HARUNYAHYA.ORGhttp://harunyahya.orgharunyahya.org - Adnan Oktar'dan İlk Kez Duyulan Açıklamalar - Son EklenenlertrCopyright (C) 1994 harunyahya.org 1HARUNYAHYA.ORGhttp://harunyahya.orghttp://harunyahya.com/assets/images/hy_muhur.png11666Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (4 Mart 2017; 20:00)HZ. MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ HADİSLER

İmamı Sadık, “İlim yirmi yedi parçadan oluşur. Bütün peygamberler ve imamlar ilmin iki parçasını getirmişlerdir. Mehdi geldiğinde diğer yirmi beş ilmi daha getirecektir” diyor. Bak “Yirmi yedi ilimden şu ana kadar dünyada” diyor “sadece iki ilim peygamberlerle beraber gelmiştir” diyor “peygamberler dahil iki ilim gelmiştir. Mehdi geldiğinde yirmi beş ilim daha gelecek” diyor “ve yirmi yediye tamamlanacak böylece” diyor.

Peygamber (sav) diyor ki: “Biliniz ki Mehdi bütün ilimlerin varisidir. Bütün ilimleri bilmektedir.” (Necmu’s-Sagib, s.193) Tabii bu ilim derken ezber ilmi, nakil ilmi değil bu. İlim apayrı bir şeydir. Allah’ın kalbe ilham ettiği özel bilgiye ilim denir. Ledün ilmi de fevkaladeliklere karşı müminleri korumada meydana gelen stratejidir. Zaten Kehf Suresi’nde ledün ilmiyle anlatılmasının nedeni Mehdi (as)’nin de ledün ilminin sultanı olmasıdır. Çünkü Mehdi (as) başka türlü hareket edemez. Ledün ilmi olmadan Mehdilik yapamaz. Onun için Mehdi (as)’nin zahirine bakan Mehdi (as)’yi anlaması mümkün değil. Onun yetmiş perdesinin nedenlerinden ana neden ledün ilmidir. O perdeler o ledün ilmiyle oluşur. Mesela Peygamberimiz (sav) diyor ki: “İmam Mehdi en yüksek ilme sahip olandır” diyor. “İmam Mehdi ilim sandığının koruyucusudur. Tüm peygamberlerin ilimlerinin varisidir. Her şeyden haberdardır” diyor. “İmam Mehdi ilahi bilgiye uygun olarak hükmedecektir. İnsanları kendi gerçekleri ve kendi iç halleriyle tanıyacaktır. Davud Peygamber (as) Süleyman Peygamber (as)’ın kararları gibi onun hükümlerine de şahit gerekmeyecektir” bak “onun hükümlerine şahit gerekmeyecek.” Mesela adam geliyor, ifadesini alıyor, suçlu olduğuna kanaat getiriyor, gönderiyor. Şahit aramıyor. Bakışından, konuşmasından, ses tonundan anlıyor Allah’ın dilemesiyle.

 

KEHF SURESİ BAŞTAN SONA MEHDİYETİ ANLATIR. KÜÇÜK BİR GENÇ TOPLULUĞU, MAĞARAYA SIĞINMALARI HEP MEHDİYETİN ANLATIMIDIR

Kehf Suresi baştan sona Mehdiyet’i anlatır. Sırf Mehdiyet’i anlatmak içindir Kehf Suresi. Küçük bir talebe topluluğu, mağara bunlar hep sembollerle anlatımdır Mehdi (as)’yi. Mehdi (as)’nin evini, barkını, çalışmasını, faaliyetlerini hepsini anlatır. Kuran’a dikkatlice bakıldığında Mehdi (as)’nin bütün hayatı çıkar Kuran’da. Her şeyi böyle ince ince detaylarla, vurgularla çıkar. Akılcı bakıldığında bütün hayatına ait bilgiyi görmek mümkün oluyor.

Mesela Kehf Ehli gençlerden oluşuyor Kuran’da geçiş şekli. Mehdi (as)’de de gençlerden oluşuyor. Mesela Kefh Ehli’nin sayısı az, Mehdi (as) cemaatinin sayısı da az yahut topluluğun. Mesela onlar çok güçlü kişiler Kehf Ehli, Mehdi (as)’nin talebeleri de çok güçlü. Mesela Kehf Ehli çok uzun süre mağarada kalıyor, Mehdi (as) cemaati de topluluğu da çok uzun yıllar mücadele veriyor. Kısa bir mücadele değil. 40 yıl falan sürüyor, 40 yılın da üstünde hatta. Mesela Mehdi (as) cemaatine de Kehf Ehli’ne de Allah özel hidayet ettiğini söylüyor. Kehf Ehli mesela deccaliyetle karşılaştıklarında ilk yaratılışı anlatıyorlar. Hz. Musa (as) da ilk yaratılışı anlatıyor. Mesela biz de ilk karşılaştığımızda yaratılışı anlatıyoruz. Mehdi (as) de ilk karşılaştığında yaratılışı anlatacaktır. Darwinizm’in geçersizliğini ve yaratılışı anlatıyor. Mesela Kehf Ehli şirke şiddetle karşı, Mehdi (as) cemaati de şirke çok şiddetle karşı.

 

MÜNAFIK İSLAM'A, KURAN'A UYGUN OLMAYAN İŞLER YAPAR AMA SÖZLERİYLE İNSANLARI ALDATMAYA ÇALIŞIR. DERİN DÜŞÜNMEYENLER DE BUNA ALDANIR

Münafikun Suresi 4, Allah akılsızlar için, aklı zayıf olanlar için konuyu açıklıyor. Münafikun Suresi 4 “Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır. Konuştukları zaman da onları dinlersin. (Oysa) Sanki onlar (sütun gibi) dayandırılmış ahşap-kütük gibidirler. (Bu dayanıksızlıklarından dolayı da) Her çağrıyı kendileri aleyhinde sanırlar. Onlar düşmandırlar, bu yüzden onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.” “Onları gördüğün zaman cüsseli yapıları beğenini kazanmaktadır” yani baktığında herkes görünüşünü beğenebilir. Peygamber de dahil beğenebilir ama Peygamber onun iç yüzünü bilir. “Konuştukları zaman da onları dinlersin” dilbaz oluyor ya. “Ya” diyor “adamda tip tamam, konuşma da mükemmel, övgü de alıyor” diyor “e bitti” diyor o zaman “mükemmel adam” diyor “daha geriye bir şey kalmadı ki” diyor. Akıl edemiyor Peygamber (sav)’in ne demek istediğini. Mesela vahiy katibi bayağı düzgündü o Peygamberimiz (sav)’in vahiy katibi. Dizi dizine değiyor o kadar yakın, gayet güzel konuşan birisi, çok zeki. Ama Peygamberimiz (sav) onun alçağın teki olduğunu biliyordu, ahlaksız olduğunu biliyordu. Vahiy katipliği yaptı ama kontrol altında tuttu onu hep. Ayrılınca birçok kişi şok oldu, aklı gitti adamların. “Ya nasıl olur” falan diyor, kafa çalışmıyor adamın. “Şu halde” diyor Cenab-ı Allah Nisa Suresi 88, “Şu halde münafıklar konusunda ikiye bölünmeniz ne diye?” bir kısmı kafası daha az olayları değerlendiren. O münafıklardan yana tavır koyuyor. “Adam mükemmel adamdı inanılır gibi değil” diyor “Peygamber nasıl göremedi onu ya” falan diyor. Veyahut “Yanlış teşhis etti” diyor “adam niye gitti ki?” falan diyor. “Oysa Allah, onları kazandıkları dolayısıyla tepe taklak etmiştir. Allah'ın saptırdığını hidayete erdirmek mi istiyorsunuz? Allah kimi saptırırsa, artık sen ona kesin olarak bir yol bulamazsın.” Allah belasını verdiğini söylüyor. Adam da onu bambaşka bir kafada değerlendiriyor. Bak Resulullah (sav) diyor ki: “Ben ümmetim hakkında bir mümin ya da müşrikten korkmuyorum. Çünkü mümini kötülükten imanı engeller. Müşriki de küfrü def eder” diyor. Zaten küfür içinde olduğu için bilinir engel olursun. “Fakat asıl dilbaz münafıktan endişe etmek gerekir” çok dilbaz olur münafıklar. Ağzı acayip laf yapar. Çok ukala, züppe ve bilmiş olur. Bazı avanaklar da onu yer. Onun üstün ve akıllı olduğunu zanneder, züppeliğini falan anlamaz onun. Muazzam bir akla sahip olduğunu zanneder. “Çünkü o sizin hoşunuza gidecek şeyleri söyler. Çünkü o senin zaaf yönünü, noktalarını bilir. O züppelikle onu etkileyemeye çalışır. “Ama hoşunuza gitmeyecek işleri yapar” İslam’a, Kuran’a zıt işleri yapar. Adam da onu bilmeyince, görmeyince hayran oluyor. Allah diyor ya “Onlar dayandırılmış kof kütük gibidir.” Ama adam bakmıyor, kof kütüğe baktı mı hayran oluyor. Neredeyse kütüğün içine o da kafasını sokacak yani anlamıyor.

Mesela Peygamberimiz (sav) zamanında mücadele eden münafıklar hepsi züppeydi. Bilmiş, züppe böyle Bizans kültürüne yatkındılar, Sasani kültürüne yatkındılar, ultra modern takılıyorlardı. Yani öyle müşrik deyince, hani münafık deyince insan yanlış düşünüyor olabilir. Öyle adamlar bayağı süslü püslü tipler ve aralarında homoseksüellik çok yaygındı münafıkların o devirde. Mesela Lut (as) kavmiyle ilgili o ayetler indi daha sonra. O homoseksüellerin konumunu anlatan. Kum gibi homoseksüel kaynıyordu münafıkların içinde. Onlar da şiddetle dekolteye karşıydılar. Dırar mescidine hiç kadın sokmuyorlardı ve kendi kadınlarının da çok şiddetli şekilde titiz kapalı olmasına özen gösteriyorlardı ve mescide sokmuyorlardı kadınları. Peygamberimiz (sav) hac yapılacağı vakit kadınları da çağırıyordu onların bütün oyunlarını bozuyordu. Mescide de kadınlar geliyordu.

İmam Caferi Sadık (as) “Suçlular çehrelerinden tanınacak.”(Muhammed Suresi, 30) ayeti hakkında şöyle buyurdu: “Allah onları tanır” Ayetin anlamı zahirde budur diyor. “Ama işari anlamı” diyor “Mehdi hakkında nazil olmuştur. Mehdi kafirleri, münafıkları çehrelerinden tanıyacak ve ashabıyla birlikte onları manen etkisiz hale getirecek” diyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246434/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246434/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170304t_08.jpgFri, 21 Apr 2017 07:42:31 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (1 Mart 2017; 20:00)ZER ALEMİ ŞU AN HALEN HAYATTA OLAN BİR SİSTEMDİR

Zer alemi, zannediyorlar ki oldu, geçti, bitti. Zer alemi, şu an yaşayan paralel evrendir. Paralel bir dünya şu an var, elan vardır. Kuran'da bu açık açık anlatılıyor. Oradan sürekli sevkiyat var dünyaya, insan gönderiliyor sürekli.

Paralel evren Yunus Suresi 10’da Allah ona dikkat çekiyor. Şeytandan Allah'a sığınırım, "Gerçekten, hamd alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Yunus Suresi, 10) Alemler. Demek ki bir tane alem yok. Mesela yine Enam Suresi 162’de “De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162) Birçok ayette alemlerden bahseder Cenab-ı Allah. Mesela yine “sizi çift çift yarattık” (Nebe Suresi, 8) diyor “Ve Biz, her şeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz.” (Zariyat Suresi, 49) İnsanın bir kopyası da vardır. O da işte zer alemindedir.

 

KURAN'DA VE PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN HADİSLERİNDE ZER ALEMİ

Talak Suresi 12 “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” yerin benzeri olan bir alem. “Dünya gibi bir alem daha yarattım” diyor Allah, dünyanın aynı benzeri bir alem. “Emir, bunların arasında durmadan iner” Yani “O dünyayla bu dünya arasında emir sürekli Allah’ın emri akar, devam eder” diyor. “Sizin gerçekten Allah'ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için” Burada anlatılan ne? Dünyaya benzeyen bir dünya daha var. İşte zer alemi denilen alem bu Kuran’da Talak Suresi 12’de geçiyor. Bak “Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı” “yerin” bak “aynısı dünyanın benzerini yarattım” diyor. “Bir alem daha var” diyor Allah. “Oradan Allah’ın emri sürekli akar” diyor. Dünyaya sürekli insan gönderiliyor oradan, doğma görüntüsünde, anneden babadan olmuş görüntüsünde o alemde, zer aleminde hazır olan insanlar gönderiliyor. Bak o alemi de Allah anlatıyor Kuran’da ve hadislerde de anlatılıyor. İbn-i Abbas’ın şunları söylediği nakledilir. “Yedi yer vardır” hadis “her yerde sizin Peygamberiniz gibi bir peygamber, Adem gibi bir Adem, Nuh gibi bir Nuh, İbrahim gibi bir İbrahim, İsa gibi bir İsa vardır.” İşte peygamberlerden söz aldım diyor ya Cenab-ı Allah, zer aleminde işte sayıyor bak bütün peygamberleri sayıyor. “Bütün peygamberler orada” diyor. Aynı zamanda dünyadalar, işte o alemden gönderiliyorlar peygamberler. Bütün insanlar o alemden gönderiliyor. Resulullah Efendimiz ashabın yanına varmış, onlar sessizce duruyor konuşmuyorlarmış, “Niçin konuşmuyorsunuz?” Diyor Peygamberimiz (sav). “Allah azze ve cellenin mahlukatını tefekkür ediyoruz” demişler. Efendimiz (sav) şöyle buyuruyor: “Öyle yapın, Allah’ın yarattıklarını düşünün, Kendisi’ni düşünmeyin çünkü batıda bembeyaz bir toprak vardır, onun aydınlık olan sahası, aydınlanmış olan alanı güneş yürüyüşüyle kırk gündür.” İşte o alemi anlatıyor, “beyazdır sahası” diyor. Mesela bak dünyada yeşil, mavi hakimiyeti var, orada da beyaz hakimiyeti var. “Orada Allah’ın yarattıkları vardır ki, bir göz kırpacak an bile Allah’a asla isyan etmezler.” Zer aleminde herkese Allah’a itaat etmiş durumda. Bak hiç kimse Allah’a isyan etmiyor o alemde. Kuran’da da öyle diyor zaten, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Diyor. Müminler ne diyorlar? Herkes “sen bizim Rabbimizsin” diyorlar. İsyan yok, onu anlatıyor hadis. “Onların arasında şeytan var mı?” dediklerinde, Peygamberimiz (sav) diyor ki: “Onlar şeytanın yaratılıp yaratılmadığını bilmezler.” “Bunların arasında Adem (as)’ın çocukları var mıdır?” dediklerinde, “Onlar Adem (as)’ın yaratılıp, yaratılmadığını bilmezler.” Adem (as) zaten orada, aynı zamanda dünyaya gönderiliyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246433/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246433/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/Adnan_Oktar_A9TV170301t_11.jpgFri, 21 Apr 2017 07:27:57 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (25 Şubat 2017; 12:00)MÜNAFIK SORULDUĞUNDA KOYU DİNDAR OLDUĞUNU SÖYLER HATTA MÜSLÜMANLARDAN DAHA TİTİZ OLDUĞUNU İDDİA EDER AMA MÜSLÜMANLARDAN NEFRET EDER

Münafık Müslümandan nefret ettiği halde sorduğunda koyu dindar olduğunu söyler. Müslümandan daha akıllı, daha vicdanlı, daha dengeli, daha tutarlı, daha kültürlü, daha isabetli düşünen olduğunu söyler. Müslümana karşı nefret vardır her türlü Müslümana karşı içinde nefret vardır. Hep kendini en iyi bilir, ukala ve züppedir, üst perdeden konuşur, saygısızdır, saldırgandır üslubu. Ruhunda hürmet, nezaket gibi bilgiler olmaz, duygular olmaz. Sevgisizlik buram buram yüzünden akar. En çok üstünde durduğu da Müslümanlardır. Küfrü eleştirmez Müslümanları eleştirir. Müslümana gücü yeter, mazluma gücü yeter. Güya yani yetmez de, yettiğini zanneder. Öyle bir güruhat, serseri güruhat tarzından yaratılmış özel bir kavim, topluluktur münafıklar.

 

NİTELİKLİ MÜNAFIK DERİN DEVLETLE BAĞLANTILIDIR VE BU SEBEPLE KÜFRÜN MÜSLÜMANLARA KARŞI EN ÖNEMLİ SİLAHLARINDAN BİRİDİR

Nitelikli münafık daha azdır sayısı niteliksiz münafıktan. Niteliksiz münafık toplumun içinde çok çok fazla olur. Zibil gibi olur, çok fazla olur. Ama en tehlikeli nitelikli münafıklardır. Nitelikli olanlar derin devletle bağlantı halindedir. Küfrün en önemli silahlarındandır münafık. Denizaltı gibidir. Suyun altında gider, görünmez. Münafığın silah yönü küfür için çok önemlidir. Onun için onları titizlikle seçerler ve titizlikle kullanırlar. Çok çirkeftir münafıklar, kin doludurlar. Toplum içinde çoktur onlar. Böyle entelektüel seviyesi bazen yüksek de olur. Müslümanlara laf söylemede, Müslümanlara çirkin söz söylemede çok yaman ve azgındırlar. Küfre karşı suskun, sakindir münafıklar. Daha, çok daha ılımlıdır. Böyle makul ve onlarla anlaşabilen bir yapıdadır ama Müslüman gördüğünde çok çirkefleşir, azgınlaşır, nefreti yirmi dört saattir münafığın. Bazen nitelikli münafıklar sakin ve huzurlu da görünebilirler, böyle kaliteli de görünebilir yani halim selim, nezaketli falan da görünebilir. Yırtıcı ve azgın münafıklar da vardır fakat sakin, yılan gibi sakin, yılan gibi sessiz sokan münafıklar da vardır. Ama böyle yaban domuzu gibi saldırgan, azgın münafıklar da vardır yani iki türlüdür münafıklar. Bir de işte nitelikli ve niteliksiz olarak da ayrıca ikiye ayrılırlar münafıklar. Mesela televizyona çıkar çirkef bir konuşma yapar, süper azgındır ama dikkat edin bu tipler, münafıklar küfre tek kelime etmezler, küfre karşı saygılarından anlaşılır münafıkların üslubu. Küfre karşı itinalı, özenli, uzak duran, onları kızdırmamaya çalışan bir tavır içindedir. Ama mümin Müslümansa özellikle sessiz, sakin, efendi olacağını düşünüyorsa veyahut ona destek olacak birilerinin olmadığını düşünürse münafık çok saldırganlaşır ve çirkefleşir, çok azgındır.

