevap hiç cevap vermemektir. Hadi oradan dersin, olur biter. Vesveseye cevap vermek çok büyük hatadır; uğraşmak, muhatap olmak. Vesvesenin hükmü sıfırdır. Hiçbir manevi sorumluluk yüklemez insana. Hiç telaş edilecek bir konu da yoktur. Şahsa ait bir şey değildir o. Şeytandan beyne gelen sinyaller onlar. Muhatap olmamak ibadet kısmını oluşturur. Muhatap olmazsanız bu ibadet sevabını almış olursunuz. Muhatap olursanız şeytana uymuş olursunuz. Şeytana uymamak için vesveseyle hiç muhatap olmamak lazım. Kaale almayacaksın.

 

(Ahmet Hakan, Hulusi Akar Paşamızı da öven bir yazı yazdı; "Sayın Hulusi Akar bu ülkenin büyük çoğunluğu sizin 15 Temmuz'a karşı yiğitçe bir duruş sergilediğinizin farkında. Ve sizi bu açıdan takdir ediyor. Bu ülkede büyük çoğunluk sizin sivil yönetimin emrinde olmanızı olması gereken çok doğal bir durum olarak görüp yorumluyor. Cumhurbaşkanı ile çıktığınız seyahatlere kafayı takanların sayısı ancak bir avuçtur. Sizin darbeyle marbeyle hiçbir işinizin olmadığının hemen herkes farkında. Lütfen kalbinizi ferah tutun." dedi.)

Benim konuşmalarımın olumlu etkisini görüyor musun? O mübarek insanı hep böyle darbeci gibi falan göstermeye çalışıyorlardı. İşte FETÖ’cü şu bu falan gibi göstermeye çalışıyorlardı. Ben ısrarla savununca benim kullandığım kelimelerin aynısını, mantığın aynısını savunan birçok yazı çıkmaya başladı. Çünkü aleyhte adam harcama sistemi biraz hızlı çalışıyor Türkiye'de bazı yerlerde. Halbuki tertemiz insan, belli efendi bir insan. Ne kadar zor bir şey. Adam geliyor zorla Genelkurmay Başkan'ını kaçırıyor, boğazına kemer takıyor sıkıyor sonra o kahramanca direniyor, geliyor aslan gibi vatana milletine sahip çıkıyor. Adam da diyor ki, "Yok, sen FETÖ’cüsün." diyor. Sen deli misin mübarek? Aklını başına al. Ne istiyorsun? Bu ne sevgisizlik, bu ne saygısızlık, ne münasebetsizlik. Hulusi Akar Paşamızı kendi haline bıraksınlar. Uğraşmasınlar. Vicdanlı davransınlar.

 

Zer Alemi Şu An Halen Hayatta Olan Bir Sistemdir

Zer alemi, zannediyorlar ki oldu, geçti, bitti. Zer alemi, şu an yaşayan paralel evrendir. Paralel bir dünya şu an var, elan vardır. Kuran'da bu açık açık anlatılıyor. Oradan sürekli sevkiyat var dünyaya, insan gönderiliyor sürekli.

Paralel evren Yunus Suresi 10’da Allah ona dikkat çekiyor. Şeytandan Allah'a sığınırım, "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 10) Alemler. Demek ki bir tane alem yok. Mesela yine Enam Suresi 162’de “De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162) Birçok ayette alemlerden bahseder Cenab-ı Allah. Mesela yine “sizi çift çift yarattık” (Nebe Suresi, 8) diyor “Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.” (Zariyat Suresi, 49) İnsanın bir kopyası da vardır. O da işte zer alemindedir.

 

(Amerikan Merkez Komutanlığı’nın resmi Twitter hesabından yayınladığı YPG’li militan kız resimlerine “bunlar çocuk” eleştirisi gelince bir Pentagon yetkilisi bu iddiaya cevap verdi. Ve Suriye’de SDG şemsiyesi altındaki gruplara destek vermesi karşılığında "istihdam edilecek savaşçıların belirli bir yaşta olması" gibi bir koşul olduğunu hatırlamadığını ifade etti.)

Canım olur mu? El kadar çocukları sen cepheye sürüyorsan. Nerede görülmüş böyle bir şey. Uluslararası hukuka aykırı. On yaşında, on bir yaşında, on iki yaşında adama silah verip eline oraya götürmenin alemi ne? Bunda mantık yok. Bir Amerikan vatandaşına sen on iki yaşında, on bir yaşında silah verip cepheye gönderirsen ne olur? Amerika da bu ağır suçtur. Anlamazdan gelmesinler. Ayrıca komünist eğitimden geçen insanlar onlar. O fitneye karşı da oradaki insanların eğitilmeleri gerekiyor.

 

Kedilere, Köpeklere, Hayvanlara Eziyet Verecek Şeyden Şiddetle Kaçınmak Lazım

Onların rahatlığı çok önemli, huzuru. Kedinin huzuru insanların huzuru demektir. Bir evde kedi huzur içinde yaşıyorsa o insanlara da o huzur yansır. Bir evde köpek huzur içinde yaşıyorsa insanlara da o huzur yansır. Hayvanlar huzursuz olursa insanlar da huzursuz olur. Yazık günah yani ona çok dikkat etmek lazım.

 

(ODTÜ, Boğaziçi, Bilkent gibi üniversitelerin akademisyenleri yeni müfredatta evrim konusunun yer almamasına ilişkin görüşlerini Milli Eğitim Bakanlığı’na raporla bildirdi. Raporda “Canlıların ortak kökeni ve evrim konusu ilköğretimin ilk aşamalarından itibaren müfredata girmeli. İlköğretimde öğrencilere evrimsel bir bakış açısını sağlayacak ve ileride görecekleri konuları bütünleştirecek bir perspektifle sunulmalı. İngiltere, Finlandiya, İran, Gürcistan gibi ülkelerde evrim ilköğretimde okutulmaya başlanıyor” denildi.)

Utanç duymaları lazım şu laftan. İngiliz derin devletinin dayatmasıyla İran gibi şeriatla idare edilen bir ülkede ilkokuldan itibaren müfredatta yüzlerce saat Darwinizm propagandası yapılıyor. Allah inkar ediliyor. Darwinizm bütün kainatın tesadüfen yaratıldığı iddiasını savunan bir pagan inancıdır. Putperest bir inançtır. Göğüslerini gere gere bilim diyor. Tesadüfün adı nasıl bilim olur? “Şu nasıl oldu?” diyorsun “tesadüfen oldu” diyor. “Bu nasıl oluyor?” “Bu da tesadüfen oluyor.” Bunun adı nasıl bilim oluyor? Jeoloji bilimdir. Biyoloji bilimdir. Fizik, kimya, astronomi hepsi bilimdir. Darwinizm hurafedir. Putperest inancıdır. Okutulması da PKK’nın gelişmesine sebep oluyor. Devrimci Halk Kurtuluş Partisi Cephesi’nin gelişmesine sebep oluyor. Teröristlerin gelişmesine sebep olur. Zemin hazırlar. Komünizmin temel inancıdır Darwinizm. Bu beladan bizim milletimizin kurtulmasının sebebi bizleriz. Halkın yüzde sekseninin, yüzde doksanının Darwinizm’e inanmamasının sebebi bizleriz. Bizim gayretimizle oluyor. Buna rağmen daha hala gayet rahat bir üslupla Darwinizm’in anlatılmasını istemek çok çok yanlış. Bilim olmadığını bildiğin halde. Öyle bilim olur mu? Paleontoloji bilim. Niye paleontolojiyi savunmuyorsun? Devlet paleontolojiyi öğretsin, niye öğretmiyor? Hükümet anlatsın paleontolojik deliller. Fosiller, fosil bilim bir ders kitabı olarak okutulsun. Okutulmuyor, gösterilmiyor. Çünkü fosil devreye girdi mi evrim biter. Yedi yüz milyonun üstünde fosil var. Sen bunları ortaya koydun mu anında Darwinizm biter. Çünkü hiçbir ara fosil yok. Darwinizm’i ispatlayacak tek bir delil yoktur. Tek bir tane fosil yoktur. “Varsa on trilyon vereceğim” dedim. Bak yıllardan beri gelmiyorlar. Çok ayıp. Demagojiyle, hükümeti köşeye sıkıştırarak devam ettirebileceklerini zannediyorlar. Bu olmaz. Ama hükümetin tabii elemanı yok. Yani bu adamlara direnebilecek elemanları yok. Bilim adamları yok. Bizim dışımızda da bu konuda tavır alan olmadığı için hükümetin ancak bu kadar gücü yetiyor. Hükümetin Darwinizm’e tavır almasının tek nedeni biziz. Benim tavsiyelerim. Yoksa hükümet hiçbir şekilde Darwinizm’e tavır almaz. Hiçbir İslam ülkesinde Darwinizm’e tavır alınmıyor. Bir tek Türkiye’de alınmaya çalışılıyor. Daha alınmış da değil. Ama alınacak bu utanç verici teoriyi ortadan kaldıracağız. Bu pagan dinini, bu putperest dini kabul etmiyoruz.

 

15 Temmuz'da Halkı Tankla Ezen Katiller Tek Bir Hapisaneye Toplansın, Başkalarını Zehirlemelerine İzin Verilmesin ve Hepsi Halka Tanıtılsın

Ben böyle bir pislik, ahlaksızlık görmedim. Vatan haini, ahlaksız, haysiyetsiz, namussuz aynı zamanda da homoseksüel olan it kopuğu doldurmuşlar bir yerlere. Gidip halkı vurdurtturdular bunlara. Bunları halka teşhir etsin hükümet. Ben bunları görmek istiyorum bu adamları. Hatta mümkünse bunların hepsini bir hapishaneye toplasınlar. Bunları halka sürekli gösterelim. Bunları çeşitli hapishanelere dağıtmasınlar bu pislikleri, ahlaksızları, bu haysiyetsizleri. Tek bir hapishaneye toplansın bunlar. Ve canlı yayında da millete gösterilsin bu ahlaksızlar. Her gün bunların yüzüne tükürülsün. Millet bunlara olan nefretini ifade etsin bu alçaklara. Bunlar bilinmiyor. Sen adamı vurmuşsun kafadan ahlaksız. Koma halinde yatıyor o çocuk. Öyle kıpırdamadan yatıyor. Bu namussuz da ceza evinde yan gelmiş geğirerek yemek yiyip uyuyor. Daha hala kafa tutuyor millete. Böyle bir şey olmaz. Biz bu adamları görmek istiyoruz. Bu alçakların hepsini bir hapishaneye toplasınlar tek bir hapishanede olsunlar. Çünkü öbür hapishanedekilere de bunlar zarar verirler. Haysiyetsiz bunlar. Onları da o pis emellerine doğru çekmek isteyebilirler. Oraların da bereketini kaçırır bu uğursuzlar. Cinayet işlemiş bu alçakları, kendi vatandaşını vurmuş olan bu kahpeleri biz görmek istiyoruz. Bunlar zamanında hep ırzına geçilmiş, namussuzluğa alıştırılmış, kendine saygısını kaybetmiş Allahsız, Kitapsız, alçak, kahpe adamlar. İngiliz derin devletinin köpekleri bunlar. Bunların insanlıkla alakası yok. Askerlerin arasına bunlar serpiştirilmiş.  Asker de değil bunlar. Bunlar haysiyetsiz, namussuz, iblis takımı. Bunların halka gösterilmesi, bunların durumunun iyice halk tarafından bilinmesi gerekiyor. Bunların böyle göğsünü gere gere hapishanelerde volta atması bilmem ne diye bir konu olmaz. Burada bir yanlışlık var. Bunun düzeltilmesi lazım. Hepsini tek bir hapishaneye alsınlar. Çünkü mesela Malatya’ya gidiyor oradaki insanların başına bela. Eskişehir’e gidiyor oradaki insanların başına bela. Mikrop bunlar. Bunları her yere yayıp bu mikrobu pisliği her tarafa bulaştırmanın bir alemi yok. Tek bir yere toplasınlar hepsini. Ve bunları da göreceğiz biz de. Her okuduğumda kan tepeme çıkıyor. Acayip kızdırıcı bir şey.  Çok fazla insan vurmuşlar. Birçoğu komada. Daha hala komadalar. Hiç yerinden kıpırdamadan yatıyorlar. Bu alçaklar herifler keçi gibi sakal bırakmış keyfinde, zevkinde, işinde gücünde. Keçi sakalına bir şey dediğimiz yok da o dert değil de adamın keyfi açısından diyorum. Bunlar kimdir teker teker teker bize göstersinler. Benim bu anlattıklarımın büyük bölümü doğru. Bunlar özel olarak İngiliz derin devleti tarafından yetiştirilmiş. Irzına geçilmiş, haysiyetsiz, şerefsiz, namussuz yetiştirilmiş adamlar. Bunları biz göreceğiz. Bir kısmını da korkaklığından, kahpeliğinden orada o vatandaşları vurdular. Bir kısmının da niye niçin bu belanın içine girdiğini biliyor değiliz anlayamadık. Bu ahlaksızlığı neden yaptıklarını bilmiyoruz. Bizim için bir sır. Ama böyle bir ekip var dediğim tarza yetiştirilmiş. Alçak, haysiyetsiz, namussuzlardan oluşturulmuş bir ekip var. Ama diğerlerinin mesela Kayseri’den gelmiş asker. Sen vatandaşı nasıl vurursun? Buna bir açıklık getirttirmek lazım. Bu bizim için bir sır.

 

(15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı’na operasyon yapmak ve polislere ateş ederek şehit etmekten yargılanan darbeci eski Özel Kuvvetler TİM Komutanı Yüzbaşı İsmail Yiğit “Eğer isteseydim içeriye el bombası atardım ve hepsi şehit olurdu. Ancak ben öyle yapmadım” şeklinde savunma yaptı. Ayrıca darbeci asker Sayın Erdoğan Marmaris’ten ayrıldıktan üç buçuk saat sonra Cumhurbaşkanı’nı o bölgeden almak için gittiklerini kendilerinden önce birilerinin gelip Cumhurbaşkanı’na suikast yapmış ve polisleri şehit etmiş olabileceğini, bunların kim olduğunu bilmediklerini iddia etti.)

Bu adamın görüntüsü değil mi o? Evet böyle bunları biz tanıyalım. Bunlar tek tek tanıtılsın topluma. Özellikle katiller tanıtılsın. Bu katil değil herhalde cinayete teşebbüs etmiş sadece bu. Yok, fiili katilleri tanıtsınlar tek tek ben onları göreceğim. Bir de hepsini bir araya getirsinler, tek bir hapishanede olsun bunlar. Orayı burayı zehirleyecek şekilde bunları dağıtmasınlar.

 

(Trump ilk kez Amerikan Kongresi’ne hitap etti. Yaptığı konuşmada “IŞİD’i yeryüzünden temizlemek için İslam dünyasındaki dostlarımız ve müttefiklerimiz de dahil tüm müttefiklerimizle beraber çalışacağız. Müslüman ve Hristiyan her din ve her inançtan kadın, erkek ve çocukları katleden IŞİD’i ortadan kaldırma planı hazırlaması için Savunma Bakanlığı’na talimat verdim” ifadesini kullandı. Pentagon bütçesi için Amerikan tarihindeki en büyük bütçe artışının hazırlanması talimatını verdiğini söyledi. Ayrıca İran için de bir açıklama yaptı ve İran’ın füze programını destekleyen kişi ve kurumlara yeni yaptırımlar getirdiğini belirtti.)

Trump’ın, İran’ın silahsızlanmasını istemesi boş olur. Çünkü Şii inancına göre Mehdi (as) çıkacak ve Mehdi (as)’nin ordusu olacak. O inancın gereği olarak zaten onlar büyük bir ordunun farz olduğuna inanıyorlar. İnançlarıyla çelişir. Yani bütün dünya ordularla baş edebilecek bir askeri güce sahip olmaları gerektiğinin farz olduğu kanaatindeler. İnanç olarak o düşüncedeler. Mehdiyet’in şefkat merhamet yönünü esas alsın Trump. Onu gündeme getirerek yaklaşabilir. İran’ın ikna edilmesi Mehdiyet’le olur. Mehdi (as)’nin şefkati, merhameti silahları ortadan kaldıracağı, kan dökmeyeceği o konuyu ön plana getirirse Trump oradan netice alır. Yoksa “İran silahsızlansın” falan derse İran bunu dinlemez. Bir de İran’a gücü de yetmez Amerika’nın. Çünkü İran tek başına değil ki. Nasıl Suriye’ye gücü yetmiyor? Niye etmiyor? Çünkü Rusya var. İran’a niye yetmez? Çünkü Rusya’dan dolayı yetmez. Çünkü Rusya’yı da yenmesi gerekiyor İran’ı yenmesi için. Rusya’yı İran ezdirmez. Çok önemli bir imkan, çok önemli bir koza sahip Amerika. Mehdiyet’i gündeme getirsin. Mehdiyet’in şefkati, merhameti silahları ortadan kaldıracağı, savaşların o devirde duracağı konusunu ısrarla hadislerle gündeme getirirse mesele hallolur. Bir de aralarını bulalım. Yani İran’a sürekli düşman gibi görüntü pek iç açıcı olmayacak. Bu bayağı sıkıntı meydana getirir, gerilim devam eder. Rusya’yla da aralarını çok iyi tutsunlar. Rusya’yla silahsızlanma anlaşması yapılsın, konuyu kökten halledelim. İngiliz derin devletinin oyununa kimse gelmesin.

 

Kuran'da ve Peygamberimiz (sav)'in Hadislerinde Zer Alemi

Talak Suresi 12 “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” yerin benzeri olan bir alem. “Dünya gibi bir alem daha yarattım” diyor Allah, dünyanın aynı benzeri bir alem. “Emir, bunların arasında durmadan iner” Yani “O dünyayla bu dünya arasında emir sürekli Allah’ın emri akar, devam eder” diyor. “Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için” Burada anlatılan ne? Dünyaya benzeyen bir dünya daha var. İşte zer alemi denilen alem bu Kuran’da Talak Suresi 12’de geçiyor. Bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” “yerin” bak “aynısı dünyanın benzerini yarattım” diyor. “Bir alem daha var” diyor Allah. “Oradan Allah’ın emri sürekli akar” diyor. Dünyaya sürekli insan gönderiliyor oradan, doğma görüntüsünde, anneden babadan olmuş görüntüsünde o alemde, zer aleminde hazır olan insanlar gönderiliyor. Bak o alemi de Allah anlatıyor Kuran’da ve hadislerde de anlatılıyor. İbn-i Abbas’ın şunları söylediği nakledilir. “Yedi yer vardır” hadis “her yerde sizin Peygamberiniz gibi bir peygamber, Adem gibi bir Adem, Nuh gibi bir Nuh, İbrahim gibi bir İbrahim, İsa gibi bir İsa vardır.” İşte peygamberlerden söz aldım diyor ya Cenab-ı Allah, zer aleminde işte sayıyor bak bütün peygamberleri sayıyor. “Bütün peygamberler orada” diyor. Aynı zamanda dünyadalar, işte o alemden gönderiliyorlar peygamberler. Bütün insanlar o alemden gönderiliyor. Resulullah Efendimiz ashabın yanına varmış, onlar sessizce duruyor konuşmuyorlarmış, “Niçin konuşmuyorsunuz?” Diyor Peygamberimiz (sav). “Allah azze ve cellenin mahlukatını tefekkür ediyoruz” demişler. Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Öyle yapın, Allah’ın yarattıklarını düşünün, Kendisi’ni düşünmeyin çünkü batıda bembeyaz bir toprak vardır, onun aydınlık olan sahası, aydınlanmış olan alanı güneş yürüyüşüyle kırk gündür.” İşte o alemi anlatıyor, “beyazdır sahası” diyor. Mesela bak dünyada yeşil, mavi hakimiyeti var, orada da beyaz hakimiyeti var. “Orada Allah’ın yarattıkları vardır ki, bir göz kırpacak an bile Allah’a asla isyan etmezler.” Zer aleminde herkese Allah’a itaat etmiş durumda. Bak hiç kimse Allah’a isyan etmiyor o alemde. Kuran’da da öyle diyor zaten, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Diyor. Müminler ne diyorlar? Herkes “sen bizim Rabbimizsin” diyorlar. İsyan yok, onu anlatıyor hadis. “Onların arasında şeytan var mı?” dediklerinde, Peygamberimiz (sav) diyor ki: “Onlar şeytanın yaratılıp yaratılmadığını bilmezler.” “Bunların arasında Adem (as)’ın çocukları var mıdır?” dediklerinde, “Onlar Adem (as)’ın yaratılıp, yaratılmadığını bilmezler.” Adem (as) zaten orada, aynı zamanda dünyaya gönderiliyor.

 

(Hürriyet Gazetesi’nde uzun süredir Washington muhabiri olarak görev yapan Tolga Tanış gazeteyle ilişiğinin kesildiğini çalışma arkadaşlarına duyurdu. Tolga Tanış son olarak büyük tepki toplayan “IŞİD’in Türk malı potasyum nitratları" başlıklı yazıya imza atmıştı. IŞİD’in patlayıcı yapımında kullandığı potasyum nitratları Türkiye'den aldığını öne sürmüştü.)

Çok anormal bir şey. Her ülkede var. Irak’ta, Suriye’de zibil gibi potasyum nitrat. Ayrıca potasyum nitratla yapılmıyor ki bomba. Asıl İngiliz menşeili patlayıcılar kullanılıyor. Potasyum nitrat patlayıcı bir şey değil. Potasyum nitratla hiçbir şey yapamazsın. O şiddetli patlamalar onunla elde edilemez. O yan etki yapabilir. Ne olur? Patlamanın etkisiyle oradaki oksijen açığa çıkıyor. Yanıcı etkiyi biraz daha artırır o. Patlamayla alakası yok potasyum nitratın. Patlayıcı bir madde değildir o. Çok fazla oksijen ortaya çıkmasına sebep olur.

 

(Sincar İlçe Kaymakamı Mehma Halil, PKK'nın bölgedeki varlığını güçlendirip, DEAŞ gibi tüneller kazmaya başladığını söyledi. PKK'nın bölgeden çekilmeyeceğine dönük sinyaller verdiğini aktaran Halil, “PKK militanları son dönemlerde Şengal'deki kamplarını genişletip güçlendirmeye başladı. Bu gelişme de örgütün öyle kolay bir şekilde bölgeden çekilmeyeceğine işaret ediyor. PKK Şengal Dağı başta olmak üzere elinde tuttuğu bazı bölgelerde tüneller kazmaya başladı. DEAŞ gibi tünel kazıp, olası bir hava saldırısından kendilerini korumayı amaçlıyorlar” dedi.)

Tünel kazıyorsa tünel koruyucu bir yönü yok. Tünel çok tehlikeli bir şey. Tünelin içine bir basınç uygulanırsa adam top mermisi gibi fırlar öbür taraftan. Tehlikeli bir şey. Onun için tünel tavsiye etmem hiç kimseye. Tünelle münelle de kurtulamazlar ayrıca. Tünel iki taraftan sıkıştırabilecek bir sistem. Hepsi teslim alınır o zaman.

 

Her gün deccal nefret, kinden bahsediyor. Biz de her gün sevgiden bahsediyoruz. Onun pis elektriğini biz pozitif auraya çeviriyoruz. Onun şeytani elektriğini pozitif, güzel Rahmani elektriğe çeviriyoruz.

 

Kadınlar Çok Şahane Varlıklar. İnsan Bakmaya Doyamıyor, Sevmeye Doyamıyor

Müthiş zevk alıyorum ben kadınlardan. İnsanlar nasıl bunu anlayamıyorlar, hayret ediyorum. Yani çok nefis varlıklar, çok şahane varlıklar. İnsan bakmaya doyamıyor, sevmeye doyamıyor, konuşmaya doyamıyor. Her yönden mükemmel varlıklar. Dünyadaki en büyük süs, üstüne yok yani kadınların üstüne. Bunu nasıl anlamazlar? Yani onu hissedememelerine şaşıyorum ben. Mesela gül kokusundan bir insan hoşlanmıyorsa bir insan buna şaşırmaz mı? Ne diyeceksin adama? “Gül kokusu çok güzel” diyorsun. “Aa nasıl oluyor ki?” diyor. “Kadın çok güzel bir varlık” diyorsun. “Aa nasıl oluyor?” diyor. Allah vermemişse bilmez tabii insan. Ben çok haz duyuyorum kadınlardan, çok seviyorum kadınları.

 

İnsan Hayret Gücünü Nasıl Artırabilir, Ülfetten Nasıl Korunabilir?

Düşünerek elde edilir yani biraz değil, ciddi bir hırs yapılması lazım. Mesela bak şimdi ben bahar ya, yavaş yavaş tomurcuklar açıyor. Kuru dal tahta, takır takır. Tak diye kırılıyor. Renkli çok düzgün çiçek. Mesela o onun görevini bilmiyor, o onu bilmiyor. Çok hayret verici bir şey ama dikkatlice düşünülmesi lazım. Ama köfte ekmek yiyip, atom forvet zıplayarak yürüyorsa adam onu düşünemez. Derin düşünmek için derin düşünmeye vakit ayırmak lazım.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244328/sayin-adnan-oktarin-1-marthttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/244328/sayin-adnan-oktarin-1-marthttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/Adnan_Oktar_A9TV170301t_11.jpgMon, 13 Mar 2017 16:15:18 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 25 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 25 Şubat 2017

 

Münafık Sorulduğunda Koyu Dindar Olduğunu Söyler Hatta Müslümanlardan Daha Titiz Olduğunu İddia Eder Ama Müslümanlardan Nefret Eder

Münafık Müslümandan nefret ettiği halde sorduğunda koyu dindar olduğunu söyler. Müslümandan daha akıllı, daha vicdanlı, daha dengeli, daha tutarlı, daha kültürlü, daha isabetli düşünen olduğunu söyler. Dikkat ederseniz bu pislik tipler bir hayli vardır. Müslümana karşı nefret vardır her türlü Müslümana karşı içinde nefret vardır. Hep kendini en iyi bilir, ukala ve züppedir, üst perdeden konuşur, saygısızdır, saldırgandır üslubu. Ruhunda hürmet, nezaket gibi bilgiler olmaz, duygular olmaz. Sevgisizlik buram buram yüzünden akar. En çok üstünde durduğu da Müslümanlardır. Küfrü eleştirmez Müslümanları eleştirir. Müslümana gücü yeter, mazluma gücü yeter. Güya yani yetmez de, yettiğini zanneder. Öyle bir güruhat, serseri güruhat tarzından yaratılmış özel bir kavim, topluluktur münafıklar.

 

Nitelikli Münafık Derin Devletle Bağlantılıdır Ve Bu Sebeple Küfrün Müslümanlara Karşı En Önemli Silahlarından Biridir

Nitelikli münafık daha azdır sayısı niteliksiz münafıktan. Niteliksiz münafık toplumun içinde çok çok fazla olur. Zibil gibi olur, çok fazla olur. Ama en tehlikeli nitelikli münafıklardır. Nitelikli olanlar derin devletle bağlantı halindedir. Küfrün en önemli silahlarındandır münafık. Denizaltı gibidir. Suyun altında gider, görünmez. Münafığın silah yönü küfür için çok önemlidir. Onun için onları titizlikle seçerler ve titizlikle kullanırlar. Çok çirkeftir münafıklar, kin doludurlar. Toplum içinde çoktur onlar. Böyle entelektüel seviyesi bazen yüksek de olur. Müslümanlara laf söylemede, Müslümanlara çirkin söz söylemede çok yaman ve azgındırlar. Küfre karşı suskun, sakindir münafıklar. Daha, çok daha ılımlıdır. Böyle makul ve onlarla anlaşabilen bir yapıdadır ama Müslüman gördüğünde çok çirkefleşir, azgınlaşır, nefreti yirmi dört saattir münafığın. Bazen nitelikli münafıklar sakin ve huzurlu da görünebilirler, böyle kaliteli de görünebilir yani halim selim, nezaketli falan da görünebilir. Yırtıcı ve azgın münafıklar da vardır fakat sakin, yılan gibi sakin, yılan gibi sessiz sokan münafıklar da vardır. Ama böyle yaban domuzu gibi saldırgan, azgın münafıklar da vardır yani iki türlüdür münafıklar. Bir de işte nitelikli ve niteliksiz olarak da ayrıca ikiye ayrılırlar münafıklar. Mesela televizyona çıkar çirkef bir konuşma yapar, süper azgındır ama dikkat edin bu tipler, münafıklar küfre tek kelime etmezler, küfre karşı saygılarından anlaşılır münafıkların üslubu. Küfre karşı itinalı, özenli, uzak duran, onları kızdırmamaya çalışan bir tavır içindedir. Ama mümin Müslümansa özellikle sessiz, sakin, efendi olacağını düşünüyorsa veyahut ona destek olacak birilerinin olmadığını düşünürse münafık çok saldırganlaşır ve çirkefleşir, çok azgındır.

 

Münafığın Çirkin Yöntemlerinden Biri De, Kendisi İslam'ı Yaşamaz Ama Müslümanlara Sürekli Akıl Verir, Kendini Çok Üstün Görür

Münafığın silahlarından çok fazla silahı anlattık biz, çirkindir silahları. Bir yöntemi de münafığın ben İslam’ı yaşamıyorum ama yaşamasam da işte alim gibi, hoca gibi bilgim vardır herkesi uyarırım adı altında Müslümanlara köpek gibi saldırır münafık. Kendi yapmaz, yapmadığını da gizlemez. Bir kısım münafıklar da yaptığını iddia eder yani çok takva olduğunu iddia eder. Bak birçok çeşide ayrılıyor dikkat ederseniz, dallara ayrılıyor. Mesela gizlice namaz kılmaz, “kılıyorum” der. Ama bazı münafıklar vardır namaz kılmadığını söyler, içki de içtiğini söyler, fuhuş yaptığını da söyler ama fuhşa, içkiye ve zinaya yönelik Müslümanlara karşı çok azgın ve saldırgan olur. Mesela Müslümanlara iftira atabilir, Müslüman mümin kadınlara. Halbuki kendisi fuhşun içindedir fakat mümin kadınlara, mümin hanımlara fuhuş iddiası veyahut haram eylem iddiasında bulunabilir. Mesela kendisi açık saçık normal hayatı yaşarken veyahut yaşatırken mümin kadınlara tesettür iddiasıyla saldırabilir. Münafık karakterinde bu vardır. Veyahut kendi içki içtiği halde Müslümanların içki içtiğini iddia ederek onlara iftira atabilir. Alenen de içer ama azgındır. Toplum içinde görüyorsunuzdur böyle tipler çok fazladır, zibil gibidir. Onun için münafıkların dallara ayrılmasını şema olarak da hazırlamak lazım. Nitelikli, niteliksiz. Müslüman gibi görünen ama Müslümanlığı yaşamadığını açıkça gösteren de vardır, Müslümanlığı çok iyi yaşadığını iddia eden de vardır, oradan da ikiye ayrılır. Çirkef, azgın olanları vardır, bir de çok sakin, terbiyeli, efendi gibi görünen ve sinsi olanları vardır yani gizliden gidenler. Bunları da iyi ayırt etmek gerekiyor. Mesela adam müziğin haram olduğunu söyleyebilir; meyhanede hem içiyor “ben dinliyorum” diyor “doğru ama haramdır” diyor. “Bunu yapmamak lazım” diyor. Müslümanlara saldırır. Şimdi küfür içinde de itibarlı olduğu için çünkü küfrü yaşıyor zaten o yüzden Müslümanlara saldırısı daha etken olacağını düşünür çünkü sözü daha geçeceğini düşünür. Bir de münafık çok bilmiştir, kendine has bilmiş küstah bir üslubu vardır. Cahilliğini yaygarayla kapatır, yaygaracıdır münafık. Özel bir yaygara metodu vardır, bağırtı çağırtı metodu vardır. Ayette şeytan için geçiyor, “atlılarınla, yayalarınla yaygaralar kopart.” “Müslümanlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından yaklaşacaksın.” Yaldızlı sözler dediği işte demagoji, şamata yapmak yani mantık oyunları.

 

Sevgi, Merhamet, Şefkat, Kalite, Zevk, Sanat Yoksa Sürüngen Gibi Yaşamak Ne Kadar Korkunç Bir Şey. Allah Sevgisiz İnsanlara Hidayet Versin

Sevgisiz insan ne kadar çok. Yaşamak niye gerekiyor o zaman, sevgi yoksa merhamet yoksa? Hayvan gibi veya bitkisel bir varlık gibi hayatını canlı tutmaya çalışan mahluklar olmuş oluyor o zaman, çok korkunç bir şey bu. Dostluk yok, sevgi yok, merhamet yok, güven yok, muhabbet yok, sanat yok, estetik yok geriye ne kaldı ben anlamıyorum ki. Neden yaşamak istiyorsun o zaman? Allah korkusu yok, Allah sevgisi yok, ibadet yok. Çok korkunç. Sürüngen misin sen, nesin sen, nasıl bir varlıksın kardeşim? Allah hidayet versin, tabii onlara daima gece gündüz anlatmak lazım.

 

(Hürriyet Gazetesi bugün tıpkı eski darbe günlerinden yapılan ‘Genç subaylar rahatsız’ haberi gibi ‘Karargah rahatsız’ diye bir haber yaptı. Ve ordunun, hükümetin aldığı kararlarda rahatsız olduğunu iddia etti. Hürriyetin eski darbe günlerini hatırlatan bu haber büyük tepki topladı. Haberde astsubaylara başörtüsü takma hakkının getirilmesi, Hulusi Akar’ın Cumhurbaşkanı’nın gezilerine katılması, Akit Yayın Yönetmeni Hasan Karakaya vefat ettiğinde Hulusi Akar’ın Akit’e baş sağlığı telefonu açması gibi konular yüzünden ordunun rahatsız olduğu anlatılıyor. Bazı farklı haber kaynaklarında da Mart ayında emir komuta zinciri içinde darbe hazırlığı olduğu iddia ediliyor.)

Şimdi bir kere orduyla halk eskiden kopuktu, orduyla halkın iç içe olması güzel. Başörtülü hanım subay kaç tane olacak ki orada? En fazla on beş, yirmi, otuz tane olur, başörtülü sayısı zaten çok az Türkiye’de şu an. Memure olarak da çok az, milletvekili olarak da çok az, onun sembolik anlamı var, bu Türkiye’de dindarların rahat yaşadığının sembolik anlatımı. Eskiden çok aşağılanıp eziliyorlardı, çok ızdırap duyuyorduk bundan. Sakallı amcalar, başörtülü teyzeler, o başörtünün serbest olması Türkiye’nin özgürlüğünü gösterir. İngiltere’de, Hollanda’da, Avrupa’da falan hep başörtü serbest. Polis, asker Müslüman kadınlar var başörtüleri kapalı ama sayıları az. Orduda zaten sayısı çok az olacaktır, hadi on beş, yirmi bilemedin elli, yüz fazla bir şey olmaz ama sembolik yönü iyi.