 

MÜNAFIĞIN ÇİRKİN YÖNTEMLERİNDEN BİRİ DE, KENDİSİ İSLAM'I YAŞAMAZ AMA MÜSLÜMANLARA SÜREKLİ AKIL VERİR, KENDİNİ ÇOK ÜSTÜN GÖRÜR

Münafığın bir yöntemi de ben İslam’ı yaşamıyorum ama yaşamasam da işte alim gibi, hoca gibi bilgim vardır herkesi uyarırım adı altında Müslümanlara köpek gibi saldırır münafık. Kendi yapmaz, yapmadığını da gizlemez. Bir kısım münafıklar da yaptığını iddia eder yani çok takva olduğunu iddia eder. Bak birçok çeşide ayrılıyor dikkat ederseniz, dallara ayrılıyor. Mesela gizlice namaz kılmaz, “kılıyorum” der. Ama bazı münafıklar vardır namaz kılmadığını söyler, içki de içtiğini söyler, fuhuş yaptığını da söyler ama fuhşa, içkiye ve zinaya yönelik Müslümanlara karşı çok azgın ve saldırgan olur. Mesela Müslümanlara iftira atabilir, Müslüman mümin kadınlara. Halbuki kendisi fuhşun içindedir fakat mümin kadınlara, mümin hanımlara fuhuş iddiası veyahut haram eylem iddiasında bulunabilir. Mesela kendisi açık saçık normal hayatı yaşarken veyahut yaşatırken mümin kadınlara tesettür iddiasıyla saldırabilir. Münafık karakterinde bu vardır. Veyahut kendi içki içtiği halde Müslümanların içki içtiğini iddia ederek onlara iftira atabilir. Alenen de içer ama azgındır. Toplum içinde görüyorsunuzdur böyle tipler çok fazladır, zibil gibidir. Onun için münafıkların dallara ayrılmasını şema olarak da hazırlamak lazım. Nitelikli, niteliksiz. Müslüman gibi görünen ama Müslümanlığı yaşamadığını açıkça gösteren de vardır, Müslümanlığı çok iyi yaşadığını iddia eden de vardır, oradan da ikiye ayrılır. Çirkef, azgın olanları vardır, bir de çok sakin, terbiyeli, efendi gibi görünen ve sinsi olanları vardır yani gizliden gidenler. Bunları da iyi ayırt etmek gerekiyor. Mesela adam müziğin haram olduğunu söyleyebilir; meyhanede hem içiyor “ben dinliyorum” diyor “doğru ama haramdır” diyor. “Bunu yapmamak lazım” diyor. Müslümanlara saldırır. Şimdi küfür içinde de itibarlı olduğu için çünkü küfrü yaşıyor zaten o yüzden Müslümanlara saldırısı daha etken olacağını düşünür çünkü sözü daha geçeceğini düşünür. Bir de münafık çok bilmiştir, kendine has bilmiş küstah bir üslubu vardır. Cahilliğini yaygarayla kapatır, yaygaracıdır münafık. Özel bir yaygara metodu vardır, bağırtı çağırtı metodu vardır. Ayette şeytan için geçiyor, “atlılarınla, yayalarınla yaygaralar kopart.” “Müslümanlara önlerinden, arkalarından, sağlarından, sollarından yaklaşacaksın.” Yaldızlı sözler dediği işte demagoji, şamata yapmak yani mantık oyunları.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246432/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246432/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170225t_09.jpgFri, 21 Apr 2017 07:15:33 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (23 Şubat 2017; 12:00)AYETTE HEM İNSANLARIN ZER ALEMİ, DÜNYA VE AHİRET TABAKALARINDAN GEÇMELERİ HEM DE MANEVİ TABAKALARA İŞARET VARDIR

Cenab-ı Allah İnşikak Suresi’nde “Siz gerçekten tabakadan tabakaya bineceksiniz.” (İnşikak Suresi 19) diyor. İşte önce biliyorsunuz zer alemindeydik bir tabaka, öldük dünyaya geldik bir tabaka, ölüp buradan ahirete geçiyoruz bir tabaka, tabakadan tabakaya. Ama ruhani tabakalardan da geçeceğiz tabii. Önce deccaliyetle insanlar karşılaşıyor. Sonra Mehdiyet’le karşılaşıyor. Sonra Hazreti İsa (as)’yla karşılaşıyor yani önce Mehdiyet sonra Mesihiyet tabakalarına giriyorlar. Önce deccaliyetin etkisi dünyayı kasıp kavuruyor sonra Mehdiyet deccaliyeti yıkıyor sonra Mesihiyet’in tabakası çıkıyor sonra o tabakadan yeniden deccaliyet tabakası dünyayı sarıyor sonra da kıyametin tabakasına giriliyor.

 

İMAM RABBANİ, MEHDİ VESİLESİYLE HİDAYETİN TÜM DÜNYAYA YAYILACAĞINI ANLATMIŞTIR

İmamı Rabbani Mektubat’ında  diyor ki, “Asırlardan çok uzun zeman (zaman) sonra ahir zamanda böyle bir cevher dünyaya gelir” yani imam Mehdi (as), “kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman, marifet Mehdi’nin yolu ile gelir.” Nokta-i istinat Allah onu kullanıyor, “herkes ondan feyz alır, arada o olmadan kimse bu nimete kavuşamaz” diyor. Onun imametinin velayetinin bir yönü bu, onun için daha kainat yaratılmadan Mehdi (as)’nin ismi yaratılmıştı diyor Tevrat’ta. Bak İmamı Rabbani söylüyor bunu Mektubat’ında, “Asırlardan çok uzun bir zeman sonra” yani ahir zamanda bu zamanda “böyle bir cevher İmam Mehdi dünyaya gelir, kararmış olan alem Mehdi’nin gelmesiyle aydınlanır, onun irşadının ve hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır.” Mehdi denmesinin nedeni o, hidayete vesile olması. “Hidayetinin nurları bütün dünyaya yayılır. Yer küresinin ortasından ta arşa kadar herkese rüşd, hidayet, iman ve marifet Mehdi’nin yolu ile gelir, herkes Mehdi’den feyz alır, arada o Mehdi olmadan kimse bu nimetlere kavuşamaz” diyor. “Onun Mehdinin hidayetinin nurları,” Mehdi ya ismi adı üstünde hidayete vesile olan, “Onun Mehdi’nin hidayetinin nurları bir okyanus gibi” yani çok kuvvetli radyo dalgaları gibi, “bir okyanus gibi bütün dünyayı sarmıştır.” Mesela o küçük bir insan dünyanın üstünde nokta değil yani o kadar küçük atom gibi küçük ama bütün dünyayı sarıyor o hidayet onun vesilesiyle. Nokta-i istinat yani Allah onu kullanıyor yani radyo vericisi gibi, radyo dalgası yayılıyor gibi. “O derya sanki buz tutmuştur hiç dalgalanmaz” yani o dünyayı kaplayan o hidayet dalgası sanki buz tutmuş diyor blok olarak bütün dünyayı sarar diyor. “O büyük zatı tanıyan seven bir kimse yani Mehdi’yi tanıyan ve seven bir kimse onu düşünürse yahut o bir kimseyi sever onun yükselmesini isterse o kimsenin kalbinde sanki bir pencere açılır,” Mehdi (as)’nin hidayetine vesile olduğu kimselerde. “Bu yoldan sevgisi ve ihlasına göre o deryadan kalbi feyz alır” yani Mehdi (as)’den kalbi feyz alır onu sevdiğinde. “Bunun gibi bir kimse Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu tanımazsa yine ondan feyz alır” Mehdi (as)’yi tanımasa da halk şu an ondan feyz alıyor. Bütün dünyada şu an nokta-i istinat yani mesela Amerika’daki dindarlığın sebebi Mehdi (as) yine, Rusya’da mesela Putin’in ve bütün Rusya’nın dindarlığının sebebi yine Mehdi (as) haberleri bile yok. “Allahu Teala’yı zikrederse ve bu zatı hiç düşünmese mesela onu hiç tanımasa yine Mehdi’den feyz alır fakat birinci feyz daha fazla olur” yani tanıyarak severek olan çok güçlü olur diyor. “Bir kimse o büyük zatı inkar eder Mehdi’yi beğenmezse yahut o büyük zat bir kimseye incinmiş ise bu kimse Allahu Teala’yı zikretse bile rüşd ve hidayete kavuşamaz” diyor. Hakikaten Mehdi (as) karşıtları din mühendisi gibi görüyorsunuz uyuyorlar adamlar. “Ona inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır” yani Mehdi (as)’ye inanmaması veya onu incitmiş olması feyz yolunu kapatır, kalbi kararır diyor artık. İmamı Rabbani bu konu üstünde birçok yerde duruyor çok önemli görüyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246431/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246431/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170223t_10.jpgFri, 21 Apr 2017 05:23:24 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Şubat 2017; 22:00)İncil’den sevgi ile ilgili bir bölüm: “Sevgi; her şeyden önce birbirinizi candan sevin. Çünkü sevgi, birçok kötülüğü örter.” (Petrus’un 1. Mektubu 4/8)

Bayağı güzel. İncil’i Müslümanlar okuması gerekiyor ama haberleri bile yok. Halbuki Tevrat ve İncil’e Allah hak kitap diyor. Ama yanlış bölümlerini Kuran düzeltiyor diyor Allah. Çok fazla ayette Allah geçerli olduğunu söylüyor. Ve onunla hükmetsinler İncil sahipleri diyor. Tevrat sahipleri Tevrat’la hükmetsinler. Ama yanlış kısımlarında Kuran’ın hakem olduğunu söylüyor Allah. Tevrat’tan, İncil’den Müslümanların haberi yok birçoğunun.

Hz. İsa, “Ama beni dinleyen sizlere şunu söylüyorum. Düşmanlarınızı sevin, sizden nefret edenlere iyilik yapın, size lanet edenler için iyilik dileyin, size hakaret edenler için dua edin.”

Demek ki Müslümanlara hakaret ediliyormuş, lanet ediliyormuş. Müslümanlardan nefret edenler oluyormuş ve Müslümanların düşmanları oluyormuş. Onlara biz şefkatle bakıyoruz. Onları koruyup kollamaya, kurtarmaya gayret ediyoruz. Bize diyor ki, “Ya sizin niye düşmanınız var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye nefret eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye lanet eden var?” Müslüman olduğumuz için. “Niye hakaret eden var?” Müslüman olduğumuz için. Bu Allah’ın sünneti. Bütün hak peygamberlere ve onun tabiilerine hep böyle bir tavır, küfür ehli ve eçhelü cahillerden veyahut hastalıklı kalplerden, münafıklardan bu tarz eylemler, tavırlar olmuş. Bak, “düşmanlarınızı sevin.” Demek ki Müslümanların düşmanları var. “Sizden nefret edenlere iyilik yapın.” Demek ki Müslümanlara nefret eden olacak, ona iyilik yapacak. “Size lanet edenler için iyilik dileyin.” Bize mesela lanet edene biz iyilik diliyoruz. “Size hakaret edenler için dua edin.” Biz de dua ediyoruz onlara düzelmeleri için. Bak bunu iki bin yıl önce İsa Mesih söylüyor. (Luka 6/27). “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” İsa Mesih’in sözü. “Egoist olmayın, başkaları için yaşayın, sevdikleriniz için yaşayın.” diyor. Yani eylemleriniz onun için olsun, Allah rızası için olsun. Moşiyah Mehdi ile ilgili Yeşaya 11/3 ve diğer bölümlerden okuyun ben de yorumlayayım.

“Moşiyah Mehdi’nin bir başka benzersiz özelliği de, kesin olacak bir şeyin kokusunu alacaktır. Bir kişinin ruhunun özünü anlayabilecek, ruhundaki dereceyi bilecek ve suçlu veya masum olduğuna hükmedecektir. Çünkü şöyle söylenmiştir, gözüyle gördüğüne göre yargılamayacak, yoksulları adaletle yargılayacak, yeryüzünde ezilenler için dürüstçe karar verecek.” (Yeşaya 11/3)

Bak Mehdi (as)’yi ta 3500 yıl önce Tevrat tarif ediyor. “Herkes kendi yararını değil başkalarının yararını gözetsin.” Mesela bak bu bizim sorumlu olduğumuz bir İncil hükmüdür. “Ne mutlu merhametli olanlara. Çünkü onlar merhamet bulacaklar.” (Matta 5/7). Mesela hep geçerli bu hükümler. “Bu nedenle sevgili kardeşlerim Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek sebat gösterin, sarsılmayın. Rab’bin yolunda her zaman gayretli olun.” Allah yolunda gayretli olun diyor. Bu da geçerlidir. Bunlar hep geçerli İncil’in hükümleri.

 “Gerçek şu ki, Firavun yeryüzünde (Mısır'da) büyüklenmiş ve oranın halkını birtakım fırkalara ayırıp bölmüştü; onlardan bir bölümünü güçten düşürüyor, erkek çocuklarını boğazlayıp kadınlarını diri bırakıyordu.” (Kasas Suresi, 4)

Bak böl, parçala, yut tam İngiliz derin devletinin sistemi Kuran bunu açıklıyor. Deccallerin yöntemi. Hiç değişmemiş. Nemrut da aynısını yapmış. Firavun da aynısını yapmış. İngiliz derin devleti de aynısını yapıyor. Birçok gruba ayırıyor İngiliz derin devleti, küçük küçük devletçiklere ayırıyor. Onları yeniden kendi içlerinde bölüyor. O böldüklerini ayrıca kendi içinde siyasi fırka, hizip ve mezheplere ayırıyor. Ve birbirlerine düşman ediyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246430/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246430/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170415t_11.jpgFri, 21 Apr 2017 02:51:59 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (11 Şubat 2017; 22:00)"İNSANLIK" ADI ALTINDA SUNULAN FELSEFE DE İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN FİRAVUN DÖNEMİNDEN ÖĞRENDİĞİ BİR DİNDİR

İngiliz derin devletinin bir inancı, bir dini vardır. Buna hümanizm denir yani diğer adı insanlık. Bu bir dindir, hümanizm bir dindir. İngiliz derin devletinin ortaya çıkarttığı bir din. Bunları Firavun da savunmuştur, Nemrut da savunmuştur. Bütün deccalların savunduğu bir dindir. Yani deccallar bu dinin kurallarını ortaya koyuyor. Şimdi “insanlık” diyor “nedir” diyorsun sorduğunda Firavun’a “bana göre insanlık” diyor mesela “Firavun’un Allah olduğunu kabul etmek.” Başka? “bütün Mısır’ın mülkünün ona ait olduğunu bilmek, soğan yemek, sarımsak yemek” efendim “bütün gücüyle çalışmak, Firavun’a hizmet etmek ve halkı bölümlere ayırmak.” Firavun’un özelliği halkı bölümlere ayırmasıydı, Kuran’a bu belirtilir. “Halkı bölümlere ayırır” diyor çeşit çeşit gruplara ayırıyor halkı, bölüp-parçalıyor halkı. Ve halkı aşağılıyor küçük düşürüyor adam yerine koymuyor. “Siz cahilsiniz, görgüsüzsünüz, köylüsünüz, sıradansınız, basitsiniz, akılsızsınız, ben sizden yüceyim ve büyüğüm” diyor. İngiliz derin devletinin yaptığı ne? Aynısı. Firavun’un yaptığı ne? Aynısı. İngiliz derin devleti ne yapıyor? İnsanları parçalıyor bölüyor ondan sonra yutmaya kalkıyor. Firavun ne yapıyordu? İnsanları bölüp parçalayıp ondan sonra yutmaya kalkıyordu. Mesela Büyük Ortadoğu Projesi tam Firavun’un projesidir. Böl-parçala-yut. Firavun da aynısını yapıyordu, bölüp parçalayıp yutuyordu. Kuran’da o parçalama özelliği ayrı bir hüküm olarak ayette geçer, Firavun’un vasfı olarak. Dolayısıyla insanlık sözü, mesela Müslüman der ki “Bana göre insanlık Müslümanlık” der, bu tamam. Ama Firavun’a göre insanlık Firavun’un yasalarını kabul etmektir. Yani muğlak bir tabirdir insanlık sözü. Her inanç kendine çekebilir bunu. Mesela insan olmak bir komüniste göre komünist olmaktır. Hatta ona adam olmak der. Adam gibi adam olmak da der. İnsan olmak asıl onların kullandığı. Yani hümanizmin kullandığı silah. Ama İngiliz derin devletinin dini hümanizmdir yani insanlık. Orada kural yok işte, homoseksüellere özgürlük, Allah’ın varlığını inkar yani Rumi düşünce aynı zamanda. İslam’ı reddediyor mesela Rumilik kökten, “Bizim yolumuzda Müslümanlık yok” diyor. İnsanlık-hümanizmde de böyle yani belli bir din yoktur. Rumilikte de belli bir din kabul etmiyor. Hak dinleri kabul etmiyor. “Ben dinlerin üstündeyim” diyor. Hümanizm de, insanlık dini de bütün dinlerin üstünde oluyor, din kabul etmez. Müslüman dindarlığını Allah rızası için yapar. Ve her yerde de her şeyde dindarlık hakimdir.

 

AĞAÇ TOPRAKTAN SUYU ÇEKİYOR EN ÜST DALA KADAR GÖTÜRÜYOR, RENKLERİ OLUŞTURACAK MİNERALLERİ SEÇİYOR, TABLO YAPAN USTA GİBİ RENKLENDİRİYOR

Bu çok büyük bir mucize. Yerden topraktan suyu çekiyor ta o üst dala kadar götürüyor. Şimdi o kırmızılığın sağlanması için belirli metallere ihtiyaç var. O metalleri tek tek atom olarak yakalıyor hücre, alıyor o kırmızı rengi verecek şekilde molekül yapısında oluşturup bileşik meydana getirerek o rengi oluşturuyor ve renklerin ayırımını da çok özenli yapıyor. Simetrisini de çok özenli yapıyor. Yani tablo yapan bir usta gibi tam kalıp gibi oturtuyor, yaprakların büyüklüğünü de tam ayarlıyor. Ve renk dağılımını da çok iyi ayarlıyor. Renk tazeliğini, temizliğini de tam yapıyor. Ondan sonra da meyve safhasına geçiyor, meyveye her türlü minerali yüklemeye başlıyor. Magnezyum, kalsiyum, fosfor, mangan, kobalt, hepsini, tam ayarı kadar, bakır. Ne fazla ne eksik. Mesela elmada bulunacak mineral miktarı belli oluyor sonra vitaminleri yapmaya başlıyor, sonra proteinleri yapıyor, sonra yağlar, doymamış yağlar ve doymuş yağlar olarak yapıyor. Yani akıl almaz bir sanat bitkinin hücresinde var, yani insan aklının katrilyonlarca kat üstü bir akla sahip bitki hücresi. Mesela badem topraktan siyanürü çekiyor, çok tehlikeli bir madde. Ama sadece siyanürü alıyor. Mesela kendi zehirlenmiyor, hiçbir şey olmuyor. Siyanür atomlarını tek tek topluyor bademin içine yüklüyor ama insanı öldürmeyecek kadar. Bademdeki koku siyanürden geliyor. Nereden aklına gelir? Allah mucize olarak yaratıyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246049/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246049/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170211t_06.jpgThu, 13 Apr 2017 00:11:04 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Şubat 2017; 22:00)ZER ALEMİNDE TÜM İNSANLAR HZ. ADEM VE TÜM PEYGAMBERLER KUSURSUZ TAM İNSANLAR OLARAK VAR VE ALLAH'A SÖZ VERİYORLAR. KAİNAT SONRA YARATILIYOR

Biz zer aleminde insan olarak mükemmel yaratıldık. Kaş, göz, ağız, burun, kollar, vücut mükemmel. Peygamberler peygamberlik göreviyle yaratıldı. Peygamberler yani makamları verilmiş. Herkes orada Mehdi (as) da orada, İsa Mesih herkes orada Allah’ın karşısındalar, çıplak değil cennet kıyafetleri üstlerinde, kıyafet güzel düzgün kıyafet. Cenab-ı Allah Rabbimiz soruyor: “Ben sizin Rabbiniz miyim?” “Evet Ya Rabbi, bele” diyorlar “sen bizim Rabbimizsin.” “Rabbiküm, Rabbimizsin” diyorlar. Mehdi (as)’a soruyor Cenab-ı Allah: “Çok çile çekeceksin, acı çekeceksin buna rağmen görevini yapacak mısın?” “Ya Rabbi severek, aşkla görevimi yapacağım” diyor. Peygamberine soruyor, Kuran ayeti; “birisi gelecek” diyor. “Ama bu kitaplı peygamber olmayacak” diyor. “Bir elçi, tebliğci geldiğinde bu kişiye yardım edecek misin?” Diyor. Allah’a yemin ediyor yardım edeceğim diyor Peygamberimiz (sav). İsa Mesih’e soruyor bak “sana birisini getireceğim birisi ama bunun kitabı olmayacak bu kişinin, bu gelen kişinin ona yardım edecek misin?” Diyor. “Edeceğim Ya Rabbi, yardım edeceğim yemin ediyorum” diyor. Musa (as)’a soruyor Cenab-ı Allah: O da yemin ediyor. Nuh (as)’a soruyor, yemin ediyor. Zer aleminde bütün insanlar yaratılmış mı? Mükemmel kusursuz, Peygamber artık, Hz. Muhammed (sav) aynı görüntüsüyle, Hz. İbrahim (as) aynı görüntüsüyle, Mehdi (as) aynı görüntüsüyle kıyafetli çünkü peygamberleri Allah hiçbir zaman için çıplak tutmuyor ne cennette, ne de zer aleminde kıyafetli, hepsi yaratılmış. Herkes orada. Dünyada Lenin, Stalin falan onlar da orada. Bakın Mao herkes orada, Darwin de orada. Darwin’e Allah soruyor: “Ben senin Rabbin miyim?” Diyor. “Evet Ya Rabbi Rabbimsin” diyor. Stalin’e soruyor diyor ki: “Ben senin Rabbin miyim?” “Evet Rabbimsin Ya Rabbi” diyor. Lenin’e soruyor, “Sen Benim Rab olduğumu biliyor musun?” Diyor. “Senin ilahın olduğumu kabul ediyor musun?” “Evet kabul ediyorum Ya Rabbi” diyor. Sonra yavaş yavaş Allah bunları anadan, babadan doğuyor gibi göstererek dünyaya sunmaya başlıyor. Öldürüyor önce ölüyorlar, sonra dünyaya sunmaya başlıyor yeniden öldürdükten sonra dünyaya sunuyor. Ee? Nerede burada evrim? Ne evrimi, yaratılmış başta. Bütün insanlar daha önce, daha kainat yokken, Bing bang dediğiniz olay daha yokken yaratıldı. Nerede burada evrim? Adem (as)’le, Havva (as)’ya da Cenab-ı Allah zer alemindeyken soruyor: “Ben sizin Rabbiniz miyim?” “Rabbimizsin Ya Rabbi” diyor. Onları cennet moduna alıyor, boyutuna alıyor cennet. Cennette evrimin ne işi var? Cennet bizim bahsettiğimiz yer, cennet. Adem (as)’le, Havva (as)’yı nereden getiriyor? Zer aleminden cennete, cennetten dünyaya. Nerede burada evrim? Zer aleminde de evrim yok, cennette de evrim yok.

Araf Suresi 172, “Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine” bak “kendi nefislerine karşı şahidler kılmış.” Nefis ne demek? Beden, beden sahibi, beden, akıl ve iman sahibi bak görüyor, duyuyor, düşünüyor, muhakemesi var, beden sahibi. Bak “nefislerine karşı şahidler kılmıştı” şahit olunuyor insan olduğu için. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) Onlar: "Evet (Rabbimiz'sin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.”

Al-i İmran Suresi 81, “Hani Allah,” şeytandan Allah’a sığınırım. Peygamberlerden 'kesin bir söz (misak)' almıştı.” Kimden? Peygamberlerden. Peygamber olarak oradalar. “Andolsun” diyor Allah “size kitap ve hikmetten verip sonra size beraberinizdekini kitabı doğrulayan” tasdik eden “bir elçi” bir Mehdi “geldiğinde, ona kesin olarak iman edecek ve ona yardımda bulunacaksınız." Demişti ki: "Bunu ikrar ettiniz ve bu ağır yükümü aldınız mı?" Bak “ağır bir yük” diyor Allah, “aldınız mı?” Peygamberler ne diyor? “İkrar ettik Ya Rabbi, Öyleyse şahid olun, Ben de sizinle birlikte şahid olanlardanım" demişti” Allah. Big Bang’den evvel yani ilk patlama denilen Big Bang’den evvel. Daha zaman yok, daha mekan yok. Big Bang biliyorsunuz on beş milyar yıl evvel falan. Kimler var? Hz. Muhammed (sav) var, Hz. Osman (ra), Ali (ks) herkes orada, Mehdi (as) orada, İsa Mesih orada. Peygamberimiz (sav)’e diyor ki Cenab-ı Allah: “Birisi gelecek birisi ona yardım edeceksin” diyor. Peygamberimiz (sav)’e kim geldi? Peygamberimiz (sav) kime yardımcı oldu? Bir tek Mehdi (as)’a yardımcı oluyor. Mucizeleriyle ona yardımcı oluyor. İsa Mesih kime yardımcı oluyor? Mehdi (as)’a yardımcı oluyor inşaAllah. İkisi de söz vermişler Allah’a.

 

TEVRAT'A GÖRE DÜNYA YARATILMADAN ÖNCE YEDİ ŞEY YARATILMIŞTIR. BUNLARDAN BİRİ DE MOŞİYAH YANİ MEHDİ'NİN ADIDIR

Yaratılıştan önce daha kainat yok, zaman mekan yok bak Tevrat’ta geçiyor; “Yaratılıştan önce Yüce olan, Kutsal olan Allah tarafından yedi şey belirlenmişti, yaratılmıştı. Bir; Tevrat, tövbe, cennet, cehennem, arş, kutsal mescit ve Moşiyah Mehdi.” Nerede geçiyor bu? (Babil Talmud’u 51/A) Babil Talmud’unda. “Dünya yaratılmadan önce” Tevrat’ta geçiyor yine bu, “yedi şey yaratılmıştı. Bunlar Tevrat, tövbe, Adn cenneti” Tevrat’ta geçiyor Adn cenneti Kuran’da da var Tevrat’ta da var aynen Adn cenneti. “Cehennem, Allah’ın arşı, mescit ve Moşiyah Mehdi’nin adı.” İsmi şudur diye biliniyor. Yahudi alimler biliyorlar. “Kralın adı sonsuza dek yaşasın, güneş durdukça adı var olsun.” (Nedarim 39/b)

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246047/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/246047/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170210t_05.jpgWed, 12 Apr 2017 23:53:20 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (9 Şubat 2017; 22:00)MÜNAFIK ŞEYTANİ MARJİNAL GARİP BİR MAHLUKTUR. MÜNAFIĞIN MANTIKLARIYLA ŞEYTANINKİ TAMAMEN AYNIDIR

Münafık tabii şeytani bir mahluktur, garip bir mahluktur, çok marjinal bir mahluktur. Aynı şeytanın karakteriyle tıpatıp aynıdır. Mesela mümin bir kişi bir işe girer, o da o işe girer onu o işten çıkarttırır mümini. Bir şekilde iftira atar, yani müminin orada olmasını istemez. Mesela ticarette bir mal aldı mümin kar edecek, o malın alınmasını engelletir. Küfre karışmaz, diğer kötü insanlara karışmaz mümin onu çok rahatsız eder. Yani onu engeller. Veyahut okulda başarılı bir öğrenci, okuldan atılması için uğraşır. İftira atar, itibarını kırmaya çalışır, dersteki başarılarını engellemeye çalışır. Manyak gibidir yani münafık. Mesela farz edelim gazeteciyse o gazeteden atılması için uğraşır, yazılarının çıkmaması için uğraşır. Yazarsa kitaplarının okunmaması için uğraşır, manyak gibidir. Gibi değil manyaktır yani.

 

İNSANLARIN ARASINDA ÇOK SAYIDA RUHU OLMAYAN TIPKI İNSANA BENZEYEN BİR NEVİ ZOMBİ VARLIKLAR VARDIR. ALLAH KURAN'DA BUNLARA DİKKAT ÇEKMİŞTİR

Aramızda tabii, insanlar arasında ruh sahibi olmayan zombi varlıklar vardır yani ölü. Kuran’da Allah ölü olduklarını söylüyor. Modern tabirle zombi. Ruhu olmayan insana benzeyen tıpkı insana benzeyen varlıklar ama normalde hayvan. Yani konuşuyor, soru soruyor, cevap veriyor. İnternet de görüyorsunuz “sığır” diyoruz ya “sığır sürüsü” diyoruz. Bunların büyük bir bölümü zombi, ölü bu insanlar. Sevgiyi bilmiyor, merhameti bilmiyor, şefkati bilmiyor, Allah korkusunu bilmiyor, güzellikten haberi yok tam tipik hayvan. Sadece nefrete göre kodlanmış. Şeytanın çok rahat kullanabileceği bir kitle. Bunlar özel yaratılıyor. Allah “bunları özel yarattım” diyor “daha kainat yaratılmadan ben bunları yarattım” diyor Allah. Ve “cehennemi de bunlarla doldurdum” diyor “bu benim sözüm, sözümü yerine getireceğim” diyor Allah. İşte münafıklar da bu ekibin içindedir. Münafık-küfür bu ekibin içindedir. İnsanlar şaşırıyor diyorlar “bu zaten kafirse niye böyle…” Ben sırrını kapalı anlatıyorum. Ben bu kadar anlatabilirim. “Ölü adam” diyorum daha ne diyeyim? Buna rağmen anlamıyorsa adam ondan da ben artık kuşku duyarım. Adam ölü, ölü, bildiğin ölü ama hareketli. Konuşuyor, yiyor, içiyor falan. Gerçek halini bilse adam korkacak. Çünkü yürüyen ölü insanları çok korkutur. Allah korkmamaları için açık bir bilgi vermiyor. Ahirette anlayacaklar. Bunların işte yeri cehennem oluyor. Cehennem çaka çaka bunlarla doluyor. Mümin de korkacak işte, bu hale gelmekten korkuyor. Onların konumuna gelmekten korkuyor mümin. Allah’ın bir lütfu olarak kalbini Allah korkusu sarıyor. Bu müminlere yarayan bir şey aslında. Cehennemin kafirlerle dolması müminlerin uyanık ve açık olmasını sağlayan bir olay. Cennetin kıymetini bilmelerini sağlıyor. Adam diyor ki mesela “cennette bıkmaz mıyız?” Adama cehennem sürekli istediğinde görünüyor, nasıl bıksın adam orada? Bıkacak durum olur mu öyle bir şeyde? Bir de çok güzel bir yer. Sürekli Allah’ın tecellisini görüyor, güzel sözler duyuyor. Uçsuz bucaksız imkan var, katrilyonlarca imkan var. Ufuk açık ne istiyorsan oluyor. Ama negatiflik yok. Onun için bu dünyanın güzel yönü, mücadele ve cehd burada mümkündür. Sabır burada mümkün orada sabır yok, cennette sabır yok. Mesela sabır burada büyük bir imtihandır, büyük bir nimettir. Cehd mesela, orada cihat yoktur, cehd etmek yoktur. Tebliğ yok, bir insanı ikna etmeye çalışmak falan yok. O kadar çok ki olmayanlar. Mesela zekat vermiyorsun, sadaka vermek yok, namaz yok, oruç yok, hac yok yani hiçbir ibadet yok hemen hemen. Hatta Cenab-ı Allah böyle genç bir delikanlı şeklinde tecelli ediyor cennette. “Selamun Aleyküm ey cennet halkı” diyor “Ben Allah’ım” diyor. Herkes secdeye kapanıyor “hemen kalkın” diyor “burada namaz yok ibadet yok” diyor “artık bitti” diyor. “Çünkü ibadetlerinizi yaptınız Benim kanaatim geldi size, onun için cennete aldım. Bir daha burada namaz olmaz artık” diyor. Yani “sonsuza kadar burada namaz olmayacak” diyor. Müminler de bir daha secdeye kapanmıyorlar Allah uyardığı için.

 

CENNETTEKİ EN GÜZEL VARLIK EN GÜZEL NİMET ALLAH'IN ZATININ TECELLİSİDİR

Allah “Sakın secdeye kapanmayın.” diyor. “Şimdi Benim yüzümü seyredeceksiniz asıl.” diyor. Yüzünü seyretmek ibadet, cemalini. Yani insanlar hazdan kendini kaybediyor, o kadar güzel tecelli ediyor Allah. Cennetteki en güzel varlık Allah’ın tecellisidir. Ama zatı değil bak, tecellisidir. Çünkü secdeye kapandı mı göremiyorlar Allah’ı. Allah hemen “kaldırın” diyor “başınızı. Siz Beni seyredin.” diyor. “Cemalimi seyredin.” diyor. Küfür de bunu acayip bir şey olarak gördükleri için büyü ihtimalinin daha çok üstünde duruyorlar. Züppeliğe devam ediyorlar. Allah orada da yine müsaade ediyor onlara ahlaksızlık yapmalarına. Birbirlerini kovalıyorlar, kafa göz yarıyorlar cehennemde. Kepazelik çıkarıyorlar. Allah hepsini istese buhar yapar yani. Yapmıyor Allah. Psikopatlar zaten. İkide bir durup durup “bizi öldür” diyorlar Allah’a. Allah “yok” diyor. “Öldürmeyeceğim, yaşayacaksınız.” diyor. Ama bunlar işte zombi, ölü. Mümin bu konuma gelmekten Allah’a sığınacak. En çekineceği şey bu. 

 

İNSANLARIN BİR KISMI İSLAM'A GİRDİĞİNDE KÜFRÜ TAM BIRAKMIYOR. KÜFÜRDEN GELEN ÇİRKİN YÜKLERİ TAMAMEN BIRAKMAK LAZIM

Tabii insanlar küfrü bırakmıyor, yani İslam’a girdiğinde o küfürden gelen çirkin malzemelerle beraber kamyon gibi giriyor bazen o mübarek alana. Halbuki kamyonda o yüklerini indirmesi lazım o kirleri, kötü şeyleri, karanlık şeyleri indirmesi lazım. Onları da İslam’ın içine sokuyor. Mesela çirkeflik, dedikoduculuk, hasetlik, kıskançlık, kindarlık, laf sokma, münasebetsizlik, çabuk moral bozulması, üzülme, aşağılık kompleksi olması, dengesizlik, kendi olmama, yapmacıklık, samimiyetsizlik, bunlar hep küfürden gelen şeyler. Mesela hep yüzünde maske ile gezer birçok insan cahiliyede, kendi değildir. Onu bir savunma mekanizması olarak kullanır. Mesela kızlar kendilerini saftirik gösterirler. Mesela akılsız gibi gösterirler, kendi olmazlar. Ama İslam’a geliyor, yine adam akılsız ve saftirik havasında. Halbuki artık sen şuurlanmışsın. Sen artık akılla Kuran’la düşünüyorsun. Gençlerde de görüyorum ben, küfürde saftirik böyle kendini avanak gibi gösteriyor. Müslüman oluyor yine avanak havasında. Olur mu? Artık şuur almışsın sen. Allah’ın ruhunu taşıyorsun. Aklını başına alman lazım. Kindarlığı, duygusallığı olduğu gibi duruyor, intikamcılığı olduğu gibi duruyor, alınganlığı olduğu gibi duruyor. Kompleksleri olduğu gibi duruyor. Olur mu? Sen iman ehli olmuşsun. Onların hepsi pürü pak olacak. Bir sen bir Allah tertemiz ruhun, o kadar. O kadar pisliği niye getiriyorsun? Kamyona yüklemiş ev taşır gibi. Evinde hani bazen tipler olur ya böyle kötü pis şeyleri paçavralar, çullar, bunlar zayi olmasın diye alıp onları da götürmeye kalkar. Ya sen yeni eve taşınıyorsun, pisliği niye getiriyorsun? Ve ihtiyacın da yok. Yeni evinde zaten her şey var, her türlü güzellik var. O paçavraları getirme, o pislikleri getirme. O pislikle ömür boyu yaşıyorlar bir kısmı, böyle olmaz. Onu Müslümanlığın içine sokmayacaklar.

 

TEVEKKÜL MÜMİNİN VAZGEÇİLMEZ VASFIDIR

Mesela tevekkülsüzlük, cahiliyede bir şey duyar hemen böyle panik atak tarzında dehşete kapılıyor, biri bir şey söylüyor morarıyor, biri bir şey söylüyor eli ayağı boşalıyor unutamıyor, uyuyamıyor veyahut bir tehlikeyle karşılaşıyor aklı gidiyor. Tevekkül etsene, bu kaderde yaratılmış şey. Kaderin dışında bir şey olmayacağına göre kafan rahat olsun. Tevekkül etmemek en büyük lüksü elden kaçırmak demektir. Yani akıllı bir hareket değil. Tevekkül en güçlü sinir ilacından antidepresandan daha etkileyicidir. Tevekkül, hiçbir antidepresanın yapmayacağı olumlu etkiyi tevekkül yapar. Onun için Kuran’da Allah hep tevekkülün üstünde durur. Yani müminin vazgeçilmez vasfı tevekkül.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245499/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245499/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170209t_03.jpgTue, 04 Apr 2017 00:48:22 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (29 Ocak 2017; 20:00)ÖLÜM, KALİTELİ BİR RÜYADAN UYANMAK GİBİDİR. UYANIR UYANMAZ DA AHİRETE GEÇMİŞ OLUR İNSAN. GERİ DÖNÜŞÜ OLMAZ ARTIK

İnsan öldüğünde direkt ahirete geçer. Öldüğü an zaten uyanma tarzındadır, alenen uyanma ama normal kaliteli bir rüya görüyor ya insanlar, net sarih uyanma tarzındadır alenen uyanma o kadar. Uyanır uyanmaz da ahirete geçmiş olur. Geri dönüşü olmaz artık yani yeni bir boyuta geçmiş oluyor, dördüncü boyuta geçmiş oluyor bir daha dönemez. Şu görüntüden çok daha nettir. O yüzden zaten rüya diyor uyanan. “Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?” diyorlar ya sebebi o ama yine bir kere daha uyuma kalkma devreleri olduğu anlaşılıyor. Normalde doğrudan uyanır. Doğrudan uyanmış olur.

“Artık her bir nefis” diyor Cenab-ı Allah Kaf Suresi, 21-23’te bak “Her bir nefis..” nefis demek beden, insan “..yanında bir sürücü..” çünkü bir vasıtada mümin, o şartlarda o yerde Allah onu yürütmüyor bir sürücü. “..ve bir şahit.” yanında da onun mihmandarı olan bir kişi daha var yanında bir melek yani insan gibi bir varlık. Bak “Andolsun sen bundan gaflet içindeydin işte Biz de senin üzerinden örtüyü açıp  kaldırdık.” İşte önümüzdeki örtü var ya perde bunu yarıp açıyor Allah. Örtüyü kaldırdık dediği o kalkıyor. Kalktı mı adam tak geçiyor o kadar. “Artık bugün görüş gücün keskindir.” Çünkü kıyaslıyor buna göre çok net olduğu için ben bir uykudaydım diyor alenen ama rüya olduğunu düşünecek hakikaten samimi olarak inanacaklar.

 

TÜM İNSANLAR ZER ALEMİNDE VARDI. EVRİMLE DÜNYADA YARATILMA DİYE BİR ŞEY YOKTUR. HZ. ADEM DE ZER ALEMİNDEN CENNETE ORADAN DÜNYAYA GELMİŞTİR

Biz zer aleminde insan olarak vardık bedenli, kaş, göz, el yüz aynı bu şeklimizle vardık. Bizi Allah bekletti zer aleminde, peygamberleri de bekletti. Önce Hz. Adem (as)’i cennete aldı ama önce porselenden bir heykel yaptı Allah onu vesile etti ama Hz. Adem (as)’i normalde zer aleminden alıyor. Yani o heykelden oluyor değil heykeli vesile ediyor, zer aleminden gelen Adem (as) birden Allah’ın karşısında insan olarak yürümeye başlıyor, konu bu. Heykel şeklinden insan şekline geçiyor o kadar. Zer alemi mesela ben zer alemindeydim, siz zer alemindeydiniz, arkadaştık biz zer aleminde bir aradaydık orada da bir aradaydık, buraya geldik haberimiz bile yoktu. Hemen oradan buradan geldik toparlandık diyor ya Allah ayette “Dünyanın neresinde olursanız olun sizi Allah bir araya getirir” diyor ya işte zer alemindeki durumdan kaynaklanıyor. Orada zaten bir arada olduğumuz için burada beraber olacağımız da belli olacağı için illaki beraber hale getiriyor Allah. Mesela bir sadakat meydana getiriyor. Adam bilinçaltında onu bilmiyor. Allah ona bilinçaltında o sadakati rabt etmiş. Kimi Almanya’dan geliyor, kimi Fransa’dan geliyor, kimi Rusya’dan geliyor ama geliyor. Biz daha önce vardık evrimle yaratılma yok. Hz. Adem (as) de zer aleminde hazırdı. Cennete geldi, cennetten dünyaya dünyadan da ahirete gitti. Bu kadar.

 

MÜMİNİN VEFAT ANINDA TEDİRGİN OLACAĞI HİÇBİR ŞEY OLMAZ. CANI RAHATLIK VE GÜZELLİK İÇİNDE ALINIR

“Eyvahlar bize” diyorlar bak, Yasin Suresi 52. ayette, şeytandan Allah’a sığınırım “Eyvahlar bize, uykuya-bırakıldığımız yerden bizi kim diriltip-kaldırdı?” Kim uyandırdı diyorlar. Yani uykudan uyandığını düşündüğü için emin oluyor. “Bu, Rahman (olan Allah)ın va'dettiğidir, (demek ki) gönderilen (elçi)ler doğru söylemiş". (Yasin Suresi, 52) O, yalnızca bir tek çığlıktan başkası değildir;” yani heyecanlanıp bağırmaya da işaret ediyor. “..artık onların hepsi toplanmış olarak Huzurumuz'a getirilmişlerdir.” (Yasin Suresi, 53) Mümin için kafasını takacağı, heyecanlanacağı, tedirgin olacağı hiçbir şey olmaz. Gayet rahat olur mümin hiç. Hayır hastalığıyla şununla bununla mücadelesi olur ama genellikle son komaya yakın canı alınıyor müminlerin. O kadar uzamaz zaten anlaşılıyor canının alındığı yüzüne baktın mı anlarsınız. Derler gözünün nuru gitti diyorlar mesela anlaşılıyor anlamsız bakmaya başlar. Canı alındığı için oluyor o. Ama bağırır çağırır çırpınır o anlama gelmez. Hissetmez onu bilmez. Ama tabii mümin, Peygamberimiz (sav) de mesela hummaya yakalanmıştı “Ya Resulullah nasılsın” diyorlar, “ben de insanım tabii ki ben de imtihan oluyorum” diyor “bende de olması lazım” diyor yani bir zorluk. Sırf bana rahatlık size zorluk olmaz diyor imtihan olarak diyor tabii ki benim de zorluk içinde kalmam benim de imtihan olmam.. Ben de imtihan oluyorum diyor, olacağım tabii ki diyor. Ama son anda bak diyor, Allah yardım ediyor Cenab-ı Allah, “Refik-i Ala’ya” diyor elini havaya kaldırıyor eli düşüyor. Ölüm anını bilmesi zaten mucize. Daha önceki konuşmalar mucize.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245498/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245498/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170129t_11.jpgTue, 04 Apr 2017 00:36:18 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (27 Ocak 2017; 20:00)AYET AÇIKLAMALARI

Maide Suresi, 7’de Cenab-ı Allah, “Allah'ın üzerinizdeki nimetini ve: "İşittik ve itaat ettik" dediğinizde sizi, kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın. Allah'tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, sinelerin özünde olanı bilendir.” (Maide Suresi, 7) “İşittik ve itaat ettik” dediğinizde diyor “sizi” diyor “kendisiyle bağladığı sözünü (misakını) anın.” Siz kim? İnsan. Ne zaman varmış insan? Dünya yaratılmadan önce var. Daha kainat yok ama insan var. Normal bedenli insan nefisli, nefsi var normal bildiğin insan. Gözü var, kulağı var işitiyor, ağzı burnu var kolları var normal insan. Nefis sahibi. Nefis beden demektir, nefis beden vücut sahibi olarak var. Bak “işittik” diyor neyle işitilir? Kulağıyla. Neyle itaat edilir? Kalple, ruhla, bedenle. “İtaat ettik” diyorlar. Ve “bunu” diyor “anın” diyor Allah. “bu misakı anın” hatırlayın konuşun diyor. “Ve misakahu” misakını “ellezi” ki o “veseka” yani vesika gibi, onunla sizi bağladı “kum bihi iz kuntum” dediğiniz zaman “semiğna” işittik “ve atağna” ve itaat ettik” ata itaat aynı kelime kökeni. “Ve itteku Allahe” ve Allah’a karşı takva sahibi olun “innallahe” muhakkak ki Allah “alimun” en iyi bilen “ve bizati essuduri” göğüslerde olanı sinelerde olanı.