Hasan Karakaya’yı eğer aradıysa Genelkurmay Başkanı ailesini, başsağlığı dilediyse bu bir nezakettir. Çünkü dindarların orduyu sevmesi için bu güzel bir jest. Eskiden beri dindarların bir kısmı orduyu sevmez yani orduyu din düşmanı, İslam düşmanı olarak bilirler. Ordu dindar olduğunu, İslam’ın sancaktarı olduğunu vurgulamış oluyor ve halkla iç içe olduğunu, dindarları sevdiğini vurguluyor, dindarlarla barışık bir ruhun hakimiyetini gösteriyor bu güzel jest, güzel tavır Hulusi Paşa da çok güzel hareket ediyor. Hulusi Paşa milletin gönlüne taht kurmuş değerli bir Paşamız, değerli bir insan, diğer kuvvet komutanları da öyle çok nezih, aklı başında insanlar.

 

Kadınları Bu Kadar Baskı Altına Almak, Kadın Güzelliğini Ortadan Kaldırmaya Uğraşmak Bir Süre Sonra Homoseksüelliğin Yayılmasına Sebep Oluyor

Kardeşim, gece gündüz kadın güzelliğini yok etmenin peşindeler. Yani kadınların cazibeli olmasını ortadan kaldırma, kadını erkeksi, küt, bakımsız, yani benim anladığım anlattıkları kadarıyla dörtgen görünümlü, kaşı gözü birbirine girmiş, asık suratlı, tamamı bakımsız kadına benzemeyen kadınların dışarıda gezmesini istiyorlar. Böyle olunca fıtrat bozuluyor tabii. Bu sefer erkekler kadınlaşmaya başlıyorlar. Erkek erkeğe olmak eğilimine geçiyorlar. Çünkü kadın sevgisini ortadan kaldırmış durumdalar. Kadını asil, beğenilen, gözlerde yüce bir varlık olmaktan çıkartıp aşağılanan, hakaret edilen, “git kendine koca bul” denilen, trafikte araba kullanmasını bilmez bilmem ne falan mantığıyla yaklaşılan, potansiyel suçlu, yani güzel giyinse bela olan, giyinmese ayrı bir dert olan, erkek arkadaşı olursa ayrı suçlanan, olmazsa ayrı suçlanan, herkesin ezmeye kalktığı bir yapıya doğru kadınları çekmek istiyorlar bazı çevreler bazı yerlerde. Bu kadar kadınlardan insanları soğuturlarsa homoseksüellik süratle yayılır. Çünkü kadınların üstünde akıl almaz bir baskı var. Yani kadın güzelliği diye bir şey kabul etmiyor adam. Makyaj yapmayacak, bakımlı olmayacak, güzel olmayacak. Halbuki kadınların cazibeli ve güzel olması lazım. Homoseksüelliğe karşı bu bir settir yani insanlarda kadınlara karşı bir özlem, saygı, yücelik hissi olması lazım, onları yüce görmeleri lazım, değerli görmeleri lazım. Ama kadını değersiz hale getiriyorlar. Yani bakımsız, itici, kavgacı, soğuk görünümlü, kaba konuşan, münasebetsiz, böyle bozuk vücutlu yani her yönden kötü ve itici hale getirmek ve cazibesini tamamen ortadan kaldırmanın peşinde oluyorlar. O zaman öyle olunca adamlar da erkeklere yöneliyorlar. İşte oğlan çocuklarına yöneliyorlar. Yurtlarda oluyor, orada burada oluyor, sokakta oluyor, okulda oluyor,  evde oluyor, geniş çaplı bu sefer homoseksüellik yayılıyor. Hazreti Lut (as) diyor, “Dedi ki: "Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım.” (Hicr Suresi, 71) “istiyorsanız bunları size nikahlayayım. Sapıklık yapmayın, ahlaksızlık yapmayın, sapık ilişkiye girmeyin” diyor. “Sen bırak” diyorlar, “bizim ne istediğimiz belli” diyorlar onlar. Şu anda da ahir zaman öyle görünüyor. Çığ gibi homoseksüellik yayılıyor.

 

Çekici Ve Bakımlı Olmayı Adeta Suç Haline Getirdikleri İçin Fıtratta Bozulma Oluyor. Kadınların Bir Kısmı Hem Fiziki Hem Manevi Katılaşıyor

Bütün kızları böyle itici yapmaya çalışıyorlar. Kız çocukları hep başları yerde, normalde genç kızlar çekici olmak ister, beğenilmek ister falan. Büyük bir suç haline getirdiler onu. O yüzden kadınlar itici olmaya ağırlık veriyor birçok kadın. Üslubuyla, bakışıyla, hareketiyle itici olmaya çalışıyor. Gençlerde de vücutlarındaki testosteron seviyesinde düşüş var, sperm sayısında düşüş var, kadınlaşmaya başladılar erkekler. Bilimsel olarak tespit ediliyor bu. Yani Türkiye’de de böyle. Yani genel vücutlarında olması gereken testosteron miktarı ciddi şekilde düşüyor ve sperm sayısı da ciddi şekilde düşmüş durumda. Çünkü onlardaki o erkeklik ruhunu yok ediyorlar. Onları kadın gibi yapmaya çalışıyorlar, kadınları da erkek gibi yapmaya çalışıyorlar. Fıtratı bütün güçleriyle bozmaya çalışıyorlar. Bu şeytanın bir oyunu, bu oyuna bilerek isteyerek düşüyorlar. Halbuki cennette kadınlar çok güzel.

 

Her Bir Mezhebin Helali Haramı Ayrı. Ortaya 4 Ayrı Din Çıkmış. Bu, Ahir Zamanın Felaketlerinden Biridir. Bunun Düzelmesi Mehdiyetle Olacak

Yani şimdi tabii bu zamanda “mezhepler yok” desen adama “git Kuran’dan öğren” desen çıkaramaz Hz. Mehdi (as)’ın zuhuru gerekiyor. Hz. Mehdi (as) zuhur etmeden başka türlü olmaz. Mecburen adam mezheple şu an idare edecek ama mezheplerin hepsi ayrı ayrı dindir. Her birinin helali haramı ayrıdır, farzları ayrıdır. Her birinin namazı ayrı, yiyecek şekilleri ayrı, ibadetleri ayrı, dört ayrı dindir. Hangisini seçersen şekline gelmiş. Ahir zamanda bir felaket bu. Allah ümmet-i Muhammed’i kurtarsın. Bir an önce Hz. Mehdi (as)’ı zahir etsin, İsa Mesih’i zahir etsin. Bizleri de onlara talebe etsin.

 

Bak Tayyip Hocam demiş, “Kültür ve sanat konusunda Türkiye’nin ilk ona girmesi şart” demiş. Helal, çok güzel. Bak, gece gündüz anlattığımız. Kültür, sanat, kalite. Ama asıl konu sanat ve kalitedir. Yani çünkü kültür olur da kalitesiz kültür olur. Sanat olur da kalitesiz sanat olur. Kaliteli sanat, kaliteli kültür. Kalite çok hayati.

 

Darwinizmin Geçerslzliğinin Gösterilmesi Ve Bağnaz Din Anlayışının Ortadan Kaldırılması Deccaliyetin Türkiye Üzerindeki Pençesini Kırdı

Mesela bağırıp çağırıyor adam ama aleyhimize konuşuyor, bizim sayemizde yaşıyor adam haberi bile yok yani adamın tozunu dumanına katacaklar, dinsiz imansız olacaktı biz engelliyoruz haberi yok. Yani Darwinizm’i yok ettiğimiz için iman ayakta haberi olmuyor, iman hakikatlerini anlattığımız için iman ayakta. Modern İslam anlayışıyla Avrupa’nın İslam karşıtı hareketini engellediğimiz için de yaşayabiliyorlar ondan da haberi yok. Türkiye çoktan allak bullak olurdu mahvolurdu Allah esirgesin. Seddi Zülkarneyn olduk gelemiyorlar. Bunların sonra belgeleri insanlığa sunulacak yani nedenleriyle gerekçeleriyle insanlar hayretler içinde kalacak, benim bildiklerimi bilseler hayretler içinde kalırlar. Türkiye’nin kalemini çoktan kıracaklardı ama yenemiyorlar şu an.

 

İnsanların Bir Çoğu Dünya Geçimi Peşinde. Benim Arkadaşlarımın Gecesi De Gündüzü De Allah Rızası İçin Gayret Etmek

Kardeşim bakın bu kız arkadaşlarımızın yüzünde hayret edilecek bir nur var, bak bazı çirkef kızları görüyorsunuz televizyonlarda aradaki terbiye, efendilik, nezaket, nur farkı akıl almaz boyutlarda. Mesela çirkef görüyorsunuz adamların bazılarında -hayır onlara acıyorum ben onlara da şefkat duyuyorum, onları da seviyorum ben- ama muazzam fark var arada, zamanı gelince onlar da düzelecekler. Deccaliyet onları o hale getiriyor yani onlara bir öfke duymuyorum, acıyorum, şefkat duyuyorum. Hatta kendime kızıyorum onlara yetişemediğim için yani biz onları da kurtarabilirdik diyorum -bazı insanlar için diyorum. Ama Allah’ın size verdiği nur ve tutku tarif edilecek gibi değil. Beş vakit namazında.. Bak gecenin bu saati oluyor hiç, Allah Kitap din iman başka bir şey düşünmüyorsunuz, geceniz Allah gündüzünüz Allah. Adamlar kimi köşe dönme peşinde kimi bilmem ne peşinde kimi şu kimi bu herkesin birçok kişinin derdini görüyorsunuz.

 

“Hocam yeni bulunan gezegenler hakkında düşünceleriniz nedir? İyi geceler.”

Gezegenler Cenab-ı Allah’ın gücünü gösteriyor. Cenab-ı Allah istese hepsini dünya yapardı, hepsine insanlar da koyardı, ona getiriyor Allah ama bak hiçbirini yaşanmayacak halde yarattım sadece sizinkini yaşanacak halde yarattım diyor. Yoksa bütün gezegenlerin hepsini Allah insanlarla doldururdu, O’na güç gelecek şey değil bu, çaka çaka tamamı insan dolu olurdu ama yapmamış ve istese de nasıl geniş bir cennet yapabileceğini gösteriyor Allah, istese o gezegenlerin hepsini cennete çevirir, bir anda cennete çevirir. Kendi gücünü gösteriyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243360/sayin-adnan-oktarin-25-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243360/sayin-adnan-oktarin-25-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170225t_09.jpgFri, 03 Mar 2017 20:32:24 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 24 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 24 Şubat 2017

 

DEAŞ’ın Türkiye’ye Hiç Direnmemesi Lazım. Türkiye’nin ‘Çıkın’ Dediği Yerler Boşaltılmalı. Ama Orada PKK’nın Da Yer Yapmasına Müsaade Edilmemesi Lazım

O devirde FETÖ’cü subaylar gidip dağı taşı bombalıyorlardı, ben o zaman uyarıyordum, PKK’ya ellerini sürmüyorlardı. Özenle kaçınıyorlardı hatta PKK’ya asker müdahale edeceği vakit haber verip PKK’nın kaçmasını sağlıyorlardı. Ben o devirde bir gariplik var diye uyarıyordum ama uyarımızın önemi yıllar sonra anlaşıldı. Gidip PKK’yı vuruyoruz diye boş araziye bomba atıyorlardı, dolayısıyla PKK acayip gelişti o dönemde. Dedim ben asıl hedefiniz sizin PKK mevzileri olması lazım onların cephanelikleri, köprüleri, kullandıkları silahlar, bunlara yönelmeniz lazım, bunları bombalamanız lazım dedim. Önceden uyarın gidip bombalayın dedim. Yapmadılar onu. Gidiyor DEAŞ’a. DEAŞ’ın o zaman bizimle bir alakası da yoktu. Sonra azgınlaştı bize saldırmaya başladı. DEAŞ’tan daha acil dedim PKK. PKK’yı bir kazıyın çünkü asıl sınıra yerleşen o, onlar sınıra yerleşmemiş sınırın çok daha uzağında, yüzlerce kilometre uzakta onlarla alakamız yok dedim. Yani kuvveti bölmeyin önce PKK’yı bitirin dedim. PKK’dan sonra DEAŞ’a git dersin gider. Veyahut gerekirse de askeri müdahale de edersin. Yani mevzilerini, silah deposu falan varsa onları etkisiz hale getirebilirsin.

 

(“3’ü general 60 darbeci subay Kandil’e kaçıp PKK’ya sığındı” “FETÖ’cü polislerden PKK’ya istihbarat” “PKK’lı baba ile kızın evinden FETÖ üyeleri çıktı” “FETÖ’cü hainler ‘misliyle vurduk’ yalanı atmışlar. FETÖ’cü askerlerin PKK ile sözde mücadele ettiği, yıllardır dağı taşı bombalayarak kamuoyunu kandırdığı belirlendi”.)

Hep işte bak aynı dediğim. Kelimesi kelimesine aynı dağı taşı, bomboş araziyi bombalıyorsunuz dedim. Üç yıl önce söyledim yani aynısı.

 

İngiliz Derin Devletini Biz İfşa Ettikten Sonra Tüm Dünyada Derin Devletin Etkin Olduğu, Halkları Ezdiği Daha İyi Anlaşılmaya Başladı

İngiliz derin devletini biz dünyaya açıkladıktan sonra bütün dünyada felaketin boyutu anlaşıldı. Dünyayı deccalın yönettiği, deccaliyet hakimiyetinin olduğu, İngiliz derin devletinin de deccal olduğu ve bütün dünyaya dehşet saçtığı, Amerikan halkını da ezim ezim ezdiği, İngiliz halkını da ezim ezim ezdiği, bütün İslam alemini mahvettiğini, paramparça ettiğini daha yeni yeni anlıyorlar. Bak her yer uyanmaya başladı derin devlete karşı.

 

(ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi Başkanı John McCain geçtiğimiz günlerde Ankara’ya geldi. Senatör McCain’in görüşmede Sayın Erdoğan’a “YPG’nin geleceği ne olacak?” diye sordu. Erdoğan’ın bunun üzerine cevabı ise, “Bir terör örgütünün geleceği ne olacaksa, onun geleceği de o olacak” oldu.) 

Helal. Yani, yamulacak. Boş bozuk konserve kutusu gibi darmadağın olacak inşaAllah. Deccalın ömrü kırk yıl, sonuna gelmiş durumdalar.

 

Müziğin Haram Olduğuna Dair Kuran Ayeti Yoktur. Bağnazlar İma İle Hüküm Çıkarmak İsterler, Oysa Kuran Çok Açıktır. Muhkem Ayetler Nettir

“Onların üstüne yaygarayı kopar, mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol ve onlara çeşitli vaadlerde bulun . Şeytan, onlara aldatmadan başka bir şey vadetmez.” (İsra Suresi 64) İşte gelenekçi İslam’da bu vardır yani imayla hüküm çıkartırlar. Mesela “ben kapıdan çıktım” diyor adam, “dinden çıktın anlamına geldi” diyor. “Bak ona işaret ediyor” diyor. Halbuki “Biz muhkem ayetlerle size hükümleri açıklıyoruz” diyor Allah. Bak muhkem, muhkem ne demek? Açık ve sarih. Mesela “namaz kılın” diyor Allah, “oruç tutun.” Mesela şarap, hımır ve kumar, fal okları bunlar şeytan işi pisliklerdir, bunları yapmayın diyor net. İma yollu dinden hüküm çıkmaz. İmayla din olmaz, o yüzden işte bu gelenekçi İslam ortaya çıktı. Çeşit çeşit yorumlar, çeşit çeşit dinler ortaya çıktı. Hanefi dini ayrı, Hanbeli dini, Maliki, Şafi dini ayrı, Şia da tamamen ayrı, Sünnilik de ayrı, sonuç bu olur işte. Kuran’a tam uyulmadığında, ima ile din olduğunda din bir nevi adeta şekil değiştirir başka bir hale dönüşür. İma ile din olur mu? Allah ima ile şunu demek istedi. Adamlar kendi kendine yorumluyor. Öbürü de diyor ki yok yok bunu demek istedi. Açık muhkem ayetle diyor açıkladım diyor Allah, muhkem. Muhkem ne demek? Tam sağlam, net açık sarih ve bir kısmı da müteşabihtir diyor. Müteşabihten biz zaten sorumlu değiliz. Allah’ın hükümleri hep muhkem açıklanır. Mesela “zinaya yaklaşmayın” diyor Allah, kesin hüküm. İma ile zinayla ilgili hüküm çıkmaz, ne ise odur. O yüzden dünyayı cehenneme çevirdiler adeta. Gelenekçi İslam, Ortodoks İslam anlayışıyla estetik gitti, kalite gitti, güzellik gitti, klaslık gitti. Sevinç, neşeyi yok ettiler, gülmeyi yok ettiler. Güzel giyinme, bakımlı olma, kaliteli evler, kaliteli yemekler, kaliteli sokaklar bunların hepsi ortadan kalkmış oldu gelenekçi İslam sebebiyle. Geriye ne kaldı? Şiddet kaldı, dehşet kaldı, vahşet kaldı. Hepsi yapmıyor tabii bunu ama büyük bölümü yapıyor bu çok büyük bir hata. Mezhepler arasında inanılmaz ibadet farklılıkları var. Helaller ayrı, haramlar ayrı, farzlar ayrı tamamen ayrı, hepsinde ayrı apayrı din, dört ayrı din var.

Ali İmran Suresi 7, şeytandan Allah’a sığınırım. “Sana Kitab'ı indiren O'dur.” Hadisleri değil bak Kitap’ı. “Ondan, Kitab'ın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir.” Bak nedir? Kitabın anası, temeli olan bak anası, temeli olan bir kısım ayetler muhkemdir. “Diğerleri ise müteşabihtir” diyor. “Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak,” dini değiştirmek “ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar” diyor Allah, görüyor musun işte? Gelenekçi İslam’ın kökenini anlatıyor. Muhkem ayetle din olur, müteşabih ayetle din olmaz. “Kalplerinde kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için” akla hayale gelmedik mesela müziği haram kılıyor oradan “ondan müteşabih olanına uyarlar.” O yüzden muhkemin dışında kardeşlerimiz hükme uymasınlar, açık sarih hüküm gerekir. Mesela Allah içki haram ediyor açık net, ima ile olmaz. Adamlar din mühendisleri var adam arıyor arıyor keşif yapmış gibi buluyor, ya diyor bak burada bir ima daha var diyor, al sana diyor yeni bir hüküm daha çıkarttım diyor, kendi de uymuyor ona çıkartıyor.

 

(Bugün El Bab’da el yapımı patlayıcının infilak etmesi sonucu 2 askerimiz şehit oldu, 3 askerimiz yaralandı.)

Her ikisi de şehitlerin kervanına katıldılar ne mutlu onlara, ne mutlu bu güzelliği tattıkları için. “Tabakadan tabakaya bineceksiniz.” (İnşikak Suresi 19) diyor Cenab-ı Allah. Onlar şu an bir nevi cennet tabakasındalar. Asıl cennet değil ama cennet sayılabilecek bir tabakadalar. Annelerini babalarını tebrik ediyoruz. Onlara Allah’tan sabr-ı cemil ve uzun ömür sağlık sıhhat temenni ediyoruz Cenabı Allah’tan. Şehitlerimizin de şahadetini tebrik, takdir ediyoruz, Allah makbul etsin, kabul etsin, meşhur etsin maşaAllah.

 

(15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili hazırlanan iddianamede FETÖ’nün ikinci darbeye hazırlanan ekibine dikkat çekildi. ByLock’u kullanan 800 personelin varlığının tespit edildiği bunlardan 500’ününse darbe girişimine iştirak etmediklerine dikkat çekilerek bu kişilerin darbenin başarısız olması durumunda ikinci bir darbe girişiminde kullanılmak üzere uyuyan hücreler olarak belirtildikleri tespitine yer verildi.)

İşte devletin elinde her türlü imkan var. Polisi var, jandarması var, hakimi, savcısı var gereken tedbirleri alsınlar. Her türlü tedbir alınabilir.

 

İran İle Türkiye İki Dost Ülke Bu Dostluğa Zarar Gelmesini İngiliz Derin Devleti Heyecanla Bekliyor, Onları Sevindirecek Bir Şey Yapmayalım

Çok acı bir olay inanılır gibi değil. Ne yapmış bu insanlar? Tertemiz insanlar. Hayır, tamam hataları oluyor, günahları oluyor, yanlışları oluyor ama İngiliz Şiileri var Irak ve Suriye’de. İngiliz yani İngiliz derin devletinin kontrol ettiği Şiiler, onlardan onlar da bizarlar. Her teröristten her anarşistten onlar sorumlu olmaz, olsa bile Türkiye’de de olaylar oluyor birçok sıkıntılar oluyor o bizim dostluğumuzu kardeşliğimizi engellemez. Koskoca İran, içinde bin tane psikopat çıktığını düşünelim milyonlarca insan bizim dostumuz değil mi bu durumda? Biz milyonlarcasını dost olarak bağrımıza basıyoruz. Fethullah Gülen ekibi daha önce sürekli Pers fitnesi, İran fitnesi diye sürekli diyordu tam aksini yapın kardeşim. İran’la dostuz kardeşiz biz, baş tacımız onlar nur gibi insanlar. Tertemiz İran, Tahran caddeleri falan her yer tertemiz gayet sıhhatli bir ülke ve hepsi namazında niyazında mümin insanlar. Şii; ne güzel Şii’yse Hazreti Ali (kv)’yi seviyorlar, Ashab-ı Kiram’ı seviyorlar o ehlibeyti seviyorlar ne güzel ne var bunda? Kuran’ın hükmüne uyuyorlar mı? Uymuyorlar mı? Fazlasıyla uyuyorlar bitti, ne derdimiz yani? Şii-Sünni kardeştir kardeşim.

Türkiye’yi İran'la çatıştırma senaryosunun asıl mimarı İngiliz derin devletidir. Sakın bu oyuna kimse gelmesin.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243359/sayin-adnan-oktarin-24-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243359/sayin-adnan-oktarin-24-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170224t_09.jpgFri, 03 Mar 2017 20:20:53 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 23 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 23 Şubat 2016

 

(İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin bir açıklaması var Adnan Bey. Müslümanlara birlik çağrısı yapıyor. “Irak, Suriye, Yemen ve Afganistan’daki çatışmalar her gün yüzlerce insanı hayattan koparıyor. İslam ülkeleri çatışmaların sonlanması için işbirliği yapacağına birbirlerini suçlamakla uğraşmakta. Komşular olarak bu kez ve sonsuza dek savaşa ve kardeş ölümüne hayır demenin zamanı gelmedi mi? Tüm enerjimizi buna yönelik kullanmamızın zamanı gelmedi mi?”)

Yani “Mehdiyet’in zamanı gelmedi mi?” diyor. Mehdiyet’in zamanı geldi. Hepsi Mehdiyet’in o sevgi dolu, coşkulu, muhabbet dolu bünyesinde toplanacaklar inşaAllah. İran bizim canımız, dostumuz, sevdiğimiz insanlar. Şiiler baş tacıdır, nur gibi Müslümandır. Onlarda ırkçılık olmaz. Onlar güzel insanlar. Sünniler de öyle, Şiiler de öyle. Nur gibi Müslümandır her ikisi de. Dolayısıyla hepsi kardeştir.

 

(CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Selin Sayek Böke’ye evvelki akşam CNN Türk’te canlı yayında ölüm tehdidi geldi. Canlı yayın sırasında kanalı arayan bir kişi “Yaşamına son verilecek, evine gidemeyecek” tehdidinde bulundu. Böke, özel güvenlik önlemleri alınarak İstanbul’dan Ankara’ya götürüldü.)

Böke Hanım delikanlıdır, kabadayıdır, yiğittir, öyle münasebetsizlerin tehditlerine kulak asmaz. Dürüst, samimi bir Müslüman hanım. Kimse onun kılına da dokunamaz. Onu yapacak adam öyle kalleşçe, oynakça cıvık bir üslupla yaklaşacağına gelseydi oraya, bulunduğu yere erkekçe, boyunu posunu bir görseydik. Telefondan öyle titrek bir sesle ve kahpece diyelim çünkü bir kadına karşı gıyabında korumasız olarak saldırıda bulunacağı tehdidini savurmak nedir? Kahpeliktir. Kahpeden kasıt nedir? Mazlum bir insanı sinsice yok etmeye kalkmak. Anlamı budur. Buna müsaade edilmeyeceği belli. Onu söyleyenin kolunu bacağını kanunla hukukla kırarız. O kalleş karakter, vicdansız karakter ruhsuzluk içerisinde çırpınan bir adam anlaşıldığı kadarıyla. İlla ki bulunacaktır, illa ki cevabını da alacaktır kanun ve hukuk ölçüleri içerisinde tabii. Hanımefendi son derece müsterih olsun, rahat olsun. Kaderde onun görevi var onu yapacaktır. Aklı başında modern bir hanım. Yani bu hareketler çok çirkin ve münasebetsiz.

 

(Sizin hayır diyenlere saygılı üslup kullanılması çağrınızın ardından Başbakan Binali Yıldırım da dünkü konuşmasında “Vatandaşın tercihine katılmak bizim ne haddimize” dedi ve şunları söyledi. “Şu anda CHP kampanyasını yumuşatmış görünüyor. Kendilerine göre bir kampanya aklı var diye düşünüyorum. Ama bu kötü bir şey değil bunun böyle yapılması, bence kucaklayıcı olmak, sertleştirmemek, vatandaşın hiç hak etmediği söylemleri olmaması iyi bir şey. Ülkenin birlik ve beraberliğinin muhafazasında önemli olduğunu düşünüyorum.”)

Bak, Allah’a şükür ne diyorsak o oluyor. Dua mahiyetinde, ne diyorsak o oluyor. Bak “hava çok gergin” dedim “havayı yumuşatın, böyle bir üslup olmaz. Hayırcılar da bizim kardeşimiz, hayırcılar hakkında ağır konuşmayın, hiç kimse ağır konuşmasın. CHP’yi de kazanalım” dedim, “CHP de Tayyip Hocam’a sahip çıksın” dedim “üslubunu yumuşatsın” dedim. Aynen dediğimiz gibi oldu Allah’a hamd olsun. Ne diyorsak o. Kendimiz evdeyiz fikirlerimiz iktidarda. Bayağı güzel.

Bir sevecenlik atmosferi meydana getirelim Türkiye’de. CHP, MHP, AK Parti böyle sarmaş dolaş dost bir görünüm meydana getirelim. Darbe riski de olmaz o zaman, İngiliz derin devletinin de canına ot tıkamış oluruz.

 

Sahte İhbarlarla Halkı Mağdur Etmek Tayyip Hocam Ve Hükümet Aleyhine Bir Tuzaktır. Bu Tuzağa Karşı Çok Dikkatli Olunmalıdır

Millete bu hukukla saldırma moduna girdiler bu sahte ihbarlar işi. Bu büyük olay bunun üstüne gitmesi lazım hükümetin. Çünkü yağmur gibi yani nefes aldırmıyorlar. Özellikle kargaşa meydana getirmeye kalkıyorlar bir de. Bunu akılcı değerlendirmekte fayda var. Çünkü bana eskiden yaparlardı bir, iki tane ayda yılda falan. Şu an baktık sayısını sayamıyorum yani. Bir acayiplik var. Bu kadar dava açılması alışılmış bir durum değil.

 

(Amerika’da nefret suçlarının arttığı şu günlerde basında bazı yazarlar konuya çözüm sunmak için yazılarında sizin görüşlerinize yer veriyorlar. En son olarak Washington’dan yayın yapan The Daily News Gazetesi’nde “En büyük fayda” başlıklı bir makalede yazar Linda Webermeskev sizin şu sözlerinize yer verdi; “Tük Müslüman ve entelektüel yorumcu Adnan Oktar yakın bir zaman önce Müslüman dünyasına Musevi halkına karşı nefret ve düşmanlığı durdurmaları yönünde tavsiyede bulundu. Okuyucularına Arap Müslüman dünyası İsrail devletinin var olma hakkını tanırsa o zaman yüz yıllar süren kanın duracağını söylüyor ve bunun Filistinliler için de en büyü faydayı sağlayacağını ekliyor.”)

Doğru. Bu Hz. Mehdi (as) devrinde olacak. Museviler tertemiz insanlar. Ehli kitaptır. 3500 yıldan beri Hz. Musa (as)’ya sadıklar. Ne mutlu onlara ne güzel. 3500 yıldan beri Allah’a sadıklar ne mutlu ne güzel. Hz İbrahim (as)’in çocukları bizler de onlar da Hz. İbrahim (as)’in evlatlarıyız. Adı bile güzel İbrahim. Daha duyunca insanın içine ferahlık geliyor.

 

Mehdi (as)’nin Mehdi Olduğunun Bir İspatı Da Hz. Mehdi (as)’nin Vefatından Sonra Muazzam Bir Bozulma Olmasıdır

Dünya tarihinde görülmemiş bir bozulma, o da Mehdi (as) olduğunun bir ispatıdır. Bakın maneviyatının gücüne bakın. Çünkü bütün dünyaya feyz, hidayet onun kanalıyla yayılıyor. Bir noktayı istinat o, Cenab-ı Allah ondan bütün dünyaya yansıtıyor. Yani hidayet meşalesi denmesinin nedeni o. Kuran’da “bir incimsi yıldızdır” diyor ya işaret ediyor. Cenab-ı Allah onu feyz kaynağı olarak yaratmış. Ondan tecelli ediyor bütün dünyaya Allah onu vesile ediyor. Onun için onun olmaması durumunda bir an olmaması durumunda dünya hemen içine çöküyor. Kıyamet oluşuyor. Onun mutlaka hayatta olması gerekiyor kıyametin kopmaması için.

 

Ayette Hem İnsanların Zer Alemi, Dünya ve Ahiret Tabakalarından Geçmeleri Hem de Manevi Tabakalara İşaret Vardır

İnşikak Suresi’nde “Siz gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.” (İnşikak Suresi 19) diyor Cenab-ı Allah. İşte önce biliyorsunuz zer alemindeydik bir tabaka, öldük dünyaya geldik bir tabaka, ölüp buradan ahirete geçiyoruz bir tabaka, tabakadan tabakaya. Ama ruhani tabakalardan da geçeceğiz tabii. Önce deccaliyetle insanlar karşılaşıyor. Sonra Mehdiyet’le karşılaşıyor. Sonra Hazreti İsa (as)’yla karşılaşıyor yani önce Mehdiyet sonra Mesihiyet tabakalarına giriyorlar. Önce deccaliyetin etkisi dünyayı kasıp kavuruyor sonra Mehdiyet deccaliyeti yıkıyor sonra Mesihiyet’in tabakası çıkıyor sonra o tabakadan yeniden deccaliyet tabakası dünyayı sarıyor sonra da kıyametin tabakasına giriliyor.

 

İmam Rabbani, Mehdi Vesilesiyle Hidayetin Tüm Dünyaya Yayılacağını Anlatmıştır

İmamı Rabbani Mektubat’ında  diyor ki, “Asırlardan çok uzun zeman (zaman) sonra ahir zamanda böyle bir cevher dünyaya gelir” yani imam Mehdi (as), “kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman, marifet Mehdi’nin yolu ile gelir.” Nokta-i istinat Allah onu kullanıyor, “herkes ondan feyz alır, arada o olmadan kimse bu nimete kavuşamaz” diyor. Onun imametinin velayetinin bir yönü bu, onun için daha kainat yaratılmadan Mehdi (as)’nin ismi yaratılmıştı diyor Tevrat’ta. Bak İmamı Rabbani söylüyor bunu Mektubat’ında, “Asırlardan çok uzun bir zeman sonra” yani ahir zamanda bu zamanda “böyle bir cevher İmam Mehdi dünyaya gelir, kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır.” Mehdi denmesinin nedeni o, hidayete vesile olması. “Hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman ve marifet Mehdi’nin yolu ile gelir, herkes Mehdi’den feyz alır, arada o Mehdi olmadan kimse bu nimetlere kavuşamaz” diyor. “Onun Mehdinin hidayetinin nurları,” Mehdi ya ismi adı üstünde hidayete vesile olan, “Onun Mehdi’nin hidayetinin nurları bir okyanus gibi” yani çok kuvvetli radyo dalgaları gibi, “bir okyanus gibi bütün dünyayı sarmıştır.” Mesela o küçük bir insan dünyanın üstünde nokta değil yani o kadar küçük atom gibi küçük ama bütün dünyayı sarıyor o hidayet onun vesilesiyle. Nokta-i istinat yani Allah onu kullanıyor yani radyo vericisi gibi, radyo dalgası yayılıyor gibi. “O derya sanki buz tutmuştur hiç dalgalanmaz” yani o dünyayı kaplayan o hidayet dalgası sanki buz tutmuş diyor blok olarak bütün dünyayı sarar diyor. “O büyük zatı tanıyan seven bir kimse yani Mehdi’yi tanıyan ve seven bir kimse onu düşünürse yahut o bir kimseyi sever onun yükselmesini isterse o kimsenin kalbinde sanki bir pencere açılır,” Mehdi (as)’nin hidayetine vesile olduğu kimselerde. “Bu yoldan sevgisi ve ihlasına göre o deryadan kalbi feyz alır” yani Mehdi (as)’den kalbi feyz alır onu sevdiğinde. “Bunun gibi bir kimse Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu tanımazsa yine ondan feyz alır” Mehdi (as)’yi tanımasa da halk şu an ondan feyz alıyor. Bütün dünyada şu an nokta-i istinat yani mesela Amerika’daki dindarlığın sebebi Mehdi (as) yine, Rusya’da mesela Putin’in ve bütün Rusya’nın dindarlığının sebebi yine Mehdi (as) haberleri bile yok. “Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu hiç tanımasa yine Mehdi’den feyz alır fakat birinci feyz daha fazla olur” yani tanıyarak severek olan çok güçlü olur diyor. “Bir kimse o büyük zatı inkar eder Mehdi’yi beğenmezse yahut o büyük zat bir kimseye incinmiş ise bu kimse Allahu Teala’yı zikretse bile rüşd ve hidayete kavuşamaz” diyor. Hakikaten Mehdi (as) karşıtları din mühendisi gibi görüyorsunuz uyuyorlar adamlar. “Ona inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır” yani Mehdi (as)’ye inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır, kalbi kararır diyor artık. İmamı Rabbani bu konu üstünde birçok yerde duruyor çok önemli görüyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243358/sayin-adnan-oktarin-23-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243358/sayin-adnan-oktarin-23-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170223t_10.jpgFri, 03 Mar 2017 20:07:19 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 21 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 21 Şubat 2017

 

Akli Dengesi Yerinde Olan Bir İnsan Allah’ı İnkar Edemez

Münafık bir dert tabii. İnsanların Allah’tan korkmaması çok şaşırtıcı. Çocukluğumdan beri ben ona şaşarım hayret ederim. Yani o gücü nasıl buluyorlar? Çünkü bakıyorum dışarıda arabalar, evler, arabanın içinde arabayla ilgili aletler edevatlar cihazlar, Allah çok özenli yaratmış. Çiçekler, otlar, insanlar, bitkiler, hayvanlar. Bir de gökyüzünde büyük bir süratle gidiyoruz uçsuz bucaksız boşlukta. Allah’ı inkar mümkün değil zaten. Akli dengesi yerindeyse bir insanın inkar edemez. Ama bir başka boyuttaysa oluyor demek ki. Yani tarif edilecek gibi değil. Bir de Allah çok nimet veriyor. Özellikle iyi olanlara çok nimet veriyor. Titiz olmak lazım Allah sevgisinde.