Araf Suresi 172, “Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı:” Kendi nefsine bedenine karşı şahit kılıyor. "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" diyorlar toptan. Birbirlerine şahit oluyorlar. İnsan olarak varlar yani. “demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.” (Araf Suresi, 172) “Ve iz ahaze” ve çıkarıldığı aldığı zaman “Rabbuke” senin Rabbin “min beni Adem” Ademoğulları’ndan.” Oğul yani insan olan oğul Adem (as)’in oğulları. Adem (as) nasıl maymun oluyor oğulları var bir kere. -Haşa- değil mi oğulları var, oğulları da mükemmel kendi de mükemmel. Ve Adem (as) dünyada değil. Daha Adem (as) dünyada değil çocuklar da dünyada değil. Bak kıyametin son gününe kadar olacak herkes tamamı orada insan olarak. Hani evrimleşmişti? Hazır zaten insan. Bak Darwinistlerin hiç ummadıkları bir şey bu konu. Hiç üstünde durmadıkları bir konu. Darwinistlerin Kuran’da evrim var sözünü kökten yıkan açıklama bu Kuran ayeti. Bununla konuları kökten bitmiş oluyor. Öbür ayetlerle de bitiyor da bununla da tam anlamıyla bitmiş oluyor hiç konuşacak halleri yok. “Min zuhurihim” onların sırtlarından “zürriyyetehum” onların zürriyyetlerini “ve eşhedehum” ve onları şahit tuttu; birbirlerine de şahit oluyorlar hepsi duyuyor. “Ala enfusihim” nefislerini kendileri üzerine; kendilerinin nefislerinin üzerine nefis bedenleri kendi vücutları, ruhlu bedenlerinin üzerine “elestu” Ben değil miyim? “elestu bikum Rabbikum” meşhur biliyorsunuz  “elestu bikum Rabbikum” Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Müminler ne diyorlar? “Kalu” diliyle söylüyor dili var evrim yok, kulağıyla duyuyor diliyle söylüyor. Beden sahibi yani. Görüyorlar birbirlerini görüyorlar şahidiz diyorlar hepsi. “Kalu bela” evet, negatif soruya pozitif cevap verirken “Bela” beli padişahım diyorlar ya bel. “Bela” evet diyorlar “şahitna” biz şahit olduk; bak biz birbirlerini de görüyorlar gözüyle görüyor müminler toplu herkes kalabalık “biz şahit olduk” diyor herkes birbirine şahit. Biz şahit olduk “en tekulu” demenize karşı “yevmel kıyameti” kıyamet günü “inna” muhakkak ki biz, gerçekten biz “kunna” Biz olduk “azabundan gafiline” gafiller habersiz olanlar değildik dememeniz için. Biz bunlardan gafildik dememeniz için.

 

HZ. MEHDİ (AS) TALEBELERİNİN RABLERİNE OLAN İTAATİ KARŞISINDA MELEKLER VE PEYGAMBERLER DAHİ HAYRETE DÜŞERLER

“Ey Ebu Hureyre” diyor “Mehdi ve cemaati zor ve güç bir yola girerek peygamberlerin derecesine kavuşurlar” diyor. Kim söylüyor? Resullullah (sav). “Allah kendilerini doyurduktan sonra açlığı” yani zengin bu çocuklar fakat sonradan aç hale geliyorlar “giydirdikten sonra çıplaklığı” mesela sonra kıyafet de bulamıyorlar. “İçirdikten sonra susuzluğu tercih ederler. Allah’ın Katındakine ümitlerini bağlayıp bunları terk ederler. Hesabından korku duyarak helali dahi bırakırlar. Dünyaya sadece bedenleriyle ilgi gösterirler. Onun herhangi bir şeyiyle iştigal de etmezler. Hz. Mehdi (as) talebelerinin Rablerine olan itaati karşısında melekler ve peygamberler dahi hayrete düşerler. Ne mutlu onlara, ne mutlu onlara Allah’ın onlarla benim aramı birleştirmesini ne kadar çok isterdim.” diyor Peygamberimiz (sav). O çok fazla Peygamberimiz (sav)’de “ahir zamanın garipleri” diyor hep Peygamberimiz (sav) hep müjdeliyor onları “ne mutlu o gariplere” diyor yani “acipleri, ahir zamanın acipleri.”

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245497/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245497/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170127t_11.jpgTue, 04 Apr 2017 00:28:37 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (26 Ocak 2017; 20:00)DECCALİN BİLİNMEYEN ÖZELLİKLERİ

Deccal yaşlı, çok ileri yaşlarda şu an. Yani yetmiş falan vardır ferah. Hadislerde belirtiyor, “saçı sakalına karışmış. Bir gözü kör.” “Saçları ağaç dalları gibi birbirine girgindir” diyor. Yani böyle felsefeci görünümlü. “Kırmızı cildi” kırmızı. “Bünyesi büyük. Saçları kıvırcık. Tek gözü kör” sönük bir gözü de. Gözlerinde problem var. Ön tarafı kızıl fakat arka tarafı siyah saçlarının. Yani kendince tarz da yapmış olabilir veyahut yapısı öyle olabilir. “Onun tek gözü kördür. Başı yılan veya kertenkele başını andırır” diyor, görünüşü. Yani garip bir görünümü var. Taberani’de geçiyor. “İrice, kalın boyunlu, tek gözlü ve şaşı.” Sihir ve manyetizmanın neviinde teshir edici vasıflara sahip. Bu konuda çok bilgi sahibi. Manyetizma, ruh ilmi, metafizik konularda çok bilgisi olan, çok araştıran bir kişi. Hipnoz gücü var.

İngiliz derin devletinin en büyük kozu bağnazlık olacak. Hz. Mehdi (as) de onların kozunu parçalayan bir insan olacak yani modern kişiliğiyle bağnazlığı dağıtmış olacak. Mevdudi bile açıklıyor “Modern bir Müslüman olacak” diyor Mevdudi. Millet onu diyor hoca böyle bir molla gibi bekleyecek ama diyor o asrının en moderni olacak diyor Mevdudi. Çok kaliteli ve modern bir insan olacak diyor. Ta yüz sene önce söylüyor yani.

Bütün Masonlar Hazreti İsa Mesih (as)'in Mason olduğu kanaatindeler. Hazreti Musa (as)'nın da Mason olduğu kanaatindeler. Hazreti Süleyman (as)'ın da Mason olduğu ve Hazreti Adem (as)'in de Mason olduğu kanaatindeler. İlk önlüğü, Mason önlüğünü Hazreti Adem (as)'in kullandığına inanıyorlar. Yapraktan, genişçe bir yapraktan Mason önlüğü taktığına inanıyorlar. Kabe’nin yapımında da Masonların yardımcı olduğuna inanıyorlar. Mikap taş tarzında, onlarda kutsal biliyorsunuz, küp şeklinde olması. O taşın konulmasını da yine öyle ona bağlıyorlar. Yani Masonlukla bağlantılı görüyorlar. Tabii onların kendi inançları. Hacer'ül Esved biliyorsunuz, göz şeklindedir. Bütün kutsal mabedlerin yapımında yine Masonların görev aldığına inanıyorlar. Görevlerinin de en son aşamada, en üst aşamada Mehdi (as)'ye yardım etmek yani Moşiyah'a yardım etmek olduğuna inanıyorlar. 33. Derecenin üstünde anlatılır onlar. Alt kademedekileri daha çok yönlendiriyorlar.

 

MASONLUK VE MEHDİ (AS) İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

Bakara Suresi 127; şeytandan Allah'a sığınırım, “İbrahim, İsmail'le birlikte Evin (Kabe'nin) sütunlarını” sütun; çift sütun Masonluk'ta kutsaldır “yükselttiğinde (ikisi şöyle dua etmişti): "Rabbimiz bizden (bunu) kabul et. Şüphesiz, Sen işiten ve bilensin"” (Bakara Suresi, 127) Bakara Suresi 127'de Hazreti İbrahim (as) ve Hazreti İsmail (as)'in duvarcı ustası olduğu anlaşılıyor. İkisi birden Kabe'yi mikap taş tarzında inşa ediyorlar. Buradan da açıkça görüyoruz ki her ikisi de İngilizce karşılığı olarak Masonlar. Çünkü duvarcı ustası, açık, Kuran'ın ifadesiyle duvarcı ustası. Ve sütunları yükseltiyorlar. "Rabbimiz, ikimizi sana teslim olmuş (müslümanlar) kıl ve soyumuzdan sana teslim olmuş (müslüman) bir ümmet (ver). Bize ibadet yöntemlerini (yer veya ilkelerini) göster ve tevbemizi kabul et. Şüphesiz, Sen tevbeleri kabul eden ve esirgeyensin." (Bakara Suresi, 128) 

 “Rabbimiz” diyor İsmail (as) ve İbrahim (as), Şeytandan Allah’a sığınırım “içlerinden onlara bir elçi” bir Mehdi “gönder, onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin” Kuran’ı öğretsin ve hikmeti öğretsin “ve onları arındırsın. Şüphesiz sen güçlü ve üstün olansın hüküm ve hikmet sahibisin.” (Bakara Suresi 129)

“Biz ayetlerimizi” diyor Cenab-ı Allah “hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz;” yani kendilerinin madde olmadığını onlara göstereceğiz yani vücutlarındaki harika sistemi bilecekler “öyle ki, şüphesiz Allah’ın hak olduğunu kendilerine açıkça belli olsun. Her şeyin üzerinde Rabbin şahit olması yetmez mi?” (Fussilet Suresi 53) Bu ayetin tefsirinde Ebu Cafer diyor ki; “Biz ayetlerimizi hem afakta, hem kendi nefislerinde onlara göstereceğiz öyle ki, şüphesiz Allah’ın hak olduğunu kendilerine açıkça belli olsun.” “Kaim Mehdi’nin ortaya çıkışı anlamına gelmektedir ki Allah onun Mehdi’nin çıkışını kullarına kaçınılmaz surette gösterecektir.”  Yani afaktaki ayetlerle, uzaydaki, gökteki güneş ay tutulmaları, kuyruklu yıldızın çıkışı hem kendi nefislerinde kendilerinde de görecekler diyor.  “Öyle ki şüphesiz onun hak olduğunu” yani Mehdi’nin hak olduğunu “kendilerine açıkça belli olsun, kaim Mehdi’nin ortaya çıkışı anlamına gelmektedir ki Allah onun Mehdi’nin çıkışını kullarına kaçınılmaz surette gösterecektir” bu şekilde tefsir ediyor. (Beklenen Mehdi, Allame Muhammed Bakır el-Meclisi, Bihar’ul Envar, İngilizce Tercümesi Cilt 13 (Eski Baskı)/ Cilt 51)

“Kaim Mehdi her türde insanın, insanlara hükmedip her türlü hükümetin kurulup artık bundan sonra kimsenin ‘eğer biz hükmetseydik adalet yayardık’ diyemedikleri bir zamanda ortaya çıkar. Ancak bundan sonra Kaim Mehdi gerçek adaletle hükmetmek için ortaya çıkar.” Beklenen Mehdi kitabında.

“Alemlerden de halktan da Mehdi’yi tanıyamayacaklar” diyor Peygamberimiz (sav), büyük alimler de tanıyamayacak. “Mehdi geldiği zaman bir zaman gelir ki, sünnet bidat gibi çirkin görülür, bidat ise sünnet gibi rağbet görür.” Mesela Bediüzzaman’ın açıklamalarında da var bu ama buradaki hadiste çok açık. “Bir zaman gelir ki, sünnet bidat gibi çirkin görülür.” Sünnet Kuran’a uymak demektir, “bidat gibi çirkin görülür” yani anormal bir şeymiş gibi gösteriyorlar. “Bidat ise” hurafeler ise “sünnet gibi rağbet görür” mesela Cübbeli’nin anlattığı hurafeler sünnet gibi rağbet görüyor. “Bidat işlemeye alışmış olan Medine’deki alim” yani İstanbul’daki alim “bidati güzel sanıp” yani hurafeyi güzel sanıp “ibadet olarak yaptığı için Hazreti Mehdi (as)’nin bidat aleyhindeki sözlerine şaşıp” yani Kuran’ın yeterliliğini anlatması ve hurafeye karşı olmasına şaşıp “‘bu adam bizim dinimizi yok ediyor’ diyecektir” diyor. Kim diyor? İmamı Rabbani Mektubat’ında yazıyor.

“Mehdi geldiği zaman dini yayarken sünnetleri diriltmeye çalışacak” yani Kuran’a insanları davet edecek “ve bidatle amel işlemeye alışanlar” yani hurafelerle amel işlemeye alışanlar “ve hurafeleri güzel sandığı ve ibadet bildiği için Medine’deki alimler de Mehdi için ‘bu bizim dinimizi yok etti ve milletimizi yok etti’ diye karşı çıkacaklardır” diyor. Milletimiz dediği ne? Dinimiz, inancımızı yok etti ‘bu zındık kafirdir’ diye ortaya çıkacaklar diyor. “Mehdi onların güzel sandığı, hurafelerin çirkinliğini, sünnetin önemini” yani Kuran’a uymanın önemini anlatacaktır “bu Allah’ın bir nimetidir” diyor İmamı Rabbani Mektubat’ının 1. cildinin 255. mektubunda.

Allah’ın Resulü (sav) dedi ki, “Ehli beytimden kaim Muhammed Mehdi’nin zamanında yaşama imkanı bulanlar ne kadar da kısmetliler. Onun” Mehdi’nin “çıkışından önce Mehdi’ye inananlar, Mehdi’nin arkadaşlarını sevenler ve Mehdi’nin düşmanlarından uzak duranlar mübarek olsun.” Peygamberimiz (sav) mübarek olsun diyor duasını alıyor. “Bu insanlar benim en yakınlarım ve hesap günü dostlarım olacaklar.” Rufai’den aktarılan hadise göre de “Bana göre Allah’ın en saygın varlıkları olacaklar” diyor Peygamberimiz (sav).

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245494/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245494/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170126t_06.jpgTue, 04 Apr 2017 00:15:52 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (25 Ocak 2017; 15:00)DECCAL İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR

Bediüzzaman diyor ki; 5. Şua’da 17. Mesele. “Rivayette var ki, deccal çıktığı gün bütün dünya işitir ve kırk günde dünyayı gezer ve harikulade bir eşeği vardır.” Yani süslü, bakımlı, çok ihtişamlı. “Allahualem bu rivayet tamamen sahih olmak şartıyla tevilleri şudur: Bu rivayetler mucizane haber verir ki, deccal zamanında vasıta-i muhabere” yani muhabere vasıtaları; telefon, radyo işte her türlü telsiz. “Ve seyahat o derece terakki edecek ki” yani insanların bir yerden bir yere süratle gitmesi o kadar gelişecek ki “bir hadise bir günde umum dünyada işitilecek.” Radyodan, televizyondan, internetten bir olay olduğunda herkes duyacak bütün dünyada. “Radyo ile bağırır, şark- garp işitir.” Doğu, batı herkes işitir. “Umum ceridelerinde okunacak.” Bütün gazetelerinde okunur. “Ve bir adam kırk günde dünyayı devredecek.” Uçakla bir oraya gidiyor, bir oraya gidiyor, bir oraya her yere gidiyor, kırk günde dünyayı gezebiliyor, şu an uçakla bu mümkün oluyor. “Ve yedi kıtasını ve yetmiş hükümetini görecek ve gezecek diye, zuhurundan on asır evvel telgraf, telefon, radyo, şimendifer tayyareden” yani uçaktan “mucizane haber verir. Hem deccal, deccallık haysiyetiyle değil, belki gayet müstebit bir kral sıfatıyla işitilir” kral, kraliçelik, krallık. Krallık başka yok, Birleşik Krallık İngiltere’de var. Kral sıfatıyla işitilir ki deccal kendini zaten kral ilan ediyor, hem lord, hem kral ilan ediyor. Bu kraliçeyi onlar esas almaz ama orda krallık, kraliçelik sistemi olduğu için o sistemde kendinin gerçek kral olduğunu iddia ediyor deccal. “Ve gezmesi de her yeri istila etmek için değil, belki fitneyi uyandırmak” fitne, casusluk, kargaşa, anarşi, terör fitneyi uyandırmak “ve insanları baştan çıkarmak içindir. İşte homoseksüellik, ahlaksızlık, zulüm, gaddarlık, psikopatlık. Ve bindiği merkebi ve himarı ise, ya şimendiferdir ki bir kulağı ve bir başı cehennem gibi ateş ocağı” yani trene de bakar diyor. Çünkü bir başı ateş ocağı diyor. “Bir kulağı ve bir başı cehennem gibi ateş ocağı, diğer kulağı yalancı cennet gibi güzelce tezyin ve tefriş edilmiş.” O tip trenler çok süslü oluyor kraliyete ait trenler, süslenen trenler. At arabası da olduğunda işte fayton falan onlar da çok süslü oluyor. Bak “cennet gibi güzelce tezyin ve tefriş edilmiş” cennet gibi. Deccalın cenneti, cehennemi vardır diyor ya hadiste. “Düşmanlarını ateşli başına” yani onlara dehşet ve şiddet saçar diyor. Ateş yani havadan bombalama işte makineli tüfekle tarama, suikastlar. “Dostlarını ziyafetli başına gönderir.” Dostlarına da büyük görkemli ziyafetler veriyor, işte o toplantılarda görüyorsunuz. “Veyahut onun eşeği merkebi dehşetli bir otomobildir veya tayyaredir veyahut” diyor Bediüzzaman nokta nokta “…sukut lazım” diyor. Hiç bilmediğiniz bir araç diyor. Böyle uçan daire gibi falan garip bir şeydir diyor aracı.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245490/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245490/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170125t_11.jpgTue, 04 Apr 2017 00:06:55 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (24 Ocak 2017; 12:00)KURAN'DA EVRİM YOKTUR. ALLAH ZER ALEMİNDE TÜM İNSANLARI YARATMIŞ, HEPSİNDEN SÖZ ALMIŞTIR. EVRİMLE AŞAMA AŞAMA OLUŞ YOKTUR

Biz zer aleminde yaratılıyoruz. İlk başta bir yaratıldık biz yani bütün kainat yaratıldı. Şuurlu varlıklar olarak yaratıldık yani normal insan olarak yaratıldık. Ve Allah bize bütün insanlığı topladıktan sonra bir araya getirip “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” dedi. Biz de şuurlu olarak “evet Rabbimizsin” dedik, şuurlu olarak nefis sahibi olarak söyledik onu. Allah diyor ki “nefis sahibiydiler” diyor. Nefis sahibi ne demek? Bedenli yani aklı var, fikri var, şuuru var bedenli. Bedenli varlıklar olarak biz Allah’ın varlığını kabul ettik. Sonra bizi dünyaya gönderiyor Cenab-ı Allah anne babayı vesile ederek, sebep ederek. Yani evrimle yaratılma diye bir konu yok. Hz. Adem (as)’i de Cenab-ı Allah önce cennette yaratıyor. Neyden yaratıyor? Porselenden, bildiğiniz porselen. Cennette yaratıyor, cennette yaratılış zaten. Orada şeytanı da yaratıyor, melekleri de yaratıyor, Adem (as)’i de yaratıyor ve Havva (as)’yı da yaratıyor yani hepsi birlikte yaratılıyor. Bak melekler, cinler, Adem (as) ve Havva (as). Ne melekler evrim geçiriyorlar ne diğerleri hepsi yaratılmış oluyor. Bak cinlerin evrim geçirdiğini söylemiyorlar, meleklerin de evrim geçirdiğini söylemiyorlar. Kardeşim hepsi beraber yaratılmadı mı? Niye insanı ayırıyorsun bundan? Adem (as) ile Havva (as) zaten zer aleminde daha önce yaratılıyor, insan olarak yaratılıyorlar. İnsan olarak yaratıldıktan sonra bu dünyaya gönderiliyorlar. Önce cennete gidiyorlar, cennet alemine geliyorlar. Cennet aleminde imtihan olmak için yeniden dünyaya geçiriliyorlar.  

Hicr Suresi 26’da “Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.” Diyor kuru bir çamur yani porselen, şekillenmiş bir balçık “iki elimle yarattım” diyor Cenab-ı Allah. “İnsanı ateşte pişmiş gibi kuru bir çamurdan yarattı.” (Rahman Suresi, 14) yani bu nedir ateşte pişmiş olan? Porselen. “Hani Rabbin meleklere demişti: 'Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.' 'Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üflediğimde hemen ona secde ederek (yere) kapanın.” (Hicr Suresi, 28-29) Bunda evrim yok samimiyetsiz hareket ediyorlar. Araf Suresi 172’de “Hani Rabbin, Ademoğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı” Bak nefis sahibi, nefis sahibi olarak yaratılmış ilk planda ilk önce insan öyle yaratılıyor Ademoğulları diye bütün insanlık, Hz. Adem (as)’in oğulları. Nerede? Daha zer aleminde var yani dünyaya gelmemişler babaları Hz. Adem (as), bütün insanlık. Zürriyetleri yani onların evlatları bütün evlatlarını diyor gelmiş geçmiş bütün evlatlarını. Almış kendi nefislerine karşı şahitler yani bilinçli nefsi olan varlıklar, insan olarak. “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?' (demişti de) onlar: 'Evet (Rabbimizsin), şahid olduk' demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: 'Biz bundan habersizdik' dememeniz içindir.” (Araf Suresi, 172) diyor Allah. Dolayısıyla hiçbir yerden bu adamların kurtarırı yok yani hiçbir yerden oyun oynayacak gibi değiller.

 

ALLAH'IN HZ. İBRAHİM'E, HZ. MUHAMMED'E, HZ. MUSA'YA, HZ. İSA'YA VAAT ETTİĞİ İSLAM'IN DÜNYAYA HAKİMİYETİNİ İNŞAALLAH GÖRECEĞİZ

Hz. İbrahim (as)’a Cenab-ı Allah’ın vadettiği olay gerçekleşecek. Siyon Dağı’ndan Allah’ın hakimiyeti açıklanacak yani Mehdiyet. Bütün dünyaya İslam’ın hakimiyeti açıklanacak. İşte Siyonizm denilen olay budur. Siyon Dağı’ndan İslam’ın dünyaya hakimiyetinin açıklanması. Vaat edilen iller de Hz. Mehdi (as)’a vaat edilen yerlerdir. Kenan ili. Hz. Musa (as)’a gösterildi o uçsuz bucaksız topraklar. Ama “bu sana nasip olmayacak” dedi Allah, Moşiyah’a nasip olacak” dedi. Hz. Musa (as) çok istedi Mehdi olmayı. Üç kere Allah’tan istedi, üçünde de Allah kabul etmedi. Mehdi olmamasının sebebi elindeki tableti atması şeklinde Museviler kendi kutsal kitaplarında açıklıyorlar. Yani “o makamı kaybetti” diyorlar “o tableti elinden attığı için” diyorlar, Tevrat tabletini. Şimdi bizim de önümüzde tabletler var, biz de tabletlere bakıp okuyoruz. Ama o zamanki tabletler taştandı, şimdiki tabletler metalden. Biz de Allah’ın hükümlerini tablete bakıp okuyoruz. Hz. Musa (as) da tablete bakıp okuyordu.

Birleşmiş Milletler’in duvarında bu yazı var, “Ulus ulusa kılıç kaldırmayacak, savaş eğitimi yapmayacaklar artık.” (Yeşaya 2/4, Mika 4/3)

 

AHİR ZAMANDA MÜSLÜMANLAR, DİNDAR HRİSTİYANLAR VE DİNDAR MUSEVİLER İTTİFAK EDECEKLER. İSLAM AHLAKI TÜM DÜNYAYA HAKİM OLACAK

Trump konuşmasında Tevrat’tan masonların da her gün okuduğu bölümü okudu. Masonlar dualarında Tevrat’ın o bölümünü okuyorlar. Aynı şekilde Museviler de okuyorlar. Çok önemli gördükleri bir dua. Yalnız Trump duanın devamını okumadı. Sadece birinci satırını okudu, ikinci satırını okumadı. “Harun’un başından sakalına, sakalından elbisesine akan Mesih yağı gibi” diyor. Moşiyah’ın başına zuhur ettiğinde yani Mehdi (as) zuhur ettiğinde, boynuz şeklinde bir kaptan, hayvan boynuzundan yapılmış bir kaptan kutsal zeytinyağı dökülecek başına, saçına, elleriyle sürecekler başına. O yağı başına sürdükten sonra, başından sakalına doğru akıtacaklar, sakalından da elbisesine doğru akacak.  Elbisesinin üstüne de akacak yağ. Onu 3500 yıldan beri bekliyor Museviler. Günde üç kere dua ederek bekliyorlar. Zebur’da geçiyor bu, Mezmurlar 133/1 ve 3. 333 rakamı da çıkıyor buradan. 33 rakamı var. 133/1 ve 3. Zebur’da diyor ki; “Ne iyi, ne güzeldir birlik içinde kardeşçe yaşamak.” Bu kısmı okudu. Ama bak şu kısmı okumadı “Başa sürülen değerli yağ gibi. Harun’un sakalından kaftanın yakasına dek inen yağ gibi. Hermon Dağı’na yağan çiğ Siyon Dağları’na yağıyor sanki.” Siyon dünya hakimiyeti demektir Müslümanlığın. “Çünkü Rab orada bereketli sonsuz yaşam buyurdu.” Yani Müslümanların sonsuz yaşayacağına işaret eden Tevrat hükmü. Müslümanlarla Museviler birleşecekler ahir zamanda. Hristiyanlar da birleşecekler. Mehdiyet öyle tesir edecek. Bediüzzaman “Hristiyanlarla Müslüman alemi tam birleşmek istidadındayken” diyor Mehdi (as) vesilesiyle. Birleşmiş Milletler de devreye girecekler İslam’ın dünyaya hakimiyetinde. Yani Hz. Mehdi (as)’ın emrinde olacaktır Birleşmiş Milletler. Onun için kuruldu diyor zaten bak gördünüz haham kendisi de söylüyor. Kuruluş amacı odur, duvarında da zaten kuruluş amacı yazıyor. Mehdiyet olduğu açıkça görülüyor. Ama bazı insanlar bunları tabii bilmediği için yani bunları bir sır olarak fark edemedikleri için dünyayı dümdüz görüyorlar.

 

MÜNAFIK EN BAŞTA ALLAH’LA UĞRAŞIR, SONRA PEYGAMBERLE, SONRA MÜSLÜMANLARLA UĞRAŞIR

Münafığı anlamak çok güç tabii çünkü çok ızdıraplı bir hayat münafığın hayatı çok gerilimli, korkunç, dehşet verici, çok gerilimli acı içinde yaşıyor. Her an yakalanma korkusu içerisinde, her an aşağılanma içerisinde, her an kendini aşağılık hissediyor. Her an karaktersizliğinden emin, her an hain olduğundan emin. Kardeşim dürüst olsana, samimi, normal Müslüman olsana, huzur içinde yaşa, Allah’a teslim ol, bırak kendini. Münafık en başta Allah’la uğraşır, sonra peygamberle, sonra Müslümanlarla uğraşır. Münafığın asıl kini Allah’adır. Allah’a kinli olduğu için Müslümana saldırır. Kuran ayetinde de buna dikkat çekiliyor, asıl kinleri, öfkesi Allah’adır. Halbuki ne güzel Allah’tan korkup, samimi, Müslüman olarak mümin, itaatli, saygılı, hürmetli olarak çok güzel yaşayabilir huzur içinde. Hem bereket veriyor Allah, bak mesela zenginlik veriyor, huzur veriyor, öbüründe aşağılık oyunlarla, karaktersizce oyunlarla bir şeyler kazanır. Bir tabak yemek için olmadık aşağılık hareket yapar, ufak bir çıkarı için bin bir türlü plan yapar, halbuki Müslüman bayağı dürüst.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245484/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/245484/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170124t_09.jpgMon, 03 Apr 2017 23:46:10 +0300
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (12 Ocak 2017; 13:00)MÜNAFIK DÜNYA HAKİMİ OLMAK İSTEYEN DELİ BİR RUHA SAHİPTİR, ÇOK VESVESELİDİR. BU YÜZDEN DE DELİCE BİR PANİK İÇİNDE YAŞAR

Peygamberimiz (sav)’e “Mümin ve münafık kimdir?” diye sormuşlar. Peygamberimiz (sav)’in cevabı şu; “Müminin gözü namazda oruçta olur münafığın gözü ise, hayvanlarda olduğu gibi yemekte, içmekte, ibadet ve namazdan uzak durmakta olur” diyor. “Mümin eli vardıkça sadaka verir Allah’tan günahlarının affedilmesini diler münafık ise, ihtiras ve boş kuruntular peşindedir.” İhtiras işte büyüklük hissi yani muhteristir böyle çok delice hedefleri vardır. Kalleşlik, manyaklık. O devrin derin devleti kimse onunla işbirliği yapıp dünya hakimi olmak ister böyle manyakça bir kafası vardır. “Ve boş kuruntular peşindedir.” Çok vesveselidir münafık. Hep kuruntu. Ayette diyor ya “Her gürültüyü kendi aleyhine zanneder.” (Münafikun Suresi, 4) Delice bir panik içinde yaşar. Ruhunda deli bir boşluk vardır, bir manyak boşluk onu sürekli doldurmaya çalışır. Onun için de hep kuruntuların peşinde gider, vesveselerinin peşinde gider. Deli bir anarşi vardır ruhunda özetle. “Müminin Allah’tan başka hiç kimseden umudu olmaz, münafık ise Allah’tan başka herkese umut bağlar.” Herkese, münafıklardan da adam elde etmeye çalışır kafirlerden de elde etmeye çalışır. Müslümanları kandırmaya çalışır. 

 

MÜNAFIK HER ŞEYİ ALLAH’IN YARATTIĞINI DÜŞÜNMEZ. MÜNAFIK İÇİN TEK BİR YARATICI VARDIR, O DA KENDİ BEYNİDİR ADETA BEYNİNE TAPAR

Münafık her şeyi Allah’ın yönettiğini düşünmez. Münafık için bir tane yaratıcı vardır o da kendi beynidir. Adeta beynine tapar. Sahtekarlığı orada yapar, oyunlar yapar, ahmakça bütün ömrü çırpınışlar içinde geçer. Halbuki her hareketini Allah yaratır münafığın ama o bilmez. Allah’a karşı bir gizli savaşı vardır münafığın, sinsi ve gizli bir savaşı. Mesela Müslümanlara bir saldırı olduğunda Müslümanlar ittifak ediyor değil mi? Münafık öyle değildir hayvan gibi bakar o bambaşka bir alemdedir. O kendini düşünür o anda Müslümanları düşünmez. Ama Müslümanların kendisini korumasını ister. Ama kendisi Müslümanları korumayı asla düşünmez öyle bir şey aklına gelmez. Münafığın ahmaklığı ileri derecesinde apati derecesinde aklı çok zayıftır. Klasik ahmaktır ve o yüzden çok açık verir. Sürekli kendini rezil eder. Nasıl bir hayvan mesela köstebek vardır hayvan kendini çok akıllı zanneder kaçmaya kalkar ama yakalanır. Münafık da böyle kör köstebek gibi çok ahmaktır. Mutlaka yakalanır kendini zeki zanneder iyi oyun oynadığını zanneder ama her oyunu yakalanır münafığın. Allah Müslümanlara öyle bir güç verir.

Münafık şeytanın insan suretine girmiş insanlar arasında dolaşan bir halidir. Şeytanın yılan gibi Müslümanlar arasında dolaşan bir halidir. Zaman zaman Müslümanları sokmaya çalışır o zehriyle. Müslüman çok dikkatli olacak. Yılan gibi tehlikelidir. Nerede ne zaman sokacağı belli olmaz münafığın. Yani o incir sepetinin içinde durur ama o sepetinden dışarı çıktığında anında Müslümanı zehirlemek ister.  Onun için Müslüman yılana titiz olduğu gibi münafığa da titiz olacak. Her an sokması tehlikesi vardır münafığın.

 

MÜNAFIK FİTNE ÇIKARTMAKTA HAYRET EDİLECEK DERECEDE YETENEKLİDİR, DURDUK YERE PİSLİK YAPAR

Münafık mesela normal yaşıyorsun durduk yere pislik çıkartır. Onun pisliğini izale edersin bir pislik daha çıkartır. Onu izale edersin bir pislik daha çıkarır. Hayret edilecek şekilde yeteneklidir fitne çıkartmada. Ahlaksızlık ve pislik yapmada, Müslümanlara iş çıkartmada, konu çıkartmada Müslümanları meşgul etme konusunda şeytani bir yeteneğe sahiptir. Aynı şeytanda olduğu gibi. Onun için münafık değil de direkt şeytan diyeceksin. Çünkü onun bedenine hulul etmiş şeytan. Müslüman arasında dolaşır mesela eve gelir bir pislik yapar, sokağa çıkar bir pislik yapar, okuluna gider bir pislik yapar. Lokantaya gider bir pislik yapar. Her yerde pislik yapar yani pislik üretme makinesi gibidir. Seri olarak pislik üretir münafık.

Münafık sürekli suç işlediği için suçlanmaktan çekindiği için onun pis bir silahı vardır; pislik böceği gibi sürekli Müslümanların üzerine iftira atarak yaşamaya çalışır. Kendine bir zarar gelmemesini düşünerek kendini şeytani bir yöntemle koruma düşüncesiyle kesintisiz Müslümanlarla uğraşarak Müslümanlara iftira atarak veya suçlayarak veyahut Müslümanlara sürekli kusur bularak o şekilde yaşamaya çalışır. Yani hayatı sürünme şeklindedir münafığın aynı şeytan gibi.

Münafığın bir de hayret edecek bir özelliği vardır, yüzü masktır hayasızlık yüzüne tam oturmuştur. Utanma hissi olmaz münafıkta. Hani yüzüne teneke çakılmış derler ya yüzünde eşek oynamış derler. Hayasızca iftira atabilir Müslümana, hayasızca yalan söyleyebilir. Çok seri yalan söyler münafık. Mesela kaplumbağanın üstüne bindim dünya gezisine çıktım falan bile diyecek kadar ahmaktır, zır delidir. Hayret edilecek yalanlar söyler seri olarak. Gerçek münafıksa münafıklığından asla vazgeçmez. Ama kalbinde hastalık olansa o tedavi olabilir, vazgeçebilir ama gerçek münafıksa incelir ama kopmaz yani hemen hacim alır. Mesela dar bir yerden geçiyorsa incelir. Geniş bir yere geldiğinde hemen hacim alır orada genişler. Yine dar bir yere geldiğinde yine incelir. Böyle bir lağımın ince bir borudan akıp sonra geniş bir yere ulaşması gibi. İnce borudayken incelir ama kalın bir yere geldiğinde birden genişler vazgeçmez yani.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244797/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244797/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170112t_09.jpgSun, 19 Mar 2017 00:41:54 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (10 Ocak 2017; 22:00)MÜNAFIK AZGINLIĞINI ORTAYA KOYMAK İÇİN UYGUN ZEMİN OLUŞMASINI BEKLER

Münafık kaya porsuğu gibidir, böyle sinsice bekler. Münafık puslu havada saklanır. Ama biraz ortalık aydınlandı mı hemen onun gözlerini kan bürür, dişleri yine sivrilmeye başlar. Pislik ve ahlaksızlık yapmak için aranmaya başlar. Onun için münafığın üstünden dikkatin hiç dağılmaması lazım. Münafıkların üstünden dikkat dağıldığında azgınlıklarını tarih içinde hep göstermişlerdir. Münafığın özelliği fırsatçı olmasıdır yani ortalığın yatışmasını bekler ve fırsatı iyi kollar. Yani zeminin, zamanın, ortamın müsait olmasını bekler. O zaman kahpeliğini yapar. Yani böyle karanlıkta uçan yarasa gibidir münafık. Bir köşede bekler. Bakar, ortam müsait, zemin müsait, hemen bütün azgınlığıyla ortaya çıkar. Onun için “münafık ıslah oldu, düzeldi, tamam işimize bakalım, rahat edelim artık” öyle bir şey olmaz. Münafık tam onu düşündüğün anda gelir vurur yani hep tarihte böyle olmuştur. Mesela Hz. Ali (kv)  acayip rahatladı, “İslam zaten hakim oldu” falan. Evinden mescide geliyor, gayet sakin rahat. Gidiyor abdestini alıyor, tam secdeye kapandığı anda adam zehirli kılıçla vuruyor. Niye? Çünkü münafıklara karşı artık içi rahatlamış, “kontrol altında” diyor. Ya kardeşim -genel anlamda diyorum- su uyur münafık uyumaz. Münafık daima zaman, zemin ve ortamı kollar. Bir anda azgınlaşır, hayvanlaşır, vahşileşir. Yani bir vahşi kuduz bir köpek gibidir. Sakin bir köşede durur, hiç ummadığın anda azgınca saldırıya geçer. Onun için Müslüman’ın münafığa karşı dikkatsiz olduğu hiçbir dönem hiçbir zaman olamaz. Daima tetikte ve dikkatli olacak.

 

MÜNAFIK HER YERDE ARSIZDIR, HAYASIZDIR

Mesela diyorsun “cehenneme gitti artık orada düzelir” diyorsun. Münafık cehennemde de arsız hayasız. Hala orada bir şeyler koparmak istiyor Müslümanlardan. İşte “Rabbinize söyleyin bana yiyecek versin.” Bak, azgınlığa bak, daha hala. İşte “sizin yediğiniz yiyeceklerden bana biraz getirsene, içtiğiniz sudan biraz getir.” “Ateşin halkı cennet halkına seslenir: "Bize biraz sudan ya da Allah'ın size verdiği rızıktan aktarın.” (Araf Suresi, 50) Orada da o pisboğazlığı ve manyaklığı devam eder. Yani o tamahkarlığı ve azgınlığı devam eder sonsuza kadar. Daha hala orada da plan yapar. Orada da ahlaksızlığı geçmiyor. Orada da casusluk, itlik ve ahlaksızlığına devam ediyor. Orada da projeler kuruyor, kaçma projeleri ayarlıyor. Orada öbür münafıkları organize etmeye çalışıyor. Tam kaçacağı anda yakalanıp rezil kepaze oluyorlar, Müslümanlar da onların haline gülüyor. Ayette var “Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler. Tahtlar üzerinde bakıp-seyretmek suretiyle.” (Mutaffifin Suresi, 34-35) diyor. Yine yeniden Allah’a karşı oyun oynayabileceğini zannediyor, cehennemden bir şekilde kaçabileceğini düşünüyor. Yine orada organizasyonlar yapıyor, oyunlar hazırlıyor, yine yakalanıyor. Yani münafık sonsuza kadar alçak bir mahluktur.

 

MÜNAFIK HİÇBİR ŞEYDEN İBRET ALMAZ. HASTALIKLAR, FELAKETLER, DERTLER MÜNAFIĞI HİÇ ETKİLEMEZ

Münafığa bela geldi mi daha azgınlaşır o, ondan ibret almaz. Genel Müslümanlara gelen felaketlerde acayip sevinir münafıklar. Birdenbire böyle hayvani bir neşenin içine girer. Ama Müslümanların lehine bir şey olduğunda içine kapanır, çok ızdırap çeker, yani manyaklaşır. Yani ızdırabını, acısını hissettirir Müslümanların lehine bir şey olduğunda.  Mesela Cenab-ı Allah diyor ki Tevbe Suresi 126’da “Görmüyorlar mı ki, gerçekten onlar her yıl, bir veya iki defa belaya çarptırılıyorlar da sonra tevbe etmiyorlar ve öğüt alıp (ders çıkarıp) düşünmüyorlar.” Diyor. Münafık hiç etkilenmez. Diyorsun mesela “çok büyük bir dert bu. Bundan hakikaten etkilenmiştir” diyorsun. Çok hayasızdır. Hatta hiç etkilenmediğini özellikle vurgulamaya çalışır münafık. Allah’ı anmaz, yani onun Allah’tan kaynaklandığını, bir ibret vesilesi olduğuna inanmaz.

 

MÜNAFIĞIN BİR ÖZELLİĞİ DE MÜSLÜMANLARA KARŞI KURAN’LA KENDİNİ KORUMAYA ÇALIŞMASI

Mesela münafık alametleri okunduğunda o da sana iftira ayetlerini okur. Yani münafığın özelliğidir. Veyahut mesela pisboğazlığıyla ilgili ayet söylediğinde Allah’ın verdiği nimetlerle ilgili Kuran ayeti okur. Yani özelliğidir Kuran buna dikkat çekiyor. Yani “…aldatıcı(lar) da, sizi Allah ile (Allah'ın adını kullanarak) aldatmasın.” (Fatır Suresi, 5) diyor. Münafığın savunma metodu odur. Ve her şeyin kendi hakkı olduğuna inanır. Mesela diyor ki Karun, Kassas Suresi 78’de “Dedi ki: "Bu, bende olan bir bilgi dolayısıyla bana verilmiştir.” Şu zenginlik ve güç. Kendi zekasıyla, aklıyla bir şeyler elde ettiğini düşünür münafık yani Allah’ın lütfu olduğunu düşünmez. 