 

Kadınların Her Yerde Desteklenmesi Ve Korunması Lazım. Kadınları Hayat Mücadelesinin İçine Atmak Bana Vicdani Gelmiyor

Mesela kadınların da kıymetini bilmiyorlar. Onu da düşündüm yolda arabayla gelirken. Çok güzel genç kızlar canlarım benim, öyle tek başlarına öyle gezip-gidiyorlar falan. Halbuki onları Allah sevilsin diye yaratıyor. Yaratılış amaçlarından en önemlilerinden biri sevilmeleri. Onlara sevgi sunulmaması çok korkunç. Bir de hayat mücadelesinin içine itiliyor o çocuklar. İşte “git kendine koca bul, iş bul, ne yapıyorsan yap” falan. Bayağı ürkütücü. Halbuki dünyanın süsü onlar. Kadın çok önemli bir nimettir çok çok önemli bir nimettir. Her gittiği yeri renklendirir, her gittiği yer süs haline gelir.

Ama bu çocukları hayat mücadelesinin içine atmak bana çok korkunç geliyor. Bayağı ürkütücü. Halbuki kadınların her yerde desteklenmesi lazım, her yerde korunmaları lazım. Ama tabii sevginin karşılıklı olması lazım. İnsanın yaratılışı öyle; sevgi gösterecek sevgi alacak o zaman normal insan fonksiyonu gösterebiliyor. Yoksa mesela kadın sevgi gösterene karşı refleks olarak kendini koruyorsa yani soğuk duruyorsa Allah insanı öyle yaratmıştır, o insan artık onun sevgisinden etkilenemez. Yani ona sevgi duymada zorlanır, öyle yaratmış Allah. Ama insanları işte bu koruyucu mekanizmaya mecbur ediyorlar. Bu koruyucu mekanizma muazzam çalışıyor. Aslında bu kötüler için kullanılması gereken bir mekanizmayken iyiler de birbirine kullanıyorlar. Herkes birbirine kullanıyor. O zaman fıtrat kilitleniyor. Mesela bir genç kız o zaman güzel olamıyor. Mesela bir delikanlı bir genç kız için hoş olamıyor. Yani fıtrat bozuluyor, beden düzgün ama ruh bozuk olunca Allah’ın ilahi kanunu devreye giriyor ve sistem bozuluyor. Bu tabii ahir zamanda çok geniş çaplı kullanılıyor şu an. Mesela hiçbir genç kız başını yerden kaldırıp bakmıyor, kendini kapatmış. Birçoğu çocuk gibi davranıyor. Karşı tarafın zararından korunmak için saf gösteriyor kendini. Yahut kafası çalışmıyor gibi gösteriyor yahut cahil bilgisiz gibi gösteriyor, öyle kendini koruyor. Hayır, bu mekanizma tamam çok zaruri olursa bir genç kız bunu kullanabilir ama hayatının tamamına hakim olması çok anormal. Her yerde kullanıyor ve kesintisiz ölünceye kadar kullanıyor. Eşine karşı da kullanıyor herkese kullanıyor o çok korkunç.

 

(Rusya’nın Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Vitali Çurkin’in görev yeri New York’ta işyerinde çalışırken doğum gününden bir gün önce aniden hayatını kaybettiği belirtildi. Deneyimli diplomatın ölüm nedeni belli değil.)

Allah Allah. Hiç birinin nedeni de belli olmuyor. Bak, İngiliz derin devletine Rusya tavır aldıktan sonra her hafta, her on beş günde bir Rusya’nın kilit noktadaki çok önemli siyasetçileri diplomatları teker teker, her ne hikmetse de hepsi de kalpten. Bak otuz kere söyledim dedim ki; “adli tıbba gönderin yahut defnedildiyse de feth-i meyyit yapılabilir.” Yüksek dozda potasyum veriyorlar muhtemelen. Bu araştırılmıyor. “Kalpten öldü, kalpten öldü” adam durduk yere kalpten ölmez. Bir bakın ne kaybedersiniz? Kan muayenesi yapın. Çok dikkat etsin Rus diplomatlar bayağı tehlikeli. Ortalık karışık. Tayyip Hocam da çok dikkat etsin. Tayyip Hocam’a yönelik adamların kafası dönmüş vaziyette, normal değil ifadeler.

 

(Saadet Partisi referandum öncesi hayır kampanyalarına katılmayacaklarını ve bu konuda bir çalışma yapmayacaklarını açıkladı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu “Beni Kandil’dekilerle aynı safa koymanın mantığı yok. Ben Kandil’le hiçbir zaman aynı safa düşmedim. Referandumda evet de hayır da çıksa hiçbir şey değişmeyecek. Cumhurbaşkanı her şartta zaten etkili. Sadece cumhurbaşkanının partili olması geliyor. Zaten cumhurbaşkanı partili gibi davranıyor. Başkanlık sistemi dış tehdidi körükler” dedi.)

Düşünmüşlerdir onu. Sayın Bahçeli aklı başında bir adam. Tayyip Hoca da kafası çalışıyor bayağı zeki bir insan. Araştırmışlardır bir bildikleri vardır. Riskliyse de düzeltiriz kardeşim, illa mecbur değiliz, bu kaçıncı anayasamız bizim. Bir acayiplik görürsek, bizi rahatsız eden bir yönünü görürsek değiştiririz.

 

Mehdi Maneviyat Eridir. Mehdi'nin Mesleği Sevgi, Şefkat, Sosyal Adaleti Sağlamaktır. Mehdi Siyasete Karışmaz

Mehdiyet sadece maneviyat, sevgidir, şefkat, merhamettir, dostluk ve kardeşliktir. Siyaset ayrı maharet isteyen bir konudur. Hz. Mehdi (as) siyasete karışmaz. O evinden, evinden yani sevgi, şefkat, dostluk, kardeşlik o kadar. Bediüzzaman da diyor: “Zannediyorum” diyor “siyasete karışmayacak” diyor Hz. Mehdi (as) için. Çok manidar o ifadesi “zannediyorum” diyor bak “zannediyorum ahir zamanın o mübarek şahsı siyasete karışmayacak diye umuyorum” diyor. Yapmayacak anlamına geliyor, siyasetle alakası olmayacak. Hz. Mehdi (as)’ın uzaktan yakından siyasetle alakası olmaz. Hani diyorlar ya “Cumhurbaşkanı olacak, başbakan olacak.” Cumhurbaşkanı, başbakan ayrı, o devletin siyasi yöneticisi o. O maneviyat eridir, maneviyat insanıdır. Onun görevi sevgi, sevgi, merhamet, dostluk, kardeşlik, savaşlar olmasın, şiddet olmasın, sosyal adalet olsun, bu. Allah ona bu kadar görev vermiş.

 

Peygamberimizi En Değerli Kılan Özelliklerden Biri Zorluklar İçinde Mücadele Etmesidir. Sahabe De Gazi Oluyor Aşkla Mücadeleye Devam Ediyordu

Peygamber (sav) ne kadar zorlu imtihanlardan geçmiş Hz. Muhammed (sav). Ne kadar zor bir şey. Mesela sabah diyor ki “hadi bakalım arkadaşlar savaşa gidiyoruz.” Kim ölecek kim kalacak belli değil. Kim şehit olacak, kim yaralanacak belli değil. Peygamber (sav) de aralarında, şu imanın gücüne bak. Üstünde gömlek kamis var, elinde kılıç, çakal ordusunun içine dalıyor, küfrün içine dalıyor ve hiçbir şey olmuyor. Bu nasıl bir imtihandır, maşaAllah. Bir daha gidiyor, ertesi gün bir daha, ertesi gün bir daha, ertesi gün bir daha önü-sonu gelmiyor. Yağmur gibi ok yağıyor ona gelmiyor. Mesela bak sahabilere geliyor. Canlarım benim gözünün bir tarafından giriyor öbür taraftan çıkıyor ok. İki gözünü birden çıkarıyor. “Ne diyorsun?” diyorlar sahabeye -tarihi olduğu için önemli- “Resulullah’ı göremeyeceğim sadece o” diyor “başka bir şey yok” diyor. Şu güzelliğe bak bu insanlarda. İşte Cenab-ı Allah’ın aşk dediği bu. Cennet bununla anlamlı, bu insanlarla anlamlı. Yoksa cennetin ırmakları, köşkleri böyle değerli insanlar olmadıktan sonra bir anlam ifade etmez. İmanla güzel oluyor.

Şimdi sahabelerden yine örnekler vereyim. Şemmas Bin Osman, Uhud Savaşı esnasında Peygamberimiz (sav)’i sırttan vurmaya hazırlanıyorlardı, arkadan, arkasından yanaştılar sırttan vuracaklardı. Allah vermesin. Sahabe ok gibi kendini attı önüne ona isabet etti silah. Ağır yara aldı tabii tek vuruşta ve şehit oldu. Resulullah (sav)’ı kurtardı böylece. Ama kader böyle.

Abdullah Bin Zübeyr henüz 12 yaşındayken Yermük Savaşı’na, 16 yaşında da Mısır fethine katıldı. Küçük yaşta gösterdiği şevk ve yiğitlikle tüm Müslümanlara örnek oldu. Bak 12 yaşında kabadayının şahı, yiğidin şahı yani, maşaAllah.

Allah çok seviyor kabadayı ruhlu ve yiğit, samimi, Allah’tan başka kimseden korkmayanları Allah çok seviyor.

Amr Bin Cemuh ileri yaşına ve ayağının sakat olmasına rağmen, çok yaşlı bir de ayağı sakat, imanın coşkusuyla ve Allah rızasını kazanma arzusuyla Peygamberimiz (sav)’in Uhud Savaşı’na katıldı. İzin istedi katıldı. Bu savaşta şehit düştü.

Hanım Sahabe Ümmü Ümare Nesibe, Peygamberimiz (sav)’in etrafını çevirdiklerini gördüğünde küfrün, sahabeler koşuyorlar. Yani ok isabet etmesin, mızrak isabet etmesin işte kılıç isabet etmemesi için özellikle Peygamberimiz (sav)’in etrafını çeviriyorlar. O çevirenlerden birisi de Nesibe annemiz Nesibe Binti Ka’b pek çok yerinden yaralandı. Bak kadın, yiğitliğe bak kabadayılığa bak. Diyorlar ya hani kadınlar işte erkeklerin yanına gelmez uzak durur. Bak savaşın içinde, yiğidi, kabadayıyı, aslanı görüyor musun? Oğlunu vuruyorlar savaşta, düşüyor çocuk yaralanıyor “oğlum kalk Peygambere yardım et” diyor. Bak güzelliğe bak yani. Ne yapar bir anne? Çocuğuna koşar yardım eder, değil mi? Bak vurulmuş çocuk ona diyor ki “kalk ayağa Peygambere yardım et” diyor. Binti Ka’b, bu yaralanmasına rağmen savaşa devam ediyor ve şehit düşüyor. Delikanlılığı görüyor musun kabadayılığı, yiğitliği?

Şimdi bazı tipler var, Allah’tan bahsedeceğine işte eliyle gösteriyor “O izin verirse, yukarıdaki…” Ölürken böyle laubalilik yapamayacaklar bunlar, söyleyeyim. Bu saygıya uygun olmayan üslupları bıraksınlar. “Yukarıdaki” denmez Allah’a. Bir de bu çıktı. İşte “Yukarıdaki görüyor” haşa “Yukarıdaki yürü dedi.” Bu ne kadar çirkin bir cesaret, ne kadar çirkin bir üslup. İşte “Yukarıdaki” derken sen kimden bahsediyorsun yukarıdaki diye?

 

Türkiye'den Gerilimi Kaldıralım. İttifak Edelim Kardeş Olalım. O Zaman Darbe Riski De Kalkar, Ekonomi De Ferahlar

Türkiye huzurlu olsun bu gerilimi kaldıralım. Tayyip Hocam, Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli bir araya gelsinler. Bir şey yok Türkiye’de, bu kadar gerilime ne gerek var ki yani? Gerçekten suni. Hiçbir şey yok. Darbe tehlikesi de kalkar. İttifak edelim, kardeş olalım yani iş çıkartmaya gerek yok. Ondan sonra risk tamamen örtülür ve çok da huzurlu olur, ekonomi de çok rahatlar. Dolar falan da düşer her şey tam olur. Sıcak bir hava oluşturalım insanlar diken üstünde oturmasın.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243353/sayin-adnan-oktarin-21-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243353/sayin-adnan-oktarin-21-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170221t_04.jpgFri, 03 Mar 2017 18:27:48 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 20 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 20 Şubat 2017

 

Münafıkların Nasıl Bir Bela Olduğunu Tüm Türkiye 15 Temmuz'da Yaşanan Olaylarla Net Olarak Gördü

Şu an hükümetin başının belada olmasının nedeni de yine münafıklar. Tayyip Hoca güvendi, Müslüman zannetti adamları. “Ne istediler vermedik?” dedi hakikaten muazzam destek sağladı. Adamlar azılı münafık çıktı. Herkesi kendi gibi dürüst zannediyor Tayyip Hoca, öyle değil dünya. Münafık kavramını da görmüş oldu.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan dün yaptığı konuşmada, her partiye oy veren vatandaşları kucaklayan bir hitapta bulundu. Şunları söyledi; “Sadece AK Parti’ye gönül veren kardeşlerim değil, sadece Milliyetçi Hareket Partisi’ne gönül veren kardeşlerim değil, Cumhuriyet Halk Partisi ve HDP’ye gönül veren vatandaşlarımın da Cumhurbaşkanlığı sistemine ‘Evet’ demesini bekliyorum. Bu reform farklı. Burada bütünleşeceğiz, toplanacağız çünkü bu sistem şu veya bu partinin, şu veya bu şahsın değil, seksen milyonun tamamının geleceği içindir.”)

Tayyip Hocam güzel insan yani böyle söze, tavsiyeye açık bir insan. Şimdi kardeşim ben hayır’ı da düşündüm ama zaten bir karar netleşmesi olmamıştı bende. Sürekli herkesin de gördüğü gibi araştırıyordum. Bana bilgi getirsinler diyordum, Ankara’dakiler bilen varsa gelsin bana anlatsın. Günlerce bunun peşinden gittim, sürekli araştırdım, sürekli bilgi edinmeye çalıştım ondan, bundan, okuyarak, araştırarak. Ankara’dan bir ağabeyimiz geldi böyle değerli, önemli bir mevkide olan bir ağabeyimiz. O geldi anlattı. Baktım bayağı dürüst anlatıyor, bayağı samimi. Sayın Bahçeli çok aklı başında bir insan. Tayyip Hocam yine öyle dürüst bir insan. Bunlar Türkiye’nin aleyhine, anormal bir şeye ‘Evet’ demezler. Anayasayı da inceledim. Bölünme içinse bu mevcut anayasa da bölünmeye müsait. O anayasada da eğer zorlarsan, bölünme hırsı içinde olan adam varsa zaten bulur, nereden bulursa bulur onu. Adam anayasa dinlemez zaten.

 

Kararsız Kesime Konuyu Anlatmak İçin Sevgi, Şefkat, Sevecenlik Çok Önemli. Tedirginliklerine Anlayışla Yaklaşmak Lazım

İşte kararsız kesimi ikna için, sevgi, şefkat, merhamet çok önemli. Tek adam korkusu var herhalde anladığım kadarıyla. Tek adam ama Tayyip Hoca’nın vicdanı güzel. Merhametli, aklı başında bir insan. Zalim bir insan değil. Ayrıca tek adam olup da ne yapacak yani değil mi? Devleti hızlandırmak istiyor sadece, hükümetin icraatlarını hızlandırmak istiyor. Daha akılcı anlatılabilir, daha detaylı anlatılabilir. Hükümetin başı dertte yani böyle bir karmaşa ortamında fitneye kapı açmak doğru olmaz. “Fitne katilden beterdir” diyor. Onun için yatıştırıcı olması açısından ben ‘evet’ diyorum. Fitneye kapı açmamak için, hükümetin de zor durumda olduğunu gördüğüm için, yeni bir zor durumda olma hali de oluşturmak istemediğim için, hükümeti zora sokmak istemediğim için ‘evet’ diyorum. Hayır gözüyle bakıyorum. Uzun uzun düşündüm, son kararım bu şu an.

 

Tayyip Hocam’ın, Meclisin Ve Külliye’nin Savunmasını Çok İyi Yapalım

Tayyip Hocam’a Allah uzun ömür versin. Ama adamlar Tayyip Hocam’ın vefatına bel bağlamışlar. Onun için Tayyip Hocam’ın savunmasını çok iyi yapalım. Bunların niyeti bozuk. Meclisi çok iyi koruyalım, gazi meclisi. Sarayı iyi koruyalım, halkın sarayı, millet sarayı. Millet sarayı, saray demekten niye çekiniyor ki Tayyip Hocam? Saray orası. Millet sarayı, ne var yani? Millete ait bir saray. Tapusu Tayyip Hoca’nın üstüne değil oranın. Tamam, millete ait bir sarayda oturmasında niye acayiplik olsun? Topkapı’da da oturabilir, orası da saray, millete ait saray.

 

Milletimiz Vicdan Ve İrfan Sahibidir. En Güzel Kararı Verecektir. Referandumun Sonucu Ne Çıkarsa Çıksın Hayırdır

Türk milleti asil millettir, necip millettir. Ne yapacağını bilir. Allah onlara vahyeder, kalbine ilham eder, en doğrusunu onlara yaptırır. Hiç tedirgin olmaya gerek yok. Kaderde onlar zaten tercihini yaptı. Nereye oy vereceklerini, hangi kararı verecekleri Allah Katında belli. Bu dindar millet, imanlı millet, vicdanlı millet en doğru kararı verir. Hiç kimse tedirgin olmasın. Ama hayırcı görüş de galip gelirse bunu bir felaket olarak görmemek lazım. Referandumlardan bir referandum, yine referandum olabilir. Onda da başka türlü bir şey çıkabilir. Bu hükümeti etkilemez. Halkın görüşünü öğrenmek istiyor hükümet, bu kadar. Danışıyor halka. Halka göre de hareket eder zaten hükümet. Halk ne diyorsa o. O yüzden bunu bir felaket, çöküntü gibi göstermek ayrı bir fitne konusu olur. Bundan da şiddetle kaçınmak lazım. Nitekim de Tayyip Hocam’ın üslubu iyi şu an. Sayın Bahçeli’nin üslubu da iyi, Başbakan’ın üslubu da iyi. Hayır diyen kardeşlerimizi kazanmaya yönelik güzel bir üslupları var. İyi gidiyor yani.

 

İşgal Ve Darbe Tehlikesine Karşı Legal Bir Milis Gücü Oluşturulabilir, Ancak Mutlaka Kanuni Hukuka Uygun Bir Yapılanma Olmalıdır

Tekrar söylüyorum bir milis gücü oluşturulsun. Ama bu mutlaka kanun ve hukukla oluşturulsun. Kanuna, hukuka uygun olsun. Her yönü kanun, hukuk kontrolünde olsun.

 

Melania Trump'ın Dua Ederek Konuşmasına Başlaması Çok Güzel. Dinsizlerin Allah'sızların Alaylarına Hiç İtibar Etmesin

Melania Trump, Florida’da yaptığı konuşmada dua ile Allah’a şükrederek başlamış. O benim aslanım o. Hiç Allahsızların, dinsizlerin alaylarına hiç itibar etmesin. Onların alayı alayla gelse hiç etkisi olmaz. Alay edilmek müminin süsüdür. Müminin ihtişamını gösterir, kalitesini gösterir. Alay da küfrün küçüklüğünü ve ezikliğini gösterir.

Aferin benim aslanıma, aferin benim yiğidime, çok güzel olmuş. Ağzına diline sağlık, sonuna kadar da yanındayız. Yedi ceddine rahmet olsun. Allah seni hıfz-ı emanına alsın, imanını daha da güçlendirsin. Cesaretin, yiğitliğin tarihe geçiyorsun. Alay edenler ahirette senin karşına gelecekler. Sen de onların haline güleceksin. Alay edilecek değil; gurur duyulacak muhteşem bir tavır göstermişsin. Aferin sana. Allah sana uzun ömür versin, sağlık sıhhat versin. Ailene de bereket, sağlık, sıhhat versin, maşaAllah, elhamdülillah. Ne güzel bak, “Hükümdarlığın gelsin” yani dünya hakimiyeti. İslam’ın dünya hakimiyetinden bahsediyor. İsa Mesih’in nüzulü, Hz. Mehdi (as)’ın çıkışı ve dünya hakimiyeti, kastettiği bu. İsa Mesih’in güzel talebesi, soylu talebesi, maşaAllah sana, maşaAllah.

 

(Dün gece Şırnak’ın Uludere ilçesi Şenoba beldesinde 4.0 ve 3.1, Hilal beldesinde ise 2.6 olmak üzere üç ayrı deprem meydana geldi. Depremin Şırnak ve Beytüşşebap’tan da hissedildiği öğrenildi.)

İşte deccal saldırıya geçti. Türk milleti Hz. Mehdi (as) ordusudur. Hükümet Mehdiyet’in şahs-ı manevisini temsil ediyor. Kahraman millet, imanlı ordu, kahraman ordu, necip Türk milleti ile güzel bir yol içerisinde, güzel bir hedefe doğru gidiyor. Deccaliyet her azdığında yer sürekli zemin titriyor. Yani Türk milletini uyarmış oluyor deccaliyete karşı. Ankara’daki azgın deccal ordusu, İngiliz derin devletinin ajanları bir oyun oynuyorlar demek ki. Tayyip Hocam çok dikkatli olsun, hükümet çok dikkatli olsun. Çok özenli bir koruma sistemi meydana getirsinler. Bunlar acele de edebilirler ahlaksızlık yapmak için. Bu uyarılar çok manidar. Bu mucize, bu kadar sık olmaz. Bak, peş peşe peş peşe sürekli deprem oluyor. Allah tehlikeye karşı milletimizi uyarıyor, devletimizi uyarıyor. Çok titiz olalım. Sarayın ve meclisin korunması çok önemli, hava savunması özellikle ona çok dikkat etsinler.

 

Hz Musa'nın Asasının Hz. İsa'nın Çamurdan Yaptığı Kuşun Bir Anda Canlanması Evrimle Yaratılış Olmadığının İspatlarındandır

Ali İmran Suresi 49. İsa Mesih diyor ki, “Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir.” Yani Allah “ol” diyor oluyor, hemen. Hemen ne demek?  “Hemenden kasıt üç milyon yıldır” diyor yahut “altmış milyon yıl. Hemen deyince yanlış anlamayın” diyor. İsa Mesih başında bekliyor. Hemen demek anında. Hz. Musa (as) da asayı attığında, değnek yere vurduğunda direkt yılan olarak yere düşüyor. Yani değnek yere değer değmez, asa, derhal yılana dönüşüyor. Bildiğin yılan. Öbür sopaları, değnekleri hepsini yutuyor hayvan, tek tek yutuyor, ortada değnek, sopa kalmıyor. Bak şimdi olayın harikalığına bak. Sonra da asa olan aslında fakat yılana dönüşmüş olan bu varlık, o asaları yuttuktan sonra yeniden asa oluyor. Öbür asalar nerde? O asalar da onun içinde olmuş oluyor, yok olmuş oluyor. Çok büyük mucize bu. Herkesin gözü önünde, oradaki adamların hepsi iman ediyor. Firavun “büyücünüz” diyor “sizden daha büyükmüş” diyor “büyüsü” diyor. İnat ediyor.

 

Allah Virüs İçerisinde Farklı Durumlara Karşı Direnç Gösterecek Her Yapıyı Yaratmış. Bu Virüsü Başka Varlığa Dönüştürmez, Bu Evrim Değildir

Mikrop içerisinde Cenab-ı Allah onun her türlü yabancı maddeye karşı direnip yaşayabileceği şekilde sistem geliştirmiş Allah ama mikropluktan çıkmıyor o. Yani mesela altmış milyon yıl önce de mikrop şu anda da mikrop. Ama her şeye karşı Allah onu dirençli yaratmış. Bu evrim değil o mikrobun harika yapısını gösterir, Allah’ın onu harika yaratmasını gösterir. Mikroptan kaş göz çıkmıyor bir süre sonra. Bu mikrop bilim adamına dönüşmüyor. Yüz elli milyon, üç yüz milyon, beş yüz milyon yıl da geriye gidilse mikrop aynı mikrop hiçbir değişiklik yok. Ama direnç gücünü Allah harika olarak onun içine koymuş. Hangi ilaç, ne verilirse versin o mikrop yok olmuyor yani direnç gücüyle devam ediyor, soyunu devam ettiriyor.

 

Hz. Süleyman'ın Mescidini İnşaAllah Yeniden İnşa Edeceğiz. Müslümanlar, Museviler, Hristiyanlar Hep Birlikte Mescid'de Dua Edeceğiz

İnşaAllah Hz. Süleyman (as)’ın mescidini yeniden inşa edeceğiz. Bu mescidin yeri konusunda bir çalışma talebinde bulunalım. İki mescidin arası çok müsait, orası uygun. Oraya Hz. Süleyman (as)’ın mescidini yine aynı orijinaline uygun inşa edelim. O konuda ileri gelenlerle bir görüşme yapalım, Filistinlilerle, Musevi hahamlarla. Bir an önce olsun.

 

Karmaşık Günler Çalkantılı Olaylar Yaşanacak Güzel Bir İmtihanla İmtihan Olup Eğitileceğiz Sonunda İsa Mesih Ve Mehdi'yi Göreceğiz İnşaAllah

“Halimler dünyayı miras alacaklar.” (Tevrat Mezmurlar, 37/11) Halimler dediği işte Hz. Mehdi Moşiyah ve talebeleri. İsa Mesih. Karmaşık günler olacak, karmaşık olaylar olacak, çalkantılar olacak. Sonunda güzel bir imtihanla imtihan olacağız, eğitileceğiz. Hz. Mehdi (as)’ı göreceğiz, İsa Mesih’i göreceğiz. Darwinizm’in tarihe karıştığını, tarih kitaplarında yer aldığını göreceğiz. Bir daha da Darwinizm’i ağızlarına almayacaklar kıyametten önceki vakte kadar. Yani kıyametin kopmasına on saniye kalıncaya kadar bir daha Darwinizm’i ağızlarına almayacaklar. Bilimsel olarak tamamen imha olacak Darwinizm.

 

(Akit Yazarı Hasan Aksay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Bahreyn’de Müslümanlara hitap ederek birlik çağrısı yaptığını yazdı. Cumhurbaşkanımızın Bahreyn’deki konuşması şöyle. “Tüm İslam aleminin hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken hiçbir toplum sadece kendi konforunu düşünemez.” Ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar’da da benzer bir konuşma yapmış ve “kimse tamamen kardeşlik esasına dayalı bu yakınlaşmadan kaygılanmasın. Bu işbirliğini bölgedeki tüm ülkelere yaymak istiyoruz” demiş.)

İşte Tayyip Hocam’ın dışında Mehdiyet’i temsil eden kimse yok. Mehdilik ruhuyla, Mehdiyet ruhuyla, Mehdiyet’in zıl ve gölgesi altında hareket ediyor şu an. Bakın dikkat ederseniz Allah hiçbir lidere nasip etmiyor bir tek ona nasip ediyor İttihat-ı İslam’ı savunmayı, İslam Birliği’ni savunmayı. Bu Mehdiyet’in zıl ve gölgesi altında olduğunu gösteriyor.

 

Tevrat'ta Ve Musevi Kaynaklarda Hz Mehdi'nin Ruhunun Kainat Yaratılmadan Önce Yaratıldığı Bildirilir

“Görevini yerine getirmesi için ona Allah katından güç bahşedilecektir.” (Arba Meot Shekel Kesef, s. 241; Zohar II, 7b-8b, Matok Midvash, ibid.; Zohar HaRakia, Shemot s. 56b) “Görevini yerine getirmesi için Moşiyah’a” yani Hz. Mehdi (as)’a “Allah katından güç bahşedilecektir. “Moşiyah (Mehdi) herhangi bir insan gibi anne ve babadan doğacaktır.” Zohar’dan, Tevrat’tan. “Son derece takva olacak. Birçok üstün hizmetler gerçekleştirecek.” Tabii bunlar imani hizmetler, Kurani hizmetler gerçekleştirecek. “Ve böylelikle kendisini sürekli yükseltecektir.” Manevi yönden sürekli yükselecektir. “Çabaları nihayetinde onu çok yüce bir seviyeye çıkartacak.” Çabalarından dolayı müthiş bir makam yükselmesi olacak. “Ve bu noktada kendisi için yaratılış öncesinde hazırlanan eşsiz ruhu” daha kainat yaratılmadan hazırlanan eşsiz ruhu bak, onun ruhu daha kainat yaratılmadan yaratılmış. “Eşsiz ruhu Yehidah’ı” ruhun en üst seviyesini “alacaktır.” Yani en yüksek makama çıkacaktır. İşte hadislerde geçen hateme veli, akmeli velayet denilen bu. Velayetin en yükseğine çıkıyor. 3500 yıl önce de Tevrat’ta bu şekilde anlatıyor. Ruhun en üst seviyesine çıkacak diyor.

 

(Ahmet Hakan AK Parti’nin meclisteki çoğunluğu kaybettiği 7 Haziran seçimlerinden sonra durup dururken PKK saldırıları yaşandığını hatırlattı.)

PKK'nın Felsefesine İlmi Cevap Vermeden Sadece Şikayet Eden Konuşmalar Yapmak Olmaz. Darwinist Materyalist Felsefe Kalktığında Terör Biter

Yalnız şimdi bunu anlatmaktan ziyade buna çözüm araması lazım. PKK’yı besleyen nedir? Felsefedir. Bu felsefe hangi felsefedir? PKK’nın oturduğu felsefe hangi felsefe? Darwinist, materyalist felsefe. O zaman Darwinist, materyalist felsefenin ortadan kaldırılması gerekiyor. Yani şunu yaptılar, bunu yaptılar değil. Buna önlemden bahsetmesi lazım. Darwinist, materyalist felsefe kalktığında bunların azgınlığı da duracaktır.

 

Suriyeli Kardeşlerimizi Sevmeyenler Şefkati Merhameti Bilmeyen İnsanlar. Onlar Allah'ın Bize Lütfu, Kendi Vatanında Gibi Rahat Edecekler

Suriyelileri sevmeyenler şefkat merhamet sahibi insanlar değiller. Suriyelileri korumak istemeyenler şefkat merhamet sahibi insanlar değiller. Suriyelileri sevmeyenler sevgiyi bilmeyen insanlar. Suriyeliler bizim başımızın tacı. Onlar bizim canımız bereketimiz, güzelliğimiz, Allah'ın lütfu. Misafir bereketi ile gelir. Hoş geldiler, sefa geldiler. Başımızın üstünde yerleri var. İstedikleri gibi de kalırlar. Kendi vatanındalar, kendi kardeşlerimiz onlar. Onlar bizim nurumuz. Söylenenlere hiç aldırmasınlar. Gönül huzuru içerisinde yanımızda yaşasınlar. Onu söyleyenler değişik adamlar. Onlara hiç itibar etmesinler.

 

Bazen Müslümanlar İmani Konular Üzerinde Yeterinde Düşünmüyorlar. Kadere, Meleklere, Ahirete İmanın Hepsini Detaylı Düşünmek Önemlidir

İman konularını Müslümanlar bazen unutuyorlar. Sadece Allah'a imanı yeterli zannediyorlar. Öyle olmaz. Cennete cehenneme iman edecek onu tek tek düşünecek. İman ettiğine kanaati gelecek. Melekleri de düşünecek. Ona da iman edip kanaati gelecek. Melekler şu an aramızda. Burada da çok mebzul miktarda, çok fazla sayıda melek var şu an. Bizi dinliyorlar. Görsek aklımız durur. Herkesin omuzunda da var. Sağında solunda da var. Dolu burası şu an. Yüzeysel iman olmaz. Mesela kadere iman. Kaderin dışında bir şey olmaz. Mesela bugün anlattığımız konular daha ben doğmadan anlatılmıştı. Daha ben doğmadan anlatmıştım.

 

Sevmek Ve Sevgiyi Samimi Yaşamak İçin Allah Korkusu Gerekir. Allah Korkusu Olmadan Candan Sevgi Olmaz

Sevmek için, sevgiyi yaşamak için Allah korkusu gerekir. Allah korkusu olmadan sevgi olmaz. Seviyorum diyen doğru söylemez. Mutlaka Allah korkusu gerekir. Et, kemik sevilmez. Etin, kemiğin neyini sevecek adam? Allah sevilir, Allah'ın tecellisi sevilir. Bunları çok iyi akılda tutmak lazım. Mesela şeytanın varlığı gerekiyor. Nefsin varlığı gerekiyor. Aksilikler, terslikler gibi görünen imtihanlar, olaylar gerekiyor. Öbür türlü biz ne eğitilebiliriz, ne tevekkülümüz oturur, ne aklımız oturur. Hiçbir şey oturmaz. Bunların hepsi gerekli. İnsanlar diyor ki biz hiç imtihan olmadan gidelim. Kardeşim bomboş birisi olursun. Olmaz. Müslüman kendini cehenneme hazırlamaz. Cennete hazırlar. Cehennemi hiç istemeyecek Müslüman, katiyen istemeyecek. Mutlaka cenneti. Cennete göre kendini ayarlayacak. Orada ne yaparım, nasıl yaparım ona göre olacak.

 

Hadislere Göre Mehdi Zahir Olmadan Önce De Mehdi'nin Olumlu Etkisi Tüm Dünyada Görülecek Ve Hissedilecek

Mehdi görünmese de insanlar Mehdi (as)’dan çok istifade edecekler. Dünyanın her tarafında Mehdiyet etkisini gösterecek. Hükümetlere, insanlara, halklara her yere etkisini gösterecek. Hatta Peygamberimiz (sav) diyor ki, “Bulutlar güneşin yüzünü örttüğü zaman insanlar güneşten nasıl yararlanıyorlarsa” bulut örtmesine rağmen pırıl pırıl aydınlık oluyor yansımalarla. O yansımalar çok mükemmel Peygamberimiz (sav)’in anlatımıyla tarif edilmiş. “Bulutlar güneşin yüzünü örttüğü zaman insanlar güneşten nasıl yararlanıyorlarsa Mehdi (as)’dan da insanlar öyle yararlanırlar.” Mehdi (as)’dan mesela insanlar direkt görüşerek de istifade edebiliyor. Ama yansımayla da etki ediyor. Çünkü nasıl oluyor? Güneş buluta geliyor. Değil mi? Bulutu aydınlatıyor. Bulut da ortalığı aydınlatıyor. Karşılıklı yansımalarla o bulut o bulutu, o bulut o bulutu o başka bir şeyi yansımalar sonucunda. Adama sorduğunda nasıl aydınlanıyor diye ben buluttan aydınlanıyorum diyor. Güneşten aydınlandığının farkına varmıyor. Mehdi (as)’dan aydınlanan da farkına varmaz. O yansımalardan dolayı farkına varmaz. Mesela evinde müthiş bir iman vardır anlamaz nereden geldiğini. Mesela bir devlet, bir hükümet müthiş bereketli olur. Sebebini bilmez. Mehdiyet’ten kaynaklandığını bilmez. Şu an Amerika'daki bereketin vesilesi Mehdiyet’tir. Türkiye’deki bereketin, Rusya'daki bereketin vesilesi Mehdiyet’tir. Yoksa dünya çöker giderdi. Mehdi (as)’ın ve İsa Mesih’in bereketi.

 

Mehdi Devrinde Tabut-u Sekine Bulunacaktır. Tabut-u Sekine'nin İnsanlara Huzur Ve Sakinlik Verecek Metafizik Bir Yönü Olacaktır

“Allah’ın yakınlık ruhu sekine gökten yukardan inecektir ve bir bedenin içinde ruhun var olduğu gibi fiziksel Süleyman mabedine ruhani bir varlık olarak girecektir.” Süleyman mabedinde kutsal sandık var. Oraya giden alenen ve açıkça vücudunda bir hafifleme, üzerinden bir sıkıntı gitmesi, kafasında bir huzur hissediyor. Onun için sekine sandığı deniyor. Mesela çok sinirli adam müthiş sakinleşiyor. O büyük bir mucize. Bunu da göreceğiz. Mehdi (as)’ın zuhuru nasıl harikaysa bu sekine sandığı da ayrı bir harikadır mucizedir. Mehdi (as)’ın varlığının ve gerçek Mehdi (as) olduğunun delillerinden. Çünkü sekine sandığı onun sayesinde bulunuyor. O tereddüdü ortadan kaldıran bir şey. Tabii yine bir zannı galiple kabul edeceğiz ama zannı galibi çok güçlendiren bir delil. Adam böyle annesinden doğmuş gibi ferahlıyor. Hayret edecek şekilde orada var yalnız sadece orada. Oradan gitti mi yine geliyor üstüne o sıkıntı. Oraya geldi mi gidiyor. Hiçbir açıklaması yok. Mesela merdivenden iniyor çıkıyor gidiyor. Sıkıntı yine var. Geliyor, gidiyor yani çok büyük mucize.

 

Tesadüf Tamamen Hurafedir, Olabilecek En Kötü Açıklamadır. Evrim Her Şeyin Tesadüflerle Olduğunu İddia Eden Putperest Düşüncedir Bilim Değil

Darwinizm imanı zayıf olanların ortaya attığı, iman etmekte zorlananların ortaya attığı bir safsata, hurafe. Bak Allah yarattı diyorsun bu mantıksız diyor. Tesadüf yarattı diyor bu çok mantıklı diyor. Bunca sanatı, güzelliği, bu kadar insanı, bu kadar hayvanı, bu kadar bitkiyi, sebzeleri, meyveleri her şeyi bir yaratan var demek var, bir de bunlar tesadüfen oldu demek var. İki inanç var “tesadüfen oldu” demeyi bilimsel olarak görüyor, “Allah yarattı” demeyi bilime aykırı görüyor. Tesadüf tamamen hurafe değil mi? Olabilecek en kötü açıklama, en berbat açıklama.

 

Şeytanın En Çok Karşı Olduğu Konu Sevgidir. Sevgiyi Ve Güzelliği Yok Etmek Hedefindedir. Nefret Ve Şiddet Filmleri Bilmeden Buna Hizmet Eder

Dünyada şeytan sevgiye saldırıyor. Şeytanın en büyük karşı olduğu olay sevgidir. Filmleriyle saldırır, tiyatrosuyla saldırır, terörüyle saldırır, faşizmle saldırır, komünizmle saldırır, PKK ile saldırır. Hep sevgiyi, sanatı ve güzelliği yok etmektir hedefi şeytanın. Nefret ve şiddet filmleri de bilmeden şeytanın bu sevgiye düşmanlığına hizmet olur. Bilmeden yapar birçok insan. Savaşlar hep sevgiyi öldürmek içindir. Fakat İslam’da sevgi alabildiğine gelişecek şekilde dizayn edilmiştir Allah tarafından. Sevgi dört koldan gelişecek gibidir. Hem zemini oluşturulur hem yanları oluşturulur hem üst tavanı oluşturulur. Her yönden sevgi hem teşvik edilir hem de rahatça yaşayacağı gelişeceği yollar sonuna kadar açılır. Bir tek İslam ahlakının özelliğidir bu. Sevgi olmadığında şehir bile kapkaranlık olur. Kötü şehrin görüntüsünün kavruk olduğunu söylüyor Allah iman olmadığında. Ama iman olduğunda o şehir güzelleşiyor, zenginleşiyor, gürbüzleşiyor. Öbür türlü eskiyip çöküyor. Mesela imansızlığın olduğu yerler Rusya’da o zamanlar öyle oluyordu korkunç bir soğukluk, insanların suratı soğuk. Çin’de de öyle insanların suratı soğuk binalar soğuk fabrikalar soğuk. Sevgiden tek kelime bahsedilmiyor. Merhamet şefkat hiç duyulmuyor sadece yaşanıyor. Daha da azgın olan yerlerde artık lağım gibi oluyor ortalık her şey pis, her şey kirli ve her şey karanlık oluyor. Bazı filmlerde de bu çok vurgulanıyor. Daha da teşvik ediliyor her yer karanlık insanlar ölüyor kan revan içinde sevgisizlik her yerde.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243349/sayin-adnan-oktarin-20-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/243349/sayin-adnan-oktarin-20-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170220t_05.jpgFri, 03 Mar 2017 18:17:10 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 19 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 19 Şubat 2017

 

Bediüzzaman'la Kimse Boş Yere Uğraşmasın. Kendisi Dünyaca Çok Sevilen Bir Alim, Bizler De Kendisini Çok Seviyoruz

Bunlar biz olduğumuz müddetçe adım atamazlar. Bediüzzaman’a istediği lafı söylesin. Bediüzzaman dünya tatlısı, dünyalar güzeli bak onun yazdığı eserlerinin her biri, ayrı bir güzel. Çok güzel ““Cenâb-ı Hakka, ilmelyakîn ve hattâ aynelyakîn derecesinde iktisâb-ı mârifet ederek ubûdiyetin (kemâhiye hakkıhâ) iktizâ ettiği acz ve fakr-i tâmını izhar ederek dergâh-ı İlâhiyeye ilticâ ve huzur-u Rahmâna takarrüb gibi mezâyâ-yı insâniyeyi bihakkın tâlim; ve dünya ve mâfihâya mâlik ve kenz-i mahfîye mutasarrıf olan Ekrem-i Enbiya (aleyhi ekmelüttahiyyat) Efendimizin” ekmel; daha iyi anlamında. “Efendimizin münâcatından ve Kur’an-ı Mu’cizü’l-Beyânın tesbih ve tahmid ve sena ve duaya münhasır yedi yüz adet âyâtından me’huz nazirsiz şu münâcâtın menba-ı mânevîsi” süper, Osmanlıcanın en güzel uygulaması. Risale-i Nur’un en güzel yönlerinden birisi de Osmanlıcanın güzelliğini çok güzel izhar etmesidir. Özetle, Bediüzzaman’la boşa uğraşmasınlar. Dünya çapında sevilen bir insan. Hepimiz çok seviyoruz. Allah ondan razı olsun. Ahirette de yanında olacağız inşaAllah.

 

(Viranşehir’deki saldırıda şehit olan 11 yaşında Ahmet Oktay Günak’ın annesi şöyle konuştu; “Ben pişman değilim. Benim ciğerim yanmıyor. Ben şehit annesiyim. Benim oğlum cennetlik. Onu şehit edenler kendisi düşünsün. Vatan sağ olsun iki çocuğum daha var. Ben onları da şehit veririm” dedi. Ayrıca şehit olan küçük kardeşimiz akşam yemeğinden sonra babasından lojmanda aç olan yavru bir kediyi beslemek için izin istemiş. Küçük kediye sütlü ekmek götürmek için dışarı çıktığı sırada şehit olmuş.)

Allah bak küçük yaşta onu veli yapmış. Velayet makamına çıkarmış. Ne mutlu annesine. Annesi de veli bir insan. Ehli velayet annesi de, üslubundan belli. Veli bir anneden veli bir çocuk olur. Ne mutlu o anneye, ne mutlu o şehide. Allah cennette komşu etsin.

 

İngiliz Derin Devleti Ankara'ya Adeta Kamp Kurmuş, Gazi Meclis Ve Hükümetimiz Çok Dikkatli Olsun

“Adıyaman’da dün 3.5 şiddetinde deprem meydana gelmiş.”

O da yine hükümete, devlete, meclise İngiliz derin devletinin yani toptan Mehdiyet’e bir saldırısı mevzubahistir. Yer sürekli depreşiyor. Bak şimdi de oradan Cenab-ı Allah uyarıyor. Bütün milletimizi uyarıyor, o bir alarmdır. “Bir saldırı var, dikkatli olun” anlamındadır. Bazen de ümmete toptan bir yıkıcı deprem de gelebilir yani can alan depremler. O da şehadet getirir. Yani Allah savaşa sokmaz, savaşa sokmadan da şehit alır, depremle şehit alır. Öbür türlü savaşta da Allah deprem dışında şehit alıyor. Bazen de depremle alır. Gaziler çıkarır Allah, kişi yaralanır gazi olur. Malı mülkü de sadaka hükmünde olur. Mübarek millet olduğu için Türk Milleti burada olan her şeyde hayır olur. Burada şer olmaz. “Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen, şehittir” diyor Peygamberimiz (sav) çok net. Bayağı açık.

Hz Ali, “Mehdi’nin gökyüzünde ve yeryüzünde gerçekleşecek parlak bazı alametleri vardır. Bunlardan beş tanesi; yere batma, ateş, silinme, sarsıntı ve bir de depremdir ki Rab’bin kitabında Mehdi’ye ihanet edince Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar” diyor. İlla Türkiye değil. Mesela Türkistan’da da olabilir, Azerbaycan’da her yerde olabilir bu. Ama İngiliz derin devleti şu an Türk devletine, Türk Milletine, parlamentoya, Tayyip Hoca’ya karşı yani Mehdiyet’e karşı bir kahpe saldırı içerisinde. Zemin de sürekli hiddet ediyor bu alçak saldırıya karşı Allah ümmeti uyarıyor. “Aman dikkatli olun” diye. Şimdi o deprem de bununla ilgili. Yine olan deprem de onunla ilgili.

 

Hadislerde Mehdi'nin Türk Milleti İçinden Çıkacağı Bildirilmiştir. Türkiye, Mehdiyetin Yurdudur

Resulullah (sav) diyor ki; “Köşe bucakta benim oğluma (Mehdi’ye)” bak “benim oğluma” diyor Peygamberimiz (sav). Adam diyor ki “Ya” diyor “Peygamberin zaferi olmadı, nasıl Mehdi’nin zaferi olacak?” “Benim oğlum” diyor. Babanın oğlu, zafer kazanınca baba kazanmıyor mu zaferi? Mehdi’nin zaferi Peygamberin zaferidir. “Köşe bucakta benim oğluma (Mehdi’ye) yardım edecek olan dağınık Türk bayrakları zuhur edecek.” Nereden baksan hep Mehdiyet ile Türk milleti iç içe. Türk milleti toptan Mehdi (as) talebesidir hepsi. Hepsi Mehdi (as) topluluğudur hadislere göre öyle.

 

Muhsin Yazcıoğlu Yiğidimiz Şehit Olmadan Önce "Bizim Kalemimiz İngiltere'de Kırıldı" Demişti. Kendisini İngiliz Derin Devleti Şehit Etti

Muhsin Yazıcıoğlu, şehidimiz demiş ki; “Bizim kalemimiz İngiltere’de kırıldı” demiş o devirde şehit olmadan önce. Yani “İngiliz derin devleti benimle ilgili ölüm kararı verdi” demiş “şehadet kararı.” Bak ta o zaman kime söylüyor bunu. Bir dönem Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin en yakınında bulunan isimlerden basın müşaviri olan Şükrü Demir’e diyor. “Muhsin Yazıcıoğlu yedi ay evvel” diyor “İngiltere’de Lordlar Kamarası’nda kırk dakika kadar bir konuşma yaptı. İngiltere’de yaklaşık üç gün kaldı. Konuşmasından sonra İngiltere’nin daha derin olan Avam Kamarası da kendisiyle görüşmek istedi” bak, “konuşmasından sonra İngiltere’nin daha derin olan Avam Kamarası da kendisiyle görüşmek istedi. Türkiye aleyhine bir şeyler söyletebilmek veya bu tip bir yorum yaptırabilmek endişesi buna istinaden orada görüşmeyi kabul etmedi” diyor. Çünkü her gideni aleyhte konuşturuyorlar genellikle. “İngiltere’den Türkiye’ye dönüşünde özel bir görüşmede “bizim kalemimiz İngiltere’de kırıldı” dedi” bak “bizim kalemimiz İngiltere’de kırıldı” diyor. İngiliz derin devletinin bir cinayetidir bizim aslanımızın şehadeti.

 

(Adnan Bey sizin sık sık üzerinde durduğunuz gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı Malatya ziyareti kapsamında üst düzey güvenlik önemlerinin alınması da dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malatya programı nedeniyle Malatya Valiliği’nin bahçesine hava savunma sistemi uçaksavar zıpkın yerleştirildi. Malatya’daki askeri birlikten getirilen uçaksavarın askeri görevlilerle birlikte alınan güvenlik önlemleri kapsamında tedbiren konulduğu öğrenildi.)

Tamam, doğrusu bu. Doğrusu bu. Bir tane de değil üç, dört tane bulunsun. Meclisin çevresine de koysunlar. Meclis mübarektir. Saray da milletin sarayı. Orası da çok titiz korunması gerekir. Neyse masrafı zıpkının zaten millet bol bol karşılar. Her yeri savunma sistemiyle donatalım.

 

Yoğun Bir Fitne Dönemi Olduğu İçin, Türkiye Üzerindeki Baskı Şiddetli Olduğu İçin Bu Dönemde “Evet” Demek Daha Hayırlı Görünüyor

Bence evet oyu bir kere fitneyi ortadan kaldırabilir.  Devlet Bahçeli gibi aklı başında bir insan savunuyorsa eveti bir hayır vardır. Bir de hakikaten elastikiyet sağlayacak gibi görünüyor bu anayasa. Tek adam çift adam bunları bıraksınlar Tayyip Hoca’nın öyle bir hırsı yok mazlum bir delikanlıdır Tayyip Hoca. Tek adam olup ne yapacak? Zaten yorucu bir şey sanki çok keyifli bir şeymiş gibi anlatıyorlar. Sıkıysa kendileri gelip yapsınlar. Cumhurbaşkanlığı, devlet başkanlığı acayip zordur. O kadar çok sorumluluk var ki insanın beyni havsalası kolay kolay kaldırmaz. Çok çok zordur alınan kararlar çok zor kararlar.

 

Hayır Diyenler De Baştacıdır. Hepsini Birden İtham Etmeyi Asla Kabul Etmem. Refarandumda Herkes Fikrini Özgürce İfade Edecektir

Hayır illa bir aksilik olursa biz anayasada bir sıkıntı görürsek anayasayı da değiştiririz uygulamasında bir gariplik görürsek. Mesela bak bu anayasayı beğenmedik eksik gördük bazı yönlerden; değiştiriyor muyuz?? Değiştiriyoruz. Onu da uygulamada bizi rahatsız eden yönler olursa değiştiririz ne var yani? Ama hayır diyenler de baştacıdır yüzde doksan dokuzu çok iyi insanlar. CHP’lileri ben çok severim, Büyük Birlik Partilileri severim, Saadetlileri severim nur gibi insanlar hepsini çok seviyorum.

 

Vatana Millete Hizmetin Zor Hale Getirilmesi Makul Vicdani Bir Tutum Değil. Tayyip Hocam'ın Hizmet Etmek Dışında Bir Amacı Yok

Bu nasıl bir diktatördür ki, dört milyona yakın mülteciyi almış bakıyor. Bu kadar merhametli, şefkatli bir adam nasıl diktatör oluyor? Dört milyon insanın bakımı ne demektir? İftiharla bakıyor “daha da varsa öbürleri de gelsin bakalım” diyor. Biz fakir ülkeyiz buna rağmen iftiharla misafirlerini kabul ediyor. Ölmüş anasına küfrediyorlar, kaç defa öldürmeye kalktılar gayet saygılı nezaketli yani onların diliyle onlara cevap vermedi istese onların diliyle onlara da cevap verebilirdi. Gemilerle her yere fakire fukaraya yiyecek gönderiyor nasıl diktatör bu? Afrika’da kuyular açtırıyor, hastaneler açtırıyor, yiyecek gönderiyor her yere Afrika’dan tut Afganistan’a kadar. Her yere yardım yapıyor fakir olduğumuz halde. Gemiler tırlar sürekli yardım malzemesi götürüyor. Ayıp günah biraz ehli vicdan olsunlar. Bir de millet bayağı huzurlu yaşıyor ne oldu yani ne yaptı? Bunca saldırıya rağmen ekonomik kriz yok Allah’a çok şükür ne zam oluyor ne bir şey. Başka bir hükümet olsa neler olurdu bir düşünün.

Allah bereket veriyor. Dört milyon insana bakmak ne demek? Ayrıca bu kadar yurtdışındaki o kurumlar kuruluşlar sürekli hükümeti, meclisi, devleti, milleti mahvetmek için uğraşıyor hiçbir şey yapamıyorlar Allah’ın verdiğin bereketle. Özetle Tayyip Hocam’dan kötü şeyler beklemesinler. Diktatör, nasıl diktatör oluyor? Gazeteler aleyhine akıl almaz şeyler yazıyorlar her gün, internette muazzam aleyhte yorumlar var. Muazzam ferah insanlar, on binlerce insan ağzına geleni söylüyor. Diktatör olsa onların ne hale geleceğini tahmin edersiniz. Cumhurbaşkanı olana kadar Başbakanlık konutunda bile kalmadı Ankara’da apartman dairesinde kaldı. Meraklısı değil malın mülkün dünyanın. Ayıp günah biraz ehli vicdan olmak lazım. Taksim’e cami yaptırıyor maşaAllah Allah razı olsun. Öbür cami bitmek üzere Çamlıca’daki her şeyi bitmiş bayağı güzel hoş. Tüneller, köprüler, yollar, barajlar ihya ediyor memleketi. 15 Temmuz’dan sonra tüm hakaret davalarını geri çekti. Ne yapsın daha? Hatta diyor ki konuşmasında; “HDP’li kardeşlerime de sesleniyorum” diyor herkese sahip çıkıyor daha ne yapsın? Ne yapmasını istiyorsunuz?

 

Bu Dönem Tüm Vatandaşlarımızın Fedakar Olması Gereken Bir Dönemdir. Zor Dönemlerde Sabırlı Olmak Kıymetlidir

Özetle vatandaş şu dönemde fedakar olacak. Bu hükümetin muhasarasını Tayyip Hoca hiç tahmin etmedi. Tayyip Hoca çocuk kalbi gibidir kalbi, güvendi herkese. Aklının ucundan geçmedi Fethullah Gülen hareketinin bir deccal hareketine dönüşeceği ve böyle rezalet çıkaracağı. En son aklına gelecek ihtimaldi. Böyle bir delikanlıya böyle bir kalleşlik kahpelik çok korkunç. Çok büyük acımasızlık.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242812/sayin-adnan-oktarin-19-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242812/sayin-adnan-oktarin-19-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170219t_12.jpgSat, 25 Feb 2017 15:58:00 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 18 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 18 Şubat 2017

 

(Dün gece Şanlıurfa’da hakim ve savcı lojmanlarının olduğu sokakta PKK tarafından bomba yüklü bir araç uzaktan kumandayla infilak ettirildi. Patlamada babası adliyede zabıt katibi olan 11 yaşındaki Ahmet Oktay Günak kardeşimiz ve mahalle bekçisi İbrahim Kete şehit oldu. On yedi kişi yaralandı.)

Minik Ahmet seni tebrik ediyoruz. Cennet kuzusu olmuşsun. İmrendik sana, Allah şehadetini makbul etsin, meşhur etsin, makbul etsin. Ne güzel bu yaşta şehit olmuşsun. Bak biz geldik 63 yaşımıza şehadeti bekliyoruz. Sen genç yaşta bu nimeti elde etmişsin. Allah yatak ölümü vermesin. Şehadet mükemmel bir nimettir. Çünkü o alemi görmek ayrı bir güzellik. Zer alemini gördük, dünyayı gördük ama şehadet alemini görmedik. Cennete gidersek sadece cenneti görmüş olacağız. Onun için Allah’tan niyazımız şehadet. Bütün müminler gibi biz de istiyoruz.

 

Hadiste Mehdi'nin Yerde Ve Gökte Gerçekleşecek Bazı Alametleri Olduğu Bildirilir. Bunlardan Biri De Depremlerin Artmasıdır

“Mehdi’nin gökyüzünde ve yeryüzünde gerçekleşecek parlak bazı alametleri vardır. Gökyüzünde de var yerde de var bazı alametler. “Bunların beş tanesi; yere batma, ateş, silinme, sarsıntı ve bir de depremdir ki Rab’bin kitabında Mehdi’ye ihanet edilince Allah bazı Türk beldelerini depremle yıkar.” Yani Mehdi’ye ihaneti kim yapar? Deccal yapar, Deccaliyet yapar. Yani kim yapar? İngiliz derin devleti yapar. Dolayısıyla Türk beldelerinde Allah uyarı meydana getiriyor. “Deccaliyet saldırıyor, dikkat edin” tarzında. Zaten bak helaktan bahsetmiyor. “Depremle yıkar” diyor. Bazı yıkımlar meydana getiriyor Allah. Böylece insanları uyarmış oluyor. Mesela bir taş yığını vardır onu devirir Allah. Veyahut bir kule gibi bir şey vardır, taştan yapılmış bir şey vardır onu devirir. Bu insanları tehlikeye karşı alarma etmiş oluyor, uyarmış oluyor. Yani “Büyük bir tehlike var, büyük bir olay var, buna hazır olun.” Zaten bak “Bazı Türk beldelerinde” diyor sırf Türkiye’yi içine almıyor bu. Çünkü Türk Türkiye’de sırf “Burada var” diyemeyiz. Türk her yerde var evet. “Türklük alemini Allah uyarır” diyor Deccaliyete karşı. “Saldırı var dikkatli olun” tarzında. Kitabu'l Cifr İmam Ali sayfa 350’de. Çünkü Mehdiyet’e saldırı demek doğrudan deccaliyet demektir. Dolayısıyla herkes hazırlıklı olması lazım. Allah bizi uyardığına göre Çanakkale bu kadar sallanması normal değil. Bak sürekli sarsıntı oluyor. Can kaybı yok ama sürekli sarsıntı var. Yıkımlar oluyor hakikaten hadislerde de o belirtiliyor, depremler yıkar. O bizi uyarıyor, deccaliyete karşı tetikte olmamızı sağlamak için Allah bizi uyarmış oluyor. Bediüzzaman söylüyor “Bazen de” diyor “çok şiddetli kar, bazen fırtınayla da uyarır” diyor “tehlikeye karşı.”  Büyük olaylarda bunlar hep oluyor. Mesela gökyüzü kararıyor. Oradan bir işaret alıyor Müslümanlar. Çünkü Allah yazılı, sözlü vahiy getirmeyeceğine göre bu tarzda uyarıyor. Bizim anlayacağımız, duyacağımız tarz bu olmuş oluyor.

 

15 Temmuz'da Deccaliyetin En Çok Nereye Öfkeli Olduğunu Gördük: Meclis, Özel Harekat Ve Külliye. Buraların Çok İyi Korunması Önemlidir

Mesela İngiliz derin devletinin en kinlendiği yerleri 15 Temmuz’da gördük. Bir; meclis, iki; polis dolayısıyla polise ait her yer. İki öfkelendiği nokta. Onun için gazi meclis, gazi polis. Deccalin hedeflerini çok iyi korumamız lazım. Bir; meclisi çok iyi koruyacağız, iki; polisi çok iyi koruyacağız. Çünkü deccal, nereyi hedeflendiğini bize göstermiş oluyor. Şu anda da bütün azgınlığıyla hazırlık içerisinde. Bu tehditler de normal değil. Hükümete çok dikkat etmek lazım hükümet üyelerine, Tayyip Hocam’a çok dikkat etmek lazım koruyup kollamak lazım ve meclisi koruyup kollamak lazım. Çünkü oradaki ifadede “Havadan da gelir” diyor, “karadan da gelir” diyor bir şeyler söylüyor yani. Bir de “Topluca da olabilir” diyor. İfadesini okusana Fethullah Gülen’in varsa sizde.

Bak, “Devlet-i aliyenin başının yeneceğini beklemeye durun bence” diyor. Devlet-i aliyenin başı kim? Tayyip Hoca. “Başının yeneceğini” ne demek? Şehit edileceğini. “Bekleyedurun bu olacak” diyor. “Evet, darmaduman olacağını beklemeye durun” demek ki bir bombalama falan bir şey düşünüyorlar. Bak darmaduman demek bu. Büyük bir operasyon düşünüyor olabilirler. “Başınızın çaresine bakın. Bulun birer tane merkup. Bulunduğunuz yerden sağa sola kaçmaya durun” diyor ki “Kim nerede, ne yapabilir mevzuunu belirlemek çok önemlidir. Belki bunda bile yine o kolektif şuura, ortak akla müracaat etmek lazım” yani “toplu bir saldırı da yapılması uygun olur” diyor. “Kolektif bir saldırı da uygun olur” diyor. “Kim nerede, ne yapılır bunun da planlanması gerekir” diyor. “Kim nerede, ne yapabilir?” Bak diyor ki “Günümüzde çok meşhurmuş. Neyli araba? Zırhlı araba”, “zırhlı” diyor. Tayyip Hoca zırhlı arabada gidiyor ya. “Çoklarının peylendiği zırhlı araba” yani arabanın havaya uçurulmasından bahsediyor benim gördüğüm, arabanın. Onun için Tayyip Hocam’ın arabasının geçeceği yollarda bomba araması çok önemli. Yahut bombalı araçla da bir saldırı yapılabilir. Buna çok dikkat etsinler. Bu ifadeler hiç normal değil.

 

Çanakkale’de Ardı Ardına Beş Yüzden Fazla Deprem Oldu. Bu Çok Olağanüstü Bir Durum. Bunu Normal Karşılamak Hiç Doğru Değil

Ve depremler hep 4.5 civarında. Allah istese yıkıcı deprem de getirebilir. Uyarı depremi olduğu için yıkmıyor. Çünkü bir de cezalandırma felaket depremi vardır. Mesela o yerle bir eder Allah. Mesela bir olay olur yerle bir eder. Ama bunda tabii insanlar yine uyarılmış olur, yine uyarılmış olur. Yine vefat edenler şehit hükmündedir. Efendim malları da zekat hükmünde olur. Kalanlar da gazi hükmünde olurlar. Ama şiddetli bir olayda bunlar olur genellikle, çok şiddetli. Bu uyarı depremi bunlar. Türk milletini Allah uyarıyor. Bu hadiste belirtilen olay bu tarz işte uyarıdan yana. Sadece yıkım meydana getiren depremler. Ama bazen de kitlevi olarak çok büyük şehitler meydana geliyor. Cenab-ı Allah şehit almak istiyordur öyle de yapabilir. İlla savaşla şehit almaz Allah. Bazen de depremle şehit alır. Bazen depremle gazi yapar. Çünkü bu bir imtihan. İmtihanın gereği olarak böyle yapabilir Allah. İki türlü oluyor. Bazen zalimlerin olduğu yeri Allah yıkar bazen de sırf şehit almak için de Allah deprem meydana getirebilir. Müslüman beldesidir, Allah imtihan eder. Nasıl durduk yere bir insana hastalık, bela geliyor değil mi durduk yere hastalık geliyor, ölüyor adam. Veyahut sakat kalıyor hastalık gelip. Bu nedir? Onun imtihanıdır. Bazen de işte toplu imtihan da olabilir. Allah hepsini şehit eder, büyük bölümünü de gazi olarak alır, gazilik makamına eriştirir.

“Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen şehittir” diyor Peygamberimiz (sav). Bak “Suda boğulan, yangında ölen, duvar ve enkaz altında kalarak ölen şehittir” diyor. Dolayısıyla depremlerde kaybettiğimiz kardeşlerimizin hepsi şehittir. “Ümmetimde depremler olur” diyor Peygamberimiz (sav), “binlerce kişi ölür. Allah bunu iyilere öğüt” yani şehadet makamına eriştirmek, rahmet ve imtihan olarak yapıyor, kalanlar gazi oluyor onlara da imtihan oluyor. Bak, “iyilere öğüt, müminlere rahmet” rahmet olmuş oluyor Allah’tan çünkü. Adam zor hayat şartlarında yaşarken Allah onu şehit ediyor, bir nimet. Mesela gazilik makamı yine cennete kapı açan bir yoldur. “Kafirlere ise azap kılar.” Mesela bazen de küfür beldesini Allah yerle bir eder, kafirlere azap olur tarih içinde mesela o çok geçer. Lut kavmine mesela bela olarak gelmiştir ama müminlere geldiğinde de rahmet olarak gelir, kim söylüyor bunu? Resulullah (sav) söylüyor. Bak “Ümmetimde depremler olur, binlerce kişi ölür. Allah bunu iyilere öğüt, müminlere rahmet” bak müminlere rahmet olarak geliyor çünkü şehadet makamına ulaşıyor, “kafirlere ise azap kılar” diyor Allah. İşte bu Lut kavmi gibi kavimlere. İbni Asakir’de. Mesela Türkiye’de de oldu depremler nur gibi mümin muttaki insanlar şehadet makamına ulaştılar, onlara rahmet olmuş oldu, yaralananlar oldu onlar gazilik hükmünde olmuş oldu, evleri de sadaka hükmünde olmuş oldu, zekat, sadaka hükmünde olmuş oldu, onun sevabını almış oldular.

 

Tayyip Hocam CHP'ye Israrla Şefkatle Yaklaşsın, CHP'ye Sevecenlikle Yaklaşsın. Muhalefetin Endişe Ettiği Noktaları Açıklasın. Güzellik Olur

Tayyip Hocam CHP’yi kucaklasın. Sayın Kılıçdaroğlu çok efendi nur gibi bir insan, mümin bir insan, vicdanlı güzel bir insan. Tedirginlikler olabilir, şüpheler olabilir. Birebir konuşsun, “ben” desin “Allah’ın mazlum bir kuluyum, iki günlük dünya” zaten her zaman konuşuyor bunu da bir daha tekrar etsin. “Ne diyorsanız o” dersin, “ben hayır için istiyorum, güzellik için istiyorum” desin ama anayasaya keşke Tayyip Hoca’nın ömür boyu yargılanamayacağı maddesini de koysaydık, o da rahat ederdi, insanlar da rahat ederdi hiçbir mahsuru da yoktu tertemiz insan, hiçbir mahsuru yoktu.

 

Türkiye'yi Sanatla Estetikle Kaliteyle Güzelleştirelim. Kimsenin Korku Ve Gerilim İçinde Olmadığı Bir Türkiye İnşa Edelim

Bu gerginlik bize gitmiyor. Türkiye’yi güzelleştirelim sanatla, estetikle, kaliteyle bir araya getirelim Türkiye’yi maddi manevi hemen güzelleştirelim. Niye korku içinde yaşasın insanlar? Niye gerilim içinde yaşasın? Niye huzursuz olalım? Hepimiz iyiyiz, hepimiz iyi olduğumuza göre hepimiz mutlu olmamız lazım. O zaman tanışalım, görüşelim, anlaşalım, huzurlu olalım. Her yeri süsleyelim sokakları, bahçeleri tertemiz yapalım, cennet gibi yapalım memleketi de huzur içinde yaşayalım, dünyada da huzur içinde olalım, ahirette de huzur içinde olalım.

 

(Michael Flynn'in istifasından sonra adı Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı adayları arasında geçen eski CIA Direktörü David Petraeus PYD için, “ABD’nin terör örgütü olarak kabul ettiği PKK’nın kuzeni.” dedi.) 

Helal, aslan işte bunlar görüyor musun? İsa Mesih’in talebelerini görüyor musun? Nasıl deccalin kafasına kafasına vurmaya başladılar, helal olsun. Flynn, efendi delikanlı. Biz onu destekliyoruz, seviyoruz, güveniyoruz. Allah ona güç kuvvet versin, Allah onu korusun. Doğru yolda o. İsa Mesih’in talebesidir, güvenilir bir insandır. Türkiye olarak da destekleyelim. Onun yapacağı çok iş var, çok görevi var. Görevinden istifa etmesi de iyi oldu, sivil hale geldi. Şimdi daha güzel çalışır. Üçkağıtçıların, sahtekarların iftiralarına aldırmasın, hiç kaale almasın. Sonuna kadar yanındayız. İsa Mesih’in duası ona yeter inşaAllah. Gönlü rahat olsun, daha da bastırsın.

 

Referandumdan "Hayır" Çıkmasını Bir Felaketmiş Gibi Göstermek Doğru Olmaz. Hayır Da Çıksa Evet De Çıksa Kaderde Hayırlı Olandır

Bunu felaket gibi göstermesinler. Bir de ‘Hayır’ çıkar. Ön yargı meydana getirmiş olacaksınız. ‘Hayır’ çıkarsa hayırdır, tamam. Bunu milli felaket gibi göstermeye gerek yok. Referandum yapıyoruz. Yine yaparız, yine yaparız. Birçok konuda yaparız. Birinde ‘evet’ çıkar birinde ‘hayır’ çıkar. Birinde ‘evet’ çıkar birinde ‘hayır’ çıkar. Aksini felaket gibi göstermek bilinçaltını olumsuz yönde yönlendirmek olur. Bu çok büyük bir hata. Buna hiç girmeyelim. Buna hiç gerek yok. Ne alaka? ‘Hayır’ çıkarıyorsa Allah ‘hayır’ demiştir. Ama ben fitne olmaması için, ayette fitne katilden beterdir diyor, o yüzden ‘evet’ diyorum.