 

ABDULKADİR GEYLANİ HAZRETLERİNİN MÜNAFIKLARLA İLGİLİ BİR SÖZÜ

Abdülkadir Geylani diyor ki; “İçi bozuk münafık her işi güçlükle yapar. İbadet faslına gelince ondan daha tembeli bulunmaz. Şayet bir ibadet yapacak olsa dıştan zorlama ile yapar. İçi ise tam bir fesat halindedir, bir türlü imanlı zümreye katılmak istemez.” Yani sürekli bir kovalamaca vardır münafıkta. Hep hayvan gibi yalnız olmak ister. Müslümanlara hep içinde bir öfke vardır. Mutlaka bir kusur bulmaya çalışır Müslümanlarda. Müslümanlara sataşmadığı bir gün olmaz münafığın. Her gün bir konu bulur, her gün. Onun için bak, Abdülkadir Geylani diyor ki; “İçi bozuk münafık her işi güçlükle yapar.” Yani birisini değil, her şeyi de. “Yemek yiyeceğiz” dersin, orada bela getirir. “Burayı süpürelim” dersen, işte “ben nezleyim bana dokunur” “şurayı silelim” dersin. “Yok, kolum ağrıyor” der. Yahut “oranın nemi bana zarar veriyor” der yani illaki bir pislik yapar. “İbadet faslına gelince ondan daha tembeli bulunmaz.” Namaza çok üşenerek kalkar, hiç hoşlanmaz. “Şayet bir ibadet yapacak olsa dıştan zorlama ile yapar” Böyle çekerek falan “gel namazını kıl. Abdest al” zorla. Öfkelenir namaza kaldırdığında da, münafığın özelliğidir o. Ezan okundu mu mesela acayip kinlenir. “Hadi namaza kalkalım” dediğinde adamın sesini duyduğunda cinnet geçirir çok öfkelendirir onu. “İçi ise tam bir fesat halindedir.” İçi zaten fokur fokur lağım kaynar münafığın. “Bir türlü imanlı zümreye katılmak istemez” hepsini düşman bilir, Müslümanların hiçbirini sevmez. Münafık zombi gibi yani bir türlü o içindeki fesat ve pislik ölmez. “Tam öldü bitti ahlaksızlığı” derken bir de bakarsın hortlamış yine çıkmış. Yani alçaklığı bitti derken yeniden. Var ya filmlerde falan olur. Alet oluyor darmakeşan oluyor alet sonra yeniden birleşiyor çelik alet yeniden harekete geçiyor ya, filmlerde görüyorsunuz.

 

MÜNAFIK ÇOK NANKÖR OLUR, NİMETİN KIYMETİNİ BİLMEZ. ONA YAPILAN İYİLİKLERİ BİLMEZ. SADECE ALEYHİNE OLAN KONULARI BULMAYA ÇALIŞIR

Mesela “yemeğin tuzu niye konmadı, yemek niye sıcak?” yani yemeğe şükretmez. Kusur bulma peşindedir o. Tevbe Suresi 80’de Cenab-ı Allah diyor ki; “Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz.” Çünkü ahlaksız, manyak bir kararlılık içinde oluyorlar. “Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır.” Allah’a da nankör, Allah’ın elçisine de nankör, Müslümanlara karşı da nankördür yani nimetin kadrini bilmez münafık. “Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler.” Tevbe Suresi, 74. Münafıkların ağzından hep küfür akar ama sorduğunda “yok, ben öyle bir şey demedim. Sana öyle gelmiş” der, inkar eder. Bak, Allah onu diyor. “Allah'a and içiyorlar ki (o inkar sözünü) söylemediler. Oysa andolsun, onlar inkar sözünü söylemişlerdir” çok fazla münafık inkar sözü kullanır “ve İslamlıklarından sonra inkara sapmışlardır ve erişemedikleri bir şeye yeltenmişlerdir.” Yani en büyük olma, Allah gibi olma istekleri var. “Oysa intikama kalkışmalarının” hep Müslümanlardan intikamını alma hırsı içindedir münafıklar. “ kendilerini Allah'ın ve elçisinin bol ihsanından zengin kılmasından başka (bir nedeni) yoktu.” Mesela fakirken acayip zengin ediyor Peygamber (sav) onları normal sıradan bir insanken. Zengin olunca daha da azıp daha da kudurup, daha fazla isteyen, daha saldırgan hale geliyor. Fakir halindeyken bunu yapmıyor yani mal ve zenginlik verilince kudurup azıyor. Müminler de diyorlar ki şeytandan Allah’a sığınırım. “Sen Yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok.” (Bakara Suresi, 32) diyorlar. “Sen bize ne öğretirsen o.” Ama münafık öyle değil. O kendi okuyup araştırıp bir şeyler elde ettiğine inanır. Zekasıyla, kendi yeteneğiyle elde ettiğini düşünür. Ama mümin öyle değil. Mümin an an “Sen bize ne öğretiyorsan onu biliyoruz Ya Rabbi” diyorlar. “Başka bir şey bilmiyoruz” diyorlar.

 

MÜNAFIKLAR KURAN'I MÜSLÜMANLARLA MÜNAKAŞA ETMEK İÇİN ÖĞRENİRLER

Ramuz El-Ehadis’te diyor ki; “Münafık ise Kuran’ı öğrenir fakat Kuran’la ilim ehliyle mücadele etmek için öğrenir.” Yani Müslümanlarla mücadele etmek için. Yani “Kuran’da Müslüman’ın aleyhine bir şey var mı, onun aleyhine kullanabileceği bir hüküm var mı? Onu arar” diyor. Yani “İslam’ı, cihadı, İslam’ın faydasını aramaz” diyor. “Müslümanların aleyhinde bir hüküm var mı, ona bakar” diyor.

Peygamberimiz (sav) münafıkların müminlerle münakaşa için Kuran öğrenmelerinden bile endişe duyduğunu söylüyor Peygamberimiz (sav) Ahmed Bin Hanbel Müsned’in de. Müminlerle münakaşa için Kuran öğrenmeleri yani tartışmak için öğreniyor Kuran’ı. Hakikaten de yetenekli. Ama sırf Müslüman’ın güya kendince açığını bulup oradan onu vurmak için yapıyor.

Münafıklar Maide Suresi 41’de “Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar” Yani münafıkla uğraşılmaz, bayağı tehlikelidir. Her an beladır yani.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244796/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244796/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170110t_12.jpgSun, 19 Mar 2017 00:30:12 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (5 Ocak 2017; 22:00)ORTADOĞU'YU PARAMPARÇA EDEN HARİTA, BAŞINDA CHURCHİLL'İN OLDUĞU "40 HARAMİLER" OLARAK ADLANDIRILAN EKİP TARAFINDAN ÇİZİLMİŞTİR

Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı Cihad-ı Ekber çağrısı yaptı, neye karşı? İngiltere’ye karşı. İngiltere de buna karşı İslam Birliğinin ortaya çıkmasını engellemek için Arapları kışkırttı, Mekke Şerifi Hüseyin’le bağlantıya geçtiler. Hüseyin’e eğer Osmanlı’ya karşı isyan başlatırsa ilerde büyük Arabistan kralı olacağı taahhüdünde bulundular. Halbuki ünlü Sykes-Picot Anlaşması’na göre Arap bölgesi çeşitli hakimiyet bölgelerine ayrılmıştı zaten. Ama size tek devlet vereceğiz dediler, büyük Arabistan; o zavallı da inandı ona. Halbuki büyük Arabistan kralı diye bir şey yoktu. Ondan sonra da Osmanlı’ya karşı Arapları kışkırtınca Osmanlı parçalanmış oldu, İslam birliği de bozulmuş oldu İngiliz derin devletinin oyunuyla. Gerçek mahiyetini ben açıklıyorum, bak belgelerler gösteriyorum. Bu açık apaçık bir gerçek, büyük bir felaket, bu felaket şu anda devam ediyor bak bütün aydınlar durumun farkına vardılar. Churchill hıçkırığıyla ilgili bu harita 1921 yılında Kahire toplantısında kırk İngiliz’in katılımıyla yapılıyor bak kırk, özel seçilmiş bir sayı. İngiliz derin devletinin kutsal bildiği bir sayı kırk. Churchill bu katılanlara diyor “bunların adı” diyor “Kırk Haramiler” diyor. Adam yerine koymuyor. Ve Osmanlı toprakları bu Kırk Haramiler tarafından yağma ediliyor. Kendisi söylüyor “Kırk Haramiler bunların adı” diyor. Ve Osmanlı toprakları paramparça ediliyor bu adamların cetvelleriyle. Haritayı çizen Churchill ve adamları. İşte Kırk Haramiler dedikleri ekip.

 

PEYGAMBERİMİZ MEHDİ'NİN ÇIKIŞINDA YAŞANACAK OLAYLARI O DEVRİN KİŞİLERİNİN İSİMLERİNE KADAR HABER VERİYOR

 “Resulullah (sav) dedi ki; kafa bulandırıcı bir karmaşa olduğunda” terör anarşi her türlü olaylar olduğunda ahir zamanda “artık yüzünüzü Medine’ye döndürüp bekleyin. Dedik ki hangi Medine Ya Resulullah? Dedi ki bildiğiniz kaç tane Medine var?” diyor Peygamberimiz (sav). O devirde Medine diye yani büyük şehir anlamında İstanbul’un dışında şehir yok dünyada. Çünkü bak diyor ki hadis Medine’de söyleniyor zaten Peygamber (sav)’in olduğu yerde söyleniyor. Öyle de olsa burada bekleyin, buraya bakın derdi. Çünkü hangi Medine nasıl desin? Medine’de olan insan hangi Medine der mi? Peygamber der “İşte burası” diyecektir. Buraya bakın derdi. İstanbul bundan altı yüz yıl öncesine kadar şehir olarak dünyada bahsedilen tek yer. Şehir olarak sadece İstanbul için şehir deniyor altı yüz yıl öncesi. Hicaz Yarımadası’ndan kuzey Avrupa’ya Vikinglerden kalan yazılara kadar her eski yazıda şehir veya saadet limanı sadece İstanbul için kullanılmış. Bununla beraber vize ile girilen tek yer de yine İstanbul. Vize olmadan girilemiyor yani herkes giremiyor. En büyük şehir. Yani onu gereksiz görüyor Peygamber (sav). “Neyini soruyorsunuz?” diyor. Sonra başka bir hadiste de yine soruyorlar “hangi Medine Ya Resulullah?” “İstanbul” açıkça söylüyor orada da. Israrla sordukları için her seferinde “hangi Medine?” diye sordukları için “kaç tane Medine var?” gibi söylüyor Peygamber (sav). “Bildiğiniz kaç tane Medine var?” diyor. o Medine’de olsa burada diyecek zaten.  Yönünüzü dönün diyor ona içindeyken yönünüzü dönün der mi? Demek ki dışarıda olacak ki kişi yönünüzü oraya doğru çevirin diyor. İçinde olana öyle denmez.

“Mehdi çıkmadan önce” diyor Peygamberimiz (sav) bak detaylara bak “Sakaroğulları’ndan biri siyah bayrakları kanla kırmızıya boyar” diyor. Bu Ala Sakar IŞİD’le olan çatışmalarıyla gündeme geldi. Hatta dünya çapında röportajlar yapıldı. Özgür Suriye Ordu birliklerinin başı olan bir kişi bu. Özgür Suriye Ordusu’nun başı olan ünlü bir lider bu. Adı Sakar “Mehdi çıkmadan önce Sakaroğulları’ndan biri siyah bayrakları kanla kırmızıya boyar” diyor. Aynısı. Yani kan revan içinde kalır diyor. IŞİD’le çatışma sonucunda çok fazla IŞİD’linin hakikaten ölmesine sebep oldu. IŞİD bayrakları hakikaten kana boyandı bu kişi sebebiyle. Bak onun ismi de veriliyor. İsimle mesela Esad’ın ismi direkt Esad diye, Beşar ismi de Beşar diye veriliyor. Öcalan’ın da ismi Abdullah diye açıkça veriliyor. “Dinsiz grubun başında olacak Fırat taraflarında” diyor. Bütün bölgede olacak olaylarda şahısların isimlerini tek tek veriyor.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244781/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244781/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170105t_09.jpgSat, 18 Mar 2017 19:47:44 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (3 Ocak 2017; 22:00)MASONLUK ÇOK ESKİ TARİHLERE DAYANAN BİR YAPI. DİNDAR MASONLAR, FİRAVUN VE NEMRUD GİBİ DİNSİZ MASONLARIN ETKİSİZ HALE GELMESİNİ SAĞLAMIŞTIR

Masonluk hür düşünen, samimi düşünen, dürüst, iyi kaliteli, o topluluğun, o milletin ileri gelenlerinden oluşan, aydınlarından oluşan seçkin topluluk. Yani tarihin en eski devirlerine kadar giden her devirde olmuş. O devrin en seçkin insanlarının bir araya geldiği bir dernek ama genellikle gizli olmuş. Yoksa din konusu o dernekte hakim olmuyor. Kimi Hristiyan, kimi Musevi, kimi dinsiz oluyor karışmıyorlar ona. Ama fikir özgürlüğü oluyor masonlukta. Hür mason, free mason zaten adı üstünde free mason. Mason demek duvarcı ustası, taş ustası demek. O resimde de dikkat ederseniz Nemrut oradaki ustaları denetliyor. Yani eğer masonluk konusuna gelirsek Nemrut kendisi de masondu. Yani üstat masondu ama dinsiz. Ama dindar masonlar onu etkisiz hale getirdiler. Tabii. Mesela Firavun masondu ama sarayının içinde dindar çok fazla mason vardı. Onlar da onu etkisiz hale getirdiler, Kuran’da görüyoruz üsluplarını. “Firavun ailesinden imanını gizlemekte olan mü'min bir adam.” (Mü’min Suresi, 28) diyor. Gelip konuşuyor ve bayağı çekiniyor Firavun, ona cevap dahi veremiyor.

 

HADİSLERDE DECCAL CASUS OLARAK BELİRTİLİR. İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN YANCILARININ HEPSİ CASUSTUR. SÜREKLİ BİLGİ AKTARIRLAR

Sünen-i Ebu Davud’ta cessase hadisinde zaten deccal hep casus olarak belirtiliyor hadislerde, cessase. “Deccalın askerleri bütün ruhları ile deccala casusluk yapan casus kişiler olacak.” İngiliz derin devletinin yalakaları hepsi casustur, sürekli İngiltere’ye bilgi akıtırlar. O yüzden bunların muazzam istihbarat gücü oluyor.

Bazı askerler bakıyoruz deccalın, yani İngiliz derin devletinin casusu. Bak diyor ki; “Deccalın askerleri bütün ruhlarıyla deccala casusluk yapan casus kişiler olacak.” Mesela darbecilere bakıyoruz asker ama İngiliz derin devletinin elemanı. Kendi milletinden nefret ediyor ve deccalın emriyle Müslümanları tanklarla eziyor, havadan otomatik silahla tarıyor. Deccala tam tabi olmuş.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244776/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244776/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170103t_07.jpgSat, 18 Mar 2017 19:17:49 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (2 Ocak 2017; 22:00)DECCALİYET HAŞA İLAHLIK İDDİASIYLA ORTAYA ÇIKTIĞI İÇİN YILMAZ, CAN ALMAKTAN, TERÖRDEN, ANARŞİDEN VAZGEÇMEZ

Deccal, deccallik iddiasıyla ortaya çıktığı için yılmaz. Çünkü Allah olduğunu iddia ediyor. Yani Allah'tan daha üstün bir şey yok diyor. Ben de Allah'ım diyor, haşa. O zaman ben can alırım diyor. İnsanların canını alan benim, diyor. Canlarını da bağışlayan benim, diyor. Can aldığımı insanlara göstereceğim, diyor. Şu an can alıyor. Kendi taraftarlarına sizin canınızı bağışlıyorum, diyor. İşte benim cennetim diyor, İngiliz derin devleti olduğu gibi emrinizde diyor. Nereye gitseniz size iş de var, aş da var, imkan da var. Her şeyi sağlarım diyor. Şöhret, güç, büyüklük her şey olur diyor. Zaten deccale hizmet edenlere bir süre sonra o, haşa Allahlık vasfı veriyor. Siz de lordsunuz diyor. Seni de lord ilan ettim diyor. Sen de Allah'sın diyor. Birbirlerine lordum diye hitap ediyorlar. Yani Allah'ım diye hitap ediyorlar, haşa. Onun için deccal yılmaz, onu söyleyeyim. Yani hani diyorlar ya terörün belini kıracağız falan, İslam alemi birleşmeden, İttihad-ı İslam olmadan, Mehdi (as) zahir olmadan, İsa Mesih'le birlikte hareket etmeden deccalin ölümü diye bir şey yok. Deccalin  yenilmesi diye bir şey yok. Bakın, görün bütün şiddetiyle terör tırmanır. Yani deccal çünkü vasfı odur, Allahsız, Kitapsız sistemi savunur. Allah karşıtı olduğu için Allahsızlığı savunmaya devam edecektir. Allah olduğunu iddia ettiği için de can almaya devam edecektir. Dehşet ve şiddeti yayacaktır. Kendi taraftarlarını da işte kendince yaşattığını, cennetine koyduğunu iddia ediyor. Şimdi bunları da insanlar görüyor ve görmeye devam edecekler. İslam alemi birleşmeden, İttihad-ı İslam olmadan deccalin yenilmesi diye bir konu yok. Hiçbir ülke tek başına deccalle baş edemez. Yani dünyadaki şu an hiçbir ülke deccalle tek başına baş edemez. Mutlaka İslam birliği olması gerekiyor. İttihad-ı İslam olması gerekiyor. İlk çıktığında bilmiş bir mürşit gibi davranıyor deccal. İlk, en başında. Sonraki çalışmalarında kendisinin peygamber olduğunu, vahiy aldığını iddia ediyor. Etrafında işte o derin devlet yapılanması oluşmaya başlıyor. En son iddiası da ben Allah'ım diyor, haşa. Uluhiyet iddia ediyor. O zaman tabii çok delice bir ruh meydana geliyor, çok delice bir enaniyet ve kibir meydana geliyor.

Resulullah diyor ki: "Deccal çıktığı zaman herkes onu sahici bir mürşit sanıp peşine takılacak, sonra çalışmalarını sürdürecek, derken peygamberlik iddia edecek. Bunu gören akıl sahibi kişiler ondan ayrılacaklar.” Peygamberlik iddia ettiğini anlayınca. “Daha sonra Uluhiyet, ilahlık davasında bulunacak, -haşa- ben Allah'ım diyecek.” Taberani bunu sahabe olan Bin Mu'temer'den şöyle rivayet ediyor: (Medineli allame Muhammed bin Resul el Hüseyni el Berzenci, Kıyamet Alametleri, sayfa 212) Burada da Arapçası var.

“Şeytanlar ona ne istersen söyle yapalım, diyecekler” diyor, cin şeytanlar. “O da: “Haydi gidin insanlara benim onların Rabbi olduğumu söyleyin”” Allah olduğumu söyleyin “deyip her birini bir tarafa salacak” diyor. Dünyanın her tarafında şu an casusları, elemanları, yancıları İngiliz derin devletine yalakalık yapıyorlar, ama deliler gibi. Mesela Churcill'i kendilerine mürşit olarak gösteriyor. Churcill de lorddu, lordluk iddia ediyordu. Yani kendisinin Allah olduğunu iddia ediyordu. Bütün bu ekibin özelliği bu.

“Bir kısım insanlar deccalle sohbet edecekler ve diyecekler ki: “Biz onun kafir olduğunu biliyoruz. Yemeğinden yemek, ağacından faydalanmak için onunla arkadaşlık yapıyoruz” diyecekler” diyor.

“Deccalin tabileri, ona uyanlar çok fazladır” diyor Peygamberimiz (sav) . “Kendisine birçok kimse iltihak edip katılacak” diyor. (Et Tebrizi Veliyüddin Muhammed).

“Muhakkak ki deccal Harem (Mekke, Medine ve Beyt-i Mukaddes) dışında yeryüzünün tümüne galip gelecek.” Her yerde deccaliyet hakim olacak, diyor.

“Deccalin sayısız planları vardır” diyor Peygamberimiz (sav). “Ordusu isteksiz kölelerden oluşur. Fil orduları vardır deccalin” diyor.