 

İncil'de Hz. İsa'nın Haşa Allah'ın Oğlu Olmadığını İfade Eden, Uyuduğunu, Yemek Yediğini, İnsan Olduğunu Vurgulayan Bir Çok Açıklama Vardır

“Hz. İsa insanoğludur. Buna şaşmayın. Mezarda olanların hepsinin Allah’ın sesini işitecekleri saat geliyor. Ve onlar mezarlarından çıkacaklar. İyilik yapmış olanlar yaşamak, kötülük yapmış olanlar yargılanmak üzere dirilecekler.” “Ey gençler” diyor İncil’de “Hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın.” yani mütevazı olun, bak ama gençlere hitap ediyor. “Ey gençler hepiniz birbirinize karşı alçakgönüllülüğü kuşanın” mütevazı olun. “Çünkü Allah kibirlilere karşıdır ama alçakgönüllü” yani mütevazı “olanlara lütfeder.” (Petrus’un Birinci Mektubu 5/5)

“Sevinçten hala inanamayan, şaşkınlık içindeki öğrencilerine Hz. İsa (as), “Sizde yiyecek bir şey var mı?” diye sordu. Kendisine bir parça kızarmış balık verdiler. İsa onu alıp gözlerinin önünde yedi.” (Luka 24/41-43)

“Akşam olunca İsa, on iki öğrencisiyle yemeğe oturdu. Yemek yerlerken, “Size doğrusunu söyleyeyim, sizden birisi bana ihanet edecek” dedi.” (Matta 26/20-21)

İşte gayb, Allah bildiriyor. Gayb bilgisi. Yani diyorlar ki gaybı insan bilmez. İşte biliyor, Allah bildirince bildiriyor. Evet, devam et.

Markos 4/38, “İsa, kayığın iç tarafında bir yastığa yaslanmış uyuyordu.”

Allah uyumaz. İnsan olduğunu buradan görüyoruz. Peygamber Hz. İsa (as). Allahlık iddia edenler buradan artık çok net kanaat getirmeleri lazım. Bak, uyuyor, yemek yiyor ve insan.

Yuhanna 4/6, “İsa, yolculuktan yorulmuş olduğu için kuyunun yanına oturmuştu.”

İşte Allah yorulmaz. Bak orada yoruluyor. İnsan vasıfları bunlar.

 

(Amerikalı güreşçiler daha önce vize yasağı nedeniyle gidemedikleri İran’a gittiler. İran halkı Amerikalı sporcuları büyük bir sevgiyle karşıladı, güller verildi, fotoğraflar çekildi.)

İran sevgi doludur, Anadolu insanı gibidir İran. Pers milliyetçiliği falan diye bir şey yok İran’da, bayağı sevgi dolu Müslüman mümin, ırkçılığa karşı olan, mümin kardeşliği düşüncesini esas kılan insanlar. İran ırkçılığa şiddetle karşı, her zaman karşıdır.

 

Bir Fitne Ve Kargaşa Ortamı Olduğu Görülüyor. Türkiye Zor Durumdan Geçiyor. Böyle Bir Dönemde Kendi Adıma Evet Demeyi Doğru Buluyorum

Demek ki bir rahatsızlık var ama hakikaten bir fitne olduğu, bir karmaşa olduğu anlaşılıyor yani devlet üstünde bir baskı olduğu, hükümet üstünde bir baskı olduğu anlaşılıyor, zor bir dönemden geçiyoruz. Ben hükümetin zor durumda kalmasını istemem. ‘Hayır’ hükümete yarayacak bir şey değil. Fitneye sebep olabilir diye düşünüyorum. Kendi adıma ben ‘Evet’ diyorum ama ilaveler olabilirdi, anayasa daha güçlendirilebilirdi, yapılabiliyorsa yine yapılsın. Söylüyorum, mesela Tayyip Hoca’nın ömür boyu yargılanması ortadan kaldırılabilir. Bir kişi, ne var bunda? Bunun benzeri çok olay var yani ömür boyu yargılanmaktan muaf tutuluyor. Cumhurbaşkanı artık devletin başı, niye onu da yargılamamız gerekiyor? Herkesi yargılamak niye gerekiyor? O da yargılanmasın.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242811/sayin-adnan-oktarin-18-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242811/sayin-adnan-oktarin-18-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170218t_03.jpgSat, 25 Feb 2017 15:52:31 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 17 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 17 Şubat 2017

 

(Sayın Kılıçdaroğlu, başörtülü genç kıza saldırı olayıyla ilgili de açıklamalar yaptı. Şöyle diyor: “Bir çocuğun kılığıyla kıyafetiyle başörtüsüyle uğraşmak asla doğru değil. Benim giydiğim elbiseye kravata pantolona nasıl kimse müdahale etmez ve doğru değilse sokakta yürüyen, okula giden, evine giden kadınların kılık-kıyafetiyle uğraşmak asla bizim kabul edeceğimiz bir şey değil. Bir kızımız şort giydi diye, bir kızımız da başörtüsü taktı diye saldırmaları doğru değil. Herkesin kılık-kıyafetine saygı göstermemiz lazım.”)

Bu çok isabetli oldu. Çünkü bunu Kılıçdaroğlu’na ve CHP’ye mal edebilirlerdi böyle bir eylemi. Yani “bak işte solcular böyle yapıyor, CHP böyle yapıyor, CHP zihniyeti budur” imajını vermek için yapabilirler. Onun için bu atağı kontra bir atakla Sayın Kılıçdaroğlu savuşturmuş oldu. Akılcı güzel bir hareket. Onun fikirlerini de kaale almamak olmaz. Anayasayla ilgili görüşlerini hükümetin cevaplaması lazım. Yani cevapsız bırakmaması lazım. Her iddiasına televizyona çıkıp madde madde makul bir açıklama getirmeleri gerekir. ‘Konuşursa konuşsun bize ne’ denmeyeceğine göre. Çünkü milyonlarca insanın oy verdiği büyük parti, yani dev bir muhalefet partisi. Kaale alınmaması olmaz. Bu Türkiye’nin huzuru için çok önemli. Her konuda güvence veren rahatlatan bir üslup olması gerekir.

 

Hem İktidar Hem Muhalefet Rahat Ve Huzurlu Değil. Tüm Taraflar Bir Araya Gelse, Sağduyuyla Huzur İçin Karar Alınsa Çok Güzel Olur.

Hükümetin tedirgin olması için çok neden var. Bir kere FETÖ’cü sayısı umulanın tahminin üstünde, çok fazla üstünde. Bu imtihanlarda işte soruları vermek suretiyle veyahut başka yöntemlerle akıl almaz insan devlet kadrolarına yerleşmiş. Ama tabii bunlar militan FETÖ’cü mü? Yani böyle şuurlu bilgili mi yoksa sadece iş edinmek için, bir menfaat için mi bu işin içine girmişler bunu tespit etmek de çok zor. Onun için hükümete FETÖ konusunda muhalefetin müthiş destek sağlaması lazım. Yani üç partinin de ittifak etmesi gerekiyor. Hükümet, kendini güvende görmesi lazım. Ama iktidar da muhalefete kendini güvende göreceği bir sistem kurması lazım. İki taraf birbirine güvence vermesi lazım. O yüzden de iki tarafın bir araya gelip konuşması gerekiyor. Yalnız bu bir siyasi tartışma, siyasi yenişme havasında değil de kardeşçe gerçekten rahatlamak, huzur bulmak, güven ortamı sağlamak için olması lazım. Siyasi tartışma yapılır o ayrı, onu sonra yine yapsınlar. Ama ilk planda karşılıklı bir güvence vermek çok önemli.

Tayyip Hocam diyor ki; “Bu sistemi şahsım için isteyecek kadar karaktersiz değilim.” Niye? Şahsın için de iste. Bu bir karaktersizlik olmaz ki. Sen bunu vatan-millet için istiyorsun, Allah için istiyorsun. Lider kendini Allah için korur. Çünkü lider yok olduğunda memleket de yok olabilir. Memleketi korumak için kendini korur lider. Dolayısıyla böyle demesin Tayyip Hocam. Biz onu korumakta kararlıyız. Anayasanın da bir vasfı da onu koruyucu olmasıdır. Yani ne yapalım? İngiliz derin devletinin eline mi bırakalım? Tabii ki koruyacağız. Dolayısıyla kendini koruması, bizim onu korumamız son derece güzel. O kendini koruyorsa Allah, vatan-millet, bayrak için koruyor, nefsi için korumuyor. O makama niçin geldi nefsi için mi geldi? Allah için geldi. Vatan-millet, bayrak için geldi. Kendini koruyorsa da Allah için, vatan için, millet için, bayrak için korur. Şahsı için korumaz, yani nefsini kurtarmak için yapmaz. Değil mi? Mesela lider sağlıklı olmaya dikkat ediyor, sıhhatli olmaya dikkat ediyor. Bu nedir? Küfrü kızdırır, münafıkları kızdırır, vatana millete de bir güzellik olur. Biz Tayyip Hocamızı sağlıklı sıhhatli başta görmek isteriz. Dolayısıyla onu devirmek isteyenlere karşı devlet tedbir alıyorsa bu da meşrudur legaldir. Etrafında koruma polisleri var niçin yapılıyor? Korumak için yapıyoruz işte. Koruma tedbirlerini artırdık, niye artırdık? Onu korumak için yaptık. Sırf şahsını koruma değil bu, devleti korumadır. Yani cumhurbaşkanını koruma demek devleti koruma demektir. Anayasa cumhurbaşkanını koruyacak tedbir alıyorsa devleti korumak için tedbir alır. Dolayısıyla devlet millet korunduğu için Tayyip Hocam’ın bundan tedirgin olmasına gerek yok.

Hükümeti ben muhalefetle iç içe olmaya davet ediyorum istirham ediyorum. Muhalefeti de hükümete karşı şefkatli olmaya davet ediyorum, çok ılımlı olmaya davet ediyorum. Çünkü vatan-millet meselesi. Hükümet-devlet tehlikedeyse hükümet-devlet kendini korur. Sayın Kılıçdaroğlu aklı başında bir insan, makul bir insan. Devletin hükümetin kendini koruma refleksine yardımcı olacağını düşünüyorum. Ama kendi endişelerini de dile getirsin, hükümet de ona garanti versin, ortalık yatışsın. Mutlaka bir araya gelmeleri gerekiyor. Ama bu bir siyasi toplantı olmasın, bu bir rekabet toplantısı değil. Vatan-millet için samimi arkadaşça bir toplantı, kardeşçe bir toplantı olsun.

 

(Irak’ın başkenti Bağdat’ta çoğunlukla Şiilerin yaşadığı bir mahallede düzenlenen bombalı araç saldırısında en az 45 kişi hayatını kaybetti 56 kişi yaralandı. Bu, Irak’ta üç günde üçüncü saldırı. Resmi olarak üstlenen olmasa da saldırıların Şiilerin çoğunlukla yaşadığı mahallelerde gerçekleşmesinden dolayı “IŞİD yaptı” deniliyor.)

İngiliz derin devletinin eylemi. Profesyonel SAS komandoları var IŞİD görünümlü, binlerce orada görevli. Zaten kullanılan patlayıcılar İngiliz yapımı patlayıcılar. IŞİD’in bomba imal edecek malzemeleri aldığı yer İngiltere’dir. Çünkü o tip patlayıcıların yapılması için çok gelişmiş laboratuvarlara gerek var. Onların öyle bir imkanı yok. Yani Irak’ta bu bombayı yapacak bir teknoloji yok. Bu patlayıcıyı yapacak teknoloji yok. Bu patlayıcılar son dönemde geliştirilmiş özel formüllerle elde edilen patlayıcılar. Özel laboratuvar şartlarında elde ediliyor. Dolayısıyla hazır getiriliyor. Genellikle de işte İngilizler Kıbrıs’ın güney kısmına getiriyorlar oradan tevzi ediyorlar. Mavnalarla takalarla falan dağıtıyorlar patlayıcıları. Patlamaların kökeni İngiliz derin devletinin elemanlarıdır başka yerde aramasınlar. Ha IŞİD elemanı mı diye sorduğumuzda tabii IŞİD elemanı çıkar. Ama MI6 elemanı yani MI6’in görevlendirdiği adamlar.

IŞİD’in kullandığı bombalar İngiliz subayın üstünden çıktı. Yani bulunduğu yerde çıktı. Bir tane, iki tane, on tane de değil yani zibil gibi. 50 tane kullanmaya hazır. O da tevafuken bulundu normalde onu buldurtmazlar. Bazen öyle bir aksilik oluyor bulunuyor. Yoksa zaten polis bulduğunda yabancı ülkelerde de örtbas ettiriyor İngiltere. Yani İngiliz derin devleti.

 

(Almanya’nın Diyanet İşleri Türk İslam Birliği Vakfı’nda görev yapan dört vatandaşımızın evinde casusluk şüphesiyle arama yapmasına AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk tepki gösterdi. Ve Türkiye’deki Alman vakıflarının incelenmesi çağrısında bulundu.)

Karşılıklı gerilimi artırmanın bir alemi yok. Herkesle zıtlaşmayalım. Herkesle muhalif bir pozisyona girmeyelim. Sürekli misillemeler, sürekli çatışmalar olmasın. Nezaketli bir kınama yeterlidir. Sürekli karşılık vermeler falan bunlar iç açıcı değil. Etrafı yatıştıralım. Yani herkese haddini bildiren bir üslup içinde değil de herkese şefkatle yaklaşan, şefkati esas alan akılcı bir tavır içinde olalım. Bu, gerilim meydana getirir. Muhalefetle de iktidar iç içe olsun sakin bir ortam meydana getirelim. Bir tansiyonu düşürelim, sakinleştirelim herkesi.

 

Hayır Diyen İnsanları Korkunç İnsanlar Gibi Gösterme Üslubundan Tamamen Vazgeçilsin. Hayır Diyenler De Bu Vatanın Evladıdır.

Hayırcıları çok korkunç insanlar gibi göstermek çok yanlış. Bunu tekrar tekrar vurgulasınlar. Allah razı olsun biz söyledikten sonra hakikaten o konuda çok fazla konuşma yapıldı, çok fazla demeç verildi. “Hayırcılar da kardeşimizdir, onlar da başımızın tacıdır” dediler. Aynı istediğimiz gibi söylediler. Ama bu yeterli değil. Hükümetle muhalefetin uzlaşması çok hayati. Türkiye için lüks muhalefet olması. Gerçek klasik muhalefet olması lüks. Bizim şimdi bunu yapacak durumumuz yok. Ancak kardeşlik bağı içerisinde birbirimizi samimi eleştirebiliriz. Klasik siyasette kıyasıya bir rekabet vardır, biz onu şu an yapamayız. Türkiye’nin konumu buna müsait değil.

Türkiye bütün hareket etmek durumunda yani mutlaka bütün, muhalefetle iktidarın bütün hareket etmesi gerekiyor. Öbür türlü risk bayağı yükselir yani daha hala klasik siyaset yapmak isteyenler var ben bunu görüyorum. Daha hala klasik siyasi atışma peşinde olanlar var, durumun nezaketini, durumun nazikliğini fark edebilmiş değiller, daha hala atışabileceği kanaatinde böyle bir şey yok. Ben ta darbe gecesi söyledim ‘artık bundan sonra klasik siyaset olmaz’ dedim, dostça davranacaklar. Klasik siyasete döndüklerinde Türkiye’nin aleyhine olur bu, bayağı riskli ve gereksiz bir tehlike kapısı açılır.

 

Türkiye'deki Gerilimi Düşürelim. Muhalefet İle İktidarın Uyumlu Olduğu Dönem Olsun. Halkın %80-90'nın Mutlu Olduğu Ortam Olsun.

Türkiye’deki gerilimi bir düşürelim, muhalefetle iktidar mutlaka anlaşması lazım yani 40’a 40 yüzde 20 boşluk bu çok acayip bir durum. 50’ye 50 de çok garip durum yani mesela yüzde 54 falan bunlar riskli böyle olmaz, bunu bir hale şekle koymak lazım bütün halkın memnun olması lazım. Bütün milletin memnun olması lazım yani en az yüzde 80-90’ın mutlu memnun olması lazım, böyle olmaz. Ben yaptım oldu olamayacağına göre, bunu halletmek de kolay olduğuna göre bunu yapalım.

CHP’nin kurmayları devreye girsin, AK Parti’nin de kurmayları devreye girsin iki partiyi MHP ile nasıl dost haldelerse dost hale getirelim, onların dedikleri doğrular da vardır onları da göz önünde bulundursun AK Parti. Yani CHP sürekli hata yapıyor olamaz, onların da doğruları vardır, askeri müşterekte bir ittifak olsun.

 

(Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy Mahallesi’nde güvenlik güçleriyle teröristler arasında çıkan çatışmada bir polis ve bir asker yaralandı.)

İki tane gazimiz var. Çok dikkatli olmak lazım. Bu aylarda özellikle çok dikkat etmek lazım. Mart, Nisan. Mart’ta her zaman azar komünistler. Terörist komünistler, ben çocukluğumdan beri bilirim Mart hep azma aylarıdır. Hep kan dökerler, rezalet çıkartırlar Allah’ın hikmeti. Bir de Ramazanda saldırganlaşıyorlar, Müslümanlara karşı saldırganlaşıyorlar. Ben hatırlarım her Ramazanda bir olay olurdu, bir şeyler yaparlardı.

 

(Alman Der Speigel Dergisi, Türkiye’nin Suriye’de terör örgütü DEAŞ’a karşı sürdürdüğü Fırat Kalkanı Harekatı’nda sivillerin öldürüldüğünü iddia etti. Oysa TSK ve ÖSO ilçe merkezine hızla girmek yerine teröristlerin direnişini kırmak için Bab’ın çevresini kuşatma yolunu seçti. Harekatta teröristlerin çevre ile ikmal yollarını keserek dirençlerini kırma stratejisi izleniyor. Böylece DEAŞ’la merkezde olabildiğince az çatışmaya girilerek sivillerin zarar görmesinin önlenmesi hedefleniyor. Dünyaca ünlü bir derginin, uluslararası hiçbir kurum tarafından doğrulanmayan bu iddiaya sadece aktivistlere dayandırarak yer vermesi dikkat çekici.)

Dünyanın en merhametli ordusu Türk ordusudur. Bu çok net yani açıkça söylüyorum. Aksini iddia eden gelsin. En itinalı, en özenli, en merhametli ordu Türk ordusudur. O kadar özen gösteriyorlar ki sivillere zarar gelmesin diye, anlatamam yani. Teslim olanın da mutlaka sağ ele geçirilmesi. Mesela yaralananı ellemiyorlar, istese vurur öldürürler. Yaralananı ellemiyor. Mesela yaralanıyor düşüyor, yaralı diyor ellemiyor ondan sonra onu teslim alıyorlar. O yüzden şu şunu dedi, bu bunu dedi bunların hiçbir geçerliliği olmaz. Türk milleti merhametli şefkatli bir millettir. Bütün dünyaya bunu gösterdik, gördük. Aksini kimse savunamaz zaten. Dünyada ahlak bozuldu ama Türk milleti güzel bir merhamet, şefkat özelliği göstererek bütün dünyaya güzel örnek oldu. Sayayım mı? Sabaha kadar sayarım ama herkes biliyor.

Akıl almaz özen gösteriyorlar. Saatlerce, günlerce bekledikleri oluyor sivillere zarar gelmesin diye. Özel harekatçılar hep beş vakit namazında, Allah’tan korkan mümin muttaki insanlar. Asker de öyle. Eksi otuz derecede namaz kılıyor çocuklar. Yani doğru neyse, güzel neyse onu gece gündüz arayan insanlar.

 

Hükümeti Zor Durumda Bırakmamak Fitne Oluşmasını Önlemek İçin “Evet” Diyorum

Ben hükümeti zor durumda bırakmamak için evet diyorum. Şefkatimden, merhametimden evet diyorum, çünkü öbür türlü kargaşa büyüyecek gibi görünüyor. Fitne olmasın diye evet diyorum. Ama muhalefetle de iktidarın uzlaşmasını istiyorum. Yani “vay sizi gidi hainler”, “hayır cephesi” diye ben böyle bir şey kabul etmiyorum. Nur gibi Müslüman “hayır”cılar. “Evet”çiler de nur gibi Müslüman, hepsi kardeş, tertemiz insanlar. Yani bu gerilim çok tehlikeli ve huzursuzluk verici. Ben yok diyebilirim gerilime ama var, bunu içimizde yaşıyoruz, görüyoruz. Anormal gelişmeler başladı, anormal olaylar olmaya başladı. Buna bir dur diyelim, çok kolay. Hepimiz bu vatanı sevdiğimize göre, hepimiz Allah’ı seviyoruz, hepimiz birbirimizi seviyoruz. Bu klasik siyasi atışma üslubu bu olmaz. Tayyip Hoca’yı biz gidip İngiliz derin devletine teslim edecek halimiz yok, tabii ki koruyacağız. Kendi evladımız, kendi insanımız, kendi kardeşimiz, kendi dava adamımız, bizim insanımız, bize ait bir insan. Tabii ki hiç kimseye teslim etmeyiz. Ama bu gerilim de hiç hoş değil. Ben hiç kimsenin rahatsız olmasını istemiyorum, herkes huzurlu olsun, Norveç gibi İsveç gibi olsun, Hollanda gibi olsun. Zorumuza ne oldu? Bu bize yakışmıyor, bunu kökünden halledelim.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242810/sayin-adnan-oktarin-17-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242810/sayin-adnan-oktarin-17-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170217t_07.jpgSat, 25 Feb 2017 15:52:04 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 16 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 16 Şubat 2017

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Bahreyn’de yaptığı konuşmada; ‘Etnik kimlik, dil, kabile, renk ve mezhep temelinde birbirine yabancılaştırılan Müslümanlar Türkiye’de, Irak’ta, Libya’da, Yemen’de ve daha pek çok yerde kendi kendilerini tüketiyor. Birileri hem Suriye’nin hem Irak’ın bölünmesini istiyor. Irak’ın bölünmesi çalışmasını yapanlar var, oradaki mezhebi etnik mücadele çünkü orada da Pers milliyetçiliği olayı var. Bu Pers milliyetçiliği olayıyla da orada bir bölünme söz konusu, bunların önünü kesmemiz gerekiyor’ şeklinde konuştu.)

İşte en güzel bu meseleleri halleden Mehdi (as)’yle olur yoksa gece gündüz yakınma olur, gece gündüz ızdırap ifadeleri olur, daha çatallanır budaklanır gelişir. Müslümanları yutmaya devam eder. Çünkü bu bela zamanında bir oluşmuş, fitne oluşmuş Müslümanları bölmüşler mezhep fitnesinin içerisine düşürmüşler, mezhep bir fitnedir. Allah imtihan ediyor müminleri. Halbuki Resulullah (sav) zamanında gibi olsa son derece rahat edecekler yani Kuran’a tam tabi olsalar.

 

Türkiye Bir Geçiş Sürecinde. Bu Süreçte Referandumda "Evet" Demekte Hayır Olduğu Görülüyor

Tayyip Hocam çıktı ne dedi, ‘ben yalnız kaldım’ dedi. Şimdi bu anayasa o yalnız kalmadan meydana gelen açığı boşluğu dolduracak gibi bir anayasa. Dolayısıyla Türkiye bir geçiş döneminde olduğu için bu anayasanın kabulünde hayır bereket var, öbür türlü risk büyük görünüyor. Baktım inceledim şimdi detaylara girmeyeceğim ama evette hayır var. Büyük Birlik Partisi de evet desin, onlarla da görüşelim, Saadet de evet desin, onlarla da görüşelim, CHP de ehli vicdandır, konuşalım evet desin. Bir de bu anayasa hiç değişmez diye bir şey yok. İleride eğer beğenmezsek bir sıkıntı olursa değiştirmek istersek onu da yine değiştiririz. Bu anayasayı nasıl değiştiriyorsak onu da değiştiririz ama şu anda Tayyip Hoca bayağı samimi, gayreti de iyi, şevki de iyi. Onun bu azmini şevkini tutmayalım yani onun yolunu kapamayalım, açalım. Şevkliyken, gayretliyken, atakken, Türkiye’ye hizmet azmiyle doluyken bizim kardeşlerimizin Hoca Efendi’nin yolunu kesmeye kalkması olmaz. Tayyip Hocam’ın yolunu açalım, elini çözelim istediği gibi hayırlara vesile olsun. Köprüler yapsın, barajlar yapsın bir sıkıntı olursa da gerekirse düzeltiriz. Dolayısıyla anayasaya evet. Uzatmaya gerek yok. Çünkü bu diktatörlükle falan da alakası yok. Bu samimi insana, bu mazlum insana böyle yakıştırmalar yapmak da çok günah ayıp. Ne yapmış yani diktatör olmuş da kimi ezmiş ne yapmış yani? Vatanı korumak diktatörlük değildir, devleti korumak diktatörlük değildir, hükümeti korumak diktatörlük değildir, ailesini koruyorsa şerefini koruyorsa bu diktatörlük değildir. Ne yapsın? Nasıl davranması lazım? Devleti teslim mi etsin? Hükümeti teslim mi etsin? Ne yapsın? Gayet güzel yiğitçe direniyor, doğru yolda. Anormal olan bir şey yok. Sayın Bahçeli zaten anormal bir şey olsa o insana izin vermez. Bahçeli çok ileri yaşta bir insan dünyayla bir alıp veremediği yok, veli tiynetli, dürüst, yiğit, bütün ömrü yüksek ahlakı yaşamakla geçmiş ehli vicdan bir insan, büyük bir kararlılıkla hırsla ‘evet’ diyorsa bir bildiği vardır.

 

İran'ın Türkiye'ye Karşı Çok Dostane Açıklamaları Olması Gerekir. İran İle Türkiye'nin Dost Olması Bölge İçin Ferahlık Olur

İran’la konuşalım; Türkiye’yle dost olmak, Türkiye’yle kardeş olmak için çok hırslı bir kararlılık göstersinler. Tayyip Hoca’yı tedirgin eden bilgiler geliyor demek ki, Tayyip Hoca tek başına bir insan sayılır, onun durumunu da anlamaları lazım. Niye böyle dedin? Daha ne desin “yalnız kaldım” diyor işte, bu daha nasıl anlatılır? Yalnız kaldım diyen bir adama sen niye böyle dedin denmez. Türkiye ile İran’ın dost olmasını en çok isteyen insanlardan birisi de Tayyip Hoca’dır ama İran’ın ağır başlı, soğuk davranması doğru olmaz. Atak, sıcak, sevecen ısrarla dost olmaya çalışan bir üslup kullanması lazım, bunu sağlayalım. İran’da sistem oturmuş vaziyette ama Tayyip Hoca burada yalnız sayılır. Yalnız mı? Değil aslında yalnız hem de hiç değil yani bildiği bilmediği, gördüğü görmediği çok fazla kişi onun yanında. Bu dünyada bir yerin üstü var, yerin ortası var her yerde insan var, görünmeyenler var, görünenler var. Görünmeyen varlıklar da onun yanında, gönlü rahat olsun, öyle bir şey olmaz; kılına, tüyüne dokundurtmayız. Bir şey yapmaya kalkan da her seferinde kanunla karşılığını aldı gördünüz, böyle bir şey olmaz.

 

İran'da İngiliz Derin Devletinin Ve İngiliz Şiiliği Etkisinde Olan Bazı Basının Türkiye Ve Tayyip Hocam Aleyhindeki Haberleri Düzeltilmeli

Bir kere İran basınında Tayyip Hoca aleyhine haberi İran durdursun. İngiliz derin devletinin etkisinde olan basın İran’da Tayyip Hoca hakkında sürekli aleyhte haber yapıyor. Durumunu düşünmüyor, bir kere ince düşünceli olması lazım, derin düşünmesi lazım. Bu insanın etrafı çepeçevre sarılmış, darbe yapılmaya kalkılmış, cinayete kaç defa teşebbüs edilmiş, çoluğuna çocuğuna saldırı yapılmış, evine dayanmışlar, sokakta saldırmaya kalkmışlar böyle bir durumda bu insanın üstüne gidilir mi? İran basının bu yönüne karşı İran hükümeti tedbir alsın. İngiliz Şiileri İran basınını etkiliyor, İngiliz Şiileri İngiliz derin devletinin etkisi altındalar ve meşhur bilinen bir konu bu. Tayyip Hocam “İran bizim ikinci evimiz” demişti, daha ne desin? İran basınının Tayyip Hoca hakkındaki çirkin saldırgan üslubunun bir an önce durması lazım. İran hükümeti İngiliz derin devletinin etkisinde olan bir kısım basını uyarsın. Mesela Tayyip Hoca gerektiğinde gerekli tedbirleri alıyor. Basına önem versin İran, basın bu kadar başıbozuk olmasın. Tayyip Hoca’ya dostça yaklaşsa Tayyip Hoca ne diyecek? “İkinci evim” diyor daha ne desin? İkinci evim ne demek? Daha bunun üstüne artık olur mu?

 

Hayır Diyenlerin De Başımızın Üzerinde Yeri Var. Kutuplaştırıcı Hiçbir Konuşma Olmaması Önemlidir

CHP de aslında benim gördüğüm daha ılımlı yaklaşıyor. Bu anayasa mahkemesine başvurmaktan vazgeçmeleri de ılımlı yaklaştıklarını gösteriyor. Hayırcıların konumu nedir? Başımızın üstünde yerleri var en başta söyledim. Şimdi hükümetten de rica ettik böyle konuşmalar olmasın diye, hükümet de Allah razı olsun sürekli lehte konuşmalar yapmaya başladılar. O keskin, zıtlaştırıcı, kutuplaştırıcı üslubu bıraktılar, bu çok iyi oldu. Bir ara Sayın Bahçeli’den de rica ettik hatırlıyorsunuz iki kere düzeltti, Başbakan’dan rica ettik o da düzeltti, genel olarak bir düzeltici üslup var yani daha ılımlı çizgiye giden bir üslup var, böyle bir konu zıtlaşma unsuru olmaz. Biz referandum kültürünü benimsemiş bir milletiz, bir sene içinde on kere, yirmi kere de referandum olur aslan gibi gideriz evet de veririz, hayır da veririz ama kardeşiz. Hayırcılar da bizim kardeşimiz, evetçiler de kardeşimiz. Hayırcıların içinde de ahlaksız vardır, evetçilerin içinde de ahlaksız olabilir bu ayrı. Vatanın bütününü biz seviyoruz bütününü.

 

(Akşam Gazetesi’nin haberine göre Genelkurmay Başkanlığı’nda askeri sınav sorularının hazırlandığı birimde görev yapan kripto FETÖ üyelerinin PKK’lı ve sol terör örgütü üyelerini dahi himmet karşılığında subay yaptıkları ve ordunun içine soktukları belirlendi. FETÖ’nün kripto yapılanması tarafından subay yapılan Teğmen F.U. gözaltına alındı. İzmir’de mayın arama ve kurtarma birliğinde görev yapan F.U.’nun üniversitede okuduğu yıllarda PKK ve sol terör örgütleriyle birlikte on ayrı eyleme katıldığı ve terör örgütü PKK’dan kaydı olduğu belirlendi.)

Kardeşim işte İngiliz derin devletinin ahlakına düştü mü bir adam homoseksüel de oluyor, vatan haini de oluyor, alçak da olur, kahpe de olur, yalancı da olur, Darwinist, materyalist de olur. Fethullah Gülen örgütüne adamlar pençeyi takmış, ağzına alıp yutmuş mahvetmişler bunları artık, bitmiş bunlar, böyle bir eski Fethullah Gülen hareketi diye bir şey kalmamış yutmuşlar bunları. Yani FETÖ denen örgüt İngiliz derin devletinin emir eri haline gelmiş şu an, yapacak bir şey yok onlar için, kaçabilen kaçsın, kendini kurtarabilen kurtarsın. Başka ne denebilir?

 

(Donald Trump Rus Büyükelçi’yle görüşmesi sebebiyle istifa eden Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’e sahip çıkarak “General Flynn harika bir adam, daha önce de dediğim gibi yalancı medya kendisine çok ama çok haksızca davrandı. Ayrıca belgelerin sızdırılması bir suçtur. İstihbarat kurumlarımız Washington Post ve New York Times’a yasa dışı bir şekilde bilgi veriyor. Buradaki gerçek skandal gizli bilgilerin istihbarat tarafından şekerleme gibi dağıtılması hiç Amerikanca değil” dedi.) 

Bu şahıs değerli bir insan, Donald Trump da sahip çıksın, herkes sahip çıksın. Darwinizm’e karşı, homoseksüelliğe karşı, İngiliz derin devletine karşı basın içinde, yayın içinde İngiliz derin devletinin çok fazla adamı var, onlar bu insanla uğraşıyorlar veyahut İngiliz derin devletinin dolaylı yoldan etkisi altında olan tipler var onlar uğraşıyorlar. Trump Allah’a güvensin, Allah’a dayansın hiçbir şey olmaz devam etsin.

 

İsrail İle İran, İran İle Amerika Arasındaki Gerilim De Suni. Türkiye İle İran, İsrail İle İran, İran İle Amerika İlişkilerini Düzelteceğiz

Şimdi bizim hedefimiz İsrail’le, İran, Türkiye’yle, İran, Amerika’yla, İran’ın arasını düzeltmek olması lazım, bu çok basit ve gayet kolay. İran yönetimi İran’daki Şii militan gruplarının baskısı altında, o insanlar da o kadar kolay rahat hareket edecek gibi değiller ama ırkçılık tarzı değil İran’ın ruhu. İran’da şah döneminden kalan ırkçılar var ama sayıları az bunların güçsüzler, dolayısıyla bu bir risk değil, böyle bir şey yok ama Şia’nın Mehdilik inancı olduğu için her yere hakim olmak, Mehdi (as)’ye zemin hazırlamak iddiaları var o yüzden bu hırsı gösteriyorlar. Atom bombası yapmaya kalkmalarının nedeni o, işte beş bin, on bin kilometre menzil roket yapmalarının nedeni de o. Mehdi (as)’ın çıkışını kolaylaştırmak için bunu yapıyorlar. İran’la, Amerika’nın arasındaki gerilimin nedeni herhangi bir ırk, kavim anlaşmazlığı değil, sadece Mehdi (as)’ın çıkışı inancıdır başka bir şey yok dolayısıyla konuşuruz, ikna ederiz araları düzelir inşaAllah.

 

(İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın raporuna göre Türkiye’de kültür sanat alanında hiçbir etkinliğe katılmayanların oranı yüzde 70, toplumun yüzde 49’u hiç sinemaya gitmemiş, yüzde 39’u hiç kitap okumuyor, yüzde 66’sı konser, tiyatro ya da opera gibi herhangi bir etkinliğe katılmamış, yüzde 81’i hiçbir enstrüman çalmıyor, yüzde 47’si dergi okumuyor ve yüzde 86’sı bir hobi kursuna hiç gitmemiş, yüzde 85’lik bir kesimse en sık yapılan etkinliğin televizyon izlemek olduğunu söylüyor.) 

Türkiye’de tabii birçok şey eksik, bir kalite eksikliği var. Bu anlattıkları kalite eksikliğinin bir bölümü, o çöküşün küçük bir bölümünü anlatmış oluyorlar. Fakat Mehdiyet’in atağında bütün bu çöküş tam tersine yükselişe geçecek, üç, beş yıl içerisinde kalite de, sanat da, güzellik de en güzel seviyede gelişmeye başlayacak bunu göreceğiz.

 

Tevrat'a Göre Mehdi (Moşiyah) Doğru Olanı Yapmakta Süratli Davranacaktır

Talmud’da Cenab-ı Allah, Yüce Allah Davud oğlu Mesih’e yani Mehdi (as)’a diyecek ki: “Benden ne istersen onu sana vereceğim.” Onun her istediğini Allah yapacak Mehdi (as)’ın. Mesela dünya hakimiyeti istiyor yapacak, müthiş bir zenginlik, müthiş bir sanat onu verecek mesela İsa Mesih’le görüşmek istiyor onu da yapacak Allah, her ne istiyorsa yapacak. “Davud oğlu Mehdi son bayramda gelecek.” Musevi dininde elli yılda bir yapılan ve şofarlarla ilan edilen bir kutlama var o dönemde gelecek, o dönem geldi şu an. “Davud soyundan Mehdi doğru olanı yapmakta tez davranacak.” (Yeşaya 16/5) “Davud soyundan güçlü bir kral Mehdi çıkaracağı mesh ettiğim, seçtiğim Mehdi (as)’ın soyunu ışık olarak sürdüreceğim, düşmanlarını utanca bürüyeceğim ama onun başındaki taç parıldayacak.” (Mezmurlar 132, 17/18)

 

Dünya Sadece Sevgiyle Güzel Olur. İnsanları, Sevgiden Çok Alaycılık, Rekabet, Laf Sokmayı Tercih Edecek Hale Getirmişler

Dünya sadece sevgiyle güzel olur dolayısıyla köprüyle, yolla, tünelle dünyanın güzel olması mümkün değil, hiçbir yer öyle güzel olmaz. İnsanları öyle hale getirmişler ki ben bakıyorum sokakta, sevgiden çok alaycılık, kavgacılık, laf sokma, birbiriyle uğraşma, rekabet, sevgisizlik, birbirinin ayağına çelme takma, kıskançlık, gereksiz yere dünyayı cehenneme çevirmişler. Kendi cehennemlerinin odununu sürekli taşıyarak o cehennemin ateşini daha da güçlendiriyorlar. Mehdiyet bu cehennem ateşinin söndürme hareketidir yani imanın nuruyla o cehennem ateşini söndürüyor Mehdiyet. Sevgiyi, kardeşliği, dostluğu, tevazuu, muhabbeti, insancıllığı, affetmeyi, Kuran’ın güzel gösterdiği, Allah’ın güzel dediği fıtratımızda olan, güzel olan her şeyi savunarak bu belayı negatif elektriği, pozitif elektriğe çeviriyor, o negatif dünyayı saran aurayı, deccalın aurasını pozitif aurayla tertemiz hale getiriyor. Temiz Mehdiyet nuruyla, iman nuruyla dünyayı yıkıyor şu an Mehdiyet, nur gibi hale getirecek, yıkayacak ve tertemiz edecek. Herkesin birbirine yardım etmesiyle hayat yaşanacak gibi yaratılmış Allah tarafından. Mesela ayağı tutmayanın koluna gireceksin. Allah o şekilde yaşanacak gibi yapmış. Mesela gözü görmeyenin mesela ama oluyor onun koluna girip onu yerine götüreceksin. Hasta olana ilaç vereceksin, hasta olana doktorluk yapacaksın yahut hasta bakıcılık yapacaksın. O şekilde yaşanacak gibi insanları yaratmış Allah; merhamet, şefkat, dostlukla, affedicilikle. Kindarlıkla, nefretle, kavgayla yaşamak mümkün olmuyor. Bütün insanlık yok olur o zaman, herkes herkesi kırar geçirir Allah esirgesin dünyada insan kalmaz. Bunu körükleyenler dünyayı gittikçe karartıyordu. Şimdi Mehdiyet’in ışığıyla yavaş yavaş aydınlanmaya başladı ama önümüzdeki yıllarda daha bu hızlanacak yani öyle bir zaman gelecek ki, bu hız mesela saatte on kilometre olan hız, saatte üç yüz kilometreye çıkacak adeta ağaçları böyle duvar gibi göreceğiz akıl almaz sürate ulaşacak, bu ne zaman olacak? 2019’lardan sonra, 2020’ler, 2021’lerde akıl almaz bir sürate ulaşacak inşaAllah göreceksiniz.

 

Velayet Sistemiyle İnsanların Birbirine Sahip Çıkması Kuran'a Göre Farzdır. Bu Farz Uygulandığında Fakirlik, Yoksulluk, Yokluk Kalmaz

Gücü olan zayıf olana yardım edecek bu dünyada. Zengin olan fakire yardım edecek Allah öyle yaratmıştır velayet sistemi budur. Allah malın tutulmasını istemiyor. O müminlerin hakkı olarak ona geçmiş oluyor. Mümin malı dağıtacak. İsa Mesih’in talebelerinde de bu velayet sistemi açık açık geçiyor Tevrat’ta da vardır. Mesela adam tarlasını satıyor, teknesini satıyor İsa Mesih’e veriyor. O da onların aralarında paylaştırıyor. Mesela ekmek geliyor bir torbaya dolduruyorlar oradan hepsi yiyor. Balık oluyor bir kazana dolduruyorlar pişiriyorlar. Hep beraber oradan onu alıp yiyorlar. Velayet sistemin özelliği budur. Şahısların şahsi zenginliği olmuyor. Mesela Resulullah (sav)’ın malı mülkü vardı, herkese dağıtıyordu. Hatta bazı hanımları dağıttığı için ondan ayrılmaya kalktılar. “Bize de ver” dediler “biz de zengin olmak istiyoruz” dediler. Resulullah (sav) “Önce ümmetim” dedi. “O kadar fakir insan var” dedi “Siz yemek yiyorsunuz, rahat yiyecek buluyorsunuz, yatıyorsunuz, kalkıyorsunuz. Ama onlar öyle değil” dedi. “Onların silaha ihtiyacı var, yiyeceğe ihtiyacı var, bakıma ihtiyacı var. Ben onlara harcayacağım” dedi. Peygamberimiz (sav)’le bağlantıyı kesti hanımları. Peygamberimiz (sav) meşrutada bir ay yalnız yaşadı. Bu çok vahim büyük bir olaydır aslında. Çok çok büyük bir felakettir. İnanılır gibi değil.

 

İncil’de Velayet Sistemi İle İlgili Açıklamalar

 “Yahya onlara iki mintanı olan birini mintanı olmayana versin. Yiyeceği olan yiyeceği olmayanla paylaşsın.” (Luka 3/11)

Bak iki mintanı olan kişiye ne diyor? Bu vahiy, doğru yani vahiydir bu. Diğerine versin. Bir tane bir onda bir onda. Evet, velayet aynısı da Kuran’da da vardır. Bu uygulanmıyor mühim bir farzdır. Toplumda bu uygulanmıyor. Mekke Medine döneminde bu sahabeler arasında bu çok güçlü uygulanıyordu. Sonra Tebbe Tabiin’den sonra unutuldu.

 

“Her gün mescitte toplanmaya devam eden imanlılar kendi evlerinde de ekmek bölüp içten bir sevinç ve sadakat ve sadelikle yemek yiyor. Ve Allah’ı övüyorlardı. Bütün halkın beğenisini kazanmışlardı. Rab de her gün yeni kurtulanları, hidayete erenleri topluluğa katıyordu.” (Elçilerin İşleri 2/44-47)

“Ama ziyafet verdiğin zaman yoksulları, kötürümleri, sakatları, körleri çağır. Böylece mutlu olursun. Çünkü bunlar sana karşılık verecek durumda değildirler. Karşılığı sana insanlar dirildiği zaman verilecektir.” Luka’da geçiyor.

“Dağlara buğdayları serpin. Müslüman bir ülkede kuşlar aç kaldı demesinler.” Hz. Ömer (ra) söylemiş.

Elçilerin İşleri 432’de  “İnananlar topluluğunun yüreği ve düşüncesi birdi. Hiç kimse sahip olduğu herhangi bir şey için bu benimdir demiyor. Her şeylerini ortak kabul ediyorlardı.”

Bak görüyor musun? Bu benim demiyor mülkiyet yok yani o anlamda mülkiyet yok. Herkes malını dağıtıyor. Bak komünizmde zorladır. İslam’da sevgiyle, merhametle, sevinçle, heyecanla ve zevk alarak yapılır. Aradaki fark bu, evet.

“Aralarında yoksul olan yoktu. Çünkü toprak ya da ev sahibi olanlar bunları satar sattıkların bedelini getirip elçilerin buyruğuna verirlerdi. Bu da herkese ihtiyacına göre dağıtılırdı.” (Elçilerin İşleri)

İşte bu kadar.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242809/sayin-adnan-oktarin-16-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242809/sayin-adnan-oktarin-16-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170216t_11.jpgSat, 25 Feb 2017 15:51:29 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 15 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 15 Şubat 2017

 

Işık Ve Renk Çok Büyük Olay. Kapkaranlık Beynin İçinde Çok Detaylı Renkli Görenin Kim Olduğu Üzerinde Darwinistler Hiç Düşünmek İstemiyorlar

Kafamızın içinde ışık, renk; bunu gören, bu çok büyük olay. Darwinistler bu konuyu geçelim diyorlar. Işık ne demek? Pırıl pırıl mesela şu an. Renkler de çok detaylı, her türlü renk var; kahverengi, mavi, yeşil yerli yerince. Bu renkleri, ışığı kim görüyor; nasıl görüyor? Çok büyük olay bu. Çok çok büyük olay. Ses; titreşim ses. Ses diye bir şey yok. Mesela hayvan titreşimi alan bir makine. Ama insan titreşimi alan makineden meydana gelen neticeyi duyuyor ve görüyor, şuurla idrak ediyor. Şuur çok büyük olay. Bir de dokunma. Mesela şimdi masaya dokunuyorum. Dokunma diye bir şey var. Tarif et desen edilemez. Bir his. Kim hissediyor bunu? Çok acayip. Mesela koku bak, limon kokusu var şimdi ıhlamurda. Kim duyuyor? Çok acayip bir şey ıhlamurun kokusunu duymak, limonun kokusunu duymak. Şekerin tadı mesela. Şimdi şekerli bu, limonlu; limonun asitliğini hissediyorum, tatlı da, sıcaklığını da hissediyorum. Çok detaylı yaratmış Allah.

 

Bazılarının Allah'ı Bir Kere Bile Düşünmeden Yaşıyor Olması Şaşırtıcı. Özellikle Gençlerin Hiç Ölmeyeceklerini Sanmaları Gaflete Sebep Oluyor

İnsanların büyük bölümü nankör. Sabah da onu düşündüm. Allah ne kadar merhametli ve ne kadar sabırlı. Müthiş bir gaddarlık bu. Allah ayette diyor ya, "zalim ve cahil ve nankördür" diyor,  "insan". Hatta melekler de diyorlar, "Kan dökecek, yanlış şeyler yapacak insanı mı yaratıyorsun?" diyorlar Allah'a. "Siz bilmezsiniz, Ben bilirim." diyor Allah. Ama gaddarlık net. Ben televizyon programlarına bakıyorum, bazı insanlar ne kadar gafil. Allah'la sanki hiç yok hükmünde yani Allah aklının ucundan dahi geçmiyor. Bazıları sanki böyle bir gaflet uykusunda. Aklına Allah nasıl gelmez? Gençlik özellikle çok büyük fitne. Genç olan ölmeyeceği kanaatinde oluyor. Halbuki iki on senede yaşlanıyor ve hemen hastalıkları başlıyor, her türlü hastalık yani. Beş duyu çok hayati. Bunu sürekli gündemde tutmak lazım. Bunu kitap haline tekrar getirelim.

 

Allah Bu Kadar Detay Yaratmışken Bir İnsanın Haşa Allah'ı Hiç Düşünmemesi Olabilecek En Büyük Nankörlük Vefasızlık Ve Ahlaksızlıktır

Bir de ne kadar çok detaylı eşya yaratmış Allah. Her yerde ev var, her evin içinde televizyon kumandaları yaratmış. Ama bu maddenin hakikatini bilen için tabii. Maddenin hakikatini bilmeyen için bu delil olmaz. Bu anlattığım, maddenin hakikatini bilenler için olduğu için ona göre bakış açısı olması lazım. Televizyon kumandalarının içi çok karmaşık, çok ince planlı, düzgün. Buzdolabı yaratılmış. Çamaşır makinası var. İlaçlar var. Eczanelerin içi ilaç dolu. O kadar da hastalık yarattığı anlamına geliyor Allah'ın. Hastaneler var belli ki hasta gelecek. Hastane yaratmış. Hastane aletleri yaratmış. O aletlerle muayene olacak, kaderinde oraya gelecek adamlar var. Çok detaylı. Muazzam aklı var Allah'ın. Çok çok muazzam aklı var. İnsanlarla müthiş ilgileniyor Allah. Ama insanlar Allah'la ilgilenmiyor. Bu facia. Kıyamet nedeni bu. İşte onun için diyor Allah, "Mehdi olmasa çökertirdim dünyayı" diyor. Vahim Allah'ın unutulması. Allah'ın unutulmaması için ne gerekiyorsa yapılması lazım. Hem çok korkunç bu hem iğrenç bir fiil. Hem vefasızlık hem kalleşlik dine göre, İslam'a göre; hem ahlaksızlık hem zulüm hem nankörlük. Ne kadar alçakça bir hareket dine göre. Bu kadar emek var, Allah müthiş emek vermiş. Adam muhatap dahi olmuyor. İnanılır gibi değil. Hayvan bile bunu yapmaz. Hayret edilecek şey. Hayvan bile Allah'ı zikrediyor. Tabii şuursuz zikrediyor, ayrı mesele.

 

Görmenin Gözle Bir Alakası Yok. Göz Sadece Elektriği Nakleden Konumunda. Görüntüyü Beynin İçinde Işıl Işıl Gören Biri Var

Görme doğrudan oluyor. Allah zaten bayağı insanların çok iyi anlayacağı şekilde yaratmış. Gözle alakası yok. Çünkü göz elektrik sağlayacak sadece yani o görüntüyü nakledecek. Nakletmesi için en biçimsiz durum oluşmuş. En biçimsiz kamera sistemi. Çünkü kaliteli bir mercek ve tertemiz bir zemin gerekiyor ki görüntü nispeten net gelsin. Ki buna rağmen net olmaz. Süper kamera kullanılsa yani çok kaliteli mercek kullanılsa yine bu görüntü elde edilmez. Çünkü üç boyutlu bu görüntü ve çok net. Görüntü direkt yaratılıyor. Bunun üstünde çok duralım. Hatta onu daha büyük bir kavanoz gibi bir şeyle tek tek gösterelim şekil şekil. Bu olacak iş değil. Bu durumda bu görüntü düşecek, görüntüyü elektrik akımına çevirecek, beyne götürecek, beyinde de birisi gözsüz bunu görecek gözü olmadan. Zaten giden görüntü elektriği en kalitesizi oluyor. Süper zaten vatı da çok düşük. O gören gözün böyle bir elektriğe ihtiyacı olmadığı belli. Hiç ihtiyacı yok. Ayrıca elektriği görüntü olarak görmek olacak iş değil. Bir yere elektrik akımı gelecek de biri karşısına geçip onu görüntü olarak görecek. Bu olacak iş değil. Hem de akıcı görüntü olarak görecek. Oraya elektrik akımı gelecek, sürekli elektrik akımı geçecek oradan; biri de onun karşısına geçip üç boyutlu net olarak bu görüntüyü görecek. Bu olacak iş değil. Allah doğrudan yaratıyor.

 

Çiçeğin Toprağın İçinde İncecik Kökleri Oluyor, O Kökle Toprağın İçinden Potasyum Magnezyum Vs Faydalı Her Şeyi Alıyor Zararlı Olanı Almıyor

Şimdi bak bunun toprak altında kökleri var. Çamur yani girdiği yer çamur, nemli toprak. Ve ipek gibi incecik kökleri. Bir kısmı kıl kadar çok ince. Topraktan suyu alıyor, potasyumu alıyor, magnezyum, kalsiyum, bakır, çinko, kobalt, nikel yani işine yarayacak olanları alıyor. Ama mikrobu almıyor. Mesela mikrop geçmiyor. Virüs falan onları da geçirmiyor. Onları alıyor atomik parçalara ayırıyor. Mesela potasyumsa parça, tek parça potasyum. Suyla beraber onları çıkarıyor yukarıya çiçeğin yaprağına geliyor. Göster çiçeğin yaprağını. Şimdi bunlar hep metalle elde ediliyor. Metallerle elde edilen renkler. Mesela ona oradaki sarı kısma ilgili metali kullanıyor ve ilgili kimyasalları kullanıyor. Hacmini tam o kadarlık yapıyor. Ne büyüyor ne küçülüyor o kadarla bırakıyor. Sonra o mavi kısma geçiyor, koyu mavi. Sonra açık turkuazı boyuyor. Sonra tel tel tel onların boyamalarını yapıyor tek tek. Ve hepsinde kimyasal maddelerin hepsini kullanıyor. Neye ihtiyaç varsa renklendirme için. Mesela kromsa krom kullanıyor, demirse demir kullanıyor. Mesela kırmızı da demir kullanıyor. Bak atom atomu biliyor. Mesela bize deseler ki “Atomu seç” biz seçemiyoruz. Elektron mikroskopta da görülmüyor atom, demir atomu.  Ama bu ot buluyor yerde. Demir atomunu tek olarak alıyor götürüyor çiçeğin ilgili yerine gelip yapıştırıyor, o kırmızı rengi elde ediyor. Ve direkt sırf atomla olmuyor tabii. Ona kimyasal bir yapı oluşturduktan sonra onu oraya yapıştırıyor. Bir bileşik meydana getirdikten sonra yapıştırıyor. Yağlı boya gibi gözü görmediği halde simetrik ve düzgün tamamen boyadıktan sonra çiçeği boyama işlemini durduruyor. Boya kutularını kaldırıyor ondan sonra. Ondan sonra yeni tomurcukların açması durumunda onların boyama işlemine başlıyor, boyacı ustası gibi tek tek tek onları boyuyor. Ne küçülebiliyorlar, ne büyüyorlar tam derecesinde kalıyor. Fakat ömrü var. Kısa oluyor ömrü menekşenin bu tip çiçeklerin sonra vefat ediyor, kavruluyor. Renkler, güzellik hepsi darmadağın oluyor. Bu insan için de böyle.

 

Genç Kızların Bir Kısmı Evlilik Konusunda Maddiyata Göre Düşünüp Adeta Çılgına Dönüyorlar Evliliğe Verdikleri Önemi Haşa Allah'a Vermiyorlar

Ben mesela bakıyorum genç kızlar nasıl kavga ediyorlar? Özellikle evlenme konusunda adeta Allah’tan, dinden, imandan çok daha büyük görerek, muazzam bir hırs göstererek adeta çılgınlaşıyorlar, cinnet geçiriyorlar ve saldırganlaşıyorlar. Kız olsun, erkek olsun. Hayret ediyorum. Allah’a önemli vermeleriyle, evliliğe önem vermeleri aralarında dağlar kadar fark var. Evliliğe Allah’ın bin misli daha önem veriyor adam. Milyon misli daha önem veriyor. Allah’ı unutuyor zaten. Kim neyle evlendiğinin de farkında değil. Allah’ın onun beyninde gösterdiğinin farkında da değil. Evlenmek için hırs gösterdiği, cinnet geçirdiği adamın beyninde bir görüntü olduğunu fark etmiyor. Mesela cinnet geçirdiği kadının da beyninde bir görüntü olduğunun farkında değil. Kendini yerden yere atıyor, cinayet işlemeye kalkıyor. Halbuki beyninde bir görüntü.

 

İnsanların Zalim Nankör Olması Allah'ın Sevmediği Bir Durum. Nankörlük Çok Korkunç Bir Ahlaktır. Allah'ın Verdiği Nimetleri Hep Saymak Gerek

İnsanların zalim ve nankör olması Allah’ın hoşlanmadığı bir durum. Allah sevilmek istiyor. Bir de nankörlük çok korkunç bir şey. Allah’ın verdiği nimetleri saymak lazım. Mesela bak Allah bize nimetler veriyor. Bak burada güzel bir ortam var, güzel arkadaşlarımız var, sağlık sıhhat veriyor, zenginlik, bereket, bolluk veriyor. Ama bunları zaman zaman tek tek sıradan sayılması lazım. Bunu unuttuğunda insan gaflete düşebilir. Mesela Allah Resulullah (sav)’a çok büyük nimetler verdi. Mal mülk verdi, hanımlar nasip etti, çok sevdiği sahabeler oldu, zafer nasip etti, dinini hakim kıldı. Ama Peygamberimiz (sav) hep biliyordu bunları, unutmuyordu. Müslüman sürekli aklında tutması gerekir.

 

Namaz Çok Eski, Kadim Bir İbadettir. Tarih Boyunca Tüm Kavimlerde Namaz İbadeti Vardır. Kaya Resimlerinde De Bu Gerçek Görülmektedir

Araplardan önce 10 bin yıl önce de namaz vardı. Taş oymalarına baktığımızda, kaya resimlerine baktığımızda hepsinde secde, namaz, rüku ve kıyam var. Araplar daha ortada yokken var bu. Namaz çok eski bir ibadettir. Hz. İbrahim (as) devrinde vardı, Nuh (as) devrinde var. Dolayısıyla hem Araplarda, hem bütün kavimlerde icra edilen bir ibadet şeklidir. O tarihi kaynaklara bakarsan, kaya oymalarına bakarsan dünyanın her yerinde bunu görürsün. Kıyam, rüku ve secde. Azteklerde falan hepsinde görürsün, her yerde vardır. “Esin kaynağı da Budizm’dir” Brahmanlar var, İbrahim’den gelir. Hz. İbrahim (as)’in dininin bozulmuş şeklidir Budizm. Bak Brahman adı üstünde İbrahim’in bozulmuş şeklidir yani İbrahim kelimesinin. İbrahimiler anlamına gelir Brahman. Dolayısıyla o da bir hak dinin bozulmuş şekli yani secde var, namaz var, oruç var, zekat var hak dinin bozulmuş şekli. Budizm deyip geçmen mantıksız. Mesela Mejdek ona da baktığımızda İslam dininin yine gerçek bir hak dinin bozulmuş şekli olduğunu görüyoruz. Hepsinde Mehdi inancı var. Mesela Budizm’de Mehdi inancı var, Mejdek’te aynı şekilde Mehdi inancı var ve hepsinde rüku, secde var. Hak dinler gelmiştir zamanla bozulmuştur. Hristiyanlık nasıl bozulduysa Budizm de hak bir dinin bozulmuş şeklidir. Dolayısıyla Budizm de başka hak dinlerle aynı ittifak halindedir. Hz. İbrahim (as) dininin bozulmuş şekli olduğuna göre, Hz. İbrahim (as)’den önce de başka peygamberler olduğuna göre hepsi birbirine benzer. Onda şaşıracağın bir şey yok zaten öyle olması gerekir. Dinler İslam dinleri. Adı üstünde İslam dini olduğu için İslam dinleri birbirlerine benzer. Başka bir dine benzeyecek durumu olmaz.

 

(15 Temmuz darbe girişimi sırasında Ankara’daki en hareketli yerlerden biri olan Jandarma Genel Komutanlığı’nda yirmiye yakın sivil kişi olduğu ortaya çıktı. Kamera görüntülerinde o gece karargahta olan personelin yüzü tek tek incelenirken, asker kıyafeti giymiş ancak kayıtlarda ve listelerde olmayan yirmi kişiye rastlandı. Savcılık şimdi darbe girişimini yönettiği değerlendirilen bu sivillerin yakalanması için işlem başlattı.)

İngiliz derin devletinin yalakası, aşağılık köpekler. Şu gayrete bak, hayırlı bir şey söylesen kabul etmez. Şu köpeğin gayretine bak, orada asker vuruyor, aslanları vuruyor, polisi vurdular. Bu ne azgınlık, bu ne köpekliktir? Binayı olduğu gibi aşağıya indirdiler, gece uyuyordu aslanlarımız, özel harekatçılar. Yani kahpeliğin kitabını yazmış bunlar. İngiliz derin devletinin kanunla hukukla fitil fitil burnundan getireceğiz, inşaAllah.

 

Benim Allah'ı Anmadığım Tek Bir An Yoktur. Bu Program Din Programı Değil. Sohbet, Eğlence Programı. Ben Eğlencede Her Yerde Allah'ı Anarım

Müminlerin hepsi bir nevi mehdidir. Tebliğ yapan herkes bir nevi mehdidir. Ama ben eçhelü cahil bir insanım. Hoca da değilim, alim de değilim, Mehdi hiç değilim. Kuran okumayı Arapça bilmem, fıkıh dersi almadım, hocaya gitmedim. Samimi görüşlerimi dile getiriyorum. Bu program da dini bir program değil yani bir eğlence, şov programıdır. Ben alemciyim dedim artık otuz kere söyledim. Ama benim alemimde sürekli Allah vardır. Ben Allah’ı anmadığım hiçbir anı düşünmem, bilmem. Yemek yerken de, eğlenirken de her şeyde Allah’ı anarım.

 

(Gülen’in Türkiye’ye iade edilmesi gerektiğini açıklayan Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn, Rus Elçi Kislyak ile yaptığı görüşmelere dair kaset kayıtlarının ortaya çıkması üzerine istifa etti. Rusya’nın Washington Büyükelçisi Sergey Kislyak ile Aralık’ta yaptığı telefon görüşmesinde Rusya’ya yaptırımları konuştuğu öne sürülüyor.)

Yok yok bu iyi insan. Bunu Trump muhafaza etsin danışmanı olarak, bundan istifade etsin. Yetki de versin ona. O görevinden istifa etmiş olabilir, o etsin ama hiçbir şey yapmayacak anlamına gelmez. Buna daha geniş yetkiler versin Trump. Önemli bir danışman olarak yanında tutsun çünkü bu insan dürüst. Üslubu da güzel, dindarlığı da güzel aklı başında. PKK’ya falan karşı bu, Darwinizm’e karşı, homoseksüellere karşı. Buna oyun oynamış da olabilirler. Basın biraz riskli çıkışlar yapabiliyor böyle dönemlerde. Bir de basının her oyununda geri adım atmanın bir alemi yok. Gitmeyeceğim arkadaş dersin bu kadar basit. Ne yapıyorsa yapsınlar. Basın yine oyun oynayabilir, bazı gazeteciler oyun oynayabilir hükümete, dikkatli olsunlar.

 

(Ukrayna’nın doğusunda Rusya yanlısı ayrılıkçı gruplarla hükümet kuvvetleri arasındaki çatışmalar artarken Rusya’nın Ukrayna sınırındaki askeri birlikleri ve genel olarak batı bölgelerindeki askeri kuvvetleri ani bir kararla bir askeri tatbikat çerçevesinde savaşa hazır duruma getirdiği bildiriliyor.)

Gerek yok bunlara Amerika’yla Rusya arasında böyle suni gerilimlere falan bu İngiliz derin devletinin oyununa gelmiş olurlar. Çok çok gereksiz ve hatalı bir tavır olur. Nedir bu? Silahlanma yarışı demektir. Bilakis Amerika’yla Rusya saldırmazlık anlaşması yapsınlar,  saldırmazlık paktı oluşturulsun, silah üretimini neredeyse sıfır noktaya getirsinler. Önce yarı yarıya düşürsünler sonra üçte bire düşürsünler, kendi halklarına harcasınlar. Ukrayna, bu haliyle muhafaza edilsin Ukrayna. Oturup silah yığmak bilmem ne yapmak falan iş çıkartmak bunlara gerek yok. Aracı olmak lazım bu konunun hallolması gerekiyor. Ne gerek kardeşim? Rusya gayet rahat yaşasın. Amerika da gayet rahat yaşasın. Saldırmazlık paktı İngiliz derin devletine bir tokattır. İkisini birbirine düşürüyor İngiltere oradan seyrediyor İngiliz derin devleti. Bu hataya düşmeyelim.

 

Türkiye’nin Sınır Boyuna Uzun Menzili Roket Sistemleri Yerleştirilmesi Lazım

Yani yüz binlerce roket yerleştirilmesi lazım. Bir tane, iki tane değil. Ve on binlerce de top olması lazım. Türkiye’nin savunmasında kullanılması için. Namlu çapı ve menzili bu operasyon için uygun olması gerekiyor. Ama tabii orada masumlara zarar gelmemesi için koordinat ayarlamaları, uyarmaların ona göre yapılması gerekiyor. Almanların kullandığı mesela Tombul Bertha vardı namlu çapı ve menzili diğer toplarla kıyaslanmaz. Resmi varsa göndersinler ki çok geri bir teknoloji şu anda bile olsa çok etkileyici olur. Bu tarz topçu ve füze sistemlerinin geliştirilmesi lazım. O zaman o istediği kadar oraya tanksavar yaysın, milan yaysın bilmem ne on beş dakikalık bir hava saldırısıyla adamın ne tankı kalır ne milanı kalır. Ne gazozu kalır ne kolası kalır her yer tuzla buz olur dümdüz olur. Önce Türkiye uyarır “arkadaş” der “benden size bir hafta müsaade buraları yerle bir edeceğim yani burada hiçbir şey bırakmayacağım buyurun” der. Sıkıysa çıkmasınlar zaten baştan bir başladın mı tasını tarağını toplayan kaçacaktır. Yöntemin bu olması lazım. Bizzat askerin girmesine gerek yok. Top mermisi oraya girsin, roket girsin. Önceden uyarsınlar gereğini yapsınlar. Tombul Bertha, Şişman Bertha evet on iki buçuk kilometre, ağırlığı kırk yedi ton, uzunluğu beş metre altı metreye yaklaşık sekiz yüz yirmi kilogramlık mermi atıyor. Kalibre çapı kırk iki santim.

 

Suriye Politikasında İngiliz Derin Devleti Batağa Battı. Suriye’yi Bölmek İstedi Beceremedi

Türkiye’yi de bu işin içine sürüklemek istedi. Türkiye de direndi, kabul etmedi. Konu bu, başka bir karışık bir şey yok. Çok basit. Rahatça elde edeceklerini zannettiler. Türkiye’yi de rahat böleceklerini düşündüler. İşte Öcalan’ı çıkaracaklardı. Akıldaneler dağıldı Türkiye’ye biliyorsunuz. İzmir’e falan götüreceklerdi Öcalan’ı önce, orada köşk gibi bir yere koyacaklardı. Sonra da onu Cumhurbaşkanı olarak Güneydoğu’da bir devlet kurup onun başına geçireceklerdi. Biz bunları çıkarttık rezil kepaze oldular, aşağılandılar. Ondan sonra konuşacak halleri kalmadı. Türkiye’de herkes bunların aşağılık olduklarını gördü. Gece-gündüz filmler gösterildi falan, oyunları bozuldu. Türkiye’nin de Suriye politikası yanlıştı. Ben onu söyledim Tayyip Hocam’a yani Suriye’nin bütünlüğü esas dedim. “Biz Şam’da gidip namaz kılacağız.” falan diyordu Tayyip Hocam. Bu yanlış dedim. Şam’da namaz kılacağız fakat Suriye devleti varken, bütünlüğü korunmuşken. Bir süre sonra zaten Suriye’de devlet yeniden normal akışına girecek. Mehdi (as) zahir olduğunda zaten Suriye diye bir devlet olacak. Yani her şey normal zeminine oturacak ama tabii bu savaştan da hükümet çok güçlü etkilendi. Artık hatalarını kabul ettiler. Mütevazı olacaklardır bundan sonra. Bak göreceksiniz bayağı baş eğici, saygılı, hürmetli olacaklar.

 

(Trump ile Erdoğan arasında yapılan görüşmede, Suriye’de YPG, PKK yerine Barzani’ye bağlı peşmerge güçlerinin kullanılmasının konuşulduğu iddia edildi. Kürt medyasından Bas Gazetesi’nin özel kaynaklardan edindiği bilgilere göre, Trump ve Erdoğan görüşmesinde Suriye’nin kuzeyinde PKK, PYD’ye alternatif olarak Kürdistan bölgesi başkanı Mesut Barzani’ye yakın güçlerle hareket edilecek ve Barzani’nin rol alması desteklenecek.)

Kardeşim şamataya gerek yok. IŞİD’in hiç uzatması olmasın. Çekilsin, orada Türkiye bölgeyi temizlesin. Suriye devleti de yeniden kurulsun. PKK’nın da orada ayrı bir devlet kurmasına müsaade edilmesin. Ama Kürt kardeşlerimiz dindar, muttaki, temiz insanlar. Bir araya gelip orada Suriye’nin kabulüyle, Birleşmiş Milletler’in, Türkiye’nin kabulüyle bir devlet kurarlarsa başımızın tacı. Biz ona hiçbir şey demeyiz.

 

(ABD Başkanı Donald Trump yedi Müslüman ülkenin vatandaşlarına ABD’ye giriş yasağı getirmesine ilişkin çıkardığı kararnamesini savunarak, “Kocaman, açık, güzel bir kapı olsun istiyorum ama yanlış insanları içeri alamam.” dedi. Dünyanın birçok farklı ülkesinde terör saldırılarının düzenlendiğine dikkat çeken Trump, “Bu ülkelerde yaşanan problemlerin kendi ülkemizde de yaşanmasını istemeyiz.” diye konuştu.)

Doğru ama pek bir şey çıkmaz yani onun bu kadar tedirgin olmasına gerek yok orada Amerika’ya dışarıdan gelen bir terörist falan olmadı ve olmaz da yani. Çok zor, Amerika barış ülkesidir. Rusya ile arayı düzeltsin Trump. İran’la aralarını bulalım, mesele hallolsun. İsrail’le de İran’ın arasını bulalım. Bunlar tamamen suni. Bir saldırmazlık paktı derhal Amerika ve Rusya arasında imzalanması lazım. Kardeşim silaha ne para veriyorsunuz? Trilyonlarca lira parayı kendi halkınıza harcayın. “Arkadaş ben de silah yapmayacağım, sen de silah yapmayacaksın.” dersin bitti. İki taraf da halkına harcasın. Bu konuda İngiliz derin devletinin silah tüccarlarının teşviklerine, oyunlarına, yalanlarına kanmasınlar.

 

(Türkiye’de gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösteren İngiltere, Türkiye’deki gazetecilerin tutuklanmasına neden olan benzer bir yasa önerisinde bulundu. Türkiye’deki gazetecilere yönelik baskıyı eleştiren İngiliz hükümetinin tavrı ikiyüzlülük olarak yorumlandı. Yeni yasaya göre İngiliz hükümetinin devlet sırlarını ifşa eden muhbirlere verilen hapis cezasında artırıma gidiliyor ve gazetecilerin casusluk yasası kapsamında yargılanabileceğinin önü açılıyor.)

Türkiye adaletsiz pek bir şey yapmaz. Yani sen vatanın, milletin, devletin aleyhine alenen hainlik yaparsan devlet kendini tabii ki korur. Anormal ben bir şey göremiyorum. Varsa hakikaten yazsınlar. Söz bir Allah bir, yeri göğü birbirine katarım. Kanunla hukukla, bütün gücümle mücadele ederim. Söylesinler, duyayım. Soruyorum hep yuvarlak ifadeler. Öyle olmaz. Net bana somut delil söylesinler.