Deccal insanları öldürürken iddiası şu: Ben Allah'ım diyor, fakat can alırım, can da veririm diyor. Daha önce de aynı, Cengizhan, Hülagü zamanında, Hülagü fitnesinde özellikle. O da aynı iddiada. Bak Firavun da aynı iddiada, Nemrut da aynı iddiada. Nemrut, ben de insan öldürürüm diyor. Ben de diriltirim diyor, Kuran'da geçiyor ayette. Bütün deccaller bu ifadeyi kullanıyorlar, Allah'ın hikmeti. Ama Darwinist felsefe açısından işte böyle vicdansız insanları teşvik etmek için de nüfusun fazlalığını söylüyorlar. Yani ne kadar fazla insan öldürürsen, o kadar insanlık rahat eder diyorlar.  Ve kitle katliamlarını teşvik ediyorlar. İslam aleminin de çok kalabalık olduğunu söylüyorlar. Ne kadar çok ölürseler o kadar kargaşa olmaz, o kadar huzur olur diyorlar. Yani şeytani bir mantık. Halbuki imanla, sevgiyle netice alacakken öldürerek netice alalım diyorlar. Çok şeytani, manyakça, psikopatça bir fikir.

İmam-ı Sadık diyor ki: “Deccal ilk önce Türk’le savaşır.” Bak Türklere saldırmaya başladı, görüyorsunuz. “Sonra deccalin kökünün kazınması Mehdi'nin eliyle olur. Mehdi ilk sancağını açıp Türklere yönelir.” Yani Türkleri kurtarmanın peşinde olur ilk sancağını açıp. (Yevmul Halas, sayfa 329). İmam-ı Sadık'tan hadis, 1300 yıllık hadis.

 

HADİS AÇIKLAMALARI

“Türklerde kargaşa çıktığında” diyor Resulullah (sav) “artık Mehdi’nin çıkışını bekleyin. O çıkıp adalet getirecektir” diyor. Bihar’ul Envar bin yıllık kitapta. “Türklerde karmaşa çıktığında artık Mehdi’nin çıkışını bekleyin. O çıkıp adalet getirecektir.” Resulullah (sav) söylüyor bunu. Bihar’ul Envar 1.cilt 160. sayfada.

“Kaiminiz Mehdi çıktığında hevesler cimriliğe dönmüşken onları doğru yola çeker. İnsanlar Kuran’ı kendi fikirlerine döndürmektelerken fikirleri Kuran’a döndürülür” yani kötü niyetle Kuran’ı değiştirmeye kalkarlarken insanlar gerçek anlamda Kuran’a döndürülür diyor Mehdi (as) vesilesiyle. “Kitabın terk edilmiş hükümlerini Mehdi hayata döndürür” diyor. Bihar’ul Envar’da 1.cilt 159. sayfa

Ebû Saîd el-Hudrî nakletti “Resulullah bize deccal ile ilgili bilgi verdi” diyor. Sürekli bilgi veriyor Peygamberimiz (sav). Bak şu an yasak, alimler falan hiç deccal hakkında bilgi vermiyorlar. Bu deccalin çıktığını gösteriyor. Bunu Cübbeli de diyor “Deccalden bahsedilmedikçe, Mehdi’den bahsedilmedikçe bilin ki deccal zuhur etmiştir” diyor deccalin zamanında. Mehdi’den ve deccalden alimlerin bahsetmemesi durumunda en büyük alamettir ki Mehdi de deccal de zuhur etti, bunu bileceksin.

“Deccal Medine’nin içine girmesi yasakken çıkacak” yani İstanbul Medine. Bihar’ul Envar’ın 1.cildinin 139.sayfasında. Bin yıllık eser. Bak “Deccal Medine içine girmesi yasakken çıkacak. Bu nedenle Medine yakınlarında bir yere gelecek” İstanbul’a giremiyor. Ama İstanbul’un yakınına bir yere gelecek diyor. “O dönemde dünyadaki insanların en iyisi “andolsun bu deccal” diyecek” diyor. Deccale teşhis koyacak, ilk teşhisi koyuyor. “İstanbul’un yakınında bir yere gelecek.” diyor. Tabii çok büyük olay olacak geldiğinde de.

Hz. Sa’b İbn-i Cesame (ra)’dan rivayet edildi, sahabe. “Deccal insanlarca kendisinden bahsedilmekten zuhul edilmedikçe” unutulmadıkça ve vazgeçilmedikçe “ve imamlar da cami minberlerinde ondan bahsetmeyi terk etmedikçe çıkmaz.” Şu an ne oluyor? Terk.

“Mehdi (as)’ın hükmü Hızır’ın hükmü gibi olacak.” diyor. “Musa bin İmran’a nasıl ağır gelmişti Hızır’ın yaptıkları” diyor. Yani Hızır (as) meşreplidir Mehdi (as), ona işaret.

“Ahir zaman deccali dinin hafife alındığı dönemde çıkar. Dünyayı beyaz bir eşekle dolaşır ki eşeğin kulaklarının arası 20 metredir.” Yani süslü bir trenle gezeceği anlaşılıyor.

Deccal insanların mutluluğunu istemez, sevincini istemez. Herkesin kendisine dönmesini, kendisinin boyunduruğunda olmasını ister. Deccalin birçok şartı vardır. Oradaki insanlar ondan habersiz insanlar. Kendine -haşa- kul olmaya zorluyor insanları. Deccalin bir özelliği de insanlara mutsuzluk vermesidir. Yeis, ümitsizlik, korku, panik ve matem. Deccalin hedefi budur. İnsanları öldürmek veyahut manen öldürmek. Onların yaşam sevincini yok etmek, heyecanını yok etmek, mutluluklarını yok etmektir. Onun için Deccalin en kızacağı şeylerden biri de neşe ve sevinçtir. Neşeye saldırır deccal, sevince saldırır, mutluluğa saldırır, güzelliğe saldırır, birlik beraberliğe saldırır ve en çok imana saldırır. Kuran’a saldırır, imana saldırır. Hedeflerini iyi bilmek lazım.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244775/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244775/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net/Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170103t_08.jpgSat, 18 Mar 2017 19:10:39 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (1 Ocak 2017; 22:00)MÜNAFIKTA DELİ CESARETİ VARDIR. MÜNAFIK CESARETİ TARİHİN EN PİS EN KİRLİ EN AHMAK CESARETİDİR

Münafık konusu çok hayati. Münafık kendi alemindedir, o Müslümanların yaptığı faaliyetler çalışma münafığı hiç ilgilendirmez. O, yemesi, içmesi, uyuması, eğlenmesi, kafa bulması, muhabbetleri kendi dünyasıyla ilgilenir. Yani yancıdır yandan kenardan takip eder. Müslümanların çektiği çileler onu hiç ilgilendirmez. Mesela Samiri Müslümanlar oradan kalkıyor ta Mısır’dan Kenan iline doğru geliyorlar. Acayip zor bir yolculuk. Adamın umurunda bile değil. O kepazelik peşinde, o yapacağı heykelin derdinde. Müslümanları nasıl saptıracak? Bak konusuna bak adamın. Tevrat okuyup bilgisini artırıp adilikten vazgeçeceğine oturuyor orada buzağı heykeli yapmanın derdinde. Müslümanların parasını da ona harcatıyor, imkanını da ona harcatıyor. Boş konuşmalarla, boş izahlarla Müslümanları hak çizgiden saptırmaya çalışıyor. Müslümanlar ne yapıyor? Mısır’da çok zor durumdalar. Dövülüyorlar, sövülüyorlar, aşağılanıyorlar, ibadet edemiyorlar, Allah’ı anamıyorlar. Allah’ı anacakları şekilde, ibadet edecekleri şekilde, rahat yaşayacakları şekilde onları çöle doğru götürüyor Hz. Musa (as) ve Kenan iline doğru. Gittin Allah’a şükret, çadırları kur, ibadet et. Cenab-ı Allah yiyecek de gönderiyor, imkanın da var huzur içinde yaşa. Yok, illa ahlaksızlık yapacak. Buzağıyla, altın buzağıyla senin ne işin var? Müslümanlara dünyanın altınını getirttiriyor. Halbuki Müslümanlar onunla yiyecek, kıyafet falan da alabilirlerdi birçok yanlarında malzeme getirebilirlerdi. Altına yatırttırdı paralarını dünyanın altını, koskoca altından buzağı yaptı ton hesabıyla. Müslümanların acayip vaktini aldı. Baş belası, her Allah’ın günü iş çıkartıyor. Mesela “bugün alçıdan kalıp çıkaracağız arkadaşlar” diyor. Bütün Müslümanlar buzağının şeklinde alçı kalıpla uğraşıyor, aylarca. Bak bela olmaya bak adamdaki. Şimdi diyor “büyük bir ateş yakacağız.” Bu sefer gidip Müslümanlar oradan buradan odun, kömür bilmem ne topluyorlar ocak yapılıyor kilden, altını eritmek için. Bu sefer körük yapılıyor. Körükle çok yüksek ısı elde ediliyor. Altını zor bela herkes elindeki atıyor onu eritiyorlar. Sonra yaptıkları o kilden kalıp üstüne altın dökülüyor bak Müslümanlara çektirdiği çileye bak adamın. Belaya bak. Kaptan dökülüyor pota koskoca pota yaptırtıyor. Ayları alan şeyler muazzam masraf ve vakit israfı. Bomboş o amaç uğruna sırf ahlaksızlık olsun. Sonra buzağıyı altından döktükten sonra onu bu sefer törpüyle işletiyor. Aylarca Müslümanları uğraştırıyor. Tam ahlaksız bela yani. Sonra da dikiyor onu Hz. Musa (as)’nın gittiği anı gözlüyor, dikiyor. Bir de utanmadan diyor ki “Hz. Musa’nın ilahı oydu, unuttu” diyor. Çift hakaret var. Hem “unuttu” diyor. Niye unutsun? Bir de nasıl ilahı oluyor onun? Allah’a inanan muvahhit bir insan, mübarek bir Peygamber. Sonra Hz. Musa (as) dönünce tabii it gibi korkuyor. Ondan sonra “ben ettim sen etme” kafasında. “Niye yaptın bunu?” diyor. “Senin yolundan bir parça aldım” yani “Tevrat’ın hükümlerini çıkarttım. Kendimce bir din oluşturdum” diyor münafıklık dini, münafıkane bir sistem. Adam ahlaksızlığı onunla da durmuyor diyor ki “ya” diyor “siz sarımsak yerdiniz, soğan yerdiniz burada sürekli yediğiniz besleyici olmayan bir şey” diyor. “Bıldırcın eti yiyorsunuz hasta olacaksınız. Sarımsak, soğan güç verir adama” diyor. “Acur yiyeceksiniz. Bakla yiyeceksin ki kuvvetli olasın” diyor. Halbuki bıldırcın eti hepsinden kıyaslanmayacak şekilde üstün. Beslenme ve vücut kuvveti açısından kıyas edilmez. Onlarla Müslümanları meşgul ediyor. “Hadi gidin sarımsak getirin.” Ta Mısır’a kadar iniyorlar gizlice. Atlarla, eşeklerle sarımsak getiriyor. Bu sefer “hadi gidin soğan getirin” bak pisboğazlığa bak baş belası yani. İşin yoksa bununla uğraş. Sonra “hadi acur getirelim” diyor. Zıkkımın pekini ye, pislik herif. Ondan sonra “bakla getirin” diyor. Milleti de tehlikeye de sokuyor sırf pisboğazlıktan. En sonunda da Hz. Musa (as) artık ne yapacağını düşünüyor. “O zaman gidin bari de oradan yiyin bari. Artık uğraşacak halim yok sizinle” diyor. Pisboğaz adamlar baş belası tipler yani. Münafık onun için kendi alemindedir manyak gibidir. Müslümanlara musallat olur işte “bize niye sarımsak yedirmedin?” Hazreti Musa (as) anlatıyor, yok “niye soğan yedirmedin” bu sefer onu anlatıyor, işte “buzağıyı bize niye müsaade etmiyorsun?” Belli ki manyaklık yani onun neyini soruyorsun deli misin sen? Yani baş belası “ne mahsuru olur buzağının karşısında Allah’a ibadet etsek” diyor. “Buzağıyı vesile etsek” diyor, “buzağının aracılığıyla Allah’a ulaşsak ne olur?” diyor. Bak ahlaksızlığa, doğrudan Allah’a dua etmek varken buzağı ne alaka? Densizliğe bak illa şirk ve ahlaksızlık yapacak. Hazreti Musa (as)’yı çok bunaltmak istiyordu acayip sinirlendi Hazreti Musa (as) artık yani yaptığı ahlaksızlıktan bu Samiri’ye çok şiddetli öfkelendi. Kardeşinin saçından sakalından tuttuğu gibi ayağını yerden kesti, elindeki tableti atıyor yani müthiş öfkelenmiş. Allah o detayı da veriyor yani müthiş öfkelenmiş. Tabii o bir peygamber zellesidir normalde atmaması lazım elinden tableti ve kardeşinin saçını sakalını tutmaması lazım ama Allah o detaylara kadar veriyor yani çok sinirlendirdiği için o münafık. Tabii ama bu hamiyeti İslamiye’dir yani o öfke ona şifa.

Mesela diyor ki, “Peygamberin izinden bir avuç aldım attım” sen nereden çıkarttın onu? Vahiy alıyor değilsin, bu ne cüret? Münafık cüretini görüyor musun? Münafıkta bir deli cesareti vardır, deli cüreti yani münafık cüreti hiçbir cürete benzemez, çok çirkin en çirkin cesaret münafıkta vardır. Münafığın psikopatlığı, ahlaksızlığı ve deliliği yani hayretler içinde bırakacak derecededir insanı ve sonra da çok masum açıklıyor diyor ki, “ben ne yaptım ki?” diyor, “bir avuç aldım attım elçinin izinden” diyor “bir de heykel yaptım” diyor “ne yaptım ben?” diyor yani böyle ahmakça da açıklaması olur münafığın. Münafığın delice eylemleri, münafıkane kirli cesareti hiçbir ahlaksızda görülen derecede değildir yani insanın nutkunu tutturacak gibi.  Mesela kimin aklına gelir çölde altından buzağı heykeli yapmak için aylar öncesinden ahmak adam hazırlık yapıyor. Şu deliliğe bak, şu plana bak oyuna bak sen. Ve bütün Müslümanları meşgul ediyor, yazık günah değil mi? Orada ihtiyarlar var, yaşlılar var, çocuklar var herkesin başını belaya sokuyor, sonunda da tek başına kalıyor.

Münafık o yüzden böyle her yerde her devirde lağım üretme makinesi gibidir, ağzından lağım akar -dini konuları tenzih ederim- gözünden lağım akar, eylemlerinden lağım akar, zihninden lağım akar adeta, sürekli pislik üretir. Mesela o biter onu başlatır, o biter o başlar yani şeytanın etkisinde olduğu için kesintisiz. Mesela Resulullah (sav) zamanında da o alçaklar gittiler Hazreti Ömer (ra)’i şehit ettiler sonra Hazreti Osman (ra)’ı yani akıl almaz alçaklar. Bak deli cesaretinin üstünde bir cesarettir, kirli alçak bir cesarettir münafık cesareti. Mesela Hazreti Osman (ra)’ın şehit etmeye kafir bile cesaret edemez, o devrin kafirleri cesaret edemez ama münafıklar cesaret eder. Hazreti Ömer (ra)’e hiçbir kafir cesaret edemedi, münafık cesareti en çirkin cesarettir yani müthiş bir cüreti vardır, şeytani cüreti vardır. Mesela 12 imamı şehit etmeleri inanılır gibi değil, çok şeytani bir cesaret. Mesela Samiri’ye Hazreti Musa (as) bayağı iyi davranıyordu, hiçbir şey demedi bak o devire kadar ta ki artık İslam’a alenen saldırıya geçince ona müdahale etti, o devire kadar hiçbir şey demedi. Çok nankör ve alçaktır münafık yani hep Müslümanlarda kusur bulmak, hata bulmak üzerine kuruludur sistemi.

 

DÜNYADAKİ İSTİHBARAT ÖRGÜTLERİNİN BÜYÜK BÖLÜMÜ İNGİLİZ DERİN DEVLETİNİN KONTOLÜNDEDİR

CIA, 2. Dünya Savaşı sonrasında ABD Başkanı Roosevelt’in emriyle, bakın İngiliz istihbarat servisi MI6 ve özel operasyonlar birimi örnek alınarak İngilizler tarafından kuruldu. Açık bilgi veriyorum. Amerikan istihbaratının ve CIA’in babası kabul edilen General William Donovan, İngiltere’ye gidip gerekli desteği almak için İngiltere Başbakanı Churchill ve İngiliz istihbarat yetkilileriyle görüştü. Bunun belgeleri hepsi ortada biliniyor ve onların desteğiyle yanına verdiği elemanlarla bilgiyle ve parayla İngiliz derin devletinin engin tecrübesiyle kendilerine göre CIA’i kurdular. CIA’in yönetimi şu ana kadar da ve bundan sonra da daima İngiliz derin devletinin kontrolünde olacaktır. Bunu anlamaları lazım. CIA’in kurucusu bu General Donovan, casusluk sanatını, İngiliz istihbarat teşkilatı MI6’in Başkanı Stewart Menzies’ten öğrendiğini defalarca açıklıyor. Resmi belge olarak var bu. Yaptıran İngiliz derin devleti. CIA de yapıyor, MOSSAD’ı da kullanır, El Muhaberat’ı da kullanır. Alman gizli servisini de kullanıyor, İsveç gizli servisini de kullanıyor, bütün gizli servisleri aşağı yukarı. Yüzde 80’i, yüzde 90’ı onların emrinde zaten. MOSSAD da onların emrinde. MOSSAD’ın bütün aldığı bilgi MI6’in bilgisidir. MOSSAD’ın kendi elemanı yok, tesisi de yok, gücü de yok.

Bak hep üst akıl, üst akıl anladılar fakat bir türlü İngiliz derin devleti diyemiyorlar. Eğer CIA olsa CIA der. CIA olmadığına emin ki üst akıl diyor. Değil mi? Adı var CIA’nin adam söyler. Niye üst akıl desin CIA’e? Biliyor CIA olmadığını. Madem İngiliz derin devleti açıkça söylensin. MI6 bir birimidir buna da takılıp kalmamak lazım, MI6. Adam Pakistan istihbaratını kullanıyor, Hint istihbaratını kullanıyor, Alman istihbaratını, Hollanda istihbaratını kullanıyor. MI6 bunların içinde bir bölümdür. Bunların toplamını kullanır İngiliz derin devleti.

 

MÜSLÜMAN PEYGAMBER VEFAT ETTİKTEN SONRA DA MÜCADELEYE DEVAM ETMEKLE YÜKÜMLÜDÜR. İŞTE MEHDİYET ZAFERE KADAR BU İLMİ MÜCADELEYİ YAPANLARDIR

Diyorlar ki işte “Peygamberimiz (sav) döneminde olsa dünyaya İslam hakim olurdu. Peygamber zamanında olmadıysa niye olsun ki?” diyorlar. “Müslümanlar artık geri dönsünler başarılı olmaları mümkün değil. Geri dönün artık” diyorlar. Ki hükmü de çok ağırdır bu ifadenin. “Geri dönün çünkü peygamber öldü” diyor. “Artık geri dönün.” Ali İmran Suresi, 144’te Cenab-ı Allah diyor ki “Muhammed yalnızca bir elçidir. Ondan önce nice elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o (Muhammed) ölürse ya da öldürülürse” yani şehit olursa “siz mücadeleden vazgeçip topuklarınız üzerine gerisin geriye mi döneceksiniz?” diyor Allah. Adam ne diyor? Döndüm bile diyor. Allah dönmeyin diyor. Ölebilir öldürebilirler de bak. Resulullah (sav) öldü niye dönüyorsun topuklarının üzerine geri? Savaş devam ediyor mücadele. Ben dönerim diyorsun Peygamber öldü çünkü. Ama bak Allah yasaklıyor peygamber ölse bile topuklarınızın üzerine dönmeyin mücadeleye devam edin diyor bak. “İki topuğu üzerine gerisin geri dönen kimse Allah’a kesinlikle zarar veremez. Allah şükredenleri pek yakında ödüllendirecektir.” İki topuğu üzerine gerisin geri döneni Allah burada lanetlemiş oluyor. Yani bunun çirkin, haram bir fiil olduğunu anlatıyor Kuran’da. Bak peygamber ölebilir ama siz topuklarınızın üzerine geri dönmeyeceksiniz diyor. Mücadeleye devam edeceksiniz. Mehdiyet nedir? İşte o iki topuğu üzerine dönmeyenlerin adıdır Mehdiyet. Resulullah (sav) öldü ama onların evlatları, Resulullah (sav)’ın evlatları iki topuğunun üzerine geri dönmeyip mücadeleye devam ediyorlar. Ta ki zafere kadar, ta ki din Allah’ın oluncaya kadar, fitne yeryüzünden kalkıncaya kadar devam edecektir Mehdiyet işte budur.