 

(Putin’in batıyı dindarlıktan uzaklaştığı için eleştirdiği bir videosu vardı. Şöyle söylüyor. “Bugün Batı’da pek çok ülke değerlerini ve kendi kültürlerinin asıl kökeni olan Hristiyan inancını reddediyor. Allah’a inanç (haşa) şeytana inanma gibi yansıtılıyor. Pek çok Avrupa ülkesindeki insanlar dini bağlarından utanıyor ve bunlar hakkında konuşmaktan korkuyor. Hristiyan tatiller, kutlamalar ya terk edildi ya da isimleri nötr hale getiriliyor, sanki bunlardan utanıyorlar gibi. Ve bazı ülkeler bu modeli diğerlerine empoze ediyor dünya çapında. Bunun Batı’da ahlak krizine sebep olduğuna derinden kanaatim var. Hristiyanlıktaki ve diğer dünya dinlerindeki ahlaki değerler olmadan insanlar kaçınılmaz olarak insani saygınlıklarını yitirecek. Amerikan tek kutuplu dünyayı kabul etmek, bir kişinin kimliğinden ve Allah’ın yarattığı çeşitlilikten vazgeçilmesi demek.”)  

Çok güzel demiş. Çok iyi olmuş. Çok güzel konuşmuş Putin, helal olsun. Yaman delikanlı, samimi delikanlı. Putin’e çok iyi destek olmak lazım. Trump, Putin süper. Bir de Tayyip Hocam. Üçü el ele verdiklerinde muazzam olacak. Birbirlerini çok sıkı koruyup kollasınlar. Rusya ile Amerika kesin saldırmazlık paktı yapsınlar. İngiliz derin devletine acayip tokat, deccaliyete acayip tokat. “Yok saldırmayacağız” desinler, bu kadar basit. Silah da üretmiyoruz. Yiyecek, giyecek, fakire fukaraya yardım, buna ayırıyoruz desinler. Mesela o on trilyon ayırıyor, on trilyon o ayırıyor. Beş trilyon, beş trilyon, ikisi durdursun. Sonra iki buçuk trilyona düşürürler. Sonra bir trilyona düşürürler sonra da kaldırırlar ortadan. Hiç tereddüt etmesinler. Yani silah üretimi çok çok çok büyük bir hata. Yazık günah insanlara. Rus halkına da yazık. Bütün insanlığa yazık. Hiç tereddüt etmesinler. Bak, Tevrat’ın emri bu, “silahların ortadan kaldırılması.” Müslümanlar zaten Tevrat’ı ve İncil’i de kabul ediyorlar. İsa Mesih’in de görevi bu. Tevrat’ta da vaat edilen bir güzellik Hz. Moşiyah zamanında. Hiç tereddüt etmesinler. Silahları kaldıralım, silahlar ve savaşlar artık bitsin. Silah sanayiini kaldıralım. Onu her iki tarafa da mektup olarak gönderelim, hazırlayın. O mektubu da yayınlayalım ayrıca, ıslak imzalı olarak gönderelim.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242453/sayin-adnan-oktarin-15-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242453/sayin-adnan-oktarin-15-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170215t_evet_04.jpgWed, 22 Feb 2017 16:53:35 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 13 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 13 Şubat 2017

 

(Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında yaşanan çatışmada şehit olan Uzman Çavuş Emin Güngör’ün cenazesi memleketi Denizli’ye götürüldü, cenazesine binlerce kişi katıldı.)

Emin Güngör sonsuza kadar güzel günler görecek. İnşaAllah, bu zorlu imtihan ortamından Allah onu almış.

Bir kere IŞİD hiç sorun çıkartmadan oradan çekilsin. 30 kere söyledim, yani Türkiye’nin belirlediği bölgeden çekilsin bu kadar. Orada şehit vermemiz falan çok büyük olaylar.

 

(Cumhurbaşkanı hep birlikten bahsetmiş Adnan Bey, bir açıklamasından bir bölüm okuyacağım. “Türk İslam aleminin hatta insanlığın geleceği için birlik olma, birlikte hareket etme zamanı çoktan gelmiştir. Komşuları zillet içinde yaşarken aynı dili konuştuğu, aynı kıbleye yöneldiği kardeşleri zulüm görürken hiçbir ülke, hiçbir toplum sadece kendi konforunu sadece kendi geleceğini düşünemez. Bu coğrafyada kaderimiz de kederimiz de ortaktır. Bu topraklarda mazimiz de istikbalimiz de müşterektir. Bugün Suriye’nin, Irak’ın, Libya’nın oralarda yaşayan kardeşlerimizin başına gelenlerin yarın bizlerin de başına gelmeyeceğinin garantisi yoktur. Bu sebeple daha sonra değil hemen harekete geçmemiz gerekiyor” dedi.)

Tayyip Hocam çok iyi konuşmuş. Şimdi Tayyip Hocam’ın çok iyi bir yönü var. İslam ülkelerinin liderlerinin hiçbiri bu tarz bir konuşma yapmıyor, bir tek Tayyip Hoca yapıyor. O ona ahir zamanda büyük bir şeref, çok güzel bir ibadet. Bak hiçbir İslam ülkesinin lideri ayetle konuşmuyor, hiçbiri İslam aleminin birliğinden bahsetmiyor. Kendi alemlerinde işte “petrol satacak mıyız? Ticaret yapacak mıyız? Silah alacak mıyız? Silah satacak mıyız?” Bunlar. Tayyip Hoca nereye gitse hep İslam birliğinden bahsediyor çok güzel yapıyor. Ben Tayyip Hocam’a rica etmiştim çok kere İslam ülkelerine bunu hatırlat, İslam Birliği’nden bahset yani çünkü uyanamıyorlar. Bir kere, iki kere değil bunları belki yüz kere uyarmak lazım. Tayyip Hocam her gittiği yerde ısrarla Allah rızası için uyarmaya devam etsin, açık açık alenen “İslam alemi birleşsin” desin. Allah birleştirecek, her konuşması da çok büyük sevap. “İslam alemi birleşsin” demek en büyük sevaplardandır, en büyük sevaplardandır yani binlerce sevabı olan bir konuşma. Mesela “bir fakire ceket alalım” dersin sevabı vardır ama “İslam alemi birleşsin” dersen binlerce milyonlarca sevabı var, çok sevabı olan güzel bir ibadet. Onun için Tayyip Hoca’yı bu konuda başarılı buluyorum. Hiç bıkmadan yılmadan devam ediyor, devam edecek inşaAllah, devam da etsin sonunda çok güzel günler göreceğiz. O ibadeti Allah ona nasip ediyor ne güzel, hiç kimse o ibadete yanaşmıyor.

 

(Yeni Şafak Yazarı Bülent Orakoğlu üst aklın beyninin İngiltere olduğunu çok net ve açık cümlelerle ifade eden bir yazı yazdı. Bülent Orakoğlu’nu görebiliriz. “Trump görevine başlar başlamaz ilk olarak Amerika’yı ziyaret eden İngiltere Başbakanı sonrasında da acilen Türkiye’ye geldi. Herhalde Trump’tan mesajlar iletecekti ancak üst aklın beyni olan İngiltere’nin Başbakanı May hangi yüzle Türkiye’ye gelmişti? 15 Temmuz kalkışması sonrasında bir ayı aşan bir sürede Türkiye’yi hiçbir İngiliz yetkili arayıp sormamıştı. Herhalde May bükemedikleri eli öpmek için apar topar Türkiye’ye gelmişti” dedi.)

Bükemediği el Mehdiyet, deccaliyeti patlatan Mehdiyet. Türk milleti Mehdi ordusudur. Mehdi ordusuyla baş edemeyeceğini anlayınca apar topar durumu toparlamaya geliyor. İstediği kadar toparlası ilimle, hukukla gereği yapılacak yani son aşamasında İngiliz derin devleti. Onlar açısından yaşadıkları panik normal yani çok şiddetli panik yaşıyorlar şu an ve bütün dünyanın gözü önünde oluyor bu panik. Apar topar o oraya gidiyor, apar topar bu buraya geliyor yani muazzam bir trafik var. Apar topar MI6’in başı Rusya’yı arıyor demeç veriyor yani 150 yıldan beri demeç vermemiş basına ilk defa demeç veriyor kendini temize çıkartmaya çalışıyor. Demek ki biri, birileri kuyruğuna basmış İngiliz derin devletinin, kuyruk acısı o kadar şiddetli ki çırpınmanın şiddeti de bir hayli yüksek. Kuyruğunu da beynini de darmadağın edeceğiz ilimle irfanla kanunla hukukla, Tayyip Hocam’ın tabiriyle ‘inlerine gireceğiz inlerine. ’ Sarayın altındaki o toplantı salonları falan hepsi basına açılacak. Şimdi onu söyledikten sonra orada toplantı yapmıyorlar. Sarayın altındaki toplantı salonundan bahsettikten sonra toplantılar iptal orada, şimdi başka yere taşıdılar. Şimdi onu söylesem orayı da iptal ederler onun için söylemeyeceğim.

 

Hitleri'i İktidara Getiren De İngiliz Derin Devletidir. Hitler'in En Önemli Finansörlerinden Biri Rockefeller Ailesidir

Almanya’yı bombalıyor İngilizler yani İngiliz derin devleti bombalatıyor, Hitler’i başa getiren İngiliz derin devleti. Görüyorsunuz Kraliyet ailesiyle nasıl iç içe Hitler, Hitler’i nasıl saygıyla baş tacı yapıyorlar? Hatta Kraliçe’nin eşinin kız kardeşleri Hitler’in komutanlarıyla evli yani o kadar yakınlar yani rezalet paçalardan akıyor. Önce Hitler’i iktidara getiriyorlar sonra da Almanya’da ne kadar insan varsa yakarak yok ediyorlar, niye yapıyorsun? Diyorlar “Ya biz Hitler’den sizi kurtarmaya çalışıyoruz” kurtarmaya çalıştığın adamları yok ediyorsun sen. Çok büyük zulüm yaptılar daha halen de zulüm yapmaya devam ediyorlar. Şeytanın ilkasıyla yapıyorlar bunu, şeytanı çağırıyorlar o deccal denilen adam başlarındaki kendini Mesih Allah olarak gören o manyak, şeytandan aldığı vahyi açıklıyor ve muazzam katliamlara sebep oluyor. Şimdi yine vahiyler alıyor yine kan dökülecek, yine kepazelik yapacak. Onun için biran önce Mehdi (as)’nin zuhuru İsa Mesih’in zuhuru Cenab-ı Allah’tan niyaz edilmesi gerekir, bütün Müslümanların bu duayı etmesi lazım.

 

Her İnsan Özgürce Düşünüp İnceleyip Kararını Vermelidir. Aman Bana Hain Demesinler Diyerek Karar Vermek Kişinin Kendisine Saygısına Yakışmaz

Kardeşim krallık sistemi olup olmaması önemli değil. Bizim için faydalı mı, hayırlı mı, doğru mu, yanlış mı biz ona bakarız. Yani başımıza iş çıkartmayacak gibi olması gerekiyor, bir sorun çıkartmayacak gibi olması gerekiyor ve rahat işlemesi gerekiyor. Belki çok pratik bir sistem, iyi bir sistem, akıcı, faydalı bir sistem de olabilir. Hiç kriz çıkartmayan, sürat kazandıran atak, devlet yönetimi sağlayan bir sistem de olabilir. Ama başka türlü bir şey de çıkabilir bilmiyoruz. Bununla ilgili daha önceden hazırlık yapılması lazım, kitap çıkarılması lazımdı. Değil mi? CD çıkarılması gerekiyordu. Kitap, CD. Alır bakardık oradan. Çok sonradan kitapçık çıkartmışlar herhalde o da elime geçmedi. Kitapçıkta da mufassal bir açıklama yok. Müsaade edin de bakalım anlayalım. Bu memleket meselesi, devlet meselesi. “Aman bana hain demesinler. Kabul edeyim gitsin” böyle şey olur mu kardeşim? Ne kadar samimiyetsiz bir karar verme şekli bu. İnsanın kendisine saygısı kalmaz. Böyle şey olur mu? Bırakın özgürce düşünsün insanlar. Çok hayırlı, güzel bir şey de söylüyor olabilirsin. Anlat, ne kaybedersin.

 

(Büyük Birlik Partisi Eski Vekili ve Muhsin Yazıcıoğlu Düşünce Merkezi Başkanı Prof. Dr. Orhan Kavuncu başkanlık yetkilerinin yarın kimin elinde olacağının garantisi bulunmadığını öne sürerek “Israrla söylüyoruz, bizim burada derdimiz Sayın Erdoğan’ın bu yetkilere sahip olup olmaması değildir. Benim çok sevdiğim başka insanlara da bu yetki veriliyor olsa ben yine karşı çıkarım. Recep Tayyip Erdoğan bu yetkileri belki de Türkiye’de adil bir şekilde kullanabilecek yegane insandır. Bizim karşı olduğumuz şey bu. Çünkü yarın bu yetkilerin kimin elinde olacağının hiçbir garantisi yok” dedi.)

İnsanoğlu belli olmuyor hakikaten. Cumhurbaşkanı diye başa getirirsin, başkan diye başa getirirsin çok ilginç bir tip çıkabilir. Ama Tayyip Hoca hakikaten denenmiş bir insan. Mazlum bir insan, hakikaten güveniyoruz. Allah ömrünü uzun etsin. Hangi anayasa gelirse gelsin zaten onda sorun çıkmaz. Ne tür anayasa olursa olsun sorun çıkmaz. Vicdanlı bir insan. Ama biz ondan sonraki dönemi düşünmek mecburiyetindeyiz. Zaman bozuldu. Ahir zamandayız biz. Ne olur ne olmaz sağlama alalım, akılcı düşünelim.

 

Darbeye Karşı En Etkili Çözüm Her Kesimden Muhalefeti De Kucaklayan Bir Üsluptur. Tek Bir Kişiyi Bile Dışlamamak Gerekir

Büyük Birlik Partilileri karşına almak ne kadar hata? Saadet Partisi’ni karşına almak ne kadar hata? CHP’yi niye karşına alıyorsun? Hepsini kazan, dost ol. Büyük, tehlikeli bir dönemden geçtiğimize göre. Madem darbe tehlikesi var sen hepsiyle dost olmak durumundasın. Darbe tehlikesi yoksa o zaman anayasadaki ayarlamalar nedir, amaç ne? Darbe tehlikesine karşı en güzel tavır birlik ve bütünlüktür; bütün milletin birlikte hareket etmesidir. Tek çözümdür bu. Yarı yarıya mantığıyla darbeye karşı müdahale olmaz. Yarı yarıyalarda hep darbe olmuş, oluyor. Diğer yarıyı kullanır darbeci bitirir. Onun potansiyel gücü olur. Onlara dayandırır. Onlar istemese de onlara dayandırır. “Onları korumak için yaptım” der. Daha önceki darbeler hep öyle oldu. Ama biz bu sefer bütün hareket ettiğimiz için darbeciler tırstı. Ve ilk muhalefeti, ilk onlara kurşunu sıkan da ben oldum. Ama ilim, irfan kurşunu bu. Kanun hukukla karşı koymanın adı. Ben bunu başlattım ondan sonra herkes ortaya çıktı. Bir buçuk saat sonra Tayyip Hoca ortaya çıktı. Bakanlar ve diğer kişiler çok çok günler sonra ortaya çıktılar.

 

Benim Bir Çok Kadın Arkadaşım 27-30 Yıldır Yanımdalar. Burada Sadece Birkaç Dekolte Arkadaşımı Görüyorlar, Görmedikleri Çok Fazla Arkadaşım Var

Kız arkadaşlarımın çoğu yirmi sekiz yıllık, yirmi yedi yıllık talebelerim, otuz yıllık talebelerim var kız arkadaşlarımız. Otuz yıllık yani çok fazla. Onları kimse görmedi onları bilmiyorlar.

 

Burada Gördükleri Dekolte Hanımlar Modern Kadın Haklarının Savunulması Açısından Önemli

Mesela burada dekolte hanımlar geliyor daha çok, modern görünümü iyi vurgulayan hanımlar geliyor. Onların amacı da kadın haklarını savunmak aslında. Çünkü dekolte bir kere kaptırılırsa yani geri gelmesi çok zor bir şey. Onlar dekoltenin Türkiye’de rahatça yaşanabileceğini göstermeye çalışıyor. Çünkü bak, otobüste genç kızlar tekmeleniyor, dövülüyor, sövülüyor. Bunlar kasten de yapılıyor olabilir. Genç kızlar yıldırılmaya çalışılıyor. Şortla da gezsin, mini etekle de gezsin, makyaj da yapsın. Makyaj konusunda da çok ağır baskı var. İşte “Böyle makyaj mı olur? Ağır makyaj yapmışsın, hafif makyaj yapmışsın, ortalı makyaj yapmışsın.” Sen karışma nasıl yakışıyorsa onu yapar, istediği gibi de giyinir. Dünyayı erkek cennetine çevirmişler, kadınlara cehenneme çeviriyorlar. Böyle şey olmaz. Kadın da rahat giyinecek, erkek de rahat giyinecek. “Kuran’dan hüküm gösterin” diyorum. “Yok” diyor. Yoksa sen aklını kendine sakla. Allah’ın yasaklamadığını sen nasıl yasaklıyorsun?

 

Benim Zenginliğim Tevekkülümdür. Ne Bankada Param Ne Üstüme Tapulu Bir Malım Var. Benim Zenginliğim Allah'tan

Benim hiçbir malım mülküm yok. Bana sen tapuda üstüme olan bir mal göster, ben ne diyorsan kabul edeceğim. Bankada benim adıma herhangi bir yerde para pul göster, ne diyorsan kabul edeceğim. Ne altınım var, ne mücevherim var, ne yığılmış malım var, ne bankada param var. Benim tevekkülüm zenginliğim. Benim zenginliğim Allah’tan.

 

Coşkulu İmanlı Gençlik Yetişmesine, Darwinizmin Çökmesine, Solun Felsefi Zeminin Ortadan Kalkmasına Bizim Çalışmalarımız Vesile Oldu

Bak, ben Darwinizm’in dünyadan ve Türkiye’den kazınmasını sağladım. Vesile oldum. Bak, Haber Türk’ün falan bu kadar çırpınmasının nedeni o. Darwinizm’in elden gitmesi. İngiliz derin devletinin darmadağın edilmesinde büyük emeğim geçtiği, ana kapı olduğumuz açık açık bütün dünyaca görüldü. Bak, İngiliz derin devleti hop oturup hop kalkıyor. Ziyaretçilerin biri gidiyor biri geliyor. Çünkü büyük bir felakete uğradılar. İngiliz derin devletine dehşetli bir yumruk indirildi. Bak, devletin istihbaratçıları, yazarlar, çizerler, herkes İngiliz derin devletinden bahsediyor ve mahvoldular. Yani durumu da kurtaramıyorlar şu an. Ne yapacaklarını da şaşırdılar. Homoseksüellik aldı başını gidiyordu. Bak, homoseksüelliğe karşı net tavır ve kesin tavır Kuran’la, İslam’la yerine getirilince ve uygulanınca homoseksüel mantık tamamen geriledi. İngiliz derin devletinin mühim bir silahıydı bu. Bunu yapamıyorlar şu an. Rumi Mevlevi sistemle insanları gizlice dinsizliğe çekmek istiyorlardı. Mevlana’nın “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” dediği sözünü kullanarak İslam’ın aleyhine propaganda yapıyorlardı, bunu da durdurduk. Bunu da yapamıyorlar. Gençliğin büyük bölümü imanını kaybetmişti, imanlarına dönmelerine, imanlarını kazanmalarına vesile olduk. Coşkulu, imanlı muazzam bir gençlik meydana geldi. Vesile olduk. Ve hükümetin ideolojik tabanını oluşturmuş olduk. Yani böyle bir ideolojik taban üstüne hükümet kuruldu. Böyle bir ideolojik taban olmasa hükümet hiçbir şey yapamaz. Solla da asla baş edemezdi. Sol düşünce fikri yapısıyla AK Parti’ye de yahut sağ iktidara da nefes aldırmazdı.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam’da terör olmayacağını vurguladı. Sosyal medya hesabı üzerinden İslam coğrafyasının ateş çemberinden geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada oluşturulmak istenen İslamofobiye karşın ben bir Müslüman olarak kimden gelirse gelsin İslam ve terörü ilişkilendiren tüm iftiraları reddediyorum” dedi.)

Doğru söylüyor tabii. Ama sürekli İttihat-ı İslam’dan bahsetsin Tayyip Hocam. Her görüşmesinde ısrarla savunsun. İnsanların kafası yavaş yavaş açılıyor. Yani “Ben bir kere söyledim, vazifemi yaptım” demesin. Çok ısrarlı anlatımdan sonra, bazen elli-yüz kere anlatılınca insanların aklı açılıyor. İslam alemi de derin bir uyku halinde, ısrarlı anlatım gerekiyor. Tayyip Hocam devam etsin.

 

Suriyelilerin Bu Vatanda Huzur, Zevk İçinde Gezmesinden Biz Mutluluk Duyarız. Onların Mutluluğundan Rahatsız Olan Üslup Kullanmak Çirkindir

Bu Suriyelilerin aleyhine konuşmayı Allah rızası için herkes kessin. Çok ayıp, çok çirkin, çok yakışıksız. Allah onları da bu hale getirebilirdi. Allah o hale de getirebilir. Allah zulümle değil merhametle yaklaşmamızı istiyor insanlara. Tayyip Hocam da doğru yolda hiç çekinmesin. Allah razı olsun ben dedim ki “Hepsine nüfus cüzdanı verelim” dedim. Tayyip Hocam birkaç gün sonra “hemen nüfus cüzdanı verelim” dedi. Acayip yaygara yaptılar. Ne güzel üç milyon nur gibi insan hepsi kardeşimiz, vatandaşımız. Türkiye seksen iki-seksen üç milyon oluyor ne güzel. Bayağı da çalışkan, temiz, efendi insanlar. Suç oranı en düşük olan insanlar. Hiç çekinmesine gerek yok Tayyip Hocam’ın. Sayın Kılıçdaroğlu’na herhalde baskı yapıyorlar. İngiliz derin devleti gıcık oldu onları öldüremediği için, şehit edemediği için. Türkiye’ye geldikleri için. Onlar istiyor ki katliam olsun. Geri gönderilsinler, orada ezilsinler, imha olsunlar. Yok, müsaade etmeyeceğiz. Sayın Kılıçdaroğlu en çok sahip çıkan olsun. Üslubunu değiştirsin yazık günah. Artık onlar bizim kardeşimiz konu bitti. Hepsine de nüfus cüzdanı verilsin ayrım yapılmadan. Ama içlerinde terörist falan olabilir. PKK’lı çıkar, IŞİD’li çıkar bilmem ne hepsinden çıkabilir. Eminsek, netse, delillerle açıksa sınır dışı etsinler. Yahut tutuklasınlar durumuna göre. Tutuklama da olabilir. Tabii tutuklama daha iyi olur. Suç işlediyse anormal bir insansa, teröristse bekletmeye gerek yok. Ama kendi halinde mazlum bir insanla uğraşmanın bir alemi yok. Onlar kendileri de istemediler bu hallere gelmeyi. İngiliz derin devletinin bir oyunu. Adamların psikopatlığı tuttu. Türkiye’yi de için işine sokmaya çalıştılar beceremediler, kendilerince. Zalimlik onların mesleği zaten İngiliz derin devletinin.

 

Türkiye'nin Çok Kaliteli Olması Lazım. Hitabetin, Kıyafetlerin, Evlerin, Sokakların, Her Şeyin Çok Kaliteli Olması Hayatidir

Türkiye’nin çok kaliteli olması lazım, insanların kaliteli olması lazım. Evler, arabalar, yiyecekler, kıyafetler, üslup, yürüyüşü, hitabeti, her şeyinin kaliteli olması lazım. Avrupa’dan çok daha ileride olmamız lazım. Aksi, bizi Suriye konumuna düşürür, Irak konumuna düşürür. Allah esirgesin, bu çok tehlikeli olur. Mutlaka bir kalite sanat bakanlığı kurulsun. Tayyip Hocam’a uzun süreden beri söylüyorum. Allah razı olsun gayret ediyor ama bu bakanlığı kursa arkası gelir. “Ne yapacağız? Ne edeceğiz?” diye düşünüyor olabilir. Veya bir plan sunalım, ona göre teklif getirelim. Teklif getirirsek belki daha rahat eder. Evet, nasıl olabileceğini anlatalım. Herhalde düşünmüşlerdir ama eleman bulamayacaklarını falan düşünüyorlar. Halbuki her şey bulunur. Gayet kolay bir şey. Olmayacak bir şey yok. Çünkü bu fikir bazında olacak bir çalışma, sanatçıları çağıracaksın, sanata teşvik edeceksin. Kitaplar basacaksın, broşürler basacaksın, konferanslar vereceksin, bu kadar kolay yani. Öyle karmaşık bir şey yok.

 

Avrupa Sanata Kaliteye Önem Verdiği İçin Darbe Diye Bir Risk Dahi Olmuyor. Her İnsan Oraya Gitmeye Çalışıyor, Çünkü Sanat Ve Kaliteyi Özlüyor

Avrupa sanata, kaliteye çok önem veriyor. O yüzden Avrupa’da hiçbir sorun çıkmıyor. Ne darbe oluyor, ne iç kargaşa oluyor, ne böyle bir huzursuzluklar oluyor. Her insan oraya gitmeye çalışıyor. Dünyanın her tarafından insanlar oraya gitmeye çalışıyor. Mutluluğun kaynağının orada olduğunu düşünüyorlar çünkü sanat var, kalite var. İnsan ruhu hep sanat ve kaliteyi arar. Barajla, yolla falan olan bir şey değil. Var mı Avrupa’daki evler, resimler, görüntüler, videosunu görelim.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242333/sayin-adnan-oktarin-13-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242333/sayin-adnan-oktarin-13-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170213t_12.jpgMon, 20 Feb 2017 16:48:17 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 12 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 12 Şubat 2017

 

(Fırat Kalkanı Harekatı kapsamında kuşatma altına alınan El-Bab’da IŞİD’in tüneller kazdığı bölgede çıkan çatışmada bir askerin şehit olduğu, üç askerin de yaralandığı belirtildi. Şehidimiz Piyade Teğmen Furkan Yayla’nın AK Parti Giresun Milletvekili Cemal Öztürk’ün yeğeni olduğu öğrenildi.)

Ne güzellik. Ne güzel iftihar vesilesi. Kabadayıyı tebrik ediyoruz. Allah şehadetini makbul etsin, kabul etsin, meşhur etsin. Allah annesine, babasına sevdiklerine uzun ömür, sabr-ı cemil nasip etsin.

IŞİD oradan direkt çekilsin, Türkiye’nin dediği yerlerden, geriye gitsin. Türk askeriyle çatışması çok akılsızca, kim yapıyorsa çok büyük akılsızlık yapıyor. Ama İngiliz derin devletinin orada katilleri de var, SAS komandoları, onlar da yapıyor olabilir. Ama IŞİD çekilsin gitsin. Yani Türkiye’nin dediği yerlerden çekilsin. Bu kadar.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, “Bu ülke için yeminimiz var bu nedenle başkanlık sistemine evet diyoruz” şeklinde şöyle bir açıklama yaptı. “Türkiye çok çetin, çok çetrefilli, çok çekişmeli günlerden geçmektedir. Birleşik Krallık ve Almanya Başbakanı’nın ziyaretlerinin hemen akabinde CIA Başkanı da Türkiye’ye gelmiştir. Altını kalın olarak çiziyorum ve diyorum ki bu kadar sorun içinde devlet güçlü olmadığı, seri kararlar alamadığı, yönetimde fiili hukuki karmaşa sürdüğü müddetçe Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923 ruhuyla devamı bu şartlar altında mümkün görülmemektedir. Zamanın şartları, gelişmelerin aciliyeti nedeniyle değişikliği zaruri görüyoruz. Sevr’in varisçileri Türkiye’ye meydan okumaktadır. Ülkemiz için yeminimiz vardır. Bu nedenle evet diyoruz.”)

Mesele anlaşıldı, başından beri söylediğimiz o. İngiliz derin devletinin tehdidi var diyor onu anlatmak istiyor. Açık açık söylüyor işte Birleşik Krallık diye açıklıyor. Adamlar tehdide geliyorlar anlaşıldığı kadarıyla. CIA Başkanı o kafada değildir ama o da baskı altındadır, İngiliz derin devletinin baskısı altındadır. Şimdi anayasayla sadece bu yeterli olmaz, millet desteği gerekir. Mesela farz edelim yüzde kırk vatandaş desteği, bu yeterli olmaz. Çok az olur. Sevr’e ve İngiliz derin devletine karşı vatandaşlar çok iyi uyarılmalı, tehlike çok iyi anlatılmalı gece gündüz televizyonlarda anlatılmalı. Allah razı olsun biz İngiliz derin devletine dikkat çektikten sonra bütün siyasiler, bütün kanallar bu işin üstüne gitmeye başladılar ama büyük bir bölümü de susuyor. Bu olmaz. Hepsi birden topluca İngiliz derin devletinin üstüne gitmesi lazım. Bu A Haber, Haber A falan onlar hakikaten bak gece gündüz artık İngiliz derin devletine gereken cevabı veriyorlar, anlatıyorlar. Ama çok genişletilmesi lazım. Okullarda da kapsamlı olarak okutulması gerekiyor. Eskiden milli güvenlik dersleri vardı, onu milli şuur dersine çevirip yeniden kapsamlı gençleri eğitmek lazım. Yani tehlikeye dikkat çekmek lazım. Yekvücut olmak çok önemli. Yani CHP, MHP, AK Parti, eğer olabiliyorsa da milis gücü oluşturulması, yer altında silah depoları bulundurmak, mühimmat depoları bulundurmak ama çok, yerin dibinde ve sığınaklar oluşturmak ve vatandaş olarak da birbirimize kilitlenmemiz meseleyi kökünden halleder. Hiç kimse böyle bir şeye cesaret edemez. Çünkü adam gelirse belasını arıyor anlamına gelir. Ama demek istediğini anladım yani büyük bir belanın içindeyiz demek istiyor, tehdit var diyor onu anlatmak istiyor.

 

(Sizin referandumda hayır kullananlara yönelik sert söylemlerin yumuşatılması yönündeki ricalarınızın ardından Sayın Bahçeli yeni bir açıklama yaptı ve şunları söyledi. “Önemle ifade etmeliyim ki bizim nezdimizde evet diyen, hayır diyen bütün kardeşlerimiz saygıyı hak etmektedir. Biz herkesin kararına hürmetkarız. Referandum bahanesiyle kutuplaşmanın şiddetlenmesini doğru bulmuyoruz. Ancak biz parti olarak evet diyeceğimizi söylüyor bunu savunuyoruz” dedi. )

Bahçeli, devlet terbiyesi almış bir insan, aklı başında bir insan, efendi bir insan. Bak, istirham ettim, açıklama yaptı. Daha geniş, daha doyurucu bir daha rica ediyorum dedim, bir daha açıklama yaptı. Allah gani gani razı olsun, çok önemli, çok hayati. Evet-hayır hiç fark etmez kardeşim, hepsi bizim kardeşimiz. Yani yeni bir kutuplaşma malzemesi çıkartmanın alemi yok. İngiliz derin devletinin tehdidini net anlatmış oldu. Tayyip Hoca diyor ya “yalnız kaldım.” “Duysanız üç saat uyuyamazsınız”. İşte açıkça söyledi. İngiliz genelkurmay başkanı geliyor, CIA’in başı geliyor, Birleşmiş Milletler’in başı geliyor, Ankara’ya geliyorlar bir şeyler anlatmak istiyorlar. Ben istirham etmiştim Sayın Bahçeli’den Tayyip Hoca’yı yalnız bırakmayın diye. Onu çünkü ezmeye kararlı adamlar, öyle görünüyor. Allah razı olsun hamiyeti İslamiyesi güçlü. Normalde bayağı şiddetle karşıydı biliyorsunuz Tayyip Hoca’ya. Bayağı ciddi sahip çıkıyor şu an, alenen ismiyle yani alenen. Eskiden hiç muhatap dahi olmuyordu. Hakikaten İngiliz derin devletinin oyununu gördüğü için hamiyet hisleri feveran etti, delikanlıca yiğitçe bir koruma şevkiyle, koruma azmiyle bütün gücünü kullanıyor. Çok güzel, Allah razı olsun. Parti değil bak çünkü o kendisi bak MHP’li. Mesela ben MHP’yi de destekliyorum AK Parti’yi de destekliyorum, AK Partili değilim ben. Ama burada bizim kendi evladımıza, kendi insanımıza bir düşmanlık, bir oyun, bir komplo hazırlığı var. Bir kere, iki kere, on kere de olmadı o. Kaç defa cinayet teşebbüsü, asmaya kalkmalar, kesmeye kalkmalar. Kesilmiyor. Evine baskın yapmaya kalkmalar. Başbakanlık binasını basmaya kalkmalar. Uçağını vurmaya kalkmalar. Artık aleni yani. Ha bu sefer olmadı, o kafadalar. Onun için milletçe korumamız, kollamamız, yardımcı olmamız, küfrün pençesini havada parçalamamız ilimle-irfanla, kanunla-hukukla şart. Milletçe yiğit milletiz, hamiyetli milletiz. Tekrar Sayın Bahçeli’ye teşekkür ediyorum. Allah razı olsun. Saygın bir insan, sevilecek bir insan. Allah ömrünü uzun etsin, Allah razı olsun.

 

(Siz anayasa değişikliğinin halka daha detaylı şekilde anlatılmasını söylemiştiniz. Cumhurbaşkanı Erdoğan aynı konuyu bugün gündeme getirdi ve şunları söyledi. “Şu anda sağlıklı bir anket döneminde değiliz. Ben halkımızın henüz cumhurbaşkanlığı sistemini tam olarak anlayabildiklerini sanmıyorum. Bunu halkımıza iyice anlatmamız lazım. Artık anlatılmaya başlandı. Benim danışman arkadaşlarım bunu anlatmaya başladılar. Yazılı broşürler dağıtılıyor. Mersin ve Aksaray’da gördüm. Araziye inilmemesine rağmen halkın çoğu eveti kapmış. Çoğunluk evet diyor. Halkımız neler olduğunu, işin ucunun nere vardığını gayet iyi biliyor” dedi.)