 

BÜTÜN MÜNAFIKLAR SİNSİ, ZÜPPE VE ASİDİRLER

Allah’ın hikmeti ta en başından beri. Hz. Adem (as) devrinde var münafık. Habil Kabil kıssasında görüyoruz üslubu züppe. Asi, züppe, kontrolsüz ve çok sinsidir münafıklar. Yani hayret edilecek şey. Allah’tan korkanın yapacağı bir şey değil ama yapıyorlar.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244774/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244774/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV170101t_10.jpgSat, 18 Mar 2017 18:25:01 +0200
Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (31 Aralık 2016; 22:00)KURAN'DA EN ÖNEMLİ KONU MÜNAFIKLARLA İLMİ MÜCADELEDİR

Kuran’da en önemli konu küfürle mücadele değildir, münafıkla mücadeledir. Küfür açıktır, sarihtir. Yani hedefini açık belli eder. Kendini de açık belli eder. Mücadele metodu da açıktır. Ama münafık öyle değildir. Münafık çok kahpedir. Müslümanların içerisinde şeytani bir zekayla çok ince girift olarak ayrılmamak şartıyla mücadele eder. Ama tabii münafığın bütün taktiği hep Müslümanların içinde olmaz Kuran’daki ifadesiyle. Münafık ikinci aşamasında ayrılma aşamasına girer. Ayrılmasından amaç da “bak, ben gidiyorum siz de gidebilirsiniz. Gidince hiçbir şey olmuyor görüyorsunuz. Bir bela da olmuyor, bir şey de olmuyor, Allah bir dert vermiyor, hiçbir şey olmaz. Dolayısıyla arkası gelsin” anlamındadır yaptığı şey. Fakat içi de rahat etmez münafığın. Yani arkasının gelmesinin mümkün olup olmadığını da merak eder. Onun için ayette diyor “bedevilerin” yani nasıl diyelim bu devre göre, “bilgisi az olan insanların yani az okuyan, az araştıran insanların içerisinden sizi takip ederler” diyor. Yani ne yapıyorlar acaba, ne ediyorlar, ayrılan oluyor mu, bela geliyor mu, bir dert geldi mi? “Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler.” (Al-i İmran Suresi, 120) Yani “acı çekerler, ızdırap çekerler” diyor. Bizzat kendisi uygulayarak cemaatse yahut Müslümanların topluluğu neyse Peygamber (sav)’in yanından gidilebileceğini göstermiş oluyor. Mesela adam vahiy katibi, “vahiy katibi gider mi artık o gidiyorsa herkes gider” mantığı olabileceği için özellikle vahiy katipliği yapıyor. Adamlar şok oluyor tabii. Müslümanlar diyor ki; “artık vahyin gelişini görüyor bu adam, Peygamber de ona o kadar güvenmiş, Kuran’ı yazan insan, yani vahiy geliyor. O da yazıyor. Bu insan gittiğine göre o zaman biz de gidebiliriz” mantığını işlemek için bunu yapar münafık. Asıl köklü hedefi münafığın Müslüman cemaatini topluluğunu tamamen dağıtmaktır. Yani asıl hedefine o zaman ulaşacağını düşünür, yani nihai hedefi odur. Mesela bak, Münafikun Suresi, 7’de, “Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiçbir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler” derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar.”  Yani bir kavramama akıl zaafı çok güçlüdür münafıklarda, Allah onu bir mucize olarak belirtiyor. Çok zeki oluyor ama kavrama yeteneği, anlama ve akıl yeteneği çok düşük oluyor. Yani delilik derecesinde anormaldir münafık o yönüyle. Fakat bak diyor ki; “sonunda dağılıp gitsinler” Münafığın bütün eylemleri Müslüman topluluğunu dağıtmaktır.

Mesela Ahzab Suresi, 20’de “Onlar (münafıklar, düşman) birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Eğer (askeri)” veyahut polisiye “birlikler gelecek olsa, çölde bedevi-Araplar arasında olup sizin haberlerinizi (ordan) sormayı cidden arzu ediyorlardı.” Yani cahil, bilgisi eksik olan insanların arasına dağılıp gizlice haberlerinizi yani ne oldu ezildiler mi? Saldırıya uğradılar mı? Tamamen dağıldı mı? Onun haberini bekliyor. Yani tamamen dağılması için Müslümanların neler yapılabilir uzaktan onun stratejisini yapmak istiyor. “Fakat içinizde olsalardı ancak pek az savaşırlardı.” Diyor. Hakikaten münafık hiç hizmet etmek istemez. Yani onun bariz vasıflarındandır. Küfre hizmette akıl almaz çalışkandır münafık. Yani muazzam yeteneklidir küfre. Mesela Darwinizm’i anlatma görevi versen, “Darwinizm’i savun” desen anlatır. “Rumiliğin içerisindeki gizli dinsizliği anlat” dersen anlatır. “Homoseksüelliği savun” dese birisi ona savunur. Yani çok mesela “Müslümanların aleyhine bilgi topla” desen, yapar. Yani muazzam yeteneklidir. Ama “İslam’ı anlat, Kuran’ı anlat, iman hakikatlerini anlat” dersen anlatmaz. Anlatıyorsa bile onun arasına küfür sızıntıları koyarak Müslümanlara anlatmak ister. Mesela Kuran ayeti açıklarken derin devletin bir işaretiyle onu anlatır. Mesela derin devletin bir sembolüyle onu anlatmaya çalışır. Veyahut başka bir konuyu anlatırken içerisinde homoseksüelliği de savunan gizli çizgiler olacak şekilde anlatır. Yani münafığın her yaptığında bir pislik, bir kepazelik, bir ahlaksızlık vardır. Yani dikkatlice izlenirse, çünkü şeytan yardım ettiği için, şeytan desteklediği için hayret edilecek yeteneğe sahip olur, yani çok şaşırırsın. Nerede ne zaman buluyor diyerekten. Mesela iman hakikati anlatır, bakarsın onun içerisine bile küfri sızıntılar koymuştur. Yani küfri semboller koyar, yani kelimeleri seçerken resim seçiminde olsun, konuşmalarının ahenginde olsun buna çok özen gösterir.

Mesela Müddessir Suresi 17 ve 25. Ayetler, Cenab-ı Allah şeytandan Allah’a sığınırım diyor ki; “Onu” münafığı “alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Diyor bak, “alabildiğine sarp bir yokuş” Münafığın hayatı zordur, yani çok çetin bir hayatı vardır. Çünkü sürekli bir kargaşa, savaş, mücadele ve anarşi içindedir ruhu. Onun için bak, Cenab-ı Allah diyor ki; “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Hayatının hiçbir anı huzurlu değildir münafığın. Sürekli kargaşa, sürekli talepler, sürekli eleştiri, sürekli kin, sürekli öfke, sürekli huzursuzluk vermek, sürekli rahatsızlık vermek üzerine kurulu bir şeytani ruh yapısına sahiptir. Kuran buna şu şekilde işaret ediyor. Şeytandan Allah’a sığınırım. Bir daha söylüyorum. “Onu” münafığı “alabildiğine sarp” bak alabildiğine, sarp demek yani normal bir insanın çıkamayacağı, yapamayacağı “sarp bir yokuşa süreceğim.” Yani zorlanacak. Yani “öyle bir ortama sokacağım onu” diyor Allah. “Çünkü o, düşündü” bak, münafık düşünüyor “ ve bir ölçü tespit etti.” Yani münafık planlarını ince ince ölçüyle hazırlar. Bir ölçü tespit etti. Yani ahlaksızlık yapmadan önce onu planlar. “Kahrolası” diyor Allah. Bu zaten münafığın kahrolacağını gösteriyor, belasını bulacağını gösteriyor bu ayet. “Kahrolası, nasıl bir ölçü koydu?” diyor Allah. Şaşırtacak, şeytani olduğu için hayret edilecek ölçüleri vardır münafığın, yani mücadele metotları çok şaşırtıcıdır. Sürekli yeni yeni taktikler, yeni yeni yöntemler bıkıp usanmadan onları oluşturur. Ama Cenab-ı Allah onu Kendisi’nin oluşturduğunu söylüyor, ona yarattığını söylüyor. Bak, “Onu alabildiğine sarp bir yokuşa süreceğim.” Yani o kargaşanın ruhunu onda yaratan da Cenab-ı Allah’tır ama o kendinden zanneder tabii ki. “Yine kahrolası, nasıl bir ölçü koydu? Sonra bir baktı.” Münafığın pistir bakışı, Kuran ona dikkat ediyor. Bak, “Sonra kaşlarını çattı” Bak, bakması pis, sonra bak kaşlarını çatıyor yüzünde pis bir ifade itici böyle alçak, kahpe bir ifade oluşturuyor. Bak, “kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” Demek ki yüzüyle münafık muazzam oynuyor. Pis de gösterebilir, böyle müşfik sakin de gösterebilir. Yüzü onun adeta kukla arenası gibidir. Kukla sahnesi gibidir, oynar yüzüyle yani münafık, yani tiyatro sahnesi gibidir suratı münafığın. “Sonra kaşlarını çattı ve yüzünü ekşitti.” Yani yüzüne pis bir ifade veriyor. “Sonra da sırt çevirdi” Münafık aniden döner gider özelliğidir yani, aniden döner gider. Yani manyak bir hareket olduğu için Cenab-ı Allah buna da dikkat çekmiş. Ummadığın hareketler yapar münafık. Mesela dururken birdenbire sırtını dönüp gidebilir. “ve büyüklük tasladı (istikbar)” enaniyet ve azgınlıktan yüzünde korkunç bir kibir ifadesiyle, şeytani bir ifadeyle ortaya çıkıyor. “Böylece:” bak konuşmaya başlıyor. “Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen' bir büyüdür" dedi.” Mesela ağzından hemen alçakça bir ifade çıkıyor bak, “Bu, yalnızca 'aktarılarak öğrenilen'” şimdi münafık demek konuşurken kendince bilimsel, tarihe de dayandırarak konuşuyor ikna etmek için. Yani böyle doğrudan bir ifade değil de kendince ikna edici olduğunu düşündüğü tarzda, bilimsel gördüğü tarzda konuşuyor. Bak, “Bu, yalnızca” bak, önden de telkin yapıyor “yalnızca aktarılarak” ondan ona, ondan ona aktarılarak “öğrenilen'” ki “Peygamber de bu şekilde öğrendi” diyor. “bir büyüdür” dedi.” Şimdi Peygamber (sav)’e olabilecek en çirkin sözlerden birini söylemiş oluyor. “bir büyüdür” yani Peygamber (sav)’in de büyücü olduğunu söylüyor dolayısıyla. “Bunu da başkasından öğrendi” diyor. “Yani kendi de biliyor değil” diyor. “Başkası ona öğretti” diyor. “Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.” Yani alelade göstermeye çalışıyor dini. Allah’ın hükümlerini alelade göstermeye çalışıyor ki Müslümanlar soğusun, şüpheye düşsün, kuşkuya düşsünler, Peygamber (sav)’in etrafından dağılıp gitsinler. Nihai amacı Müslüman topluluğunu yok etmek, dağıtmak. Ama peki bilinçaltında buna inanıyor mu? Bilinçaltında inanmıyor. Bilinçaltında Kuran’ın hak olduğuna inanıyor, kanaati geliyor. Bak, Allah diyor ya ayette “zulüm ve büyüklenme dolayısıyla” diyor “bunları inkar ettiler.” (Neml Suresi, 14) Yani bilinçaltında çünkü mükemmel bir ahengi var Kuran’ın, kusursuz bir anlatımı var. Ve 19 mucizesini de görüyor. Nefes kesici bir şey bu, muazzam bir mucize. Zaten “ölçtü” diyor bak, “bir ölçü koydu” diyor. Yani on dokuza işaret var burada. Bunları gördüğü halde millet, insanlar iman eder inanır diye tam aksini söylüyor. Ama yalan söylerken de inandırıcı olması için kendince onların inancına uygun ve bilimsel görünümlü gibi bir anlatımla anlatıyor. “Bu, bir beşer sözünden başkası değildir.” Diyor. “Onu Ben, cehenneme sürükleyip-atacağım.” Yani “münafıkların sonu budur” diyor Allah. Yani acele etmeyin anlamına geliyor bu. “Cehennem (sakar)” “Ne sakar adamsın” falan derler ya, bilirsiniz “sakarlık yaptı” derler. “Cehennem (sakar) nedir, sen bilir misin? Ne alıkoyar, ne bırakır.” (Müddessir Suresi, 27) Yani tutuyor gibi de değil, rahat hareket ediyor ama bırakmıyor da. Çünkü özgür hareket ediyor cehennem içinde ama özgürlüğü nereye giderse belayla karşılaşıyor, nereye giderse korkunç dehşet verici bir olayla karşılıyor. Özgürlüğünden gaye dünyadaki özgürlük merakını Allah orada onu belaya çeviriyor. Var ya dünyada münafıklar öyledir.

 

MÜNAFIĞIN RUHU SÜREKLİ KARMAŞA VE ANARŞİ İÇİNDE OLDUĞU İÇİN HAYATININ HİÇBİR ANI HUZURLU DEĞİLDİR, SÜREKLİ KİN VE ÖFKE İÇİNDEDİR

Sürekli gezmek, sürekli hareket etmek, sürekli ruhunda anarşiden dolayı sabit bir yerde durmak istemez münafık, muazzam hareketlidir. Yani içinde dehşetli bir sıkıntı vardır iman zaafından kaynaklanan, Allah’a uzak olmaktan kaynaklanan, Allah’a karşı mücadele vermekten kaynaklanan ve Allah’ı zikretmemekten kaynaklanan ruhunda muazzam bir ızdırap vardır. Onun için Allah Kuran’da diyor şeytandan Allah’a sığınırım. “Kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.” (Rad Suresi, 28) Münafık da Allah’ı zikretmek en rahatsız olduğu konudur. Allah’ı zikretmek istemediği için de Allah muazzam bunaltır münafığı. Ayette diyor ya şeytandan Allah’a sığınırım. “Yer ise, bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti” (Tevbe Suresi, 25) Çok sıkılıyor. Ama imana döner İslam’a dönerse o sıkıntı kalkar. Allah’ı zikrederse o kalkar. “Ne alıkoyar, ne bırakır.” (Müddessir Suresi, 28) Yani o özgürlüğünü Allah işte orada burnundan getiriyor. Mesela bir yere kaçmak istiyor bir macera aramak istiyor, orada başını bir belanın içine sokuyor. Allah orada mesela bir batağa düşürüyor onu. Bir başka yerde kaçmaya kalkıyor mesela kaynayan kükürdün içine düşüyor. Oradan kaçmaya çalışıyor bir başka bir başına bela geliyor. “Beşere delicesine susamıştır.” (Müddessir Suresi, 29) diyor. Yani cehennemin tamamı şuurlu olduğu için, yani “insanlara azap vermek için delice bir hırsı var” diyor cehennemin. “Onun üzerinde on dokuz vardır” (Müddessir Suresi, 30) On dokuz melek var. Melekler orada cennet hayatı yaşıyor cehennemin içinde, yani bak, algının şeklini görüyor musun? Mesela aynı varlık orada cehennem azabı yaşarken, melek cennet hayatı yaşıyor cehennemin içerisinde, gayet mutlu. Mesela ateş ona başka türlü görünüyor. Cehennemin dereleri ona başka türlü görünüyor. Cehennem evleri ona başka türlü görünüyor, yani algısı başka türlü. Yani onların algısı ayrı, cehennem ehlinin algısı ayrı, meleklerin algısı ayrı. O mesela sonsuza kadar duruyor cehennemde gayet mutlu. Ama yani aynı cennetteki gibi mutlu. Algısını Allah öyle aldırıyor çünkü. Algının önemini de burada görmüş oluyoruz. Çünkü neyi algılarsak o şekilde olmuş oluyor. Mesela birisi soğuğu soğuk algılarken bir başkası sıcak algılayabiliyor mesela birisi de ılık olarak algılıyor. Mesela birisi tuzlu olarak tat alırken biri şeker tadı almış oluyor. Birisi mesela kükürt kokusu alırken biri gül kokusu şeklinde alıyor. Aynı kokuyu almıyorlar.

 

MÜNAFIK İSLAM'A HİZMET ETMEDİĞİ İÇİN İÇİNDE CEHENNEM ATEŞİ GİBİ SIKINTI VARDIR. O SIKINTIYLA SÜREKLİ SALDIRACAK YER ARAR, MÜSLÜMANLARI OYALAR

İslam’a hizmet etse münafık o meşgaleyle Allah onun üstünden sıkıntıyı alır. Ama İslam’a hizmet etmek istemediği için münafığın içinde cehennem ateşi gibi ateş vardır, acayip sıkılır, bunalır. Onun için o azgınlıkla Müslümanlara saldırganlığı daha da artar, böyle kavga edecek, kepazelik çıkaracak, ahlaksızlık yapacak konular arar ve şeytan ona sürekli ilham eder peş peşe. Mesela “sarımsak istiyorum” diyor adama sarımsak sağlanıyor, “şimdi soğan istiyorum” diyor soğan sağlanıyor, “şimdi mercimek istiyorum” diyor baş belası bak mercimek sağlanıyor, “şimdi acur istiyorum” diyor acur geliyor. Ondan sonra diyor ki Cenab-ı Allah; “Allah bir sığır kesmenizi emretti.” “Nasıl bir sığır?” Diyor bak baş belası. Tarif ediyor Cenab-ı Allah anlatıyor, o “tam olmadı” diyor “daha detay ver” diyor. Bak hem Allah’ın hükmünü beğenmiyor, hem Peygamber (sav)’in de açıklamasını beğenmiyor. Vahiyle geliyor Peygamber (sav)’e, Allah’ın vahyini beğenmiyor. “Olur mu?” Diyor “bütün sığırlar birbirine benzer” diyor “daha detay istiyorum ben” diyor. Amacı yapmamak ve Müslümanlara eziyet edip rahatsızlık vermek, sıkmak, vaktini almak halbuki Peygamber (sav)’in makamı yükseliyor her gelen ayet, hükümde onlara gösterdiği her sabırda Hz. Musa (as)’ın sonsuza kadar olan hayatındaki makamı yükseliyor, Allah ömrünü de uzatıyor ve sağlık, sıhhat veriyor ona. Onu yapana Allah bela veriyor. Mesela Samiri ömrünün sonuna kadar tek başına sürünerek yaşadı, belanın, hastalıkların içerisinde yaşadı ve köpek gibi öldü gitti ve ahirette de sonsuza kadar azap çekecek cehennemde. Gayya kuyusuna atılacak, en derin kuyuya sonsuza kadar, bak ahmaklığını görüyor musun? Hz. Musa (as)’nın talebesi olarak güzel yaşamak varken, Firavun’un yamağı olmaya kalkıp sonsuza kadar azap çekmeyi kabul etti, ahmak kafada, kendini çok akıllı zannediyor ama bunun kaderinde işte bu da bir mucize, Cenab-ı Allah’ın mucizesi.

 

MÜNAFIK MÜSLÜMANLAR KOF HALE GELSİN İÇİ BOŞ HALE GELSİN İSTER. "BEN İSLAM'DAN ÇIKTIM BİR ŞEY OLMUYOR" MESAJIYLA İNSANLARI YÖNLENDİRMEK İSTER

Münafığın amacı kof bir Müslüman modeli, kof bir cemaat, kof bir topluluk, kof bir ümmet meydana getirmektir yani içi boş bir ümmet meydana getirmektir. Bunu birçok yerde sağladı münafıklar. Mesela ben İslam’dan çıktım bak, bir şey olmadı mantığı veriyorlar. Bak, İslam’la benim alakam yok, bana bir şey olmadı mantığı veriyorlar, cesaret veriyorlar zayıf akıllı olanlara. Mesela ben sürekli bir şeyler istiyorum, sürekli tahribat yapıyorum; siz de bir şeyler isteyin, siz de tahribat yapın, siz de kavga çıkarın, siz de olay çıkartın, siz de fitne çıkartın, siz de ukalalık yapın, züppelik yapın, siz de çakallık yapın, bilmişlik yapın, tartışmacı olun, saygısız olun, densiz olun münasebetsiz olun. Yani küfür ahlakını göstererek küfrü sükseli gibi gösteriyor münafıklar. Mesela İslam'ı tebliğ etmeyip siz de tebliğ etmeyin, işte ben boş oturuyorum siz de boş oturun. Adam akşama kadar elinde çekirdek torbası, televizyon seyrediyor kendi aleminde. İslam onu ilgilendirmiyor, din ilgilendirmiyor; Müslümanların ezilmesi, perişan olması ilgilendirmiyor. İşte nasıl üstün olabilir, nasıl büyük olabilir, nasıl yüce olabilir onun kafasında, onun derdinde oluyor. Büyümek istedikçe küçülüyor. Büyümek istedikçe Allah onu aşağılıyor. Daha da beter perişan oluyorlar. Müslümanlığı kof hale getirdiler, en büyük tehlike o. Birçok yerde oradan netice alıyorlar. Münafıklar çok büyük bir kitle haline geldi Müslüman topluluklarda. İmanlılar eğer bir arada olursa bu münafık yapılanması saniyeler içerisinde gider, saniyeler içerisinde.

]]>
http://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244773/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://www.harunyahya.org/tr/Adnan-Oktardan-Ilk-Kez-Duyulan-Aciklamalar/244773/sayin-adnan-oktarin-yeni-aciklamalarihttp://imgaws1.fmanager.net//Image/objects/67-adnan-oktar-in-sohbet-programlari/AdnanOktar_A9TV161231t_05.jpgSat, 18 Mar 2017 18:13:45 +0200