Benim aklım, kafam tam yatarsa ben konuyu bitiririm, bana güvensin Tayyip Hocam. Araştırıyorum, bakıyorum her yerden bilgi de topluyorum, danışıyorum da. Bir açık gedik kalmasın istiyorum onun için. Ben onun açısından daha ziyade tedirginim Tayyip Hoca için. O diyor ki benim önemim yok. Bizim için önemi var. O kendine önem vermiyor olabilir ama biz önem veriyoruz. Tüyüne dokundurtmayız, öyle bir şey olmaz. Biz oyunu görüyoruz, adamlar tevafuken gelmiyor, yemek yemeye de gelmiyorlar, burada düğün falan da yok. Bir şey anlatmaya geliyor adamlar. Bu kadar oyun normal değil. Ama CIA’in başı iyi o güvenilir o. Trump’la, Putin’le bağlantıda kalmakta fayda var. Tayyip Hoca’ya da teşekkür ediyorum. O konunun üstünde çok durdum ben “halka anlatılsın, anlatılmadan hemen evet-hayır olmaz. Bilmediğimiz bir şeye evet-hayır demeyelim, bilinçli olarak evet veyahut hayır densin” dedim. Bak, o da o konuda Allah razı olsun sözümüzün yerine gelmesini sağladı. Çünkü her gün “hemen kabul edin” işte “kabul etmezseniz PKK’yla beraber olmuş olursunuz.” Böyle bir yöntem olur mu? Millet zaten aklı başında bir millet buna gerek yok. Makul, mantıklı, milli menfaatlerimize uygunsa yüzde seksenle zaten kabul ederler. Kabul ettiririz Allah’ın izniyle, öyle bir şey olmaz. Ama çocuğun dahi anlayacağı şekilde net izah edilmesi, anlatılması gerekiyor. Her şeyde bir hayır vardır. Telaşa gerek yok. Tayyip Hoca’nın açıklaması için tekrar teşekkür ediyorum, tebrik ediyorum. Çünkü o bir kargaşaya sebep olacaktı. Yani gereksiz bir panik havası oluyor. Çünkü gözü kapalı kabul edin dendiğinde halk bundan işkillenir. “Anlamadınız ama kabul edin.” Olmaz. Anladınız, gördünüz; kanaatiniz geldiyse kabul edin. Bizim milletimiz kabadayı millet, vicdanlı millet yani gereğini yapar. Ama haşa yani sanki korkutmaya çalışılıyormuş gibi veyahut işte “onu yapmazsanız böyle olur” veyahut “siz bunlarla beraber misiniz?” “Bunu mu demek istiyorsunuz?” tarzı izahlar bizim milletimizde aksü amel yapar yani ters etki yapar. Çünkü yiğit millet, kabadayı millet. Hayır, bunu yapanlar kötü niyetle yapmıyor, iyi niyetle, vatanseverliklerinden yapıyorlar. Hayra bir an önce ulaşmak için, bir iyilik güzellik olsun diye yapıyorlar. Çünkü bu karın doyurucu bir şey değil, onların nihayetinde bundan bir çıkarı yok. Sayın Bahçeli olgun bir devlet adamı, Tayyip Hoca da iyi. Her ikisi de yaşı ilerlemiş insanlar, dünyadan geçmiş insanlar. Belli ki vatan millet hayrına bunu düşünüyorlar. Ama anlaşılması bilinmesinde çok büyük fayda var. O daha önceki üsluptan vazgeçmiş olmaları da çok güzel oldu. O hiç olmuyordu, hiç hiç hiç olmuyordu. Allah razı olsun. Ama iyi niyetlerinden eminim daha önceki üslupları için. Yani amaçları halis, gayretleri halis. Çok sıkışık bir durum olduğu için herhalde öyle bir çözüm düşündüler bir ara ama yanlış olduğunu görüp düzelttiler. Tekrar teşekkür ediyorum.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandumda evet çıkmasının 15 Temmuz'un bir cevabı olacağına dair şunları söyledi; "Bir bölücü terör örgütü var. Ve bunlarla birlikte hareket edenler var. Terör örgütü ne diyor? Hayır diyor. Kandil'le birlikte hareket edenler hep beraber hayır diyor. Benim milletim o Kandil'dekilerle birlikte benim şehitlerimi şehadete gönderenlerle beraber hareket etmeyecektir. 16 Nisan aynı zamanda 15 Temmuz'un bir cevabı olacaktır." dedi.)

Onların evet-hayır demesi bizi ilgilendirmez. Evet de diyebilir, ne yapacağız? Aynı üslup o zaman orada da geçerli olmuş olur. Rahatça evet diyebilirler. Çünkü daha önce başkanlık sistemini savunuyordu PKK. Yani vazgeçtiklerini zannetmiyorum. Bu usül usül değil. Böyle olmaz. Sadece teknik açıklayacaklar. Vatana millete şu yönden, şu yönden faydalı diye anlatacaklar. O kadar. Bu stil geçerli değil.

 

(Sayın Devlet Bahçeli, Konya'da Mevlana'yı öven bir konuşma yaptı. "Üzülme can, doğruysan zarar gördüm deme; bil ki iyiler mutlaka kazanır diyen Hazreti Mevlana Konya'nın susmayan dili, kesilmeyen nefesi, asırlara sığmayıp taşan hepimizin iftihar kaynağıdır. Yine diyordu ki Hazreti Mevlana; Kalp denizdir, dil de kıyı; denizde ne varsa kıyıya o vurur. Bu hikmet dolu sözden ilhamımızı alıp Hazreti Mevlana'nın manevi huzurunda, ebedi yurdunda kalbimizden ne geçiyorsa dile getirmek istiyoruz." dedi.)

Şimdi Mevlana'yı karşısına alması Bahçeli için çok tehlikeli olur. Yani akıl almaz infial olur. Zaten onu devirmek için can atan bayağı adamlar var. O yüzden tabii mutedil davranıyor. Yoksa Mevlana'nın, "Bizim yolumuzda Müslümanlık yok" demesi Sayın Bahçeli'nin asla kabul etmeyeceği bir izah. Ama başka türlü de çok zor. Yani onun açısından çok zor. Ama bana kalsa direkt reddederim tabii, açıkça karşı koyarım. Ama herhalde politik siyasi nedenlerle öyle davranıyor.

 

(Mesut Barzani, Erbil’de İngiltere Savunma Bakanı Micheal Fallon, Irak Büyükelçisi Frank Baker, Erbil Başkonsolosu John Sharp ve generallerden oluşan İngiltere heyetini kabul etti. İngiltere Savunma Bakanı Micheal Fallon, terörle mücadelede üstlendiği üstün rolünden dolayı peşmerge güçleri adına Barzani’ye İngiltere halkı ve hükümetine teşekkürlerini iletti. Fallon, peşmergenin sadece Kürdistan için değil bütün dünya adına IŞİD’le mücadele ettiğini ifade ederek bu yüzden İngiltere’nin peşmerge güçlerine desteğinin devam edeceğini söyledi. )

IŞİD’i kuran da İngiliz derin devleti. Peşmergeye de “bunu hallet” diyor. Müslümanı Müslümana, efendim Kürt’ü Türk’e, Türk’ü Kürt’e kendilerince imha ettireceklerini zannediyorlar. Biz bilgiyle, akılla bu fitneyi ortadan kaldıracağız. Tabii kanun, hukuk da devreye girecektir. Ama bu belayı milletin başına sardıran İngiliz derin devletidir. IŞİD diye bir şey yoktu, PKK diye de bir şey yoktu. Olmaz da zaten normal olarak. Bir kişi çıkıp “Ya ben PKK’yı kurayım” dese adamı yok ederler. Öyle bir şey olmaz. Yahut “Ben IŞİD diye bir şey kuracağım” dese adam onu da yok ederler. Kimse de etrafına toplanmaz. Ama İngiliz derin devleti destekleyince oluyor.

 

(Sayın Devlet Bahçeli Rusya’nın askerlerimizi şehit etmesinin karşılığının verilmesi gerektiğini söyledi. “Rusya askerlerimizi şehit ediyor. Pardon ile geçiştiriyor. Bu yanlıştır, ayıptır. Ruslar hukukun ilkelerini hiçe saymaktadır. Rusların amacı nedir? PYD’nin Moskova’da ofis açmasına izin veren Ruslar ülkemizin karşısında husumet odağı olmaya adeta isteklidir. Şehitlerimizin hesabı mutlaka sorulmalıdır.”)

Hesabı hukuki olarak sorulabilir. Herhalde onu kastediyor. Tabii ki o konuda soruşturma açılması lazım. Ama ondan pek bir şey çıkmaz. Çünkü savaş hukuku olduğu için diyecek işte “Bana yanlış koordinat verdiler, ben de vurdum” diyecek. Yahut “Bu koordinatı verdiler, ben de gittim vurdum” diyecek. Ondan pek bir şey çıkmaz.

 

(İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Kış döneminde giremezsiniz dedikleri terör örgütü PKK’nın sözde tüm üs ve barınma bölgelerine tek tek girilmiştir.” dedi.)

Çok güzel. Hakikaten hiç ses çıkmıyor PKK’dan. Eskiden bayağı bir olaylar oluyordu, yakın zamana kadar. Tek bir eylem yapamıyorlar. Ama onların susması da normal bir şey değil. Çok dikkatli olmak lazım. Kapsamlı pislik yapacak demektir bunlar. Sessizlik, bunlar vazgeçti anlamına gelmez.

 

İncil’den sevgi ile ilgili bir bölüm: “Sevgi; her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi, birçok kötülüğü örter.” (Petrus’un 1. Mektubu 4/8)

Bayağı güzel. İncil’i Müslümanlar okuması gerekiyor ama haberleri bile yok. Halbuki Tevrat ve İncil’e Allah hak kitap diyor. Ama yanlış bölümlerini Kuran düzeltiyor diyor Allah. Çok fazla ayette Allah geçerli olduğunu söylüyor. Ve onunla hükmetsinler İncil sahipleri diyor. Tevrat sahipleri Tevrat’la hükmetsinler. Ama yanlış kısımlarında Kuran’ın hakem olduğunu söylüyor Allah. Tevrat’tan, İncil’den Müslümanların haberi yok birçoğunun.

Hz. İsa, “Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum. Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.”

Demek ki Müslümanlara hakaret ediliyormuş, lanet ediliyormuş. Müslümanlardan nefret edenler oluyormuş ve Müslümanların düşmanları oluyormuş. Onlara biz şefkatle bakıyoruz. Onları koruyup kollamaya, kurtarmaya gayret ediyoruz. Bize diyor ki, “Ya sizin niye düşmanınız var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye nefret eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye lanet eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye hakaret eden var?” Müslüman olduğumuz için. Bu Allah’ın sünneti. Bütün hak peygamberlere ve onun tabiilerine hep böyle bir tavır, küfür ehli ve eçhelü cahillerden veyahut hastalıklı kalplerden, münafıklardan bu tarz eylemler, tavırlar olmuş. Bak, “düşmanlarınızı sevin.” Demek ki Müslümanların düşmanları var. “Sizden nefret edenlere iyilik yapın.” Demek ki Müslümanlara nefret eden olacak, ona iyilik yapacak. “Size lanet edenler için iyilik dileyin.” Bize mesela lanet edene biz iyilik diliyoruz. “Size hakaret edenler için dua edin.” Biz de dua ediyoruz onlara düzelmeleri için. Bak bunu iki bin yıl önce İsa Mesih söylüyor. (Luka 6/27). “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” İsa Mesih’in sözü. “Egoist olmayın, başkaları için yaşayın, sevdikleriniz için yaşayın.” diyor. Yani eylemleriniz onun için olsun, Allah rızası için olsun. Moşiyah Mehdi ile ilgili Yeşaya 11/3 ve diğer bölümlerden okuyun ben de yorumlayayım.

“Moşiyah Mehdi’nin bir başka benzersiz özelliği de, kesin olacak bir şeyin kokusunu alacaktır. Bir kişinin ruhunun özünü anlayabilecek, ruhundaki dereceyi bilecek ve suçlu veya masum olduğuna hükmedecektir. Çünkü şöyle söylenmiştir, gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek.” (Yeşaya 11/3)

Bak Mehdi (as)’yi ta 3500 yıl önce Tevrat tarif ediyor. “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” Mesela bak bu bizim sorumlu olduğumuz bir İncil hükmüdür. “Ne mutlu merhametli olanlara. Çünkü onlar merhamet bulacaklar.” (Matta 5/7). Mesela hep geçerli bu hükümler. “Bu nedenle sevgili kardeşlerim Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek sebat gösterin, sarsılmayın. Rab’bin yolunda her zaman gayretli olun.” Allah yolunda gayretli olun diyor. Bu da geçerlidir. Bunlar hep geçerli İncil’in hükümleri.

 “Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu.” (Kasas Suresi, 4)

Bak böl, parçala, yut tam İngiliz derin devletinin sistemi Kuran bunu açıklıyor. Deccallerin yöntemi. Hiç değişmemiş. Nemrut da aynısını yapmış. Firavun da aynısını yapmış. İngiliz derin devleti de aynısını yapıyor. Birçok gruba ayırıyor İngiliz derin devleti, küçük küçük devletçiklere ayırıyor. Onları yeniden kendi içlerinde bölüyor. O böldüklerini ayrıca kendi içinde siyasi fırka, hizip ve mezheplere ayırıyor. Ve birbirlerine düşman ediyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242332/sayin-adnan-oktarin-12-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/242332/sayin-adnan-oktarin-12-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170212t_05.jpgMon, 20 Feb 2017 16:27:33 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın 11 Şubat 2017 tarihli sohbetinden önemli başlıklarA9 TV, 11 Şubat 2017

 

(Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu şehidimizin suikastını yalan raporla örtbas ettiği iddia edilen ve ByLock kullandığı tespit edilen FETÖ’cü Kayseri İstihbarat Müdürü Ali Orhan Dinç yakalandı. Nedim Şener Twitter hesabında Fethullah Gülen’in suikasttan üç gün sonra şehidimiz hakkında yaptığı bir konuşmayı paylaşarak tekrar hatırlattı. Fethullah Gülen şehidimiz için şunları söylüyor: “Aldansanız bile kimseyi aldatmayın çünkü aldatma günahtır. Aldanırsanız böyle kurban gidersiniz. Bir Perşembe akşamı vefat edersiniz, bir Cuma günü cenazenize ulaşırlar. ‘Asker vazifesini yapmadı’ dediler. Ben yaptığına kaniyim yani. Hakikaten herkes seferber olmuş, sivil inisiyatif bu mevzuda bir şey yapmadı. Ben o kanaatte değilim herkes elinden geleni yaptı.”)

Demek ki alenen şehit etmişler. Şehidimiz Yazıcıoğlu daha bulunamamıştı, biz gece her yeri ayağa kaldırdık. Validen açıklama geldi, “bulundu yaralı, şehir merkezine doğru gidiyor rahat olun.” Biz de feraahladık, rahatladık, “iyi Allah’a şükür” dedik. Sabah oldu dediler “biz daha henüz ulaşamadık.” Öğlen oldu dediler “biz hala ulaşamadık.” Çok esrarengiz. Orada telefonda konuşan çocuk çok rahat konuşuyor. Sonra bakıyorlar ki aşağıda çenesi darmadağın edilmiş. Yani konuşamayacak hale getirilmiş. Bu çok karanlık bir olay. “Birini görüyorum” diyor ve bir türlü bunu çözemediler. Gayet kolay halbuki çözmek ama çözemediler.

 

Referandumla İlgili Yapılan Açıklamalar Halka Teknik Bilgi Sunma Şeklinde Olmalı. Korkutma Veya Yıldırma Üslubundan Herkes Kaçınmalı

Anketler şu an yarı yarıya evet, yarı yarıya hayır. Şimdi bu memleketin yarısı vatan haini mi, PKK’lı mı, FETÖ’cü mü yani? Bu nasıl bir mantık? Böyle bir usul olmaz. Bunu kullanmasınlar bu müthiş gerilim meydana getirir. Hadi sandıktan da hayır çıktı ne yapacağız? Hiçbir şey olmaz, bunu felaket gibi göstermeyin. O zaman hükmet krizine gider bu olay. Yani dolar fırlar her şey olur. Söylenecek şey şu; “Hayır da diyebilirsiniz evet de diyebilirsiniz, takdir sizin. Evetin faydaları şunlardır.” Bu kadar. Korkutma mantığı çok anormal olur. “Darbe olur ha,” işte “sizi darmadağın ederler, siz PKK’lı mısınız, siz FETÖ’cü müsünüz, nasıl hayır dersiniz…” Kardeşim, Türkiye’nin yarısı evet diyor yarısı hayır diyor. Onlar da bizim vatandaşımız yapmayın etmeyin. Alenen bölünme gibi görünür bu. Bu fitne olur. Böyle bir şeyden şiddetle kaçınmak lazım. Sayın Bahçeli’yi ben o konuda uyardım, istirham ettim “Böyle bir üsluptan kaçının, düzeltin en azından, anlamını bir şerh edin açıklayın” diye. Mesela bugün güzel bir açıklama yapmış. Tayyip Hoca’nın da açıklamaları var ama. Mesela Başbakan’ın açıklaması iyi. Ne diyor? “Ne çıkarsa başımızın üstüne.” Şimdi bu oldu. Bu anti-fitne bir izah, öbürü fitne. Türkiye’nin yarısını kaybetmiş gibi olacaklar, ne gerek kardeşim? “Hayırcılar” yani adamları ne konuma getiriyorsun sen? Sormuyor musun sen referandumda evet mi hayır mı? Sen ne diyorsun “sana saygı duyuyorum fikrine” bırak adam ne derse desin. Hain konumuna getirirsen adam nasıl hayır desin? Veyahut inadına hayır der bu sefer. Hükümete karşı şiddetli bir öfkeye dönüşebilir bu. Adam “beni PKK’lı görüyor” der “FETÖ’cü görüyor” der kinlenebilir. Şefkatle yaklaşmak lazım, ne gerek. Hayırsa hayır evetse evet. Evetin faydalarını anlatmak yeterli olur. Bugün mesela anlatıyorlardı güzel. Anlaşılır tarzda iyice anlatırsanız faydasını millet bilirse millet vicdansız değil, merhametli, şefkatli, akıllı bir millet. Hakkı batılı ayıran bir millet. Güzel olan bir şeyi kabul eder. Korkutma politikası neyin nesi? Bu millet yiğit millet, sokağa çıktı canını ortaya koydu. Korkutmak demek aşağılamak gibi olur hakaret gibi olur. Bu millet korkutmayı kabul etmez. Yapanlar bu niyetle yapmıyorlar iyi niyetle yapıyorlar ama o anlama gelir. Bundan şiddetle kaçınmak lazım bu olmuyor bu.

 

(Cumhurbaşkanı Erdoğan, referandumun kendisiyle değil ülkenin bekasıyla ilgili olduğunu, kendisinin ölümlü bir varlık olduğunu ve referanduma kadar bile yaşayacağının belli olup olmadığını vurgulayan şöyle bir konuşma yaptı: “Sisteme karşı çıkanların özellikle güvensizliği cumhurbaşkanı seçilecek kimseye değil millete karşıdır. İşleri güçleri Tayyip Erdoğan. Tayyip Erdoğan fani ya. Benim 16 Nisan’a çıkacağımın garantisi var mı?”)

Niye? Allah ömrünü uzun etsin. Biz bu anayasa çalışmasında Tayyip Hoca’nın ağırlıklı olarak korunmasını istiyoruz. Önemli bir konu. Niye önemsiz gibi gösteriyor? Çok önemli. Adamlar kafayı takmış. Bunu durduracak bir tedbir sisteminin oturtulması lazım. Onu kendisi talep etmiyorsa biz talep diyoruz. Korunması kollanması hayati. İngiliz derin devletine malzeme çıkaracak halimiz yok.

 

"İnsanlık" Adı Altında Sunulan Felsefe De İngiliz Derin Devletinin Firavun Döneminden Öğrendiği Bir Dindir

İngiliz derin devletinin bir inancı, bir dini vardır. Buna hümanizm denir yani diğer adı insanlık. Bu bir dindir, hümanizm bir dindir. İngiliz derin devletinin ortaya çıkarttığı bir din. Bunları Firavun da savunmuştur, Nemrut da savunmuştur. Bütün deccalların savunduğu bir dindir. Yani deccallar bu dinin kurallarını ortaya koyuyor. Şimdi “insanlık” diyor “nedir” diyorsun sorduğunda Firavun’a “bana göre insanlık” diyor mesela “Firavun’un Allah olduğunu kabul etmek.” Başka? “bütün Mısır’ın mülkünün ona ait olduğunu bilmek, soğan yemek, sarımsak yemek” efendim “bütün gücüyle çalışmak, Firavun’a hizmet etmek ve halkı bölümlere ayırmak.” Firavun’un özelliği halkı bölümlere ayırmasıydı, Kuran’a bu belirtilir. “Halkı bölümlere ayırır” diyor çeşit çeşit gruplara ayırıyor halkı, bölüp-parçalıyor halkı. Ve halkı aşağılıyor küçük düşürüyor adam yerine koymuyor. “Siz cahilsiniz, görgüsüzsünüz, köylüsünüz, sıradansınız, basitsiniz, akılsızsınız, ben sizden yüceyim ve büyüğüm” diyor. İngiliz derin devletinin yaptığı ne? Aynısı. Firavun’un yaptığı ne? Aynısı. İngiliz derin devleti ne yapıyor? İnsanları parçalıyor bölüyor ondan sonra yutmaya kalkıyor. Firavun ne yapıyordu? İnsanları bölüp parçalayıp ondan sonra yutmaya kalkıyordu. Mesela Büyük Ortadoğu Projesi tam Firavun’un projesidir. Böl-parçala-yut. Firavun da aynısını yapıyordu, bölüp parçalayıp yutuyordu. Kuran’da o parçalama özelliği ayrı bir hüküm olarak ayette geçer, Firavun’un vasfı olarak. Dolayısıyla insanlık sözü, mesela Müslüman der ki “Bana göre insanlık Müslümanlık” der, bu tamam. Ama Firavun’a göre insanlık Firavun’un yasalarını kabul etmektir. Yani muğlak bir tabirdir insanlık sözü. Her inanç kendine çekebilir bunu. Mesela insan olmak bir komüniste göre komünist olmaktır. Hatta ona adam olmak der. Adam gibi adam olmak da der. İnsan olmak asıl onların kullandığı. Yani hümanizmin kullandığı silah. Ama İngiliz derin devletinin dini hümanizmdir yani insanlık. Orada kural yok işte, homoseksüellere özgürlük, Allah’ın varlığını inkar yani Rumi düşünce aynı zamanda. İslam’ı reddediyor mesela Rumilik kökten, “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor. İnsanlık-hümanizmde de böyle yani belli bir din yoktur. Rumilikte de belli bir din kabul etmiyor. Hak dinleri kabul etmiyor. “Ben dinlerin üstündeyim” diyor. Hümanizm de, insanlık dini de bütün dinlerin üstünde oluyor, din kabul etmez. Müslüman dindarlığını Allah rızası için yapar. Ve her yerde de her şeyde dindarlık hakimdir. Allah zaten görür onu Allah’a göstermene gerek yok. Allah onu sonsuzda sana yaptırmış zaten. Allah’ın seni görmeye ihtiyacı yok zaten görmüş seni. Ama bunu yaparken Allah’ın rızası için yapacaksın. Allah sürekli izler insanı zaten.

 

(Mehmet Şevket Eygi Hocamız yine Mehdiyet’le ilgili bir yazı yazdı. “İslam dünyasında parçalanmışlık, bölünmüşlük bir yığın vahim fitne, fesat, azgınlıklar. Durum düzelir mi? Bence bu yıl içinde düzelmez. Hz. Mehdi (as) çıktıktan, büyük savaşlar ve kıyımlar olduktan, yer yerinden oynadıktan sonra İslam dünyası birleşecek ve altın çağ başlayacaktır” dedi.)

Evet, bunu Peygamber (sav) söylüyor. Ahir zamandayız bütün alametler çıktı herkes biliyor görüyor. En büyük alametlerden biri de ulemanın Hz. Mehdi (as)’ın çıkmayacağı konusunda ittifakı. En büyük alametlerden birisi. Onu da Diyanet yaptı. Bütün camilerin tamamında hutbe okundu Hz. Mehdi (as)’ı reddedecek. Bu da Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alametiydi o da tamamlanmış oldu. Belki de başkan özel de yapmış olabilir yani Hz. Mehdi (as)’ın son alametini oluşturdu. Resulullah (sav)’in dediği her şey aşağı yukarı tamam oldu.

 

(Mehmet Şevket Eygi Hocamız iki gün önce de yazısında “2017 ile 2022 yılları arasında beklenen Mehdi (as)’nin zuhur edeceğini zan ve ümit ediyorum” demişti.)

Doğru söylüyor. İlk defa söylüyor tarih veriyor çok net konuşmuş. Allah’ın izniyle göreceğiz.

 

(Hakan Albayrak, Karar Gazetesi’ndeki yazısında kalitesizliğin tehlikesi üzerinde durdu. Şöyle söylüyor: “Bizi gavur dostu FETÖ, 30’larda kalmış Kemalistler, etnikçi PKK vs. bitiremez. Bizi bitirirse bitirirse paçozluk kalitesizlik bitirir, biz bitiririz” demiş.)

Çok önemli bir şey söylemiş. Bak bütün dünyada darbelerin ana nedeni kalite düşüklüğüdür, kalitesizliktir. Kalite bozulduğunda hep darbe geliyor arkasından. O ülkede insanlar durmak istemiyor, hayatın bir anlamı kalmıyor. Kalitesizlik felaket bir şey. Onun için ben “Kalite ve Estetik Bakanlığı” yahut “Kalite ve Sanat Bakanlığı” kurulsun dedim. Bu bakanlık mutlaka kurulsun “Kalite ve Sanat Bakanlığı.” Eleman da bulunur, adam da bulunur, biz manevi moral destek de veririz, teknik destek de veririz, adam da buluruz, insani yardım da sağlarız. Yani birçok insan var Türkiye’de, teşvik ederiz. Mesela rahmetli Atatürk diyor ki: “Bizim sosyal toplumumuzun başarısızlığının sebebi kadınlarımıza karşı gösterdiğimiz ilgisizlikten ileri gelmektedir.” Bitti. “Yaşamak demek faaliyet demektir. Bundan dolayı bir sosyal toplumun bir organı faaliyette bulunurken diğer bir organı işlemezse o sosyal toplum felçtir.” Yani kadınların ezildiği bir toplum mahvolmuştur diyor. Kadınlar istediği gibi giyinsin, istediği gibi yesin, istediği gibi gezsinler. Ezilen bir sınıf, ezilen bir insan grubu olmasın kadınlar. Mecliste en az yarı yarıya kadın olsun. Her yerde kadınlar görev alsın. Kadınlar hürmet görsün, çiçek gibi giyinsinler kıyafetlerine karışmayalım. İsteyen dekolte giyinsin, ister çarşafla gezsin hepsine hürmet saygı gösterelim. Her yerde kadın baş tacı yapılsın. Kadın çok büyük bir nimettir değeri bilinsin. “Milletimiz güçlü bir millet olmaya azmetmiştir” diyor rahmetli Atatürk. “Bunun gerekliliklerinden biri de kadınlarımızın her konuda yükseltilmelerini sağlamaktır. Bundan dolayı kadınlarımız ilim ve fen sahibi olacaklar ve erkeklerin geçtikleri bütün öğretim basamaklarından geçeceklerdir.” Halbuki bunu söylemesine bile gerek olmaması lazım. Ama sistem kadınları adeta bütün dünyada yutuyor ve eziyor rahatsız ediyor. Gelişmelerinin önüne set koyuyor. Bütün meclisler erkek dolu. Niye kadın dolu değil? Yarı yarıya kadın olsun. Bakımlı güzel şık genç hanımlar dolu olsun mecliste. 

 

(Ahmet Hakan, Rus uçaklarının şehit ettiği üç askerimiz için hükümetin Rusya’ya bir tavır koyması gerektiğine dair bir yazı yazdı.)

Hayır, hayır, kimse o istihbaratı veren, koordinatları veren gitsin onunla uğraşsınlar. Orada teknik hata yapanın üstüne gitsinler. Rusya ile bu işin alakası yok. Rusya ile arayı bozmak için Rusya’nın paralelliğiyle Türkiye’nin paraleli devreye girmiş gibi görünüyor. Hiç artistlik yapmasınlar. Putin de kendine muhalif bütün paşaları falan hepsini atsın, hepsini görevden uzaklaştırmaya devam etsin. Çok cesur ve rahat davransın.

 

Kalite Ve Sanat Konusunda Hükümetin Öncülük Etmesi Gerekir

Tayyip Hocam diyor ki; “Unutmamalıyız ki kültür ve sanatı küçümseyen toplumlar kaybetmeye mahkumdur.” Helal. Çünkü sen devletin imkanlarını niçin kullanacaksın? Güzellik için, vatandaşın huzuru için kullanacaksın. Hükümetin görevi budur. Belediyenin görevi nedir? Etrafı imar etmek, güzelleştirmek. Hepsinde hedef nedir? İnsanlığın huzuru, içlerindeki o güzellik duygusunun doyurulması, güzelliğin, kalitenin Avrupa’da olduğu gibi her yere hakim edilmesi lazım. Bak, akın akın herkes Avrupa’ya gitmeye çalışıyor, Amerika’ya gitmeye çalışıyor. Karşı mısın? “Nefret ediyorum.” Diyor. Niye gidiyorsun? Çünkü sanatını, kalitesini beğeniyorsun. Demek ki kültürünü de beğeniyorsun. Demek ki müzik güzel, sanat güzel, estetik güzel, bilinçaltında beğeniyorsun ama dilinde inkar ediyorsun. Gelenekçi Ortodoks sistemin açmazı burada. STK’ları hareketlendirsin, belediyeleri hareketlendirsin, öncülük etmesi gerekir hükümetin.

 

(Taha Akyol eğitim konusunda tavsiyelerde bulunmuş. Osmanlı’nın çöküşünde medreselerin etkisi olduğunu söylemiş.)

Osmanlı’nın çöküşünün tek nedeni Abdülhamit’in Darwinizm’i bütün Osmanlı’ya yayması ve Osmanlı’da imanın çökmesidir. Anlamazlıktan gelmemeli.

Abdülhamit döneminde okulları teftiş eden yabancılar var gelen, okulları geziyorlar. Yani devlet de imkan veriyor teftiş etmelerine. Adamlar hatıralarında diyor ki; “Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar Darwinist propaganda yapılan, bu kadar eser yazılan hiçbir okul görmedik” diyorlar. “Okullar görmedik, eğitim görmedik” diyorlar. Okullar çaka çaka Darwinist kitaplarla dolu. Yani ne kadar ateist, Darwinist kitap varsa bütün üniversitelere hakim olmuş, her yere okullara hakim olmuş. El-Ezher’e gemilerle gönderdiler ateist kitapları, Darwinist kitapları. Bu Muhammed Abduh’lar, Cemaleddin Afgani’ler hep o devrin adamları.

 

(İlahiyatçı din adamı olan Vehbi Güler bir televizyon kanalında başkanlık sisteminde hayır kullanacakları şeytanın Allah’ın emrine uymayarak “hayır” demesine benzetmiş. Aydınlık Gazetesi’nden Hakkı Keskin, din adamı sıfatıyla televizyon kanalında yukarıdaki açıklamayı yapan kişinin dinleyenlerin “Siyasi kararlarını etkilemek amacıyla insanların dini inançlarını kullanmak istediği açıkça görülüyor” sözleriyle bu durumu eleştiren bir yazı yazdı.)

Şimdi bu gelenekçi Ortodoks sistemde insanların aklını bu adamlar kavrayamıyorlar. Yani bunların akıl düzeyiyle, diğer insanların akıl düzeyi arasında muazzam bir fark oluyor. Mesela yalan söylediklerinde farkına varılamayacağına emin oluyor veyahut bir münasebetsizlik yaptıklarında bunun farkına varılamayacağına emin oluyorlar. Gelenekçi Ortodoks kesimde münasebetsiz bayağı çok olur. O yüzden de çok dikkatle takip ediyorlar birçok insan bunları. Ama münasebetsizlik yapmaktan da hiç utanmıyorlar. Bir daha, bir daha, bir daha densizlik, bir daha densizlik. Mesela biri çıktı, “hamile kadın sokağa çıkması çok küçük düşürücü bir şey” diyor. “Utan be” diyor. “Hamile olarak nasıl çıkarsın?” diyor. Adamı TRT’ye çıkarıyorlar. Adamın ağzından köpükler saçılıyor, gözünde müthiş bir öfke ve hiddet ifadesi var. Anne olmak en şerefli, en hoş, kadına en yakışan güzellik. Ne kadar güzel kutsal bir olay. Niye utanç duysun? Çok büyük bir şereftir. Her yerde de iltifat görür anne, saygı görür. Utanç verici bir tavır olarak gösteriyor. “Utan be” diyor acayip öfkeleniyor. O karşısındaki de tebessüm ediyor. Yani bu çok çok ayıp. “Ben sırıtıyor” demiyorum. Ne diyeyim? Tebessüm ediyor diyorum.

 

Ağaç Topraktan Suyu Çekiyor En Üst Dala Kadar Götürüyor, Renkleri Oluşturacak Mineralleri Seçiyor, Tablo Yapan Usta Gibi Renklendiriyor

Bu çok büyük bir mucize. Yerden topraktan suyu çekiyor ta o üst dala kadar götürüyor. Şimdi o kırmızılığın sağlanması için belirli metallere ihtiyaç var. O metalleri tek tek atom olarak yakalıyor hücre, alıyor o kırmızı rengi verecek şekilde molekül yapısında oluşturup bileşik meydana getirerek o rengi oluşturuyor ve renklerin ayırımını da çok özenli yapıyor. Simetrisini de çok özenli yapıyor. Yani tablo yapan bir usta gibi tam kalıp gibi oturtuyor, yaprakların büyüklüğünü de tam ayarlıyor. Ve renk dağılımını da çok iyi ayarlıyor. Renk tazeliğini, temizliğini de tam yapıyor. Ondan sonra da meyve safhasına geçiyor, meyveye her türlü minerali yüklemeye başlıyor. Magnezyum, kalsiyum, fosfor, mangan, kobalt, hepsini, tam ayarı kadar, bakır. Ne fazla ne eksik. Mesela elmada bulunacak mineral miktarı belli oluyor sonra vitaminleri yapmaya başlıyor, sonra proteinleri yapıyor, sonra yağlar, doymamış yağlar ve doymuş yağlar olarak yapıyor. Yani akıl almaz bir sanat bitkinin hücresinde var, yani insan aklının katrilyonlarca kat üstü bir akla sahip bitki hücresi. Mesela badem topraktan siyanürü çekiyor, çok tehlikeli bir madde. Ama sadece siyanürü alıyor. Mesela kendi zehirlenmiyor, hiçbir şey olmuyor. Siyanür atomlarını tek tek topluyor bademin içine yüklüyor ama insanı öldürmeyecek kadar. Bademdeki koku siyanürden geliyor. Nereden aklına gelir? Allah mucize olarak yaratıyor.

Hayvanlar çok büyük nimet, ahir zamanda Hz. Mehdi (as) devrinde kıymetleri anlaşılacak. Yani şu ana kadar kıymetleri bilinmiyor. Böcekler de kıymetlidir, çok tatlı hayvanlardır. Hayvanların her türü çok tatlıdır. Köpekler, kediler, atlar, hepsi. Ama değerleri çok çok az biliniyor. Hepsinin üstünde insan mesela çocuklar çok büyük bir nimettir, değerleri hemen hemen hiç bilinmiyor birçok yerde. Kadınlar mesela dünyanın en estetik, en güzel, en muhteşem varlığıdır, kıymetleri dünyada çok az yerde çok az biliniyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/241980/sayin-adnan-oktarin-11-subathttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktarin-Sohbetlerinden-Basliklar/241980/sayin-adnan-oktarin-11-subathttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170211t_06.jpgSat, 18 Feb 2017 15:56:04 +0200